ŞeyTan Diyor Ki...

By MlsSmy

50.8K 2.4K 81

Gülşah! Tek bir ismin nelere kadir olacağını göreceksiniz bu romanda. Klasik bir Aşk üçlemesiyle çıkıyorum k... More

ŞeyTan Diyor Ki...
ŞDK:1
ŞDK:2
ŞDK:3
ŞDK:4
ŞDK:5
ŞDK:6
ŞDK:7
ŞDK:8
ŞDK:9
ŞDK:10
ŞDK:11
ŞDK:14
ŞDK:15
ŞDK:16
ŞDK:17
ŞDK:18
ŞDK:19
Bölüm:19 + ek bölüm
ŞDK:20
ŞDK:21
FİNAL

ŞDK:12

1.5K 87 5
By MlsSmy

Planı hazırlamak kolaydı zor olan uygulamaydı. Şimdi herkes onları nişanlı biliyordu dahası yakışıklı Şovalyesinin gözünden akan yaşı fark etmişti.

O gözlerden akan yaşlardan sonra Azat'ın elini tutmak kirli br günah gibiydi.

Tutmalıydı....

Tutmak zorundaydı!

Ve o da öyle yapıyordu zaten Azat Gülşah'ın içinde ki fırtınalardan habersiz sadece huzursuzluğunu seziyordu. 'Zor olmalı' diye düşündü herkesin önünde masumiyetini çalan adamın elini tutmak dahası evleneceklerini duyurmak zor olmalıydı.

İçten içe bu duruma öfkelense de Gülşah'ın elini sıktığını inlemesiyle fark etti avuçlarında ki küçük parmaklar kıpkırmızı olmuş dahası Gülşah'ın yüzü o çok nadir rastlanan masum bir acıyla büzülmüş ağlamaklı gözlerle bakıyordu.

'Neden?'

çocukça sorusuyla birlikte tamamlanan görüntüyle sadece şefkatini sunmak sarılmak onu teselli etme isteğiyle doldu. Dişlerini sıkıp 'Pardon gerginim' diye birkaç cümle geveledikten sonra avucunda hala duran eli yavaş hareketlerle ovarak tuttu.

'Sadece onun olsa Gülşah olmaz mıydı?'

İsteğinin imkansızlığı ve saçmalığını fark ederek güldü.

Zaten onundu. Gülşah'ın ilk erkeği olmamış mıydı. İsteğini almış hem iddiayı da kazanmıştı.

yıllar önce Gülşah'la ilk karşılaştıkları zaman kendi aralarında bir iddiaya tutuşmuşlardı. Bu liseli burnu havada sivri dilli ükala kızı yola getirip kendisine kim aşık ederse iddiayı o kazanacaktı. Berat işi uzatıp büyütmüş 'İlk erkeği olan kazansın!' demişti.

O uçarı serseri günlerini özlemiyor değildi. Özellikle de Berat'ı, çocukluk arkadaşını üniversite bitene kadarda can kardeşini; Şimdi ise en büyük düşmanı....

Gözlerini kısarak salonda Berat'ı aradı.

Yoktu.

Kalbinde ki ufacık sızı ve onu örtbas eden büyük başarma tutkusuyla omuzlarını dikip yanı başında ki kıza baktı.

İkizler gibi birbirinin sözlerini tamamlayan bu iki arkadaşım gün gelip üzerinde bahse girdikleri aynı kıza tutulacağı nasıl da tahmin edilebilirdi.

Aşk mı? hiç sanmıyordu. Sadece tutku ve takıntıydı. Gülşah onun için. Bu yüzden en yakın arkadaşından da olmuştu ama Azat'tı o. Başarmak birinci olmak zorundaydı her şeyde.

Küçükken başarısızlığın acılarını çok çekmişti.

***

Yaşının ortalarında oldu tahmin edilebilen sarışın kadın bir elinde topuklu ayakkabılar diğer elinde minik oğluyla koşturuyordu.

'Anne yavaş'

diye yakındı çocuk.

Kadınsa neredeyse çocuğu sürüklercesine koşuyordu.

'Koş oğlum koş! az kaldı başaracağız. Her şey yoluna girecek.'

Arkadan gelen silah sesleri ve 'Dur!' ikazları kadını daha hızlı koşmaya itse de en sonunda yere kapaklanan çocuğun ağlamasıyla durdu. Evladını geride bırakamazdı ölecekse bile onun elini tutarken ölmeliydi.

Elinde ki ayakkabıları sokağın kenarına fırlatıp çocuğuna doğru koştu kucağına alıp avuç içlerinde ki kızarıklıklarından öptü.

***

Gülşah'ın sesiyle irkilip kendine geldi. Bir kaç davetliyle konuşup masa gezdikten sonra izin isteyip Yanında ki kırmızı saçlı güzelin boynuna ufak kışkırtıcı bir öpücük kondurup kulağına yöneldi.

'Bir yere kaybolma'

Hemen ardından levaboya yöneldi. Ufak takım elbiseli çocuğun yere kapaklanıp annesinin onu yerden kaldırmasını izledi. Kadın soğuk buz gibiydi çocuğa karşı. Sanki kendi çocuğu değilmiş de acıdığı için yardım ediyormuşçasına. Çocuksa kadının tavrına inat 'anne acıyor' diyerek boynuna sıkıca sarıldı. Sanki kendi elleri değilde kadının yanağı acımış gibi öpücüklerini hafif hafif kondurdu.

Karşılık olarak sadece 'Tamam, şimdi babanın yanına git'

Azat'ın içinde bir şeyleri parçalamış kırmış gibi öfkeyle baktı kadına.

Ne kadar da bencilceydi yaptığı. Hesap sormalı kızmalı ikaz etmeliydi belkide onu. Kendi annesi oysa öyle miydi. 'Keşke öyle olsaydı' diye geçirdi içinden 'belki o zaman yaşardı.'

'Bayan bakar mısınız?'

Kadın demin ki soğuk bakışlarını kaybetmiş ürkekce yöneldi.

'B-ben mi?'

Azat kadının bu halini tuhaf bulsa da üzerinde durmadı.

'Evet siz! Neden o çocuğa öyle davranıyorsunuz?'

Kızın bir anda kocaman olan Çam yeşili gözlerine odaklandı. Pekte güzel sayılmazdı. kumral kısa kesimli saçları hiçte kendisinin sevdiği türden değildi. Uzun saçlı severdi Azat, Gülşah'ın kiler gibi...

Kadın kekeleyerek konuşmaya çalıştı. 'Lüt-fen gidin. Sizinle gö-görünmemeliyim!'

Kadının sözleri bundan ibaretti. Hemen ardından da koşarcasına uzaklaşmıştı yanından. Azat muhtelemen kafayı yemiş olan kadının ardından bir süre baktıktan sonra neye geldiğini unutarak tekrar salona yöneldi.

***

O sıra dışarı çıkmış hava almaya çalışan Berat kendine yaklaşan topuklu sesleriyle gözlerinde ki yaşı sildi.

Havada ki ayazı derince soluyarak toparlanmaya çalıştı.

'Neden geldin?'

dedi arkasında kinin kim olduğuna bakmadan.

Güzel ama içinde acı gizli bir kahkaha doldurdu kulaklarını.

'Hayla nasıl anladığını bilmiyorum, arkanı dönüp bakmadın bile. Bunun bir hilesi olmalı.'

Berat sesli bir şekilde bütün havayı burnundan çekerek göğüsünü şişirebildiği kadar şişirdi ardından 'Kokundan ve yürüyüşünün ritminden' diyerek nefesini verdi.

'Hımmm nasıl kokuyor muşum?'

Berat kızın merak dolu sorusunu önemsemeyerek asıl önemli olan nokayı hatırlattı.

'Evliyim prenses ve sende yakında evleneceksin büyüdük artık bu oyunları bırakmalısın. Kur yapmak yasak.'

Gülşah'tan bir cevap bekleyerek etrafında bakındı. Fakat ne kadar beklese de duymaya muhtaç kaldığı sessi duyamamanın huzursuzluğuyla arkasını döndü.

Gitmiş olduğunu düşünürken tam karşısında çocuklar gibi bir masumlukta ağlayan kadını gördü. Hayır o sadece annesi ve babası tarafından istenmeyen bir kız çocuğuydu. Gördüğü şey bundan ibaretti.

Kollarını iki yana açarak bekledi. Bekleyişi de fazla sürmemişti. Hızla üzerine kapaklanan kızın incecik üşümüş bedenini kollarıyla sarıp bedeniyle ısıttı.

'Kokun prenses, Çok özel hangi parfümü kullanırsan kullan ne kadar kaliteli olursa olsun senin o teninde ki narçiçeği kokusunu örtemez'

Küçük bir bu kondurmak için uzandığı boynunu eliyle okşayarak uzaklaştırdı.

'Şimdi güzel prenses, geldiğin yere eşinin yanına git.'

İşte bunları söylemek canını çok fazla yakmıştı. Gülşah'a git demek kendi elleriyle Azat'a göndermek en büyük acılardan biriydi. Pişmanlık tohumları şimdiden yeşermişken kendi masum karısına bunu yapamayacağını aklına getirdi. Doğacak çocuğunu aldatamazdı. Örnek bir baba olmalıydı.

Gülşah'ın gözleri kıpkırmızı halde ayrıldı Berat'ın yanından.

Çok acıyordu.

'Çok acıyor anne' demek isterdi asla onu sevmeyen ve muhtelemen sevmeyecek ala annesine. Keşke biraz şefkat görebilseydi ondan belki o zaman bu kadar çok acımazdı canı...

Hayat böyle işte... kimilerin acıyan ellerini öpücüklere boğan anneler kimilerine de bir kelimelik sevgi sözcüğüne hasret kalan evlatlar veriyor.

Kim bu dünyada adalet olacağını söyledi ki?

Continue Reading

You'll Also Like

70.3K 4.1K 39
"Biz ayrı dünyaların insanlarıyız" dedim klişece. "Hayır benim dünyam sensin" dedi. O an dünyalar benimdi.
198K 590 45
Bir delinin kirli zihni sonucunda oluşmuş rastgele sex hikayeleri. BU SEFER WATTPAD BENİ KALDIRAMAZ.
45.4K 2.5K 19
Mühür aşkın bile ötesinde bir duyguydu . Mühürlüsü için dünyayı yok etmeyi göze alırlardı kurtlar . Ama bir kurt güç için mühürlüsünü yok etmek iste...
211K 12.4K 45
Moonia Dragwogel bütün elementleri kontrol edebilen, iki melezin çocuğu ve seçilmiş kişidir. Kendisi dünyayı kıyamete sokucak Deska'ya karşı savaşır...
Wattpad App - Unlock exclusive features