Deniz Çağlayan
Yeni yıl, yeni bir sene ve yeni umutlar. Evet, bu sene liseye başladım. Her ne kadar duyanlar inanmasa da -genelde 18 sanıyorlar- evet 15 yaşındayım. Halbu ki o kadar büyük göstermemin imkanı yok. Bir kere ben her yerde gülerim. Ciddiyim, en yakın arkadaşım ağlıyoken bile gülesim gelir benim. Değişik bir tipim yani. Olgunlukla hele de 18 yaşla uzaktan yakından alakam yok. Damarıma basılırsa sinirden yeşile dönmüş Hulk gibi patlarım o ayrı mesele..
Hayatımda ilk defa, ama ilk defa büyük bir istekle yataktan hoplayıp banyoya koştum. Tipime bakmadan işimi hallettim ve mutfağa zıplaya zıplaya girdim. Annem yine benden önce uyanmış ve ağızlara layık bir omlet hazırlamıştı. Hemen masaya oturup omletimi büyük bir iştahla mideme gönderdim. Omletimi bitirdikten sonra odama geçip serbest kıyafet kullanan okulumuz için dolabımda kıyafet aramaya başladım. 'Giyecek hiçbir şeyim yok!' klasiğine girmeyeceğim desem yalan olur:
GİYECEK HİÇBİR ŞEYİM YOK!!
Çekmecelerimdeki kıyafetlerimi yere döküp ortasına oturdum. Daha çok vaktim olduğu için rahattım. Kıyafetleri etrafıma saça saça bir şeyler aradım ve en sonunda bordo dar paça pantolonumla pembe gömleğimde karar kıldım. Pantolonu geçirip gömleğimide pantolonumun içine soktum ve fermuarı çektim. Saçlarım popomdan biraz daha aşağıdaydı. Düşünsenize perde gibi saç, o derece. Biri yerleri süpür dese benim saçlarımı kullanmak isteyen çıkar. Çok ciddiyim. Zaten rengide bir acayip. Kızıl desem kızıl değil, sarı desem sarışınlara hakaret. Dedim ya değişik bir tipim diye. İçim dışım bir benim. Dışım ayrı içim ayrı değişik. Her neyse. Kırmızı puantiyeli çoraplarımıda ayağıma geçirip tipime bakmadan geçip gittiğim banyoya bu sefer tipimi düzeltebileyim diye girdim. Saçlarımı tarama zahmetine girersem beni buradan anca yarın sabah çıkartırlar düşüncesiyle tarağın olduğu tarafa bile bakmadan saç köpüğümü avucuma döktüm ve ne yaparsam yapayım şekil almayan saçlarıma sürmeye başladım. Bütün gün değilde belki ilk üç ders falan elektriklenmez saçlarım diye köpüğü saçlarıma dağıttım. Banyodan çıkıp odama geri döndüm. Sırt çantamı da alıp kapıya gittim, vestiyerin önündeki aynada durdum. Çantamdan bir rimel ve dudak parlatıcısını resmen iki saatlik çaba sonucunda buldum ve çıkardım. Rimeli kirpiklerimden çok burnum dahil göz kapaklarıma kadar sürdüm. Haydaa. En sevmediğim şey. Şimdi elimle silmeye çalışsam iyice dağılıcak. Aynanın yanındaki tuvalette hemen elimi ıslatıp taşırdığım siyahlıkları sildim. Parlatıcımı da yaz kış demeden çatlayan dudaklarıma sürdüm ve aynadaki yansımama baktım. Hani sizin gözünüzün beyazı var ya, hah işte o yer bende mavi. Öyle mavi değil canım. Gökyüzü mavisinden biraz daha açık mavi. Yani yakından bakmayan insan farkedemez ama farkedince de garipsiyor insan. Gözlerimse bildiğimiz kahverengi ama arkadaşlarım saçlarınla gözlerin aynı renk diyorlar. Bakınca azıcık benzetiyorum bende ama gözlerim kırmızı falan değil yani. Şimdi daha iyi anlamışsınızdır. Ben süper değişik biriyim. Yani değişik kelimesi yanımda sönük kalır, sizde anladınız. Kendime çirkin demek isterdim ama şimdi dürüst olalım. Aynada mükemmelim. Birde s3mini den fotoğraf çekildiğimde gelin yanıma. Çirkin kız triplerinin Allahını atıyorum ama aynaya bakınca geçiyor. Hayır neden aynada göründüğümüz gibi çıkmıyoruz fotoğraflarda? Açıklayın insanlık için! Valla kızlar, şuan mükemmelim. O kadar.
Aynanın başından zar zor çekilip vestiyerde annemin bıraktığı parayı alıyorum ve durağa koşuyorum.
Bu kadar uzağa durak mı yapılır? Bunun öğrencisi var, hastası var hamilesi var, varda var. Birde iki saat gelmiyor ya şu dolmuşlar.. Gıcık oluyorum. Hayır n'apıyosun Cumhurbaşkanı'nı da mı alıp geliyosun anlamadım ki.. Benim servis bulmam şart! Yoksa burda dolmuş beklerken donup kalıcam, beni burdan kazımak zorunda kalıcaklar. Sonum o.
Sonunda dolmuş geldi, atladım resmen içeriye. Tabii ki yine oturacak yer yok. Zaten aramıyorumda. İyiyim ben böyle ayakta, tek başıma. Ben arkadaşlarımı dinlemiyorum. Birde yanıma oturan, hiç tanımadığım birini mi dinleyeceğim? Derkeen sonunda dolmuş okulun önündeki durakta durdu. Yürüdüm girdim okuldan içeri. Hiç tanımadığım onlarca yüz. Benim yaşımda kurbanlık koyun gibi bakan onlarca çömez. Allahtan öyle utangaçlığım yok. Birilerini arıyordum ki eski okulumdan iki kız beni buldu. İlkokulda kızlarla bir ya da iki kere konuşmuşluğum ya vardır ya yoktur, hatta yanında ki esmeride hiç sevmem ama koskoca okulda tanıdık birini bulunca yarın ölecekmişim gibi yapıştılar bana. Tövbe. Ölüyorum sandım bir ara. O nasıl bir sarılmak. Ben anneme böyle sarılmıyorum be. Çölde susuz kalmışlarda ben suyum sanki.
Böyle böyle üç kişiyken olduk beş kişi. Sonra on kişi, on beş kişi. Meğer tanıdığım herkes bu okula gelmiş. Eski sevgilim hariç. O benim okulumun dibindeki ama benden düşük bir okulda şuan arkadaş arıyor. Gebersin. Arkadaş bulamasında sınıfa tek başına girdiğinde herkes ona tip tip baksın inşallah! Öğretmen adını soyadını sorduğunda dili sürçsünde herkes ona gülsün inşallah! Bak yine sinirlendim. O çok ayrı bir hikaye ama şimdi sırası değil. Zaten eski sevgilimin annesiyle de aynı okuldayım. Eski okulumda da yengesiyle aynı okuldaydık. Zaten bende şans olsa zengin olurdum. Kadın çıktığımızı biliyordu, bilmese neyse diyeceğim. 4 yıl boyunca bu utançla nasıl okuyacağım ben bu okulda? Sabır! Zaten üst sınıflardaki kızlarda tip tip bakıyor, erkekleri desen yiyecekmiş gibi. Hayır görende meslek lisesi sanır. Bildiğiniz şehrin en iyi üçüncü Anadolu Lisesi'ne girdim. Ama abaza her yerde abaza işte. Ablanızda zeki hani. Eheh. Buradan anneciğime sevgiler..
Nihayet müdür, müdür yardımcıları falan çıktı kürsüye. Kura için beklemeye başladık. Kimi sınıfını seçip geçti yerine, kimi arkadaşı hangi sınıfı seçecek diye bekliyordu. En sonunda müdür yardımcısı Deniz Çağlayan diye bağırdı. Gittim fanusun yanına, daldırdım elimi çektim bir tane kağıt. C şubesini çekmişim. Helal bana. Eski okulumda şubem E diye E istiyordum ama olmasa da olur. C iyidir. Hem bir iki tanıdıkta çıktı aynı sınıftan. Buldum bir arkadaş ve yeni okulumdaki yeni sınıfımı aramaya başladık.
C şubesi
Hazal'la beraber sınıfımızı bulduk ve içeri girdik. Ben ağlayan bir kaç kişi görürümde dalga geçerim diye beklerken herkes yerinde sakince oturuyor hatta bulduğu arkadaşlarıyla beraber gülüyorlardı. İlkokulda ne gülmüştüm ağlayanlara. Hazal bir yer gösterdi ve oturduk. Biz oturur oturmazda önümüzde ki at hırsızı gibi bir çocuk arkasına dönüp;
"Selam kızlar."
demez mi? Gülmemek için nasıl tuttum kendimi anlayamazsınız. Selena mısın sen? Selam kızlar nedir? Tabi buldun güzel kızları.. Neyse bozuntuya vermeden kafa salladık ama yok konuşmaya devam ediyor bizim at hırsızı
"Naber kızlar?"
"İyiyiz at.. ya-yani iyiyiz sen?"
"İyiyim bende kızlar nerden?"
"Nasıl yani?"
"Merkezden mi ilçelerden falan mı?"
"Merkez"
"Ben Erdem, siz?"
"Ben Deniz arkadaşım da Hazal."
Allah'tan arkadaşının biri geldi bir şey söyledi buna da döndü önüne. İstemiyoruz konuşmak ama ilk günden de soğuk nevale damgası yemeyelim diye cevap verdik, yeter bu kadar muhabbet.
Böyle böyle yeni çömezlerle tanışa tanışa zil çaldı ve hoca içeriye girdi. Tabi ilk günden ders işlemeyiz diye bekliyoruz ama yok lise burası. Bak şimdiden pişman oldum liseye başladığıma. Hani her oyuncusu muhteşem yakışıklı kaslı basketbol takımı? Hani ponpon kızlar? Nerde bizim okul dolaplarımız? Kesin lise diye kandırıyorlar bizi bak ben söyleyeyim. Ben hayatımda böyle lise görmedim. Okulun içinde halı saha var ama dolap yok! Saçmalığa bakınız..
Ben düşüncelerimle boğuşurken zil çaldı. Hazal'ı peşimden sürükleyerek dışarı çıktık. Tövbe! Bu ne biçim okul lan? Ohaa. Şu sarıya bak. Hey yavrum be. Analar neler doğuruyor.. Adım başı taş çocuk. Aman bunların hepsi büyük. Hayır okulun kızları da benden güzel olmasınlar güzeller şimdi. Okulun 11. sınıfları kızlı erkekli taş. O kadar güzel ve yaşıtları varken neden çömezlere baksınlar ki? Laaaaaaannn!! O ney?! Oha oha oha. Hasiktir bok. Sen insansan ben hayvanım be. İçimdeki abazalığı kabarttın ayıp değil mi beybisi?
Hemen Hazal'ı dürttüm. Hazal'la ağzımızın suyu aka aka bakıyoruz çocuğa. Pislik eski sevgilimede benziyor. Galiba ondan bu kadar dikkatimi çekti. Allah'ım sen esmerleri koru yarabbim. Beni de koru da şu çocukla tanışmadan ölmeyeyim! Ben kiim o çocuk kim şimdi. Ama olsun bende Denizsem şansımı denemeden bu okuldan mezun olmam arkadaş! Senin o dağınık saçlarını, kahverengi gözlerini, kaslarını... tövbe tövbe. Esmerler candır gerisi heycandır hadi eyv. Ne öyle civciv gibi sarışın mı olsun? Tavuk mu seviyosun? Ay birde inadına siyah giymiş dar giymiş. Kesin sevgiliside vardır bunun bak ben söyleyeyim. Bu çocuğu boş bırakırlar mı hiç? Akbaba gibi kapmıştırlar çocuğu. Biz ağzımızın suyu aka aka bakıyoruz çocuğa ama çocuğun haberi yok. Etrafına tek bir bakış atmıyor hatta yürürken önüne bile bakmıyor lan bu düşüp kafanı kır emi! Neyse, şimdi bana düşmanca bakışlar atan kızlara rezil olmamak için kuulluğumu koruyup yürümeye devam ediyorum tabii Hazal'ı çekiştirerek.
Ay ilk defa mı kız görüyorsunuz ya? Bu ne? Her gittiğim ortamda aynısı olmak zorunda mı ne yapacağımı şaşırıyorum be insafsızlar! Bunlar bakıyor diye kendim olamıyorum ki! Ya bakmasanaaaa!! BAKMA! Yüzümde mi bir şey var acaba ya? Yangın var diye bağırıcam şimdi. Nerden geldim ben bu kantine ya bi su alacaktım onu da alamadım o kadar bakıyosunuz sıranızı vermiyosunuz o nolucak? Bırak ya bırak gidiyorum ben!
***
Ay sonunda bitti şirin mi şirin(!) okulumda ki ilk günüm. Ne gündü o öyle ya? Hayvan gibi okul, neresini gezeyim şaşırdım. Annemde sorguya çekiyor beni. Ne diyim anne ne diyim? Okul işte güzel diyemem yani, istesem çıkmaz o laf. Hemen en en eenn yakın arkadaşım olan İloş'uma mesaj attım. Ayrı okullara düşmüştük kuşumla, nasıl üzüldüm bizim tayfa dağıldı diye. Tayfa da tayfaydı hani, eheheh. Hemen Skype'tan istek gönderiyorum teker teker bizimkilere. Bugün okulda tanıştıklarımla da Whatsapp'ta grup kuruyoruz. Hemen ortamı da kurarım yanii. Maalesef bizim at hırsızı da grupta gençler, napalım çocuk o kadar tanışmak için çabaladı. Qıyamam. Böyle böyle ilk günümüzü tayfa da anlata anlata bitiremiyoruz ama uykumuz da geliyor.
"Haydi kızlar yatağa, uykum geldi benim cammış gibi uyuyiciğimm" dedim gülerek. Biri esnerken gülmeye başlayınca eşşek gibi anırıyorum Sure'nin haline. Tipten tipe girdi kız. Valla mimik şov yaptı iki dakika da helal olsun aşqıma. Hepsine öpücük ata ata en sonunda kapattım bilgisayarı. Girdim buz gibi yatağıma ama ısınacak birazdan benim bebeğim. Kafamı koyar koymaz da uyuma gibi bir özelliğim var benim. Her zamanki gibi öyle de uyuyorum..