Merhaba arkadaşlar, bir şans verirsiniz diye umuyorum. Pişman olmayacaksınız. Teşekkür ederim şimdiden keyifli okumalar :)
Tek başıma durağa doğru giderken, çıplak omzuma yağmur damlası kondu. Aklıma sen geldin yine. Her buluşmamızda yağmurun yağması, kaderimizin bir parçasıydı herhalde. Birbirimize sığınırdık yağmurdan saklanmak için. Bir damlası yüzüme düşse, kıyamazdın bana. "Bak üşüyüp hasta olacaksın, gel ceketimi vereyim." Diye ısrarla söylenirdin. Şimdi sen yoksun. Yanımda bana ceketini verecek kimsem yok. Sen bana yağmur damlalarının hesabını yapardın hani, şimdi sırılsıklam oldum bak.
2 yıl önce
Babamın ve annemin tartışmaları benim odamdan rahatlıkla duyuluyordu. Yine saçmalıklarla dolu küfürlü cümlelerini kuruyorlardı. Artık normal gelen büyük kavgaların başlangıcı böyleydi. Kulaklığımı takıp vazgeçilmezim olan müzikleri dinlemeye başladım. Yaşadıklarım ve karakterim beni metal dinlemeye çağırıyorlardı. Ve her seferinde geri çevirmeyip o karanlık dünyaya tekrar giriyordum. Karanlık dünyam ve yaşadığım sorunlar benim gülüşlerimi yavaş yavaş çalarken okulda cool olmaya çalıştığım dedikoduları gittikçe artıyordu. Yaşıtlarım 11. Sınıfken, benim 10. Sınıfı tekrar okumam da bu dedikodulara dahil oluyordu. Eğer geçen yıl derslerime yeterince çalışabilseydim 11. Sınıf olacaktım. Daha doğrusu çalışabilmem için sessiz ortam olsaydı. Her gün her dakika bir kavgayı dinlerken buluyordum kendimi. Sabahları kavgayla uyanıp, gece kavga sesleriyle uykuya dalıyordum.
🍁🍁🍁
İki katlı müstakil evimizin, yemyeşil bahçesine çıktım. Her tarafta farklı meyve ağaçları vardı. Bazıları yeni ekilmiş daha bir fidanken, bazıları kocaman olmuş da meyve bile vermişti. Yeni taşındık bu eve. Babam anneme ettiği küfürlerin bir davaya sebep olmaması için, bu kocaman bahçeli evi ona almıştı. Normal bir apartman dairesinde otururken, müstakil evde oturmaya başlamak ilgimi çekmişti doğrusu. Buraya taşınmamak için inat eden annemi ikna eden de ben olmuştum tabii.
Bahçenin ortasından geçen incecik, taşlı yola attım adımımı. Bir kaç kez etrafımdakileri inceledikten sonra, ileride poşetlerin olduğu bir birikinti gördüm. Oraya doğru yürüdüğümde ise felaket bir kokuyla karşılaştım. Kim attıysa, poşet poşet çöp atmış buraya. Bu güzel bahçenin içine etmiş doğrusu. Annemi içeriden çağırdım ve çöpleri dışarıya attık. Aklımda kalan tek şey ise, bahçenin arkasında çöpün olmasının bana, her güzelliğin ve iyiliğin arkasında muhakkak bir çirkinlik ve kötülük olduğunu çağrıştırmasıydı.
🍁🍁🍁
Yeni evimize geldik geleli kolay uyanıyorum. Bu sabah da aynı şekilde alarm çalmadan altı dakika önce uyanmıştım. Bu mahalleye alışmam gerektiği için erkenden kalkıp elimi yüzümü yıkadım ve üstümü giydim. Aşağıdan annemin beni "Açelya aşağı in hadi kahvaltı hazır!" Diye çağırdığını duydum. Cevap vermeden saçlarımı örüp, alışık olmadığım merdivenlerden indim. Annemin hazırladığı iki kişilik kahvaltıyı görünce merakımdan konuşmaya başladım;
"Babam nerede? O yemeyecek mi?" Dediğimde annemin bakışları üzerime yöneldi ve aslında vereceği cevabı bildiğim halde dinlemeye başladım
"Baban bugün yemeyeceğini söyledi, işleri varmış"
Beklediğim cümle tam olarak bu olmasa da, babamın bugün kahvaltıda olmayacağını öğrenmiş oldum. Annemin cevabına karşılık suskunluğumu korudum ve yeni alınmış sandalyelerden birisine oturdum. Eskisinden daha rahattı ve buna hiç şaşırmadım. Annemin özenle hazırladığını gösteren kreplerden birini aldım ve karnımı doyurmaya başladım. Annem bugünün özel olduğunu hissetmiş olmalı ki babam kahvaltıda yoksa kesinlikle öyledir zaten, ikimiz için güzel şeyler hazırlamış. Babam annemin de benim de en ufak hatamızı gördüğünde konuşmaya başlar, unutasıya kadar susmazdı. Annemle kavgalarının en büyük sebebi de buydu zaten. Bu yüzden annem 37 yaşında olmasına rağmen 40'lı yaşlarını geçmiş gibi gösteriyordu. Erken evlenmiş zaten. 18 yaşına geldiğinde babamın ona değer verdiğini zannedip evlenme teklifini kabul etmiş. 20 yaşına geldiğinde ben doğmuşum. Ben doğduktan sonra babam iyice anneme karşı kötü tavırlar sergilemeye başlamış. Annem kilo alıp doğum sonrası kendine bakım yapamadığı için bunların olduğunu düşünmüş fakat ben iki yaşıma geldiğimde normal kilosuna dönmüş, eskisinden daha çok bakım yapan bir kadına dönüştüğü halde babamın tavrı değişmemiş. Bir süre babamla kavgaları yüzünden annem, anneannemin yanına dönmek zorunda kalmış. Babam akıllandığını söyleyip yalvar yakar annemi geri getirmiş. Bir süre sesini çıkartmayan babam tekrar başlamış. Ama annem artık eskisi kadar olmadığını söyler. Ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemem ama, kavgalarından ben bile bıktıysam, onların hala nasıl bıkmadığını düşünüp duruyorum.
Annemle kahvaltımızı yaptıktan sonra hazırlandık ve bahçeye masa almak için evden çıktık. Bizim ön kapımızdan sağa dönüp ilerlediğimizde sol köşede oturan 4 erkek ve 1 kız gördüm. Onlar da beni fark etmiş olacaklar ki annemle beni baştan aşağı süzmeye başladılar. Ben de bu bakışlara karşılık "Neye bakıyosunuz açıkta bişey mi gördünüz" diyerek tepkimi ortaya koydum. O sırada ayaklanan sarışın ve hafif kilolu olmasına rağmen güzel ve alımlı olan kız bağırmaya başladı "Sen kimsin de bizim mahallemizde bize bağırıyorsun sana ne göz bizim bakarız!" Sarı çiyanın lafına karşılık vermek üzere ağzımı açtım "Yoğun ergenlik kokan bu alanda daha fazla durmak istemiyorum hiç ağzımı bozamam iyi günler gençler" dedim ve tam yürümek için adım attığımda saçımda bir el hissettim. Sarışın yelloz ellerini saçıma dolamış güya beni dövecekti. Karnına attığım tekmeyle ellerini saçımdan çekti. O sırada erkeklerden birisi kızın yanına gelmiş, onu yerden kaldırmaya çalışıyordu. "Aleyna iyi misin? Kalk yerden hadi." Çocuğun ısrarlarına rağmen yerden kalkmayan kızın karnına fazla vurmuşum sanırım. Yerde kıvranıp duran kıza zarar verdiğimi düşünerek ağlamaya başladım. Annem beni teselli edip sakinleştirmeye çalışırken, hafif cılız bir çocuk kızı kucağına aldı ve diğer çocuğa seslendi
"Alperen anahtar cebimde git arabayı getir" cılız çocuğun bu isteği üzerine adının Alperen olduğunu öğrendiğim çocuk anahtarı aldı ve ortadan kayboldu. Diğer bir çocuk yanıma geldi ve;
"Ağlamanı gerektiren bir şey yok önemli bir şey değildir" dedi. Ellerimi yüzümden çekip çocuğun yüzüne baktım ve titrek sesimle cevap verdim "Önemli bir şey değildir değil mi? Ona zarar vermek istemedim" çocuk hafif tebessüm edip beni teselli eden o cümleyi kurdu "Bir şey olmaz merak etme. Aleyna iyi kızdır. Bizim amacımız da sapıklık değildi, seni bu mahallede yeni gördüğümüz için o kadar çok bakmıştık. Adın ne yeni misin buralarda?" Sorusuna cevap olarak "Adım açelya, yeni taşındık bu mahalleye." Ben konuşurken Alperen denen çocuk arabayı getirdi. Karşımdaki çocuk ise "Ben de Ali. Biz Aleyna'yı tedbir amaçlı hastaneye götüreceğiz. İçin rahat etsin bir şey yoktur. Biz her zaman burda takılırız merak edersen gelebilirsin." Dedi ve gülümsedi. Gülümsemesine, gülümseyerek karşılık verdim. Korkudan hıza çarpan kalbim rahatlığa kavuşmuştu sonunda "Teşekkür ederim. Arkadaşına söyle yaptığım şey için özür dilerim. İyi günler" dedim ve annemle yürümeye başladık. Annem bütün bu konuşmaların üzerine " Özür dilemen iyi oldu kızım. Çocuklar ne kadar iyi davrandı şaşırdım doğrusu. Ben olsam şikayetçi olurdum." Deyince benim devrelerim attı tabii "Anne bak deme şöyle yarın şikayetçi olurlar Allah bilir. Ne dediysen ertesi gün o oluyor yine olmaz inşallah!" Dedim iğneleyici tavrımla. Buna karşılık annem gülerek söylendi "Abartma da önüne bak işe geç kalacağım şimdi. Bir daha böyle bir olay olmasın lütfen"
Yarım saat sonra annemle birlikte üç mağaza gezip sonunda bir masa beğendik. Dört sandalyesi olan beyaz masayı yeşilliklerin arasında düşledim. Bahçeye yakışacak bir masaydı. Hemen masanın parsını ödedik ve mağazadan çıktık. Akşamüstü masayı eve getireceklerdi. Annemi işe bıraktıktan sonra eve döndüm. Dönerken Aleyna'nın durumunu düşündüm. Bir şey olmamasını dileyerek kafamda bu konuyu kapattım. Eve vardığımda dağınık olan eşyaların çoğunu yerleştirdim ve salonda film izlemeye başladım. Tabii buna film izlemek denirse. Kafamı bir türlü filme veremiyordum. Bugünkü çocuğun bana karşı tavrını düşündüm. Gerçekten iyi niyetli miydi emin değilim fakat yarın gidip, sürekli takıldıkları o köşeye bakacağım.