Sabah erkenden kaltim hazırlandım. Düzgünce kahvalti bile ettim. Yanıma hem kareli hemde çizgili bir defter aldım.
Okula yürüyerek gitmeye başladım. Okula vardigimda okul epey kalabalıktı. Siramin hangisi olduğunu bilmediğim için direkten mudur odasına çıktım. Mudur okulda seviye sınıfları olduğundan bahsetti. Her ay sınava tabi tutulacakmisiz benim sinifimsa 11-A olan en iyi sayısal sinifiymis. Sınıfa girip ortalarda bulunan bir sıraya oturdum. Sınıf dolmaya başladı. Yanıma sıranın sahibi olduğunu düşündüğüm kız gelmeye başladı. Dusuncem doğruydu."Merhaba ben Ceyda " deyip sıraya çantasını bıraktı sıralar ikiliydi. "Beste" deyip elimi uzattim.Elimi sıktı."Yanın bos öyle değil mi ?" diye sordum kimsenin rahatını kaçırmak istemezdim."Yanim bos" dedi gülümseyerek. Önüme bir kâğıt surdu. Telefondan kafamı kaldırıp baktığımda ders programı olduğunu gördüm. Tesekkur edercesine kafamı sallayıp fotoğrafını çektim. İki ders edebiyatti. İki ders siir okunularak gecti. Üçüncü ders ise matematikti ders acayip sıkıcı geçiyordu kadın kendisi yarim saatte soruyu çözmeye çalışıyordu. Bende sıkılmış deftere bir şeyler ciziyordum."Deftere birşeyler karaladiginiza gore soruyu çözmüş olmalısınız " dedi daha sorunun yarısına gelememiş matematikçi. "2837" dedim çünkü cozmustum. Kadın tam beni azarlamaya yeltenirken kapı çaldı. İkinci haftadan nöbet tutulmaya mi başlanmıştı. "Beste Yılmazi çağırıyorlar "dedi 9 olduğu belli çocuk. Siramdan kalktim. Kapıya çocuğun yanina gittim.Ben yanina gelince "Beni kim çağırdı?" diye sordum beni duymamış gibiydi "Sen marsta calisiyorsun" dedi eee yani "Çalışıyordum" dedim gülümseyerek çocuk benimle konuşurken heyecandan bayilacak gibiydi. Bana hayranca bakıyordu. Saçını karistirdim."Hadi bakalım kim cagiriyorsa götür beni oraya " dedim gulerek. Cocugun sesi heyecandan bir taraflarına kaçmış gibiydi. Muzik odasina gelmistik.Biraz oyundan zarar gelmezdi. "Hadi iyi nöbetler" deyip yanagindan optum iste o zaman çocuk ölecek sandım. Çocuğu uzaylı görmüş köylü gibi bırakıp müzik sinifina girdim. İçerde bir sarışın bir tanede kızıl kız vardı. Benim geldigimi farketmemis gibiydiler. İkiside nota kagıtlarıyla ugrasiyorlardi. Fark edilebilmek için bogazimi temizledim. İkiside ayni anda bana baktilar. Sarışın olan "Beste?" dedi o olup olmadigimi anlamaya çalışıyordu. "Evet?" dedim kızıl olan söze başladı "Simdi seni deneyecegiz lütfen rahat ol ve şarkını soyle" dedi ne sacmaliyordu bu kız."Neden size şarkı soyliyemek isteyeyim?" diye sordum."Sen bilirsin söyleme istiyorsan " deyip tekrardan nota kâğıtlarına bakmaya başladı. Kizmistim çıkabilmek icin kapıya doğru yürüdüm. Tam cikiyordum ki seçmelerde ki o erkek hocayla carpistim. Yalnızca dengemi kaybedecek gibi sallandim ama dusmedim."Afedersiniz" dedim hoca önemli değil gibi gülümseyerek kafasını salladı."Bende seni dinleme fırsatı bulmusken dinlemeye gelmistim yoksa soyledinde kacirdim mi?" diye sordu hayır der gibi kafamı salladim. "Neden dersten çıkartılıp da şarkı söylemem için zorlaniyorum?" dedim beni su anda zorluyorlardı ve bundan hoslanmamistim. Erkek hoca diğer kızların yanina giderek "Burçin sana önceden haber vermeni söylemiştim" dedi kızıl olan kıza kizginca. Hıh bana önceden soylemezsen boyle olur."Hocam gecen hafta hic bir gun gelmedi" diye kendini savundu evet burada o hakliydi ama bende hakliydim kendi isteğimle mi gelmemistim."Hem hocam bu kadar mızmız bir kızla ugrasilmaz." dedi benden bahsederek ben daha burdayimmm."Hocam sesi bizden iyi olacak hali yok ya biz Begumle idare edebiliriz "dedi iste buna kizmistim kizin sesini bilmiyordum ama onyargisini sevmemistim. " Hocam ben bir şeyler söylemek istiyorum" dedim kizmistim ve bu kızı pişman edinceye kadar kızgınlığım sürecekti."Ve şarkıyı siz seçin lütfen "dedim sahne olduğunu düşündüğüm yere gidip sandalyeyi çekip. Bu hareketler bana ait değildi. Bu ozguvenli hareketler kesinlikle bana ait değildi. Kızgın zihnim hareketlerimi yonlendirmek işinde epey kötüydü. Kızıl kız telefonunu çıkardı." Özgüvenini sevdim" "Sans seninle olsun" dedi telefonundan şarkı açtı. Karışık çalma modu yaptığını anlamistim.
Sonra aklında tartar gibi gözüküyordu. "Bunu biz değil okul belirlesin hocam" dedi ne dediğini anlamiyordum."Ne yani tüm okulun dersinimi bölelim Burcin" dedi hoca herşey benden ve sarışın kizdan habersiz gerçekleşiyordu."Beden dersinde olanlardan çağıralım hocam ve adil bir oylama yapalım benim tek isteğim bu" dedi bir sesimi dinlemek icin bu kadar ugras sacmaydi."Herhangi bir hazırlığı olmayan bir kiza bir sınıfın önünde şarkı soyleterek adaleti saglayamazsin" dedi su anda okuldaki en çok sevdiğim unvanını alan hoca. Kiz kapıya kadar ilerlemişti. Planı ise yaramayinca üzülen kızıl saçlı kız "Beyoncé-crazy in love"diye seslendi olduğu yerden. Heyecanlanacagimi sanmistim ama herşey normal gitmişti. Şarkıyı söylemeyi bitirinceye kadar onlara bakmamistim. Baktığımda etkilenmiş gibi gozukuyorlardi.
Birşeyler soyliyecekleri sırada zil çaldı. Kızıl saçlı olan " Ben derse gidiyorum" dedi. Hoca yanıma geldi."Harikaydin yeni solist sensin" dedi gülümseyerek sanki heyecanlı gibiydi ya da beni ellerinden kaçırmak istemiyor gibide olabilirdi. "Peki" dedim uyumlu olmaya çalışıyordum. Hoca gitti.
Sarışın kız sırtını piyanoya dayanarak "Normal bir tanismamiz olmadı ben Begüm" dedi samimi bir bicimde gülümseyerek. Biliyordu ama yinede normal bir tanışma olmasını istiyorsa öyle olmasını saglayabilirdim."Beste"dedim gülümseyerek. Gulumsememe karşılık verdi. Piyanoya oturdu. Nota girmeye başlamıştı ki kapı açıldı. Dun tanıştığım şu sıcak kız yani Dilara koşarak bana geliyordu. Gitarı elimden bırakıp ayağa kalktim. "Seni burada bulacagimi biliyordum" deyip bana sıkıca sarıldı. Sarilisina karşılık verdim."Ee solistlige seçildin mi?" dedi bu olaydan benim haricimde herkesin haberi vardı galiba. Kafamı aşağı yukarı salladim. "Bu olay okul için çok önemli" dedi sonra hemen ekledi "Ben olsam bende senden başkasına guvenemezdim." dedi. Sonra benim abuk sabuk bir tepki vermeme izin vermeden- bu kızı gittikçe daha çok seviyorum- "Öğle yemeğinde bizimle geliceksin?" diye sordu bu bir soruydu. "Yalniz yemeği düşünüyordum" dedim emin bir sekilde ki beni reddemesin. "Pekala baska bir zamana" deyip yine sarilip gitti. Adinin Begum olduğunu öğrendiğim kız piyanodan bana donup "Dilara yi tanıyor musun?" diye sordu şaşırmış ve meraklı duruyordu. "O yalnızca grubundakilerle takılır ve kız olarak Aleyna haricinde kimseyle samimi değildir" dedi hala inanamiyor gibiydi. "Artik tabi bu listeye sende eklenmissin" dedi sonra hemen ekledi "En azından müzik bursun oldugunu düşünmüştüm." dedi bu konustuklarinin arasından ilk kez bana söz hakki tanıyarak."Ben tamamen bursluyum" dedim simdi küçük dilini görebiliyordum. Bana birleştirdiği yapboz parçaları yine dağıtılmış gibi bakıyordu. Ama bunu oda biliyordu ki bu parcalari ben dagitmamistim. Yerime oturdum gitarı elime alarak çalmaya başladım. O da şarkıyı anlayınca piyanodan eslik etmeye başladı. Bir ders boyle geçti.
Sonra zil çaldı öğle arasının geldigini söyledi Begüm. Ama kafetaryanin yerini bilmiyordum. Begum kafetaryanin yerini tarif etti. Kafetarya büyüktü. 2-4-6-10 kişilik masalardan oluşuyordu. Kantinde çorba satılıyordu. Bende sıcak birseylerin kotu olmayacağını dusunerek çorba aldım. En küçük gördüğüm masaya oturdum. Corbamdan biraz yedikten sonra masadan peçete almaya çalışırken kasigim yere düştü. Kasigimla bakisiyordum ki karşımdaki sandalye çekildi. Müzik sınıfındaki kızıl kız bana elinde kaşık uzatiyordu. Bu kaşığı zeytin dali gibi kullanacaksa bunu kabul edebilirdim kimseyle düşman olmak bir amacım yoktu. Elindeki kaşığı aldım."Selam" dedi cekingence. Sanki ona kızgın olup olmadigimi deniyordu. "Selam" dedim gülümseyerek. Bu gulumsememden güç alarak oda gulumsedi."Üzgünüm sana çok kotu davrandim" dedi gerçekten üzgün görünüyordu benim yuzumden kimsenin üzülmesini istemezdim."Sorun değil " dedim kolunu oksayarak. Artik tüm dişleri gözüken şekilde guluyordu. İkimizde corbamizdan sakince yemeğe başladık. Sonra o kafasını kaldırdı. "Pelin neden bu masaya düşmanca bakıyor" dedi kim gibi kafamı salladim "Su kızıl her okulda olan su malum kizlardandir." dedi. O kelimeyi soylememesini yada yerine başka o tarz kotu kelime kullanmamasini sevmistim. "Duydun mu Berkinle çıkmaya başlamışlar" dedi sonra ara vermeden konuştu. "Berkini taniyorsun dimi su yeşil gözlü kıvırcık futbol takimda olan su popüler çocuk" dedi gerçekten disaridan bilinen tüm özelliklerini söylemişti. Yine benim konuşmama fırsat vermeden konuşmaya başladı."2 yildir çıktığı kızdan 2 hafta önce mi ne ayrilmis o zamandan beri 8 kızla daha çıkmış inana biliyor musun? 14 günde 8 kiz ? Bir kıza nasıl iki yıl dayanmış diye merak ediyorum? Sen de o kızı merak ettin mi ben çok merak ediyorum doğrusu. Kizda peygamber sabrı falan var herhalde bu çocuğa bu kadar dayanabildigine gore." dedi bu uzun cümlesinden sonra derin bir nefes aldı. O kizin ben olduğumu söylemek istemiştim ama nasıl tepki vereceğini bilememistim. Tam o sırada masaya iki el dayandı. Kizilla birlikte kafalarimizi kaldirdik."Beste bi gelsene" dedi onunla yalniz kalmak istemiyordum yada yanlış bir şeyler yapıp da okuldaki o malum kızlar gibi gözükmek gibi istemiyordum."Burada da konuşabilirsin aslinda" dedim samimi bir gülümseme takılmaya calisirken. "Özel" dedi omuz silktim."Ben ona zaten anlaticagim" dedim elimle kızılı göstererek." Tekrardan deneyelim mi?" dedi neyden bahsettiğini tabiki anlamistim. Ama devam etmesi için sesimi cikarmadim. "Bugün okuldan sonra sinemaya gidelim mi?" diye sordu. Başından beri istediğim Berkini geri kazanmak değil miydi? Neden tereddüt ediyordum."Peki gidelim" dedim ama pek mutlu sayilmazdim. Masadan uzaklaştı. Kızıl şaşkındı "Sen o'sun" dedi evet artik biliyordu. Parmagimi dudaklarima dayayarak ssh sesi çıkardım. "Sinemadaki tüm detayları istiyorum" dedi telefonunu çıkardı. Ne zaman bu kadar yakin olmuştuk bilmiyordum. Ama numarimi yazdım. Sonra kendi sınıflarimiza gittik. Kızıl yani Burçin sozelmis. Diğer kalan dersler gayet normal bir şekilde geçti. Sınıf kapısından çıktığımda Burçin beni bekliyordu. Birlikte havadan sudan konuşarak okulun dış kapısına kadar çıktık. Sonra Berkin yanımıza gülümseyerek geldi. Burçin yanimdan uzaklaşmıştı. Birlikte büyük sessizlik içinde sinemaya doğru ilerledik. Sinemadan girdiğimizde o romantik bir film gösterdi. Onunla sinemadaki su malum anlardan yasamak istemiyordum. Bu yüzden mecara filmi gösterdim. Tek bir mısır alıyordu. Bir tanede ben kendime aldım ortadan bütün yapabileceği bütün ergen sacmasi kliseleri ortadan kaldirmak için uğraşıyordum.
Film gayet iyi gidiyordu. 1,5 saat geçti.Lanet! Elimi ortadaki koltuga koydugumunun farkında değildim. Elimi tuttu. Elimi yavaşça saçını duzeltmek ister gibi çektim. Bu hareketimden sonra ışıklar açıldı. Oyuncuların isimleri geçmeye başladı. Yerimden kalkıp çıkışa ilerlemeye başladım. Yanıma geldi sanki halinden memnun değil gibiydi. "Seni eve bırakırım" dedi taksi durdurup. Ah ne büyük centilmenlik! Adresi söyledim. Taksiden tek kelime bile etmedik. Hava kararmıştı. Taksiden benimle birlikte indi onu eve alacağımi sanıyordu. Bahçe kapısından girdim. O da beni takip ediyordu. Sonra kolumdan tutup çevirdi."Çok güzel bir gündü" dedi yalan söylememek için hic birşey söylemedim çünkü benim için hiçte öyle güzel degildi kendimi hep diken üstünde hissetmistim. Basi bana doğru eğilmeye başladı. Düşündüğüm şeyi yapmiyacakti değil mi? Onu durdurdum"Geç oldu gitsen iyi olur" deyip evin kapısını açıp o yetisemeden kapattim. Yorucu bir gündü. Gerçekten yorucu. Eşofman alti üstüne de askılı bir badi giyip saat daha sekiz olmadan uyudum.