25 ( RA - MU )

By AliGalip25

18.2K 3K 220

YÜZLEŞMEYE KORKANLARIN HAYATI KAOS'DUR... TEK ÇARE İSE KIYAM'DIR GERÇEK İLE YÜZLEŞMEYE HAZIR MISINIZ.... SI... More

25 RA-MU
YÜZLEŞME BÖLüM 1
YÜZLEŞME BÖLÜM 2
YÜZLEŞME BÖLÜM 3
YÜZLEŞME BÖLÜM 4
YÜZLEŞME BÖLÜM 5
YÜZLEŞME BÖLÜM 6
YÜZLEŞME BÖLÜM 7
YÜZLEŞME BÖLÜM 8
YÜZLEŞME BÖLÜM 9
YÜZLEŞME BÖLÜM 10
YÜZLEŞME BÖLÜM 11
YÜZLEŞME BÖLÜM 12
YÜZLEŞME BÖLÜM 13
YÜZLEŞME BÖLÜM 14
YÜZLEŞME BÖLÜM 15
YÜZLEŞME BÖLÜM 16
YÜZLEŞME BÖLÜM 17
YÜZLEŞME BÖLÜM 18
YÜZLEŞME BÖLÜM 19
YÜZLEŞME BÖLÜM 20
YÜZLEŞME BÖLÜM 21
YÜZLEŞME BÖLÜM 22
YÜZLEŞME BÖLÜM 23
YÜZLEŞME BÖLÜM 24
YÜZLEŞME BÖLÜM 25
YÜZLEŞME BÖLÜM 26
YÜZLEŞME BÖLÜM 27
YÜZLEŞME BÖLÜM 28
YÜZLEŞME BÖLÜM 29
YÜZLEŞME BÖLÜM 30
YÜZLEŞME BÖLÜM 31
YÜZLEŞME BÖLÜM 32
YÜZLEŞME BÖLÜM 33
YÜZLEŞME BÖLÜM 34
YÜZLEŞME BÖLÜM 35
YÜZLEŞME BÖLÜM 36
YÜZLEŞME BÖLÜM 36 DEVAMI (1)
YÜZLEŞME BÖLÜM 36 DEVAMI (2)
YÜZLEŞME BÖLÜM 36 DEVAMI (3)
YÜZLEŞME BÖLÜM 36 DEVAMI (4)
YÜZLEŞME BÖLÜM 36 DEVAMI (5)
YÜZLEŞME BÖLÜM 37
YÜZLEŞME BÖLÜM 38
YÜZLEŞME BÖLÜM 39
YÜZLEŞME BÖLÜM 39 DEVAMI
YÜZLEŞME SON BÖLÜM
KAOS Bölüm 1
KAOS Bölüm 2
KAOS Bölüm 3
KAOS Bölüm 4
KAOS Bölüm 5
KAOS Bölüm 6
KAOS Bölüm 7
KAOS Bölüm 8
KAOS Bölüm 9
KAOS Bölüm 10
KAOS Bölüm 11
KAOS Bölüm 13
KAOS Bölüm 14
KAOS Bölüm 15
KAOS Bölüm 16
KAOS Bölüm 17
KAOS Bölüm 18
KAOS Bölüm 19
KAOS Bölüm 20
KAOSUN SONU
TEŞEKKÜR
25 RA- MU KIYAM - ARTIK 25 SENSİN
KIYAM BÖLÜM 1
KIYAM BÖLÜM 2
KIYAM BÖLÜM 3
KIYAM BÖLÜM 4
KIYAM BÖLÜM 5
KIYAM BÖLÜM 6
KIYAM BÖLÜM 7
KIYAM BÖLÜM 8
KIYAM BÖLÜM 8 ( DEVAMI )
KIYAM BÖLÜM 9
KIYAM BÖLÜM 10
KIYAM BÖLÜM 11
KIYAM BÖLÜM 12
KIYAM BÖLÜM 13
KIYAM BÖLÜM 14
KIYAM BÖLÜM 15
KIYAM BÖLÜM 15 ( DEVAMI )
KIYAM BÖLÜM 16
KIYAM BÖLÜM 17
KIYAM BÖLÜM 18
KIYAM BÖLÜM 19
KIYAM BÖLÜM 20
KIYAM BÖLÜM 21
KIYAM BÖLÜM 22
KIYAM BÖLÜM 23
KIYAM BÖLÜM 24
25 KIYAMIN SONU ( BÖLÜM 1)
25 KIYAMIN SONU ( BÖLÜM 2)
25 - KIYAMIN SONU ( BÖLÜM 3)
BAŞLANGICIN SONU

KAOS Bölüm 12

128 30 2
By AliGalip25

BÖLÜM 12

18 NİSAN 1982

14.30

İZMİR / RUH VE SİNİR HAST. HASTENESİ.

Arabayı hastanenin önünde durdurdu.

" istersen bende geleyim"

Nergis kararlı bir sesle

" sen bekle... Biliyorsun seni gördüğünde daha çok sinirli oluyor" diyerek arabadan çıktı. Hastaneden içeri girdiğinde kafası türlü düşünceler ile doluydu. Koridorda yürürken hemşire ile karşılaşıp tebessüm etti. Hemşire

" nergis hanım sizinki gene huysuzluk yaptı "

" yine mi... odada mı gene"

" evet, isterseniz doktor ile görüşün"

" teşekkür ederim sevim hanım. Doktor yerinde mi"?

" evet, ... "

Nergis doktorun odasının kapısını çalıp içeri girdi.

" Nejat Bey merhaba"

" a nergis hanım. Hoş geldiniz."

" gene odaya alınmış. Durumu nasıl. Görmem mümkün olabilecek mi"?

" bugün için zor. Artık ilaçlara da tepki vermemeye başladı. Hastabakıcıya saldırmış. Mecburen odaya aldık"

" hastabakıcıya mı? Hiç böyle bir şey yapmazdı. En azından birkaç dakikalığına görsem. Belki ona iyi gelebilir"

" kapıdaki pencereden bakabilirsiniz. Ama yanına girmeniz onu daha çok tedirgin edecektir. Ben sizi yanına götüreyim hem de bilgi vereyim"

Nergis kaygı dolu gözlerle doktoru takip ediyordu. Üzüntüsü hat sefadaydı.

" bu nasıl olmuş"

"salonda diğer hastalar ile berabermiş. Yine kendi kendine konuşuyormuş. Bir ara bağırmaya başlamış. Hayali kişiyle..."

" aynı hayali kişi değil mi"?

" evet... Hayali kişiyle kavga ediyormuş. Hasta bakıcı gelip onu sakinleştirmeye çalışınca birden saldırmış"

Doktor ile nergis bir odanın önünde durdular. Kapıda küçük demir parmaklı bir pencere vardı. Nergis başını hafifçe pencereye yaklaştırdı. Kendisine zarar vermesin diye gömlek giydirilmiş genç bir erkek arkası dönük ayakta kendi kendine konuşuyordu. Nergis bu halini görünce üzüntüsü katlandı. Başını pencereden çekti. Arkasını dönüp uzaklaşmaya başlayacaktı ki bir ses ile irkildi.

" mesajı biliyorsun."

Nergis arkasını döndüğünde pencereden bakan genci gördü. Doktor da hayret ile izliyordu. Nergis pencereye yaklaştı. Delikanlı sakin görünüyordu.

" mesajı biliyorsun değil mi"?

" ne mesajı"

Birden genç adam bağırmaya başladı. Gözlerinde kızgınlık ve öfke vardı.

" mesajı biliyorsun değil mi. Mesajı biliyorsun değil mi"?

Doktor nergisin kolundan tutup uzaklaştırmaya başladı.

" nergis hanım kendinde değil. Demiştim size. Merak etmeyin oğlunuz yarın sakinleşecektir."

Nergis üzüntü ve keder ile hastaneden çıkıp arabanın yanına geldi. Arabaya bindiğinde üzüntüsü her halinden belliydi.

" ne oldu nergis. Durumu nasılmış"

Nergis başını cama cevirdi. Gözlerini adeta kaçırıyordu.

" ne olur murat bir şey sorma. Eve gidelim."

" tamam canım."

Murat arabayı çalıştırıp yola çıktı.



25 MAYIS 1982

01.15

İZMİR RUH VE SİNİR HAST. HASTENSESİ

Nergis hastanenin koridorunda koşar adım ilerliyordu. Murat da arkasından yetişmeye çalışıyordu nergise. Odanın kapısında nergisi hemşire sevim hanım karşıladı.

" nergis önce sakin ol tamam mı"?

Nergis bir an önce odaya girmeye çalışıyor sevim engelliyordu. Murat da sevime bakıyor anlamaya çalışıyordu.

" ne olmuş durumu nasıl"

" lütfen önce bir dakika yüzüme bakıp beni dinler misiniz"?

Nergis sevime baktı.

" içer gireyim sevim. Gözlerimle göreyim"

" nergis şu an ilaçların etkisiyle baygın ve durumu iyi. "

" nesi var sevim hanım" diyerek tekrarladı murat.

" sevin bana telefon ettiniz. Kötü bir şey olmasa aranmazdım değil mi?"

" nergis tamam bir sakinleş. Murat bey, Bugün intihara kalkışmış. Bileklerini kesmiş"

Nergis sevime bakarken gözleri doldu. Murat da şaşkındı.

" intihar mı? Nasıl sevim... Neyle nasıl bulup yapmış" diye sordu nergis.

" bizde bilemiyoruz. Araştırıyoruz. Odasında bilekleri kesik bulduk. Bir cam parçasıyla"

" camın ne işi var odasında sevim"

" evet, sevim hanım... Bu nasıl olabilir"

" dedim ya araştırıyoruz. Ayna parçası. Şu an bağlı ve kendisinde değil "

Nergis ne diyeceğini bilemiyordu. Odanın kapısını açıp içeri nergis ile murat girdi. Sevim hemşire de hemen arkalarından içeri girip kapıyı kapattı. Nergis yatakta yatan genç adama baktı. Gözleri kapalı uyuyordu. Göğsünden ve ayaklarından yatağa başlanmış bilekleri sarılmıştı. Murat nergise teskin etmek için sarıldı. Nergis yatakta yatan genç adamın bu halini görünce sevime, sonra tekrar gen adama baktı. O an Adam birden gözlerini açıp nergise bakmaya başladı. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. Gözleri simsiyahtı. Sevim hemşire verilen ilaçlara rağmen adamın gözlerini açmasına şaşkın bir ifade ile bakıyordu. Adam birden titremeye başladı. Öyle ki yatak bile sallanıyordu. Hemşire kapıyı açıp doktoru çağırmaya gitti. Nergis ve murat adamın bu haliyle dona kalmışlardı. Adamın ağzından köpükler çıkıyor nefes almakta zorluk çekiyordu. Çok geçmeden sevim hemşire ve iki doktor içeri girip müdahaleye başladılar. İçeri giren hasta bakıcı nergis ve murat'ı dışarı çıkardı. Nergis içerden gelen sesleri duydukça gözlerinden süzülen yaşlarda çoğalıyordu.

" hastayı kaybediyoruz "

Nergis dayanamayıp odaya girdiğinde doktor ile göz göze geldi. Doktor nergise hiçbir şey demese de gözleri çok şey söylüyordu. Diğer doktor saatine bakıp sevda hemşireye bir doktor için en zor sözleri söyledi

" ölüm saati gece iki yirmi beş. Kayıtlara geçsin. Hasta Mustafa zeybek'i kaybettik"



27 EYLÜL 2015

22,15

İSTANBUL BEYKOZ KONAKLARI

Kemal mutfağa geçip yemek masasının yanındaki sandalyeye oturup bir sığara yaktı.

" bir tanede bana versene" dedi meral

Kemal bir tanede eşine verdi. Meral de bir sandalye çekip kemalin yanına oturdu.

" hala inanamıyorum öldüğüne"

" bende meral bende... İstanbul'a getirecekmiş buraya gömülecekmiş"

" vasiyeti biliyorsun. Hep söylerdi... Sana da kaç kere söyledi"

Kemal hiçbir şeyi hatırlamamanın üzüntüsüyle merale baktı. Bu yaşanan gerçeklikte hatırlamadığı şeylerin yaşamış olmasına alışamamıştı.

" ha tabi bana da söylemişti"

" kemal yeri değil ama..."

Kemal merale baktı.

" yeri olmayan ne meral"

" biliyorsun işlerine hiç karışmadım. Ama bu geç gelmeler, mısıra gitmen... Üniversiteyi aradım... Üniversitenin böyle bir konferansı yokmuş mısır'da..."

" ne demeye çalışıyorsun meral"

" ve cihangirdeki ev... Satın aldığın"

" meral lütfen şimdi bunları konuşacak halde değilim"

" haklısın biliyorum... Yirmi beş yıllık eşimsin... Seni herhalde benden daha iyi tanıyan yoktur... Bir şeyler varsa bana anlatabilirsin kemal"

Kemal meralin elini tuttu.

" seni aldatmadım aldatmamda. Ama bunları sana anlatamam. Beni eğer tanıyorsan bana güvenmen gerekir. En azından bir süre daha bana izin ver..."

" tamam canım... Sen ne zaman hazır hissedersen"

" nasıl olmuş tam biliyor musun"?

" annen pek anlatmıyor ama intihar etmiş galiba. İlaç almış"

" intihar mı? Çok çekti hiç şaşırmadım"

" doğru... Hele Mustafa... Annen hep anlatırdı akıl hastanesi günlerini"

" bazı şeyler değişmiyor desene"

" ne dedin kemal"

" yani Mustafa... Akıl hastanesinde yatması diyorum"

" hele Mustafa'nı geçirdiği son kriz... Kadın o gün resmen yıkılmış"

" nereye gömeceklermiş. Annemi gömdüğümüz yere mi"?

" kemal sen ne diyorsun. İçerdeki kadını öldürdün. İlahi ömrünü uzattın kadının"

Kemal birden topladı kendini.

" yani annemin satın aldığı mezara mı gömecekler demek istedim, yoksa oğlunun, Mustafa'nın üstüne mi gömerler. Otuz üç yıl oldu. Oraya da gömülebilir"

Meral kemale şaşkın baktı.

" sen iyi misin kemal. Bugün sende bir şeyler var... Anlamakta zorlanıyorum seni... Önce anneni öldürdün sonrada Mustafa'yı"

" sende söyledin ya meral... Bende biliyorum... Mustafa 82 yılında intihara kalkıştı, sonra büyük bir kriz geçirdi ve öldü"

Meral kemale şaşkınlık ve endişeyle bakıyordu.

" tatlım senin dinlenmen lazım. Bir doktora gidelim mi... Allah korusun Alzaymır hastası gibi konuşuyorsun"

" saçmala meral bunu da nerden çıkardın şimdi"

" tatlım tamam Mustafa dediğin yılda kriz geçirmiş ama ölmemiş ki. Mustafa sağ yaşıyor ve cenaze için yurt dışından geliyor"

" nasıl yani... Mustafa, bizim Mustafa teyzemin oğlu Mustafa sağ, yaşıyor mu dedin sen"



30 EYLÜL 2015

10,25

İSTANBUL TARABYA

Konağın bahçesinden içeri girip kapıya yöneldi. Onu gördüğünde ne diyeceğini ne söyleyeceğini aklından geçiriyordu. Onunla çok konuşma fırsatı bulamamış olsa da yaşanan olaylar yüzünden ona karşı hisleri hiç de iyi değildi. Hele vefattan sonra, öfke boyutuna bile ulaşmıştı. Açık kapıdan içeri girdi, ev kalabalık, akrabalar bu acı olayın haberi ile konağı doldurmuşlardı. Yanına bir bayan yaklaştı. Bayana;

" başınız sağ olsun. Ben kemalin arkadaşıyım"

" dostlar sağ olsun. Ben kemalin eşi meral"

" a... merhaba... Böyle bir günde tanışmak istemezdim... Ben Faruk gezgin"

" sizin ismimizi kemalden hep duyuyordun. Tarih profesörü değil mi"?

" evet"

Yanlarına kemal geldi.

" gelmişsin "

" defin işlemleri ikindi mi öğlen mi"?

" bugün gömmeyeceğiz Faruk... Mustafa akşam gelebiliyor"

" tanındığıma memnun oldum Faruk Bey, etrafla ilgilenmem lazım izninizle" dedi meral.

" tabi, tabi... Lütfen "

Meral yanlarından ayrılır ayrılmaz Faruk sessizce.

" Mustafa sağmış demek... Yanı bu gerçeklikte ölmemiş... Neden daha evvelden öğrenmedin ki"

" ne bileyim Faruk... Mustafa'nın konusu hiç geçmedi ki... Mustafa ölümü sağ mı diye sormakta hiç aklıma gelmedi"

" sende haklısın... E peki nerelerdeymiş"

" bak onu dün annemden öğrendim. 82 yılında iyileşip yurt dışına gitmiş okumak için... Gidiş o gidiş... Bir daha da gelmemiş"

" garip... Neyse o akşam mı geldi"

" akşam cenaze ile geldi. Uçakla... Hastane morguna koyduk. Konakta kaldı akşam"

" konuşabildiniz mi hiç"

" nerde... Yalnız kalamadık ki"

" şu an nerde"

" yukarda... Odada... Yalnız kalmak istedi"

" bence yalnız kalmanın sırası değil, hadi yanına gidelim"

Kemal önde Faruk da onu takip edip merdivenleri çıkıp odaya geldiler. Kemal Faruk'a hazırımsın der gibi baktı. Kapıyı açıp içeri girdiler.

" ne haber murat"

Murat yataktan doğrulup kemal ile Faruk'a baktı.

" Faruk... Faruk gezgin"

" evet... Faruk gezgin... Başın sağ olsun"

" teşekkür ederim"

Faruk gözlerini murat'a dikmiş nasıl başlayacağını düşünürken kemal kapıyı kapatıp direk konuya girdi.

" murat artık konuşmamız lazım"

Murat kemalin ne demek istediğini anlamadı.

" ne diyorsun sen kemal"

Faruk araya girdi.

" her şeyi biliyoruz murat... Heykeli atameri kullanmanı... Her şeyi... Değdi mi bütün bunlar"

" beyler acılı günümde inanın ne dediğiniz anlamıyorum"

" karşında aptal insanlar yok murat... Videoları izledik... Senin yüzünden bir insan ortalarda yok ve düne kadar yanımda olan biri de vefat ettiğini duyuyorum... Bence ne dediğimiz anlıyorsun"

Murat ne diyeceğini bilemedi.

" anladım... Bana biraz müsaade edin en azından biraz kendimi toplayayım... Şimdi müsaadenizle bahçeye inip hava almak istiyorum" diyerek murat yanlarından geçip odadan çıktı.

" çıldıracağım Faruk... Dün akşamdan beri hiçbir şey yokmuş gibi davranması..." dedi kemal.

" sakin ol... Bende öfkeliyim ama sonuçta ortada bir cenaze var. Hadi bizde aşağıya inelim"

Kemal ile Faruk merdivenlerden inerken meral telaşla koştu kemale.

" kemal! Cemal abi, murat enişteme yumruk attı, bahçedeler"

" ne diyorsun sen meral"

Kemal ile Faruk koşarak bahçeye çıktılar. Murat yerde yumruğun etkisiyle uzanmış cemal bağırıyordu. İnsanlar etrafa toplanmıştı.

" değdi mi murat ha... "

" ne değdi mi... kardeş olarak eşime göz koyman mı değdi"

Faruk cemali tutup.

" cemal etrafta insanlar var ayıp oluyor"

Kemalde etrafa

" lütfen içeri girin iki kardeş arasında bir şey bu... Sorun yok"

Meral de insanları içeri sokmaya çalışıyordu ama cemalin siniri geçecek gibi değildi.

"bile, bile ölüme götürdün... Sen nasıl bir insansın böyle"

" yeter... İkinizde yeterin artık" diye bağırarak yaklaştı Süreyya " ben kardeşimi kaybetmişim siz burada neyin kavgasını yapıyorsunuz... Burası cenaze evi beyler... Cemal, murat, nergise böyle mi uğurlama yapıyorsunuz"

"tamam, anne sen geç içeri, biz hallederiz. Meral annemi içeri götür"

Meral hala olayı anlamaya çalışıyordu.

" meraaal" dedi tekrar kemal " annemi içeri götür lütfen"

" hadi gel anne... Yaşlı başlı adamlar hallederler sorunu onlar"

Süreyya üzüntüden yorgun ve bitkin meralin koluna girip içeri geçti. Murat yerden kalktı.

" beyler lütfen hep birlikte sakinleşip adam gibi konuşalım" dedi Faruk

" benim bu adamla konuşacak bir şeyim yok" diyerek cevap verdi murat.

" murat bence şimdi konuşmanın tam zamanı, Mustafa'nın yanında istemezsin herhalde" diyince kemal murat için konuşmaktan başka çare yoktu. Cemale baktı.

" ölü bir adama göre hala sağlam yumruğun var"

" haklısın sende ölü bir adama göre çok kanlı canlısın"

" hadi beyler" dedi kemal " odaya çıkalım"

Dördü eve girip merdivenlerden çıkarken herkes onlara bakıyordu.

" kemal " dedi meral yanlarına gelip

" sen etrafla ilgilen biz yukarda olacağız her şey normal sorun yok"

" ama kemal..."

" tamam dedim meral uzatma sorun yok" kemal de yukarı çıkıp ardalarından odaya girip kapıyı kapattı. Faruk babacan sesiyle

" beyler hepimiz yaşlı başlı adamlarız... Lütfen sakin medeni bir şekilde konuşalım"

" ne öğrenmek istiyorsunuz benden"

" her şeyi " dedi cemal " ne hatırlıyorsan"

" ne hatırlıyorsam öylemi... Her şeyi... Geçmiş gerçeklikle olan ve şimdi ki gerçeklikle olan "

" bu nasıl olabilir ki, nasıl iki gerçekliği de hatırlayabiliyorsun" dedi Faruk

" nasıl mı olabilir... Öldürdüğüm adam nasıl karşımda duruyorsa, Faruk sen nasıl iki gerçekliği de hatırlayabiliyorsan ya da sen kemal... Benim ki biraz daha karmaşık"

Yatağa oturdu.

" kendimi o kadar yorgun hissediyorum ki... Hala sığara içiyor musun kemal"

" evet"

" bir tane versene"

" içtiğini bilmiyordum " dedi cemal

" maalesef bu gerçeklikte benim için değişen çok şey oldu."

Kemalden bir sığara alıp yaktı.

" heykeli sen sakladın değil mi cemal"

Cemal bir şey demedi.

" önemi de yok zaten... Nerden başlamamı istiyorsunuz"

" en başından... Oğlun atameri neden kullandığından başlayabilirsin"

" kullanmak mı? Haklısın oradan bakınca böyle gözüküyor ama aslında hepimiz kullanıldık. Neyse... Heykeli ilk kullandığımda geçmişe gidip bir şekilde öldüğümü ve atamerin sayesinde tekrar gerçekliğin düzeldiğini cemalin sifona sakladığı günlüklerimden öğrenmiştim. Ve öldüğüm gerçeklikte nergis ile cemalin ilişkisini de. Sonra bir kere daha gittim geçmişe. O zaman da genç muratla karşılaşmam. Elinde valizle nergis alıp İzmir'e gidecekti. O zaman anladım ki olması gereken her şey olmuştu. Sonra üçüncü kez yarım saatliğine de olsa geçmişe gidip cemal ile parkta buluşmam. O zamana kadar da atamer iki kere geçmişe gitmişti."

" atameri nede kattın murat" diye sordu Faruk.

" atamerin geçmişe gitmesi kafama takılmıştı. Sonra oğlum olduğunu anladım. Üçüncü kez heykeli kullandığımda heykele hapsolacağımı biliyordum"

" heykele hapsolmak mı" diye sordu kemal.

Murat tebessüm ederek baktı onlara.

" demek ki her şeyi bilmiyormuşsunuz... Heykele hapsolmak lafın gelişi ama tarifi imkânsız. Bir boşluk uzay gibi ama nefes alabiliyorsun. Oradan kurtulabilmemin tek yolu yerime birinin geçmesi idi."

" şimdi sen atamerin sağ olduğunu ama o boşluk denen yerde mi olduğunu söylüyorsun"

" aynen öyle Faruk. Atamer üçüncü kez heykeli kullanıp geçmişe gittiğinde genç murat'a gitti. Ve bir şekilde ben o hapsolduğum yerden tüm bildiklerim ve hatıralarımla o genç murat'a geçtim."

" atamerde oraya hapsoldu yani" dedi kemal.

" bu müthiş bir paradoks " dedi Faruk " sen ikinci kez kendine gittiğinde aslında sen çoktan o murat'a geçmiştin"

" zaman düz bir çizgi değil de dairesel sanki " diyerek de ekledi cemal.

" beyler sonraya bıraksak bilimsel düşüncelerimizi" dedi kemal ve ekledi. " devam et murat"

" ondan sonrası da bu yaşadığım gerçeklik. Hiç üniversiteye gitmedim. Gitmeye de ihtiyaç duymadım çünkü üniversiteye gitmiş gibi fiziği, her şeyi biliyordum. Uzun zaman bunlar üstünde durdum. Düşünecek çok zamanım vardı. Ve nergisin ölümü"

" bu nasıl oldu murat, nasıl öldü nergis" diye sordu cemal

Murat cemale baktı.

"size gelmem için"

" ne demek bu şimdi murat" diye sordu Faruk.

Murat bir an için durdu.

" hepimiz bir planın parçalarıyız. Ne için ve neden bilmiyorum. Herkesin bir görevi var. Ve nergisin görevi de benim size gelmem idi. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Beklide kaos başlamıştır değil mi Faruk. Senin bu planda yerin ne"

Cemal ile kemal Faruk'a baktılar. Faruk hiçbir şey demeden murat'a bakıyordu. Faruk'un telefonu çaldı arayan yasemindi.

" efendim yasemin... Bir dakika sakin ol... Anlamıyorum yasemin ağlama lütfen... Bekle geliyorum"

" ne olmuş Faruk neden ağlıyor yasemin" diye sordu kemal telaşla.

" anlamadım tam ama çok korkmuştu. Mustafa dedi"

Murat ; " hangi Mustafa oğlum Mustafa mı yoksa"

Faruk; " Mustafa ekâbir... Demek seninde bilmediklerin varmış murat"

" bende geleyim Faruk" dedi kemal

" sen burada kal kemal murat'ın yanında... Cemal sen gel benimle "

Cemal murat'a hala kızgın ve öfkeli bakıyordu. Faruk;

" cemal gel benimle lütfen"

Faruk ve cemal kapıya yönelirken murat, Faruk'un arkasından seslendi

" Faruk"

Faruk murat'a döndü. Murat;

" herkesi kandırmış olabilirsin ama beni kandıramazsın"



30 EYLÜL 2015

02,25

İSTANBULCİHANGİR

Yasemin havaalanında sırtı dönük fötr şapkalı adama yaklaştı. Tam omzuna dokunacaktı ki adam birden yasemine yüzü dönük bir şekilde

" heykel yasemin, heykeli bul"

" atamer, heykel bende"

" heykel yasemin, heykeli bul"

Yasemin birden yataktan doğruldu. Sırılsıklam ter içindeydi. Yataktan kalkıp saate baktı. Saat gece iki yirmi beş idi. Üstünü giydi. Pencereden sokağa baktı. Sonra karalı bir yüz ifadesiyle gar dolaba yönelip gar dolabı da duran heykeli alıp salona geçti. İki eliyle heykeli tuttu. Gözlerini kapadı. Bir saniye geçmemişti ki gözlerini açtı. Burnundan kan geliyordu. Gözlerinde korku ve panik vardı. Heykeli yere attı.

" ben ne yaptım"

Ağlamaya başladı kalkmak istedi ama başı dönüyordu. Birden bir titreme başladı yaseminde o an kendini kaybetti, bayılıp yere düştü.

Kendine geldiğinde gün ağarmıştı. Yerden kalktı banyoya gidip kanlı yüzünü temizledi. Dün akşam aklına geldiğinde gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

" ben ne yaptım Allah'ım"

Hemen telefonla Faruk'u aradı.

"Faruk abi ben çok kötü bir şey yaptım... abi sakin olamam Mustafa ekâbiri... abi lütfen gelir misin? Tamam bekliyorum"

Bir saat geçmemişti ki kapı çalındı. Yasemin kapıyı açtı. Karşısında Faruk ile cemali görünce içi rahatladı. Faruk'a sarıldı.

" hayrola evlat... Sen iyi misin" ?

Cemalde yaseminin bu halini görünce endişelendi.

" yasemin kötü bir şey yok ya"

Yasemin gözlerinden hala yaşlar süzülürken

" öldürdüm abi... Mustafa ekâbiri öldürdüm"



30 EYLÜL 2015

19,25

İSTANBUL TARABYA

Konağın bahçe kapısına geldiklerinde Faruk yasemini durdurdu.

"evlat unutma şimdilik olanları anlatmak yok"

" ama kemal abi de bilmesi..."

" kemale sonra söyleriz ve murat ile kapışmak yok anlaşmıştık değil mi"?

" tamam abi... En azından cemal gibi yumruk atmam"

Cemal; " yasemin "

Bahçe kapısından içeri girip kapıya geldiler. Faruk kapıyı çaldı, az geçmeden de kemal kapıyı açtı.

" murat içerde mi" diye sordu cemal

" yok, havaalanına gitti, Mustafa'yı karşılayacak. Hadi girin içeri"

İçeri girerlerken yasemin

" kim var evde"

" kimse yok. Bizimkileri eve yolladım. Murat'ı yalnız bırakmayayım dedim onlara"

Salona geçtiklerinde kemal;

" ne oldu yasemin iyisin değil mi şimdi"

" anlatırım kemal abi"

Kemal dışarıda araba sesi duyunca

" murat ile Mustafa geldi galiba, arabayı murat'a vermiştim. Siz oturun... Ve yasemin lütfen..."

" tamam, tamam Faruk abi zaten yol boyunca tembihledi"

Kemal kapıya gidip açtı. Önce içeri murat girdi. Sonra elli yaşında, bir seksen boyunda esmer saçları gür yakışıklı sayılabilecek bir adam girdi içeri. Üstünde lacivert bir takım elbise vardı. Kemal adama baktı.

" Mustafa... Kuzen"

" nasılsın kemal"

Kemal ve Mustafa birbirlerine sarıldılar. Mustafa kemale bakıp gülüyordu.

" sanki ayrılalı asırlar olmuş gibi ama aslında dündü"

" ne dedin Mustafa"

" hadi içeri geçelim"

Kemal Mustafa'nın söylediklerinden bir şey anlamamıştı. Salona geçtiklerinde kapıdan giren üç kişi ile salonda onları karşılayan üç kişi birbirlerine bakıyorlardı. Yasemin ve cemal murat'a için, için kızgınlıkla barkken Mustafa mutlu bir ifadeyle yasemine bakıyordu. Kemal;

" tanıştırayım murat zeybek ve oğlu Mustafa zeybek"
Yasemin;

" başın sağ olsun Mustafa annen için çok üzüldüm. Onu tanıma şerefine sahip olmuştum iyi bir kadındı"

Mustafa gülümsedi.

" nergis iyi bir kadındı, hatta oğlu için canını verecek kadar. Evet, artık hepimiz de buradayken neden daha önemli şeyleri konuşmuyoruz. Seni görmek çok güzel yasemin. Seni o kadar çok özlemişim ki"

" efendim" dedi yasemin. Mustafa'nın konuşmasından afallamıştı. Odada ki herkes şaşkındı.

Mustafa yasemine yaklaşıp gözlerinin içine baktı.

" seni ne kadar çok sevdiğimi seni kaybettiğimde anladım."

Yasemin'in yanına gelip elini tuttu. Herkes olan biteni, şaşkın gözlerle seyrediyordu. Hatta Faruk ağzı açık kalmıştı şaşkınlıktan.

" seni bir daha bırakmayacağım ne seni, ne de çocuğumuzu"

Yasemin Mustafa'nın elini tutmasıyla irkildi. Mustafa'nın gözlerine bakıyordu. Ağzından tek bir cümle dökülebildi.

" atamer... Ama bu nasıl olabilir ki"




Continue Reading

You'll Also Like

2.2M 70.6K 60
Öpüşü beni darmaduman edebilecek, yok edebilecek, lezzetli bir azabı verebilecek şeydi. Bir ateş yandığında, yakar. Yakarsa kül ederdi, yok ederdi. O...
1.5M 81.4K 31
Yapay zekâ... Ucu bucağı olmayan, her saniye gelişmeye devam eden mükemmel bir sistemdi ta ki insanlarla tanışıncaya kadar... Peki ya bu sistem bir...
707K 43.9K 19
"Tekrar söyle, Alvina." Yerimde rahatsızca kıpırdandım. Ağzımdan kaçırdığım için zaten pişmandım, tekrar edemezdim. Çok utanıyordum. "Ben... Bir...
6.1K 156 14
teodeni böyle yazdım bence daha iyi Ve deniz burada burslu bir kız
Wattpad App - Unlock exclusive features