Loser✔

By yunsaejin

20.3K 1.9K 737

"Katilsin! Oğlumu bana geri ver!" Sözler işin en has haliydi. Gözlerine bir an baktığımda artık abimin olmadı... More

Loser/Tanıtım
-1-
-3-
-4-
-5-
-6-
-7-
8
9
-10-
-11-
-12-
-13-
-14-
-15-
-16-
-17-
-18-
-19-
-20-
-21-
-22-
-23-
-24-
-25-
-26- Final-
Yazar Hakkında

-2-

995 89 17
By yunsaejin

"Özel sekreterim olursan sana sınırsız imkan sunarım hayatım."

Adam gözlerini kısmış bana bakarken oraya kusmamak için kendimi zor tutuyordum. Yanımdaki sehpanın üzerinde vazoyu kaptığım gibi arkasındaki duvara fırlattığımda az önceki sırnaşık adam aslana dönüşmüştü. Yerinden doğrulup bana doğru yaklaştığında hemen ayağa kalktım. Kapıya doğru koştuğumda ardımdan bağırıyordu.

"Seni pis sürtük! Hepiniz nankörsünüz."

Üniversiteyi bitirdikten sonra iş arama dönemine girmiştim. İnsanlar ya sapıktı ya da az maaş veriyorlardı. Bu kadar insanın nasıl istedikleri işte çalıştıklarını anlayamıyordum. Koşar adım çıktığım yerden uzaklaştığımı görünce adımlarımı yavaşlattım. Yine işsizdim. Annem yine yakınacaktı. Saat akşamın sekizine geliyordu. Telefonum çaldığında heyecanla açtım.

"Oppaaaa ben yine işssizim."

Kahkaha attığında sanki duyacakmış gibi ayaklarımı yere vurdum.

"Dalga geçmesene. Tabi annem sana bir şey demiyor. İşin gücün var."

Gülmesi durduğunda konuşmaya başladı.

"Merak etme, senin için iyi bir iş ayarlamaya çalışıyorum. Ünlü birinin menajeri olmak istemez misin?"

"Dalga geçme diyorum. Aish ne için aradın. Çabuk söyle."

"Akşam geç geleceğim."

"Aha biliyordum. Peki abi annemi yumuşatırım. Öptüm. Görüşürüz."

Telefon kapandığında böyle bir abim olduğu için şükrediyordum. Kendisinin müzik aletleri ve kitap satan büyük bir dükkanı vardı. Çoğu idol için özel yapım ürünler satıyordu. Ondan idollerin kaprislerini yaptıklarını dinledikçe onlara gülüyordum. Tamam sanatçı olmanın bir egosu olabilirdi ama bazıları cidden tamamen egosundan oluşuyordu. Otobüs durağına geldiğimde kulaklığımı büyük bir dolaşıklık karmaşası arasından bana yetecek kadar açtım. Bu ılık akşamda bir Rihanna şarkısı iyi giderdi. Oynatma tuşuna bastığımda otobüsüm de gelmişti. En azından bugün bu konuda şanslıydım. Otobüse başımı dayayıp müzik dinleme veya sevgilimin omzuna yatıp romantik anlar yaşama gibi hayallerim olmamıştı. Hoş zaten böyle hayaller için sallanmayan bir cam ya da ideal romantik bir sevgili şarttı. Kafamda kurduğum çıkmaz paradokslara sırıttığımda abimden mesaj gelmişti. Mesajı açtığımda elinde bir albüm olan bir fotoğraf vardı.

"Bu albümü almak ister misin kardeşim?"

Telefonun ekranını kıracak kadar hızlı yazdığımda yanımdaki teyze bana garip bir bakış attı.

"Otteke! Nasıl yani! Bu albüm çıkmış mı? İstiyorum onu istiyorum."

":) O zaman annemi iyi idare et. Geldiğimde surat sallamazsa yarın albüm sendedir."

Bu albümü adım adım takip ediyordum. Rihanna'nın tek parçalık bir albümü olsa da ilk bende olması hava atmak için yeterli bir sebepti. Otobüsten indiğimde neredeyse uçar adım eve dalış yaptım. Sevincimi kulaklarıma kadar sünen ağzımdan anlayan annem heyecanla konuştu.

"İş mi buldun?"

"Rihanna'nın albümünü buldum."

Suratı birden kararırken yanındaki yastığı bana fırlattı. Güzel bir eğimle kendimi darbeden kurtarırken kanepeye doğru zıpladım. Annemin boynuna sarılırken mızmız sesle:

"Ommmaaaaa bugün beni taciz ettiler. Nasıl iş bulabilirim. Keşke çirkin doğsaydım."

Taciz lafı ortamı yumuşatmıştı. Ahtapot kollarımı çözerken telaşla sordu:

"Abini arasaydın kızım."

"Omma kitap düzenleyecekmiş."

Aklımdaki kitabın karşılığı dişi olan varlıklardı ama annem bunu bilmiyordu. Annem aldığı cevapla telefona sarıldığında bir hamlede elini indirdim.

"Omma telefonu kasadaymış. Depodan duyamaz."

Onu yatıştırma işlemim bittiğinde yalan söyleme kapasitemi doldurmuştum. Yatmak için ayağa kalktığımda annem ardımdan seslendi:

"Hyun- Ah bilgisayar başında çok oturma. Yarın yine iş arayacaksın."

Nefesimi alnıma doğru verdiğimde arkama kısa bir bakış attım.

"Okeeeeeyy omma."

Hayıflandığında çoktan diz üstü bilgisayarımı elime almış ve dizi sitemi açmıştım. Kore dramaları artık klasikleşse de izlemeden edemiyordum. 1 bölüm izleyeceğim diye kendimi kandırırken kendimi 5. bölümün sonunda bulmuştum. Gülmekten yanaklarım ağrımıştı. Yatmak için bilgisayarı dizimden indirdiğimde evin telefonu çalmaya başladı. Annemin uyanmamasına adına parmak uçlarımda koşar adım açtığımda duyduklarımın bir hayal olmasını isterdim.

"Kim Hyun Suk'un evi m?"

"Evet buyrun."

"Kim Hyun Suk bir trafik kazası geçirdi. Devlet hastanesine gelebilir misiniz?"

Nasıl onayladığımı bilmiyordum. Telefon elimden sert parkeye düştüğünde evde facianın sesi yankılanmıştı. Gözlerimden yaşlar aktığında annem karşımda dikiliyordu.

"Omma, abim..."

***

"Kim Hyun Suk hakkında bilgi almak istiyorum."

Doktorun yüzü bizi gördüğünde düşmüştü. Ölüm haberi en iyi doktorların ağzından böyle duygusuz çıkardı.

"Üzgünüm oğlunuzu kaybettik."

Kulaklarımda yankılanırken kelimelerle yere çöken annemin boynuna sarıldım.

"Omma bu bir şaka olmalı. Abim nasıl ölebilir. Daha akşam konuştuk."

Annem abimin her lafını duyduğunda çığlığı koridorda yankılanıyordu. Buna nasıl teselli ederdim. Kendimi bile teselli edemiyordum. Annem bir anda ayağa kalktığında neye uğradığımı şaşırmıştım.

"Bunun suçlusunu bulacağım!"

Ayağa fırladığımda kapıda duran polisten tüm bilgileri almıştı. Koşar adım giderken hırkasından tutmak için son bir hamle yaptım. Elim boşluğa geldiğinde yere kapaklanmıştım. Dirseklerim acı içindeyken ben bir şey hissetmiyordum. Annem bir an bana bakıp duraksasa da sadece tek kelime söylemişti.

"Daesung'muş!"

Kelime ilk başta bir şey ifade etmese bile sonrada kim olduğunu anlamıştım. Toparlanıp ayağa kalktığımda annemi taksiye binerken gördüm. Hemen ardındaki taksiye bindiğimde tek istediğim acısına acı katmasını engellemekti. Gözlerimdeki yaşlar sanki yıllardır akmayı bekliyor gibiydi. Ölümün tanımını bile bilmezdim. Kalbin acımıyordu asıl mesele her hücren acı çekiyordu. Düşüncelerin bile çığlık çığlığaydı. Yokluğu varlığı hayaller beklentiler her şey bir anda bitiyordu. Taksinin içinde çığlık attığımda sürücü bana bir kısa bakış attı. Abime ölüm yakışmazdı.

Taksi durduğunda benden önce inen annem koşar adım önündeki kalabalığı yardı. Arkasından açtığı yoldan girdiğimde karşımda abimin katili duruyordu. Öylece başı önde. Sözü bile menajerine bırakmış. Zavallı aciz bir pislik gibi duruyordu. Yüzü şapkayla örtülmüştü. Annem feryat edercesine bağırdığında kafasını kaldırdı.

""Katilsin! Oğlumu bana geri ver!"

Sözler işin en has haliydi. Gözlerine bir an baktığımda artık abimin olmadığını ve tek sorumlusunun o olduğu gerçeğini anladım. Annemin kollarından kaldırıp çekerken annem son gücüyle bağırdı.

"Katil Daesung!"

Bu onun damgasıydı. Sonraki olaylar sanki sırası gelmiş gibi geçiyordu. 3 Gün boyunca evimizde onun katil olduğunu ispatlayan otopsi raporunu beklemekle geçti. İnsanlar geliyordu gidiyordu ama abim yoktu. Her şeyin ötesinde o gelmiyorsa gelenin gidenin önemi de yoktu. Ona karşı nefretim artık beden bulmuştu. Tek amacım onu daha fazla üzmekti. Benim üzüldüğümün on katı üzülmeliydi. Abim benim olmayan babamdı. Bunun yerini kimse dolduramazdı. 3 günün sonunda abimin cansız bedenini defin işlemleri için bize teslim ettiklerinde medya onun adıyla çalkanıyordu.

"Motosiklet kazasına karışan Daesung bir adamın ölümüne sebep oldu."

"Yg eğlence şirketi Daesung'un gerekli manevi sorumluluğu yerine getireceğini bildirdi."

"Daesung'a takip mesafeni koruyamama ve ölüme sebebiyet vermekten 25bin dolar ceza kesildi."

Evet abinin değeri buydu. Haberler annemi daha fazla kahrederken gözümden artık bir damla yaş bile akmıyordu. Cenaze yemeğinde yerimizi aldığımızda herkes gelip saygısını abime sunuyordu. Biz iki kadın baş başa kalmıştık. Annem her taziye dileklerinde daha fazla çöküyordu. Bu benim için çok zordu. Sessizliği bozan bir gürültü koridorda yankılandığında içeriden fısıltılar artıyordu.

"Daesung geliyor."

"Ne kadar yüzsüz."

Burada duramazdım. Onun yüzünü görmek istemiyordum. Ondan damarlarıma kadar nefret ediyordum. Odaya girdiğinde gözünde siyah bir gözlük vardı. Saçları dağılmıştı. Yanından geçerken kısa bir an ona baktım.

"Hyun Suk öleceğine keşke sen ölseydin."

Sözlerimin şokuyla bir an başını kaldırsa da beni görememişti. Evet bunu istemek en adil şeydi.


Continue Reading

You'll Also Like

6.2K 464 11
" Gitmemin sebebi vazgeçtiğimden değil, kaldıkça kendime olan sevgimin azalmasındandı. "
72.7K 4.6K 30
Jungkook yıllardır platonik olduğu ama en yakın arkadaşını seven Lisa'ya anonimden yazmaya başlar.
79.8K 12.3K 32
seni gülümsetmek biraz vakit alırdı.
84.3K 8.2K 27
[🌸🧚🏻‍♀️] 𐙚⋆ᥫ᭡ tk' Alfa Kim Taehyung çocuklarının velayetini almak için evlenmek zorundaydı. Bu zor süreçte karşısına son sınıf tıp okuyan Omega J...
Wattpad App - Unlock exclusive features