PROMISE( Justin Bieber Fanfic...

By BieberrStory

168K 7.8K 1.4K

Carly Rose Clark. 14 yaşında kansere yakalandı. Annesini bu hastalık yüzünden kaybetmişti. Annesinden sonra h... More

Bir~Promise (Justin Bieber Fanfiction)
İki
Üç
Dört
Beş
Altı
Yedi
Sekiz
Dokuz
On
On Bir
On İki
On Üç
On Dört
On Beş
On Altı
On Yedi
Not.
On Sekiz
On Dokuz
Yirmi
Not. -2
Yirmi Bir
Yirmi İki
Yirmi Üç
YENI BÖLÜM DEĞİL! -Video-
Yirmi Dört
Yirmi Beş
Yirmi Altı
Yirmi Yedi-1.Kısım
Yirmi Yedi-2.Kısım
Yirmi Sekiz
Yirmi Dokuz
Otuz
Otuz Bir
Otuz İki.
Otuz Üç
YENİ BÖLÜM DEĞİL!
Otuz Beş
Otuz Altı
Otuz Yedi
Otuz Sekiz

Otuz Dört

2K 134 69
By BieberrStory

Geri çekildikten sonra Justin'in suratına baktım. Bana bakmıyordu. Bakışları Aaric'in yüzünde dolaşıyor gittikçe kaşları çatılıyordu. Daha fazla dayanamayıp konuşmaya başladım.

''Ona vuran sen miydin?'' İki saniye yüzüme bakan Justin tekrar Aaric'e dönmüştü. Aaric'e bakmaya devam ederken kısaca ''Evet.'' demişti. Beni umursamaması yüzünden komurdanıp kollarımı göğsümün altında birleştirdim.

İkisi de beni umursamayıp birbirlerine bakmaya devam ediyorlardı. Yaklaşık on dakika öylece durmuş birbirlerine bakmışlardı. Ben daha fazla dayanamayıp topuklarımın üzerinde döndükten sonra ters istikamette yürümeye başladım.

Bir süre fark etmemişlerdi. Bunu Justin'in ben yürümeye başladıktan on saniye sonra ''Kız gidiyor!'' diye homurdanmasından anlamıştım. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırmış yürümeye devam ediyordum.


Justin'in elini kolumda hissettiğim anda durup sinirle kolunu ittim. Kolunu ittiğim elime baktıktan sonra ofladı.



"Nereye gidiyorsun Carly?" Tek kaşımı kaldırıp "Seni niye ilgilendiriyor?" diye sordum. Sol elini saçlarından geçirdikten sonra karıştırdı. Uçları sarı olan saçları dağılmıştı ama hala harika görünüyordu.



"İlgilendiriyor çünkü seni seviyorum." Dediğinde iyice sinirlenmiştim. Bu laflarına artık inanmıyordum.



"Eğer beni seviyor olsaydın, ben o lanet hastanede tedavi görürken yanımda olurdun Justin. Ben hergün o odanının kapısına umutla baktım. Her gün gelecek diye kendimi avuttum. Ama ne oldu biliyor musun? Gelmedin! Gitmeden önce veda etseydin böyle olmazdı. Sen herşeyi hayallerinin peşinden gittiğin gün berbat ettin. Sen o gün gelip bana soyleseydin ben seni engellemezdim. Çünkü biliyordum en büyük hayalin milyonlara şarkı söylemekti."



Gözümden yanaklarıma doğru ilerleyen yaşları sinirle sildikten sonra ağlamamı engellemeye çalıştım. Çünkü etrafı bulanık görüyordum. Onun tapılası yüzünü net bir şekilde görmek istiyordum. Çünkü emin olduğum bir şey vardı. Bu günden sonra herşey daha berbat bir hal alacaktı.



"Sen gittikten sonra bile ben sana kızamadım Justin. Çünkü sen hep bunu hayal ettin. Ben senin beni bırakmana rağmen hala mutlu olmanı istiyordum. Çünkü gerçekten sevmiştim. Sen her klibindeki kızla sevgili olurken, el ele Selena'yla gezerken ben hergün o fotoğraflara bakıp üzülmeme rağmen "benim için sorun değil o mutlu olsun yeter" dedim. Sen kendi duygularına sevgi diyorsun ama o sevgi falan değil."



Burnumu çektikten sonra tekrar göz yaşlarımı sildim. Justin'in yüzündeki şaşkınlık duygusu yavaş yavaş pişmanlığa ve üzüntüye dönüşüyordu.


"Carly...B-ben..."


"Hayır Justin." diyerek sözünü kestikten sonra boğazımı temizledim çünkü sesim ağladığım için değişik çıkmıştı. "Bugün ben konuşacağım. Seni suçlamıyorum. Yüzündeki pişmanlık duygusunu sil. Bu hale gelmemin tek sebebi benim. Senin yanına senden intikam almak için geldim ben. Tekrar aşık olmak için değil. Sakın benim için üzülme."



Söylediklerinin ne kadar ağır ve iğrenç olduğunu biliyordum. Ama tek seçenek buydu. Ya tamamen bitecektik, ya da bitecektik. Başka yolu yoktu.


Justin'in yüzündeki pişmanlık hissi gitmiş yerini sinir almıştı. Şaşkınlık hala yerinde duruyordu. Birazdan Justin sinirlenecek, bir şey söylecek ve sonra da gidecekti. Biliyordum.


"Sen...Sen kendininkine sevgi diyorsun öyle mi? Sen intikam için benim karşıma çıktıktan sonra bi de seviyorum diyorsun sonra da benim sevgime laf mı söylüyorsun Carly? Sen o lanet hastanede uyurken yanındaydım ben! Sen uyandığında beni görür, gitmem gerektiğinde de veda edemeyip daha çok üzülürsün diye sessizce sevdim gittim ben seni!"


İşte bunu beklemiyordum. Bu inanılmazdı. Bu itirafı inanılmazdı. Ama çok geçti. Ben o iğrenç cümleyi söyledikten sonra söylemesi bir şeyi degistirmeyecekti. Ne desem de inanmayacaktı.



"Seninki sevgi değil mi Carly? Ama benimki değil. Öyle mi? Senin sevgine inanmıyorum artık. Bunu ayrıldığımız ilk gün kendini başkasının kollarına atmandan anlamıştım ama sen simdi o cümlenle kanıtlamış oldun."



Bir konuşma iyi başlayıp harika devam edip berbat bitebilir miydi? Justin bunu yapmıştı. Sinirle elimi kaldırıp yüzüne tokadı gecirdim. Bunun için pişman olacaktım ama umrumda değildi. Başımı sağa sola salladıktan sonra geriye iki adım atıp topuklarımın üzerinde döndüm. Ve eve doğru yürümeye başladım.

2 Hafta Sonra




Tam iki hafta boyunca Justin'i görmemiştim. O konuşmamızdan sonra kendime söz vermiştim. Fotoğraflarına bakmayacaktım. Haberlere bakmayacaktım. Ama bu sadece iki hafta sürebilmişti.



Daha fazla dayanamayıp google'a Justin Bieber yazdıktan sonra arama tuşuna bastım. Haberler kısmına tıkladıktan sonra bakmaya başladım. Yeni singlesini çıkarmış, kırdığı rekorları kutluyordu. Şarkısı oldukça ilgi görmüştü ve istemsizce gurur duymuştum. Merak edip Youtube'da şarkıyı açtım.



Sesini gerçekten özlemiştim. Duyduğum anda göz yaşlarım yanaklarımdan süzülmüştü. Onsuz iki hafta bile zordu. Bundan sonra ne yapacaktım?


Tekrar haberler kısmına girdikten sonra bakmaya başladım. Ağladığıyla ilgili bir haber vardı. Kalbim sıkışmıştı. Hemen girdikten sonra videoyu açtım. Konserde şarkıyı söyleyip dans ettikten sonra bağlandığı ipler sayesinde havada taklalar atmış ve aşağı indiği anda ağlamaya başlamıştı.


Ağlamam daha da şiddetlenirken bilgisayarı kapatıp yatağıma ilerlemiştim. Ağlaması dayanabileceğim en son şeydi. Hele ki böyle içli içli ağlıyorsa daha da dayanılımaz oluyordu.



Birkaç gün sonra tekrar dayanamayıp Justin'in haberlerine baktım. Ödül törenine gitmişti. Deri ceketi, siyah beyaz gömleği, kot pantolonu ve kahverengi ayakkabısıyla mükemmeldi ama en çok saçını beğenmiştim. Her zaman geriye doğru olan saçı yüzünün sol tarafına doğru yapılmıştı. Açık kahveden sarıya doğru gidiyordu. Kesinlikle...kusursuzdu.



Biraz daha gezeledikten sonra şarkısının klibini gördüm. Keşke bakmasaydım diye mırıldanmadan edememiştim. Hayatına devam ediyor gibi duruyordu ve sanırım mutluydu. "Sorun değil mutlu olsun yeter." diye mırıldandıktan sonra bilgisayarı kapatıp son günlerde sürekli yaptığım gibi uyudum.




Birkaç gün sonra tekrar Justin'le ilgili olan haberlere bakmıştım. Elimdeki telefonla yatakta uzanmış Instagram ve Twitter hesaplarına bakıyordum. Bu beni stalker gibi hissettiriyordu.



Gördüğüm fotoğraftan sonra yerimde doğrulup elimi kalbime götürdüm. Saçları platin sarısıydı! Kesinlikle mükemmel ve tapılası görünüyordu. Derin bir nefes aldıktan sonra çığlık atıp tekrar yatağa yattım. Sanırım deliriyordum.






Tam bir ay olmuştu. Onsuz bir ay geçirmiştim ve artık dayanamıyordum. Eğer Justin Fransa'da olmasaydı kesinlikle yanına gider ve ona sarılırdım. Herşey için özür diler, sevdiğimi söyler, affetmesi icin elimden geleni yapardım ama imkansızdı.



Yatağımda yatmaya devam ederken telefonum çalmıştı. Arayan ian'dı. Açtıktan sonra kulağıma görürdüm. "Efendim ian?"



Ian sözümü bitirir bitirmez konuşmaya başlamış telaşla kursa gelmem gerektiğini söylemişti. Bir aydır gitmiyordum. O yüzden hemen kalkıp üzerime siyah bir pantolonla siyah bir tişört geçirdim. Saçımı taradıktan sonra parfüm sıkıp telefonumla anahtarları aldım. Arabaya bindikten sonra kursa doğru ilerledim.



Park ettikten sonra seri adımlarla içeri girip ian'la Aaric'i aradım. Büyük ihtimalle odadalardı ve dans çalışıyolardı. Kapıyı açtıktan sonra içeriye girdim. Tahmin ettiğim gibiydi.



Bana baktıktan sonra ikisi de şaşırmışlardı. "Ne?" diye sorduktan sonra telefonumla anahtarları kenara bıraktım. "Zayıflamışsın." İkisinin de aynı anda söylemesinden sonra bakışlarım istemsizce aynaya dönmüştü. Evet zayıflamıştım. Çünkü günde sadece bir öğün yemek yiyordum.



Omuz silktikten sonra ısınmaya başladım. Biraz dans etmem gerekiyordu. Isınma hareketlerini bitirdikten sonra kafama gore birkaç hareket yaptım. Dans etmeye başlamıştım ama konsantre olamıyordum. Sinirle yere oturduktan sonra somurttum.



Aaric'le ian da oturduktan sonra bana bakmaya başladılar. "Ne oldu?" Ian'ın sorduğu soruyla bakışlarım ona dönmüştü. Sadece "Justin." dedim.


Ian "Orasını biliyorum Carly. Ne olduğunu anlat." Oflayıp bütün olanları anlattıktan sonra gözlerimi kapattım. Ağlamamak için direniyordum.



Aaric "Hala seviyorsun değil mi?" diye sorunca güldüm. Tabi ki de seviyordum. Yoksa niye ağlayıp, günlerce aptal aptal gezeyim ki?


"Çok seviyorum. İlk gördüğüm günden beri. Hiç değişmedi sevgim. Değişmeyecek te. Ben ne olursa olsun sevdim onu. Sevmeye de devam edeceğim. Her ne kadar artık biz olmasakta o her zaman kalbimde olacak."



Aaric sözümü bitirdikten sonra bisey demek için ağzını açtı ama tekrar kapattı. Aynı hareketi tekrar yapınca "Söyle," diye mırıldandım.



"Gerçekten intikam almak için mi çıktın karşısına?"



"Yola çıktığım ilk gün intikam diyerek çıktım, doğru. Ama onu gördüğüm gün gitti o. Saçmaladığımı fark ettim. Onu bu kadar çok severken intikam saçma olurdu. Sevgim her zamanki gibi baskın taraf oldu. Bana "Başkasının kollarına kendini attın." Demesine rağmen hala onu seviyorum. Sevmeye de devam edeceğim. Bundan eminim. Uzaktan sevmeye alışığım zaten. Fazla bir şey değişmeyecek."



Ayaklarımı kendime çektikten sonra başımı dizlerime yasladım. Yine ağlamaya başlamıştım. Sanırım bir aydır yaptığım tek şey buydu.




"Peki... Simdi Fransa'da olmasaydı, yani yanında olsaydı ne yapardın?" Kesinlikle sıkıca sarılırdım. Onu sevdiğimi, onu özlediğimi ve pişman olduğumu söylerdim. Ama tüm bu düşüncelerimi aksine ben kollarımı bacaklarıma sarmış öylece yerde oturuyordum.



"Herşeyi unutup sıkıca sarılırdım.Onu çok sevdiğimi, pişman olduğumu ve çok özlediğimi söylerdim." diye mırıldandım.




Arkamda bir hareketlilik oldu ama başımı kaldırmadım. Başım bacağıma yaslı bir şekilde durmaya devam ediyorum. Saçlarımın bir kısmı yanağımda duruyordu ama o an umrumda değildi.



"Carly." Justin'in harika sesini duyduğum anda başımı kaldırmış ve aynadan ona bakmıştım. Buradaydı. Saçlarını canlı bir şekilde ilk defa görüyordum ve fotoğraflarından daha mükemmeldi. Üzerindeki simsiyah kıyafetler açık saç rengiyle zıttı ama bu zıtlık mükemmeldi.



Aynadan bakmayı kesip kalktıktan sonra Justin'e döndüm. Mükemmel görünüyordu. Şuanda bende yaklaşık on adım uzaktaydı. Ellerini siyah pantolonunun cebinden çıkardıktan sonra kollarını iki yana açtı ve tapılası sesiyle kalbimin atışlarını hızlandırmayı başaran o cümleyi söyledi.



"Sarıl artık, çok özledim."

Continue Reading

You'll Also Like

132K 10.7K 169
İçerisine girdiğiniz anda hiç bıkmadan okuyacağınız ve size her türlü duyguyu yaşatacak bir stranger things/will byers fanfiction'ı. Başlangıç: 2021...
134K 5.2K 40
Taşacak Bu Deniz dizisindeki fadime ve iso karakterlerine yazılacak bir kurgudur.
42.2K 4.7K 72
Omegalardan nefret eden alfa Kim Namjoon ve asistanı omega Jin tabi Jin omega olduğunu saklamak zorunda #hayrankurgu.........#1 #namjoon...
162K 10.7K 67
Canunu al dedi, canuna alma demedi.
Wattpad App - Unlock exclusive features