Multi: Koray AKPINAR
Alper'in İzmir'e geleceğini Melisa'ya söyleyip söylememe konusunda epey kararsız kalmıştım ama söylemedim.
İzmir'e geleceğini öğrenirse Koray'dan tamamen uzaklaşabilirdi.
Şimdilik bilmemesi daha iyiydi.
Bir süre daha muhabbet ettikten sonra annem gelince Melisa fazla kalmayıp kalktı.
Melisa gittikten sonra kıyafetlerimi katlayıp bir kenara yerleştirdim.
Dolabıma yerleştirmedim çünkü biran önce İzmir'e gidip Levent'e kavuşmak istiyordum.
Aklımdan hiç çıkmıyordu.
Evdekilere ne desem de gitsem diye düşünüp duruyordum sürekli.
Kıyafetleri katlayıp yerleştirme faslı son bulduğunda muftakta yemeklerle uğraşan annemin yanına geçip yardım etmeye başladım.
"Ne yaptın bakalım bugün?" dedi annem ocağın altını açarken.
"Bizimkiler görüşme ayarlamış onlarla buluştuk." dedim bende dolaptan aldığım domatesleri doğramaya başlarken.
"Özlem giderdiniz desene. İyi yapmışsınız. " diyen anneme tam cevap vermek üzereydim ki telefonum çaldı.
Hızla ellerimi yıkayıp kuruladıktan sonra odama koştum.
Arayan Sinem'di.
-Sineeem sesin soluğun çıkmıyor kuzen ya nerdesin sen?
-Evdekilerle hasret giderdim anca dönebildim kuzen. Zaten gidiyorum yarın sabah haberin olsun. Malum gidip çalışmalara başlayacağım. Selim hoca arayıp duruyor.
-Aman o da nedense sana pek bir düşkün. Sen olmadan çalışamıyor
muymuş?
-Ne ima ediyorsun yine sen Lindacığım?
-Bence sen anladın beni. (İmalı tonlama)
-Bence sen beni anlamadın. Kuzen yapma şunu olmaz artık biri diyorum sana.
-Başlatma ama sende Umut'una ya. Ne takıldın kaldın şu çocuğa. Herkes aynı mı sanki?
-Geldik yine bu konuya. Kapanmak bilmiyor resmen. Neyse kuzen sen halama versene bir telefonu. Size uğrayamayacağım ayıp olmasın bir konuşup durumu anlatayım bari.
-Veririm ama bir şartım var.
-Saçma sapan birşey isteme lütfen Linda.
-Tamam tamam. Bak şimdi anneme diyorsun ki 'Halacığım ben yalnız kalmak istemiyorum ve son zamanlarda çok korkuyorum. Linda da yanıma gelse olur mu? Lütfen lütfen lütfen' falan tamam mı?
-Hayırdır? Sen neden gelmek istiyorsun ki?
-Sinemciğim biricik kuzenim çok soru soruyorsun. Dediğimi yapar mısın lütfen?
-Anlatmadan yapmam. Neden gelmek istiyorsun söyle hemen.
-Pis pazarlıkçı.
-Dinliyorum
-Levent vardı ya hani.
-Hödüğün arkadaşı.
-Evet Berkant abinin arkadaşı.
-Eee?
-Ondan çok hoşlanıyorum ve sanırım o da benden hoşlanıyor. Döndüğümde aramızda birşeyler olabilir.
-Neee?? Ciddi misiiin?
Ben zaten senin hoşlandığını anlamıştım ama onun ne hissettiğini anlamamıştım. Sen nasıl anladın?
-Otobüste salak salak gülüyordum ya hani ben. Elimde bir kağıt vardı.
-Evet?
-İşte o kağıdı Levent yazmış ve herşeyi anlatmış. O da benden hoşlanıyormuş.
-Ohaa. E bitmiş bu iş. Sen bunu bize ne zaman anlatacaktın acaba?
-Netleştiği zaman anlatacaktım kuzen. Sen şimdi bırak bunları da dediklerimi anneme söylemeyi unutma.
-Tamamdır kuzen. Hayırlı olsun şimdiden. Çok sevindim gerçekten.
-Teşekkür ederim kuzen ya birtanesin.
"Anneeee. Sinem arıyor. " dedim mutfağa geçip telefonu anneme uzatırken.
Ellerini yıkayıp kurulayan annem telefonu alınca "Hayırsız nerelerdesin bakalım sen?" diye konuşmaya başladı. Ardından 'göremeden gidiyorsun' diye azar faslına geçti. Son olarak konu benim Sinem'le gidip gidemeyeceğime geldi. Başlarda 'Daha yeni geldi ama özlem gideremedik bile doğru düzgün.' dese de sanırım Sinem korkuyorum falan dediği için kıyamadı.
"Tamam babasına bir sorarım. Dikkat et kendine. Ara bizi ara sıra özletme kendini halacığım iyi yolculuklar." dedikten sonra telefonu kapatan annem bana yöneldi:
"Sinem seni de yanına götürmek istiyor. Yalnız kalmak istemiyormuş. Sen gitmek istiyor musun? "
"Yani bilmiyorum ki annem. Kız yalnız kalmasa iyi olur aslında. Önceden korkmuyordu o ama bir kere Melisa'nın telefonu çalındı ya hırsız falan girerse eve diye korkmaya başladı şimdi. Tabi sizden de ayrılmak istemiyorum hemen ama ne yapalım korkmasın yani sonucta tek başına olacak düşünsene." dedim saçma sapan istekli olup olmama arasında karışık cümleler kurarak.Biraz da olayı süslüyordum ki göndersin beni.
"Bak hırsız falan diyorsun korkutma beni. Öyle bir durumda iki kız ne yapacaksınız oralarda? " dedi annem endişeli bir tonla.
"Melisa da gelecek anne. Yaz okuluna kaldı o ve çok geçmeden dönecek İzmir'e. Ayrıca Berkant abi var. O da İzmir'de kalacak artık." dedim ikna etmek için her seçeneği arka arkaya sıralayarak.
"Aa o döndü mü Ankara'dan? " dedi annem merakla.
"Evet o da Alper'in iş yerinde çalışacak hatta. " dedim yüzümü istemsiz bir şekilde ekşiterek.
Alper, Levent ve Berkant abi aynı şirkette.
Ne mükemmel bir 3'lü ama.
"Öyle miii? Çok sevindim. Size göz kulak olurlar o zaman. E madem gideceksiniz Alper'de gelsin sizinle zaten ev bakacak İzmir'de. Size yakın olsun bakın birlikte. " dedi annem olaylardan habersiz kendi kendine fikirler üretirken.
He annem he.
Getir dibime dibime.
Hatta Melisa'nın gözünün içine sok çocuğu iyice.
"Acele ettirmeyelim anne çocuğa şimdi. Biz Sinem'le gideriz sonra gelir zaten o." dedim apar topar.
"Dur bakalım baban gelsin konuşuruz." diyen annem yemeklerinin başına döndü tekrar.
Masayı kurup oturma odasına geçtiğimiz de bir süre sonra babam geldi ve hep beraber masaya yerleşip yemeğe başladık.
"Okan bugün Sinem aradı. " diye konuya giriş yaptı birden annem.
"O da gelmedi hala bize. Özledik valla. Ne diyor? " dedi babam masanın diğer ucuna uzanıp çatalını salataya batırmaya çalışırken.
"İzmir'e dönüyormuş. Çalışmaları varmış. " dedi annem babamın uzandığı salatayı ona doğru iterek.
"Ne çabuk yahu? Ne çalışmasıymış bu? " dedi babam, annemin uzattığı salataya bu defa kolayca çatalını batırıp yerken.
"Buz pateni baba." dedim araya girerek.
"Kendine benzetmişsin kızı bir yılda." diyen babam gülmeye başladı.
"Kimin kuzeni olacak o kadar. " dedim bende gülmeye başlarken.
"Gelelim esas konuya. " diye araya girdi annem birden.
"Esas konu? " dedi babam merakla anneme bakarken.
"Kız tek kalmaya korkuyormuş. Linda'yı da çağırıyor yanına." dedi annem gerçekten de esas konuya geldiğini belli edercesine ciddi bir ifadeyle.
"Ama daha doyamadık biz kızımıza. Nasıl olacak bu iş? Ah Sinem ah. " dedi babam benim yanağımdan bir makas alarak.
"Bende size doyamadım babam ama kız tek mi kalsın yani? " dedim gözlerimi açıp çizmeli kedinin masum pozunu vererek.
"Kalmasın tabi ama çok erken oldu bu." dedi babam kafasını kaşırken. Ardından ortamda bir sessizlik oluştu ve babamın ne diyeceğini beklemeye başladık.
Bir süre daha sessiz kalan babam sonunda kararını açıkladı:
"İzin veriyorum gitmene. Amaaa bir şartım var."
Bugün şart koyma günü falan mı acaba?
Bir babamın şartı eksikti.
"Ne şartı babam?" dedim merakla.
"Tugay abinler Alper'e ev bakmak için İzmir'e gideceklerdi. Sizde onlarla gidin ve sizin eve yakın bir yerden ev tutsunlar Alper'e. Alper senin kardeşin gibi o sizi korur kollar. "
Hoppalaaa.
Nedir bu Alper'i dibimize sokma çabaları.
Tamam kardeş gibi büyüdük bende severdim Alper'i ama işler değişti.
"Bende aynısını söyledim. Alper yakınınızda olursa benimde aklım kalmaz." dedi annem araya girip.
Sanki bir yıl boyunca Alper vardı yanımızda.
"Ben bir Tugay'ı arayayım." diyen babam bana söz hakkı bırakmadan masadan kalkıp telefonuna yöneldi.
Oturma odasına geçip kısa bir konuşmanın ardından tekrar masaya geldi.
"Tugay abin arabayla götürecekmiş Alper'i ve sizin içinde yerleri varmış. Yarın öğlene doğru hep birlikte gideceksiniz. " dedi babam sorunu çözmüş gibi mutlu bir ifadeyle.
"Ama baba Sinem bilet almıştı ve artık iptal edemez. Bende bilet alıp onunla gitsem olmaz mı? " dedim Alper'lerle gitme durumundan sıyrılmaya çalışarak.
"O zaman Sinem otobüsle gitsin. Sen Alper'lerle git. Size yakın bir yerden ev kiralayacaklar Alper'e. Evinizi gösterirsin onlara ve birlikte bakarsınız. " dedi babam bana yine söz hakkı bırakmayarak.
"Tamam." diyebildim sadece ve iştahım kaçtığı için yemeğime devam etmeden bavul hazırlama bahanesiyle odama geçtim.
Odama gelir gelmez katlayıp kenarı koyduğum kıyafetleri tekrar bavuluma yerleştirdim.
Zaten çok birşey çıkarmadığım için bavulum kısa sürede hazırdı.
Sinem'e mesaj atıp durumu bildirdim.
Alper'in geleceğini öğrenen Sinem çok sevindi ama hicbirseyden haberi yoktu.
Ne Alper'in bana açıldığını biliyordu. Ki bu durumu zaten kimseye söylememiştim.
Ne de Melisa'nın Alper'e aşık olduğunu.
Tek bildiği Alper'le benim kardeş gibi olduğumuzdu.
Aileminde bildiği gibi...
Yatağıma uzanıp olanları düşünmeye başladım. Olacaklar hakkında da fikir yürütmeye çalışıyordum.
Ama olanları bile çözemezken olacaklar tam anlamıyla bir çıkmaz gibi görünüyordu.
Neyse ki tüm bu çıkmazın içinde benim yollarımın çıktığı bir yer,bir kişi vardı:
LEVENT
Şimdi hiçbirşey düşünmeyip onun yanına döneceğim için mutlu olmalıydım.
Yarın dönüyordum ve beni artık Levent'li günler bekliyordu.
###
Ertesi güne sabahın köründe Sinem'in aramasıyla uyandım. Yola çıktığını haber vermek için aramıştı. Benden sonra da Melisa'yı arayıp haber verecekti.
Onu aramadan önce beni araması isabetli bir karar olmuştu.
Çünkü henüz Alper'den haberi olmayan Melisa'yı Alper'in İzmir'e geleceği konusunda bilgilendirmesini istemiyordum.
Sinem'i söylememesi gerektiğine dair sımsıkı tembihledim ama neden söylememesi gerektiğini anlamayan kuzenim yine bir yığın soruyla bunaltmıştı beni. Kurtulmanın yolunu gelince anlatma sözü vermekte buldum ve sözü alan Sinem sonunda kapatmıştı telefonu.
Gidince anlatacaktım artık yapacak birşey yoktu.
Telefonu kapatır kapatmaz yavaşça yataktan doğruldum ve üstüme yolda rahat edebileceğim tarzda salaş kıyafetler geçirdim.
Ardından kapıyı sessiz bir şekilde açarak odamdan çıktım. Bizimkiler daha kalkmamışlardı. Zaten saat oldukça erkendi ve Tugay abilerle de öğlene doğru çıkacaktık yola.
Mutfağa geçip mısır gevreği ve sütle apar topar kahvaltı yaptıktan sonra bulaşıkları makineye yerleştirip mutfaktan çıktım. Kahvaltı hazırlayasım yoktu bu sabah. Çünkü Alper'lerle yolculuk etme ve Alper'in bize yakın oturacağı fikri içimde bir sıkıntı oluşturuyordu.Bende o yüzden kahvaltıyla uğraşmaktansa temiz havanın iyi gelebileceği düşüncesiyle terasa çıkmaya karar verdim.
Minik adımlarla yavaş yavaş merdivenlerden çıkıp terasa geldim. Kapıyı açıp derin bir nefes aldım. Mis gibi temiz hava ciğerlerime doldu birden.
Sabahları şu temiz havanın rahatlatıcı etkisi inkar edilemezdi.
Bir süre içime çektiğim temiz hava eşliğinde minderlere uzanmış gökyüzünde ki bulutları kafamda şekillendiriyordum ki yan terastan bir takım sesler gelmeye başladı.
Bu saatte kim olabilirdi ki?
Alper, terasta mı uyumuştu acaba?
Duyduğum sesler bir süre sonra kesildi ve yerini ağlama sesleri aldı.
Seslerden anladığım kadarıyla ağlayan kişi bir kızdı.
Hümay mıydı acaba?
Sabah sabah Alper'lerde ne işi vardı ki?
Ayrıca neden ağlıyordu.
Beni ilgilendirmez biliyorum ama ne olduğunu içten içe merak ediyordum doğrusu.
Bir süre daha sesleri dinleyip olayı anlamaya çalıştım ama tek duyabildiğim ağlama sesleriydi. Gerçi daha sonra ağlama sesleri tekrar başta duyduğum tuhaf seslere dönüştü. Ne olduğunu anlamak için bir müddet sadece dinlemekle yetinsemde anlamlandıramayınca içimdeki merak doğrultusunda daha fazla dayanamayıp bakmaya karar verdim.
Minderlerden kalkıp sessizce yan tarafın duvarına doğru yaklaştım. Bir köşeye gizlenip kafamı yavaş yavaş dışarı çıkarttım ve Alper'lerin terasını izlemeye başladım.
O an karşılaştığım manzara beklediğim bir durum değildi.
Terasta öpüşen bir çift vardı.
Erkek olan Alper'den başkası değildi ama kızın da Hümay olmadığı kesindi.
Çünkü Hümay sarışındı ve gördüğüm kız kumraldı.
Peki Alper'le öpüşen bu kız kimdi ?
Arkasından gördüğüm kadarıyla tanıdığım birine benziyordu.
Ama bu düşünce bile zihnimde saçmalama Linda o değildir etkisi yaratıyordu.
Yani o olmamalıydı.
Zaten değildir.
Yok yok o değildir.
O mudur ki?
Diye iç sesimle tam bir çelişki halindeyken birden birbirlerinden ayrıldılar ve kızı görür görmez gözlerim fal taşı gibi açıldı.
Kahretsin ki tam olarak oydu.
Bir süre olduğum yerde kalakalsam da en sonunda dayanamayıp gizlendiğim yerden çıkarak öfkeyle bağırdım:
"MELİSA SEN BURADA NE BOK YİYORSUN!!! "
***
Arkadaşlar öncelikle herkese iyi bayramlaar ♥
Ve okul hayatınızda şimdiden başarılar ツ
Bölümü beğenmişsinizdir umarım. Biliyorum Levent'i özlediniz ama az kaldı Levent'li bölümlerde gelecek シ
Öpüyorum hepinizi CUMA günleri görüşmek üzere ↗ ♥ ↖