GÜNÜMÜZ
2003 MAYIS 20
Ben artık o eski ben değilim daha doğrusu Sonu haini için. Geçmişte onun için yapmış olduğum fedakarlıklar için de hep ona lanet okuyorum. "Keşke yapmasaymışım." Diyorum bazen. Ama o zamanlar daha çok gençtik ve kendimizi bu aşkın büyüsüne çoktan kaptırmıştık. Kaptırdığımız gibi de ayrılmıştık.
Babamın hastalıktan ölmesi, kardeşimin hastalığa karşı direnmesi ama bünyesinin bir değişiklik gösteremeyip iyileşememesi, annemin bize hem anne hem baba olmaya çalışması... Ve bizim ayrılmamız. Kardeşimin ölüm döşeğinde son günlerini geçirdiğini gözümün önünde eriyip bittiğini görmek gibi bir şeydi bizim Sonu ile ayrılmamız. Ama ne yapalım? Olmuştu bir kere.
Aslında kardeşim Sonu ve benim aramdaki 12 yıl önceki o büyük aşkın en küçük tanığıydı. Daha o zamanlar hasta değildi çünkü. O zamanlar küçücük bedeni kemoterapi ilaçlarını kaldıramazdı. Onu da alır ben ve sonu onu gezdirmeyi kendi kendimize vakit geçirmeyi o kadar çok severdik ki ameesha da içinden "Ablamlar hiç ayrılmasın hep böyle kalsın." Diye geçirmişti. Ama ben onun son dileğini de yerine getirememiştim. En çok ta Sonu ile ayrıldığımda kardeşimin son dileği beni yakıp kül etmişti. Ona son dileğini yerine getirmeden veda edecek olmak... Çok koyuyor ama ben ona belli etmiyorum tabii.
Ben böyle düşünürken telefonum çalıyor. Arayan: Rohit.
Ben: Alo!
Rohit: Alo! Ne yapıyorsun?
Ben: Yatağımda oturdum düşünüyorum.
Rohit: Ben sana ne zaman yardım etmeye başlayacağım.
Ben: Hemen bugün.
Rohit: Saat kaçta?
Ben: Saat 13.50 de.
Rohit: Nerede?
Ben: Sana otel adını mesaj atacağım.
Rohit: Tamam. Mesajını bekliyorum.
Ben: Görüşürüz.
Rohit:Görüşürüz.
Der demez telefonları kapattık. Rohit'le konuşmalarımdan onu kıskandırarak intikamımı almaya başlayacağımı anlamış olabilirsiniz. Ama öyle olmayacak. Tamam ilk önce beni hala sevip sevmediğini ölçeceğim. Bu da tabii onu kıskandırmak yoluyla olacak. Ama biz onunla aynı otelde olmayacağız.
Hemen üstümü giyindim ve başladım planım boyunca kullanacağım küçük bir bavul hazırlamaya. Her zamanki gibi saçlarımı topladım ve hemen planlarımı gözden geçirmeye başladım. Küçük kol çantam da 5 dk da hazırdı. Hemen yola çıkmak için kapıya doğru yöneliyordum ki... Ameesha'nın daralan nefesiyle nefes almaya çalıştığını duydum. Hastalık çok ilerlediği için hastanede aldığı kemoterapi ilaçları da artık etkilemez olmuştu. Ah zavallı kardeşim. Şimdi ablasının tehlikeli ve bir o kadar da dikenli bir yola çıktığını öğrense ne yapardı acaba? Artık doğal yollardan olması gerekeni beklemek zorundaydık. Ama o sonu ve beni yan yana görmeden ölmek istemiyor gibiydi.
Ameesha: Ab-la!
Ben: Söyle kardeşim.
Ameesha: Ben öl-
Ben: Hayır. Ameesha. Ölmeyeceksin. Gerekirse iyi bir onkoloğa gideceğiz. Ama ölmeyeceksin.
Ameesha: Ben-im sen-den son bir is-te-ğim vardı.
Ben: Evet.
Ameesha: O-nu-
Ben: Tamam Ameesh. Sana Sonu'yu getireceğim. Ama bu gerçek bir birliktelik olmayacak.
Ameesha: Pe-ki ab-la. A-ma son kez ben-im iç-in.
Ben: Pekala. Kardeşim ameesha'm. Sadece senin için son kez.
Ameesha: Acele et. Ab-la çok zam-anım yok.
Ben: Tamam. Ama önce Sonu'yu bulmam gerek.
Ameesha: Uzun sür-me-sin.
Ben: Tamam. Hemen geleceğim.
Der demez odadan çıktım. Kardeşime suyunu vererek. Hemen Rohit'i aradım.
Ben: Bugün başlayamıyoruz.
Rohit: Neden?
Ben: Kardeşim çok kötü.
Rohit: Ameesaha mı?
Ben: Evet. Sesim ağlamaklı çıkıyordu.
Rohit: Büyük geçmiş olsun. O zaman yarın aynı saatte seni evden alıyorum.
Ben: Evet.
Dedim ve kapattım. Ameesha'nın fazla zamanı yoktu. Nefesi daralıp bir gelip bir gidiyordu. Artık ayağa da kalkamıyordu. Resmen yatağa bağlanıp kalmıştı. Ameesha ya son görevimi zor da olsa bana ne kadar zor da gelse yapacaktım. Onunla kardeşim için bir kere ama son bir kere daha 12 yıl önceki gibi birbirimize sahiden aşıkmış gibi davranacaktık. Bu baya bir zor olacak ama kardeşim için mecburum.
Annem 2 dk sonra eve geldi. Bakkala gitmişti. Eve alış veriş yapmak için. O gelir gelmez hemen Range Rover ıma atladım tabii yarın kullanacağım küçük bavulu da yükleyerek. Ameesaha hala öksürüyordu ve nefesi daralıyordu. Çok az vaktim kalmış olabilirdi. Her an soluğu kesilebilirdi. Hemen yola çıktım.
Telefonu da yanıma aldım ve başladım Sonu'yu çaldırmaya. Sonu'nun babası da bu arada fizik tedaviye başlamıştı. Bacaklarını hafif hafif hissetmeye başlamıştı ama tekerlekli sandalyeye bağlanmıştı bu seferde. Sonu dan almıştım haberleri. Sizin haberiniz yokken.
Sonu da sonunda 4. Çalışında açtı telefonu.
Ben: Alo!
Sonu: Alo! Tulsi sesin kötü geliyor.
Ben: Evet. Çünkü kötüyüm.
Sonu: Ne oldu?
Ben: Çok kötü sonu. O çok kötü.
Ben bunu söylerken ağlıyordum ve oteline giden yolu hiç ışıksız yarılamıştım.
Sonu: Kim kötü? Yoksa Ameesh-
Ben: Evet Sonu. Kardeşim çok kötü. Ve birazdan ölebilir.
Sonu: Ne diyorsun sen?
Ben: Evet. Durum bu. Acil benimle gelmen gerek.
Sonu: Tabii ki. 2 dk ya kadar lobideyim. Gel beni al.
Ben: Tamam. Hadi in.
Der demez telefonu kapattı ve dolabına döndü. En güzel kıyafetlerini seçmişti Amesha için. Onu çok severdi ve gözünden ben "ölebilir" dediğim andan itibaren sicim gibi yaşlar dökülmeye başlamıştı bile. Çok sevdiği bir zamanlar bana taptığı gibi sevdiği sevgilisini bırakıp son bir defa benim yanımda olacaktı.
2 dk sonra otelin önündeydim ve o da lobiden doğruca Range Rover a bindi. Hemen arabanın yönünü bizim eve doğru çevirdim. Ve bu sefer de hiç kırmızıya yakalanmadan bizim eve sürdüm. Annem evde kardeşimin göğsünü zeytin yağı ile ovuyordu. Rahatlaması için.
Eve vardığımızda ben açtım kapıyı anahtarımla. Çünkü annemi kardeşimin yanından kaldırmak istemiyordum. Kardeşim çok kötü öksürüyordu. Annemde onu yatıştırmaya rahatlatmaya çalışıyordu.
Hemen Sonu ile kardeşimin odasına girdik. Girmeden önce tabii benim odama geçtik. 12 yıl önce üstüme sürdüğüm parfümü hala kullanıyordum. Üstüme 2 fıs yaptım tabii boynuma da. Sonu gidince vücudumu yıkayacaktım. Ama Ameesha için mecburdum.
Kardeşimin odasına geldik Ameesha hala yaşıyordu ve annem hala onu yatıştırmaya çalışıyordu. Sonu elimi tuttu. Sonra da yanağıma 12 yıl önceki gibi aşkla kondurduğu öpücükler gibi olmasa da küçük bir öpücük kondurdu ve biz yarı açık kapıdan kardeşimin yanına girdik. Bizim girdiğimiz gibi de annem odadan çıktı. Çünkü Ameesha "biz"i görünce rahatlamıştı. Sonu bana yine duygu dolu sözler söylüyordu. Ama bu seferki aşk dolu değildi. Öyle olması imkansızdı. Mesafemi önceden koymuştum. Ama şimdi kardeşim için çok az dışına çıkabilirdim. Tabii tamamen olmamak kaydıyla. Kardeşim için sadece bugün için intikam ateşimi söndürmüştüm.
Sonu: Aşkım!
Ben: Efendim canım!
Sonu: Seni çok-
Ben: Ben seni hiç-
Cümlemi tamamlamadan Ameesha sözümü kesti.
Ameesha: Ab-la bir-az da-ha yum-uş-ak. Ben-im iç-in.
Ben: Tamam kardeşim.
Ben: Ben de seni çok seviyorum.
Ama bunu rol icabı söylüyordum. Sonu kokumu içine çekmeye başlamıştı bile. 12 yıl önceki gibi. Ama o kadar tutkulu değildi.
Sonu: Evet şimdi ne yapalım?
Ben: Konuşalım.
Sonu: Neyi?
Ben: "Biz"i.
Sonu: Tamam.
Ben: Hadi başla.
Sonu: Ben sadece seni sevdiğimi biliyorum.
Ben: Ben de. Sen yoksa benimle-
Sonu: Hayır. Oyun onamıyorum. Annemler soruyor.
Ben: Neyi?
Sonu: Ne zaman evleneceğimizi.
Ben: Biz daha tarih belirlemedik.
Sonu: Hadi o zaman belirleyelim.
Ameesha bizi böyle görünce mutlu olmuştu. Rengi yeniden yerine gelmişti sanki. Sonu'yu eve ilk getirdiğimde de o benimsemişti zaten ilk kez. Eniştesi olacağına o kadar inanıyordu ki bizim ayrılacağımıza ihtimal dahi vermiyordu.
Kardeşimi mutlu görmek ona da bana da yetmişti. Ama artık onun gitmesi gerekiyordu. Bu kadar rol yeterdi. Onun çünkü bir sevgilisi vardı zaten. Öncesinde de durumu Ameesha'ya anlatmıştım zaten.
Sonu ardından da ben dışarı çıktık. Ben yine ağlıyordum. Konuşurken beni bugün hep ağlama tutuyordu. Ameesha kardeşim de artık öksürmüyordu. Rahatlamıştı. Sonu ile beni o halde görmek ona yetmişti.
Ameesha nın odasından çıkınca hemen konuşmaya başladık.
Ben: Çok teşekkür ederim. Beni bugün o kadar mutlu ettin ki.
Sonu: Asıl ben sana teşekkür ederim. Ameesha'yı görme fırsatını bana verdiğin için.
Ben: Seninki seni bekler. Uzatma istersen.
Sonu: O benimki değil benim için hala-
Ben: Hayır. Seni onunla yatakta bastığımda sen benim için bittin.
Dedim ve dışarı çıktık. Range Rover ıma bindik ve uzaklaştık.
Sonu: Beni bir dinlesen. Anlatacağım her şeyi.
Ben: Neyi anlatacaksın? Yalan dolana karnım tok.
Sonu: Sen beni gerçekten bitirmişsin.
Ben: Evet. Bitirdim.
Sonu: Sen bana 12 yıl önce bir söz verdin.
Ben: O söz artık yok bitti.
Sonu: Peki ben seninle geçirdiğimiz 11 yılı nasıl unutacağım.
Ben: Naina unutturmuyor mu?
Sonu: Hayır. Ben ona aşık değilim. Ben seni seviyorum. Dedi ve yüzümü iki avucunun içine aldı ve beni aşkla öptü. Bu ilk kez oluyordu. Ama ateşimi İntikam ateşimi söndürmeme yetmiyordu.
Ben: Rol bitti Sonu. Otele geldik. Hadi sana yol göründü.
Sonu: Görüşürüz.
Ben: Görüşürüz ama arkadaş olarak dedim ve hemen Range Rover ı evimize doğru çevirdim. O da otele girmiş odasına çıkıyordu.
Naina onu bekliyordu.
İlk sözü de şu oldu.
Naina: ."Cennet,seninle olmasaydım cennet olur muydu?
Sonu:Ya da cehennem,seninle olsaydım cehennem olur muydu?"
Keşke bu sözleri birkaç saat önce Ameesha'nın kardeşimin yanında bana söylüyor olsaydı. Ama olmamıştı. Onların bu sözleri birbirlerine söyledikleri aklıma gelince 12 yılımız da gözümün önünden geçiyor, canımı yakıyordu. Acaba Sonu ve Naina'yı nasıl bir son bekliyordu?
Bunları da yatağımın içinde düşünmeye devam ediyordum.
26.BÖLÜM SONU
ks: