Mikaelson'un Oğlu

By princessofgundalia

23.3K 898 179

William Cameron için "Mikaelson",bir soyad değildi.Sevgi adına bildiği her şeyi tek bir gecede yok eden adamı... More

Mikaelson's Boy.
First Day.
Boy With the Blue Eyes.
Teacher.
Game On.
High School Life.
Mikaelson Diares.
Awakeness and War.
Always And Forever.
Another Boy With the Blue Eyes.
Cameron Mikaelson.
Owner of the Night.
Nightmares.
The Hallowen Ball.
Radioactive.
"Who are You?"
Fight for İnnocence.
The Seven Wonders.
Bring Me Back.
Sweet Dreams.
The Darkness İnside.
Spell.
Wolf Princess.
Merry Chirstmas.
Like Father Like Son:The Road Trip.
Awake.
21st Century
Valentines.
Provecy.
Wedding.
Ex's Oh's.
Golden Shot.
The Mind.
"Like A Banshee"
The Subject:Mikaelson.
"Angels and Demons"
Attack.
Path To Paradise.
Holding Breath.
Beginnig Of The End.
Hit and Run Run Run.
Suicide Squad.
War Bewilders People.
Devil's Breath.
End Of The Line.
Klaus.
Elijah.
Rebekah.
Freya.
Finn.
Mikael.
Hope.
Cameron.
Happily Ever After.(Final Part I)
Last Words.(Final Part II)
Mikaelson'un Oğlu-Özel Bölüm 1
Mikaelson'un Oğlu-Özel Bölüm 2

Telling the Truth.

413 14 2
By princessofgundalia

Bölüm Şarkısı Manga-Yeniden.

(Flashback-2019)
Kol Mikaelson'un parmakları yavaşça yalının ziline dokundu.
Zilin üç notalık melodisi kulaklarını doldururken elindeki pembe yaldızlı kağıda kaplı hediye paketinin pembe kurdelesine göz gezdirdi.Kapıyı açan üniformalı genç kadın adamı bir saniyeliğine süzdükten sonra "Kim geldi diyeyim?" Diye sordu.
"Kol geldi de." Dedi Kol kısaca.Kadın içeri girerken dikilmeye devam etti.
Yaklaşık üç dakika sonra aynı kadın kapıya çıkıp "içeri gelin." Dedi.
5 katlı yalının içi oldukça şık döşenmişti,fakat belli bir dağınıklık hakimdi.Dağınıklığı çıkaran 15 çocuğun sonuncusu yarım saat önce yolcu edilmişti ve kimse bu adamın kim olduğunu bilmiyordu,bir kişi hariç.
Kol,kadını takip ederek büyük bir kapının önüne kadar geldi.Kadın kapıyı ittirdi ve adamı eliyle davet etti.İçeriye girmeden çıkıp gitti.
Kapının açıldığı evin büyük salonu pembe temalı büyük bir doğum günü partisinin enkazıydı.Salonun ortasındaki hediye yığınının başında beyaz bir badi ve pembe simli tütü giymiş şipşirin bir kız elindeki karta odaklanmıştı.Odadaki kanepede oturan adam ise kapının açılmasıyla ayağa kalktı.
"Kol."
"Merhaba baba."
Kol salonun ortasına doğru ilerledi.Babası Kol'un ondan beklemeyeceği bir şey yaptı ve ona sarıldı.Bir anlık garipsemenin ardından Kol da babasına sarılmayı ihmal etmedi.
"Siz ikiniz Nasılsınız?" Diye sordu Kol ayrıldıklarında."İyiyiz,gördüğün gibi." Dedi Mikael ve yığının yanından yanlarına gelen Hope'a döndü.Hope,sonunda yabancının dikkatini çektiğini anlayınca sordu.
"Sen de kimsin?"
Kol ve Mikael dizlerinin üzerine çöktüler."Sana amcalarından bahsetmiştim,hatırlıyor musun?" Diye sordu Mikael.Hope heyecanlandığını belli eden bir ses çıkardı ve gülümsedi.
"Sen benim amcalarımdan biri misin?"dedi Kol'un omzuna dokunurken.
Kol olumlu anlamda başını sallayıp elini uzattı."Kol."
Utangaç bir gülümsemeyle adamın elini tuttu ve "Hope." Dedi kız.
__________________________
"Doğum günün kutlu olsun." Dedi ve elindeki paketi kıza uzattı."Babandan."
"Babam mı yolladı?" Diye sordu kız şaşkınlıkla.Şimdiye kadar babası hakkında sadece büyükbabasının söylediklerini duymuştu.Sarışın ve mavi gözlü olduğunu biliyordu,bir de onu çok sevdiğini ve özlediğini.Kız da onu özlemeye çalışıyordu,fakat tanımadığınız birini özleyemezsiniz.
"Sana en içten sevgilerini iletiyor." Dedi Kol."Aç bakalım."
Kız pembe kurdeleyi tutup çekti.Paketi yırttı ve sonunda kutuyu açtı.
Kutunun içinden çıkan gümüş renkli taç Klaus'un asilzade zamanlarından kalma gerçek bir kraliyet tacıydı,fakat bunu 6 yaşındaki bir kıza anlatmak zordu."Zamanında en az senin kadar güzel bir prenses takmıştı." Dedi Kol bunun yerine."Bunu sana vermek için 6 yaşına gelmeni beklemiş.Biliyorsun,6 çok özel bir yaştır."
Bunu dedikten sonra elinin tersiyle kızın yumuşak yanağına dokundu.Kız gülümsedi ve Kol'a sarıldı.
"Teşekkür ederim amcacım."
"Bir şey değil hayatım."
_________________________________
Hope,o akşamlık hikayesini Kol'un okumasına izin vermişti.
"Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar." Diye okudu Kol son cümleyi,ve göğsüne yaslanmış kızın uyku-uyanıklık arasındaki çizgiden geçmesini izledi.Kızın başı hafifçe düştü.
Kol,kızı uyandırmamaya gayret ederek kafasını yastığa yerleştirdi.Toz pembe yorganı da üzerine örtüp gece lambasını ayarladıktan sonra odadan çıktı.
Partinin dağınıklığından eser kalmamış salona girdiğinde babası ikinci bardağa viski dolduruyordu."Uyuyor." Dedi babasına.Mikael kafasını kaldırdı.
"Aferin,hızlısın."
Vampir hızıyla gidip kanepeye oturmadan önce bardaklardan birini oğluna uzattı.Oğlu da kadehleri tokuşturduktan sonra karşısına oturdu
"Ee,sizin orada işler nasıl?"
"Hiç iyi değil.Annem olacak kadının pes edeceği yok."
"Ee?"
"Eee'si sana ihtiyaçları var.Teyzemle cadı ordusu kurdular.Davina bir büyü yapabilirmiş,ama bunun için senin kanın lazımmış,bilmiyorum ne alaka.Klaus'un beni gönderiş amacı da bu aslında.Bir haftalığına da olsa sana NOLA'da ihtiyaçları var.O hafta da ben Hope'a göz kulak olacakmışım."
"Pekala.Niye sadece seni gönderdiler?"
"Mümkün olduğunca çok kişiye ihtiyaçları var.Finn de bir ay önce 40 cadıyı birden öldürünce çok vicdan yaptı.Duygularını kapattı sonra da.Canavar gibi dolaşıyor ortalıkta.Görmen lazım,sırf bu iş için kocaman bir villa aldı,her gün 80-90 kişiyi katlediyor,peşine de keyif sigarası falan yakıyor.Evet,doğru duydun,sigaraya başladı.Klaus güvenemiyor o yüzden."
"Haklı.Tamam o zaman.Anaokulunun adresini yazıp veririm.Dersi 9'da başlıyor,3'ü 5 geçeye kadar.Bir şey soracak olursan ararsın."
"Tamam.Şey,Hope vampirliği ne kadar biliyor?"
"Sadece yaşlanmadığımı ve normal insanlardan daha güçlü olduğumu biliyor,o kadar."
"Peki."
_________________________________
(Günümüz)
Finn olağanca hırsıyla sigarasından bir nefes daha çekti.
Duygularını kapattığı dönemden kalma kötü bir alışkanlıktı bu,sadece mutlu olduğu zaman sigara içmeyi sevmesine rağmen son olaylardan sonra kendini dizginemesinin tek yoludu.
Kardeşler arasında Finn'in Cinayeti Evi olarak da anılan villanın küvetini kanla doldurduğu günlerle gurur duymuyordu,evet ama yine de o eskiden olduğu ezik tiplemeyi geride bırakmasını sağlamıştı.
Dumanı dışarı üflerken oğlunun (bebeğinin?) İfadesiz bir ifadeyle televizyon izleyişini seyrediyordu.Kumanda kullanmayı tekrardan öğrenmesi için bir kere anlatılması yeterli olmuştu,çocuğun resetlenen beyni çoğu şeyi çok hızlı öğreniyordu.
"Sinirli misin baba?" Sesi üzerine kendi aleminden çıktı.Baba demesinin bir anlık garipsemesini üzerinden attıktan sonra bu sefer vereceği cevap üzerine düşünmeye başladı.Sonunda "evet." Diyerek dürüst olmaya karar verdi."Bana mı?" Diye sordu Cameron."Hayıırr." Derken yerinden kalkıp kanepeye gelmiş ve yanına oturmuştu."Seninle ilgisi yok,inan bana."
"İyi o zaman.Sarılalım mı?"
Finn'in gülümsemesi suratında yayıldı."Tabii ki."
Baba-oğul sarılmaları gören herkesin içini ısıtacak nitelikteydi.
Kapı korkak bir tavırla çalındığında Finn ve Cameron henüz ayrılmıştı.
"Gel." Dedi Finn.
Hope korkak tavırlarla içeri girdi.Finn tam bunun nedenini soracaktı ki arkadan onu takip eden kız odaya girdi.
"America!"
Cameron kızı tanıdığını belli eden sözü söyledikten sonra kalkıp kıza sımsıkı sarıldı.Kız,kollarını çocuğun boynuna dolayıp en az onun kadar sıkı sarıldı.Bir süre sonra ayrıldıklarında America Finn'e döndü.
"Hope bana kazadan bahsetti.Başını betona vurup hafıza kaybı yaşamış.Büyük geçmiş olsun."
"Teşekkürler."
________________________________
America'nın o esnada ve evin genel durumunda içerde dönen doğaüstü olayların hiçbirinden haberi olmadığı gibi yan taraftaki cadı müsabakasından da haberi yoktu.
Davina ikisiyle de tek tek göz kontağı kurdu.Henrik yutkundu ve ellerini ileri uzattı.Freya,kardeşinin ellerini tuttuğunda en az kendininkiler kadar onların da terlemiş olduklarını gördü.
Gözlerini kapatıp kardeşiyle aynı anda birkaç sözcük mırıldandı.Sonunda elleri ayrıldı.Freya'nın ayakları,vücudu kurşundan yapılmışçasına zorlanıyordu.Yere düşmeden önce hatırladığı son şey de buydu.
________________________________
(Öteki Dünya)
Freya,yavaşça etrafını süzdü.Şimdi ne yapması gerekiyordu?
"Hiçbirşey." Dedi arkasından gelen duru Avrupa aksanlı kadın sesi.Bu sesi nerede duysa tanırdı.Korkunun ve mutsuzluğun sesiydi bu.Sanki yavaş dönse hayalet yok olacakmış gibi ağır ağır döndü sesin sahibine.
Dahlia.
"Sen.." Derken kadının sırtından çıkan ve göğsünü deldiği belli olan yara izine kaydı gözleri."Yapman gereken tek şey ata cadıların karar vermesini beklemek.Ona göre geri dönersin ya da dönmezsin."
"Senin burada ne işi.."
"Annen olacak fahişe.Başka kim olabilir."
"Neden hiç şaşırmadım acaba?"

Bu esnada öteki dünyanın bambaşka bir köşesinde kız kardeşi gibi Henrik de etrafı süzüyor ve ne olacağını merak ediyordu.
"Henrik.." Diyen kadın sesini duymasıyla arkasını döndü ve Penelope ile göz göze geldi.
"Penelope.." Dedi ve ayakları hiç düşünmeden ona doğru koşmaya başladı.Penelope hafif kabarık elbisesinin elverdiği kadarıyla koştu ve ortada buluşup sımsıkı sarıldılar.
"Seni çok özledim." Diye fısıldadı Henrik kadının kulağına doğru.
"Bende seni çok özledim."
Bir süre sonra Penelope adamın elini tuttu ve yere oturdular.
"Bak." Dedi Penelope."Eğer sen kazanırsan,bana bir söz vermeni istiyorum.İstediğin birini geri getirme hakkın olacak.Beni değil Freya'yı geri getireceksin.O senin kız kardeşin.Ve seni gerçekten çok seviyor.Tamam mı?"
"Ama.."
"Aması yok,Henrik.Burası da güzel hem.Bak istediğim gibi balo elbisesiyle dolaşabiliyorum da."
Henrik güldü.
Penelope adamın dudaklarına bir öpücük kondurdu.Gözleri birdenbire açılan Henrik'in ciğerleri yeniden havayla doldu...
________________________________
Mikaelson Ailesi,Freya'nın yenilgisini olgun karşılamıştı.Haberi onlara New Orleans Cadılar Meclisi'nin lideri haber vermiş ve resmen lider olduktan sonra Freya'yı geri getireceğini söylemişti.
Klaus,cadılarla arasını iyi tutmak adına cadılar için bir davet düzenledi.Davetten hemen önce mezarlıkta ayin yapılmış ve Henrik Mikaelson resmen yeni Coven Lideri olmuştu.
Klaus kadehini eline aldı ve konuşmaya başladı.
"Hepiniz hoşgeldiniz.Bildiğiniz üzere küçük kardeşim meclisinizin yeni lideri olmaya hak kazandı.Onu burada kutlamak ve liderliğini en iyi şekilde yapacağına inancımın tam olduğunu belirtmek istiyorum.Seninle gurur duyuyorum,küçük kardeşim.Şerefe."
Arka planda alkışlar yükselirken Klaus Henrik'le göz kontağı kurup gülümsedi ve kadehini kaldırdı.Henrik de önce kardeşine sonra da diğer meclis üyelerine bakarak gülümsedi ve kadehini kaldırdıktan sonra bir yudum aldı.
Sonunda herkes davetin verildiği alanda dağılıp içki içmeye ya da ikramlardan atıştırmaya başladığında Henrik yukarı kata çıkıp biraz kafasını dinlemeye karar verdi.
"Hey,ufaklık."
Henrik,eski lakabını duyunca arkasına döndü ve Kol ile göz göze geldi.
Elindeki dolu kadehten bir yudum daha aldı."Hey."
"Aferin dedim mi sana?"
"Hmm bir düşüneyim.Sanırım hayır."
İkili konuşmaya devam ederken ileri doğru yürüdüler.Sonunda durduklarında karşılarına Kol'u arayan Davina çıktı.
Kol,Davina ile aşağı inince Henrik biraz uzaklaşmak adına odalardan birine girdi.İçeride ise Vincent Grifith ile karşılaşmayı beklemiyordu.
"Bay Grifith."
"Tebrik ederim Bay Mikaelson."
"Teşekkür ederim.Sanırım siz de ablamı tutmuştunuz."
"Pek çok insan ablanızı tutmuştu."
"Taraftarınızın çok olması çoğu zaman bir şey değiştirmiyor Bay Grifith."
"Yarışı kazanmış olabilirsiniz Bay Mikaelson.Ama orada kalmak için bize ihtiyacınız var."
"Bunun farkındayım." Dedi ve adamın yanından geçip pencereye doğru ilerledi."O zaman geldiğinde bana karşı olacak olan herkesten kurtulamam,ama en azından bir yerden başlayabilirim."
Bunu demesiyle elindeki bardağı sıkıp parçalaması ve yere düşen cam kırıklarından birini büyüyle eline alması bir olmuştu.Arkasını döndü ve çoktan ona doğru dönen Vincent ile göz göze geldi.
"Cehennemde bana da yer ayırın Bay Grifith."
Elindeki camla adamın boğazına hızlı bir kesik attı.Adam,bir an boğazından fışkıran kana baktı.Sonra da kanıyla lekelenmiş halının üzerine yığıldı.Henrik kanlı cam parçasını yere,cesedin yanına attıktan sonra gidip odadaki tek oturak olan koltuğa oturdu.Olaya şahit olan hizmetçi kızlara dönüp sert bir şekilde "işinizi yapın siz de!" Dedi.Kızlar cesedi ve cinayet aletini lekeli halıya sararak götürdüler.
Henrik eşikteki Klaus'u da o anda fark etti.
İçeri giren Klaus, "Sen her zaman böyle soğukkanlıydın zaten." Dedi."Kurtlar seni parçaladığında bile."
"Bunu iltifat olarak alıyorum." Dedi Henrik dirseğini koltuğun kenarına dayayıp baş parmağıyla öteki parmaklarını kıtlatırken."Her devrim için fedakarlık gerekir,değil mi?"
Klaus'un suratında çoğu insanın görmeye alışkın olduğu o şeytani gülüşü yayıldı.
"İyi bir lider olacaksın küçük kardeşim.Hem de çok iyi bir lider olacaksın."
_________________________________
(Flashback)
6.yaşının ilk gününde Hope,gözlerini açtığında başuncunda Kol'u bulmayı beklemiyordu.
"Günaydın." Dedi ve yanağına bir öpücük kondurdu Kol küçük kızın.Kız da "Günaydın." Dedi ve sordu:"Büyükbabam nerede?"
"Küçük bir işi çıktı.Yaklaşık bir haftalık.O geri gelene dek biz bizeyiz."
"Peki.Ne zaman dönecek?"
"Bugün Pazar olduğuna göre haftaya Pazar burada olur.Neyse.Parka gidelim mi?"
"Olur!"
Dedi ve zımba gibi fırladı yataktan.Kol,kızın enerjisine ayak uydurmaya çalışarak yatağın oturduğu köşesinden kalktı ve dolabın başına gidip dikilmeye başlayan yeğeninin yanına geldi.Hope'un dolabın kapaklarını açıp kollarını beline koyarak kıyafetlerini süzmeye başlaması Kol'a kızkardeşi Rebekah'ı hatırlatmış ve gülümsetmişti genç adamı.
"Giyeceğin kıyafetleri kendin mi seçersin?" Diye sordu küçük kızın seçtiği gri renkli taytı alıp eline verirken.
"Çoğunlukla." Diye cevapladı Hope adamın elinden taytını alırken.Üstüne giyeceği bluzu kendi başına alması zor olmamıştı.Kol odanın penceresini açtı ve havayı yokladı."Hava hala biraz limoni." Dedi."İstersen üstüne de bir şey al."
Mayıs ayında olmaları sebebiyle ince bir hırka yeterli olmuştu.Kol,her ne kadar soğuktan etkilenmese de uyum sağlamak amacıyla evden çıkmadan kendi hırkasını aldı.
İki sokak aşağıdaki parka yürüdüler.Parkta birkaç çocuktan başka kimse yoktu.Kol,kıza "Neyle oynamak istersin?" Diye sordu."Beni sallar mısın?" Dedi kız.
"Tabii."
Kol kızı belinden tutup hiç zorlanmadan kaldırdı.Salıncağa oturttu ve arkasına geçerek salınacağı kendine çekip bıraktı.Oyuncak kendi halinde sallanmaya başlarken Hope "Daha hızlı daha hızlı!" Diye bağırmaya başlamıştı bile..
_________________________________
(Günümüz)
Freya Mikaelson'ın gırtlağından vücuduna giren hava ciğerlerine ulaştı ve genç kadına yeniden yaşam üfledi.
Henrik,kızkardeşinin uyandığını görünce gülümsedi ve sırt çantasından çıkardığı kan torbasını ona doğru fırlattı.
"Tekrar hoşgeldin."
"Hoşbulduk."
"Yanındaki çantada kıyafetler var.Ben arkamı döneyim de giyin."
Henrik bunu söyledikten sonra iyi huylu bir adam gibi arkasını döndü.Freya bir yandan giyinirken bir yandan da konuşmaya başladı.
"Öteki tarafta teyzem ile karşılaştık."
"Teyzem mi?"
"Evet,annem onu öldürmüş."
"Yaa.."
"Son anda bana inanılmaz bir şey söyledi."
"Ne?"
"Finn'in ikizlerinin kız olanı ilkdoğan sayılıyordu ya."
"Ee.."
"Dahlia onu bulup diriltmiş,sonra da koruyucu aileye vermiş."
"NEEEE!???"
"Daha dur,biraz büyüdükten sonra onun gücünü alıp uyutmuş ve bir tabuta hapsedip gömmüş.Yani,Finn'in kızı ölmemiş,sadece nerede uyuduğunu bulmamız gerekiyor.Zaten 1000 yıldır uyuyorsa güçleri de yenilenmiştir."
Henrik biraz durdu ve bunu sindirmeye çalıştı.Sonunda Freya'nın da aklını çeken o soruyu sordu.
"Finn'e nasıl söyleyeceğiz?"

Continue Reading

You'll Also Like

79.6K 12.3K 32
seni gülümsetmek biraz vakit alırdı.
134K 5.2K 40
Taşacak Bu Deniz dizisindeki fadime ve iso karakterlerine yazılacak bir kurgudur.
2.6K 533 17
EDHO×ÇUKUR 9 yaşında Ünal Kaplan tarafından berbat hayatdan kurtulup güzel ve sevgi dolu bi hayat yaşayan Sadettinin hikayesi
77.9K 11.9K 44
arkadaşlığımızı korumakla hiç ilgilenmedim çünkü arkadaşın olmak istemiyorum 'taekook 'friends to lovers
Wattpad App - Unlock exclusive features