Merhaba 💌
Ben evaamia.
Bu hikâyede sizi, çok eskiden başlayan, gölgelerle örülü bir aşkın içine götürmek istiyorum.
Her satırda korkuyla güven arasındaki ince çizgiyi göreceksiniz.
Umarım okurken benim yazarken hissettiğim kadar yoğun duygular hissedersiniz.
Keyifli okumalar dilerim ✨
Bölüm şarkısı:
No.1 Böyle iyi.
Lütfen yıldızımızı parlatmayı unutmayalım🫶🏻
Bugün büyük gündü.
Üniversite tercihleri açıklanıyordu.
Birazdan evin içerisinde ya kıyamet kopacaktı, ya da sevinç nidaları yükselecekti.
Düşük alacak olsam bile beni tebrik edip en iyi üniversitelerde okutabilecek bir babam vardı.
Ama bir yanda ise düşük aldığım için hayatı bana zindan edebilecek bir annem vardı.
Bilgisiyarın başında tırnaklarımı yemekle meşgulken kapımın çalmasıyla dizlerim titremeye başlamıştı. "Gel," güçsüz çıkan sesimle birlikte boğazımı sertçe temizledim. İçeri gelen kişiyi görünce derin bir nefes almıştım. Gelen babamdı.
"Baktın mı kızım sonucuna?" Diye sordu ılımlı sesiyle. Ona yumuşak bir şekilde gülümsememle adımları masama doğruldu. "Sitenin açılmasını bekliyorum, baba." Gözlerim tekrardan bilgisiyarıma döndüğünde tekrardan siteyi açmayı denedim.
Bu sene ikinci kere sınava giriyordum.
Geçen sene aldığım puan annemin istediği bölüme yetmiş olsa bile, bu sene daha iyisini yapmam için bir sene daha sınava hazırlanmamı istemişti.
İç mimarlık okuyup babamın şirketinde devam etmemi istiyordu. Okuyacağım bölüm için ise İstanbula gitmemi emretmişti. Babam ne kadar benden ayrılmak istemesede annem onada sözünü geçirmeyi başarmıştı. Şimdi ise tercihler açıklandığı an taşınacaktım.
İzmir'de bir sürü eğitimi çok başarılı üniversiteler olsa da annem İstanbul'da okumamı istiyordu. Bu yüzden onun karşı komşusu olmaya gidiyordum.
Babam bu sene puanımın yeteceğinden emin olduğu için evimi tutmuştu. "O şehirde güvendiğim tek bir erkek var, Belin. Bu yüzden onun karşı dairesini senin için satın aldım. Seni en iyi o korur." Babamın bu sözleri yaklaşık iki haftadır aklımda dolanıp duruyordu.
Beni emanet etmek istediği kişi, en etmemesi gereken kişiydi. Henüz bundan haberi yoktu...
"Hah! Açıldı." Babamın heyecanlı sesiyle daldığım yerden ekrana döndüm. Gözlerim puanıma kaydığımda heyecanla yerimde zıpladım. Puanım yetiyordu. Hemde geçen seneden çok daha fazlasıydı. Annemi gururlandıracaktım.
"Aferin benim güzel kızıma." Ayağa kalkarak babamın boynuna sarılmıştım. Kapı sertçe açıldığında içeri gelen kişiyle bakışlarım donuklaştı. Annem siyah kalem eteği ve aynı renkteki saten gömleğinin düğmelerini sonuna kadar iliklemiş, topuklularının üzerinde duruyordu.
"Sevindiğinize göre iyi bir puan almış olmalısın. Gerçi baban geçen sene aldığın rezalet puanda bile sevinmişti." Babamdan bahsettiği an gözlerini devirmişti.
Babamla sarılmayı bırakarak bilgisiyarın önünden çekildim. Annem boynuna asılı olan yakın gözlüklerini takıp, gözlerini ekrana yaklaştırdı. Nefesimi tutmuş onu bekliyordum. Babam ile iki asker gibi ayakta duruyor, annemin sözlerini bekliyorduk.
"Aferin," diye mırıldandı. Babam, annemin sözleriyle bana döndüğünde gözlerindeki ışığı görebiliyordum. Başarmıştım. Annemi gururlandırmıştım. "Sadece bu kadar mı Canan? Kızına sarılmayacak mısın?" Babam'ın sesi benden daha meraklı çıkmıştı.
"Bu kıyafetler daha yeni ütülendi, Polat! Tebrik ettim, daha ne yapayım? Belin artık büyüdü, bir bebekmiş gibi ona sarılmayacağım tabiki!" Ama abime sarılıyorsun, anne.
Sözleriyle beni sarstıktan sonra hızlı adımlarıyla odamdan çıktı. Kapıyı ardından sertçe kapattığında sinirlendiğini anlamıştım. Babamın gözleri yavaşça bana döndü, annem adına benden özür diliyordu, gözleri. Yıllardır her gün gözlerinin içinde benden özür dilediğini biliyordum. Böyle bir kadınla evlenip, beni dünyaya getirdiği için benden özür diliyordu.
"Sorun değil baba, alıştım artık." Sandalyeye oturarak bilgisiyarımın ekranını yavaşça kapattım. "Alışmak zorunda değilsin, güzelim benim. Ben seninle gurur duyuyorum. Duydun mu beni?" Önümde diz çökerek ellerimi avuçları arasına aldı.
Gözlerimin aynası olan mavi gözlerine baktım, kendime engel olamayarak gülümsemeye başladığımda amacına ulaşmış gibi o da gülümsemişti. "İyi ki varsın, baba." Kollarımı boynuna dolandığımda kokusunu içime çektim.
"Sende iyi ki varsın, güzel kızım."
...
Sonuçlar açıklanalı iki ay olmuştu. Yarın buradan gidiyordum. Yaz bitiyordu, okulumun açılmasına az kalmıştı.
Bu iki ay boyunca evin içerisinde annem ile sadece iki kere sohbet etmiştik. Her zaman olduğu gibi kötü bir anne olmak için çabalamaya devam ediyordu. Gerçi bunun için ekstra bir efor sarf etmesine gerek yoktu. O zaten iyi bir anne değildi.
Odamın içerisinde sırayla dizili olan valizlerimi gördükçe içimi büyük bir huzursuzluk kaplıyordu. Bir yanım gidip kendime yeni bir hayat inşa etmek istiyordu. Bir yanımda babamı bu evde annemle baş başa bırakmak istemiyordu.
Bir abim vardı. Bizimle yaşıyordu, yani sözde bizimle yaşıyordu. İzmir'de sayısızca dairesi vardı abimin. Hepsi babamındı ama babamdan çok o kullanıyordu. Bizimle yaşamak yerine her ay bir evde gününü gün ediyordu. Gece sonunda ise anneme gelip, başını dizlerine yaslıyordu. Benim saçlarımı bir kere bile okşamayan annem abim ne zaman gelse, saçlarıyla sabaha kadar oynar, her bir telini okşardı.
Abim her ay bir kız tarafından terk edildiği için anneme neden beni sevmiyorlar diyerek ağlardı. Ben kime ağlayacaktım abi? Annem beni neden sevmiyor, diyerek kime ağlayacaktım?
Gözlerim bileğimdeki dövmeme kaydı. Annemin doğum tarihinin yazılı olduğu o dövme...
Bu dövmeyi on altı yaşımda annemden gizlice yaptırmıştım. Eve dönüp ona gösterdiğimde ise beklediğim tepkiyi alamamıştım. Bana ne kadar aptal olduğumu söyleyip durmuştu. Bir hafta evden çıkma cezası vermiş, okul hariç hiçbir yere gitmeme izin vermemişti.
Bir diğer dövmem ise kulağımın tam arkasındaydı, babamın baş harfi yazıyordu. Babam annemin aksine hep dövmemi öperdi, benim saçlarımı okşardı. Arkamda dururdu, destek olurdu. Beni yargılamaz, her fikrimi önemser küçümsemezdi.
Ayağa kalkarak boy aynasının önüne geçtiğimde vücudumu incelemeye başladım. Belki de ona benzemediğim için sevmiyordu beni. Saçlarım, annemin sarı saçları aksine simsiyahtı. Gözlerim, annemin kahverengi gözleri aksine masmaviydi. Tenim, annemin kavruk teni aksine bembeyazdı.
Belki de, ona değilde babama bu kadar çok benzediğim için sevmiyordu beni. Çünkü babamıda sevmiyordu. O bu hayatta bir tek abimi seviyordu.
Kapım çaldığında "gel," dememle içeri giren babama gülümsedim. "Hazır mısın, güzel kızım?" Hiç hazır değilim baba, senden ayrılmaya.
"Eşyalarım hazır baba."
"Ben eşyalarını sormuyorum, bebeğim. Sen hazır mısın?" Sorusuyla omuzlarım düştüğünde yavaşça yatağıma oturdum. "Galiba gitmek istemiyorum."
"Neden bebeğim?" Seni onların arasında yalnız bırakmak istemiyorum baba. "Sana çok alıştım. İlk defa ayrı kalacağız." Bu da bir sebebiydi. "Tatillerde sen gelirsin, ya da ben gelirim babacığım," bu sana olan özlemimi dindirmezdi baba.
Babama olan bağım hep çok farklıydı. Çünkü annemden görmem gereken sevgiyi bana o vermişti. Sadece babam değil, annemde olmuştu o benim. Bu yüzden ondan ayrılmaya hazır değildim. "Sen iyi olacak mısın, ben yokken?" Diye sordum sessizce.
Yüzünde oluşan buruk gülümsemeyle yanaklarındaki ince çizgiler ortaya çıktı. Yanaklarındaki minik gamzelerin aynıları bendede vardı. Çocukken gamzelerimle dalga geçen arkadaşlarım vardı. Yanağımdaki iki derin çukuru, yara sanan çocuklar bile olmuştu. Onları bana sevdirebilen iki kişi vardı; biri karşımda ki adamdı, biride bir zamanlar kalbimde ki adamdı.
"Sen beni hiç düşünme minik kelebeğim, ben sen iyi oldukça iyi oluyorum. Bu yüzden kendine hep çok iyi bak."
"Sende benim için kendine iyi bak baba. En çokta kendin için kendine iyi bak."
"Tamam, bu kadar duygusallık yeter, hadi uyu. Yarın büyük gün." Babam ayağa kalktığı sırada sözleriyle kalbimde büyük bir kıpırtı meydana geldi. Yarın İstanbula gidiyordum. Resmi olarak taşınıyordum.
"İyi ki, Asel ile aynı okulu tutturdun. Asel ve o serseri orada olmasa seni asla bırakmazdım." Asel benim çocukluk arkadaşımdı. Geçen sene bir trafik kazası geçirdiği için psikolojik sorunlar yaşamış, derslerine odaklanamamıştı. Bu sene toparlanmasına yardımcı olmuş, onunla birlikte sabahlara kadar ders çalışmıştım.
Şimdi ikimizde aynı okulda okuyacaktık. Asel'in babası, babama aynı evde yaşasınlar demesine rağmen babam kabul etmemişti. Bana söylediği tek şey, biraz yalnız yaşamanın huzurunu tatmanı istiyorum, olmuştu. Yıllarca annemin gölgesi altında ezildiğim için artık biraz rahat nefes almamı istiyordu. Böyle ince bir düşünceye sahip olduğu için ona ayrıca minnettardım.
"Merak etme baba, o serseriye ihtiyacım yok. Asel ile evlerimiz yakın zaten, idare ederiz."
"Olsun, yinede yakınında olsun ki bir şeye ihtiyacın olursa arayabileceğin bir abin olsun."
Abi?
O benim gözümde hiçbir zaman abi olmamıştı.
Ona hiçbir zaman abi gözüyle bakamamıştım.
"Ya, tabii baba, İstanbulda da bir abim var artık." Sesimin alaycı çıkması babamın kaşlarını çatmıştı. "Ondan abi mi olur baba?" Hızlıca yanlış anlamaması için toparlamaya çalışmıştım. Çatılan kaşları gevşediğinde bende derin bir nefes almıştım.
"Sen bakma hep seninle uğraşıp dalga geçtiğine, aslında seni sevdiğinden yapıyor. Neticede birlikte büyüdünüz. Kan bağınız olmasada kardeş sayılırsınız."
Artık öyle bir samimiyetimiz olduğunu sanmıyordum. Artık ikimizde büyümüştük. Ne ben çocuktum, ne de o.
"Haklısın baba," babamı geçiştirmekten başka çarem yoktu. Bu konuşmanın uzamasını istemiyordum. Babamın sürekli gerçekleri yüzüme vurması bir hayli canımı sıkıyordu.
"Hadi bakalım, uyku vakti," alnımdan öperek geri çekildiğinde ona uzaktan bir öpücük yolladım. Gülümseyerek odadan çıktığında düşüncelerimle baş başa kalmıştım.
Gergindim.
Onu iki senenin ardından göreceğim için.
Sanırım birazda heyecanlıydım.
"Aptallaşma, Belin." Alnıma vurarak beynimdeki saçma düşünceleri susturmaya çalışıyordum.
Pijamalarımı giyip yatağıma uzandığımda ince çarşafın soğukluğu tüylerimi ürpertmişti. Bu hissi seviyordum.
Gözlerimi kapattığımda yarını düşünmeye başladım. Beni nasıl günler bekliyordu, bilmiyordum. Beni asıl geren şey ise tam olarak buydu...
...
Şimdilik bölümleri biraz kısa tutmayı planlıyorum. Bu yüzden haftada iki bölüm gelebilir. Yani kelime sayısını kısa tutup bölümlerin gelme hızını arttıracağım. Bir yandan okula gittiğim için yazabildiğim en hızlı şekilde bölüm yazmaya çalışacağım, bundan emin olabilirsiniz. Gelecek bölümde görüşmek üzere🫶🏻