Assassin's Creed: Recherché

By hawkeyee

185 24 32

M o R y M n o e s e n C e o L C H T H o n B T L o T C T D e o s A T o A p e D s n L s T F L D D u o o e T e e... More

Giriş

185 24 32
By hawkeyee

Playlist:

 He Says, He Needs Me - 3D Young Fathers  

-

Beyaz mermerden yapılma vücuduyla ve tunçtan aynasıyla İskenderiye Feneri'nin zirvesinden, şehir normalde olduğundan daha da tozlu ve kalabalık gözüküyordu Shayera'nın gözlerine.

Yaklaşık yarım saat önce gerçekleşen ve peşinde ki lejyonerleri atlatmasına yardım eden kum fırtınası şehri yavaş yavaş terk etse de etkisi hala sürüyordu. Fırtınanın aksine Roma İmparatorluğunun etkisi ise daha uzun sürüyordu.

Romalılar savaşçılıkları ile ünlülerdi; ancak asıl marifet güneşin kutsal gözü altında ve kızgın altın kumları üzerinde gölgelere bağlı kalabilmekteydi; Shayera yalnızca aniden belirmeye karar vermiş bir kum fırtınasını üzerine örtü edinmiş, çıplak gözle bakıldığında farkedilemeyecek kadar yüksekteki fenerin çatısını yuva bellemişti.

Gökyüzünden baktığı bu bereketli topraklar ve uçuşan her kum tanesi insanoğlunun gördüğü en kudretli imparatorluklarından birine sahiplik yapıyordu. Gücünün ve zenginliğinin zirvesinde olduğu zamanlar şimdi sadece insana huzur veren hoş bir seraptan ibaretti.

Bulutlara ulaştığı bu noktada Shayera'yı tavaf edercesine etrafında dönen şahin; parçası olduğu birliğin sembolü, ona aklından hiç çıkmayan gerçekleri bir kez daha hatırlatıyordu.

Bir avcının avını izlerken yaptığı o çömelişi bozup dengede kalarak ayağa kalkarken piramidin dibine bırakılmış bir saman yığınını hedef aldı; kendini rüzgarın akışında bulmuşken kolları iki yanda açılmıştı ve saldırıya geçen bir şahini andırıyordu.

Sıcak rüzgar yanaklarını ısırdı, kulaklarına şahinin feryadı dolarken Shayera beyaz başlığının altında gülümsedi; havada üç kez takla attı ve saman balyasına dalarken bir yerini kırmamak için bacaklarını kendine doğru çekti.

Saman balyasından çıktıktan sonra bir kaç el hareketiyle kıyafetine yapışan saman paçalarını silkeledi. Güneşin en yakıcı saatlerinden birinde olduğunu göz önünde bulundurarak Birliğin hali hazırda kullandığı yeraltı tünellerini kullanmayı düşünse de bu fikrinden vazgeçti. Acil bir durum olmadıkça açık gökyüzünü, daracık tünellere her zaman tercih ederdi.

Şehrinde ki insanların arasına karışırken, bir yandan da gündelik hayatına devam eden halkı gözlemeye devam etti. Farklı inançların aktığı ortak zeminde can bulan ve şekillenen hayatlar Shayera'nın doğduğu ve büyüdüğü bu şehre daha da çok anlam yüklemesine neden oluyordu.

Hayalini kurduğu düşten uyanmasına neden olan; ülkesini zapt eden Roma'lılar ise bu şehrin güzel sokaklarında istedikleri gibi geziyorlardı. Şimdi de olduğu gibi sokakta devriye gezen askerle karşılaşmak her daim mümkündü.

Büyük grupları kendine koruyucu zırh edinirken telaşsız adımlarla İskenderiye'nin uğuldayan ticaret sahalarına ilerledi; bu havada ferahlık gibi gelen soğukluğunu kollarına yayan gizli bıçakları Shayera'nın tenini karıncalandırdı; birkaç saat öncesinde teslim aldığı görevi için limana ulaşması gerekiyordu.

Yerel kalabalıkta onlardan biri olarak her köşede nöbet tutan askerlere görünmeden geçerken daha yeşillikli bahçelere ulaştı Shayera ve içinde bulunduğu gezen kadınlar. Nil'in bu kuru havada ferahlatıcı nefesi tüm alana yayılmıştı ve bereketli topraklar ayaklarında uzanıyordu.

Roma bayrakları da dahil pek çok bayrağı taşıyan gemiler limanda demirlenmişti; her yaştan insanlar hala kendi paralarını kullanarak alışveriş yapıyordu, batıdan gelen gösterişli savaşçılar bir tek bunu ellerinden almamışlardı.

İçinde bulunduğu gruptan sıyrıldı ve tenha bir ara sokağa gelene kadar da düşük profilini korudu; vardığı arka sokakta arka arkaya çarpıkça yapılmış evlerden birinin düz çatısına tırmandı; evler çok yüksek değildi ancak askerlerden ve onların keskin bakışlarından yeterince uzaktı, gurularına her şeyden çok önem vermeleri onların deyimiyle bir maymun gibi çatılara çıkmamalarını sağlıyordu; çatılar Shayera'nın ve Kardeşliğin krallığıydı.

Kenarlardan uzak durarak evden eve zıpladı, adımları bir kuşun kanat fısıltısından bile sessizdi, Nil kenarında sıralanmış tarlalar görüş açısına girdiğinde durdu, uzakları görebilen ve duyabilen Horus'un ona doğumunda bağışlanmış cömert hediyesini kullandı, yerli dilinde şahin başlı tanrıya ufak bir dua mırıldandı, ama sonra odaklandı ve gözlerini açtı.

İnsanlığın körelttiği bu altın dünyanın Maat'daki yansıması beyazdı ve sarı parıldayan hedefi de üzerinde durduğu çatı köşesinin biraz ilerisinde, yanındaki kırmızıya bulanmış askerlerle birlikte pazardaki pek çok tezgahın birisinde Mısırlı bir taciri sorguluyordu, ancak Shayera'nın öteki dünya kulaklarında bu daha çok güçteki bir zenginin savurduğu boş olmayan tehditlerdi.
Shayera başını hafifçe eğerken bir şahinin gözlerinden adamı izlemeye devam etti. Sorgunun yapıldığı tezgahın etrafında toplanan diğer izleyiciler olan biteni sessiz bir korku içinde seyrediyordu. İçlerinden birisi birilerinden yardım isteyecek gibi olduysa da kimsenin ona yardım etmeyeceğinin farkındaydı.

Üstünde bulunduğu çatının tırabzanından kendini keskin bir hareketle zemine bıraktı. Tutunabildiği ilk kirişe elini bir pençe gibi sapladı. İki katlı binanın kirişlerini ve pencerelerini kullanınca ayakları yere çabucak ulaştı. Yakıcı kaldırım taşları ile tekrardan bütün olduğunda ilk olarak silahlarını hızla kontrol ederek kol zırhına zehirli sürgüyü taktı ve kemerinin iç tarafına sağlamca yerleştirilmiş yeterince zehirli oku bulunduğundan emin oldu.

Toplanan insanların arasına gizlenerek ön tarafa doğru ilerledi Shayera. Ona kimse dikkat etmedi. Ancak o tezgaha daha çok yaklaştıkça işe yarayacak kısımlar kulağına takıldı ve harekete geçmeden önce doğru anın geldiğinden emin olmak istedi.

"Sana tanıdığımız süre doldu. Altınları ver ya da canın ile öde!"

Romalı soylunun bu tehdidine karşı tezgahtarın korkusu gözle görülür bir hale bürünürken boğazına dayanan bir bıçak ile zaten titrek olan soluğu boğazına takıldı.

Shayera bir yılanın akıcılığıyla hakarete geçti. Zehirli oklarını bıçağı tutan askere doğru yolladı. Zehirli ok adamın boynunda yer ederken, adam okun saplandığı yeri eliyle örttü. Zehir etkisini gösterip kurbanı yere yıktığında ise şoku atlatmış diğer iki adam silahlarına sarıldılar. Patronları kıpkırmızı kesilmiş bir halde bağırdı:

"Sicarius!"

Shayera gözle görülmeyecek hızda yoluna devam etmeden önce iki muhafızın bedenini de diğerine eklemek zorunda kaldı; koruması kalmamış adam kaçması gerektiğini sonunda anladığında son bir hareketle kaçmaya kalkmıştı ancak müdahale çabuktu, etraflarındaki kalabalıktan birisinin çelmesine takıldı ve düştü.

Shayera gizli bıçağını adamın boğazına saplamakta güçlük çekmemişti, adamın hiç sahip olamayacağı ölüm törenini düşündü ve ruhun serbest kalması için ölünün dudaklarını araladı.

"Anubis yoldaşın olsun, Romalı."

Ayağa kalktığında Mısırlı halk etraflarında hiçbir şey yaşanmamış gibi hayatlarına kaldığı yerden devam ediyordu; az önce kurtardığı tüccar ona minnettar bir selam verdi. Shayera'nın eli öldürdüğü adamın para kesesini buldu ve onu koparıp tüccara attı.

"Diğerlerine de dağıt."

Sonra da bir gölgeden ibaretmiş gibi kalabalığa daldı ve kayboldu..

Üsse dönmeye karar verdiğinde, oraya en kısa zamanda ulaşabileceği tek yolu seçti. Yalnızca avucunun içi gibi tanımayanlara uzun bir süre boyunca hiç sonu gelmeyecekmiş gibi görünen yer altı tünellerinden en yakınındakine girdi; girişi o kadar dardı ki saklı olmaması bile bir fark yaratmıyordu, yerlerin nemli olması yüzünden rutubet kokulu zeminde yankılanmayan adımlarla içeride ilerlerken geçitler Shayera'nın gözüne tüm Mısır'ın altına yayılmış örümcek ağı gibi geliyordu, ağzı kapanmış geçitler, birçok sarayın unutulmuş kaçış merdivenleri, mermer kemerli geçitlerin üzerine oyulmuş kadim tanrılara ait çizimler, çok da yüksek olmayan tavanları tutan görkemli kedi başlı heykeller ve ara sıra da, kimisi yukarı çıkan, kimisi daha da karanlığa doğru inen, kimisi de tepesinde ufak birer ışık parıltısını taşıyan merdivenler.. Sonunda, tünellerin daha tanıdık ve karanlık bir hale geldiği kısımda, yol boyunca sabit ama hızlı adımlarla ilerlemiş olan Shayera zarar görmüş yan yana dizili dört beyaz mermer sütunun önünde durdu; eğitilmemiş gözlere bir çıkmaz sokaktı burası.

Durdu; herhangi bir yankı veya nefes alışı için kulak kesildi, sonra da Udjat'ını bir kez daha kullandı; Horus'un sol gözü tünelleri gümüşe boyarken kimsenin olmadığına emin oldu. Shayera, fazla endişeli davranıyor olabilirdi ancak Kardeşliği riske atamazdı. Gizli bıçağını devreye sokup solunda kalan duvardaki boşluğa kolunu sokarken duvardaki mekanizma uğultular çıkardı ve hiyeroglifler Shayera'nın başının üzerindeki görkemli altın işlemeli tavanın açılmasıyla aydınlandı.

Kendini bitkin hissetmesine rağmen pürüzsüz ve tutunacak yer bulunması zor sütunlara tırmanarak yukarı çıktı; kollarıyla dışarı uzandı ve bedeninin geri kalanını yukarı çeker çekmez kendisini geniş bir odada buldu. Bir zamanlar bir tür kütüphane olarak kullanılmış olabilecek kadar büyük bir odaydı bu; kitapları barındıran kitaplıklar göğe uzanır gibi tavana uzanıyordu, tavanda ise mavilerle ve yıldız haritalarıyla boyanmış tanrıça Nut vardı. Shayera, yazıhanenin temiz ve güven verici havasını tekrar soluduğu için mutlu olmuştu.

Üzerinde çeşitli silahlar ve yemek artıkları bulunan masanın yanında ki iskemleden tüm heybetiyle Amarsis kalktı. Yüzünde endişeli bir ifade vardı. Genç adamın ses tonu da endişeli ve sıkıntılıydı.

" Görmen gereken bir şey var. "

" Ne oldu? " Shayera şaşkınlık ile arkadaşına doğru ilerledi. Amarsis ile uzun sayılabilecek bir zamandan beri tanışıyorlardı; normalde oldukça neşeli olan genç adam böylesine ciddiyse kesinlikle önemli bir şey olmuş demekti.

Arkadaşı cevabını onu bir diğer odaya yönlendirirken verdi. Shayera diğer odaya adımını attığında ilk gözüne çarpan zeminde ki kan lekeleriydi. Gözleri zeminde ki kurumuş kan lekelerini takip ettiğinde odanın ortasında yatan ve beyaz kıyafetinin hemen hemen her yeri kan olmuş genç bir adam gördü.

Kardeşliğin üyeleri yaralı adamın etrafına toplanmış ve akan kanı durdurmaya çalışırken adam ölü gibi yerde yatmaya devam ediyordu.

" Buraya yaralı halde geldi. Kan kaybından bayıldığı için hakkında hiçbir şey bilmiyoruz."

Amarsis'in söylediklerinden sonra Shayera yavaşça yerde yatan adama yaklaşmaya başladı. Yeterince yanına yaklaştığında dizlerini büktü ve adama daha dikkatli baktı.Bakmak ve görmek aynı şey değildi. Hafif kavruk teninden ve siyah saçlarından Roma'lı olduğu tahminini yürüttü. Kolunda ki gizli bıçağı ve asırlardır birliğinin sembolü olan kartal işaretiyse bu adam ile aynı amaç için savaştıklarını düşünmesine yetti.

Shayera düşüncelerinden incelediği adamın birden yerinden sıçramasıyla sıyrıldı. Adam nefes almakta zorluk çekerken Shayera adamın nefes alabilmesi için eliyle kafasına destek oldu. Genç adam mavi gözlerini Shayera'nın altın rengi gözlerine diktiğinde ise sesini çıkarabildiği ölçüde mırıldandı.

"Yardım et." Ve sonra tanrının ona müsaade ettiği kadarıyla gelecekteki gizli gerçekleri kişiye gösteren rüya alemine daldı.

-

'Shayera'

-

(Yazar Notu: Merhaba. *El sallarlar* Çok sevgili arkadaşım ThePrettyZombie ile birlikte çok sevdiğimiz Assassin's Creed serisi hakkında yazmaya karar verdiğimizden beri bu kitabı sizlere sunmak için sabırsızlanıyoruz.

*mikrofonu Zomb devralır* Katie'ye bu fikirle geldiğimde tüm seriyi yeniden bitirip, sinemalarda (hala vizyonda?) olan o mütüşlü Assassin's Creed filminin etkisindeydim, yalan yok. Ve sonra dedim ki, neden bu fikri en yakınımdaki AC hayranımla birlikte yapmıyoruz?

Ve Zomb'un müthiş etkisiyle çıktığımız bu yolda sizleri Antik Mısır'a ve beraberindeki bir çok gizemi çözmeye davet ediyoruz.

Önemli bir diğer konu ise çok sevgili leydilerimize haber vermediğimiz için özürlerimizi iletiyoruz. *kınayan bakışlardan kaçmaya çalışırlar*
SÜRPRİZ!!!!

Bir daha ki bölümde görüşmek dileğiyle.

Continue Reading

You'll Also Like

146K 14.1K 30
omega taehyung kendisini bebekken terk eden annesinden intikam almak için deltayı kendine aşık etmeye karar verir. düzyazı-texting omegaverse
100K 8.6K 56
Yeraltı dünyası işte kardeşim okuyup görmen lazım
188K 11.3K 62
"Fadime Koçari bana lütfen falan dedi. Trabzon'a harbiden pembe kar yağacak." "Trabzon'a pembe kar yağar mı bilemem ama Furtuna Konağı'na kırmızı kar...
71.9K 4.3K 27
İlkokuldan beri İso'ya platonik olan Fadime'nin onunla aynı sınıfa düşebilme hayali onuncu sınıfta gerçek olur. Fadime, İso için her şeyi yapmaya haz...
Wattpad App - Unlock exclusive features