Gözlerimi kemiklerimde hissettiğim acıyla açtım.Ablam parmaklarıyla kolumu deşiyordu.
"Sonunda uyanabildin. Geç kalacaksın hadi kalk."
"Kalktım." deyip yatakta doğruldum.Telefonu elime alıp saate baktığımda hemen yataktan çıkmazsam geç kalacağımı anladım.Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadıktan sonra odama geri döndüm.Dolabımdan lacivert bilekte biten pantolonumu ve lacivert,beyaz kalın çizgili gömleğimi çıkarttım.Gömleği hemen çabucak ütüleyip giydim.Kollarını dirseğime kadar katladım.Pantolonumu da giyip saçlarımı sıkı bir at kuyruğu yaptım.Rimel ve parlatıcıyla makyajı da hallettim.Elime aldığım lacivert çantama telefon,cüzdan,toka,parfüm ne bulduysam attım.Hızla odamdan çıkıp ayakkabılarımı giymeye başladım.
"Kahvaltı yapmayacak mısın?"
"Hayır.Atıştırırım bir şeyler."
"Peki." evden çıkıp asansöre baktım.En üst kattaydı ve çağıracak zamanım yoktu.Topuklu ayakkabılarımı çıkartıp merdivenlerden indim.Apartmandan çıkmadan ayakkabılarımı giyip üzerimi kontrol ettim.Büyük demir kapıyı açıp apartmandan çıktım.Çıkar çıkmaz karşımda Aren beyi görmeyi bekliyor muydum? Tabi ki hayır.
"Günaydın." dedi tüm mutluluğuyla.
"G-günaydın." dedim şaşkınca.
"Buralardan geçiyordum da seni işe bırakayım diye geldim.Ama bende numaran olmadığı için arayamadım bende beklemeye başladım."
"Teşekkür ederim." dedim gülümseyerek.Bu bahaneyi orta okul çocuğuna bile inandıramazsınız.
"Hadi gidelim." deyip kapımı açtı.Ben arabaya yönelirken işe gitmek için apartmandan çıkan ablam bana dehşetle bakıyordu.Hiçbir şey çaktırmadan ön koltuğa oturdum. Aren bey dolaşıp sürücü koltuğuna geçtiğinde ablamın dehşet bakışları öldürücü bakış olarak değişmişti.Kafamı yere eğdiğim sırada araba hareket etti.Bizim sokaktan çıkarken telefonuma mesaj geldi.
Gönderen:Ablam
Ne zamandır gizli saklımız var?
Şimdi ne desem inanmayacak.Ben olsam bende inanmam doğrusu.
Gönderilen:Ablam
Sandığın gibi bir şey yok.Akşama anlatacağım söz.
Ablam mesaja cevap vermeyince moralim bozuk bir şekilde arkama yaslandım.Karnımın gurultusunu umarım Aren bey duymuyordur yoksa rezilliğin dibi.Kestirme yollarla 10 dakikada ofise gelmiştik.
"Teşekkür ederim." deyip indim arabadan.Ofis yerine yanındaki pastaneye yönelince Aren bey'in sesini duydum.
"Yanlış yere gidiyorsun." ona dönüp güldüm.Salak mıyım ben?
"Hayır yiyecek bir şeyler alacağım."
"Kahvaltı yapmadın mı?" dedi tek kaşını kaldırıp.
"Zamanım olmadı." kafasıyla onaylayıp yanıma geldi. Pastanenin kapısını açıp geçmemi bekledi. Şaşkınlıkla kapıdan geçtim.
"Bende kahvaltı yapmadım.Bir şey yeyip öyle geçelim."
"Pırıl hanım kızmasın? Geç kalacağız."
"Bende patronum biliyorsun değil mi?"
"Size değil zaten bana."
"Benimle olduğunu söylerim sıkıntı çıkmaz.Hadi sipariş verelim çok acıktım." dediğinde masalardan birine oturmuştuk.Kek ve kahve ikilisinden söyledik.Hemen gelen siparişimizi afiyetle yedik.
"Gidelim mi artık?" dedim tereddütle.
"Tamam." deyip ayağa kalktı ve hesabı ödedi.Israr etmeme rağmen öldürücü bakışlar atarak beni susturdu.Birlikte ofise girdiğimizde Pırıl hanım dahi herkes bize bir garip bakıyordu.
"Teşekkür ederim." deyip yerime geçtim. Aren beyde gülümseyip odaya geçti.Kısa bir süre Pırıl hanımla konuşup masasına oturdu.
"Hayırdır?" dedi telefonu yeni kapatan Duygu.
"Kapıda karşılaştık."
"Hmm." deyip önüne döndü.İnanmadığı belliydi.Yemek saatine kadar pek bir şey olmadı.Sabahki kek tutmayınca Duyguyla yemeğe çıkmaya karar vermiştim.Tam telefonumu çantama atıyordum ki Aren beyin sesini duydum.
"Nida."
"Efendim?" dedim ona doğru dönüp.
"İşin yoksa biraz benimle gelebilir misin?" sorar gözlerle Duyguya baktığımda kafasıyla onayladı.
"Peki." deyip çantamı aldım ve Aren beyin arkasından yürümeye başladım.Arabaya binip biraz gittikten sonra durduk.
"Sabah ki kek tutmadı yemek yiyelim." dedi birlikte kafeye doğru yürürken.Ben bir şey demeden yürümeye devam ettim. Kafeye girip yiyecek bir şeyler söyledikten sonra beklemeye başladık. Yemeklerimiz geldiğinde yedik ve kalktık.Ofise geri dönerken hiçbir şey konuşmadık.Ofisin önünde durduğumuzda arabadan inmeden bana baktı.
"Şey teşekkür ederim yemek için."
"Sen fazla mı teşekkür ediyorsun?"
"Hayır." deyip gülümsedim.
"Bence öyle."
"Bilmem ki." bu konuşma nereye gidecek diye merak etmiyor değilim açıkçası.
"Ben şey diyecektim ofisteki bazı gevezeler saçma sapan konuşabilirler.Sıkma canını."
"Saçma sapan?"
"Yani işte bir kaç kez biri birlikte görünce dedikodu falan yapabilirler.Kadın milleti."
"Anladım." deyip arabadan indim ofise girdim.Hiç kimse yoktu saat baktığımda daha yemek saatinin bitmesine yarım saat olduğun fark ettim. Aren bey gülümseyerek önümden geçip odasına geçmişti. Bende telefonumu çıkartmış oyalanıyordum.Sonunda Duygu gelince rahatladım.
"Kaçak erken dönmüşsün."
"Hı hı."
"Ne yaptınız?"
"Hiç.Yemek yedik."
"Öyle olsun bakalım." deyip yerine oturdu.Biraz onunla sohbet ettik.Herkes geldiğinde rutin işler yapılıyordu.Telefon konusunda kendimi geliştirmiştim.Pırıl hanım agresif bir şekilde içeriye girip bana çok kötü bakışlar attı.
"Odama gel!" dedi oldukça yüksek bir sesle.Ben şaşkınlığımı gizleyemezken ayağa kalkıp odaya yöneldim.Ben içeri girince kapıyı hızla çarptı.
"Ne oluyor Pırıl?" dedi merakla Aren bey.
"Aren çık dışarı.Özel konuşacağız."
"Burası benim de odam.Çıkmıyorum."
"Çık!" diye bağırdı Pırıl hanım.Ben hiçbir şey anlamadan olanları izliyordum.
"Görüşeceğiz Pırıl." deyip odadan çıktı Aren bey.Ne yani beni böyle mi bırakacaktı? Korkuyla Pırıl hanımın diyeceklerini bekliyordum.Bu kadar öfkeye muhtemelen beni kovardı.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun?" diye azarladı beni.
"Ne yapmışım?" kendimi ezdirmeye niyetim yoktu.
"Aren ile aranızda ne var?" kaşlarımı çatmış ona bakıyordum.Hiç beklemediğim yerden gelmişti soru.
"Hiç.Hiçbir şey."
"Yalan söyleme.Sabah birlikte geldiniz,öğlen beraber yemek yerken gördüm sizi.Açık açık anlat." böyle bir durumda ne desem bu kadını sakinleştirebilirim diye düşünürken gözüm bizim masaların oradaki krem rengi deri koltuklarda oturan Aren beye kaydı.O da bizi izliyordu.Kafamı geri çevirdim.
"Aramızda bir şey yok." dedim ısrarla.
"Bana bak. Aren benim kızımın sevgilisi.Çok yakında nişanları var ve senin aralarını bozmana izin vermeyeceğim! Duydun mu beni? Aren'den uzak duracaksın."
"Aren beyi patronum olarak görüyorum,öyle kalacak." dedim çatallaşan sesimle.Güçlü görünmek için falan çalışamazdım.Sinirlendiğimde gözlerimin dolmasına engel olamazdım mesela.Bir de sesimin yükselmesine.
"Boşuna heveslenme.Sen ve Aren arasında şu kapı var.Sen bu kapıyı hiçbir zaman geçemeyeceksin. Aren'in altındaki araba senin 1 yıllık masraflarının toplamı kadar.Ama Aren de ondan 2 tane var. Ayrıca asla sahip olamayacağın lüks bir hayata sahip.Yolun başındayken vazgeç.Git ve kendi çöplüğünde öt!" elimin tersiyle suratına bir tane geçiresim geldi.Rahatlamak istiyordum.Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken çatmaktan acıyan kaşlarımı eski haline getirdim.Hiçbir şey söylemeden odadan çıktım.Konuşsam susmazdım çünkü.Hızlı ve sert adımlarla masama gelip çantamı aldım ve aynı şekilde ofisten çıktım.Gözyaşlarımı ne kadar durdurmak istesem de başarılı olamadım.Önüme gelen ilk taksiye bindim ve sahile gitmek istediğimi söyledim.Kısa bir yolculuk sonrasında sahildeydim. Taksiciye parasını verip indim.Ayakkabılarımı elime alıp kumda yürüdüm ve uygun bulduğum sessiz bir yere oturdum.Öğle sıcağında yanan kumlar beni etkisi altına alırken gözyaşlarım akmaya devam ediyordu.Kumları elime alıp oynamaya başladım.Avucumun içine doldurup bir sağ elime bir sol elime döküyordum.Salak gibi yaptığım şeyden zevk alıyordum.Bunun neresi mutluluk verici Allah aşkına? Kumları sertçe fırlatıp bacaklarımı kendime çektim ve sarıldım.Kafamı dizime koyup ağlamaya devam ederken yanımda bir gölge hissettim.Kafamı kaldırıp baktığımda Aren bey olduğunu anladım.Umursamadan kafamı tekrar dizlerime koydum.Ben hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam ederken Aren bey hiçbir şey demiyordu.Göz altlarım acımaya başladığında elimin tersiyle silip doğruldum.
"Rahatladın mı?" diye sordu Aren bey.Anlamayan gözlerle ona baktığımda devam etti "Kumun seni rahatlattığını,huzur verdiğini söylemiştin ya."
"Şimdi ondan nefret ediyorum." dedim net bir şekilde.Hayır nefret falan etmiyordum sadece kızgındım.Aptalca olabilir ama kuma kızgındım.
"Nefret etme.Nefret kötü bir şeydir."
"Artık değil." dedim parmağımla kuma daireler çizerken.
"Sana söylediği sözleri duydum.O sadece kendini düşünen bir kadın.Eğer kızı benimle evlenirse paraya boğulacağını düşünüyor.Ama ben kızını sevmiyorum."
"Neden sevgilisiniz o zaman?"
"Bana çok aşık ve onu kırmadan ayrılmanın yollarını düşünüyorum.Sanırım ona annesinin yaptığı pislikleri anlatıp ayrılacağım."
"O zaman annesinden nefret eder.Yapma."
"Seni saatlerce ağlatan kadını mı düşünüyorsun?"
"Hayır.O bir anne."
"Fazla mı merhametlisin?"
"Belki."
"Seni eve bırakmamı ister misin?"
"İyi olur." birlikte kalkıp arabaya yürüdük.Arabaya binmeden önce üstüme yapışan tüm kumları temizledim.Malum araba benim 1 yıllık ihtiyaçlarımın parasına eş değer ya.Sahil bizim eve yakın olduğu için uzun bir yolculuk yapmamıştık.
"Ben özür dilerim olanlar için.Pırıl'ın bu kadar ileriye gideceğini düşünmemiştim."
"Senin suçun yok.Teşekkür ederim bıraktığın için.Görüşürüz."
"Görüşürüz." arabadan inip zile bastım.Annem kapıyı açınca arkamı dönüp Aren beye el salladım ve apartmana girdim.Eve girdiğimde bu saatte kıp kırmızı gözlerle eve giren kızına dehşetle bakan anneme hiçbir şey söylemeden odama girdim.Saat erken olmasına rağmen üzerimi değişip yatağımın içine girdim ve gözyaşlarımı serbest bıraktım.Gelen uyku hissine kapılıp gözlerimi kapattım.