SaKuRa

By acemicin

13.1K 1.1K 568

Duygular hafife alınmayacak en büyük şeydir, peki değişen ve değişmeyen duygular? Hikayemin baş karakterleri... More

KARAKTERLER
DUYURU!!
1. Bölüm
2. Bölüm
3. Bölüm
4. Bölüm
5. Bölüm
6. Bölüm
7. Bölüm
8. Bölüm
9. Bölüm
10. Bölüm
11. Bölüm
12. Bölüm
13. Bölüm
14. Bölüm
15. Bölüm
16. Bölüm
17. Bölüm
18. Bölüm
19. Bölüm
20. Bölüm
21. Bölüm
22. Bölüm
23. Bölüm
24. Bölüm
25. Bölüm
26. Bölüm
27. Bölüm
28. Bölüm
29. Bölüm
31. Bölüm
32. Bölüm - FİNAL
DUYURU!

30. Bölüm

171 16 14
By acemicin

Mükemmel geçen yılbaşının ardından Sakura, sabırsızlıkla ertesi günü beklemişti.

Sabah erkenden kalkıp Luna ile buluşacağı yere gitti. Bugün bu konuşmayı yapmaları gerekiyordu, ertesi gün herkes memleketine gidecekti.

Saat sabahın dokuzuydu, Luna'nın şimdiye kadar gelmesi gerekiyordu ama hala gelmemişti. Sakura endişelenmeye başlamıştı.

Luna akşam çok mutlu görünsede, gözlerinde anlam veremediği bir endişe vardı. Sakura ne kadar sormak istese de soramamıştı.

Aradan bir saat geçmesine rağmen hala gelen giden olmamıştı. Daha fazla beklemek istemeyen Sakura ayağa kalktı, ümitsiz bir şekilde arkasına döndü.

Arkasına döndüğünde kıyafeti uşakların kıyafetine benzeyen, beyaz saçlı biri duruyordu. Adam yavaşça Sakura'ya yaklaştı.

"Sakura Mikan siz olmalısınız?"

"Evet, benim. Buyrun?"

Adam elindeki zarfı Sakura'ya uzattı. "Bu ne?"

"Bunu size vermem için küçük hanım Luna gönderdi."

"Ne! Luna mı? Peki o nerede?"

"Şu an size bunu söyleyemem, küçük hanım öyle emretti."

"Anladım."

"Lütfen hemen okuyun. İyi günler."

"Teşekkür ederim."

Sakura adamın gitmesiyle banka geri oturdu. Zarfı açıp okumaya başladı.

"Sevgili Sakura,

Öncelikle bugünkü görüşmemize gelemediğim için çok özür dilerim. Saatlerce orada benim için beklediğin için teşekkür ederim.

Acalem olduğu için biraz kısa geçecem her şeyi, umarım beni anlarsın!

Ben, daha altı yaşındaydım. Sınıfta en zengin ve en çalışkan kişi bendim. İlk başlarda sınıftaki herkesle iyi anlaşıyordum ama zamanla hepsi bende uzaklaşmaya hatta görmemezlikten gelmeye başlamıştı.

Her seferinde cesaretimi toplayıp onlara neden böyle yaptıklarını sorsam da kimse tek kelime etmiyor sadece bana iğrenerek bakıyorlardı.

İlkokulda ilk yılım acımasız sözlerle, ufak zorbalıklar geçmişti. O yaz aileme okula gitmemek için çok direndim ama okulumuz bölgenin en iyisi ve zengin aileleri barındıran tek yer olduğu için, beni başka okula almayı kabul etmiyorlardı.

İçimde biriktirdiğim korkuyla zar zor gelmiştim okulun ilk gününe. Sınıf arkadaşlarım hemen etrafımda toplanıp, okulu terk etmem için tehtidlere başlamışlardı.

O an elimden hiçbir şey gelmediği için ellerimle kulaklarımı tıkayıp, ağlamaya başladım. Kimsenin tek bir kelimesini bile duymak istemiyordum.

Bir an herkeste bir sessizlik oldu. Kapalı olan gözlerimi açtığımda, o gözleri gördüm. Karşımızda bize umusamazca bakan Natsume'yi.

Natsume'nin arkasından öğretmenimiz de gelince herkes yerine geçti. Bende öğretmenim yüzümü görmesin diye mendile silip yerime geçtim.

Natsume sınıfta benim yanıma oturuyordu. Kimseyle konuşmuyor, sadece derslerde cevap verirken konuşuyordu. Birkaç kere Natsume'yi kendi gruplarına katmaya çalışsalar da başarısız olmuşlardı. Kızlar ise onunla konuşmak için can atıyordu ama dönüpte birkez bile onlara bakmıyordu.

Bazı kızlar beni tuvalette yine yakalamış, gitmem için ısrar ediyorlardı. O sırada kızlar tuvaletinin kapısı hızla açıldı, hepimiz şaşkınlıkla kapıda duran Natsume'ye baktık.

Natsume elimi tutup hızla kendine çekti ve koşarak oradan uzaklaştık. Okulun bahçesine geldiğimizde nefes nefese kalmıştık. Ben ona bakmaya devam ettim. Derin bir nefes alıp, ona teşekkür ettim.

"Önemli değil" derken bile yüzünde gülümseme namına bir şey yoktu.

O gün Natsume'den öğrendim ki; sınıfın kızları benim erkekler arasındaki yakınlığımdan nefret ettikleri için bana iftira atıp, tüm sınıfı bana düşman etmişler. Natsume'ye de aynı şeyleri anlatmalarına rağmen, o hiçbirine inanmamış.

O günden sonra her günümü Natsume ile geçirdim. O ne kadar bana gülümsemese de.

Artık onsuz olmak, onunla olmaktan daha zor geliyordu.

Ailelerimizinde iş ortağı olduğunu öğrenince daha da yakınlaştık. Natsume bile artık daha fazla konuşur olmuştu benimle. Ama benim bilmediğim birçok şey vardı onun hakkında ve bunları asla öğrenemeyecektim.

Belki sen az çok biliyorsundur!

Ortaokula başladığımızda aileme Natsume ile nişanlanacağımızı söyledim ama ailem daha erken dedi. Anca lise sonda olurmuş!

Bende koşarak Natsume'nin yanına gittim, dört sene daha bekleyeceğim demek için. Ama Natsume evde yoktu.

Annesinin dediğine göre babasıyla kavga etmiş ve şimdiki okula yazılıp, evden kaçmış.

Bunu duyduğumda hiç anlamadığım bir karanlığın içine düşmüştüm. Ona o kadar hislerimden bahsederken, o bana haber bile etmeden çekip gitmişti. Kırılmıştım.

Üç yıl hiç görüşmedim onunla, dördüncü yıl babam ansızım yanına gelip, bu akşam Natsume ile nişanın var dedi. Her şey çok ani olmuştu. Sevinsem mi üzülsem mi bilmiyordum. Hemen kalkıp hazırlandım, her şeye rağmen tekrar Natsume'yi görebilecektim.

Natsume'yi gördüğüm de, o ilk gördüğüm küçük çoçuğun öfkeli ve nefret dolu ifadesi vardı onda. Korktum! Onun değişmesinden korktum.

Ailelerimiz ne bana ne de Natsume söz bile söyletmeden nişanlamışlardı. Bu süre zarfında Natsume bana bir kere bile bakmamıştı. Gözleri büyük bir boşlukta kaybolurcasına bir noktaya kilitlenmişti.

Nişandan sonra annem benimle konuştu.

Natsume'nin sevgilisi olduğunu ve ne yapıp edip ondan ayırmam gerektiğini söyledi.

Onu delicesine sevdiğimi ve bu sevgi için her şeyi yapacağımı biliyorlardı. Sırf senden ayırmak için beni kullanıyorlardı ve bende tam onların istediğini yapmak için buraya gelmiştim.

Ama buraya geldiğimde ve seni tanıdığımda gözlerimin önündeki siyah bulutlar dağılmaya başladı. Natsume'yi yanımda tutmak için yaptığım yalanlarla dolu davranışlarımdan bile utanmaya başlamıştım.

Gözümü açan en önemli şey ise ikinizin arasındaki o sıcaklık. O sana her zaman hiç tanımadığım Natsume gibi bakıyordu. Ve hiç görmediğim bir sıcaklıkta sana gülümsüyordu.

Onu gerçek benliğine kavuşturan sendin. Onu mutlu ediyordun. Hayallerini süslüyordun. Ben ise sadece çocukluk arkadaşıydım.

Yani sen kazandın Sakura.

Ben artık sizi ayıramam buna gücüm yetmez.

Ama onu üzersen karşında ilk beni görürsün. Onun her daim gülümsemesini sağlamalısın.

Ve lütfen ailesine kaybetme!

...

Sakura, bugün Amerika'ya gidiyorum. Üniversiteyi orada okuyacak mışım! Daha bunu akşam öğrendim! Ne kadar tuhaf değil mi ailem.

Ama en kötüsü Natsume'de benimle gidiyor. İkimizin yakınlaşması için beraber okuyacakmışız.

Uçak oniki de kalkacak. Ailemiz gelmesin diye çok ısrar ettim. Yani sadece ikimiz olacağız.

Bu da sana özel special'ım olsun.

Koş Sakura...

Eminim ona söylemek istediklerin vardır."

Sakura, son satırları okurken akan gözyaşlarını hızla sildi. Mektubu zarfa katıp çantasına koydu. Saat on buçuktu. Uçağın kalkmasına bir buçuk saat vardı, zamanında yetişebilirdi ama hızlı olmalıydı.

Koşarak yurdun kapısına çıktı ve ilk duran otobüse binip yola koyuldu.

Natsume'yi tekrar kaybetmek üzereydi. Neden tek kelime bir şey söylememişti. Bu kadar zor muydu?

Amerika!

Neden bu kadar uzağa gidiyordu ki?

Neden ailesi bunu yapıyordu?

Sakura aklındaki binbir soruyla bir saat süren yolculuk bitmişti. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu ama şuan ağlayamazdı. İlk önce onu görmeliydi. Ona dokunmalı ve sımsıkı sarılmalıydı.

Havalimanına girdiğinde etrafına bakarak koşturmaya başladı. Natsume'nin bineceği uçağın giriş yerine geldiğinde, ikisinin sırada olduklarını gördü. Tün gücüyle bağırdı "NATSUME!"

Luna ve Natsume sesin geldiği tarafa döndüler. Etraftaki herkes Sakura'ya bakıyordu. Luna,onu görünce gülümsedi ve şaşkınlık içinde kalan Natsume'nin sırtına vurdu "git"

"Ne?"

"Seni bekliyor. Onunla gitmeden birkaç şey konuşm istemez misin?"

"Luna! Ama?"

"Çocukluk arkadaşımı artık mutlu görmek istiyorum. Seni uçakta bekliyorum." Luna göz kırpıp diğer tarafta gözden kayboldu.

"Teşekkür ederim Luna." Natsume, Sakura'nın yanına gitti. İkisi bir süre hiç konuşmadan birbirlerine baktılar. Sakura daha fazla dayanamamıştı, sert bir şekilde gözyaşlarını silerken Natsume ellerini tuttu. Sakura'ya doğru yavaşça eğilip gözyaşlarına sıcak bir buse kondurdu.

Sakura'yı hızla kendine çekip, onu sımsıkı sardı. Birbirine kenetlenmiş bu iki insanı gören herkes gülümsüyordu. Sadece tek bir kişi uzakta ağlıyordu.

"Özür dilerim Sakura! Ben... Ben böyle olsun istemezdim. Ama... Ailem... Sen... Elimden bir şey gelmedi."

"Her şeyi biliyorum. Luna hepsini anlattı."

"Ne? Gerçek mi?"

Sakura afifçe başını salladı.

"Şu an her konuda elim kolum bağlı ve şimdi senden uzakta bir başka ülkede yaşamak zorundayım. Belki bunu senden istemem çok insafsızca olacak ama... Beni bekler misin Sakura? Ben sana dönenen kadar beni bekler misin? Bu dönüş belki dört yıl belki de on yıl sonra olur. Sen yinede bekler misin?"

"Ben seni bir ömür beklerim Natsume. Çünkü senin olmadığın bir hayat, bir ömür sürsede anlam vermez bana. Seni beklerim hele ki sonunda sana kavuşmak varsa."

Natsume tekrar Sakura'yı sıkıca sardı.

Uçağın kalkış anonsu ile ikiside rüyadan uyanmış, uykuya aç çocuklar gibi birbirlerine baktılar.

Natsume eğilip dudağına hiç bitmesini istemediği sevgisi kondurdu. Daha sonra Sakura ile vedalaşıp görünürden kayboldu.

Natsume gidince Sakura tüm gözyaşlarını serbest bırakmıştı. Etraftaki insanlar onu oturdu yerden kaldırıp bir banka oturttular. Bu bekleyiş Sakura'nın canını çok yakacaktı ama bekleyecekti, gerekirse ölene kadar.

Uçak kalkarken Luna bir şeye daha tanık olmuştu, Natsume'nin gözyaşlarına...

**********************

Sevgili Sakura okuyucularım,

Sizi seviyorum haberiniz ola :-)

Bu anime hastası kız bu sene ne yazık ki memurluk sınavlarına hazırlanacak.

Bu yüzden hikaye yazmam zor değil imkansız olacak :-(

Tabi Sakura'yı yarım bırakmayacağım ama final düşündüğümden erken gelecek :-(

Belki iki belki de üç bölüm sonra final yazısını göreceksiniz.

Kusura bakmayın lütfen :-(

Şunuda söylemek isterim ki yeni bir animeye başladım daha doğrusu hikayeye :-) inşallah seneye yazın o hikayemle sizlerle olacağım, umarım onuda beğenenler olur :-)

Bu kadar konuşma yeter :-) :-)

İyi okumalar :-)

Continue Reading

You'll Also Like

1.3M 76.6K 37
Arkadaşına yardım etmek isterken yanlış numaraya mesaj atan Alara. Arda: Ben Arda değilim. Siz: Ne? Arda: Öyle işte Arda değilim. Siz: Kimsin lan o z...
5.3M 215K 50
Uzaktan seviyorum seni kokunu alamadan, boynuna sarılamadan yüzüne dokunamadan sadece seviyorum öyle uzaktan seviyorum seni elini tutmadan yüreği...
307K 18.2K 54
"Ece..." dedi sesi ilk defa bu kadar kısık ve boğuk çıkarken. Testi bana doğru salladı. "Bu ne demek? Hamile misin?" Cevap veremedim, sadece daha şid...
429K 18.7K 37
Arkadaşınız yerine okulun sahibine mesaj attığınızı bir düşünün...
Wattpad App - Unlock exclusive features