MASUMİYET

By nilsu1994

5.1M 260K 23.6K

Masumiyet; bir genç kadının bedeninde değil yüreğinde yeşerdiğinde anlamlı oldu. Bir erkek masumiyeti o kadın... More

1.BÖLÜM
2.BÖLÜM
3.BÖLÜM(SAPLANTI)
4.BÖLÜM(MERHAMET)
5.BÖLÜM(GÜVENMEK)
6.BÖLÜM(KORKU)
7.BÖLÜM
8.BÖLÜM
9.BÖLÜM
10.BÖLÜM
11.BÖLÜM(KADER)
12.BÖLÜM
13.BÖLÜM
14.BÖLÜM(ÖLÜM)
15.BÖLÜM
16.BÖLÜM
17.BÖLÜM
18.BÖLÜM(ACI)
19.BÖLÜM
20.BÖLÜM
21.BÖLÜM
22.BÖLÜM
23.BÖLÜM
24.BÖLÜM
25.BÖLÜM
26.BÖLÜM
27. BÖLÜM
28.BÖLÜM
29.BÖLÜM
30.BÖLÜM
31.BÖLÜM
32.BÖLÜM(İLK ADIM)
33.BÖLÜM
34.BÖLÜM
35.BÖLÜM
ÖZEL BÖLÜM
36.BÖLÜM
37.BÖLÜM
ÖZEL BÖLÜM 2
38.BÖLÜM
39.BÖLÜM
40.BÖLÜM
41.BÖLÜM
42.BÖLÜM
ÖZEL BÖLÜM
43.BÖLÜM
45.BÖLÜM
46.BÖLÜM
47. Bölüm
48. Bölüm
49. Bölüm
50. Bölüm
51. Bölüm
52. Bölüm
Duyuru

44.BÖLÜM

26.1K 1.4K 269
By nilsu1994

    "Ben vereyim dur." 

    Bilgenin masanın üstündeki suya uzanmaya çalıştığını gördüğümde istemsizce yerimden kalktım. Bilge söylediğimle durdu ve beni bekledi. Masanın üstündeki suyu bardağı doldurup nazikçe uzattığımda hiç bir tepki vermeden elimdeki suyu aldı. Suyunu içip bana tekrar geri verdiğinde onu incelemeye başladım. Çok zayıftı, hemde beklediğimden çok daha zayıftı. Acaba annesi ölmeden öncede mi böyleydi? Bilge bir şey söylemeden tekrardan yattığı yatağa doğru ilerledi ve uzandı. O kadar ruhsuzdu ki bu korkularımı körükledi. Küçücük bir çocuk annesinin ölümüne tanıklık etmişti. Kim bilir nasıl hissetmişti. İlk annemi ve babamı kaybettiğimi duyduğumdan daha kötü olduğuna emindim. Bu yaşıma kadar hala pişmanlıklarla doluydum, yaralarım iyileşmiyordu. Peki bilgede böyle mi olacaktı? Kafamı direk olumsuz anlamda salladım. 

      "Hayır! O benden daha kötü olacak." diye mırıldandım ve o anda elime telefonu alıp Güneş'in kardeşi Nehir'i aradım istemeye istemeye. Onunla hiç bir zaman anlaşamamıştık. Gerek benden yana gerek ondan bilmiyordum. Ama onunla yıllardır tanışmamıza rağmen onu her gördüğümde yüzümü buruşturmadan edemiyordum. Evet ben bencildim ama o benden daha da bencildi. Geçmiş zihnime dolduğunda araya giren ses beni kendime getirdi.

       "Alo." 

      "Nehir, ben İpek." dedim sakinlikle. Karşıda kısa bir sessizlik olurken şaşırdığını hissediyordum.

       "Ne istiyorsun?" 

     Nehir'in nefret dolu sesi kulaklarıma ulaştığında dönüp arkamda boş bir şekilde tavana bakan bilge'ye baktım. Ve o anda büyük bir erdemlik yapıp ses tonumu değiştirmeden devam ettim.

        "Senden bir yardım isteyecektim..." Sustum ve karşıdan bir tepki bekledim.

        "Ne oldu? Kötü bir şey yok değil mi?" Nehir'in ilgiyle konuşması beni cesaretlendirirken odadan çıkıp otelin koridoruna çıktım.

        "Bir çocuk var, biraz psikolojik sorunları var. Hiç konuşmuyor. Ben düşündüm ki sen bu işin eğitimini aldın. Acaba..." 

        "Neredesin?" Nehir, sözümü aniden kestiğinde afalladım. Bu kadar çabuk kabulleneceğini hayal etmemiştim. Adresi tarif ettiğimde 

        "Tamam, 1 saate kalmaz gelirim." dedi. Ses tonu ilk telefonu açtığından daha sakin ve anlayışlıydı. 

         "Teşekkür ederim." dedim minnet dolu bir ses tonuyla. Aslında telefonla ararken her şeye hazırlıklıydım. Beni aşağılayacağını, bana yine nefretini kusacağını, saçma sapan yine konuşacağını düşünmüştüm ama hiç birini yapmamıştı. Bunun sebebinin Güneş olduğunu tahmin ediyorum. Bir kaç şey anlatmış olmalıydı. Bana çocuk kim? diye sormadığına göre.

            "Rica ederim."   Kafamı görmediğini bildiğim halde olumlu anlamda salladım. Nehir telefonu kapatınca sakince kulağımdan telefonu çektim. 

         "Demek ki insanlar gerçekten değişiyor, tıpkı benim gibi..."diye mırıldandım ve tekrar içeri geçmek için arkamı döndüm.

          "İpek!" Duyduğum sesle olduğum yerde kalakaldım. Kafamı çevirip sesin sahibine baktım.

          "Kenn..." dedim şaşkınlıkla ve elimdeki telefonun saatine baktım.  2 saate nasıl Amerika'dan buraya kadar gelebiliyordu? Kaşlarım derinden çatılırken

          "Sen Amerika'ya gitmedin mi hiç?" diye sordum. Yine bana yalan söylemişti.Üstelik tüm sorunlarımız yalan üstüne kuruluyken... Saçı, üstü başı dağınık bir şekilde bana doğru ilerlediğinde gözlerimi kıstım ve soruma cevap vermesini bekledim.

          "Gerçekten senden bu kadar çabuk vazgeçip gideceğime inandın mı?" dedi Kenn, yüzünde çarpık bir gülümsemeyle. Söylediğiyle Kenn'in yüzünü inceledim.Gözlerinin altında oluşan halkalar ne kadar uykusuz olduğunu gösteriyordu. Tüm gece uyumamıştı demek ki... Ama buna rağmen yine çok yakışıklıydı.

          "Beni bu kadar mı çok özledin? " Sorduğu soru ile beklenmeyecek bir şey yaptım ve dolu dolu gözlerle Kenn'in gözlerinin içine baktım.

          "Çok özledim."  

    Kenn, bunu beklemiyormuş gibi kısa bir an afalladı. Daha sonra o da dolu dolu gözlerle bana doğru hızlı bir şekilde geldi ve beni kendine çekip sımsıkı sarıldı. Kafasını boynumun girintisine saklayıp

          "Bende çok özledim." diye fısıldadı.

          "Öyle ki bir daha seni görmeyeceğimi düşündükçe ölecek gibi oldum." 

       Ellerimi Kenn'in sırtına koyup bende onun kokusunu içime çektim. Ne olursa olsun ondan vazgeçmek istemiyordum. Kalbimi avuçlarında tutuyordu. Biz birbirimiz olunca iyileşiyorduk. Evet çok garip ama gerçek buydu. En büyük kötülüğü birbirimize yaşatmış olsak da  yine dönüp dolaşıp birbirimizi bulmuştuk. Ve hatalarımızı öğrenip kendimizi düzeltmeye zorlamıştık kendimizi. Kimse kusursuz değildi. Bizde değildik. Neden kendimize bir şans vermiyorduk?

         Kenn, boynuma bir öpücük kondurduğunda ürperdim. Kenn, bunu fark etmiş olacak ki dudaklarını boynumdan çekti ve derin bir nefes aldı.

          "Seni Seviyorum İpek..." 

          "Gerçekten çok seviyorum." 

        Kenn'in söyledikleri gözlerimdeki yaşların yanaklarımdan süzülmesine sebep oldu. Kenn ilk defa kendini bu kadar bana açıyordu? İlk defa bu kadar çok aşkını bana hissettiriyordu. Kendimi biraz geriye çekip Kenn'in gözlerinin içine baktım. Orada ben vardım. 

         "Keşke daha güzel bir tanışma hikayemiz olsaydı..." diye fısıldadı Kenn.

         "O zaman bunca acı çekmemiş olurdun." Kafamı olumsuz anlamda salladım.

        "Hep dediğin gibi artık geçmişi unutalım. Acı veren hatıralardan uzak duralım." dedim kendimden beklenmeyen bir atakla. 

      Bu benim değişimim için gerekliydi. Daha güzel sevmem için, düzgün bir hayatımın olması için güzel bir adım olması için... Sonra fark ettiğim detay ile Kenn'in elini tuttum. Kenn, elimi sımsıkı tutup minnetle bana baktı.

        "Bak sana kimi göstereceğim." dedim. 

     Bilge ile tanışması benim için çok önemliydi. Odaya dönüp Kenn'i içeri doğru çektim. Kenn, itiraz etmeden elimi sımsıkı tutup peşimden geldi. Yatakta uzanan çocuğa bakıp Kenn'e döndüm. Tepkisini ölçmek istedim. Kenn, çocuğa bakıp bakışlarını benim bakışlarıma çevirdi.

        "Sen çok güzel ablalık yaparsın. Sen çok güzel annelik yaparsın. " dedi ve o anda dizlerim titredi.

       "Annelik kadar kutsal bir şeyi yapabileceğimi hayal edemiyorum."  Kenn, söylediğimle direk kafasını olumsuz anlamda sallama.

      "Ben çok güzel hayal ediyorum." dedi. Ve sonra yüzünde pis bir  sırıtışla elini belime götürdü ve kendine çekti. 

       "İstersen bunun için çalışmalar yapabiliriz." Kenn'in söylediğiyle ağzım açık ona bakakaldım. Sonra sinirle ondan geriye çekildim ve koluna sertçe vurdum.

        "Delirdin mi?" 

        "Bir de çocuğun yanında konuşuyorsun?"  Kenn, yüzündeki gülümsemeyi daha da büyüterek bana tehlikeli bir adım attı.

        "Çocuk uyuyor ama uyumasa da ingilizce söylediğimi anlayabilir mi?" 

     Kenn'in söylediği ile Bilge'ye dönüp baktım. Gerçekten uyumuştu. Halbuki daha yeni uyanmıştı. Birden ayaklarım yerden kesildiğinde küçük çaplı bir çığlık attım ama neyse ki bilge uyanmamıştı. Kenn, beni odaya götürdüğünde inanamıyormuş gibi Kenn'e baktım.

        "Kenn, aklından bile geçirme?" diye çıkıştım. Kenn, beni duymazdan gelirken nazikçe yatağa bıraktı. Ve doğrulup üstündeki ceketi çıkardı. Gömleğinin düğmelerini de tek tek açmaya başladığında gerildim ve korkuyla Kenn'e baktım.

        "Kenn, ben hazır değilim, üstelik evlenmedik bil.."

        "Sadece huzurlu bir uyku çekmek istiyorum. " dedi ve gelip yanımda yorganın içine girdi. Kolumdan tutup beni kendine çektiğinde ona itaat ettim. Başımı onun koluna koyup gözlerinin içine baktım. Kenn, o kadar yorgun gözüküyordu ki elimi kaldırıp yanağına koydum ve parmaklarımla okşadım.

          "Gözlerini kapa, uyu. Buradayım."  dedim güven verircesine. Kenn, beni daha fazla kendine çekti. Kafam göğsüne gelirken o da saçlarımın arasına yüzünü gömdü.

         "İyi ki benim yanımdasın. Bu hayatta başıma gelen en güzel şeysin. Tekrar tekrar dünyaya gelsem, seni bulsam..." diye mırıldandı ve biraz da sarhoşluğun etkisi ile derin bir uykuya gömüldü.

       Düzenli nefes alışverişi ile bir süre daha aynı pozisyonda durdum ama sonra kendimi ondan çektim. Ve yatakta doğrulup Kenn'e baktım. Kenn'in koluna baktım. Sağ kolunu boydan boya kaplayan dövmenin altındaki yarayı hissetmek adına elimi kolunda gezdirdim. Bir yanığa benziyordu. Nasıl olmuştu acaba? Kenn'in çocukken nasıl biri olduğunu merak ediyordum. Sonra hangi yemeklerden hoşlandığını bilmiyordum. Bir spora ilgisi var mıydı acaba?

   3 SAAT SONRA

 "Her şey için teşekkür ederim. Ona karşı nazikçe yaklaşacağım." dedim Nehir'i uğurlarken.

  "Büyük bir travma. Bunu atlatacaktır. Sana güvenmesini sağla. Bir süre sonra o da sana gelecektir." Nehir'in konuşması içimi rahatlatırken minnetle baktım ona.

    "Çok teşekkür ederim. " dedim.

     "Rica ederim." dedi ve durup bir şey söylemek için kendini cesaretlendirdi.

     "Evde sana söylediklerim için kusura bakma. Ablam yaşadıklarını anlattı. Ben bunları bilmiyordum. Özür dilerim." 

      Nehir'in mahcupça konuşması beni şaşırtırken gerçekten de değiştiğini fark ettim. Nehir bırakın özür dilemeyi, asla kimseyi umursamazdı.Bu yüzden ablasının platonik aşık olduğu adamı kendi ayartmış, daha sonra da nişanlanmıştı. Bu kadar umursamaz ve bencil bir kadının bu hale gelmesi bana kendimi anımsattı. Babamla annem ölmeden önce bende bir o kadar bencil değil miydim? Özellikle de anneme karşı çok acımasız değil miydim? Peki şimdi ne olmuştu? O nefret ettiğim kadının kızına, kardeşime sahip çıkıyordum. İçeride gerçekten kaybetmek istediğim bir adam vardı. Kim derdi İpek gerçekten birine aşık olacak.

      "Önemli değil, bilemezdin sonuçta. " dedim anlayışlı bir şekilde ve elimi uzatıp Nehir'in elini sıktım.

       "Belki ön yargılarımızdan kurtulup yeniden arkadaş olmayı deneyebiliriz." Nehir söylediğimle gülümserken gözlerini olumlu anlamda kırpıştırdı.

        "Sevinirim." dedi. Aynı güzel gülümsemeyle bende ona karşılık verdim. Nehir arkasını dönüp giderken derin bir nefes aldım ve Nehir'in gözden kaybolmasını bekledim. Nehir gözden kaybolunca arkamı dönüp odaya girmek istedim ancak bir anda kolumdan sertçe çekildim. Bir çığlık atarken  aniden içeri sokuldum ve arkamdaki kişi ağzımı kapattı.

        "Nerelerdesin yeğenim..." Amcamın sesini duymamla tüylerim ürperirken belimde hissettiğim soğuk metal nefes almamı engelledi. 









Continue Reading

You'll Also Like

463K 17.1K 17
Derin, üniversiteye giden abisinin evine bir süre kalmak için gider fakat abisinin ev arkadaşlarıyla birlikte yaşadığından habersizdir. 6 erkekle ayn...
My Baby By Q

General Fiction

483K 14.1K 55
"İçme boşalmak ne demek oluyor?Sen gerçekten beni delirtecek misin Karan...?" - MPREG-GAY KİTABIDIR!!
912K 18.3K 41
Acımasız hayatın ürkek Ceylan'ı ile dünyayı yakacak kadar ateşi olan Alparslan'ın Hikayesi +18 içerik ve şiddet barındırıyor. Ona göre başlayın lütfe...
Wattpad App - Unlock exclusive features