Arkadaşlar geciktirici için özürdilerim bu bölümü elimden geldiğince hızlı yazdım bir kaç gündür mortlim bozuktu ama yorumlar geldikçe hızla yazmaya başladım sizlerin yorumları beni mutlu ediyor benim hikayelerimde sizi mutlu etsin sizleri çok seviyorum...
Arkamdan gelen sesle kala kalmıştım.
"Siz çekile bilirsiniz"
Savaşın demesiyle popomu yerle buluşması bir oldu çığlığı basmamda iki oldu birisi arkamdan yaklaşıp.
"Kızım iyimisin savaş önlüyor burda. adamlar bu kızdan ne istiyor ve en önemlisi mertin suda ne işi var!"
Kadın son kelimesinden sesini yükseltmişti orta yaşlı kadın savaşa sinirle bakarken bende savaşa döndüm savaş kaşlarını dikmiş bana bakıyordu kafasını hafif yukarı kaldırıp ayakta olan orta yaşlı kadına.
"Ooooo pelvin sultan senmi geldin bende oğlum la yüzüyor dum."
Savaşın alaylı ve sinirli suratının arasında fark vardı adı pelvin olan kadın yanıma eğilip elini uzattı biraz şaşırsamda elini tutup yavaşça ayağa kalktım.
"Kızım sen merti al odasına çıkar gerekeni yap savaş sende üstünü değiştir salonda bekliyorum seni hemen ve derhal"
Ne kadar bu kadının dik başlılığı hoşuma gitsede savaşın sinirli bakışları beni kendime getirmeye yetti.
Hızla merti alıp odaya çıkardım üzerini değiştirip merte şurubu içirdim e nede olsa bebek sonuçta hasta olsa benona Kıyamazdım merti yatırdıktan sonra üzerimi değiştirip aşağıya indim yavaş ve ürkek adımlarla büyük oturma odasına girdim pelvin abla ve savaş bana dönünce başımı eğdim yüzümü kızarıdığı için girmeme leri için benim yöntemi diye bilirim yani herkez yapar her neyse pelin abla söze girip ayağa kalktı.
"Tuana demekki benim can torunuma
Sen bakıyorsun çok sevindim doğrusu"
Pelvin abla bana sarılıp.
"He bu arada ben savaşın annesi pelvin"
Gülümseyip.
"Memnun oldum efendim"
Bi anda kaşlarını çatıp.
"Aaa efendimi hanımı istemiyorum abla diye bilirsin teyze hariç yani o kadar da yaşlı deyilim her halde"
Gülüştükten sonra koltuklar kurulduk.
"Eee oğlum sibel kızım ne yapıyor çok özledim doğrusu"
Bi anda benim suratım asılı vermişti hemn kafamı eyip elimle oynamaya başladım.
"İyi anne o da seni sorup duruyordu bir kaç saat önce burdaydı yatın geliyor zaten."
"Bende yatmaya gidim çok yorgunum ee napalım bende yarın görürüm torunumu herkeze iyi geceler"
Gülümseyip Kafamı salladım pelvin abla odasına çıkınca hiç kimseden ses seda çıkmıyordu savaş büyük koltuğa yayılmış telefonuyla uğraşıyordu acaba o kızla mı konuşuyordu aman sanane tuana hızla ayağa kalkıp savaşın önünden geçicekkem kırılmış halıya takılmam bir oldu.bi anda savaşın kucağına ata biner gibi düşünce büyük bir inlemeyle koptu ağzımdan...
"Ahh...."
Savaşın kolları belime sarılınca telefonu yere düştü.savaş kaşlarını çatmış ama kollarını ahtapot misali bedenime sarmıştı etrafıma bakınınca sadece evin spot ışığıklarını açık olduğunu görünce bir değişik oldum.
"Ah çok özür dilerim"
Yüzümü buruşturup tam kalkacakken savaş kolumu sıkıp beni kendine daha çok çekti savaşla bir bütün oldum o dakika yüzüme öyle bir bakıyordu ki .
Savaşın elleri gevşeyip sırtımda dolaşıp okşamaya başlayınca tüylerim diken diken oldu.
Savaşın grimsi gozleri deniz mavisi gözlerime kara bulut olmuştu adeta bir elini belimde çekip yanağıma koyunca kalbim üç buçuk atmaya başladı göğüs kafesim iç geçirdi nefes dahi alamiyordum gözlerimi aniden kapatıp sıcak ve alımlı parmakların Teninde süzülmesine izin verdim.
Elini yavaşça çekince gözlerimi araladım savaşın yüzü daha çok yaklaşmıştı bu adam benle dalgamı geçiyordu savaş rotasını değiştirip kulağıma yol aldı bir dakka sonra sıcak nefesi ve konuşmaya başladı.
"Benden bir daha Özür dileme ve.."
Neden anlamıyorum neden özür dileyipce dilemek kızıyorduki.
"Ve.............."
Savaş sinirle bir daha Üfleyip.
"Benden uzak dur"
Bu laf çok ağrıma gitmişti gözlerim yanar dağından farksız olmuştu Aglamamak için zor tutan göz kapakları, lavlarını püskürtmemek için kendini zor tutan bir yanar dağ misali.
Hızla ayağa kalkıp yaman dan uzaklaştı arka arka yürüyüp yamanın gözlerine baktı kalp kırıklarıyla.
Güçsüz ve tikrek bir şekilde"peki"
diyip arkami dönüp hızla yürümeye ve merdivenlerden çıkarak kendimi yatağa attım ağlamaya başladım hıçkırıklarım odanin sesizliğine ve karanlığında yankılanıyordu gözlerimi kapatıp sadece bir şey düşündüm.
Hayatın benden ne kadar nefret ettiğini...
Sabah kalktığımda sıcak güneş yüzümü dün yaşananlar olmamış gibi okşuyordu yataktan doğrulup gözlerimi ovuşturarak enseme ye başladım ayaklarımı halsizce yataktan şarkıyı ayaklandım.
Banyoya girip duş almaya başladım. duş aldıktan sonra odaya geri dönüp üzerime beyaz yarasa tulum giyip parfüm sıktım.
Mertin odasına yönelip kapıyı açtım mertin olmadığını görünce telaşlanmadım nede olsa pelvin abla vardı he bide sibelin unutmayalım.
Merdivenlerden şarkı söyleye söyleye iniyordum.
Gecelerim aynı gündüzlerim aynı aslında.
Değişen hiç bir şey kalmamış hayatımda.
Merdivenlerden inip sürgülü kapıya yöneldim.
Delice severken hiç bitmesin derken bitti bak.
Bir bilen varmı söyle hangi aşk için Meyer delice ağlamak.
Kapıyı açıp dışarı bakmadan kapatıp yürümeye başladım.
Artık bendee alışıyorum kendi kendimle barışıyorummm...
Hep aynı aşklar, hep aynı yaşlar.
aynı yüzler,yalan telaşlar.
İnsan aşkla hep kaybedermi, hep ben mi suçluyum yoksa kader...."
"Günaydın canım seste Billur gibi"
Kafamı kaldırmamla savaş mert sibel ve pelvin abla büyük kahvaltı sofrasında oturmuş bana bakıyorlardı.
Ses pelvin abla dan geliyordu gülümseyip.
"Günaydın....sey merti ben yedirirdim siz niye zahmet ettiniz"
Yaman ve sibel yan yana oturmuş merti de ortasına almışlardı.
"Yoo zahmet olmaz canım mertcana bakmak bana büyük bir şeref"
Mert önüne koyulmuş zeytinler alıp ısırmaya çalışıyordu hemen savaşa dönüp baktığımda yüzüm kızardığını hissettim.
"Size afiyet olsun ben o zaman zehra teyze ye yardım edin."
Arkami döneceken.
"Olurmu tatlım sen bizimle yiceksin olamaz."
Asla o masaya oturmam oturamam içimden haykırış verdim neden sizce o adamdan uzak durmam lazımdı.
"Saolun efendim ben tokum."
"Eminmisin tatlım yoksa bu güzel ortamı başka bir yerde bulamazsın"
Gülümseyip arkami döndüm gururuma dokunmuştu'bu güzel ortamı başka bir yerde bulamazsın'
bir kez daha nefret etmiştim hayattan.
Tam sürgülü kapıyı itecekken arkadan bir ses geldi.
"Tuana sei son uyarışım bana bir daha efendim diye hitap etme tamammı böceğim"
Arkami dönüp hüzünle başımı salladım ve sürgülü açıp mutfağa yöneldim mutfağa girince iki genç kız ve zehra teyze bana bakıp gülümsedi.
"Günaydın" ki genç kız gülümseyip.
"Zehra teyze bağsettiğinden daha güzelmiş tuana."
"Aynen zehroş yaa bak kıskandım şimdi."
Yüzüm kızarmıştı iki tatlı genç kız iltifatları savurunca utammadım değil.
"Kızlar kızı utandırdınız eee ne bekliyorsunuz tanışsanıza."
Esmer Kız ayağa kalkıp.
"Ben alev" hemen yanima gelip sarılınca şaşırsamda bende karsilik verdim geri çekilip ce diğer kız gelip.
"Bende seren" diyerkine göre daha beyaz olan kız gelip sarılınca bend ekarsilik verdim ve zehra teyzenin bizi masaya cağırmasıyla masaya oturduk.
"Eee tuana yani sen şimdi mertin Annesi misim" dedi seren.
"Yani formalite şey yani o bana anne dediğine göre evet annesiyim..."
Kızlar birbirine bakıp kahkahalarla gülünce anlamsızca suratlarına baktım.
"Kızım bu ne telaş görende aģır Etlik soru sorduk zanneder."
Bi anda bende kendimi tutamayıp gülmeye başladım.
"Tamam tamam yeter masada yemek yerken konuşulmaz ayıp."
"Tamam zehroş kızma sustuk"
Zehra teyzenim bana verdiği çayı içip bir şeyler atıştırdıktan sonra kızar evi toplamak için evin odaların dağılın ca bende zehra teyze ellerine sahlıklarımı diledikten sonra bağceye merti almaya yönelicekken savaşla sibelin el ele eve yöneldik lerini gördüm savaş sibelin burun sıkıp duruyordu.
"Yaa aşkım yapma bak konuşma."
Sibel Savastan elini çekince koşmaya başladı Savsta arasından gülerken sibel arkasını dönüp koşarken dil çıkardı.
tam sürgülü kapıdan çıkıcakken sibel bana çarpınca sendeleyerek yere düştüm kafamı hafif yere çarpınca ağrıya inledim.
"Hiiiiiii tuana ben çok.... ben çok özür dilerim."
Sibel yanima eğilip.
"İyimisin canım " Savaş bakarak.
"Hep senin yüzünden savaş."
Sibel bana elini uzatınca savşın başımda kaşları yiline aynı şekilde görünce şaşırmadım deyil.
Sibelin elini tutmadan ayağa kalkıp yüzüne bakmadan.
"Önemli deyil ben iyiyim"
yanlarından yavaşça geçtim gözlerin bende olduğuna adım gibi emindim.
Hızla oyun alanında toplara oynaya merte yöneldim tam yan tarafında sezlongunda kahve içen pelvin abla kahvesini bırakıp ayallanarak yanima geldi.
"Canım iyimisin"
Gülümseyip Kafamı salladım.
"İyiyim sadece kaza siz keyfinize bakın."
Pelvin abla omzuma dokunun gulumsedi ve aynı yerine geçip kahvesinin yudumlamaya başladı.
"An.ne ge.l" Mert elerinini alkış yapıp etrafına gülücük saçıyordu mertin yanına yumulup oyun alanın dışından onu izlemeye başladım zehra teyze kahvesinin mikik sehpaya koyup.
"Tuanacım bir kaç gün savaşın işi var yurt dışına sibel le beraber gidicekler. ve bu durumda mertle biraz daha ilgilenmesi istiyorum.ona babam özlemi çektirme anladınmı canmım mertin üzülmesini hiç kimse istemez he bide bu gün savaşın bir yaş küçük olan kardeşi adanadan geliyor mertle dışarda zaman geçirmek istersen sizi gezdiri"
Adanamı ilginç savşın bir erkek kardeşi olduğundan hiç haberim yoktu.
"Siz hiç merak etmeyin ben merte anne baba abla abi herseyi olurum onun mutluluğu benim için çok ama çok çok önemli nen ona Kıyamam"
"Tuana sen çok temiz bir kızsın."
Gülümseyip merti kucağıma aldım bağceye gezinmeye başladım mertle beraber havuzun etrafında dönerken.
"Tuana..!!!!"
Bu bölümün sonuna gelmiş bulunmaktayız diyer bölümler biraz daha aksiyonlu geçiceğine emin olabilirsiniz ..