"Ne?ciddi olamazsın herhalde" dememle içimde bir korku hissi yayılması,karnımda bir yanma,kalp atışları hızlanma kısaca bilinmeyen bir duygunun kollarındaydım.
"Niye yoksa yeni sevgilin izin vermiyormu?" yeni sevgili kelimeler aklımda yankılanırken kendime gelerek
"Ne diyorsun ya? ne yeni sevgilisi saçma şeylere kafa yorucağına beni dinlemeyi tercih etseydin belki anlaşamıyacağımız Birşey olmazdı ne dersin berke?" telefondan bile onun mırıldandığı küfürleri duyabiliyordum.
"Uçakta ünlü bir iş adamının oğlu türk ve güzel bir kızla kucak kucağa derken ne anlamamı bekliyordun" ne!ne saçmalıyor bu salak çocuk
"Manyakmısın berke heee anladım kimden bahsettiğini maejordan ama_" dediğimde sözümü kesti ve
"Ooo ismi bile biliniyor kızım beni kandırdın sen adresi hemen at telefona''dediğinde yüzüme çoktan kapatmıştı. Dediğini yaptım ve konumu attım zeynep yanıma geldi.
''Ee hadi çıkmıyormuyuz?''dedi soru soran ifadesiyle suratıma sahte bir gülücük yerleştirip
''sanırım ben biraz geç geleceğim sen git ben danışmadan alırım okulun adresini ikinci derse yetişirim herhalde''dedim ve gülümsedim o da bana gülümsedi
''peki tamam ama eğer istersen seni bekleyebilirim''
''yok sen git görüşürüz''dedim ve el salladım odadan çıktım direk çıkışa gittim.tam kaldırımda yürürken kolumu birisi aniden çekti berkenin öfkeli yüz ifadesi beni ürkütmüştü kolumu oldukça sıkıyordu
''nereye gidiyorsun o piç herifin yanına'mı?''dedi
''saçmalama öyle birşey yok kendi kafanda kurmasana uçakta sorun vardı bende toletteydim anonsu duyunca hemen koridora koştum sonra o senin sevgilin dediğin ama sevgilim olmayan çocuğun kucağına daha sonra kalktım ve özür diledim yerime geçtim ''dedim sözümü kesmeden beni dinlediği için bir andan mutluydum
''sahte bir yalan aynı senin gibi''dediğinde tanıdık bir ses ile arkamı döndüm
''kız doğruyu söylüyor bırak kolunu''dedi MAEJOR'du
''demek sensin benim sevgilimi kendine ayırtmaya çalışan piç''dediğinde maejor berkeye bir yumruk attı çığlık attım ve geri çekilmeye çalıştım berke kolumu bırakmıyordu
''berke ne bırak kolumu''dedim sadece bana baktı
''bu burada bitmedi yine geleceğim''dedi ve kolumu bırakıp gitti bekleyen taksiye binip uzaklaştı maejora dönüp
''ne işin var senin burada''
''sana şu anda ihtiyacım var ve bunu yapacaksın''onun bana ne gibi bir ihtiyacı olabilirdiki?
''ne istiyorsun benden bide niye yapmak zorundayım?''dedim berkenin gittiği taksiyi göstererek
''farkındaysan onu buradan gönderen bendim''
''yapmasaydın kimse seni zorlamadı''kollarımı karnımda birleştirdim
''istersen hemen o şerefsize bizim sevgili olduğumuzu söylerim''dedi dudaklarını yukarı doğru kıvırarak
''ne yani şimdide beni tehditmi edeceksin?''dedim bildiğin beni tehdit ediyordu
''sen nasıl algılarsan öyle algıla istersen yaparsın''dedi gıcık yani bu kadarıda olmazki
''peki ama ne istediğine bağlı'' ellerini saçlarından geçirdikten sonra tekrar bana doğru döndü
''şu sahte haber,herkeze böyle birşey olmadığını anlattım kanıtlamamı istiyorlar ve sen benimle gelip herşeyi anlatacaksın''birden yüzünde özgüveni tavan yapmış bir ifade takınmıştı iyide ailesi ona inanmıyorsa niye bana inanacaklardıki?
''iyide benim söylemem ne gerektirirki benim yalan söylediğimi düşünebilirler''
''senin o olmayan beynin buradamı acaba?hangi salak bir kız sevgilisinin ailesine ve sevgilisine gidip o benim sevgilim değil derki?''haklıydı sahi nerede benim bu beynim şimdi kendimi ezik gibi hissediyordum bir dakika 'ailem ve sevgilim'demişti yani sevgilisimi vardı!aman banane şimdi hem benimde sevgilim va-...bunu biraz düşünmem gerekiyor aslında biz sevgilimiyiz hala?ama sanmıyorum artık o ayrılmazsa ben ayrılacağım.
''neyse o zaman benim okula gitmem gerekiyor zaten geç kaldım sende beni perşembe günü alırsın''kahkaha attıktan sonra
''okul çıkışı gideceğiz hazırlandıktan sonra beni ararsın telefonunu ver''dediğini yaptım ve cebimden telefonumu çıkardım şifremi girecekken elimden çekti sonra telefona bir aşağıdan bir yukarıdan baktıktan sonra şifremi girdi gözlerimi büyüttüm
''oha yok artık nasıl yaptın bunu!''
''buna telefonun siyahlığından faydalanmak denir''göz kırptı ve sonra gülümseyerek telefona geri döndü ilk defa onun gülüşünü gördüğüm için kendime içimden tebrikler sıralıyordum
''al telefonunu bende senin telefon numaranı aldım''dedi telefonumu elinden aldım sonra arkasına bakmadan karşıya geçti arabasına bindi ve gaza yüklenip gitti her yaptığı hareketi merakla izliyordum niye merakla izlediğimi henüz bende çözmüş değildim hemen yurdun içine gidim ve okulun adresini falan öğrendim ve birsürü şeyler söyledi isterse servis ayarlayabilirmiş bu okul için yeterli puanlar gerekliymiş ve burslu olduğum için okulun festivallerine katılabilirmişim ve son olarakta okula gider gider gitmez müdürün yanına çıkmam gerekliymiş danışmadaki kadın elindeki belgeleri bana uzattı
''bunları müdüre göstermezsen senin burslu olduğunu anlayamaz tatlım''dedikten sonra elindeki belgeleri alıp hemen bir taksi çağırdım neyseki taksinin parasını yurt vermişti yoksa okulda tüm gün aç kalabilirdim taksiye elimdeki adres yazan kağıdı uzattım ve
''tamam hergün buradan bir sürü kişi götürüyorum zaten''dedi kendimi gülmemek için zor tuttum adam bildiğin bizim türkiyedeki hüsamettin abiye benziyordu bir an içimden sorasım geldi türkmüsünüz?diye elimi ağzıma götürdüm ve gülmemi engellemeye çalıştım eminim şu anda'bu salak kız ne yapıyor böyle'diye düşünüyordur.Araba durdu ve taksiden indim başımı kaldırdım ve okula baktım ohaa!okul değil saray mübarek biran birisi yanıma gelip
''salakmısın tabbiki bu okul değil''diyecek diye korktum kapıya doğru ilerledim kapıda koskocaman
'SERENCLE COLLEGE'yazıyordu yani 'serencle koleji' yazıyordu giriş kapısına geldiğimde bir adam önümü kesti
''lütfen giriş kartınızı gösteriniz''giriş kartım yoktuki kimse bana böyle birşeyden bahsetmemişti
''pardon ben yeni geldim ilk günüm henüz kayıt olmadım yeni olacağım''dedim ingilizcenin en nazik ses tonunu kullanarak
''peki o zaman bu kartı al''dedi ve elime bir kart tutuşturdu ve okulun bahçesine girdim okul kapısının yanında duran bir kaç çocuk yanıma geldi
''hey güzelim yenisin galiba''arkamı dönmemle onlarla burun buruna gelmem bir oldu
''evet müdürün odası nerede acaba?''aralarından bir tanesi kahkaha attı ve bana bir adım daha yaklaştı
''bırak şimdi müdürü biraz eğlenelimmi güzelim?''dedi iyice korkmaya başladım geri adım attım aniden kolumu tuttu
''sana gidebilirsin diyen olmadı burada bizimle geliyorsun''dedi bu sefer sinirli olduğu her halinden belliydi birden bir çocuk geldi ve
''bırakın kızı pis herifler yine fare avlamaya çıkmış kedi sürüsü gibi sıralanmışsınız kapının önünde!''dedi ve çocuklar hemen kaçtı çocuk bana yaklaştı ve
''iyimisin?sen şu yeni kızsın sanırım?''dedi kumral saçları kahverengi gözleriyle oldukça uyumlu duruyordu tarzı mükemmeldi bir kızın hayallerini süsleyebilecek erkekti
''sağol iyiyim bu arada evet yeni kızım teşekkür ederim yardım ettiğin için''dedim utancımla
''sorun değil sanırım müdürün nerede olduğunu soruyordun?''zihnimi okuyordu sanki
''evet nerede acaba?''eliyle okulu gösterdi okula doğru baktığımda kızların bize bakıp fısıldaştığını duydum
''istersen sana eşlik edebilirim''dediğinde ona döndüm
''peki olabilir''dedim ve gülümsedim okula doğru ilerlediğinde bende onun yanına yetişip yürümeye başladım okulun içine girdiğimizde bütün kızlar ona bakıp gülümsüyordu sonra bazıları karşısına çıkıp 'iyikide bizim okuldasın Brian'diyip kaçıyorlardı böylelikle adını öğrenmiştim 'brian'galiba bu okulun popüleriydi
''okul senin için yıkılıyor''dedim ve gülümsedim
''bence saçma bir erkek için kendini intihar edenler bile var''ne!yok artık saçamalığın teki malmı bu kızlar bende amerikanın kızları akıllı olur sanardım türk kızları daha akkılı türk demişken gülizarları hiç aramamıştım hemen telefonumu aldım ve gülizarı aradım
''alo hiç aramasaydın berke istanbulda ama sinir küpünden bir farkı yok onu öldüreceğim o yanındaki herifide diyip duruyor''dedi bir nefeste
''kanka valla herşeyi yanlış anladı ve ondan ayrıldığımıda söylersin''dedim üzgünce brian bana baktı şaşırmış gibiydi türkçe konuştuğum içindi tabbi
''yok artık ayrılamazsınız siz nasıl olurya yoksa gerçekten dediği gib-''hemen sinirle sözünü kestim
''saçmalamayı kes gülizar!öyle birşey yok kuzenin olduğu içinmi onu savunuyorsun?''dedim bağırmıştım brian bana baktı durumu anlamaya çalışır gibiydi
''saçmalama tabbiki senin tarafını tutuyorum ve berkenin kuzenim olması ne değiştirirki?bana birşey anlatmıyorsun ama serraya bile anlatmışsın''dedi şimdi onun seside yüksek çıkmıştı
''kapatıyorum gülizar saçmalamaya başlıyorsun ve aramız bozulmasın diye kapatıyorum''dedim ve kapattım o kadar kalbimi kırmıştıki telefonuma damlayan yaşa baktım ve ağladığımı fark ettim