LâL

By Mrslashgun

3.4K 506 107

Beni bir sessizliğim anlar , birde dökülmeyi bekleyen sözlerim. More

Beni Kurtar
Konuşamıyor musun?
Berrak
Alışveriş
SHOT
DİLSİZE BAKAR MI ?
YAPMA
Hastane
???
Kişilik Bozukluğu
Veda
HAZAL
VERECEKSİN
####
CLOSE TO YOU
ARALIK
....
KUYRUKLU BELA

İTİRAF

175 27 3
By Mrslashgun

Ahhh ne karmaşık bir durum ama. 3+2 kişilik bir ailede nasıl bu kadar problem olabiliyor ki ?

1) Bilinmedik bir sebepten dolayı Nisa Hanım bana kötü davranıyor. 2) Yine bilinmedik bir sebepten dolayı Hamdi Bey bana fazla iyi davranıyor. 3) Bilmek istemediğim bir nedenden dolayı Kerem bana saldırıyor. 4) Tuhaflıklar yetmezmiş gibi bunlara birde Hazal ve düşük çenesi katılıyor. 5) Hazal Kerem ve Sedayı ispiyonluyor. 6) Hamdi Beyin baskısından dolayı Kerem Seda ile evlenmek zorunda kalıyor. 7) Sedanın ailesi üşütük!!

Sedayı ''sözde'' istedikten bu yana tam bir hafta geçmişti. Kimse bu konuda konuşmasa bile evin içinde ki gerilim hat safhada devam ediyordu. Birinin bu rezilliği duyacak korkusundan Hamdi Beyin ödü kopuyordu. Biran önce şu işin tatlıya bağlanıp elalemin dilinde düşmeden kurtulmak istiyordu. Ona hak veriyordum. Türk toplumunun değer yargılarını önemsiyordu ve ailesininde önemsemesini istiyordu. Ne var ki Hazalın da dediği gibi devir değişmişti. Ve lise çağında birinin evlenmesi eskiye nazaran normal karşılanmıyordu.

Hamdi Beyin diretmesini anlıyordum, Nisa Hanımın da onun sözünden çıkmamasını anlıyordum ama Keremin tüm bu olanlara direnmiyor olmasını anlamıyordum. Yaptığını onaylamıyordum ve hak etmediğini düşünmüyordum ama sevmediği biriyle evlenmesini kabulleniyor olmasını cidden anlayamıyordum.

Saat sekizi bulduğunda aile bireyleri masada oturuyordu. Son olarak Hazal '' Good morning.'' diyerek masaya oturduğunda kadro tamamlanmıştı. Aradan geçen yirmi dakika sonrasın da tabaklarda en ufak bir değişiklik yoktu. Ölüm orucu misali kimse yemek yemiyor tabaklarındakilerle oynuyordu.

Boş boş bakan gözlerin ardında ki derin düşünceleri görebiliyordum. Keremin her zaman canlı bakan mavi gözleri, ardındaki karanlığı özümseyip matlaşmıştı. Onu böyle tükenmiş görünce ufacık bir sızı geçti kalbimden, ufacık. Tüm yaptıklarına rağmen ben bir insandım ve vicdanıma mukayet olamıyordum. Elimde olmadan ona acıyor, bu durumdan kurtulmasını temenni ediyordum. Tabii ben böyle düşündükçe aklıma Hamdi Beyin gururu geliyor kendi içimde savaş veriyordum. Tüm düşüncelerim, hislerim arafta kalmıştı.

'' Bugün Sedatla görüşeceğim nişan işi için. Sizde kendi hazırlığınıza başlayın. ''

'' Ne o Hamdi damdan düşer gibi. Nişanı bi daha ki yaza yapalım en azından çocukların okulu bitmiş olur.''

'' Nisa bir iki haftaya nişan yapalım , bir ay sonra da düğün. Evlendikten sonra okullarına devam ederler. Yeter ki milletin diline düşmeden şu iş bitsin.''

'' Yangından mal mı kaçırıyoruz Hamdi ? Nasıl hazırlanacağız bu sürede bari kışa yapalım.''

'' Sen bulursun bir yolunu Nisa. Ayrıca zaman kazanmaya çalışman da boşa. Yirmi yıllık karımı tanımayacak değilim. Afiyet olsun.'' deyip kalktı.

Hamdi Beyin gidişinin ardından etraf tekrar bir sessizliğe gömüldü. Nisa Hanım akmaya çalışan göz yaşlarıyla cebelleşiyordu. Tek evladını böyle evlendirmek zoruna gidiyor olmalıydı. Son bir kez Kereme sinirle bakıp kalktı.

'' Kerem neden böyle kabulleniyorsun ? Neden hiç çaba göstermiyorsun, I don't understand you.'' dedi Hazal içimi okurmuşçasına.

'' Yapamam.''

'' Neden yapamıyorsun ?''

'' Kendimce sebeplerim var Hazal irdeleme. Üstelik hakettim bunu. Bakarsın evlenince uslu bir çocuk olurum ha ne dersin? '' deyip oldukça samimi olmayan bir gülüş attı.

Bu yaşta evlenmek , üstelik sevmediği biriyle evlenmek için kendince nedenleri vardı öyle mi ? Benim tanıdığım Kerem , hovarda, şımarık, hiç birşeyi takmayan bir çocuktu. Bu cevabıyla aklım daha çok karışmıştı. Herkesi tanıyabildiğimi sanan ben Asudeden sonra ikinci kez yanılıyor olabilir miydim?

Saat on ikiye vuruyordu. Kerem çoktan gitmiş Hazalla beni başbaşa bırakmıştı. Arada anlamadığım kelimelerle İngilterede ki yaşantısını anlatıyordu. Ailesinin zoruyla buraya gelmiş , Henry isminde ki sarışın yakışıklı mı yakışıklı sevgilisini orada bırakmak zorunda kalmıştı. Arada hülyalı hülyalı Henryi anlatırken , arada Hamdi Beye saydırıyor, Nisa Hanımın pasifliğinden dem vuruyordu. Artık içim şişme kıvamına gelirken kapının zili çalmıştı. Yardımcı kapıyı açarken bu saate pek nadir çalan kapıdan kimin girdiğine bakıyordum.

Mini eteği, deri ceketi , maşalı saçları ve sade makyajıyla dahi peri kızını kıskandıracak güzelliğiyle Asude kapıdan havalı bir girişe imza atarak yanımıza geldi. Sahte gülücüklerine yüzüne yerleştirip. '' welcome Hazalcığım, seni gördüğüme ne kadar sevindim anlatamam.'' deyip Hazala sarıldı.

'' Sevinmek için neden bu kadar bekledin ki tatlım geleli bir haftayı geçti.'' diyerek lafı gediğine oturttu Hazal da aynı yapmacıklıkla. Bu kızı ne kadar sevdiğimi daha önce söylemişmiydim ?

'' İnan gelmeyi çok istedim ama okuldu, dil dersleriydi, piyanoydu, baleydi derken hiç fırsatım olmadı. Çok yoğunum maalesef.'' dedi yapmacıklıkla.

'' Ah anlıyorum canım , sana da hak veriyorum aileni mutlu etmek için tüm gençliğini sevmediğin kurslara veriyorsun. Takılma sen bana boşver aile herşeyden önce gelir. '' Hazal ikinci golünü doksanlara taktığında - Bu terimler de Hamdi Beyden, sağolsun fanatiktir kendisi- Asudenin yüzü belirgince düşmüştü.

'' Her neyse Nisa annem nerede onu çok özledim.'' deyip etrafa bakınmaya başladı.

'' Teyzemin de işi zor vallahi Keremin annesi, senin annen, Berrağında annesi sayılır e birde şimdi gelini olacak , onunda annesi olacak. Teyzemin yerinde olmak istemezdim.'' İşte bu ağır olmuştu.

'' Pardon ? Gelini olacak derken ? ''

'' Aaa sen bilmiyormusun? Nisa ''annen'' sana söylemiştir diye ummuştum. Tüh bak ağzımdan kaçtı. Soryyy.'' dedi annene vurgu yaparak.

'' Ne-ne-neyi , hiç bişey anla-ma-dım.'' dedi Asude yüzünün rengi iyice atarken.

'' Kerem diyorum evleniyor diyorum.''

'' Hah saçma.''

'' Saçma olmasını bizde isterdik ama işte şartlar... Neyse Nisa '' annen'' üst katta çalışma odasında gerekli detayları anlatır sana.''

Asude hızla merdivenleri tırmanırken , Hazal ardından yüzünü ekşitmişti. Bu tavrına gülmeden edemedim. O kadar şirin duruyordu ki.

'' Yapmacık şey. Eskiden beri sinir oluyorum ben buna. Kereme saplantılı, sen bilmezsin ne cadı bu var yaa. Oh iyi yaptım. '' deyip sağ elini göğüs hizasında aşağı yukarı yaptı. Üst kata doğru bakıp dil çıkardı. Cidden çok şekerdi.

'' Küçükken evcilik oynarken hep kendini anne ,Keremi baba, beni de çocukları yapıyordu bu cadı. Kerem istemeyince önce Kereme vuruyor sonra oturup ağlıyordu. Kerem de mecbur kabul ediyordu. Büyüdükçe geçer sandım ama iyice saplantılı hale geldi. Ortaokula giderken her sabah erkenden okulun önüne gelip Keremin gelmesini bekliyordu. Kerem gelince beraber okula giriyorlardı. Ee Keremde yakışıklı çocuk peşinde bir sürü kız var, onlara hava atmak için Keremin koluna girip geziyordu bütün gün. Teyzemlerde küçük diye yaptığını komik buluyor gülüp geçiyordu. Ama ben biliyordum bu kızın böyle psikopat olacağını. Lise de erkeklere işve yapıp peşine takıyor, sonra çocuklar buna yanaşınca sevgilim var benim yanımda görürse sizi döver deyip oyun oynuyordu. Zavallı Kerem lise hayatı boyunca defalarca kavga etti bu kız yüzünden. İşin komiği de ne biliyor musun , Kerem de hala ne mal olduğunu anlamadı bunun. Her yaptığına bir kılıf buluyor sıkışınca ağlayıp durumu örtpas ediyordu şıllık.Kaç kere teyzeme söyledim bu kızı deli uzak tut Keremi diye dinlemedi. Kızın ne mal olduğunu bilmiyor Kereme ayarlamaya çalışıyor. Bilse bunun böyle olduğunu yüzüne bakmaz yemin ederim. '' deyip telefonunu eline aldı.

Demin içten içe susmasını istiyordum ama şimdi anlattığı şeyler hoşuma gitmiş, açlıkla onu dinliyordum. Keremin küçüklük hayalini canlandırmaya çalışıyordum kafamda. Minik elleri, ağzı , burnuyla ne kadar şirindi kimbilir. Annesinin oğluşu... Asudeyle evcilik oynarken hayal edip kahkaha attım. Kimbilir ne kadar komik görünüyorlardı.

'' Hastalığın yüzünden böylesin dimi, lütfen öyle olduğunu söyle çünkü gerçekten dengesizsen büyük hayal kırıklığına uğrarım.'' dedi tuhaf tuhaf bakarken. Evet kendimi eskiye oranla daha iyi hissediyordum ama arada tuhaflıklarım olmuyor değildi. Şuanki durum ise çok farklıydı ama Hazala hayal dünyamı anlatamayacağım için kafamı aşağı yukarı salladım.

'' Ah birde şu konu vardı , aklım o kadar dolu ki unutmuşum. Bugün de gelecek öğretmenin değil mi ? ''

Kafamı evet anlamında salladım.

'' Very good , bugün onunla konuşup bu öğrenim programına bende katılayım. Bu evde kimseyle konuşulmuyor ve ben artık birileriyle konuşmazsam patlayacağım.'' deyip gülümsedi. Bunu bende istiyordum. Hatta ondan daha fazla istiyordum. Birilerine derdimi anlatabileceğimi düşündükçe midemde kasılmalar oluyordu.

Merdivenlerden hışımla inen Asudeye kaydı gözlerim. Hızlı hızlı kapıya ilerliyordu.

'' Daha yeni gelmiştin ama canım.'' dedi Hazal alayla.

'' Göstereceğim , o kıza gününü göstereceğim. Öyle kolay değil Keremi benim elimden almak.'' deyip ağlayarak çıktı gitti.

'' Söylemedi deme bu kız tam bir psikopat.''

Hazalın anlattıklarına bakılırsa Asude gerçekten saplantılı bir kızdı. Kerem Sedayla evlenmeyip bununla evlense başına daha büyük bir bile alırdı eminim. Gerçi Kerem her ikisinide reddediyordu ya . Acaba Nisa Hanım Sedanın yerinde Asude olsa nasıl bir tepki verirdi. Büyük ihtimal sevinçten deliye döner, kapının önüne davul zurna getirtirdi. Pardon davul zurna çok pejmürde olurdu, Nisa Hanım bir senfoni orkestrası tutardı. Böyle düşününce akla daha yatkın geliyordu.

Aynı zamanda demin Hazalın Sedaya söyledikleri kurcalıyordu kafamı. ''Ah anlıyorum canım , sana da hak veriyorum aileni mutlu etmek için tüm gençliğini sevmediğin kurslara veriyorsun. Takılma sen bana boşver aile herşeyden önce gelir. '' Asude gibi rahat bir kız cidden ailesi yüzünden mi katlanıyordu yani tüm bunlara. Biran onun yerinde olduğumu düşündüm. Tüm zamanı okul , piyana kursu, bale kursu, dil dersleri ve ev içinde geçiyordu. Birde arada kaçabilirse arkadaşlarının yanına gidiyordu. Her ne kadar burnunu dik tutmaya çalışsada gerçekten acınası bir hayatı vardı. Bazen kimsesizlik böyle bir aileye sahip olmaktansa daha nefes alınır geliyordu.

****

'' Memnun oldum hocam.'' deyip öğretmenimle el sıkıştı Hazal. Kapıdan öğretmenimi yolcularken Hazal heyecanla bana bakıyordu.

'' Hadi hemen başlayalım.'' dediğinde tebessüm ederek onayladım.

'' Zaten ''d'' harfine kadar öğrenmişsin. Bence harfler daha önemli. Herkes işaret dili bilmiyor anlaşamazsın ama harflerle zorda olsa ne demek istediğini anlatabilirsin. ''

'' Berrak senin iç dünyana girebileceğim için o kadar mutluyum ki.. Abla kardeş oluruz senle hem olur mu ? Olur dimi olur ? ''

Hazal benden daha heyecanlıydı. Bu o kadar mutlu ediyordu ki beni. Sahiplenilmek , sevilmek, paylaşmak çok güzeldi. Hamdi Beyde bana bunları veriyordu ama sonuçta o hem benden çok büyük hem bir erkekti. Üstelik önümüzde Nisa Hanım gibi bir engel vardı. Hazal ise benim için özgürlüğümün anahtarıydı.

Sol elinin üstüne sağ elinin işaret , orta ve yüzük parmağını koyup '' İşte bu da e harfi.'' dedi. Daha önceleri öğrendiğim harfleri tekrarlamayı bitirmiş nihayet yeni harf öğretmeye başlamıştık. Açıkçası Hazal bana yardım edeceği için sevinmiştim ama zaten öğrendiğim bir harfi yaklaşık üç yüz kez tekrar etmek midemi bulandırmıştı. Defalarca kez anladığımı belirtsem de '' anladın dimi , bir daha anlatayım mı he , ister misin ? Dur ben yine anlatayım aklına iyice kazınsın'' demekten kendini alıkoyamamış bayılma derecesine getirtmişti beni. Bildiğim beş harfi tekrar ede ede üç saatimizi çöpe atmıştık.

Nihayet akşam sekizi vurmuş yemek saati gelmişti. Hazalın başımı ütülemesindense sıkıcı aile yemeği daha cazip gelmişti gözüme. Herkes beş karış sofraya kurulduğunda sofraya göz gezdirdim. Ortam böyleyken yaprak sarma bile mutlu etmemişti beni.

'' Sedatla konuştum nişan işini, kızım razı olduktan sonra ne zaman nasıl isterseniz yapın dedi. Kızda dünden razı olduğuna göre uzatmanın anlamı yok.'' dediğinde Hamdi Bey masadan çıt çıkmadı. Kimsenin direnmeye gücü kalmamıştı anlaşılan.

Yemek faslı bittiğinde her zaman ki gibi Hamdi Bey '' Afiyet olsun.'' deyip çalışma odasına yöneldi. Dağ gibi adam sanki bir hafta içinde yıkılmış , küçülmüş gibi geliyordu bana. Dik duran omuzları çökmüş, göz altındaki torbalar sarkmıştı. Anlaşılan günlerdir uyuyamıyordu.

'' Teyze eniştem işleri iyice ciddiye bindirdi. Böyle susup kabullenmek çok zoruma gidiyor. Bişeyler yapmayacak mıyız ? ''

'' Hamdi bu evin büyüğü o ne derse o. Ayrıca Kerem bunu kabullenmişken hiç birimize laf düşmez.'' deyip imalı gözlerini Kereme çevirdi.

Günlerdir ruh gibi dolaşan Kerem , annesine bakıp tekrar yemeğine döndü. Bir haftadır doğru düzgün görmüyor, sesini bile duymuyorduk. Yemek saati kuralı olmasa belkide hiç göremeyecektik. Bu kadar uçlarda yaşayan bir çocuğun ailesine bu kadar bağlı olmasına şaşıyordum açıkçası. Keremi ilk gördüğümde ki asi tavırları , ailesi söz konusu olunca yok olacağı hiç aklıma gelmezdi. Akıl almaz bir derece sözünü dinliyordu hem annesinin hem babasının.

'' Teyze Allah aşkına aklı selim düşün bir yahu. Bu çocuk daha 18 yaşında daha ağzının kulağının nerede olduğunu bilmiyor. Evlilik çocuk oyuncağı mı ? ''

'' Ağzının kulağının yerini bilmiyor ama en bilmemesi gereken yerinin nerede olduğunu biliyor. Kötü konuşturma Hazal beni.'' deyince Kerem tabağını yarım bırakıp galeyanla kalkıp gitti.

Bir dakika önce dimdik duran Nisa Hanım Keremin gidişiyle omuzlarına tonlarca ağırlık konulmuşçasına yılgınlıkla iki büklüm oldu. Bir anne olarak çocuğunun karşısında dimdik durmak istiyordu, onu anlayabiliyordum. Ama herkesin acısını içinde yaşaması hiç birine iyi gelmiyordu.

Kasavetli ortamdan ayrılıp yumuşak yatağıma döndüm. Saatlerdir aklımı bir köşeye koyup kalbimin ne dediğine yoğunlaşmaya çalışıyordum. Gardımı tam indirdim derken mantığım dile geliyor zorla inşaa ettiğim duygularımı tepe taklak ediyordu.

Kapının açılmasıyla kapalı olan gözlerimi aralayıp gelen kişiye baktım. Kalbim korkuyla titrerken gözlerimi tekrar kapadım. Terleyen avuç içlerimi sıkmamak için adeta savaş veriyordum. Tekrar aynı şeyi yaşamaktan ölesiye korkuyordum. Keremin kirli ellerini tenimde hissetmek ...

'' Şükür ki uyuyorsun. Açıkçası uyanık olmandan çok korkmuştum. Eğer uyanık olsaydın konuşamazdım, sende korkudan dinleyemezdin değil mi ?'' deyip sahteden güldü. Güçlükle yutkunup uyuma numarası yapmaya devam ettim.

'' Kimseye anlatamıyorum, kimse bilsin istemiyorum içimdekileri. Sen istesende anlatamazsın. Belki defalarca konuşamadığın için kahretmişsindir, ama bunun senin için nasıl bir nimet olduğunu farkedemedin hiç değil mi ?

Senin yerinde olmayı o kadar isterdim ki Berrak. Seneler önce o lanet kelimeyi söylemeseydim eğer şuan bu durumda olmazdım, olmazdık. Kendimden nefret ederek yaşamak zorunda kalmazdım, böyle bir insan olmazdım. Sahi böyle bir insan olmayı ben mi tercih ettim sanıyorsun? Etmedim Berrak . Kendimden kaçayım derken derken bu hale geldim. Nasıl bir insan oldum ben Berrak, nasıl böyle iğrenç oldum?

Anne babama baktığımda gözlerinde ki o ifadenin beni nasıl kahrettiğini bilmiyorsun. Beni affettiklerini söylemiş olsalar bile asla affedemeyeceklerini gözlerinde görüyorum. Onlarla gözgöze her geldiğimde affedilmediğimi vuruyorlarken yüzüme mutlu olabilir miyim ? Ben kendimi affedebilir miyim ?

Adınında ki gizli anlamı bilmiyorsun değil mi Berrak. Babam sana isim verirken senelerin özlemini de gömdü isminin altına.

Annem senden nefret ediyor sanıyorsun değil mi ? Öyle değil işte , onların nefret ettiği benim.

Ben doğarken yanımda hediyemle beraber gelmişim dünyaya. '' Serra'' . Tek yumurta ikizim vardı. Anne ve babamın biriciği. Aslında her ikimize de eşit davranıyorlardı ama ben hep yaramazlık yaptığımdan sürekli ceza alıyordum. Masum kardeşimse uysal olduğu için her istediği yapılıyordu. Küçüktüm , kıskanıyordum. Bir kardeşin ne kadar değerli olduğunu bilmiyordum. Kıskançlığım yüzünden kavga ederek büyümüştük. Kendi içimde ektiğim nefret tohumlarıyla.

Bir gün yine kavga ederken '' senden nefret ediyorum , senin yüzünden annem babam beni sevmiyor.'' deyip kızmıştım. '' Yutkundu, yutkundum. Anlattıkları karşısında şok olmuştum. Sesinin titremesinden ağladığını anlayabiliyordum.

'' Bana ne dedi biliyor musun ? Sen ağlama abi , annem babam senide çok seviyor. Gidince görürsün deyip beni öptü ve gitti. Bana son sözleri o oldu. O gitti ve ben gidişinin ardından bittim. Küçüktüm Berrak, daha on yaşındaydım gitmek ne demek bilmiyodum ben. Git dememin altında yatan karanlığı bilmiyordum. Koşarak bahçenin kapısından gidişini izlerken ona çarpan arabanın altında kaldı. ''

Ağlamasına bende eşlik ediyordum artık. Acısını sol yanımda, tam kalbimin ortasında hissediyordum. Göğsüm karıncalanıyordu.

'' Günlerce ağlayan anne babamdan af diledim. O gidince beni seveceklerini düşündüm ama tam tersi oldu. Af dilemelerim aylarca yanıtsız kaldı. Anne babamın çöküşünü izledim ben Berrak, yaptığım kötülüğün ağırlığı altında ezildim.

Sonunda onların her dediğini yapacağım karşılığı beni affedeceklerini söylediklerinde tereddüt etmeden kabul ettim. Her dediklerini yaptım, yapıyorum da ama affetmediklerini gözlerinde görüyorum, ben bile kendimi affedemezken onlar nasıl affedebilirdi ki .

Kendimi affetmeye çalışmaktan yorulup pes ettim. Ruhumdan kaçarsam mutlu olurum sandım ama olamadım Berrak. Kendimden kaçarken başkası oldum. Sana dokunmaya çalışan ellerim benim değildi, öpmeye çalışan dudaklarım benim değildi. Sana kötü davranan hakaret eden ben ben değildim Berrak. Ve senden af dilemiyorum , affedilmeye çalışmaktan yoruldum Berrak. Sende sakın affetme beni. Affedersen umutlanırım , onlarında affedebileceğini düşünüp umutla beklerim.

Ama sorun şu ki ben affedilmeyi haketmiyorum. Şimdi söz verdiğim gibi Sedayla evleneceğim ve ömür boyu mutsuz olacağım. Yaptıklarımın cezası buysa kabullenmek boynumun borcu.'' deyip daha çok ağlamaya başladı. Bu hikayeyi hiç duymamış olmayı dilerken artık taşlar birbir yerine oturuyordu.

S''erra'' ..... B''erra''k .....

Continue Reading

You'll Also Like

318K 18.8K 37
Gerçek Ailem ve Asker Kurgusudur. . Ben Okyanus, büyük bir Yangın'dan çıkmayı başarmış ama Kül'e dönmüş bir İstihbarat Ajanı. Karanlık ve fırtınalı...
435K 18.9K 37
Arkadaşınız yerine okulun sahibine mesaj attığınızı bir düşünün...
432K 22.4K 42
İnci:Bak seni gebertirim. Kemiklerini köpeklere yem niyetine veririm! İnci:Senin benimle derdin ne? İnci:Açık açık söylesene. Bir çatlak bir hanzo K...
50.2K 4.9K 25
Bir yandan hayatı, bir yanda kaderi. İkiside elinin ucunda bağlı, birinden birini seçecekti. Yezda ya kaderini seçecek razı gelecekti, yada hayatını...
Wattpad App - Unlock exclusive features