Hala Cameron'a bakmaya devam ediyordum. En sonunda sessizliğimi bozarak
"Cameron
Ses yoktu. Tekrar
"Cameron?"
Birden irkilmiş bi vaziyette.
"Lidyan?"
"Neyin var Cameron?"
"Bi an senin ağlamaklı sesini duyunca bi garip oldum."
"Hm."
Dedim ve gözlerimle yanıma gelmesini işaret ettim. Hızlı adımlarla yanıma tırmandı. Muhteşem kokuyordu. Şuan burda onu ısırsam kimse duymazdı. Ama yapamazdım.
"Neyin var anlatmak ister misin?"
"Benim bir arkadaş grubum vardı. Black Blood. O gruba benim yerime yeni bir üye alacaklarmış ve hem de bir insan!"
Deyip bir anda dondum. Aman Tanrı'm. Ben ne demiştim? Herşeyi berbat ettim. Gözlerimi kocaman açıp telaşlandığımı belli ettim. Oda bana bakarak
"İnsan?"
Dedi. Aman Tanrı'm? Napacaktım şimdi nasıl toparlayacaktım? Resmen rezil olmuştum.
Lidyan sana bişey söylemek istiyorum. Ama sana güvenebileceğimi bilmiyorum neyse siktir et. Bu konuşmayı yapmamış varsayalım. Olur mu?"
"Bana güvenebilirsin."
"Imm ben. Ben."
"Evet sen?"
"Ben vampirim."
"Ne?"
Aman Tanrım. Oda mı vampirdi?. İnanamıyorum. Oha oha. Bu nasıl bir vampirdi? Lanet olasıca cameron.
"Benimle konuşmak istemezesen anlarım ama sana zarar vermeyeceğimi bilmen gerekiyor. Sana karşı tarifsiz bir duygu var içimde."
"Sana birşey söylemek istiyorum. Bu dediğine pek şaşırmadım. Çünkü.."
"Çünkü..?
"Bende vampirim. Hemde Looknes vampiri. En asil en sapkın vampirlerden. Bir avı gözümüze kestirdiğimizde elimizden kaçması imkansızdan da öte bir şey."
"Vov. Şaka yapıyor olmalısın."
"Hayır. Şaka değil. Vampir olduğumu 2 sene önce Harmes'ten öğrendim. Zihnimi okuyamayınca bana bi takım kontrolleri öğretti."
"İnanamıyorum. Sonunda kendim gubi birini buldum. Aman Tanrım. Lidyan harikasın."
"Teşekkür ettim ve sana bir soru sormak istiyorum. Nasıl bi vampir bu kadar mükemmel kokabilir?"
"Bunu bir iltifat olarak kabul ediyorum. Bu kadar güzel koktuğumu herkes söyler. Sınıfın en yakışıklısı olmak zor tabii."
Dedi ve bir kahkaha attı.
"Hainlik yapma hahahah."
Dedim ve bana baktı.
"Bize gelmek ister misin? Film izleriz hem benim odamı da görürsün hemde ailemle tanışırsın."
dedi. Saate baktım. Sabahın 12'siydi. Geç olmadığı için gidebilirdim. Hem nolucak ki?
"Tabi. Ama önce bize gidip üstümü değiştirip anneme haber verelim ki telaşlanmasın."
"Tabi. Tabi olur. Hadi o zaman."
"Tamam."
Dedim ve onun ağaçtan inmesini bekledim. Beni kucağına alarak yere indirdi. O sırada onun mükemmel kokusunu içime çektim.
"Sarılmak ister misin?
Dedi. Sanırım kokusunu içime çektiğimi anlamıştı.
"Hadi ama iyi gelir."
"Tamam."
Dedim. Ve sıkıca sarıldım. Oda benim boynuma sarıldı. Ellerini saçlarımda gezdirdi. Bende daha sıkıca belini kavradım.
"Gidelim mi?"
"Tamam."
Dedim. Bırakmak istemedim. Ama mecburdum. Yavaşça elimden tuttu ve patika yolda ilerlerken yürümeme yardımcı oldu. Sonunda ana yola çıkmıştık. Navigasyonu açtı. Ve Lidyan Ares'in evi. Dedi. Navigasyon anında gösterdi.
//\\//\\//\\//\\
~Yarım Saat Sonra~
Telefonumun titremesiyle irkildim. Bi an telefona bakmak istemedim ama yinede baktım. Mesaj Lordi'dendi.
"Lidyan. Biliyorum bize kızgınsın ama yapıcak bişey yok. Kanada'da olman gerekiyorken oraya gitmeyi tercih eden sendin. Bu yüzden grup olarak sana sevgilerimizi iletiyor ve gruptan çıkarılacağını belirtmek istiyoruz. Dizzy sensiz çok üzgün. Bu yüzden kendine iyi bak."
Lanet herifler.