Jongin, kendisinin ve Kyungsoo'nun dairesinin kapısından içeriye adım attı. Çantasını yere bıraktı ve salona girmeden önce ayakkabısını ayaklarından sıyırdı. Pişen bir şeylerin kokusunu aldı ve mutfağa yöneldi.
Kyungsoo elinde telefonuyla masada oturuyordu. Zamanı ayarlı olan fırında harika kokan bir şey vardı. Kyungsoo, Jongin'in varlığını görmezden geldi ve telefonunu aşağı kaydırmaya devam etti.
"Bu kadar ilginç olan ne?" Jongin erkek arkadaşının yanına yürürken sordu.
"Bebeklerin annelerinin karnında erekte olabildiklerini biliyor muydun?" Kyungsoo erkek arkadaşına bakmak için dönerken sordu.
"P-Peki, bildiğimi söyleyemem," söyledi Jongin, dönüp düşünceler içinde havaya boş boş baktı.
"Seks yaptığımız zamanlar aynı şekilde bebeğinde uyarılıp uyarılmadığını merak ediyorum," Kyungsoo düşünceli bir şekilde söyledi.
İkili bir süre boşluğa gözlerini dikip oturdu, doğmamış çocukları hakkındaki yeni bilgi tarafından şaşkınlığa uğramışlardı. Jongin biraz titredi, ama Kyungsoo'nun başının yanını öptü.
"Öpme beni," Kyungsoo tiksintiyle kaşlarını çatıp söyledi. "Kötü kokuyorsun."
"Stüdyoda dans ettim, tabiki kötü kokuyorum," dedi Jongin.
"Git giyin, yakında ailelerimiz burada olacak," dedi Kyungsoo.
"Duşta bana katılmayacak mısın?" Jongin sordu, erkek arkadaşının kendisine katılmasının umuduyla somurtarak dudaklarını dışarıya çıkardı.
"Nasıl...hayır," Kyungsoo kötüce baktı. "Yemeğe bakacağım."
"İyi," dedi Jongin. "ama mahrum kalan sadece ben değilim, sende kalıyorsun. Oğlunda aynı şekilde."
"Bunu bir daha asla söyleme, bebek ereksiyonları hakkında düşünmek istemiyorum," Kyungsoo gülen Jongin'e derince kaş çatarak söyledi.
Jongin mutfaktan çıktı ve Kyungsoo telefonunu uzak bir yere koydu. Kendisini korkutan garip bebek gerçeklerini araştırmayı bırakmaya karar verdi ve fırındaki yemeğe daha fazla dikkatini verdi.
Kapıdan hafif bir zil sesi geldi ve Kyungsoo hızlıca gidip karşıladı. Sıcak kollarla karşılandı, gülümsedi ve kadından önce kollarını onun etrafına sardı.
"Merhaba, Bayan Kim," Jongin'in annesine gülümseyerek söyledi.
"Kusura bakma biraz erken geldim," kadın özür dilercesine söyledi. "Heyecanlandım!"
"Sorun değil, akşam yemeği beş dakika içinde hazır olacak," Kyungsoo evlerinin içinde kadına öncülük etti.
"Jongin nerede?" kadın mutfak masasında Kyungsoo'nun yanına oturup sordu.
"Duş alıyor," Kyungsoo cevapladı. "Stüdyodan geri geç geldi."
"Oh, anladım." kadın bir gülümseme ile söyledi. "Ee sen nasıl hissediyorsun, Kyungsoo? Bebekle ilgili herhangi bir sorun var mı?"
Kafasını salladı. "Hiçbir şey beni etkilemiyor. Çok yoruluyorum ve canım acıyor, ama Jongin'in yatmadan önce bana masaj yapmasına alıştım." gururlu bir gülümseme ile söyledi.
"Gerçekten bunu yapıyor mu?" kadın sordu ve Kyungsoo başını salladı. "Wow, gerçekten onunla gurur duyuyorum."
"Duymalısınız," Kyungsoo aşıkça bir gülümseme ile söyledi. "Gerçekten harika bir çocuk."
Fırının süresi dolunca Kyungsoo yemeği almak için ayağa kalktı. Aynı zamanda kapının zili tekrar çaldı. Bayan Kim açmak için ayağa kalktı ama Jongin dairelerinin içinde ortaya çıktı ve kadından önce açmak için koştu.
"Merhaba Bay ve Bayan Do," biraz eğilerek söyledi.
"Bu kadar resmi olma," Bayan Do sarışın çocuğa sarılırken güldü.
"Akışkanlık," Bir gülümseme ile uzaklaşırken söyledi Jongin.
"Harika kokuyor, ne zaman yemek yiyeceğiz?" Bay Do mutfağa doğru giderken sordu.
"Sadece yemek için geldi," Bayan Do mutfağın girişinde Jongin'in yanında dikilip söyledi.
"Erkekler bunun için var," Bayan Kim söyledi ve iki kadın güldü.
"Akşam yemeği hazır," Kyungsoo yemeği tezgahın üzerine koyup söyledi.
"Sana yardım edeyim," Jongin tabakları Kyungsoo'dan alarak söyledi.
Yetişkinler, çocuklar kendileri için akşam yemeği hazırlarken güldü. Jongin ve Kyungsoo aileleriyle birlikte etkileşim halinde olduklarından mutluydular, ve artık statüler hakkındaki kızgın ve küçümseyici olaylar yoktu, sadece kabul etmişler ve onlara karşı şefkatli olmuşlardı.
Hepsi masanın etrafında anlaşmış gibi görünüyordu, konuşma tatlı ve neşeliydi. Aileleri Tao ve Kris'i, Meili'nin hayata nasıl adapte olduğu ve süresini dolduran Luhan'ın hamileliği hakkında sorular sormuşlardı.
Hayat güzeldi ve Kyungsoo mutluydu.
***
"Bekle, anne?"
Kyungsoo artık tanıdık olan hastane koridoruna baktı. Uzun koridorda gözlerinde güneş gözlüğü ve kolunda çantasıyla birlikte saçı arkasında toplu olan annesinin geldiğini görebiliyordu.
"Selam çocuklar," kadın güneş gözlüğünü çıkararak söyledi. "Hepinizi tekrar görmek ne güzel."
Çocuklar başını salladı, hepsi bekleme odasında ya oturuyor ya da ayakta durarak küçük kızlarının doğumu hakkında bir şeyler duymak için Sehun'u bekliyorlardı. İsmi Hana olarak seçilmişti ve dünyaya memnuniyetle karşılanıyordu.
Bayan Do kendi çocuğunu tutan Tao'ya yaklaştı. Sohbet etmeye başladılar, Bayan Do, Meili ve Tao ile Kris'in ne yaptıkları hakkında sorular sordu. Kyungsoo, Tao annesinin söylediği bir şeye kıkırdarken gülümsedi.
Sehun'un onlara yeni haberleri söylemek için önceki gelişinin üzerinden fazla geçmemişti. Kyungsoo bebeğinin karnında rahat duramadığını hissedebiliyordu, tekmeyle yumuşak bir çarpıntı olmuş ve sonra sert hareketler bunu takip etmişti.
"Sıradaki sensin, Kyungsoo," Kris söyledi. "Nasıl hissediyorsun?"
"B-Biraz gerginim," Kyungsoo itiraf etti.
"Olma," Tao bir gülümseme ile söyledi. "O kadar kötü değil."
"Tüm bu zaman boyunca seninle olacağım." Kyungsoo'nun elini tutarak söyledi Jongin.
Kyungsoo etrafındaki herkese gülümsedi, kendi annesi biraz harap olmuştu. Kadınlar duygusaldı, ama ayrıca Baekhyun'da öyleydi. Çocuk diğerleri kendisinden uzaklaştıkları zaman biraz ağlamıştı, başka bir bebeğin doğumundan dolayı çok memnun hissediyordu (ama gerçekten hormonları onu duygusal yapıyordu).
Kyungsoo geriye baktığında Chanyeol ve Sehun'un onlara doğru yöneldiğini gördü. Diğerleri döndüklerinde Sehun'un sıkıntılı yüzüyle karşılaşmıştılar.
"Sorun ne?" Bayan Do yüzü ciddileşirken sordu.
"Ö-Önemsiz komplikasyonlar çıktı, hayatı tehdit eden bir şey yok," Sehun huzursuzca söyledi.
"Ne olacak?" Chanyeol sordu.
"Bir hafta ya da daha fazla bebeği gözetim altında tutacaklar, ama yanlış bir şey olmadığını söylediler. Eğer her şey yolunda giderse bu sadece birkaç gün sürecek ve Hana'yı Luhan ile birlikte serbest bırakacaklar," Sehun söyledi.
"Gergin görünüyorsun," Tao kollarındaki bebeği birazcık sallayarak söyledi. "Önemli olamadığını söylemiştin."
"Bu hala endişeli olmadığım anlamına gelmez," yere bakarak söyledi Sehun. "Luhan ayılmadı, kızımın tam sağlık durumunu bilmeden ve Luhan olmadan çok çaresiz hissediyorum."
"Endişelenme," dedi Kris. "Doktorlar ne yaptıklarını biliyorlar."
"S-Sağol," derin bir nefes alıp dedi Sehun. "Biraz daha iyi hissediyorum."
"Streslisin. Bu yaşta ebeveyn olmak zor, henüz ikinci yılındasın," Bayan Do kollarını Sehun'un etrafına sararak söyledi
"Keşke ailemde burada olsaydı," Sehun sessizce dedi.
"Buradayız."
İki kişi koridorun biraz daha ilerisinde duruyordu. Tıpkı Sehun'un ki gibi sert yüzlü olan adam aynı yüz ifadesiyle eşleşen kısa boylu bir kadının yanında duruyordu. Burada olmaya pek meraklı gibi görünmüyorlardı, ama en azından buradalardı.
"Anne? Baba?" Sehun inanamayarak onlara baktı. "Gelmeyeceğinizi sanıyordum."
"İşten bir gün kaytarmaya karar verdim." Babası derin bir sesle söyledi.
"Hergün torunum doğmuyor," biraz yüzü yumuşarken dedi annesi.
"G-Geldiğinize çok sevindim," ailesine doğru bir adım atıp söyledi Sehun.
Bir süre sadece birbirlerine bakarak durdular. Sonunda Sehun'un annesi öne çıktı ve biraz gülümsedi, dudakları yavaşça yukarı doğru kıvrılıyordu. Sehun'un yüzü aydınlandı ve ileri koşarak kollarını annesinin küçük bedeninin etrafına sardı.
"Bu komplikasyonlar hakkında duyduklarım nedir?" diye oğlundan uzaklaşarak sordu kadın.
"Önemli bir şey değil," Sehun biraz daha emin hissederek söyledi.
"Bu iyi," dedi Bay Oh. "Onu görebilecek miyiz?"
"Sormam gerek," dedi Sehun. "Sizde gelebilirsiniz."
Ailesi gülümsedi ve oğullarını takip ettiler. Diğerleri Sehun'un tak başına gitmesinin daha iyi olduğunu bilerek geride kaldılar. Çocuk, ailesi onu desteklemek için buraya geldiğinden dolayı mutlu görünüyordu.
"Onun konuştuğunu duyduğum en güzel şey bence buydu," Baekhyun dedi.
"Tıpkı babasına benziyor," diye söyledi Kris ve hepsi bunu kabul etti.
"Hepimiz gidersek daha iyi olur bence. Çocukların aileleriyle biraz zaman geçirmesi gerektiğini düşünüyorum," Bayan Do söyledi.
"Luhan'ın ailesi ne olacak?" Chanyeol sordu.
Binadan çıkarlarken Jongin iç çekti. "Ailesi bunu kesin olarak kabul etmedi ama anlaşmaya vardılar. Luhan'ın onlara bağlı olduğu zamanlar hakkında bir şey söylediğini bile sanmıyorum."
"Ama bilmeleri gerekmez mi?" Baekhyun sordu.
"Bu ona kalmış," Tao cevapladı.
"Gitmem gerek, çocuklar. Üzgünüm, kalıp sohbet edemem," Bayan Do söyledi.
"Sorun değil, anne. Sonra görüşürüz?" dedi Kyungsoo.
"Evet," başının yanını öperek söyledi kadın. "Ve haberleşiriz, Tao."
"Evet, efendim." Tao yumuşak bir gülümseme ile dedi. "Ve teşekkürler."
"Gerek yok," dedi ve bununla birlikte kadın gitti.
Bir daha ki sefere Jongin ve Kyungsoo'nun dairesine gitmeye karar vermiştiler.
Arkadaşlarının evlerini görecekleri ilk seferleri olacaktı. Bebek yüzünden zamanlarının çoğunluğunu Tao ve Kris'in evinde geçirmişlerdi. Meili evinin ortamını daha çok seviyordu.
Kyungsoo, Krislerin evinde koltukta Jongin'in kucağında oturuyordu. Baekhyun yanında Chanyeol ile Meili'yi tutuyordu, kıkırdayan bebeğe cıvıldarken erkek arkadaşının yanına kıvrılmıştı.
"Kendikime sahip olmak için sabırsızlanıyorum," Baekhyun bebeğe yüz ifadesi yaparken söyledi.
"Çocuklarla iyi anlaşıyormuşsun gibi görünüyor," dedi Tao. "Gergindim ve çocuklarla aram berbattı, ama Meili bana benziyor."
"Peki, o senin." dedi Kyungsoo. "Senin karakterine sahip ve senin gibi yapıyor."
Tao güldü. "Doğru."
"Siz çocuklar bunu engellerseniz iyi olur," Kris yatak odasından seslendi.
En büyük çocuk okuyordu. Diğerleri lisede eğlenirken onun çalışması gereken üniversite dersleri vardı. Kyungsoo Tao'nun annesinin teklifiyle ilgili neler planladığını merak etti.
"Ne yapmak istediğine karar verdin mi?" Kyungsoo sordu.
Tao ona baktı, yüzündeki ciddiyet büyüyordu. Kyungsoo, Tao'nun hala karar vermediğini söyleyebilirdi, ama ne istediği hakkında bazı düşüncelere sahip olduğunu görebiliyordu. Bu oldukça zor bir karardı.
"Okula geri dönmek istediğimi düşünüyorum," dedi Tao. "Bu artık her şey zor olacak demek, ama tüm bu dediklerim bittiği zaman, iki maaş boktan bir garsonluk işinden daha iyi olacak."
"Muhtemelen bende aynı şeyi seçerdim," Chanyeol katıldı.
"Sadece okula geri dönme konusunda endişeliyim. Bebeği bırakmak istemiyorum ve çocukların benimle dalga geçmesini istemiyorum, ayrıca parayı geri ödemek zor olacak," dedi Tao.
"Tao," Kyungsoo diğerinin gözlerinin içine baktı. "Senden çıkan bir bebeğe sahipsin. 9 ay boyunca seni küçümseyen insanlar oldu ve sen bunu yaptın. Onun için çalışman gereken bir bebeğin var ve parayı anneme geri ödemen konusunda endişelenme, tamam mı?"
"T-Tamam," Tao iç çekti.
"Bence gitmeliyiz," Jongin aniden söyledi.
"Neden?" Tao sordu.
"Kris son beş dakikadır bize sertçe (Ç/N: bi gitmediniz amk der gibi) bakıyor," Jongin koridordan yatak odasına bakarak söyledi.
Ve gerçektende Kris kapıdan kafasını uzatmış onlara sertçe bakıyordu.
*