Karanlık Sevdam(Düzenlenecek)

By Sonsozcukler

31.3K 3K 792

Dur.... Yavaş ol kalbim ,durul biraz! Çırpınışların ,yakarışların bir faydası yok ,bu virane ömrüme... Çıplak... More

O çoçuk
Huzursuzluk
Şirzat Dalkıran
Ona dokunmayacaksın!
Umut
Sen mi?
Dostluk
Rüzgâr
Bu adam kim?
Beni tanı toprak
Bu olmadı küçük kız
Şirzat'ın karanlığı
Kurtlara meze yaptığımız
Bu kokuyu içimde taşımak istiyorum
Ruh ve beden
Kirpi
Yürek sızlıyor dost...
Ateş ve buz
Seviyorum
Sesizlik sonrası fırtınası
Benim kızım
Siyah ve beyaz
Gölge ve tuana
Kayıp
Bitti şirzat...
Bu adamı öldürecem
Aman Allah'ım
Gölgenin dönüşü
Benim Değilsin
Karanlık kuyum
Sen gittin ya ben bittim...
Bu olamaz
Benim hikayem
Kurtuluş aradım ama yok oldum
Kurt kapanı
Acı dollu feryatlar
Balık oltaya geldi
Karanlık sevdam
Küçüğüm....
Siyahın Yürekği...
Gök/ yüzümdeydi artık
Arsız kızım
ALINTI
Ölüm..
Kor ateş~
Yüreğime dalgalandır soluğunu
Ay ışığım¤¤
~Yüreğimin Sığınma Evi~
Yar yarası..
Siyah kuğu ve Kara melek
Karım
Can'evi
(Yeni doğduğun gün)
Sonsuzluk
(Sevda)
Teşekkür. ..
Özlem....
Tenimdeki Fısıltı...
Lâv
Gölge'li pusular
Final part 1(Kadın)
Final part2(Bebek)

Yağmurun harmanı....

456 41 35
By Sonsozcukler

Merhaba sevgili okuyucularım. Biliyorum baya bir ara verdim biliyorum ama ciddi anlamda problemler bir yana hiç vaktim olmuyordu. Bu gecikmeden dolayı hepinizden özür diliyorum. Umarım bekletiğime değen bir bölüm olmuştur.
Keyifli okumalar:))
Multimedia şirzat

Diğer bölümden kısa bir alıntı unutanlar için öpüldünüz:)))

Günler bir birini kovalıyordu ve gece her uyandığında şirzata saydırıyor olup olmadık laflar ediyordu. Şirzat en son çareyi onu iki gün boyunca uyutmakta buldu. Yoksa bu gidişle iyileşemiyecekti. Bu asi haleri onu oldukça keyiflendiriyordu. Tabi olmadık zamanlarda sivri dilinden dökülen laflar onu delirtiyordu.

Ha onu uyutuyorlar diye sustu sanmayın. Uykusunda bile saydırır halle gelmişti.

"Manda,uyuz ,allahın hödüğü ,domuz.." ve bu böyle devam ediyordu. Şirzat yüzündeki gülümsemeyi silmeden oturduğu yatakta ona doğru eğildi,

"O dilini koparacam arsız kızım ve bu çok zevkli olacak!"kullak memesinin tam arkasına dudaklarını sertçe bastırdı. Dudaklarının altındaki tenin titremesi ruhunu okşuyordu. Çünkü oda biliyordu ki o kalp ve beden sonsuza kadar onun için atıp ,titreyecekti. Tabi önce bu cadıyı sakinleştirmek için uğraşmalıydı..

Simay sürekli uyutulmaktan bitap düşecekti artık. Her gözünü açışında ve domuzu gördüğü saniyede cinleri tepesine çıkıyor ve diline hakim olamıyordu. Ama artık uyumakta istemiyordu. Çünkü henüz gidişini sindiremediği bir dostu vardı ve hayatının bu radeden sonra nasıl ilerleyeceğini kestiremiyordu.Her yeni başlangıçlara umut beslediğinde daha ağır yıkıntılarla karşı karşıya geliyordu. Bunun daha fazlasının olmasını istemiyordu. Gerçi daha fazlası ne olabilirdi onu bile bilmiyordu . Gözleri usulca odayı arşınladığında sanki göreceği son noktayı bulmuş gibi durdu. Şirzat koltukta her zaman ki rahatlığıyla kurulmuş uyuyordu. Sanki babasının malıydıda o kadar rahattı. Onu ne kadar kovsada dilindeki kelimeleri ok gibi ona fırlatmaya çalıştıysa bir faydası olmamıştı. Şirzat onu ciddiye almamış ,hata üstüne alay eder ve nispet edercesine burnunun dibinden ayrılmamıştı. Ona ne olduğunu bir türlü anlıyamıyordu. Aniden bu dönüşünün nedenini bilmiyordu. Başına taş düştü desem ,taşa zarar gelirde bu kütüğe fayda etmezdi. Başına meteor çakılsa o şirzatı yakmak yerine şirzat onu çoktan aleve verir binbir parçaya ayırırdı. Dünyada bozulmamıştı. Eee o zaman bu adama ne olmuştu. Bunun cevabı bir tek ondaydı ve ondan almakta biraz sıkardı...ama alacaktım.

Sabah black gelmiş ve bugün taburcu olacağını söylemişti. Tabi içiri girene kadar şirzatın etmediği şey kalmamıştı. Bir yumruğu eksikti oda sargılarımı kontrol etmeye çalıştığında tamamlanmıştı. Neymiş efendim ona aitmişim ve o bana dokunmuş. O parmaklarını kesmiş olması gerekiyormuş ve saire vesaire. En son cırladığımda iki adamda kaçarak odadan çıkmıştı. Şirzat bu gıcık etmeden gitmez değil mi aynen öylede yapmıştı. Tam çıkacaken sadece kafasını kapıdan sokmuş 'ben şimdi onun o parmaklarını koparmaya gidiyorum ,sonra sıra senin o dilinde!"diye tıslayıp kapıyı kırarcasına çarpıp çıkmıştı. Bu adamın benden ne istediğini hâlâ anlamış değilim.Zaten sonra çıldırmanın eşiğine geldiğim için yapılan bir sakinleştiriciyle yine uyumuştum.

Hayat öyle yada böyle geçip gidiyordu. Tek fark kimisi zorluklara atlatırken,bazıları huzurla geçirebiliyordu. Benim hayatım hiç bir zaman kolay ve rahat bir yaşam sunmamıştı bana. Hatırladığım ilkim bir hastane ve ardından rüzgar dı. Sonrasında ise kabuslar ve yetimhanedeki acılı günlerimdi. Her şeye rağmen umutla atmıştım adımlarımı yarınlara. Şirzatla tanışmak ise ap ayrı bir yaşamdı ve belkide geçmişim ve geleceğim boyunca alacağım en büyük darbelerin başını o alıyordu. Ama bu gün söylenen deyim yerindeydi.'Öldürmeyen acı güçlendirirmiş'. Bende ölmediğime göre güçlenmem gerekiyordu.

Kapı tıklandığında uzun süresir dalmış olduğum düşüncelerden sıyrılıp

"Gel!"sesim güçsüz çıkıyordu ve bunun tek sorumlusu şuan o koltukta duran öküzdü. Ona bağırabilmek için nerdeyse boğazımı yırtıyordum. Hayan herif bir türlü laftan anlamıyordu.

Odaya ağır ağır giren adamla kaşlarım istemsizce havalanmıştı. Nedeni gayet açıktı aslında ;bunların burda ne işleri vardı. Yatağın yanındaki sandalyeyi bana doğru çevirip oturdu. Sert yüz hatlarından bugün eser yoktu . Önce bakışları bir süre şirzatın üstünde dolandı. Bana döndüğünde gözlerinin barındırdığı şefkat kırıntılarını görebiliyordum.

"Nasılsın kızım?"sesindeki tını iç acıtıcıydı. Neden bu denli üzgün ve sanki parçalanmış gibi durduğunu anlayamıyordum. Zaten bu aralar neyi anlıyabiliyordum ki sanki. Her kes gibi oda bir tuhaftı işte. Kucağında birleştirdiği elerini sıkıyor ve tedirginlikle yerinde kıpırdanıyordu.

"İyiyim teşekkürler."sesim yumaşak çıkıyordu. Pusat başıyla onayladı. Ne diyeceğini nasıl davranacağını bilemiyordu. Yüzüne bakmak istiyor ,fakat bakacak bir yüzü olmadığı için kafasını kaldıramıyordu. Aslında bunlardan çok ,onu asıl tedirgenleştiren koltukta gözleri kapalı olmasına rağmen, uyanık olduğunu bildiği adamdı.

Şirzata her her şeyi anlatmıştı. Tek tek kelime kelime ve karşılığınıda almıştı. Alması gereken bu kadar değil di ama ,canını alsa belki bu kadar içi acımazdı. Dostunun emanetlerini kaybetmişti,hemde sonsuza kadar. İnsanın hayatı iki cümleyle bitermiydi? Bu kişi şirzatsa biterdi ve benimde bitmişti. "Geceye her şeyi sen anlatacaksın ,benim ona olan sevgim dışında ve varlığını tamamen sileceksin hiç var olmamış gibi!"işte bu sözler benim sonumdu. Canımı alsa bu kadar acı çekmezdim. Yanlız onlarla var olan hayatım ,yine onlarla son bulmuştu. En çokta koyan neydi biliyormusun?Bana verilen emanete sahip çıkamamak . Canım bedende dururken onları koruyamamak.

"Siz iyimisiniz?"simay karşısındaki adamın ger dakika kireçe dönen yüzünü ve anlında biriken terleri görünce tedirginleşmişti. Ne oluyordu bu adama. Dakikalardır kafası önüne dönük tek kelime etmeden öylece duruyordu.

Pusat duyduğu sesle kafasını kaldırdı ve ona endişeyle bakan bir çift okyanusla karşılaştı. Gözleri dolarken küçük kızın babasından aldığı gözlere dalarcasına baktı ,baktı,baktı ve serin bir nefes çekti bi tap düşen ciğerlerine.

"Kızım..benim sana anlatmam gereken bir şey var. "Simay bu anı bekliyordu işte. Bunların halinden ve burda olmalarından zaten sonradan gelecek bir darbe için kuşanmıştı. Fakat etkinin ne denli büyük olduğunu kestiremiyordu.

"Bende birinin artık gelip konuşmasını bekliyordum. Yoksa bu yontulmamış kalasın burda ve etrafımda dolanmasına bir anlam veremiyordum."yontulmamış kalas derken bakışları bir an şirzata kaymıştı uyanık mı diye ama sonra bu düşünceye yüzünü buruşturdu. Adamın her hali insanı ürkütüyordu. Pusat ise simayın önce şirzata bakıp laf sokmasına ardından korkarcasına bir bakış atmasına gülümsemeden edememişti. Gecenin şirzat'a aşık olduğunu biliyordu. Bunu bakışlarından bille fark edebilirdiniz. Işığını kaybetmiş göz bebekleri ona çarptığında bir yıldız gibi ışıl ışıl parlıyordu. Tek sorun şirzatında onu sevdiğini bilmemesiydi. Bunun da tek sorumlusu kendisi ve sorumsuzluğuydu.

"Evet sizi dinliyorum?"tek kaşını kaldırıp sorgularcasına pusatın gözlerine odaklandı ve gelecek bombayı bekledi.

"Şimdi kızım...sen çok küçüktün o zamanlar hatırlamıyorsun biliyorum. Yani yeni öğrendik .."pusat nerden başlıyacağını bilemiyordu. Simay ise adamın dediklerinden hiç bir şey anlayamamıştı. Yastığını biraz yükseltip yatağında oturur pozisyona geldi ve kollarını göğüs altında birleştirdi. Pusat sıkıntıyla bir nefes versi.

"Bak gece sana anlatacaklarımı lafımı bölmeden dinle . Bundan yıllar önce iki dost vardı. Beraber büyümüş ,çalışmış ,yemiş evlenmiş iki sıkı dost vardı. Ateş ve demir. İlkin küçük bir dükanla başlamışlardı çalışmaya. Sonra git gide büyüdüler ve bunda en büyük etkende asla aşılamayan dostluklarıydı. Her kes onlara imrenerek bakardı.Demirin bir kızı olmuştu,dünya güzeli bir kız. Annesinin kopyasıydı nerdeyse...senna!"pusat simayın tepkisini ölçmek için ona bakmıştı . Simay ise put kesilmiş gibi onu dinliyordu. Duyduğu isimle derin ve titrek bir nefes aldı. Devam etmesi için başını salamakla yetindi."Sonra aradan 4yıl geçince ateşinde bir oğlu oldu. Onca yıl beklenen çocuk gelmişti . Bu sadece ateşi değil demirinde arkadaşın ,özleminin bitiminin sevinci ve gururu yaşıyordu. Öyle bir oğuldu ki ,o anda bille ilerde nasıl biri olacağı anlaşılırdı.Oda tıpkı babası gibi bir ateş parçasıydı." Bunu söylerkende halla gözleri kapalı duran şirzata bakmıştı. Simay kime baktığını anladığında kaşları çatıldı. Bu adam kimin öyküsünü anlatıyordu böyle."O çoçuklar büyüdükçe ateş ve demirde büyüyordu. Tabi yanlarında düşmanlarıda kol geziyordu. Aradan üç yıl geçti bu defa demirin bir kızı daha oldu. O gün demirin sevinci dilere destandı. İkinci bir çocuğu daha olmuştu nasıl sevinmesin. Okyanus mavisi gözler,kuzgini siyahlıkta saçlar ve bunlara tezat pamuk gibi beyaz bir tene sahipti.Öyle ki İnsan dokunmaya kıyamazdı. Bu kızda babasının kopyasıydı tek fark tenini annesinden almıştı. "Simay duyduklarıyla saçlarına ve hastane elbisesinin açıkta bıraktığı tene yan gözle baktı.

"Bu..bu..!"pusat elini kaldırıp onu susturdu.

"Lafımı kesme. Aradan yıllar geçti ve çocuklar büyümüştü. Senna 13,şirzat 9 ve gecede 6 yaşındaydı. Ateş ve demir aldıkları işlerde son hız devam ederken sürekli karşılarına bir şirket çokıyor ama bu onları yıldırmıyor dahada hırslandırıyordu. Son katıldıkları ihalede yine o şirket karşılarına çıkmıştı..ökmen holding."simay şok olmuş bir şekilde pusata bakıyordu.

"Rüz..rüzgar mı?"dili bir birine dolanıyordu.Pusat başıyla onayladı.

"Evet rüzgârın babasının holdingiydi. Yani sancar puştunun ve aynı zamanda seni kaçıran adamın."pusat bir süre bekledi . Simayın bunu sindirmesi için.

"İ-iyi-de b-benden ne is-tedi?"nasıl konuşacağını unutmuş gibiydi. Zorlukla yutkundu. Boğazındaki düğümler çığ gibi büyüyordu.

"Bekle kızım orayada gelecez. Ateş ve demir aldıkları ihaleyi kutlamak için her zaman ki mekanlarını ayarlamışlardı. Şirzat ve senna okuldaydılar o zaman ve sende annenin yanındaydın. Sancar babanı tehdit etmiş ihaleden çekilmesi için fakat,babanlar ona papuç bırakmamışlar ve kalan işlerini bitirmek için yoğunlaşmışlar. "Derin bir nefes aldı. Çünkü zor kısım şimdi başlıyordu. Alnında biriken terleri avcunun içiyle temizledi. Şirzatın onu seyretiğinden habersiz devam etti."Sancar yenilginin verdiği hırsla saldırıya geçmişti. Ateş ve demir ise dostuyla omuz omuza vererek eglenecekleri mekana geçmişler. Eğlenceleri sadece içmek ve eskileri yadedercesine eski sofralarda çalınan türkülerden ibaretti. Karı kızla ilgileri olmazdı. Çünkü ikiside sevginin ne denli kıymetli ve el üstünde tutulacağının bilince olan adamlardı. Yiğitliklerinin ,mertliklerinin yanında sadaketleride bir çok kadının hayran bakışlarına maruz kalıyordu iki can dostunun. İlerleyen saatlerde iki adam çarkı keyife varırken demirin aldığı resimle dünya başına yıkılmıştı adeta. Küçük kızının parçalanmış bedeni ve üstünden akan kanlar bedeni kor alev gibi yakmıştı."pusat o anları hatırlayınca gözleri alev alev yanar olmuştu."iki adamda neşeyle girdikleri mekandan gümbür gümbür ayrılmıştı. Gözleri ve bedenleri öyle bir ateşle yanıyordu ki o vakitler ne yaptıklarının bilincide bile değilerdi. Sancarın atığı adrese sorgusuz sualsiz daldıklarında içine girecekleri ablukadan bi haberdiler. Böyle bir durumda zaten kimde mantık kalırdı ki. Ateşinde demirden hiç bir farkı yoktu. Onunda evladı sayılırdı. Hata sayılır değil öyleydi. İki dostunda ilk göz ağırlarıydı senna. En büyük yürek sevinçleriydi. Depoyu kurşun yağmuruna tutarak dalmışlardı. Öyle ki tüm namlular o gecenin ateşiydi. Seslerin son bulması demirin yere yığılmasıyla son bulmuştu. Tuzağa düşürülmüştü. Ateş dostunun yığılmasıyla oda dizlerinin üstüne düşmüştü. Dostunu sıkı sıkı sarıp göğsüne bastırdı. Ama geç kalmıştı . Dostundan geriye sadece iki kelime kalmıştı.

"Canına emanet!"demirin son nefesi ateşin nedesini kesmişti. Acı çığlığı o gece bütün şehri inletmişti. Canının yarısı kardeşi gitmişti. Ona sadece ailesini bırakmıştı. Zangır zangır titreyen yüreğiyle arkadaşını kucağına aldı ve arabasına bindirdi. Düşmüştü. Onları düşürmüşlerdi. Öyle bir kavruluyordu ki bedeni acısını hiç bir şeyle kıyaslayamıyordu. O anakadar unutuğu bir şey vardı...demirin ailesi. Arabasını çalıştırdığı gibi demirin evine sürmüştü. Kendi ailesini nerdeyse unutmuştu. İyiler mi değiler mi?yaşayıp yaşamadıkları aklına dahi gelmemişti. Eve vardıkları anda arabadan çıktı ve nefesiz kalana kadar eve koştu. Kapıyı açmasıyla evin patlaması bir olmuştu. Geriye yanan alevden ve cansız bedenlerden başka bir şey kalmamıştı. "Pusat yaşlı gözlerini simaya çevirdiğinde,ellini ağzına bastırmış ve gözlerinden sessiz yaşlarını akıtıyordu. Onun her zamanlası zehir gibi içime işliyordu.

"B-ben na-nasıl!"tutamadığı hıçkırıkları boğazını zorluyordu. Kopan biriyle ardı arkası kesilememişti.Bu nasıl bir vahşetir. Vicdan bunun neresinde. Onca masum insan ve o denli kıymetli bir dostluk sırf para uğruna yakılmış ,yıktırılmıştı.

Şuan kabusu olan o kara bulutlar ve haykırışlar zihninde bir anlam kazanıyordu. Fakat halla geçmişi hatırlıyor değildi. Ne annesini nede babasını ve ablasını. O gecenin karanlığını hatırlıyordu , gerisi koca bir boşluktan ibaretti. Ne bir anı nede hatıra. Sadece o gecenin karanlığı ,haykırışlar ve rüzgâr vardı. Peki bu adamın anlatığı aile ona aitse ,rüzgarın anlatıkları kimdi. Rüzgâra güveni sonsuzdu. Yanlız ne vardı ki. Bu adamın anlatığı son anlar kabusuydu ve bunu rüzgar haricinde bilende yoktu.

"Bu na-nasıl olur! Rüzgâr benim ailemi göstermişti. "Pusat kafasını olumsuz saladı

"Hayır kızım senin ailen onlar değil yalan söylemiş!"buna inanmamı beklemiyorlardı değil mi? Yüzümde alaycı bir gülümsemeyle

"Yok ya siz mi doğruyu söylüyorsunuz? Sizce ben sizin dediklerinize mi inanırım ,yoksa yıllarca yanımda dura-"

"O şerefsizden bahsetme!!"arkadan gelen kükremeyle yerimden sıçradım. Korkuyla atığım çığlık kalbimin gümbürtüsünü geçemiyordu. Hangi ara uyanmıştı bu manyak. Ona dönmeye korkuyordum ama konuşmaya başlayınca ona dönmek zorunda kaldım.Dilinden dökülen zehir gibi sözcükler insanın kanını donduruyordu.

"O it oğlu it seni saklamamış olsaydı,bugün bu durumda olmazdın. Aklınca seni babasından saklamaya çalışmış. Sen o zaman düşmüşmüsün kafanımı çarpmışsın artık ne olmuşsa hafızanı anlık kaybetmişsin.Tabi onada fırsat düştü. Sana sahte bir aileyi gösterip bu sayade hiç hatırlamamanı sağladı. Aileni bilmesine rağmen gizledi ve yetimhaneye girmene neden oldu. Eğer yaşadığını bilseydik bugün yanımızda olurdun anladın mı lan! Onca itin elinde durmazdın!. Yetimhanede kalmazdın.!Saçının teline dokundurtmazdım! Anladın mı lan beni dokundurtmazdım!!"şirzat o anları düşündükçe aklını kaybedecek gibi oluyordu. Şuan rüzgârı öldürmek istiyordu. Etini lime lime edip köpeklere yem etmek istiyordu.

"A-ama..rüz-"simay yine lafını tamamlayamamıştı. Gerçi bu durumda ne diyeceğinide bilmiyordu.

"Hala rüzgâr diyor !ama diyor!. Rabim sen sabır ver.Lan kağan seni tanımamış olsaydı ve ordan almasaydı ne olurdu hiç düşündün mü!! O puşt bizi tanımasına rağmen gizledi seni ! Sancar zügürtü seni kaçırmamış olsaydı belki hala seni ölü bilecektik! Sen şimdi kalkmış bana onu mu savunuyorsun!! Öldürürüm lan seni!! O adamın ismini bir daha o aklından bille geçirsen , bu defa ben seni öldürürüm!!Duydun mu beni gece!!!" Bu kaçıncı sıçrayışım bilmiyorum ama artık korkudan resmen yatağı sıkmaktan parçalayacaktım. Gözünden fışkıran alevler ve dilinden dökülen zemheri sözcükler bedenimi kavuruyordu.Odanın kapısı gümbürtüsüyle şirzatın fırtınasının yenin estiğini anlamış oldum. Her ne yaparsam yapayım hep sonuç aynı oluyor. Şirzat esip gürlüyor ve beni acı dolu bir yürekle bırakıp gidiyordu. Rüzgâr bana bunu yapmış olabilirmiydi? Böyle bir vicdana sahip değildi ki o. O bana asla zarar verecek ,beni kıracak tek kelimeden dahi sakınırdı.

Yataktan usulca kaltım. Dolapta duran kıyafetlerimi aldığımda

"Kızım şirzata kırılma . Senin acın ne kadar büyükse ,onunda yürek yangını büyük."pusat babanın acı dolu sesi kullaklarımda yankılandığında ,onu yok sayarak

"Çıkarmısın üstümü giyinmem lazım."kısık çıkan sesime rağmen beni duyduğuna emindim. Yerinden kalktı , bana yaklaşıp bir ellinin avcunu yanağıma yarleştirdi.

" Ona sırtını dönme kızım . Zamanı geldiğinde ne kadar acı çektiğini anlıyacaksın."onu sadece dinlemekle yetindim. Çünkü ne olursa olsun şirzatın bir kalbi olduğuna inanmazdım. Bırak yüreğinde bir yangın olduğunu ,çarpan bir kalbin olmadığını söyleseler daha inandırıcı gelirdi. Pusat odadan çıkınca kıyafetlerimi giyindim. Sabah black bırakmıştı. Onada bir teşekkür borçluydum. Vanslarıda ayağıma geçirdikten sonra odadan çıktım. Tam yönümü blackin odasına çevirecektim ki

"Simay gidelim."poyrazın sesiyle sadece onu oynamakla yetindim. Kollunu omzuma atığında itiraz etmedim. Çünkü şuan sığınacak bir kucağa ihtiyacım vardı.

İkimizde sessizce yolculuk ediyorduk. Bizim yerimize sessini yankılayan bir yağmur vardı zaten.

"Beni evime bırakırmısın?"başka bir yere gitmek istemiyordum. Poyrazda sessizliğini koruyarak sadece onaylamakla yetindi. Evime vardığımızda arabadan inecekken

"Ufaklık.!"dediğinde

"E-efendim."boğazımda düğümlenen yumrulardan dolayı sesim çatalı çıkıyordu. Ama bu elimde olan bir şey değildi.

"İlk defa onun göz yaşını, feryadını, gördüm. Tek damla dahi olsa.. o bile bu yağmurun feryadı onun yanında bir hiçti."şirzatan bahsetiğini biliyordum ama neden ağladığını anlayamamıştım. Ki buda pek inansırıcı gelmiyordu. Poyraza bakışlarımı çevirdiğimde ,onun bakışları ise yağmur altında cılız yanan sokak lambasındaydı.

"Ne için dökmüştü o göz yaşını?"bu sorarken alay edercesine sormuştum. Karşılığı ise bana dönen çatık kaşlar olmuştu.

"Onun cevabı bende değil ufaklık. Sahibinde!"bu kelimeyi vurguluyarak söylemişti ama şu an vermek istediği anlamı algılayamayacak kadar kafam doluydu.

"Peki."lafımı bitirdiğimde arabadan hızla indim ve çantamdan anahtarımı alup kapıyı açtım. İçeri girfiğim an arabanun motor sesi tüm sokakta yankılanmıştı. Karanlık koridoru geçtiğimde ellimi duvarda sürtürek ışığı bulmaya çalıştım. Düğmelere bastığım an ,yanan ışıklarla karanlığa alışan gözlerimi kıstım. Koridorda ilerlerken çantamı ve anahtarlarımı dolaba bırakıp ilerledim. Burayı ne umutlarla ,hayallerle donatmıştık. Şimdi ise yıkık dökük bir bedenle giriyordum.

Odama geçip üstümü değiştirerek yatağıma uzandım. Saat henüz erkendi ama düşüncelerimden kaçmanın tek yollu buydu. Bir süre daha direndikten sonra uykuya dalmatı başarmıştım.

Gök gümbürtüsüyle uyuduğum yataktan sıçrayarak uyanmıştım. Gerçi uydumda sayılmaz. Çünkü pusatın anlatıkları bir bir kabus olarak rüyalarıma girmişti. Şimşeklerin yeniden çakmasıyla, nefesim sıklaşmaya başlamıştı. Yatağımdan kalkıp salona geçtiğimde açık olan teras kapısını görünce içimi bir korku dalgası kapladı. Sessiz adımlarla önce mutfağa gitim ve çekmecelerin birinden aldığım bıçakla terasa doğru ilerledim.Oraya yaklaştığımda etrafta kimsenin olmadığını farkettim. Tam arkamı dönecekken kopan bir gürlemeyle ve sesle kim olduğuna bakmadan bıçağı sapladım. Gözlerim yuvalarından fırlayacak gibiydi.

Bir sıkıca tutuğum bıçağa bakıyordum ,birde yere yağmurla karışıp akan kana.Birde kanın havayla karışan ,yağmurla harmanlanmışlığına...

Continue Reading

You'll Also Like

11.8K 249 46
"Saçlarının okşanması iyi geliyorsa neden her seferinde kendini çekiyorsun?" dedim sitemle. Doruk, buruk bir şekilde gülümsedi. "Eğer sürekli saçları...
50.3K 2.5K 19
Alkım Alaçin Vataneri kendi hâlinde(şüpheli) yaşayan bir kıdemli üsteğmendi. Bir gün hem rütbe alarak yüzbaşı olmuş hem de kendi timinden ayrılıp baş...
230K 10.4K 35
Birbirine mecbur bırakılan iki yabancı. Biri inatçı, diğeri tahammül sınırlarını zorlayacak kadar dik başlı. Ve ikisini de aynı ateşe sürükleyen tek...
952K 64.7K 39
25.09.2021 başlangıç tarihi.. Keyifli okumalar dilerim❤️ Aslı 🎵
Wattpad App - Unlock exclusive features