Yuşa ve İbrahim çağırıldıkları davete tam zamanında gelip boş buldukları bir kokteyl masasına geçmişlerdi. Ortam nezih ve hoştu. Yuşa ve İbrahim sanılanın aksine yakın arkadaşlar değillerdi, birbirine delicesine aşık sevgililerdi. Katıldıkları bu ve daha nice davetlerde açık vermemeye çalışıyorlardı, pek başarılı oldukları söylenemezdi ama yine de deniyorlardı.
İbrahim yanında duran sevgilisi ile birlikte ortama odaklanmıştı. Tavandan sarkan o ışıltılı kocaman avize dikkatini çekiyordu. Avizeye odaklanmışken birden yanındaki Yuşa onu kolundan dürtüklemiş, ardından şu sözleri söylemişti:
"Arkadaşlarım çağırıyor onların masasında takılacağım biraz."
"Ne, hangi arkadaşların?"
"Bak hemen şu masadakiler."
"Peki, bekliyorum."
Demiş ve gülümseyerek sonlandırmıştı konuşmayı İbrahim. Bunun üzerine Yuşa'dan bir gülümseme almış, ardından güzel oğlanın gidişini izlemişti. Odağı yalnızca arkadaşlarıyla gülerek konuşup bir şeyler içen Yuşa'daydı.
Sanırım odağı Yuşa olan kişi sadece o değildi. Tanımadığı, uzun saçlı, sarışın herifin teki Yuşa'ya, yani kendi sevgilisine, aç gözlerle bakıyordu. Absürt olanı ise o masanın "arkadaş" masası olmasıydı. İbrahim bunun üzerine düşünürken sinirlenmiş, garsonun tekinden rastgele bir içecek almış ve hiç beklemeden fondiplemişti.
Zaten alkole zayıf olan bünyesi bu hamleyle hafif titremiş, sonrasında kolayca kendine gelmişti İbrahim. Gözleri hâlâ sevgilisine bakarken birden kadrajına o herif dâhil olmuştu. Yuşa'ya yaklaşmış, bir şeyler söylüyordu. Zaten sinirli olan İbrahim, bu görüntüyle daha da sinirlenmiş ve çok gecikmeden ikinci fondibini yapmıştı.
Başı dönüyor, alık alık Yuşa ve yanındakine bakıyordu. Aklı yerindeydi; kıskanmıştı, hem de fazlasıyla. Davetin bir saatini devirmişlerdi. Neyse ki sadece iki saatlik bir davetti. Biraz daha sabretmeyi denedi.
Yaklaşık yarım saatin sonunda sabrı tamamen tükenmişti. Çocuk, durmadan Yuşa'ya yaklaşıyor, en ufak fırsatta ona temas ediyordu. Bu manzaraya daha fazla dayanamadı. Derin bir nefes alıp kararlı adımlarla yanlarına yürüdü.
Yanlarına vardığı anda kolunu hiç tereddüt etmeden sevgilisinin omzuna doladı. Yuşa, beklenmedik bu temasla hafifçe irkildi; başını çevirip sevgilisini gördüğünde ise yüzüne sıcak bir gülümseme yerleşti.
İbrahim de sevgilisine gülümsemiş, ardından herkesle selamlaştıktan sonra sohbet kaldığı yerden devam etmişti. Yarım saatin sonunda nihayet davet sona ermişti. İbrahim, kolunu sevgilisinin omzundan bir an olsun çekmemişti. Davet salonundan da bu şekilde ayrılıp arabalarına binmişlerdi.
Yuşa, sevgilisine fırsat vermeden doğrudan sürücü koltuğuna geçmişti. Bahane olarak da, "Sen sarhoşsun, ben kullanırım." demişti. Çok uzun sürmeyen yolculuğun sonunda İbrahim'in evine varmışlardı. Gerçi onlar için "senin evin" ya da "benim evim" diye bir kavram yoktu; yalnızca "evimiz" vardı. Arabadan inip güvenliğe selam verdikten sonra doğruca on ikinci kattaki dairelerine çıkmışlardı.
Zaten yorgun olan Yuşa, sevgilisine bir öpücük verip ardından doğruca uyumayı planlıyordu. Önce sevgilisine yaklaştı ve dudağına hafif bir öpücük kondurmak üzereyken İbrahim bir adım geri çekildi ve boş bakışlarla Yuşa'ya baktı. Sıcak dudaklar daha birbirine değmeden ayrılmıştı.
Yuşa, birkaç saniye sorgularcasına İbrahim'in yüzüne baktı. Ardından ağzından, hayal kırıklığı ve şaşkınlıkla harmanlanmış "Ne, neden?" soruları döküldü.
Yuşa, içeri girdiklerinde zaten o gergin havayı hissetmişti fakat ılımlı yaklaşmayı seçmişti. Madem İbrahim bunu istememişti, öyle olsun, diye düşündü. Gördüğü boş bakışları umursamadan evden çıktı.
İbrahim, biraz sonra ne yaptığının farkına varınca koşarak evden çıktı ve Yuşa'nın peşinden gitti. Sitenin dışına çıkmak üzere olan Yuşa'yı kolundan yakalayıp sert ve hızlı bir hareketle kendine çekti. Ardından ona sarılıp başını Yuşa'nın boynuna yasladı. Ancak Yuşa'dan hiçbir karşılık alamadı. Biliyordu, Yuşa haklıydı ve paşa paşa peşinden koşup kendini affettirecekti.
Özürlerini sıralayıp duruyordu ancak Yuşa onu umursamıyordu. En sonunda başını kaldırıp Yuşa'ya baktı. Tekrar ağzını açıp bir şey söyleyecekti ki Yuşa, onun konuşmasına izin vermeden, "Evimize gidelim, güvenlik bakıyor." dedi.
İbrahim de gözlerini güvenliğe çevirdi ve tamam anlamında başını salladı.
Birlikte tekrar eve girmişlerdi ancak Yuşa'nın o umursamaz tavrı artık yerini sinire bırakmıştı.
"Beni istemediğini açıkça belli ettin ve sonrasında beni tekrar buraya getirdin. Ne yapmaya çalışıyorsun sen, İbrahim?"
"Bir şey yapmaya çalışmıyorum." diye bir tepki aldı Yuşa.
"Ne demek bir şey yapmıyorum ya? Bu hâlin ne o zaman?" diyerek Yuşa sesini biraz daha yükseltti.
"Kıskanıyorum seni işte, Yuşa. Sanki bilmiyorsun." İbrahim de sesini yükseltti ve Yuşa'ya doğru iki adım attı.
Yuşa, hızlı adımlarla İbrahim'in karşısına geçip öncesinde sert olmayan bir tokat attı, sonrasında ise İbrahim'i göğsünden ittirip koltuğun üzerine düşmesini sağladı.
Afallayan İbrahim, daha ne tepki vereceğini bilemeden kasıklarının bir tık yukarısına oturup kendisini öpmeye başlayan Yuşa ile kendine geldi ve hemen tadına bayıldığı dudaklara asıldı.
Araya diller karıştı, ıslak öpücüklerin sesi salonda yankı yapmaya başlarken ikisinin de birbirinden farkı olmayan, altlarındaki kumaşı zorlayan erekte olmuş penisleri birbirine sürtünüyordu.
Yuşa, dudaklarını öpmeye devam ederek elini aşağı doğru götürdü; elini İbrahim'in çamaşırlarından içeriye sokarak taş gibi olmuş penise elini sardı. İbrahim onun ağzına doğru inledi, bedeni baştan aşağı titredi üzerindeki oğlanın eliyle.
Öpücükler hızlandı, Yuşa kavradığı aleti pantolonun dışına çıkarıp aşağı yukarı çekiştirmeye başladı. İbrahim, bir elini Yuşa'nın elinin üzerine koydu ve yavaşça okşadı. Yuşa onun dudaklarından ayrılıp direkt boynuna yöneldi. Emiyor ve ısırıyordu. Ancak boynunda fazla oyalanmadı.
Yuşa dikelip altındaki çocuğun kıyafetlerini soymaya başladı. İbrahim de aynı şeyi yapmaya başladı. Saniyeler sonra ikiside çırılçıplaktı.
Yuşa, oturduğu yerden sürtünerek İbrahim'in baldırlarına doğru kaymıştı. İbrahim dirseklerinin üzerinde durmuş oyun isteyen sevgilisine bakıyordu iştahla.
Oturduğu baldırlardan hareket etmeden kafasını oğlanın damarları şişmiş penisine doğru eğdi, tekrar eline alıp biraz daha çekiştirdi. Gözlerini İbrahim'e çevirip baktı sonrasında elindeki penisi boydan boya yaladı, bunu yaparken gözlerini İbrahim'den ayırmadı.
Gözleri yarı açık oğlanı hiç bekletmeden penisi ağzına aldı. İbrahim, penisindeki eşsiz sıcaklıkla başını geriye doğru yatırdı. Ağırlığını tek dirseğine vererek elini dümdüz saçlara götürdü.
Kafasına konacak olan elin farkına varan Yuşa, hemen İbrahim'in elini ittirdi ve kaşlarını çattı. İbrahim hiçbir şey yapmadan yerine getirdi bu sessiz emiri.
Yuşa ağzına alamadığı kısımları eliyle sıvazlıyordu, salyalarıyla bulanmıştı İbrahim'in tüm penisi. Elini dik penisten çekti ve İbrahim'in beline tutundu. Bu sayede kendi kendine gel git yaptı ağzındaki penisin gırtlağına değişi gözlerini yaşartıyordu.
Sıcak gırtlaktan gelen tok, ıslak sesler İbrahim'e öyle zevk veriyorlardı ki Yuşa'nın omuzlarına tutundu en sonunda. Yuşa ağzındaki penise dili yerine elini sardı ve oturduğu yerde dikeldi.
Tekrar ağır ağır İbrahim'in kasıklarına kaydırdı kendini Yuşa. Dizlerinin üzerinde havalandı ve elindeki penisi deliğine doğru konumladı. Gözlerini İbrahim'den asla ayırmıyor, konumladığı penisi yavaşça deliğine vuruyordu. Kendini genişletmeye gerek duymadan penisi içine almaya başladı.
O keskin, ince sızı kasıklarına vurduğunda titredi ve çok yüksek olmayan bir inilti bıraktı Yuşa. Bir süre duraklayıp bu sefer penisin tümünü içine aldı. Tümünü içine aldığı koca penis sayesinde çığlık attı ve ellerini İbrahim'in göğsüne yasladı. Derin nefesler alıp içindekine alışmaya çalışıyordu.
Bu sırada İbrahim altta zevkten ölmek üzereydi. Penisini saran sıcaklık şimdi bambaşkaydı, Yuşa'nın deliği kasılıp gevşiyor ve bir şölen yaratıyordu. Ellerini üzerindeki çocuğun ince beline sardı, tutunduğu yerleri okşamaya başladı.
Yuşa, alıştığını hissetti ve sakince kalçalarını yukarı kaldırıp indirmeye başladı. İçindeki kaygan penis kendisine acı yerine zevk vermeye başladığında, İbrahim'in kasıkları üzerinde hafif hareketlerle zıplamaya başladı.
İbrahim tam olarak sikinin üstünde zıplayan çocuğun belindeki elleriyle hızlanması için ona destek verdi. Aklı kayıyor, daha fazlasını istiyordu ve alacaktı.
Yuşa zıpladıkça iki oğlan da inliyordu. Yuşa içindeki penisin büyüdüğünü hissettiğinde kasıklarından bir kıvılcım geçti. Daha fazla dayanamadı kesik kesik ve titreyerek İbrahim'in karnına doğru menisini akıttı.
Hem gevşemiş hem de yumuşayan penisiyle hassaslaşmıştı. İçindeki penis, zevk tahtını acıya bırakırken Yuşa da boş salona iniltiler bırakıyordu.
İbrahim, ellerini sıkılaştırdı ve Yuşa'yı son kez kaldırıp sert bir şekilde tekrar oturttu. Bu hamleyle ikisi de derince inledi ve İbrahim içinde bulunduğu deliğe boşaldı.
Yuşa yorgun bir şekilde içindeki penisi çıkardı ve yüzüstü şekilde kendini sevgilisinin yanına bıraktı. Yanındaki İbrahim hareketlenerek ayağa kalktı. Önce içinden kendi beyaz sıvısı akan deliğe sonra dağılmış Yuşa'ya baktı.
Bu ikisi içinde yeterli değildi biliyorlardı. İbrahim eğilip Yuşa'nın başını öptü, bacaklarından tutup kendine çekti ve tuttuğu bacakları iki yana ayırdı.
Hiç beklemeden, sert bir şekilde penisini Yuşa'nın meniyle ıslanmış deliğine gönderdi. Bu ani ve sert hareketle Yuşa dudaklarından tekrar bir çığlık döktü.
İbrahim hiç yavaşlamadan, dengesiz bir tempoyla önündeki oğlanın içine git gel yapıyordu. Birkaç sert vuruş sonunda ikiside yüksek sesle inledi ve İbrahim bulduğu noktaya sert vuruşlar yapmaya devam etti.
Yuşa tekrar erekte olan aletine mastürbasyon yapıyor aynı zamanda içindeki penisle inliyordu. Çok geçmeden Yuşa inleyerek boşaldı. Ardından İbrahim de ikinci kez sevgilisinin içine boşaldı ve bu kez o kendini koltuğa bıraktı.
İkiside yorulmuşlardı ve burada uyuyakalacaklarını biliyordu İbrahim. Bu yüzden "Gel burada uyuyup kalmayalım." dedi ve Yuşa'yı da kaldırarak odalarına doğru gittiler.