Meraba arkadaşlar yine ben :D. Bu bölümde telafi edicem dedim ve kesinlikle edicem. İnşallah bölümü beğenirsiniz ve yorumlarınızı istiyorum.
Her neyse. Sizi seviyorum. İyi okumalar..
■■■
Çocukların yanına vardığımda hepsi bana döndü. Selen'in seçtiği çocuk bana 'hayırdır' bakışlarıyla bakarken diğeri beni baştan aşağıya süzüyodu.
"Tanışıyo muyuz?" Diyen meteora baktım. Gerçekten çocuk tatlılıktan ölebilirdi. Kaslar. Kaslaar.
Benim ona bakıp daldığımı görünce kaşlarını çatıp hafifçe gülümsedi ve ayağa kalktı.
Oha gamze.
Sanırım eriyorum.
Kendime gelip derin bi nefes aldım. "Tanışmıyoruz. Tanışıcaz fakat bu pek iyi bi tanışma olmicak gibi." Dediğimde önümdeki meteor yani Selen'in gösterdiği bana elini uzattı.
"Peki. Ben Bora. Sende?" Elini sıktım ve gülümsedim. Hah! Bende de gamze var tmm mı?!
"Bende Mira." Çocuğun elini bıraktım ve dudağımı ısırdım. "Şimdiden özür dilerim Bora." Diyip parmaklarımın ucuna çıktım ve Bora'nın dudaklarına bi buse kondurup geri çekildim. Çocuk şoktayken arkasında bundan daha fazla kaslı ve daha sert görünen çocuk piççe sırıttı. Onunda gideri var hani. Hemde baya.
Parmağımla bizimkileri gösterip omuz silktim. "Oyun. Özür dilerim." Bora şoktan çıkıp gülmeye başladı. "Sorun değil." Bende gülüp omzuna hafifçe vurdum. "Sorun etmediğin için sağol. Neyse ben gidiyim. Hoşçakalın." Diyip arkamı döndüm ve bizimkilerin yanına ilerledim derken arkamdan Bora'nın sesi duyuldu.
"Dursana. Mira'ydı dimi. Numaranı versene. Belki arkadaş olabiliriz." Dediğinde gülümseyip numaramı verdim. Arkada bundan daha yakışıklı , daha sert ve daha kaslı olan duygusuzca bakıyodu. Yüzünde hiç bi ifade yoktu. Aslında ilgi çekiciydi. Gözlerimi ondan çekip son kez Bora'ya gülümsedim ve bizimkilerin yanına döndüm.
Yerime geri oturduğumda Selen kızarıyodu. Pelin iç çekti.
"Valla gül gibi çocuğuda kaptın Mira." Dediğinde güldüm ve şişeyi çevirdim. Gerçekten iyilerdi. Bora arkadaş olunurda , arkada sert görünen daha fazla ilgimi çekmişti.
Şişe Zeynep ile Mert arasında durduğunda ikiside kızardı. Birbirlerinden hoşlandıklarını nerdeyse herkes biliyodu fakat onlar hep birbirlerinden utanıyolardı.
Sonunda Mert "Doğruluk mu Cesaret mi? " diye sorabildiğinde Zeynep boğazını nazikçe temizledi. "Doğruluk."
Gülerek onları seyrederken gözüm Bora'lara gitti. Bora bana bakarken sert olan nehiri izleyip sigarasını yaktı. Bora'nın gülümsemesine karşı gülümsedim ve oyuna geri döndüm.
Mert "Birinden hoşlanıyo musun?" Sorduğunda hepimiz 'he birbirinizden hoşlandığınızı anlamıyoruz çünkü biz gerizekalıyız.' Diye mırıldandık. Zeynep çekinerek "Evet" diyebildi.
¤¤¤¤¤¤¤
Oyun bittiğinde herkes esneyerek ordan kalktı ve armutlara geri döndük. Ateşin başında öyle otururken esnedim ve yanımdaki Emre'nin yanına gidip kucağına yan oturdum. Başımı göğsüne yaslayıp ellerimi beline doladığımda tekrar esnedim. Oda beni kavrayıp saçlarımı okşamaya başladı. Gözlerimi yumduğumda arkamızdan bi cıyaklama ve arkasındanda cam kırılma sesleri geldiğinde ikimizde irkildik. Emre'nin kucağından kalktığımda oda kalkıp önümde durdu.
Ya tam uyudum uyicam hemen olay olur dimi. Niye ya niye? Dur ben söliyim. Çünkü bok var.
Arkamızda sarışın gözleri kan çanağı gibi olan bi kız elindeki şişeleri kırıp deli gibi kahkaha ve çığlık atıyodu. Yan tarafıma baktığımda Bora'lar ayaklanıp kızın yanına ilerliyolardı. Bora bizim hizzamızda durmuşken sert olan kızın yanına gitti.
"Buket! İlaçlarını yine mi almadın sen? Yürü gidiyoruz." Diye kükredi sert olan. Kız daha fazla kahkaha attı. "Niye Ekin bey? Çünkü ben deliyim dimi? Ben manyağım. Aşık olamam çünkü ben."
Demek sert çocuğun ismi Ekin.
Ekin derin bi nefes aldı ve Buket denen kızın kolundan sertçe tutup çekiştirerek götürdü. "Buket eve gidip ilaçlarını alıp uyuyosun." Buket zar zor onun kolundan kurtulduğunda bizim tarafa dönüp süzdü.
Bora'nın yanına gittim. Gergin görünüyodu. "Bora? Noluyo?" Bana bakıp sırtımı sıvazladı. "Yok bişey. Her zaman ki Buket işte. Merak etme. Sadece psikolojik sorunları var ve Ekin'e aşık. Gerisini anlatmak kardeşimin özeline girer. Bi ara sorarsın ona. Anlatırsa anlatır." Başımla onaylayıp yanağını öptüm. Mira napıyon sen? Ne bu yakınlık lan! Bora bana gülümsediğinde bende güldüm. Ekin'lere bakmaya devam ettik.
Buket Bora'da gözünü gezdirmeyi durdurduğunda bana baktı. Yanıma gülerek yaklaştı. Önümde durduğunda ona umursamazca bakıyodum. Ne? Gerçekten umursamıyodum.
Kahkaha attı. Manyak lan bu. Tek kaşımı kaldırıp ona tuhaf tuhaf baktığımda bana bakarak konuştu. "Hayırdır Ekin. Buda yeni sürtüğün mü?" Göz devirip kollarımı kavuşturdum ve ona ciddiyetimi bozmadan bakmaya devam ettim. Ekin yanımıza geldiğinde ona baktım. Göz göze geldiğimizde sesini çıkarmıyodu. Buket bana "Ne bakıyosun cevap versene!" Diye bağırdığında göz devirdim. "Ne istiyon?" Buket yine kahkaha attı. "Korkma seni yemicem sürtük." Dediğinde son kez derin bi nefes alıp verdim. Buket'in gözlerine kitlenip kötü kötü baktım.
"Bulaşıcak yer arıyosun anladık rahat ol. Kendini bu kadar kasma rahat dur bi. Bağırınca korktuğumu düşünüyosan yanılıyosun. Şimdi benden 2 adım daha uzaklaş ve ordan bağır. Dibimde cıyaklayıp duruyosun. Yeter be. Bizimki de kafa yani. Hadi kızım ya gece gece belanı arama. He şunuda unutmadan. Bidaha bana sürtük dersen o dilini koparır götüne sokarım senin. Yada dur. Alışık olduğun yöntemden gidelim. Bidaha benim yanımda o ağzından 'sürtük' lafı çıkarsa hayatında görmediğin dildoyla o 'sürtük' diyen ağzını sikerim. Şimdi git bak bakıyım ormanın içine ben ordamıyım."
Ya gece gece zaten uykum var. Delirtiyolar adamı. Esneyip arkamı döndüm ve kendi çadırıma doğru yürüdüm. Ateşin hizzasında ve ateşe hafiften yakınken Buket arkamdan koşup bağırındı. "Kaçmasana korkak!" Onu takmayarak ilerlediğimde omzuma dokundu. Aniden arkamı dönüp kolunu büktüm. Sırtında kolunu sabitlerken elimi saçlarına doladım ve beline dizimi geçirip ateşin dibinde denilcek mesafede diz çöktürdüm. Başını saçlarından çekerek ateşe iyice yakınlaştırdım ve kükredim.
"Bidaha bana dokunursan seni ateşli ateşli sikerim beyinsiz fahişe!"
Arkamdan Bora'nın "Mira bırak ilacını almamış ne dediğini bilmiyo" dediğini duyduğumda Ekin'e baktım. Başıyla hafiften onayladığında saçından yana doğru attım ve ayağa kalkıp ellerimi silkeledim. Kimseye bakmadan çadırıma yönelip fermuarını açtım. İçeri girip fermuarı geri kapattım ve güzelce yattım.
Uyuyamıyorum. Uyku denen şeyin icad edilmediği bir devirdeyim heralde. Abi gözlerim kapanıyor ama uyku yok. Uyuyamıyoomm.
Ben böyle kendimle kavga ederken fermuar açıldı. "Mira uyudun mu?" Bu Emre'nin sesiydi. "Uyudum." Gülerek yanıma geldi ve oda uzandı.
"Uyurken konuşan bir Mira. Ne harika. Her neyse. Sana şunu söylemeliyim. Şu çocuklarla tanıştık. İyi çocuklar. Ve yakıcağın kızıda taksiye bindirip götürdüler. Rahat ol yani. Şimdi de herkes çadırlarına geçti. O çocuklarda bu gece ormanda kalıcaklarmış."
Ona dönüp gülümsedim ve göğsüne kafamı koydum. "Ve bende seni yastık olarak rehin alıyorum." Gülüp yattı ve saçlarımla oynamaya başladı. Çok şükür ki Emre'nin kalp atışları ve nefesi uykumu getiriyodu. Gözlerimi yumdum ve uyumaya çalıştım.
¤¤¤¤¤¤¤
Sabah uyandığımda Emre yanımda yoktu. Umursamayıp oturur hale geldim ve esnedim. Yanıma getirdiğim ıslak mendil ve aynayla yüzümü silip eyeliner sürdüm. Evet iyidi. Emre'nin getirdiği siyah göbeği açık bırakan tişörtle siyah yırtık kot şortu giydim. Güzel olmuştu. Saçlarımıda serbest bırakıp elimle düzelttim.
Eylülde olduğumuz için akşamları serin ama sabahları hava sıcak oluyodu.
Çadırdan çıktığımda sadece bizimkileri gördüm. Yani ' Pelin , Aras ve Melisa.'
Beni gördüklerinde hepsi 'Günaydın' diye mırıldandı. Bende "Günaaydın sıpalar" diye mırıldanıp yanlarına oturdum. Etrafı süzüp Emre'yi aradım. Melisa'ya döndüm.
"Emre nerde?" Melisa elindeki telefonu kilitleyip cebine koydu. "Emre şu yeni çocuklarla kahvaltılık bişeyler almaya gitti. Bi gece daha burda kalıcakmışız. Zaten okula az kaldı. Güzel vakit geçirelim diyolar."
Başımla onaylayıp beklemeye başladım. Bi on beş dakika sonra arabadan indiler. Emre'ye koşup elindeki poşetlerin ikisini aldım. Emre gülüp "ah bak kardeşinede kıyamaz" dediğinde ona göz devirip sahte bi gülümseme gönderdim. "Bu sana kıyamamak değil , karnımın çok aç olması. Daha fazla tay tay tay yapsaydın sen buraya gelene kadar ben açlıktan ölürdüm."
Bora kahkaha atarken Emre'de gülüyodu. Ekin mi? Ekin yine sahteden sırıtıyodu.
Elimdekilerle kızların yanına geldiğimde açıp bişeyler hazırladık. Hepsine dalmak istiyodum çünkü gerçekten acıkmıştım.
¤¤¤¤¤¤¤
Karnımın doyduğuna kanaat getirdiğimde ellerimi silip ayağa kalktım. Pelin'de bitirdiğinde voleybol topunu alıp fileye geçtik. Biz öyle beraber oynarken Emre Ekin Aras ve Bora'da yanımıza gelince fileyi bırakıp daire olmayı tercih ettik. Melisa oynamayıp kahvaltıyı toplamayı tercih etti.
Erkekler voleybolu bırakıp futbol oynamak istediklerinde bende yanlarına gittim. "Evet gençler bende oynuyorum. Kimle kim oluyo?"
Ekin ile Bora bana şaşırmışça bakarken Aras'la Emre sırıtıyodu. Ekin atlayıp "Tamam Bora'yla ben , sizde üçünüz. Zaten Mira'yı fasulyeden sayarsak eşit oluyo." Hepimiz başımızla onayladık. Bizim için iyidi ve bunu Emre'yle Aras'ta çok iyi biliyodu.
Ekin piççe sırıtıp ayağıyla topu bana yuvarladı. "Bayanlar önden." Topu sol ayağımla durdurup Ekin'e sahteden güldüm. "Ayy. Aramızda piç bi centilmen var" dediğimde daha çok sırıttı. Kesinlikle laf sokmam psikopatça hoşuna gidiyodu.
Ayağımla durduğum topun üstünden kendime çekip ayağımı dibine sokup kaldırdım. 6 kere sektirip onların kalesinin yakınına diktim. Hepsinin arasından kolayca geçtiğimde top daha yeni düşüyodu ama tabi kalede Ekin bekliyodu. Top düştüğünde sekmesini önlemek için ayağımla durdurdum. Ekin'i şaşırtmak için topu iki ayağıma atıp duruyodum. En sonunda topu ayağımın altında durdurdum. Çünkü Ekin kalede öylece durursa gol atmam zorlaşıyodu.
Ekin'i gaza getirmek için ibnece sırıttım. "Ekinciğim kalede öyle sap gibi durcak mısın? Yoksa bi kızdan çalım yemekten mi korkuyosun?"
Ekin piççe sırıtıp ayağımdaki topa saldırdı. Topu ayağımla çevremde döndürdüm. Kaleyi boş gördüğümde topa sert ama yerden vurucaktım ki ayağımın boşa gitmesiyle önümden topun alındığını gördüm. Arkama baktığımda Ekin ayağında topla bana bakıp piççe sırıtıyodu. Ona kötü bakışlarımı yollayıp dil çıkardığımda göz kırptı ve önüne döndü.
Emre topu Ekin'den çalıp kaleye yaklaşıyodu. Ekin'de hayvan gibi kaleye tabi. Kaleye yaklaşıp elimi kaldırdım. Emre bana başarılı bi pas attığında Ekin'i şaşırtmam gerektiğini biliyodum çünkü asla yemezdi. Top bana yerden ama hızlı geldiğinde topun üstünde kaleye yan bi şekilde hafiften zıpladım. Kaleye sağ ayağım yakınken ve öndeyken topa arkadan sol ayağımla hızlıca geçirdim. Top sola gittiğinde Ekin sağa çoktan kurtarmak için kaymıştı.
Gol olduğunu gördüğümde çığlık attım. Ekin'e piççe sırıttım. "Yaa Ekin bey. Böyle ters köşeye yatırırlar işte." Ekin başıyla onaylayıp sırıttı. "Helal olsun ne diyim."
Bende başımla onayladığımda arkamdaki bana koşan Emre'yi gördüm. Sırtına atladığımda turlamaya başladı. Bende gülmekle karışık bağırınıyodum. "Gol beee. Goooll!"
Oyuna devam ederken Ekin'den gol yedim. Pis pis sırıttı tabi. Sonra Bora attı. Sonra bizden Emre attı. Son dakikadada Aras'ın attığını gördüğümde sırtına atladım. "Helal olsun lan sana! Kimin kardeşi heyt be!"
Maç bittiğinde 3-2 yenmiştik. Onlarla dalga geçip güldüğümüzde geri armutlara oturduk. Ciddi yorulmuştuk.
¤¤¤¤¤¤¤
Hava baya kararmıştı. Hepimiz sıkılırken bağdaş kurdum. Bora aklına bişey gelmiş gibi çadırına gitti. Elinde siyah bi gitarla döndüğünde göz devirdim.
"Ah , bide 'Akdeniz Akşamları' nı çalıp söyliyelim. Klişe üstüne klişe yaşarız."
Bora gitarı Ekin'e verdiğinde şaşırdım. Bu gitardamı çalıyo. Bişeyde yapma arkadaşım. Ekin Bora'ya yüzünü ekşitip "kalsın kanka. Mira haklı. Ciddi çalamicam şimdi" dediğinde diğer herkes ısrar edince oda eline aldı gitarı. Karşımda Bora'yla Ekin otururken sağımda Emre , solumda Pelin vardı.
Pelin atlayıp "Mira'nın seside çok güzel. Şarkı bulun oda söylesin" dediğinde Bora bana gözleri parlayarak bakıyodu. Ekin yine ifadesizdi. İç çektim. "İyi. Şarkı seçin söyliyelim."
Hep beraber 'Castle In The Snow feat Kadebostany' i seçtiğimizde derin bi nefes aldım. Ekin bana bakıyodu. Ben başladığımda o giricekti. Derin bi nefes daha alıp gözlerimi yumdum. Söylemeye başladım.
¤¤¤¤¤¤¤
Şarkıyı bitirdiğimizde gülüyoduk. Arada herkes katılsada çoğunu Bora ve Ekin ile söyledim. Sesleri güzeldi. Herkes alkışlayıp ıslık çaldığında Ekin gitarı bıraktı. Bende armutta arkama yaslandım. Huzur denilen şey bu olsa gerek.
■■■
Bittiğğğ :Ddd. Sanırım telafi etmeyi başardım. Diğer bölümde geliyo. İnşallah beğenmişsinizdir. Seviliyonus.♡♡♢♢