Profilimde ki 'Skin' ve 'Amenta' isimli kitapları okursanız sevinirim
Avril Lavigne - Innocence ile okuyun. Biterse Başa Sarın
'' Gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın. ''
****
'' Hey bebeğim. Benim. Sadece seni çok çok çok çok sevdiğimi söylemek için geldim. Prensesim olduğunu, dünyadaki tüm aşklar kadar değerli olduğunu ve hayatımın aşkı olduğunu bilmeni istiyorum. '' Zorlukla yutkunup buğulanan gözlerimi sıkıca kapadım. 3 gündür sadece uyuyan meleğimin her zaman hayranı olduğum saçlarını okşayıp devam ettim. '' Uyanmana ve bana sarılmana ihtiyacım var anladın mı? '' Yutkundum. '' Baban , annen , Carly , Stefan , David , Finn hepsi senin uyanmanı bekliyor bebeğim. Lütfen. Uyan artık. '' Beceriksizce titreyen elimle soğuk elini tuttuğumda vücudumdan geçen titremeyle kendime geldim. '' Ağlamamak istiyorum ama elimden gelmiyor. Ben. Sanırım seni kaybetmekten korkuyorum. Dün doktorlar bize 2 gün'e kadar uyanmazsa bitkisel yaşama girmiş olduğu onaylanmış olacak diyor. Yani beyin ölümün gerçekleşecek diyorlar. Sen güçlüsün Lucy. Uyan güzelim. Uyan da dışarıda bizi bekleyen orospu çocuklarının hakkından beraber gelelim. '' Kalbine bağlı olan makineden çıkan sesler dışında oldukça sessiz olan yoğun bakıma göz attım. '' Biliyorum beni duyuyorsun. Şunu bilmeni istiyorum. Sen benim cehennemimde ki güzel olan tek şeysin. Sen benim hayatımda yaptığım tercihlerin arasında ki en doğru şeysin. Ve senin için tüm bu karanlık işlerden çekilmeye razıyım. Benim sana ihtiyacım var. Birilerini öldürmeye değil. '' Yoğun bakımın kapısı açılınca bakışlarımı oraya çevirdim. '' 5 dakika doldu beyefendi. İzninizle hastayı muayene edeceğiz '' hemşireyi süzüp ayağa kalktım. Lucy'nin alnına 3 kez öpücük kondurduktan sonra kulağına eğildim. '' Seni seviyorum bebeğim '' Yavaş adımlarla odadan çıktıktan sonra yüzüme taktığım maskeyi indirdim. Saçlarıma geçirdikleri boneyi çekip çıkardıktan sonra üzerimde ki saçma kıyafetide çıkardım. Yoğun bakımın yanında bulunan çöpe giydiklerimi attığımda bu çöpün sadece bu kıyafetler için burada olduğunun farkına vardım. Dalgınca ilerleyip sadece Lucy'nin babasının boş olduğu yanında ki yere oturdum. Bakışlarım beyaz zeminle buluşurken duyduğum sesle başımı çevirdim. ''Kızım nasıl? '' Bakışlarımı elime çevirdim. '' Aynı efendim '' Lucy'nin babası elini omzuma koydu. '' Bana efendim deme lütfen. Adım William '' Başımı salladım. '' Peki ef-William '' buruk bir şekilde gülümsedi. Yavaşça ayağa kalkıp tuvalete ilerledim. Büyük beyaz kapıdan içeri girdikten sonra lavaboya ilerleyip suyu açtım. Avcumu su ile doldurup yüzüme çarptıktan sonra aynada kendime baktım. Göz altlarım uykusuzluktan şişmişti. Ayrıca sakallarım baya uzamıştı. İç geçirip peçete aldım ve yüzümü kuruladım. Lavabodan çıkmadan önce telefonumu kapatıp lavabodan çıktım. O sırada hemşire yoğun bakımdan çıkıyordu. Yanına ilerledim. '' Durumu nasıl? '' orta yaşlarda ve evli olduğu yüzüğünden beri olan hemşire kalemini cebine koydu. '' Durumu tuhaf olacak biraz ama iyiye gidiyor. Dünden bu güne gayet iyi. Komadan çıkmayı başaracak gibi görünüyor '' Gülümsedim. '' Tanrım '' diye mırıldandım. '' Sanırım yanına girmeniz etkili oldu ha ? Her neyse hastanın yanında şuan bayan arkadaşı var o çıktıktan sonra girebilirsiniz. '' Gözlerimi kapadım. '' Çok teşekkür ederim '' Arkamı döndüğümde yüzünde ki tebessümle bana bakan Maria – Annesi- gülümsedi. Ona sıkıca sarıldım. O an Lucy'e sarılıyor gibi hissediyordum. O an kollarım arasında Maria yerine Lucy var sandım.
-Carly'nin Anlatımı-
'' O seni gerçekten seviyor. Tabi bende '' Konuşmakta güçlük çekiyordum. Lucy benim için çok önemliydi. O benim ailemdi ve onu böyle görmek canımı acıtıyordu. '' Tek istediğim uyanman. Tamam mı seni lanet olası salak? Uyan ve bana sarıl. Buna ihtiyacım var. Zayn'in sana ihtiyacı var. Benim sana ihtiyacım var. Ve sen bencillik yapıp burada bizi daha fazla ağlatma. Seni seviyorum. Tekrar geleceğim oldu mu ? '' Yavaşça yoğun bakımdan çıkmaya başladım. Bana şu giydirdikleri kıyafetleri çıkartıp çöpe attıktan sonra Zayn'in aynı şeyleri üzerine geçirdiğini gördüm. Omuz silkip dışarı çıktığımda Stefan koridorun sonunda tek başına oturuyordu. Adımlarımı ona doğru yönlendirip yanına oturunca başını bana çevirdi. '' Benden nefret ediyor değil mi? '' gözlerimi devirdim. '' Hayır sadece sana kızgın. '' Stefan gözlerini sildi ve konuşmaya devam etti. '' Ondan çok hoşlanıyordum. Sonra bu hoşlantı aşka dönüştü. Onu herkesten kıskanıyordum. Her şeyden. Giydiği ayakkabı bile benden şanslıydı diyordum. Evet ona açılmamıştım ama utanıyordum. Onun beni küçümsemesinden veya beni yüz üstü bırakmasından utanıyordum. Onun bana aşık olduğunu öğrendiğimde evine gittim. Ona sarılıyordu bahçede. Onu öptü. Zayn o aptal sarhoştu ve şanslıydı. Ondan özür diliyordu çünkü onu üzmüştü. Ben. Onları öyle görünce gerçekten kötü oldum Carly. Onları öyle görüp acı çekmem yetmezmiş gibi Lucy'nin odasının önündeki ağaca tırmanıp onları izledim. Beraber uyudular. Öpüştüler. Sarıldılar. Lucy onun üzerini değiştirdi. Gözlerini açtığında yanında o vardı ben değildim ben kendimden nefret ediyorum '' Stefan son sözlerini söyleyip ayağa kalktı ve koşarak koridordan uzaklaştı. Arkasından öylece bakıyordum. O gerçekten acı çekiyordu. Lucy'e aşıktı ve Zayn'le Lucy'nin romantik anlarını görmüştü. O yani Stefan acı çekiyordu. İçeride yatan kız onu mahvediyordu. Ve Stefan onu kaybederse bende Stefan'ı kaybederdim. Kendini öldürürdü. Stefan'ı iyi tanıyordum. Ama beraberinde onu üzen kişileri de götürürdü.
-Stefan'ın Anlatımı-
Siyah botlarımın su birikintisine çarpıp çıkardığı ses sinirimi bozmaya başladığı sırada dudaklarım arasında ki sigarayı yere atıp botumla ezdim. Karşımda duran eve uzun bir süre baktım. İçeride yaşayan kaltak yüzünden Lucy kendine zarar vermeye bile kalkışmıştı. Zayn o kız yüzünden Lucy'i en berbat hale sokmuştu. Lucy içeride ki kaltak yüzünden saatlerce hatta günlerce ağlamıştı. Şimdi intikam vaktiydi. Onu üzenleri üzme vaktiydi. Sert adımlarımı zemine bastırıp ilerledikten sonra evin bahçesinden geçmiş kapıya ulaşmıştım. Zile basıp yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirdim. Kapı açıldığında gülümseyen Perrie'ye olan bakışlarım ona acıdığımın göstergesiydi. Zavallı 1 aydır onu kullanıyorum Lucy için ama onun haberi bile yok. Gerçekten ondan hoşlandığımı sanıyor. Dudaklarıma öpücük kondurup beni içeri çekti. '' Özledim seni bebeğim '' sahte gülümsemem yüzüme yayılırken Perrie dudaklarıma yapıştı. Tiksintiyle onu kucağıma alıp odasına çıkartırken aklımdan geçen tüm düşünceleri sildim. En azından bir süre ağlamak istemiyordum.
-Zayn'in Anlatımı-
'' Her an her şey olabilir beyefendi. Durduk yere durumunun tekrar kötüleşmesi bizimle ilgili bir şey değil. Şimdi lütfen sessiz olun. Burası bir hastane. Konser alanı değil!'' Doktor'a oldukça sert bakışlarımı atarken onu önümden hızla çekip yoğun bakımın penceresinden Lucy'e baktım. Az önce kalbi durmuştu ve 5 dakika da anca eski haline dönmüştü. ''Neden biz '' diye fısıldadım. O an ki sinirle bağırdım tekrar '' Neden biz amına koyayım neden!'' Hızla yan tarafımdan bulunan duvarı yumruklamaya başladım. '' Her seferinde zarar gören neden biz oluyoruz. Lanet olası orospu çocukları neden peşimizi bırakmıyor! Uyan Lucy. Uyan. Uyan. Uyan. Buna ihtiyacım var uyan!'' '' Sana ihtiyacım var anlasana!'' Yere çöküp başımı ellerim arasına aldım ve ağlamaya başladım. '' Lütfen beni bırakma'' fısıldadım. '' Lütfen '' gözlerim kapanırken düşündüğüm tek şey onun uyanmasıydı.
-Elena & Damon - Dalena Dream - Down ile okuyun
-Yazarın Anlatımı-
Stefan nefes-nefese yan tarafa yığıldığında aklında Lucy vardı ne yaptığı şeye odaklana biliyordu nede intikam planlarına. Carly çaresizce öz kardeşinden daha fazla sevdiği Lucy'i izlerken aklının bir ucunda Zayn vardı. Sinir krizi geçirirken bayılmıştı ve hala uyanmıştı. Finn sigarasını ayağının ucuyla ezerken onları düşündü. Lucy onu bırakırsa Zayn'in içine düşeceği durumu. Maria çaresizce kızının uyanması için daha önce adını bile anmadığı tanrıya dua ederken William kızının güçlü olduğunu önündeki deftere 100.kez yazıyordu. David bilmiyordu. Ne hissettiğini ne düşüneceğini veya ne yapacağını bilmiyordu. Zamanında Lucy onun için uzaklaştırma bile almıştı. Ona defalarca iyilik yapmıştı. Şimdi o Lucy'e iyilik olarak Zayn'i güçlü olması için defalarca uyarıyordu. Herkes başka bir şey düşünüyordu ama akıllarında tek bir soru vardı. ' Şimdi ne olacak ? ' Lucy uyanacak mı yoksa o çok sevdiği uykusuna sonsuza dek devam edecek mi?
****
Boş koridordan ilerleyen Zayn gözlerini sildi. Beceriksizce yoğun bakıma ilerlerken etrafına bakındı. Koridor boştu. Herkes ya uyumuştu ya da acıktıkları için yemekhaneye inmişti. Kimsenin olmayışı onu sevindirdi. Yoğun bakımın önüne gelince odanın açılmasını sağlayan düğmeye bastı. Kapı açıldığında son kez etrafına bakıp içeri girdi. Beyaz odaya uyum sağlayacak şekilde beyaz çarşaflar ve beyaz makineler arasında uyuyan sevgilisine yaklaştı. Soğuk ellerini tutunca ürperdi. Oysa ki hep sıcak olurdu onun elleri dedi kendi-kendine. Elleri-ellerimi ısıtırdı her zaman dedi. Bir süre öylece Lucy'i izleyip yanaklarını okşamıştı. Daha sonra eğilip sevgilisinin alnına öpücük kondurdu ve geri çekilmeden önce fısıldadı. '' Uyanmazsan ve uyumaya devam edersen sana eşlik ederim meleğim. Seve-seve '' Zayn adımlarını yoğun bakımın dışına attı. Yoğun bakımdan çıkıp karşıda bulunan koltuklardan birine oturdu. Uzun zamandır yapmadığı şeyi yapıp şarkı mırıldanmaya başladı...
I thought that i had every thing i didn t know what life could bring
Her şeye sahip olduğumu düşünmüştüm ama hayatın ne getirebileceğini bilmiyordum
But now i see honestly
Ama şimdi görüyorum, gerçekten
You're the one thing i got right
Sen benim sahip olduğum tek doğrumdun
The only one i let inside
Sadece tektin içeri girmeye müsaade ettiğim
Now i can breath cause your hear with me
Şimdi nefes alamıyorum, çünkü sesin benimle
And if i let you down i ll turn it all around
Ve eğer üzülmene izin vereceksem her şeyi geri getireceğim
Cause i would never let you go
Çünkü ben asla gitmene izin vermeyeceğim
Zayn susmuştu çünkü telefonuna gelen mesaj düşüncelerini dağıtmıştı. Telefonunu cebinden çıkarıp kilidini açtıktan sonra bir süre duvar kağıdında gülümseyen sevgilisine baktı ve iç geçirdi. Gelen mesajı okuduktan sonra damarlarına kadar işleyen öfkeyle ayağa kalktı. Mesajı tekrar okumadan önce Finn'i aradı. Mesajda aynen şu yazıyordu;
' Çok değerli sevgilin kaza geçirmiş. Umarım ölür. Eh adamımda güzel iş çıkardı yani ben tuttuğum adamın sevgilinin boktan kalbine arabanın camını batıracağını düşünmemiştim. Onu yalnız bırakma o cam yüzünden ölmese bile ona çarpan adamım onu zevkle öldürmek için hastaneye gelir dostum. Senin benim sevgilime yaptığın gibi. Sevgiler Luke ... '