Hepinize sea. Eskiden vote verirdiniz en azından. Okuma sayısı da hızlıca artardı. Hikayemi kaldıracağım sanırım, ilerlemiyor. Ve beğenildiğini düşünmüyorum, tek Yağmur var beğenen (canım nöbetçi Yağmur'um). Ya da gizliye çıkarıp bir süre yayınlamam. Hiç bir fikrim yok belki bunların hiç birini yapmam.
Öyle yani fazla uzatmadan bölümü okuyun siz.
(Bölüm Şarkısı - Yok) medya: Duru Damla Değirmen
🍯-🍯-🍯-🍯-🍯-🍯-🍯-🍯-🍯-🍯-🍯-🍯-
Kafeden kalkıp, binaya doğru yol aldık. Sanırım bu konuda da şansızlığımızı sergilemiştik. Kafeye ve havuza uzaklığımız vardı. Hem de ne uzaklık. Yalnız içimi kötü bir his kapladı;
"SANIRIM BİKİNİLERİMİ UNUTTUM"
"Aferin sana Asel, 1/A sınıfından Asel'i alkışlıyoruz" dedi Duru
"Şaq şaq şuq"
"Unutmamış da olabilirim, panik olmayın." ne olacak, bikini parası girer biraz ama olsun. O da sıkıntı değil. Böyle böyle konuşurken odaya varmıştık.
"Iııııı kızmayın ama"
"Yine noldu Atlas?" diye atladım.
"eheheheh canım fazla bir şey değil. Miniminnacık, çok azcık anahtarı unutmuş olabiliiirim."
"Eheheheh sanırım biz de çok azıcık kapıda kalmış olabiliriz Atlas! Git al şunu çabuk! Sakinim, sakinim, sakinim, SAKİN KALAMIYORUM" dedi Duru.
"Duru sakin ol, tamam alacağım anahtarı. Gidiyoruum, gidiyoruuum, gittiiim!"
Gang 🔫(WhatsApp grubu)
Atlas: Ç
O
K
Ö
Z
Ü
R
D
İ
L
E
R
İ
M
Kankilerim... ♥️😍
Asel: Kankilerim? öyk.
Duru: yav taam bununla uğraşacağına şu an anahtarı alıp gelmiştin.
Asel: Aynen lan koş al şunu.
Atlas: Tamam kankilerim alıyorum.
Asel: ÖYK
Duru: ÖYK
Atlas'ı beklemekten ağaç olmuştuk. İlk gün "Anahtarı ben alıcam, ben! Artık sorumluluk sahibi birisi olmak istiyorum." Diye çocuk gibi başımızın etini yemişti. Anahtara bile sahip çıkamıyor, her neyse. Harbiden, bu çocuk nereye kayboldu?
"Duru bu çocuk nereye gitti kanka?"
"Ben de bilmiyorum, arasak mı lan? Mal kesin kaybolmuştur."
- "Alo Asel?"
+ "Kanka nerdesin sen?"
- "ıııı kanka sanırım ben kayboldum, ya minnacık kayboldum. Fazla uzaklaşmış olamam, pahalı parfümümün kokusunu alıyorum. Ayak izlerim hala taze."
+ "Dalga geçmeyeyim diyorum, ama sen cidden özürlüsün. Nerdesin?"
- "Kanka ben de bilmiyorum, odaya gelirken kayboldum, ama dur tarif edeyim; şimdi kafeye gelin, sağa dönün orada tuvalet gibi bir yer var. Oradan 2 kişi ayrılın, nereye girdiğimi bilmiyorum çünkü. Karşınıza çıkarım bi şekil kenka."
+ "Tamam Atlas Bey, sakin olun. Biz geliyoruz. Gülüyorum affet kankhahaha"
- "Gül ama böyle gülme."
Dedi ve kapattı, bir de yüzümüze. Neyse dedim ve elimdeki şapkamı kafama taktım. Hızlı hızlı yürüyorduk. Kafeyi görünce dediği gibi sağa döndük. Umarım gittiği yolu doğru hatırlıyordur.
"Tuvalet gibi bir yer" dediği yer aslında soyunma odasıymış. Denize kıyısı var çünkü. Oradan iki tarafa ayrılmıştık, ben sağa Duru sola dağılmıştık. Biraz ileri doğru yürüyünce, gerçekten aşırı saçma bir şey oldu:
DURUYLA ÇARPIŞTIK
Ya gerçekten, kaybolduğun yeri hiç mi dolaşmadın? Aynı yere çıktığını da mı anlamadın?
"Ah kafam!" dedi Duru.
"Kanka öyle sustuğuma bakma, alnımı söktün."
"Yalnız ben her yeri dolaştım, yok?" dedi Duru
"Dur biraz daha arayalım. Buluruz her türlü."
Biraz daha ilerlemiştik. Antalya'da olduğumuza bakmayın, aniden bir rüzgâr çıkmıştı. Rüzgâr dediğim, güneşle karışıktı. Hava da biraz biraz kapanmıştı, yağmur yağacaktı kesin.
"Kanka yağmur yağacak" dedim.
"Yaza yeni girdik, normal. Havalar iyice dengesizleşti. Havuza falan girmeyelim." dedi Duru.
"Aynen"
O sırada Atlas:
"Kurtardınız beni kanka, kurtarıcılarıııım! Ben burada ölürdüm açlıktan. Hem burada yılanlar vardır tıs tıs. Korkarım ben." diyerek ikimize sarılmaya çalıştı. Çalıştı diyorum, çünkü sarılamıyordu. Gerçekten ağır bir zihinsel sorunu var.
"Sorunlusun, sorunlusun dedik inanmadın."
"Neyse boşverin, buldum anahtarı hadi gidelim. Yolu biliyorum ben." diye atladı Atlas.
"Yok ben sana güvenemem kanka, biz Asel'le biliyoruz yolu. Hadi yürü!" dedi Duru, haklıydı.
"Kırdın beni be kenka, sana bir şarkı hediye ederdim de, yaşattığını yaşarsın. Kıyamam sana." dedi Atlas
"Kafalar'ın şarkısıysa, hepimiz biliyoruz onu. Neyse boşverin hadi gidelim artık. Havuza da giremeyiz bu havada." dedim ve konuyu kapattık.
Bu sefer gerçekten odaya varmıştık. O anahtarın "çıkıt" sesi bana ilk defa huzur vermişti. Hemen kendimi yatağa attım, daha doğrusu Atlas'ın yatağına, kapıya en yakın yatak onundu çünkü.
"Kalksana yatağımdan!"
"Hayır ya, bi beş dakikacık."
"Kalk demiştim."
Acımadı ve beni yere yuvarladı. Kafalar haklıymış;
"KENKA BİLDİM BEN SENİİİİ"
"Sus Asel, sen kaşındın kankacım."
"Tamam bari kalkmama yardım et, yığıldım kaldım lan."
"Ehehehe çok insaflı bir insan olarak tabii ki yardım edicem. Uzat kanka elini."
"Dışarı mı çıksaaak?" dedi Duru.
"Yağmur yağacak dediğimde onaylayan sen değil miydin? Havaya uygun kıyafet ve bot getirmedim kanka, tatilimde hasta olmak istemiyorum. Tabii siz de beni çekmek istemezsiniz. Oturun oturduğunuz yerde."
"Aynen" dedi Atlas.
"Tamam" diyerek karşılık verdi buruk bir gülümsemeyle Duru.
"Başka zaman çıkarız kanka söz veriyoruz, dimi Atlas?" Üşengeçliğimden çocuk gibi söz veriyordum.
"Aynen kanka."
"Öğle yemeğini de kaçırdık yalnız senin sayende Atlaaas!" dedi Duru
"eheheh Behlül kaçaaaar!" dedi ve kapıdan çıktı Atlas. Sanırım tekrar kaybolma vakası yaşayacaktık.