Devil in My Arms

By yaoiseverywhere

38.4K 1.9K 303

Ölüleri gördüğünü iddia eden Yumi, arkadaşı Akira'ya bir gölgenin onun peşinde olduğunu söyler. Birkaç gün so... More

Devil in My Arms
3.Bölüm Uzun Süreli Takipçim
Rei Özel Bölüm
4.Bölüm
5.Bölüm Endişeler
6.bölüm
7.Bölüm Ölüm
8.Bölüm Rei ve Ben
9.Bölüm Yeni Bir Yüz Isami
10.Bölüm Karanlık
11.Bölüm Şeytan Olmak??
12.Bölüm Final

2.Bölüm Onun Adı Rei

3.1K 166 21
By yaoiseverywhere


♧Bir şeytanın kanını içen insan kanını içtiği şeytana ilgi duymaya başlar. Ona istemsizce güvenir. Ruh hayatını kurtardığı için onu tapılası biri olarak görür.

Okul Çıkışı-

Zil çalınca toparlanmaya başladım. “Şimdi Yumi’yle evlerinize gideceksiniz değil mi?” demesiyle toparlanmayı bırakıp ona doğru döndüm. “Şaşırmış görünüyorsun.. Evini bilmediğimi mi sanıyordun? Hani o 3 katlı Okyanusa 7 sokak ötede olan ev.. Senin değil mi?” sinsi bir gülümseme takındı. Yutkundum. Sonra önüme dönerek eşyalarımı hızla toplamaya başladım.

“Evimin 100 metre bile yakınına gelirsen…. Seni polise şikayet ederim.” Diye tısladım. Güldü. Hem de uzun bir süre.. “Cidden polislerin bana engel olabileceğini mi sanıyorsun? Biliyor musun saçımın teline bile dokunamazlar.”

Kaşlarımı çattım ve yeniden ona doğru döndüm. “O zaman ben dokunurum” diye tısladım. “Elbette o gün de gelecek” diyerek gülmeye devam etti.  Sinirden ne yapacağımı bilemiyordum ki o ara Yumi sınıfa daldı. “Gitmiyor muyuz?” dedi gülümseyerek. Ardından onu görünce eğildi. “Galiba sohbet ediyordunuz. Ama üzgünüm onu senden çalıyorum” dedi göz kırparak. Eşyalarımın hepsini toparladıktan sonra gerekli olanları çantama koydum. Ardından çantamı kapatarak omzuma attım. Normalden biraz daha ağırdı. Herhalde sinirden birkaç parça eşya daha koymuş olmalıydım. Bu çocuk hayat düzenimin içine ediyordu..

Sıramdan kalkıp ona ürkütücü bakışlarımdan birini daha savurdum. Bunu hak ediyordu. Gizli hayranlardan nefret ederdim ve o da tam anlamıyla gizli hayranım gibiydi. Ama yine de nedense tam olarak ondan nefret etmiyordum. Sanki nefretten çok seviyor gibiydim. Bu hiç hoş değildi.O ise sadece her zaman yaptığı gibi güldü.

Daha fazla onunla durabileceğimi sanmıyordum. Yumi’nin elini tuttuğum gibi okuldan çıktım. Arada sırada tökezliyor olsak da hızlı adımlarla yürümeye devam ettim. Bir yandan Yumi’nin elinden tutarak onu çekiştirirken bir yandan da dengemi sağlamakla uğraşıyordum. Tabi aynı şey Yumi için de geçerliydi. “Ne acelemiz var?” diye sordu. Onun arkamızdan geliyor olabileceği düşüncesiyle arkama bile bakmadan biraz daha hızlandım. Arkamı döndüğümde onu görebileceğimden korkuyordum çünkü.. “Çabucak eve varmak istiyorum.” dedim evimizin olduğu sokağa dönerken. Belki de başka bir yere taşınmalıydım. Ne de olsa üvey babam beni yaşadıkları evden göndermeye dünden hevesliydi. Gitmeyi teklif etsem beni paraya boğacağından adım gibi emindim. Ama bir korkak gibi gitmek de istemiyordum.

Kapıyı anahtarla açtım ve Yumi’yi de içeri soktum. “Akira! Ne olduğunu anlat.”  Diye söyleniyordu. Söylenmesi de normaldi .Yaklaşık 10 dakikadır arkamızdan köpek kovalıyor gibi hızlı hızlı gelmiştik. “Sana bir şey soracağım Yumi..” dedikten sonra gözlerine baktım. “tamam sor.” Oldukça merak ediyordu. Daha fazla bekletmek istemedim. Yutkundum ve çantamı yere attıktan sonra “O çocuk senin gördüğün beni izleyen ölü mü?” diye sordum.

Kaşlarını yukarı kaldırdı. Yüzünde anlamsız bir ifade vardı. “Ne? Seni biri mi izliyormuş?” dedi. Şaşırmıştım. Bildiğin ağzım beş karış açık kalmıştı. “Akira ağzına sinek girecek. Ne dediğini anlamıyorum. Seni izleyen bir ölü falan görmedim”  dedi.  “Beni izleyen birini görmedin mi?” diye sordum şaşkınlıkla ona bakmaya devam ederken ben mi gördüğünü falan hayal etmiştim. Anlayamıyordum. Hiçbir şeyi anlayamıyordum. Resmen kafam basmıyor olmuştu bu günlerde.

Bu kadarı fazla geliyordu. Birkaç gün önce bıçaklanmıştım, vurulmuştum ve ölmek üzereydim. Sonra kendime geldiğimde bana sadece kafamı lavaboya çarptığımı söyledi. Onun hastanede beni izlediğini gördüm ve sonra onu okulda gördüm ve bana ‘Yaralarının’ dedi. Hiçbir şey anlayamıyordum. Delirecektim, delirmek üzereydim.

….

Her zamanki gibi Yumi’yle beraber okula doğru yol aldık. Karamel rengindeki saçları altın rengine çalıyordu güneş altında. Ona baktığımı görünce gülümsedi. “Dün…” dedi. Kafamı çevirdim. Sonra konuşmadık okula kadar. Ne konuşabilirdik ki. Delirdiğimi bile düşünebilirdi.  Ama delirmediğime emindim o çocukta bir gariplik vardı.

İsmini bile bilmediğimi fark ettim o an. Bugün öğrenecektim. Polise şikayet ederim diye tehdit et ama ismini bile bilme. Ne saçmalıktı cidden.

Okula varınca Yumi kısa bir an bana baktı sonra kendi sınıfına girdi. Bende koridoru takip ettim ve sınıfımın olduğu bölüme saptım. Sınıfa girdiğimde neden ondan başka kimse yoktu. Bir iç çektikten sonra kendi sırama yönelip çantamı bıraktım.

“Yumi delirdiğini düşünüyor olmalı” dedi gülerek sırama oturduktan sonra. “Ne de olsa beni gördüğünü bile hatırlamıyor, değil mi?” dedi.

“Benden ne istiyorsun?” dedim korkuyla ona bakarken. Tahmin etmiştim diyordum içimden. Hücrelerim de oy yandın işte diye ağıt çekiyordu içimde sanki. Nefes almak bile zordu. Ensemde soğukluk hissettim.Terliyor olmalıydım. En sonunda benden ne istediğini düşünmeyi bıraktı. Bulmuş olmalıydı. Ne istediğini cidden merak ediyordum. Filmlerdeki pislikler gibi ‘ölmeni puhahaha’ falan diyecek diye düşünmüyor da değildim. Sonunda ağzını araladı ve “Senden..” dedi. Kısa bir durgunluktan sonra nedense eli saçlarımda gezintiye çıktı. Ben de gözlerine bakmaya devam ettim ve vereceği cevaba odaklandım. “Senden seni istiyorum.” Gözlerim kocaman açılmıştı ve kızardığımı adım gibi biliyordum. Yanaklarım sıcaklamıştı çünkü.

‘Senden seni istiyorum’ bunu söylediğine inanamıyordum. Düşüne düşüne bunu mu düşünmüştü, cidden bu çocuğu anlayamıyordum. Neden böyle diyordu ki? Amacı neydi bu çocuğun? Fazla gizemliydi. Hoşuma gitmiyordu bu gizemi. Korku filmindeki aptallar nasıl karanlıkta ses gelince koşa koşa gidiyorsa onun gizemi de beni kendine çekiyordu.

Elini tutup saçlarımdan ayırdım. Ardından “Bana dokunmanı istemiyorum” dedim. Gözlerine bakmaya devam ederek. Gören benim ona şimşekler gönderdiğimi ama bu şimşeklerin ona ulaşmadan bana geri döndüğünü görebilirdi. Sanki gülmemek için kendini zor tutuyor gibiydi. “Dokunursam..” dedi ciddi bir şekilde.

Anlayamamıştım, çok çabuk ciddileşmişti. Vücuduma bir titreme yayıldı. “Hatta daha da ileri gidersem…” dedi ardından dudaklarını yaladı. “Ne yaparsın saçımın teline mi dokunursun? Dokunman umurumda değil” dedi ve elimi saçlarına götürdü. Kalbim maraton yarışında koşmaya başlarken saçlarının ne kadar yumuşak ve temiz olduğunu fark ettim. İnsanın dokundukça dokunası geliyordu. Hacimliydi ve saçının dalgalarında yüzmek bile istedim. O an kafamın içinde yer alan canım beynim de kalbim gibi  farklı bir amaç taşıyordu. Saçlarına biraz daha dokunabilmek istiyordum. Elimi saçlarının arasına daldırmış olduğumu fark edince hızla toparlandım.

“Senden nefret ediyorum.” Diye tısladım bir yandan ayağa kalkarken. Sınıftan çıkıp gitmekten başka bir şey düşünemiyordum. İstediği her şeyi yapıyordu. Ve ben bunlara karşı bile çıkamıyordum. Resmen kedinin yumakla oynadığı gibi oynuyordu benimle ve ben ona sadece boş tehditler savuruyordum. Kafasına takmıyordu bile... ‘senden seni istiyorum’ diyordu.. Kolayca diyebiliyordu ve ben de ona karşı koyamıyordum.

Ne kadar kıt bir düşünce anlayışı aynı zamanda da mide bulandırıcı bir konuşma tarzı vardı böyle. Sinirden tırnaklarımı etime geçirmişken, aslında sinirimin nedeni beni bu kadar kolay tav edebilmesiydi üstelik sadece saçlarına dokunmuştum, kolumdan tuttu ve beni hızla kendine çekti. “Benden nefret etmen umurumda değil. Eğer senin yanında olursam eninde sonunda sende beni seveceksin” yutkundum. Sende mi dedi az önce o?? Yani bu ‘ben seni seviyorum ve senin de beni sevmeni istiyorum’ un üstün kaba versiyonu falan mıydı?

Bugüne kadar masum ilişkilerim olmuştu. Daha doğrusu hepsi platonikti ama hiçbir kız bana ‘Benim olacaksın ulan’ falan gibi bir şeyler dememişti. Zaten bu çocuk kız değildi. Sorun da burada başlıyor olmalıydı ya zaten. Normalde olsa beni seven kızı sevmeye çalışırdım. Ama bu çocuğu sevmeye çalışmasam da sevmeye başlıyordum. Üstelik dün yaptığı, dediği şeylerden sonra üstelik dün tanışmamıza rağmen!

“Sen beni sevdiğini mi düşünüyorsun?” dedikten sonra kolumu hızlıca çektim. Seviyor olamazdı. Beni seven kızlar masumdu.. Ama dediğim gibi bu çocuk erkekti. Bu yüzden onu anlayamıyor, ne yapacağımı bilemiyordum. “Zorlamak, deli durumuna düşürmek her bokunu saklamak ne zamandan beri aşkla yapılıyor?” İlk defa gülmediğini görüyordum. İlk defa ben bir şey dedikten sonra kahkaha atmamıştı. “Yani..” dedi. “Eğer seni zorlamazsam bana aşık olacaksın.”

Gözlerim kocaman açıldı. “Bunu hangi delikten çıkardın lan” diye sordum. Aklımdan zaten seni bu halinle bile sevmeye başladım gibi şeyler geçiyordu.“Şaşırmış halin çok hoş aynı zamanda kızgın halinde. Ama mutlu halini sevmiyorum.” Dedi. “Nasıl bir sadistsin?” diye sordum. Bu aynı filmlerdeki seni ağlatmak istiyorum sahnelerine benziyordu. “Çünkü mutlu halin yanımda gerçekleşen bir şey değil. O halini başkalarına gösterdiğin için sevmiyorum. Ama bana da gösterirsen sevmemem için sebep yok.” donmuş kalmıştım. Hiçbir harakette bulunmadan ona bakmaya devam ettim.

“Bu ara adımı bile bilmiyorsun değil mi?” Şaşkınlıkla bakmaya devam ederken “Rei” dedi. “Adım Rei”

................................

2.Bölümün de sonundayız. Yandaki kız Yumi oluyor.Gelecek bölümde görüşürüz :P

Continue Reading

You'll Also Like

3.3M 234K 61
"Ulan, diyor insan ister istemez. Bu kadar küçük bir şey de yaşıyor, konuşuyor. Hatta iç organları da var." Arşın yıllarca kardeşinden dinlediği Yüsr...
2.2M 101K 54
"Eksiklerimiz kusurlarımız değildir." Ailem beni hep bunu söyleyerek büyütmüştü. Eksikleri olan insanları dışlamamayı, onları sevmeyi öğretmişlerdi...
289K 9.7K 20
(+18) Yabancı çevik bir hamleyle beni çevirip masaya dayarken elimdeki hançere gülerek baktı, buz mavisi gözleri bana dönerken gölgeler sıklaştı, uya...
62.3K 5.3K 35
Bir kızın en sevdiği romanda kötü kadın olarak uyanma hikayesi.
Wattpad App - Unlock exclusive features