Küçük bir not geçmek istiyorum.Kitabın okunması çok düşük olmasada oy ve yorumlar gelmiyor.Bir yıldıza tıklamak o kadar da zor değil arkadaşlar :D Bana destek verirseniz mutlu olurum :) Hepinizi kocaman öptüm :*
(Güzel yorumlar bırakın)
Yüsra'nın ağzından;
Havva'nın Alev'e attığı bakışa kaşlarımı çattım.Kalbim ne yapacağına dair merakla atarken sertçe yutkundum.Yapacakları Alev'e karşı olsada ben korkuyordum.
Yapılan tezarruatlar bizim üzerimize olduğu için salona geçip onlara samimiyetsizce gülümsedim.Mert ve tayfasını izleme yerine otururken gördüğümde kaşlarımı çattım.Tek kaşımı kaldırarak Mert'e baktığımda yayvanca güldü ve yanında oturan Melih'e sinirle baktı.Bu haline gözlerime devirdim ve Melih'e el salladım.Melih gözlerini devirirken arkasına yaslandı ve sanki istemiyormuş gibi gözlerin etrafta gezdirdi.Daha çok zorla getirilmişe benziyordu.
Kaşlarını çatan taraf bu sefer Mert olunca baygın gözlerimi ona çevirdim ve düz bakışlarımı yolladım.Mert'in Melih'e tehtid ve küfür içeren sözlerini,Melih'in bakışlarından anladığımda Melih usulca gözlerini Mert'e çevirdi ve en az Mert kadar tehtidkar bakışlarını yolladı.Ardından dudaklarından bir kaç kelime döküldüğünü farkettim.Mert yerinde öfkeden kudururken son gördüğüm şey Melih'in yumruk yerken yüzündeki ibnece gülüşüydü.Gözlerimi iki düşmandan ayırdım ve etrafta gezdirdim.
"Şu Alev meselesinden vazgeç,çok saçmalamaya başladın.Alt tarafı bizi kaçırdı,boynumuza iğne sağladı,sabıkalı yaptı,dağın başında yalnız bıraktı,Mert ile aramı açtı"
Gözlerim söylediğim şeylerle irileştirken yutkundum.Düşünürken yere inen bakışlarım kararlılıkla Havva'ya tekrar yöneldi.
"O kızın ağzına sıçmalısın"
Alev ve takımı karşımıza dizildiğinde hakem bir kaç kural sayarak oyunu başlattı.
Alev topu havada yakaladığında fileye yaklaşarak bizim tarafa göndermeye çalıştı.Zıplamayı bahane ederek dizimi filenin tam arkasında olan Alev'in kızlığına geçirdim.
Alev topa karşılık veremeden kendini yerde bulunca acıyla inledi ve yüzünü buruşturarak kızlığını tuttu.Başını usulca kaldırıp bana öfke saçan bakışlar atsada sayının bizde olduğunu belirten Görkem'in tezarruatı etrafı doldurdu.
"Bizim kedi burada,vahşilerin kralı,valeybolun sultanı ooooo"
Baygın gözlerle ona döndüğümde yüzümü buruşturdum.Beni rezil etmek için mi geldi bu?
"Bana dirsek attı,oyundan çıkarman lazım!!"
Alev'in hakeme öldürücü bakışlarını yönelterek cırtladığını duyduğumda başımı gelen sese çevirdim.
"Savaşta her şey mübahtır tatlım,sen iyi bilirsin"
Havva Alev'e söylediklerinden sonra omzunu sıktı ve göz kırparak tekrar yerini aldı.
Hakem Alev'e üzgün gözlerle bakarken Alev inanmayan gözlerle Hakem'e bakmaya devam ediyordu.Aralarında ufak bir bakışmalı aşk yaşadıktan sonra Alev "Pekala"diyerek mırıldandı.Dikkatle onu izlerken Melis ve Burcu'ya göz kırparak yerini aldı.
Melis ve Burcu'ya neden göz kırptı şimdi bu?
Başımı arkamdaki ikiliye çevirdiğimde gözlerini kısarak Alev'e baktıklarını gördüm.Alev hadi dermişcesine onlara bakmaya devam ederken Melis gelen topu hızla karşıladı ve Alev'in takımlarına gönderme yaptı.Güzel atışına gülümsedim ve önüme dönerek işime odaklandım.En önde pasör olarak ben yer aldığım için filenin hemen arkasında kalıyorum.İşim diğerlerine göre daha zor olsada en güzel burada oynayabiliyordum.
Usulca topu izlerken en sonunda bana gelmişti.Sertçe topa vurdum ve bir kaç saniye sonra kasıklarımdaki acı ile yere çömeldim.Kasıklarımdaki acı dudağımdan ufak bir iniltiye neden olurken sertçe yutkundum ve başımı usulca kaldırdım.
Alev karşımda bana sırıttıktan sonra "Demek savaş ha?"diyerek bana meydan okudu.Sinirle ayağu kalkarak saçını yolmayı planlarken hakem Alev'i uyararak sayıyı bize verdi.Yüzündeki mimikler yere düşüp parçalanırken meydan okuma sırası bendeydi.
Kaşlarım istemsizce havaya kalkarken hakem'in bize ayrımcılık yaptığı gözümden kaçmamıştı.Hakem bizim tarafımızda mıydı?
Başımı silkeleyerek ayağı kalktım ve filenin arkasından hakem'e bağıran Alev'e döndüm.Nedense aklıma ilk Mert'in Hakem'e para vermesi olmuştu.
"Fileye atla,her topa karşılık ver.Alev'e vur,tekmele ama kazan"
Havva'nın omzumu sıkıp bana nasihat vermesiyle fırsat bularak arkama döndüm.
"Hakem bizden mi?"
Havva Alev ile kavga eden Hakeme kısa bir bakış attıktan sonra "Pek sayılmaz,sadece Alev'in ona verdiği para ile tehtid ederek kendi tarafıma çekmiş olabilirim"diyerek masum bir kız gibi mırıldandı ve şirince gülümsedi.
Kaşlarım hava kalkarken "Alev parayla hakem mi tutmuş!?"diyerek tısladım.Havva başını usulca sallayarak " O tam bir sürtük!"diyerek homurdandı.Gözlerimi devirdim.
Bir oyun oynuyorsak hakkıyla olmalıydı,hile ile kazanmış gibi görünsekte aslında onların kazandığını biliyordum.Ben kendi emeğimle kazanırsam rahatlardım.Kendi emeğim ile onu yenmeliydim.
"Ne saçmalıyorsun sen!?Şu hakeme söyle adaletli oynatsın.Ben hileyle bu kızı yenmek istemiyorum.Kendi emeğimle yenmek istiyorum!"
Alev ve takımı hakimle tartışırken Havva ilede ben tartışmaya başlamıştım.Havva "Kes sesinide şu kızın tipindeki çaresizliğin tadını çıkar"dedikten sonra gözlerini öfkeyle bağıran Alev'e çevirdi.
"Baksana deliye döndü"
Kaşlarımı çatarak Alev'e baktım.
"Alev hakeme para vermiş.Bende bunu öğrenince faydalanayım dedim.Ne var bunda?"
Sinirle ona baktım ve dişlerimi birbirine bastırdım.
"Ona söyle,adaletli olsun"
Tısladığım şeylerle Havva homurdanarak hakeme doğru ilerledi.Gruplar kendi aralarında toplanırken derin nefes aldım.
"Adaletli oynamak istiyorum,o sürtüğü kendi emeğimle yenmek istiyorum.Yenilsekde kendi emeğimizle olsun"
Betül alayla bana baktı ve "Bunu foal yaptığı halde sayıyı alan kişi mi söylüyor?"diyerek imada bulunduğunda gözlerimi kısarak ona baktım.
"Çeneni kapatmalısın"
Betül kıkırdayarak geri çekildi ve "Onları yeneceğiz"diyerek yerine geçti.Derin nefes alarak yerimde kıpırdandım ve topu Melis'e atarak başlatması için bekledim.Top en arkaya gittiğinde çizgiyi geçmek üzereydiki takımdan bir kız bizi kurtararak manşet attı.Havva'nın tarafına giderken "Bende"diye bağırarak karşılık verdi.Alev bana kötü bakışlar atmakla meşgulken bende gözlerimi kısıyordum.
Alev onlara giden topa karşılık verdiğinde top bana geldi ve fileden sert bir şekilde karşılık verdim.Soldaki kız topumu karşılayamayınca tek kaşımı kaldırarak ezici bakışlarımı kıza yolladım.
Maçı 12/11 onlar alsada uzun zaman sonra silkelenerek kendimize gelmiş ve her topa karşılık vermeye başlamıştık.Betül ona giden topu Alev'in suratına atmış ve Alev'i yerde görürken kahkahalara boğulmuştu.Staddakiler kahkaha atmaya devam ederken gözlerimi devirdim ve yerde yatan Alev'e baktım.O kadar top gelmesine rağmen dayanıyor ve bize sayı atıyordu.Şuan yaralı bir askerin zorla ayağı kalkma direnişlerinde gösterdiği dayanışmayı gösteriyordu.
Derin nefes alarak topu en arkadaki kıza attım.Yenilme telaşı içimde git gide büyürken yerimde bir kaç kere zıplayarak kısacık ve dar şortumu düzelttim.Mini atletimide düzelttikten sonra gözlerimi usulca Mert'e çevirdim.Sessizce beni izliyor ve irislerindeki keyifi meydana çıkarıyordu.Aynı zamanda ağızlarının suyu akan erkeklere sert bakışlar atmayı ihmal etmiyordu.Aramızda bu olaylar olmasaydı beni buraya bu şekilde çıkarmayacağını biliyordum ama bu sefer ona bu cesareti vermemiştim.Çünkü beni uyarsa bile kendi dediğimi yapacağımı biliyordu.Hadi ama!Valeybol maçına etekle çıkmamı bekliyor gibi bakıyordu.
Melis topu alarak karşı tarafa gönderdi ve oyunu tekrar başlattı.Sayı 12/12 olduğu için yenilgimiz hala söz konusuydu.Ve Havva'nın sitresini buradan anlayabiliyordum.Büyük ihtimal yenilirsek beni gebertecekti.
"Yenileceksiniz"
Alev topa sertçe karşılık verdikten sonra tekrar gözlerini bana çevirdi.
"Mert'in karşısında yenileceksin kedicik,ilk defa"
Dişlerimi birbirime bastırdım ve topa karşılık vererek sırıttım.
"Ne yazık ki yenildiğinde,senin ilkin olmayacak.Yine kazanan taraf ben olacağım"
Dikkatimi dağıtmasına izin vermemeliydim.
Gelen topa Havva'nın karşılık vermesine izin verdim ve öne atıldım.Boyum çok kısa olmadığı için şanslıydım ama burada Havva'nın olması daha mantıklı gibi geliyordu.
"Yüsra başkan oley!"
Görkem'in bağırarak en öne atlamısıni izlerken sayıyı aldığımıza bizden çok seviniyordu.
Maç 20/17 ilerlerken biz kazanıyorduk.Zeynep aramızda en güzel oynadığı için çoğu sayıyı o almıştı.Bende bir kaç sayı almıştım.Diğer sayıların hepsi Havva ve Betül'e aitti.Burcu ve Melis en arkada olduğu için topu yakalayabilmekte zorlanıyorlardı.
Alev'in topu bana vermesiyle ellerimi kenetleyerek manşet attım.Top karşı takıma geçtiğinde hızla karşılık verdiler ve bize gönderdiler.Burcu topa atlasada yetişememişti,bu yüzden sayıyı onlara vererek 20/18 olmasını sağladık.Burcu sinirle yere tekme atsada umursamadım.Biz kazanacaktık.Başka seçenek olmamalıydı.
Maçın ilk 45 dakikasından beri 24/24 de ilerliyorduk.Heyecan hepimizin gözlerine işlemişken Alev deli gibi takım arkadaşlarına bağırıyor ve azarlıyordu.Havva ise Alev'den farksız bize bağırıyor bir kaç kere Alev'in sesinden dolayı onu yok etmeye kalkışmıştı.Sonuç ise hala sayıların 24/24 olmasıydı.Eşit gittiğimiz için bir sayı daha uzayacaktı.
İkinci el olsada üçüncü seti istemediğimiz için kazanmak istiyordum.Açıkcası Mert'in karşısında yenilmek istemiyordum.Hemde hiç.
Melis tekrar topu karşı tarafa gönderdiğinde dikkatlice topu takip etmeye başladım.Her an zıplamaya musait bacaklarımı ve kollarımı hazırladım.Top bana gelince sert bir manşet atarak diğer tarafa yolladım.Çok geçmeden aralarında paslaştılar ve tekrar bize yolladılar.Havva "Topu bana yolla!"diye bağırdığında bana gelen topu ona yolladım.Topa sert bir manşet attı ve ortadaki kısa boylu kıza yolladı.Kız zorlukla topa karşılık verirken Zeynep usulca karşılık verdi ve aynı kıza topu yolladı.Kız heyecan yaparak tekrar karşılık verdiğinde çekingen bakışlarını Alev'e yöneltti.Yenilirse Alev'in ona yapacaklarını biliyor gibiydi.
Betül neşeyle "Hobaaa"dedi ve küçük kızın üzerine gitmek istercesine tekrar ona yolladı.
"Ortadaki cüceyi sıkıştırın"
Havva'nın mırıltısına kulak versemde gözlerim hala topu takip ediyordu.İki takım vazgeçmeyecek gibi göründüğünde oyunu sonlandırmak adına Zeyneb'e giden topu yakaladım ve sert hamleyle kısa boylu kıza yolladım.O kadar sert atmıştımki fırlattım diyebilirdim.
Kız topa önce karşılık versede bizim tarafa yollayamamıştı.Bu yüzden önünde duran Alev topu kendi takımlarından bir kıza zorlukla yolladı.İkisi yere düşmüşken topu alan kıza nefesimiz tutmuş bakıyorduk.Her an kazanabilirdik ve şuan kazanmamız topu tutmaya çalışan kıza bağlıydı.
Maç 25/24 olduğu için sayıyı biz alırsak kazanacaktık.Ama eğer onlar sayıyı alıp 25/25 olursak bu sefer daha önceki gibi 27 ye uzatılacaktı.Bir sayımız kalmış,26 sayı yaparsak alacaktık.
Kız topu karşılamak için atlasada yavaş vurmuş ve havaya sekerek yere düşmesini sağlamıştı.Top yere temas ettiğinde ağzım kocaman açıldı ve dudaklarımın arasından küçük mırıltılar çıktı.Sevinsemde dudaklarım gülmek için kıvrılmıyor boş gözlerle etrafa bakıyordu.Yeneceğimizi zaten biliyordum.Ama ikinci eli kazanana kadar yenmiş sayılmazdık.
Bizim tarafımızda olanlar ayakta bağırırak bize destek vermeye çalışırken sertçe yutkundum.Havva sevinçle çığlık atarken uzun kollarını boynuma dolayarak herkesin kafasını öne aldı.Betül "Nasıl koyduk!?"diye bağırınca hepimiz "Alevliii"diye bağırdık.Betül kollarını ayırarak "Nasıl yendikkk!??"diye bağırdı ve Alev'in duyacağı şekilde bağırmamızı isteyen bir bakış attı.Hepimiz aynı anda "Alevliiii"diye bağırınca dudaklarımı birbirine bastırarak kahkahamı engelledim.
Sahnedekiler yaptığımız göndermeyi anlayarak kahkaha atmış,bazı erkekler ise fesatlıktan yola çıkarak laf atmakla yetinmişti.
Bazıları sevinçle bağırmaya devam ederken,bazıları iddia paralarının yarısını almıştı.Diğer yarısınıda diğer el bitince alacaklarını söyleyen ufak mırıltılar işittim.
Kaşlarımı çattım ve Görkem'i gözlerimle aramaya başladım.Kazandığımızı duyunca sahnenin ortasına atlamak bahanesiyle bir kaç kızın kucağına çıkmış,ardından salona atlayarak halay çekmesi ve bağırması gerekiyordu.Bana diğer eli kazandığımda alacağı çikolatalardan bahsetmeli,kantine indiğimizde parasını benim için hatcayamayacağını söylemesini bekledim.Ardından gözlerime Rıdvan ve Melih'in olmadığıda takılınca kaşlarım mümkün olduğundan daha çok çatıldı.
"Rıdvan nerede?"
Havva sırıtarak bana döndü ve anlamayarak "Kim?"diye bir soru yöneltti.
"Rıdvan,Görkem Melih nerede?"
Havva sorduğum soruyla anlamamazlıktan gelerek "İşleri vardır"dedi ve gözlerini kaçırdı.Kollarımı belime yerleştirdikten sonra yorgunluğumu umursamadan "Nerede olduklarını biliyorsun?"diyerek başka bir soru yönelttim.Bu daha çok bildiğini biliyorum ama söylemeni istiyorum tarzında bir soruydu.
Havva bıkkınlıkla bana dönerek "şu gerizekalı çeneni kapatsanda,kazanmanın sevincini yaşasan?"diyerek homurdandığında kolunu omzuma attı.Terli omzum terli koluna temas etsede umursamadım.Saç diplerimden gelen ter damlacıkları,dudaklarımın kuruması ve ayaklarımı hareket ettiremeyecek derecede ağrıması sanırım yorulduğuma işaretti.
"Daha bitmedi,sadece dinleniyoruz"
Derin nefes alarak dinlenme saatinden faydalanarak yere uzandım.Alev ve takımı sinirle odalarına geçerken kıkırdadım.Tükürdüğünü yutturmuştum ona.
Betül Zeynep Melis ve Burcu yere uzanırken Havva gözlerini kapıya çevirerek "Benim işim var"dedikten Sonra "hemen geleceğim"diyerek mırıldandı ve kapıya doğru hızlı adımlarla ilerledi.
Başımı yana çevirip çıktığı kapıya gözlerimi çevirdim ve Melih'in orada beklediğini gördüm.Havva yanına ulaştığında beraber gözden kayboldular.Kaşlarım istemsizce çatılırken yavaşça ayağı kalktım ve "ben su içip geleceğim"diyerek peşlerinden ilerlemeye başladım.
İçimde kötü bir his vardı.Belki Havva'yı fazla büyütüyordum ama kesinlikle o benim tahmin ettiğimden daha kötü biride olabilirdi.Havva'dan bahsediyordum,nefret ettiklerine karşı Alev'den çok daha kötü olabiliyordu.Havva sadece tanıdıklarına iyi bir kızdı.Sadece bize.
Adımlarım yavaş yavaş beni Havva'nın peşine takarken ikisinin ciddi bir şey konuştuğunu fark ettim.Havva el hareketleri ile ona bir şeyler anlatırken yan profilden ciddi görünüyordu.Melih tahminime göre her zamanki gibi umursamaz ve düz bakışlarını önüne dikmiş usulca Havva'yı dinliyordu.Bunlar ne ara konuşmaya başlamışlardı?
Merdivenlerden çıkarken beni fark etmemeleri için duvarın arkasına çıktım ve ilerlemelerini bekledim.Gözden kayboldukları anda tekrar adımlarımı peşlerine taktım.Merdivenlerden sessizce çıkarken koridor ikiye ayrıldı ve gözden kaybolan bedenlere kaşlarımı çattım..Kuruyan ellerimi ıslak alnıma yapıştırdım ve sıkıntıyla nefes verdim.
Dudaklarımı sıkıca tutan elleri farketmemle kalbim boğazımdan çıkacakmış gibi bir anda hızlandı ve gözlerimi irileştirdim.Dudaklarımı sertçe tutan kişi beni bir odaya alarak kapıyı kapattı.Elini dudaklarımdan çektiğinde kapının kolunu hızla çekerek arkamdaki kişinin kafasına geçirdim.
Sessiz odayı tok bir erkek inleyişi doldurduğunda Melih'in acıyla kısılan gözlerine afallayarak baktım.İçimde tuttuğum nefesimi sertçe bıraktım ve rahatlayarak sırtımı kapıya çarptım.
"Sen ne yapıyorsun gerizekalı?Biraz insancıl ol!"
Sertçe onu uyardığımda söylediklerimi umursamadan eli ile kafasını tuttu.
"Bu iki oldu"
Gözlerimi devirdim ve vurmamın etkisiyle şişen alnına baygın gözlerle baktım.
"İkinci kere hak ettin"
Melih gözlerini devirerek "Siktiğimin kedisi"diyerek mırıldansada duymuştum.Gözlerimi dehşetle irileştirdim ve elimdeki kapı kolunu göstererek "Bir kez daha bana küfür ettiğin için,kafanda az önce vurduğum yere vurmamı ve orayı deşene kadar aynı şeyi tekrarlayarak seni toprak altına göndermemi istermisin?"diyerek tek nefeste soludum.O ise umursamaz bakışlarını bana göndererek "İstemez"dedi ve bükülmüş vicudunu karşımda dikti.Tek kaşımı kaldırdım.
"Sorunun ne?"
Melih ciddi bir şey söyleyecek gibi silkelendi ve sertçe yutkundu.
"Senin sorunun ne bücür?"
Kaşlarım anında çatılırken onları takip ettiğimi anlmışmı diye sessizce mimiklerini okudum.Boş ve düz gözlerle bana bakmaya devam ederken kirpiklerimi kırpıştırdım ve "Sorunum yok"diyerek geçiştirdim.Ardından kollarımı birbirine bağlayarak "Lafı dolandırmayacağım,Havva ile ikiniz ne haltlar karıştırıyorsunuz diye sizi takip ediyordum.Ve ikiniz salondan ayrılırken şimdi seni tek görmek beni biraz şaşırttı.Bana soru sormak yerine Havva ile neler karıştırdığınızı bana söylemek istermisin?"diyerek soludum ve derin nefes verdim.Melih onu açık bir şekilde sıkıştırmama mı yoksa onları takip ettiğimi itiraf etmeme mi afalladı bilmiyordum.Umursamadım ve ondan cevap bekledim.
"Sen o kadar cümleyi bir arada saniyeler içine nasıl sığdırdın bücür?"
"Bana bücür demeyi kes!Lafı dolandırma"
Melih gözlerini bıkkınlıkla devirdi ve irislerindeki anlam veremediğim kıvılcımları bana yöneltti.Kaşlarım çatılırken kapıya sırtımı yaslamış kollarımı bağlayarak cevabını bekledim.
"Havva ile bir şey karıştırdığımız yok dersem yalan söylemiş olurum,o yüzden öyle birşey demiyeceğim"
Dudaklarımdan Alayla 'hah' çıkarken gözlerini kıstığını gördüm.
"Çok açıklayıcı oldu Goril"
Alnındaki yeşil damar kendini belli ederken kiprikleri sertçe aralandı ve dudakları kıvrıldı.
"Goril mi?"
Gözlerindeki masum öfke beni cesaretlendirirken omuz silktim.
"Bücür'den daha kötüsünü bulmam gerekiyordu."
Bana 'Görkem'e erkek demişim'gibi baktığında gözlerimi devirdim.Ondan birşey çıkmayacağını anladığım için arkamı döndüm ve çıkmak için kapıyı açtım.Arkamdan "Goril sana daha çok yakışırdı"diye seslendiğinde yüzümü buruşturdum.
"bücürü tercih ederim"
~
Derin nefes alarak tribünde boş gözlerle beni izleyen gözlerden kaçmak adına gözlerimi anons yapmak için hazırlanan hakem'e diktim.İkinci yarının bitimine çok az kalmıştı ve neredeyse Alev'in takımı bize yetişmişti.Oyunda en ufak hile bile olmamışken bize yetişmeleri sinirimi bozuyordu.İki sayı atarsak yenecektik ama Alev neredeyse üst üst 5 sayı alarak bize yetişmeyi başarmıştı.
Topa hızla karşılık verirken takımındaki kızlarada maçtan sonra dayak yiyeceklerni anlatan kısa bir bakış atmayıda unutmuyordu.
Kendime gelmek için silkelendim ve bana gelen topu hızla zıplayarak aldım.Ellerim topa sert bir tokat atarken topun tenimde bıraktığı yanmayı yok sayarak karşı takıma bekleme yapmadan yolladım.Alev topa atlamaya çalışsada arkadaki kızda karışmış ve Alev'in topa vurmasını engelleyerek yanındaki kıza pas atmıştı.Kız topu kolaylıkla arkama yolladı ve Havva'nın avuçlarına bıraktı.Havva topu kolaylıkla karşıladı ve karşı tarafa gönderdi.
Yine ortada duran kısa boylu kıza abandığımız için o zorlanıyor,Alev onun yerine vuruyordu.Kesinlikle yardım amaçlı yapmadığını biliyordum,şuan tek amacı bize yenilmemekti.
Kalbim sitresle atarken bir hata yapmalarını bekliyordum,hepimiz bekliyorduk.Bir sayı daha almamaları gerekiyordu.Yenilemezdik.Geçen sefer biz yendiğimiz için bu sefer onlar bu eli alırlar ise bir el daha oynamak zorunda kalırdık.Ve ben yorulmuştum.
Zeynep bir sayı aldığında Betül bağırarak yerinde zıplamaya başladı ve ellerini kaldırarak hepimize sırayla uzattı.Yüzümdeki telaş hala gitmez iken usulca eline vurdum.Havva gözlerini kısarak "bu el bizim"diyerek net bir şekilde konuştu.Başımı olumlu anlamda sallasamda ona hala sinirliydim.
Açıklama istememe rağmen Melih ile birşeyler yapmadığını söyleyerek beni geçiştirmişti.Emindim.
Alev filenin tam karşısında bana baktığında usulca başımı yana eğdim ve son sayıyı almamızı sabırsızlıkla bekledim.
Biz 24 iken onlar 19 sayı almışlardı.Bizim sadece bir sayı kalmış onların ise tek bir hata yapmaması gerekiyordu.Kusursuz oynamaları gerekiyordu.Ve ben çok iyi biliyordum ki Alev gibi kusurlarla çerçevelenmiş bir kızın,kusursuz yapacağı hiç bir şey yoktu.Kusurlarla donatılmış bir kızdan,kusursuz oynamasını bekleyemezdim.
Yenecektik.
Başka bir yol asla yoktu.
Melis topu karşıya yolladığında Alev siyaha bulanmış gözlerini üzerimden çekti ve topu takip etmeye başladı.Ona yaklaşan her topun önüne atlıyor ve takımındaki oyunculara pas vermeden bize yolluyordu.Başkasından yardım almadan kendine güvenerek baş koyduğu bu oyun tekrar ayaklarına dolanacaktı.Bunu hissediyordum.
Burcu bana pas verdiğinde topa sertçe vurdum ve tekrar kısa boylu kıza yolladım.Adını bilmediğim esmer kuru kız topa zorlukla karşılık verdi ve yanındaki arkadaşına pas attı.Kız topu ona nazaran kolaylıkla bize gönderiğinde Betül uzun boyuyla zıpladı ve meydana bir şimşek gibi çıktı.
Gözler Betül'ün gerilen fiziğine kaydığını hissetsemde topa odaklandım.Betül tek eliyle sertçe vurdu ve filenin tam üstünden karşıya geçmesini sağladı.Top diğer taraftan yana fileye çarptı ve yere düştü.Hakem düdüğünü çaldığında sahadan aynı anda çığlıklar koptu ve sevinç nidaları ile dans etmeye başladılar.Betül sevinçle çığlık atarak ayaklandığında yanımıza bir çocuk gibi hoplayarak geldi ve ellerini havaya kaldırarak "Kazandıııık!"diye bağırdı.
Baygın gözlerle etrafa bakarken gözlerim ela gözleri aradı,aradığımı bulan kalbim kendini yerinde belli ederken usulca Mert'in ela gözlerine bakmaya devam ettim.Oda benim gibi bana bakarak sessizce yerinde oturuyordu.
Omzumu sıkan elle hızla silkelendim ve gözlerimi ondan çekerek yüzüme sahte bir gülüş yerleştirdim.Biz kazanmıştık.
"Yüsra'lara ne yapacaksın?"
Salona sünen sessizlik ve kıkırtılar yavaş yavaş giderken gözlerimi kırpıştırdım.Hapörlerden salonda yankılanacak kadar gelen yüksek sese şaşkınlıkla bakarken anlamsızca kaşlarımı çattım.
"Maçı kazanamayacağımı biliyorum,sadece hakeme ücret vererek bizim tarafa geçmesini sağladım"
Alev'in sesi kalbime bir mızrak gibi girerken bir an ürperdim ve Alev'in ağzından duymanın öfkesini yaşayarak gözlerimi kıstım.
Gözlerim Mert'e ulaştığında anlamayan gözlerle bana baktığını gördüm.Başımı olumsuz anlamda sallayarak benim yapmadığımı açıklamak istesemde bende herkes gibi şaşkınca sesi dinliyordum.Şaşkınlığım Alev'in yaptıkları değil,ses kayıtlarını kimin koyduğuydu?
"Alev Baltacıoğlu Sana inanmıyorum!Yenilmemek için hakeme para mı verdin!?"
Başka bir ses salonu doldururken dedikodunun çabucak yayıldığı okuldan ufak ufak mırıltılar yükseldi.Sanki Alev'in olduğunu belli etmek istercesine soyadını seslendiren kız,tekrardan afallamamı sağlamıştı.
Alev gururlu bir kızdı ve okulda onun hakkında yapılacak olan dedikodulara dayanabiliceğini zannetmiyordum.
"Sırf Mert Kalkan'ın gözünden düşmemek için değil mi?"
Kızın söylediği isim kaşlarımı çatmama neden olurken salondan hayret nidaları yükseldi.
"Mert Kalkan'ın Yüsra Demirkan ile sevgili olmasını kıskanıyorsun değil mi?Ona plotonik aşık olmanın ne kadar boktan olduğunun farkındayım ama Mert'in gözleri Yüsra'dan başka birini görmüyor!"
Gözlerimi kırpıştırdım.
"Kes sesini!Mert'i ben elde edeceğim,Mert için bu okuldaki herkesi harcadığımı bilmiyormuş gibi konuşma!Yüsra denen o kıza yaptıklarımı birine bahsedersen,seni öldürürüm!!"
Alev'in sesi aynı yükseklikte yankılanırken,boğazlarından çıkan acı dolu hırıltıyı duymamak imkansızdı.Acı çekiyordu.Ve Mert'i tahmin ettiğimden daha çok seviyordu.Onu bu şekilde rezil etmek,acımasızcaydı.Sevdiği çocuk karşısında küçük düşürmek,Alev gibi insanların düşüncelerine önem veren birinin milletin içinde bu şekilde aşağılanması acımasızcaydı.
Haporlerden çıkan cız ses kulaklarımda çığlıklar atarken kaçıcak yer,gözlerden kaybolacak karanlık istedim.Ama çoktan beni tanıyan gözler bana dönmüş,tanımayanlar ise Mert'in ilk sevgilisini merak edercesine etrafta Yüsra Demirkan'ı arıyorlardı.Ben Mert Kalkan'ın sevgilisi değilken tüm okulun böyle bilmesi...dudaklarımın kuruması ve kalbimin hızlanmasına anlam veremediğim kadar karışıktı.
Kocaman salonda Mert'in adı geçtiğinde istem dışı gözlerimi Mert'e çevirdim.Mert ona dönen bakışları umursamadan gözlerini bana dikmiş,etrafında ona yönelen bakışları elinin tersi ile silerek gururla bana bakıyordu.Bir kaç kişi Mert'in kime baktığını merak ederek,gözlerini takip etmiş ardından beni gördüklerinde hayretler içinde kaldığını hissetmiştim.Biz sevgili değiliz diye bağırmak istesemde daha fazla rezil olmak istemediğim için sertçe yutkundum.
Boğazımdaki kuruluk sayesinde yüzümü buruşturmak istesemde bunu geri yollayarak boş ifademle Mert'in gözlerine baktım.Tam karşımda koltukların arkasında kollarını birbirine bağlayarak asilce bana bakıyordu.Keskin suratına ve biçimli suratına bir kez daha iç geçirmek istesemde ikimizde etraftaki uğultulardan soyutlanmış gibiydik.
Hocalar "Hey hey!"diyerek milleti salondan çıkartmaya çalışırken nöbetçi öğrenciler seslerin yöneltildiği odaya koşturmaya başlamıştı bile.Dudaklarım şaşkınlıkla aralanırken gözlerim istem dışı tekrar Alev'e kaydı.
Gözlerinin Mert'e kaydığını gördüğümde ona üzülen gözlerim kızgınlaştı ve yerini öfke doldurdu.Mert'e bakıyordu.
Kaşlarım anında çatılırken dişlerimi birbirine bastırdım ve üzerine atlamamak için tırnaklarımı avucumun içine geçirerek parmaklarımı yumruk haline getirdim.
Haporlerden hala kesilmemiş olan ses kulaklarıma uğultu şeklinde gelirken gözlerimi kıstım ve yavaş adımlarla ona doğru ilerledim.Bilmiyormuş gibi yaparak kolunu tuttum ve tırnaklarımı bu sefer onun tenine geçirdim.Bakışlarını oturan Mert'ten kaçırarak bana çevirdi ve gözlerindeki üzüntüyü silerek yerini öfkeye bıraktı.
"Sen hakeme para mı verdin?"
Sesim kısık olsada yeterince tehtidkar ve uyarıcı çıkmıştı.Hocalar öğrencileri kovsada meraklı öğrenciler olacakları beklemek adına direniyor ve diğer tarafa kaçarak bakışlarını bize yönlendiriyordu.Milletin içinde ona bağırarak birde ben rezil olmak istemiyordum.
"Sen nasıl benim sesimi kayıda alırsın!?"
Benim aksime öfkeli ve yüksek çıkan sesi üzerimizde olan bakışları daha meraklı hale getirmişti.Gözlerimi afallayarak kırpıştırdım ve inanmayan gözlerle ona baktım.
Onca rezillikten sonra bana sorduğu soru bumuydu?
Havva hemen yanımda yer alırken "Düşündüğün şey bu mu?"diyerek içimdeki şeyi sesini kısma gereği duymadan söyleyerek,gözlerini kıstı.Kollarını birbirine bağlayarak "Bence düşünmen gereken bir yenilgi ve yaptığın pisliklerin ortaya dökülmesini kapsayan daha önemli konular var"diyerek konuştuğunda gözlerimi sımsıkı birbirine bastırdım.
Havva sanki etraftaki insanların dikkatini çekmek adına sesini yükselterek onunla konuşmaya devam ederken yerinde kızaran Alev'e dikkatle baktım.Utansada sudan çıkan balığın çırpınışlarını onda görebiliyordum.O bir balıktı ve atılan yemi ben kaptım havalarına girdiği sırada oltanın kurbanı olmuş ve acımasızca sudan çıkarılmıştı.Onda en utanç verici çaresizliği hissedebiliyordum.Balık çırpınışlarını.
Sesizce yutkundu.
Gözleri kısaca etrafta gezinirken bakışların altında bir kez daha ezildi ve öfkeyle çıkışa doğru ilerlemeye başladı.Arkasından baygın gözlerle bakarken omzuma dokunan el ile irkilerek arkama döndüm.
"Ona üzülüyor musun?"
Gözlerim siyaha yakın gözlerinde ufak bi gezintiye çıktığında derin nefes aldım ve gözlerimi kaçırdım.Melih'in ne zaman alt kata indiği hakkında fikrim yoktu,umursamadım.
Başını usulca eğerek benden cevap beklerken başımı olumsuz anlamda sallayarak "Sadece bunu hak ettiğini düşünmüyorum"diyerek mırıldandım.
"Sen ne dediğinin farkında mısın!?"
Hışımla bana yaklaşan Havva'ya gözlerimi çevirdiğimde tam önümde durdu.Gözlerim ani hareketiyle irileşirken üzerime yaklaştı ve "o kız sana neler yaptı,Mert ile kavga ettiğin o gecede hıçkırıklarının sebebi o kız iken hak etmediğini nasıl düşünürsün!"diyerek boşalan salonda sesi yankılandı.Beynim ona bağırmak için alarm verirken öfkesine afallamıştım.Bana ilk defa bu denli öfkeli ve hırçın davranıyordu.Sertçe yutkundum ve alttan almak adına dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Sen neden onun bize yaptıklarından değilde benim ona yapacaklarımdan endişeleniyorsun!!!"
Gözleri tüm hırçınlığıyla bana bakarken ince parmaklarını koluma sertçe dolayarak sıktı.Donmuş suratla ona bakarken havada uçusan sert rüzgar tekrardan ürpermemi sağladı ve buz gibi tepkiyle ona baktım.Bana deli gibi bağırıyor ve Alev'in tarafında olduğumu iddia ediyordu.
Salona büyük bir sessizlik düşerken kızların şaşkınca ikimize baktığını faark ettim.Söylediği imalar buradaki herkesi afallatırken aramıza giren olmamıştı.
"Alev bu kadarını hak etmemişti"
Dudaklarımdan düz sesimle kelimeler dökülürken sinirle Havva'ya baktım.Parmaklarını tenimi sıkarak tekrar beni geri savurdu.Ayaklarım geri geri giderken birbirine dolanmış ve göt üstü yere düşmüştüm.Havva ise duyduğu şeylerle deliye dönmüş gibiydi.
"Ben bu şeylerin hepsini senin için yapmışken bunu bana nasıl söylersin!"
Diz üstü yere çömeldi ve kolumu tekrar sıkmaya başladı.Canımın acısını umursamadan dudaklarımı aralayarak ona bağırmak için hazırlandım.O ise sözümü kesmekle yetindi.
"Senin bir ezik gibi Mert'in arkasından ağladığın günleri ne çabuk unutuyorsun!Sen seni aldatan bir erkeğin arkasından gurursuzca ağladın,onu farketmesende affettin!Sen ilk defa güçsüzleştin!!"
Söyledikleri midemdeki sıvıyı kavururken dudaklarım kurudu.Dudaklarından çıkan her bir kelime beynime kazınırken gözlerimi kıstım ve yutkundum.
"Sus"
Dudaklarımdan kuru bir kelime çıktığında arkasında yatan haykırışı buradaki herkesin fark ettiğini biliyordum.
Başka biri söylese bu kadar kırılmazdım ama Havva bana ilk defa bu kelimeleri sarf ediyordu.Ve eğer buradan ayrılmazsam devam edeceğinide biliyordum.Beni bir cam gibi kıracaktı.Sinirliydi.Ve sinirlenince acımasızca davrandığını benim kadar herkes biliyordu.
Gözlerimi kapattım ve ona zarar vermemek adına dudaklarımı birbirine bastırarak "Sus!"diyerek tekrar tısladım.Artık onu dinlemek istemiyordum.Söyledikleri içime bıraktığı büyük hasarlardan başka bir etki bırakmıyordu.
"Mert senin gururunla oynadı!Evine bir kız aldı ve sen onun yatağında uyurken bir kızla öpüştü!Bunlar o kız yüzünden başına gelmiş olsada en az Mert'in de Alev kadar suçu var!"
Konu Alev'den Mert'e geldiği için olduğundan fazla gerilmiştim.Bedenim olduğu yerde buz kesilirken bunları canımı yakmak için söylediğinin bilincindeydim.Ama onu susturmak için tek bir kelime sarf etmedim.
"Mert seni aldattı ve sende köpek gibi arkasından ağladın!"
Boğazları yurtılırcasına bana bağırırken aklıma gelen o sahneler güçsüz düşmemi sağlamıştı.Ezici bakışlarını üzerimde gezdirmekle yetindi.
Bakışları beni yerimde mıhlarken acıyla yutkundum ve burnumun sızladığını beynime giden 'ağla'sinyalinden anlamıştım.Ağlamayacaktım.Söyledikleri doğru değildi.Bunu biliyordum.Mert beni aldatmamıştı,Mert'e giveniyordum ve Onu Havva'dan daha iyi tanıyordum.Mert o kızın zoruyla öpüşmüştü ve bunu bana açıklamıştı.
"O pis ellerini kedimin üzerinden çek ve köpek kokulu bedenini ondan uzaklaştır"
Arkamda yankılanan öfke dolu ses kendine hakim olamayacak derecede gür ve keskin çıkmıştı.Salondaki herkesin gözü Mert'e döndüğünde Havva afallayarak Mert'e baktı.Havaya sızan vanilya kokusu bir nebze rahatladığımı hissettirdi ve iç çekmemi sağladı.Mert'e bakmadığım için tepkisini göremiyordum ama sesindeki hırıltı her an burayı birbirine katacak türden tehlike ve öfke kokuyordu.
"Hemen!"
Mert bu sefer sesini yüksekttiğinde Havva'nın parmakları yavaşça çekildi.Ordaki yerlerini unuttuğum için ardından gelen acı tekrar kendini belli ettiğinde yüzümü buruşturdum.
Salonda büyük bir sessizlik oluşurken Mert'in adım sesleri yavaş yavaş yaklaşmaya başladı ve boş salonda yankılandı.Duyduklarım karşısında güçsüz düşen bedenim anında çöktü ve gözlerim istem dışı yere indi.
Şuan çikolatası annesi tarafından elinden alınmış küçük bir çocuğun kırgınlığını taşıyordum.Çok sevdiği birinin onu kırdığı sahneyi tadıyor,hatta aklıma kazıyordum.
Havva beni bir parça kağıdı parçaladığı gibi parçalara ayırmış ve etrafa saçmıştı.Onun söylediği her sözü benliğimde hissedebiliyordum.
Koluma dokunan keskin ama narin eller beni usulca kaldırdı ve yanımdaki yerini aldı.Dolan gözlerimi saklamak adına bakışlarımı etrafımda gezdirdim ve Havva ile göz göze gelmemeye çalıştım.
"O kızın bizim eve gönderildiğini bile bile arkadaşını benim hakkımda doldurman hiç hoşuma gitmedi"
Mert düz sesi ile Havva'ya ölümcül bakışlar yollarken Havva gözlerini kıstı.
"Senin her gece ayrı kızlarla geçiren bir piç olduğunu bilmediğimi mi zannediyorsun!Yüsra'yı kullanmana as-"
"Onu kullanmıyorum!"
Mert sesindeki sakınliği kılıç gibi ortadan ayırırken erkeksi sesi bir kez daha salonda yankılandı.Bu sefer bağırmıştı!Hemde daha önce şahit olmadığım kadar sert ve öfkeliydi.Başımı usulca yana çevirdim ve sinirden meydana çıkan çene kasına ve damarlarında göz gezdirdim.O herşeyiyle asildi.
"O söylediğin sikik şeyi dile getiremezken gerçekleştireceğimi mi zannediyorsun!Onun kalbini kıran sen iken şuan kalbini ortadan ikiye bölmemek için çırpınan benim."
Havva bana kısa bir bakış attıktan sonra "Ona birinin gerçekleri-Yani senin ona sahip çıkamayacağını,onu pislik ortamlarına sokarak kirleteceğini,ona zarar verdiğini söylemesi gerkiyordu!Ve bunu benden başka kimse yapamaz!"diyerek Mert'e bağırdığında gözlerimi usulca kaldırarak Havva'ya baktım.
Ben Mert'in yanındayken kirlenmiyordum.O beni kirletmiyordu.Ben onun yanındayken adlandıramıyacağım hisler,içimde ismini konduramayacağım şeyler yaşıyordum.Mert özeldi.Bunu şuana kadar anlaması gerekirken bunları söylemesi kulaklarıma saçma geliyordu.Beni benden çok tanıyordu,ona karşı neler hiSsettiğimi çözmesi gerekiyordu.
Mert gözlerini usulca bana çevirdi ve kolumda olan eli yavaşça bileklerime,ardından avuç içime kaydı.
Dokunduğu yerler alevlenirken gözlerimi kırpıştırdım ve atan kalbimi yok saymaya çalışarak gözlerine odaklandım.Elaya yakın gözleri siyaha dönecek derecede koyulaşmış,parlaklığı sıfıra indirerek yoğunlaşmıştı.
Onun gözlerindeki parlaklık gülümseme sebebim iken şimdi tamamen yok olmuştu.
Titredim ve dolaşan kanımın donmasını hissedene kadar gözlerine baktım.Gözlerindeki gamzeler yavaş yavaş meydana çıkarken kara bulutlar bir anda dağıldı ve hayran kaldığım göz parlaklığını meydana çıkardı.
"Ben onu ölene dek beyazımda saklayacağım"