Değerli arkadaşım,
Hayat senin için neler hazırlıyor asla bilemezsin. An gelir, bir anda öyle bir düşersin ki. Sonra ne mi olur? Bir de bakmışsın cam misali paramparça olmuşsun. Sen zararı telafi etmek uğruna çabalarken hayat "Dur," der "Daha bitmedi.". Ne olup bittiğini anlamadan bir sıcaklık yayılır vücuduna. İhanet. Onun acısı ise yakar kavurur dokunduğu yerleri. Gönül teline dokunmuş, canına can olmuş yüzler geçer gözünün önünden. Ve işte o yüzler, ihanetin sıcaklığıyla buhar olur giderler. Geride koca bir enkaz yığını kalır yalnızca. İtfaiyenin müdahale etmekte geç kaldığı ahşap evler gibi, harabeye döner gönül köşkün. Yaşamın nefesi terk eder orayı. Çatısından yağmur suları akan, tahtaları dökülüp yanmış, bir zamanlar mis kokulu kır çiçeklerinin mesken tuttuğu bahçesini şimdilerde yaban otlarının istila ettiği bir yıkıntı olup çıkarsın bir anda. Ama korkma. Unuttukları bir şey var. Yanıp kömür olmuş bir kalp, her zaman en teklikelisidir. Neden mi? Çünkü o, en dibi görmüştür. Bunun anlamı ise o kalbin artık kaybedecek hiçbir şeyi olmamasıdır. Savaş daha yeni başlamaktadır. Dibe vuranların yanına yolculuk başlıyor.
Dibe vurmuşlara her devirde rastlayabilirsiniz. 1400'lerin Osmanlısı da bu zaman dilimine dahil elbette.