Kendimi toparladıktan sonra gökdelene geldim.Araştırmalar yapılan yere gittiğimde hala arama yapıyorlardı.
''Nasıl hala araştırma yaparsınız ? Sonuç ne ! '' dedim üzüntümü araştırmacılardan çıkararak.''Araştırmamız sonuçlandı efendim.Size gerekli bilgiyi ileteceğiz.'' 102.kattan ofisime doğru iniyordum.Ofise geldiğimde yarısı içilmiş karton bardakta kahve ve mürekkebi akmış kalemle göz göze geldim.Önceden olsa buraları temizleyebilirdim.Burada çalışanlara '' burayı temizleyin. '' diye asla emir veren birilerden değilim.Bu yüzden şu anlık seçimim mürekkeplere basmadan karton bardağımı alıp bilgisayarımı açmak oldu.Bir sürü e-mail bilgisayarımı işgal etmiş durumunda.Okumaya başladığım e-mail bana aramızdaki düşmanın kim olduğu konusunda bir e-maildi.Aramızda düşman kuzey uzaylılardan bir uzaylı kadın.Fotoğrafları yandaki ekranda belirginleşti.Bu kadın yemekhanede çalışan gülen tatlı ve şirin biriydi.Pislik.Kimliği belirginleşince kuzey uzaylıların yanına gitmiş ve ne yazık ki kuzey uzaylılar tarafından öldürülmüş.Onu kendi ellerimle boğmak istiyordum malesef kuzey uzaylılar benden daha önce davranmışlar.Curix'e bu halkın ihtiyacı var.Demek ki yönetimi çökertmek gibi planları olduğu kesin kuzey uzaylıların.Aynı şekilde bu e-maili yönetime bildirdim.Canımı iyice sıkan bu durum beni mahvetmişti.Buraya ait değilim.Ben bu yönetime ve halkın başkanı olamam ben bunu beceremiyorum.En yakın zamanda bu görevi başkasına devretmeliyim.
Annem ve babam yine karşımdalar.''Başarabilirsin küçük prenses kendine güven,kendine güven,kendine güven.'' Flex'in kapıya sertçene tokmaklaması üzerine olduğum yerden sıçradım.Yüzüm masaya yapışmıştı.Fazla araştırma yapmaktan burada uyuyakalmıştım.Bardakta biraz kahve var mı diye bardağı ağzıma götürürken yeniden kapı çalındı.Kapı çalındığını daha ilk kez duydum çünkü kapı ilk çalınışında uyuyordum.''Gir'' dedim kısık sesimle.Dünden kalma saçlarım,ayakkabıma bulaşmış mürekkebim ve kırışmış ceketimle aynaya baktım.Ayakkabımın kırmızı oluşu mürekkep lekesini gizlemişti.Yüksek topuklu ayakkabıları çıkardım.Çünkü ayağımı acayip derecene şişirmişti.Bu halimi aynaya bakarken keşfetmiştim.Uzun süre kendime bakmamıştım ya da bakmak istememiştim.Kapıya açarak Flex içeriye girdi.
''Curix seni çağrıyor.''
Hemen duyduğum gibi merdivenlerden aşağı hızlıcana iniyordum.Curix'e bir şey olmasından korkuyordum.Odaya geldiğimde bütün uzaylılar Curix'in etrafına toplanmış bir biçimdeydiler.Noluyordu ? Curix elini yukarı kaldırdı bütün gücünü toplayarak.Daha sonra hiç böyle duymadığım kısık sesle bana gel işareti yaptı.Yine bütün gücünün toplayarak konuşmaya çabaladı.
''Lütfen yönetimin başında ol Ezgi.Sana görevimi bırakıyorum.En iyi biçimde bak.Ailenle ilgili yaşadığımız tartışmaları unuttum.Halkımız artık uzay avcılarına karşı öfkeli değil.Öldüğümde asla üzülmeyin.Belki beni asla affetmeyeceksin.''
Ve bu satırları derken Curix yavaş gözlerini kapatıyordu.Çığlık atıyordum.Uzaydaki babamdı Curix sanki.Kaybetmek istemiyordum.Ağlıyordum sadece.Sadece ağlıyordum.Bir şey yapmadan yapamadan.Buraya ilk geldiğimde Curix'ten nefret ediyordum.Fakat şimdi öldüğünde kalbimin koptuğunu hissettim.''Ona iyi bakacağım Curix.'' demem oldu sözüm.Ve onu son kez konuşurken gördüm.Son kez halini.Son kez..
Ben ve diğer uzaylılar bulunduğum odayı bir süre sonra terk ediyorduk.Sanki en yakınımı kaybetmiştim.Halim berbattı.Ve bana verilmiş bir görev vardı.Bunu nasıl yerine getireceğim konusunda bir şey düşünmüyordum.Hatta şu an kafamın içi bomboştu.Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.Anlatamadığım bir his vardı.Babam gibi sevdiğim kişi buradan gitmiş miydi ? Lara'nın ağlamalı sesini duyuyordum.''Ezgii Ezgii.'' Kafamı çevirip Lara'ya döndüğümde bana sarılmıştı.''Lütfen ofise gitme sana ihtiyacım var.'' Birlikte sarılarak odaya çıktığımızda üzgün suratlı bir sürü uzaylılarla karşılaştım.Kısa sürede hayatımın bir parçası olan Curix onlarla yıllarca birlikte yaşıyor belki de.Onlar ne kadar üzülmüşlerdir.Yarın konuşma yapmayı düşünüyorum fakat bu halimle ne sahneye çıkıp uzaylıları bir araya toplayabilirim ne de konuşma yapacağım kelimeleri düşünebilirim.Lara yatağın köşesinde battaniyeyi üzerine çekmiş düşünüyordu.Anılarını hatıralarını.Ben ise buraya geldiğim ilk halimi düşünüyordum.İlk defa uzaylılar olarak Curix'i görmüştüm.Onlarla kaldığım için ne kadar sevinmişti.Daha sonra öksürdüğü ilk günü hatırlıyorum.Önemsiz bir şey olduğunu söylemişti.Daha sonra hastalığının zamanla arttığını.Bunları düşündükçe ağlama hissi yeniden geliyordu.Hasta halinde iken beni savunmuştu.İkinci babam vefat etmişti.
Odadan çıktığım anda kapının önüne bir tablo konulduğunu gördüm.Curix'in tablosu.Ölen insanların resimlerinin asıldığı duvara asmak zorundaydım.Belki de en zor işti şu ana kadar yapacağım.Ellerim titreyerek tabloyu elime aldım.Bunu ben yapmak zorundaydım o tabloyu o duvara asmak zorundaydım.Tabloyu elime alıp ölen insanların resimlerinin asıldığı duvara doğru ilerledim.İlerleyemiyordum her adım attığımda geri gidiyordum.Hala şu kapıdan çıkıp ofisine doğru ilerleyeceğini düşünüyordum.İnanması zordu benim için.Kendimi toparlamam yetmezdi diğer uzaylılarıda toparlamam lazımdı.Zor bir konuşma yapacaktım yarın.Bunları düşünürken duvara geldim.Öncellikle Curix'in eşine baktım.Tam 10 sene sonra Curix'te vefat etti.Eşinin fotoğrafının yanına Curix'in fotoğrafını astım.Eşinin fotoğrafını Curix asmıştı ve 10 yıl sonra Curix'in fotoğrafını ben.O zamanlar eşinin fotoğrafını asmak çok zor gelmişti fakat zamanla alıştığını söylemişti.Kalbinde yaşadığını asla unutmadığını cümlelerine eklemişti.Şimdi onu daha iyi anlıyorum.
Saat 7 : 00
Derin bir nefes alarak yatağımdan kalktım.Bugün öncellikle kendimi ve uzaylıları toparlamam gerek.Saçlarımı yeniden topuz yaptım ve ofisimin başına geçtim.Bana gelen bazı e-mailleri ne kadar okumak istemesem de içimden ''Bencil olmamalıyım halkın sorunlarına bakmalıyım.'' diye bir cümle geçirdim.Öncellikle bana yönetim kurulundan gelen gönderiyi okudum.
''Curix'in ölmesi üzerine güney uzaylıların yönetiminin başında Ezgi'nin olacağı kesinleşmiştir.''
Dikkatimi çeken şey ise uzaylı avcılarının Curix'in ölümü ile ilgili bir şey dememesi.Ailem ne tepki vermiştir bilmiyorum.Şunu farkettim ki uzaylılar uzaylı avcılarına çok sevecen yaklaşırken uzaylı avcıları bir o kadar öfkeleniyor ve kin tutuyorlar.Hepsi için söyleyemem fakat çoğunluğu öyle gözüküyor.Haber sitelerinde ise Curix'in ölümü ile ilgili başlıklar dolaştığını farkediyorum.Haber yapanlar benim yönetime geçtiğimi haberlerinde yazmayı ihmal etmemişler.Ve gözüme çarpan bir haber.Kuzey uzaylıların yönetim başkanın sözü.
''Güney uzaylıların başına bir uzaylı avcısının kızı geçmesi ne kadar da tuhaf.Bu konuda hiçbir bilgisi olmayan bir kızı yönetime koymuşlar.Gerçekten Curix'in böyle yapmaması gerekiyor.Daha donanımlı ve bilgili birinin yönetime geçmesi şart.Aksi takdirde güney uzaylılar yok olucak gibi gözüküyor. ''
Herkes beni güçsüz zannediyorlar ve haklılar.Ben buraya ait değilim.Bilgisiz donanımsız biriyim.Halkı daha iyi yöneteceğime işleri daha da berbat edebilirim.Bugün yapacağım konuşmam da bunu dile getireceğim.Ofisimden herkesin saat 10'da konferansta toplanmasını söyledim.Ve herkes ışık hızında konferansı doldurdular.Arabaları çok gelişmiş bir teknolojik araç.Anında seyahat edebiliyorlar.Konferans salonuna geldiğimde bütün uzaylıların suratı hüzün doluydu.Onlar bu kadar hüzünlüyken bir şey konuşmak gelmiyordu içimden.Hiç bu kadar sessiz ortamda konuşma yapmamıştım.Konuşmama başlarken sesim iyice yankılanmaya başlıyordu.Beyazın hakim olduğu oda uzaylıların hüzünleriyle neredeyse siyahlaşıyordu.
''Uzaylılar.Kalbimizde bir yere sahip olan Curix'i dün kaybettik.Curix'in vefat edişi bütün uzaylıları üzdüğünü farkındayım.Fakat kendimizi toparlama gereği hissediyorum.Curix kalbimizde yaşıyor ve biz kalbimizde yaşadığını biliyoruz.Böyle ağlayarak ancak kendimizi üzebiliriz.Curix'te üzülmemizi istemezdi.Güçlü olmalı dik durmalıyız.Biliyorum güçlü durmak ve ağlamamak zor.Toparlanmalıyız, toparlanmak zorundayız.Buraya geldiğim an hayatım baştan sona kadar değişti.Uzaylı için ağlayacağım aklımın ucundan geçmezdi.Burada yaşayacağım ve dost edineceğim de.Böyle bir görev başında olacağım da.Curix'in benden bir isteği vardı.Yönetimin başına geçmek.Bu ağır bir görev ve ben bu halimle bunu başaramıyorum.Donanımlı biri değilim.Kendime güvenim yok denecek kadar az.Diğer gruplar ise siz güney uzaylıların güçsüz olduğunu söylüyorlar.Sizi güçsüz göstermeye hakkım yok.Çünkü yönetim başkanlığım devam ederse diğer devletler buraya saldırmak isteyebilir.Bu yüzden donanımlı ve bilgili birinin yönetim başkanı olmasını istiyorum.''
''Senin başa geçmeni istiyoruz çünkü sana güveniyoruz Ezgi.''
''Ezgi hayır sen bilgisiz ve donanımsız biri değilsin.Bu görevdesin çünkü sen uzaylı avcısı ailenin kızı olduğun halde buradasın.Fedakarsın.''
Uzaylılardan bu lafları duymak..Sadece laflarına teşekkür ediyordum.Demek kısa bir sürede uzaylılara böyle bir izlenim bırakmıştım.Kendime güveniyorum.Toparlanmak zor ama imkansız değil.Ofisime giderken Curix'in tablosuna baktım.
''Elimden geleni yapacağım ve bana bırakmış olduğun görevi en iyi şekilde yerine getirmek için çalışacağım Curix.Halkı toparlamaya ve işlerimi aksatmadan yapmaya çalışacağım.Asla halkı üzecek bir karar almamaya özen göstereceğim.Söz veriyorum.''
Ofisime geçtiğimde üzerimdeki görevin verdiği bir endişe vardı.Uzaylı halkın bana bu kadar güveniyor ve ben onları hayal kırıklığına uğratmamam gerek.Ve bu endişeme Curix'in ölüşünün üzgünlüğü de katılmıştı.Bana gelen e-mailleri okumaya başladım.Halkın ihtiyaçları bana e-mail yoluyla gönderilmişti.Evet kolay bir iş değildi yönetim başkanı olmak.Öncellikle halkın bazı ihtiyaçlarının karşılanması için Flex'i görevlendirirken bir yandan da kuzey uzaylıların gelişmelerini takip ediyordum.Gelişmeleri takip ederken köşede siyah kutu dikkatimi çekmişti.İçini açsam mı açmasam mı kararsızdım.Kutuyu açınca fazla sarsılmıştım.Çünkü bu Curix kalemiydi.En son o kullanmış ve onun parmak izlerini içeriyordu.Kokusu ona sinmişti ve en son o tutmuştu.Bu kutuya da kalemi en son Curix koymuş olmalı.Asla kullanamazdım en son Curix'in dokunduğu kalemi.Belki de eşya olarak izlerinin içerdiği tek şey bu kalemdi.Yok edemezdim.Asla açılmasın diye dolabımımın en alt tarafına koydum.O izleri asla yok edemezdim buna bedenim elvermezdi.Tekrar işime odaklanmaya çalıştım.Uzay avcılarının e-mailleriyle karşılaştım.Hiç bu kadar inceleme fırsatım olmamıştı e-mailleri.Bir dakika.Bu uzaylı avcılarının yarısından çoğunu tanıyorum.Açelya ?!Bir kez daha sarsılmıştım.Demek baştan beri Açelya'dan bu kötü görevin içindeymiş.Ailenin üyelerinden sadece ben uzaylı tarafındayım gibi gözüküyor.Uzaylı tarafındayım evet.Çünkü ailemin olduğu o uzaylı avcı katliam grubuna girmektense uzaylı tarafında olmayı tercih ederim.Sanırsam başka şansım da yoktu.Ben artık sıradan bir kız olmadığımı anlamam gerekiyordu.Tercihlerimi değiştiremeyeceğimi net bir karar vermem gerektiğini farkındaydım.Fakat nedense bir an ağzımdan uzaylı tarafında olmayı tercih ederim cümlesi çıkınca tedirgin olmuş ve tuhaf bir hisse kapılmıştım.Ailemle çoğu zaman görüş ayrılıkları yaşadım fakat bu konu bugüne dek yaşadığım beni en etkileyen görüş ayrılığı olmuştu galiba.
Beyaz tulum yerine uzun tunik giymeyi tercih ettim.Buraya kıyafet konusunda uyum sağlayamıyorum.Bu tunikler Dünya'da gibi hissettiriyor.Ofisimden dışarıya çıkacaktım.Biraz hava almak iyi gelebilirdi.Çünkü Curix'in ölümünün ardından bu kadar hızlı toparlanışı bünyem kaldırmamıştı.Ama zorundaydım.Herkesten hemen toplanmasını bekleyemem bu benim için de zor olur.Ve hala çok zor.Uzun yolda yürüyordum.Yolun köşesinde mavi sandalyeye oturmuş uzaylılara rastladım.Uzaylıların dışarıya vuramadıkları hüzün duygusu içlerini yemiş bitirmiş durumdaydı.Yeniden yoluma devam ettim.Dışarıya çıktığımda bir sürü yıldız parıldıyordu.Seyretmek istiyordum.Uzun uzun yıldızları en son evimde seyretmiştim hatırlamıyorum.Hırkamın kollarını çekiştirerek dışarıya çıktım ve manzarayı seyretmeye başladım.Venüs çok sıcak bir gezegendir.Hatta bazen yerleri alev alacak derecene ısınıyor bu yüzden korumalı bot giyerek dışarı çıkıyoruz.Dünya'ya bir o kadar yakınken bir o kadar da uzağım.
Manzarayı seyretmem uzun sürmedi.Flex yanıma koşarak geliyor ve bana ''Efendim,efendim'' diyordu.Onu uyarmalıyım bana efendim demesine gerek yok.Hanım demesine bile gerek yok.
''Bazı belgeler geldi efendim bakarsanız sevinirim.''
''Tabi'' dedim içtenlikle ve tüm samimiyetimle.''Bu arada,bana efendim ya da hanım diye lakablar takmana gerek yok hoşlanmıyorum.'' Flex başıyla onayladı ve gökdelene dönmek üzere yürümeye başladı.Ben ise biraz daha burada kalmayı tercih ettim.Çünkü burada iken daha iyi hissediyordum.
Ofisime geldiğimde belgelere göz gezdirdim ve geçen seneki belgelere bakmayı da ihmal etmedim.Bana gönderilen belgelerde geçen seneki kurallara göz atmamı ve bu sene uygulanacak kuralları seçmem gerektiği yazıyordu.Geçen seneki kurallardan gözüme çarpan bir kural uzaylı avcılarının hiçbir şekilde uzaylılarla ne telefon ne mesaj hiçbir yolla görüşmeyeceği yazıyordu.Bir an ailemle görüşebileceğim yasak olduğu söylenmişti demek burada yazan kurallardan dolayı.Bir an ailemle görüşebileceğimi düşünerek yine bencilcene bir hareket yaptım.Ailemle görüşmek için kaldırmayı düşünüyorum fakat daha sonra neler olacağını düşünmüyorum.Böyle daha iyi diye düşünerek bu kuralın yine bu senede geçerli olabileceğini bilgisayarda belirttim.Diğer tüm kurallarında bu sene uygulanmasını istedim çünkü yanlış bir karar alıp yönetimi mahvetmek istemiyordum.Ve bu yönetim görevini Curix'in bana verdiği gibi devam ettirmek istiyordum.Değiştirmeden yeni kurallar eklemeden.Yine de uzaylı avcılarıyla görüşmenin yasak olduğu fikri aklıma takılmış her saniye aklımı kurcalıyordu.Yarın yönetimle görüşüp bu fikri danışacağım.Ve bana gönderilen bir e-mailde.Artık odamın ayrılacağı eski arkadaşlıklarım bitirileceği yazıyordu.İşte değiştireceğim ilk karar buydu belki de.
Tüm hakları saklıdır.Kopyalanması suçtur.