Dip

By OEsraylmz

726 192 2K

Ölümün kıyısında yeşeren bir aşk hikayasi More

SORGU
KAÇIŞ
ESİR

KARANLIK

358 94 784
By OEsraylmz

Ceza feat & Sezen AKSU= Gelsin hayat bildiği gibi.
                             🎶bölüm şarkısı.

Her bir adımda biraz daha boğuluyordum içimdeki yalnızlıkta. Olmayanları arıyordum, ufacık yüreğime tutunamayanları hiç gelmeyenlerin yollarını gözlüyordum gönlümün kırık penceresinde. Sevilmeyişimi serpiştiriyordum içimdeki duvarların üstüne. Bir kez daha acıdım içimdeki ufaklığa.. Duvarların arkasından el salladı bana "ben böyle iyiyim" dedi kırık bir tebessümle. Kendi kendime söylediğim en güzel yalandı bu..

İçimdeki yolculuktan ayrılıp gerçek dünyanın karanlık gecesine geri döndüm. Ördüğüm saçımdan firar eden birkaç tutamı yüzümden çekip kulağımın arkasına yerleştirdim. Durup derin bir nefes çektim içime, içinde bulunduğum durumu hazmetmek istercesine. Yaklaşık bir saat'tir yürüyordum bilmediğim bir şehrin ıssız ormanında. Sığınabileceğim ışığı yanan bir ev yada yardım isteye bileceğim bir insana rastlayamamıştım. Yine derin bir nefes çekerken içime, etrafıma bakınmaya başladım.

Yol boyu sıralanmış çam ağaçları, sanki ormanı koruyan asker edasıyla dizilmişlerdi.Onların arkasında kocaman gövdeleri ile gökyüzüne doğru süzülen çınar ağaçları ve bu görüntüyü taçlandıran dolunay. Sanki masallar diyarından güzel bir kare gibi duruyorlardı.Bakışlarımı gökyüzündeki yıldızlara çevirdim. Umut istercesine... Yenilmiyorlardı gecenin karanlığına. Parlıyorlardı umut var dercesine! Biz karanlığa mahkum olan insanlara inat.. Önüme dönüp isteksizce adımlarımı yönlendirdim ormanın ıssız yoluna. Ormanda ki sessizlik sanki kimsesizliğimi haykırıyordu. Omuzlarıma ağırlık gibi çöküyordu yalnızlığım.

Oysa alışkındım ben yalnızlığa, kimsesizliğe...

Farkı neydi, bu karanlık gecenin yalnızlığının diğer bütün gecelerden? Odamda ki yorganımın dibine sığınan yalnızlığımdan farkı neydi ki? Şimdi ise ormanın karanlığına sığınmak istiyordu! Fazla mı gelmiştik bu koça şehrin karanlığına... Bu düşüncelerle ne kadar yürüdüm, ne kadar içimdeki yalnızlıkla savaştım hiç bilmiyorum. Yorgunlukla , açlık iyice bedenimi ele geçiriyor gibiydi. Tekrar derin bir nefes çektim içime. Adımlarımı durdurup etrafıma bakınmaya başladım. Yolun kenarındaki çam ağaçlarının arkasında, beton bir duvar gözüme çarpmıştı. Yavaşça duvara doğru adımlarımı yönlendirdim.

Sarmaşıklar neredeyse tamamını kaplamış , oldukça büyük bir duvar vardı karşımda. Bir sitenin yada özel bir mülkün sınırına koyulmuş da olabilirdi. Bu da yakınlarda bana yardım edebilecek birilerinin olduğuna işaret olabilirdi? İçimde ki umut tohumları yeşermeye başlarken duvarın uzandığı doğrultuda yürümeye başladım. Tedirginlik ve ümit aynı anda içimde yükselirken, ne kadar yürüdüğümün farkında bile değildim. Duvarla aynı büyüklükte olan demir kapıyı görmemle adımlarımı hızlandırmaya başladım. İçimdeki heyecan her bir adımda artarken demir kapıyla aramda yarım metre kala durdum.

Kulağıma kendi nefes alışverişim den başka hiçbir ses gelmiyordu. Hafif bir nefes alıp yavaşça dışarıya verirken elimi kaldırıp bir- iki kere kapıya vurdum. Yanıt bekler gibi etrafa kulak kesildim ama hiçbir ses yoktu. Birkaç kez daha kapıya vurup "Merhaba! Yardım edebilecek birileri var mı?" diye seslendim bir yanıt beklercesine. Hiçbir ses gelmemişti. İçimdeki umut tohumları yeşermeden karanlığın rüzgarına kapılıp yok olmuştu. Arkamı dönüp demir kapıya sırtımı yaslayarak yavaşça yere çöktüm. İçimdeki çaresizlik gecenin karanlığında karışırken, kafamda ki sorular gün yüzüne çıkıyordu.

Neden tek başımayım yabancısı olduğum bu şehirde? Hayatta tek güvendiğim dayım neden beni kaçırır gibi buraya göndermişti? Nasıl bir oyunun içindeyim ben. Dayıma ait olan dağ evinde gördüğüm o şeylerle bir alakası var mıydı bütün bu olanlarla? Sorular kafamın içinde cevap bulmak için yankı yaparken tek yapa bildiğim, göz yaşlarıma yenisini eklemek oluyordu. Güçlü olmam gerekiyordu, bu geceyi atlatıp sabah ilk işim Londra' da ki yalnız ve sıradan hayatıma geri dönmek olacaktı. Tabi ondan önce tüm bu saçma olayın açıklamasını dayımdan alacaktım. Yerden kalkıp hızlıca göz yaşlarımı sildim. Yutamayacaktı beni bu karanlık, yenilmeyecektim! Benim her şeyden önce umudum var , dansım var , büyülendiğim yıldızlarım var. Ah! Birde kadim dostum yalnızlığım. Kimsesiz değildim ben...

Bunları kendi kendime tekrarlarken bile sildiğim göz yaşlarım içimdeki acıyla harmanlanıp yanaklarımdan süzülüyordu. Öylece etrafa bakarken demir kapının içinden kırmızı bir ışığın yanıp söndüğünü gördüm. Daha net baka bilmek için ışığın yandığı yere doğru yaklaşıp durdum. Belkide ben yanlış görmüştüm? Tekrar yanıp sönmesi ile eğilip yandığı noktaya dikkatlice bakmaya başladım. Belki de güvenlik kamerası gibi bir şeydir. Işığın tekrar yanması ile gözlerime gelmişti. Kamaşan gözlerimi korumak için avucumun tersi ile ışığı engellemeye çalıştım. Mekanik bir ses "onaylandı" demesi ile demir kapı bir anda açılmıştı.

Korkudan yerimden sıçrayıp bir-iki adım geriye atıp etrafıma bakınmaya başladım. Neydi bu şimdi? İçimdeki adrenalin korku aynı anda yükselirken kocaman gözlerle etrafa bakınıyordum. Merak içimi kemirmeye başlamıştı. Yavaş adımlarla açılan demir kapıya doğru yaklaşıp bakınmaya başladım. Kimse yoktu etrafta. Geri dönmekle kapıdan içeriye girmek arasında mekik dokuyor gibiydim. İçimde ki heyecanla dudağımın kenarını hafifçe ısırıyordum. En kötü karar kararsızlıktan daha iyidir düşüncesi ile içeri doğru birkaç adım daha attım. Benim içeri girmemle açık olan demir kapı bir anda kapanması bunun kötü bir karar olduğuna dair emin oldum.

Yapacak hiç bir şeyimin olmadığını anlayıp önümdeki patika yoldan yürümeye başladım. Ağaçlar ufak tefek çalılıklar vardı ama hepsi öylesine büyümüş gibi değilde sanki belli bir düzenle konulmuş gibiydiler. Özel bir arazi olduğu belliydi ama etrafta herhangi bir ışık yoktu. Yorgunluk iyice bedenimi ele geçiriyordu. Saatlerdir durmadan yürüyordum. Belki de en başta olduğu gibi arabanın içinde oturup yardım beklemeye devam etmeliydim.Hayır yani, ne gibi bir düşüncem vardı ki arabayı yolun kenarında öylece bırakıp yürümeye karar verecek? Geride dönemezdim artık. Bıkkınlık ile olduğum yerde durdum. Daha fazla devam edebileceğimi sanıyordum.

Çalılıklardan gelen hafif bir ses ile arkama döndüm. Kimse yoktu etrafta. Önüme dönüp birkaç adım atmamla kulağıma gelen hırlama sesi adımlarımı atmamı durdurmuştu. Kalbim hiç olmadığı kadar hızlı atarken, yavaşça sesin geldiği yöne doğru döndüm. Kocaman beyaz bir köpek bana dişlerini göstererek hırlıyordu. Aramızda 7 metre var yok gibiydi ama kocaman ve öldürücü bakışlarıyla oldukça korkutucuydu. Elimde olmadan çığlık atıp koşmaya başladım. Ölüm korkusu tüm bedenimde var olmaya başlamıştı. Koşarken ayağımın altında ezilen çalılar ve arkamda beni yakalamak için koşan köpeğin havlaması kulaklarımı tırmalıyor gibiydi.

Daha hızlı koşmaya zorladım kendimi. Arkamdan geliyor mu diye bakınmam ile bir anlık dengesizlikle yere düşmem bir olmuştu. Kalbim tüm bedenimde atıyor, ciğerlerim daha fazla oksijen için beni zorluyordu. Derin nefes alışlarımın sesinin yanında hırlama sesi geldi kulağıma. Güçlükle yavaşça yerden kalkıp önümdeki köpeğin gözlerine bakmaya başladım. Aramızda 1.50 metre vardı. Her an üstüme atlayıp öldürmeye hazır bir şekilde duruyordu. Titreyen bacaklarım ve yere yığılmak için can atan bedenim... Ölmeden önce insanın kafasının içinden geçen anılar yoktu bende.

Sadece boşluk. Kocaman, dipsiz bir boşluk...

Belli belirsiz son bir nefes çekerken içime göz yaşımın tuzlu tadı geldi dilime. Ağladığımı o an fark ettim. Yavaşça gözlerimi kapadım bilmediğim şehrin karanlığına. Ölüm... Herkese mi aynı hissettiriyor yada bana özel mi bu kocaman hiçlik? Köpeğin bana doğru koşan ayak sesleri geliyordu kulağıma. Sonra bir el silah sesi yankılandı ormanın içinde. Yere düşme ve acı içinde inleme sesleri.. Sonrası ise ölüm sessizliği. İçimdeki hiçlikten ayrılıp ufacık bir cesaret ile gözlerimi aralayabilmiştim. Tam önümde yerde kanlar içindeki beyaz köpek...

Cansız bedeni ayaklarımın tam yanındaydı. Önümdeki görüntü yutkunmama sebep olmuştu. Bakışlarımı yerde ki görüntüden alıp silah sesinin geldiği yöne çevire bilmiştim. Gözlerim öfke ile bakan askerle kesişmişti. Elindeki silahı yerdeki köpeğin üstünden yavaşça bana doğrultmuştu. Bakışları doğrulttuğu silahtan daha acımasızdı. Bu benim sonum muydu yada sonsuzluğumun başlangıcı mıydı?
Korku tüm hücrelerime işlerken, yavaşça kararan gözlerim ve sanki bedenim bunu istermiş gibi yere yığılışım.
Sonrası, kocaman bir karanlığın dibi...

1 bölüm sonu.

Baş karakterimiz alya.

2. bölümden parça

Derinlerden gelen keman sesi, karanlığın içinden süzülüp kulaklarımdan  ruhuma işliyordu.
İçimdeki sessizlikten ayrılıp kemenın sesine araladım gözlerimi.

Yazım hatalarım olmuşsa şimdiden özür dilerim😊

Çok heyecanlı ve işkenceli bir 2. Bölümde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

Continue Reading

You'll Also Like

287K 23.1K 21
Savaş ve Yıldız çok yakın iki arkadaştır. Yedikleri içtikleri ayrı gitmeyecek kadar ileri seviyede dostlukları vardır. Liseden beri süregelen arkadaş...
132K 5.3K 24
"Bir can için bir can, bir ömür için bir ömür... Kalplerin rızası sorulmadan kesilen bu hüküm, ya iki hayatı kül edecekti ya da küllerinden yeni bir...
463K 37K 33
0535***: Kaldır o güzel kıçını ders çalış. 0535***: Sınavın var, kaldım diye ağlama sonra Siz: Sen kimsin? Siz: Hem nereden biliyorsun sen? Kim söyl...
Wattpad App - Unlock exclusive features