📘ÖLÜMCÜL AGÂH🍷

Von melikepoyrazoglu

37.1K 3.3K 1.1K

"Kan yemini..." "Ne!? Kan mı bunlar?" "Kan yemini bizi birbirimize bağlar. Vücudumuza işlediğimiz semboller d... Mehr

1.BÖLÜM
2.BÖLÜM
3.BÖLÜM
4.BÖLÜM
5.BÖLÜM
6.BÖLÜM
7.BÖLÜM
8.BÖLÜM
9.BÖLÜM
10.BÖLÜM
11.BÖLÜM
12.BÖLÜM
13.BÖLÜM
14.BÖLÜM
15.BÖLÜM
16.BÖLÜM
17.BÖLÜM
18.BÖLÜM
19.BÖLÜM
20.BÖLÜM
21.BÖLÜM
22.BÖLÜM
23.BÖLÜM
24.BÖLÜM
25.BÖLÜM
26.BÖLÜM
27.BÖLÜM
28.BÖLÜM
29.BÖLÜM
30.BÖLÜM
31.BÖLÜM
32.BÖLÜM
33.BÖLÜM
34.BÖLÜM
35.BÖLÜM
36.BÖLÜM
37.BÖLÜM
38.BÖLÜM
39.BÖLÜM
40.BÖLÜM
41.BÖLÜM
42.BÖLÜM
43.BÖLÜM
44.BÖLÜM
45.BÖLÜM
46.BÖLÜM
47.BÖLÜM
48.BÖLÜM
49.BÖLÜM
50.BÖLÜM
51.BÖLÜM
52.BÖLÜM
53.BÖLÜM
54.BÖLÜM
55.BÖLÜM
56.BÖLÜM
57.BÖLÜM
58.BÖLÜM
59.BÖLÜM
60.BÖLÜM
61.BÖLÜM
62.BÖLÜM
63.BÖLÜM
64.BÖLÜM
65.BÖLÜM
66. BÖLÜM
67.BÖLÜM
68.BÖLÜM
69. BÖLÜM
70.BÖLÜM
71.BÖLÜM
72.BÖLÜM
73.BÖLÜM
74.BÖLÜM
75.BÖLÜM
76.BÖLÜM
77.BÖLÜM
78.BÖLÜM
79.BÖLÜM
80.BÖLÜM
81.BÖLÜM
82.BÖLÜM
83. BÖLÜM
84.BÖLÜM
86. BÖLÜM
87.BÖLÜM
88.BÖLÜM
89.BÖLÜM
90.BÖLÜM
91. BÖLÜM
92. BÖLÜM

85. BÖLÜM

150 12 9
Von melikepoyrazoglu

İnsan hayat boyu ne zorluklarla karşılaşırsa karşılaşsın, ölüme yaklaşırken kendini teselli edecek bir şeyler buluyordu.

Yaşamak, Yu Hua

Sarp POYRAZOĞLU

Zihnindeki düşünceleri tek tek süzgeçten geçirdi Sarp. Şirkette işleri zaten kendisi yönetmiyordu yeraltı karışmıştı ve çözmek çok zordu. Günay ortalıkta yoktu. Görse bir böcek gibi ezecekti zaten Sarp ama eve gelen misafir çocuğu gibi seni döveceğim diyordu ama çocuk olduğunu unutuyordu. Yemini bile olmadan kafa tutuyordu Sarpa. Önündeki mafya babasına baktı. Ardından arkasına yaslandı Sarp.

"Anlaşmaya uymuyorsun Lee."

"Sizin zararınıza bir şey yapmıyorum."

"Zararıma ya da değil anlaşmaya uymazsan olacakları bilmiyor musun? Yoksa umurunda mı değil."

Uyuşturucuya kesin ve net çizgilerle POYRAZOĞLU ailesi karşıydı. Anlaşma yapılan kişilerle de bu yönde ilerliyorlardı. Uyuşturucu satılırsa anlaşma biterdi. Bitecekti de.

"Ben sadece müşteri gösterdim Bay POYRAZOĞLU."

Sarp yan gülüş attı.

"Sözleşme sözleşmedir. Anlaşma hükümsüzdür. Korumanızı kendiniz yaparsınız. Silahlar konusunda artık yalnızsın Lee."

Adam korkuyla baktı Sarpa. Ülke sınırlarında POYRAZOĞLU ailesinin koruması olmaması demek öldün demektir ve Lee bunu çok iyi biliyordu.

"Anlaşalım bir daha asla..."

"Anlaşmaya uymadığın için şimdi bu haldesin. Bir anlaşma daha yapacağımı mı sanıyorsun."

Sarp ayağa kalktı Lee yeniden konuştu.

"Günay POYRAZOĞLU..."

Sarp durdu. Lee devam etti.

"Onu bulursam anlaşma devam eder mi?"

"İlginç bir teklif. Benim bulamadığım adamı sen mi bulacaksın."

Lee korkuyla karışık konuştu.

"Senin hareketlerini izliyor ama benden haberi olmaz."

Sarp tek kaşını kaldırdı.

"Dene başarılı olursan anlaşmayı yeniden düşünürüz."

"Zamana ihtiyacım var."

"İki hafta. Bulamazsan iş biter seni ben öldürürüm."

Sarp ayağa kalkıp çıktı odadan arkasında Vedatla. Vedatla Ling yetişti.

"Abi Savaş ATALAY burada."

Sarp duraksadı. Vedat hızla konuştu.

"Abi?"

"Odama alın hemen."

Sarp kendi odasına geçtiğinde Savaş da arkasından girdi.

"Sarp."

"Savaş? Hayırdır."

"İşler karıştı."

"Konu ne?"

"Kan yeminin bedelini istiyorlar."

"Ha siktir. Kime karar verdiler?"

"Önce İpeği istediler tabiki ama bunun imkanı yok."

"Soyunuzdan gelen birini isteyecekler."

"Melike lazım Sarp olmuyor. Ben Sadiyeyi toparlayamam. Benim ailem zaten yok sayılır yeminliyiz hepimiz. "

"Sadiye'nin ailesinden biri olacak. Karın bunu öğrenirse... Her neyse Melikeyi unutun Savaş. Biz niye Çindeyiz farkında mısın?"

"Gitmek çözüm oldu mu?"

"En azından sakiniz. Kaos yok fedakarlık yok. Olmayacak. Bu sefer değil. Melikeden uzak duracaksınız. Bunu sağlarım biliyorsun.

"Son yaşananlar..."

"Son yaşananlar bizi bitirdi. Aslınla bizimle olan herkesi. Beni anladın umarım. Başka bir şey var mı?"

Savaş konuşmanın sonuna ulaştıklatını anladı. Ardından ayağa kalktı ve baş selamı verip çıktı. Sarp arkasını dönüp çıktı odadan.

📘📘📘📘📘

Melike POYRAZOĞLU

Ölümle yaşam arasında kalır hep insan kanun budur. Düşüncelerimiz bizi ya hep yorar ya da hep sakinleştir. Melike için bu iki seçenek arasında düşünceleri hep yoran taraftaydı. Daniel soru işaretleriyle bakarken kıza arkalarından gelen sesle Melike içinde bulunduğu durumdan direk sıyrılıp ayağa kalktı.

"Neredeler? Teşekkürler."

Sarpı, biriciği gelmişti. Melike, Daniel ve keşişi arkasında bırakarak kapıya yöneldi Sarp yanında başka bir keşişle kapıdan girdiğinde Melike direk sarıldı Sarpa. Sarp güldü. Ardından kollarının arasına aldı karısını.

"Meleğim."

"Hoşgeldin. Gelmeni beklemiyordum."

"Sürpriz olsun istedim."

Daniel de kalktı ayağa.

"Hoşgeldin."

Sarp gülerek baş selamı verdi ardından keşişe döndü ve eğildi.

"Adia."

"Tam zamanında geldin. Karının ruhu için havuza gidelim."

"Olur."

Keşiş önlerine geçip yürümeye başladığında Daniel konuştu.

"Sizi restorana bekliyorum."

Melike Sarp'ın elini tutmuş şekilde baktı Daniele.

"Neden gidiyorsun?"

Sarp Melike'nin elini sıktı. Ardından konuştu.

"Görüşürüz kardeşim. Bir saate orada oluruz."

Daniel zorla tebessüm edip çıktı. Melike soru işaretleriyle baktı Sarpa.

"Konuşuruz. Sonra..."

Mağaraya benzer bir alana geldiklerinde önlerinde büyük bir havuz vardı ama doğal havuza benziyordu. Aşırı berraktı. Sarp eğilip karısının ayakkabılarını çıkarmaya başladı. Tam o anda keşiş konuştu.

"Öncelikle ruhun arınması için havuza girmelisiniz ardından buradaki doğal sudan içeceksiniz."

Melike topuklusunu çıkardığında Sarpla aralarında çok fazla boy farkı oluşmuştu Sarp da ayakkabılarını ve çorabını çıkarıp havuza yavaşça girdi ardından ellerini Melikeye uzattı.

"Gel güzelim."

"Soğuk mu?"

Sarp bıyık altından gülümsedi.

"Gel ve dene."

Melike Sarp'ın elini tuttu ve havuzun içine adımladı. İçi ürperdi genç kızın parmakları anında soğurken Sarp gerginlikle baktı karısına.

"Üşüdün mü?"

"İyim geçer birazdan."

"Yaklaş bebeğim."

Keşiş tatrayı okumaya başladı. Sarp kızı belinden tutup sadece dikkatle kızın gözlerine bakıyordu. Ardından keşişin bir cümlesini seçti ve söyledi.

"A'te'na'na toe.."

Melike anlamayarak kocasına baktı. Gözleri buluştuğunda Sarp açıkladı.

"Olacak olan olacak..."

Melike Sarptan gözlerini kaçırdı. Çünkü gözleri çoktan dolmuştu. Ardından dayanamadı. Seslice ağladı. Sarp ne yapacağını şaşırdı. Sıkıca sarıldı karısına Melike yüzünü Sarp'ın göğüsüne saklayıp ağlamaya devam etti. Genç kız ıslak kirpiklerle kocasına bakıp konuştu.

"Canım çok yanıyor. Neden... Geçmişti acı..."

Sarp'ın gözleri de doldu Melikeye bakınca.

"Geçmemişti. Acılar geçmez..."

"Acım çok büyük değildi. Büyük değildi..."

"Acıyı bana sor sen Melike..."

Melike geriye adımlamak istedi. Kızgınlık ve kırgınlık arası bir yerde kalmıştı. Sarp durdurdu karısını ama Melike direndi. Ardından baktı yeniden Sarpa.

"Acıyı sen çektin de ben çekmedim mi? Benim 3 kez canımdan can çıktı. Doğum sancıları çekip elime ölü bebek doğurdum ben. Ben doğurdum! Ben... Duygularını kaybettin diye en büyük acı bu mu sandın sen... Buzlar içinde bedenim donduğunda ölmek istedim ama senin için Tanrıya yalvardım ben. Senin için yaşamaya devam ettim. BEN ACI ÇEKMEDİM Mİ SANIYORSUN!"

Sarp'ın gözünden bir damla kaydı yanağına.

"Büyükmüş... Acım büyükmüş POYRAZOĞLU."

Sarp Melikeyi provoke etmişti. Ardından Melikenin başını göğüsüne yasladı.

"At içindeki zehri. Bu havuz binlerce acı çekti içine. Sende akıt..."

Sarp gözlerini kapattı.

"İçini dökmen iki ayımı aldı. İki ay... Bir şey olmamış gibi davrandın ama içinin çürümesine izin verme akıt zehrini. Özür dilerim... Özür dilerim sevgilim. Özür dilerim. Özür dilerim."

Sarp yüzünü Melikenin saçlarına gömdü.

"Neden çok acıyor. Kalbim... Çok acıyor. Tanrı senin bedelin olarak bana daha neler yaşatacak Sarp. Dayanamıyorum sanırım artık."

Keşiş tatrayı bitirmişti çoktan gençleri rahatsız etmeden içmeleri için özel suyu hazırladı. Melike sessizce ağladı en son burnu aktığında içine çekmeye başlamıştı Sarp karısının haline gülmek istedi ama yapamadı. Takımının mendilini çıkarıp uzattı. Melike gözlerini ve burnunu sildiğinde genç adam karısının elini tuttup havuzdan çıkardı. Kalbi hızlanmıştı genç kızın vücudu acıyı hatırlamış olmalıydı. Rengi hafifçe solarken keşiş bambu bardakları gençlere uzattı. Melike açlıkla yudumladı suyu. Hafifçe kendine geldiğinde Sarp ayakkabılarını getirdi. Melike tek hamlede giydi ayakkabılarını ardından Sarp da hazır olduğunda keşiş elindeki tütsüyle iki gencin başlarını tütsüledi.

"Umarım acın tez zamanda iyileşir."

Melike sadece başıyla onayladı. Sarp keşişin önünde eğilip konuştu.

"Teşekkürler Adia biz gidelim."

"Tekrar gelin. Sizinle tanıştığıma çok sevindim."

"Bizde."

Sarp Melike'nin belinden tutup çıkışa yönlendirdi. Melikeye kapıyı açıp binmesini sağladı Sarp. Koltuğa yerleştiğinde çok sessizdi Melike. Sarp yola bakarak konuştu. Melikede cama dönmüş şekildeydi.

"İyi misin?"

"Bilmiyorum."

"Pişman mısın?"

"Yaramın kabuğu kazındı. Acımaya başladı."

"Derin yaraların iyileşmesi için belirli bir süre sonunda..."

Melike Sarp'ın cümlesini devam ettirdi.

"Kazınması gerekir. Biliyorum. Yeniden acıyı tazelemek ve üstesinden gelmek kolay olmuyor. Özür dilerim Sarp. Senin acında büyüktü sana öyle demek istemedim."

"Bilinçli yaptım bebeğim."

"Melike tebessüm etti. Acı sik gibidir herkes kendininki büyük sanır."

Sarp güldü. Tam o anda genç kızın telefonu çaldı. Melike arayana baktı.

"Efendim anne."

"Kuzum ne yapıyorsun?"

"Sarpla yemeğe gidiyoruz. Sen?"

"Efkan abin evleniyormuş. Ayşe teyzen..."

"Anne gelemem hiç zorlama."

"Seni istiyorlar. Dedim yurtdışında diye ama..."

"On altı saat uçak çekemem bir düğün için anne."

Sarp tebessüm etti.

"Gidelim güzelim evimize filan bakarız."

Melike gözlerini devirdi. Ardından annesine hitaben konuştu.

"Düğün ne zaman?"

"İki hafta sonra."

"Düşüneyim haber veririm."

"Tamam kuzum oğluma selam söyle."

"Duyuyor. Onun da selamı var."

"Aleykümselam. Neyse tutmayayım seni kuzum."

"Dikkat et kendine anney seviyorum seni."

Elif kapattı ilk.

"Hiç gitmek istemiyorum. Beni zorlama aşkım."

"Yağızı ve Eceyi görürüz."

"Nereden vuracağını iyi biliyorsun."

Sarp kıkırdadı sadece.

"Daniel neden kaçtı?"

Sarp derin nefes alıp verdi.

"Sana bunu en küçük detayına kadar anlatırdım ama Daniel sana anlatmak isterse anlatsın. Sadece yüzeysel konuşacağım. Lin yeminden önce hamileymiş. Daniel de bilmiyormuş. Yeminin bedelini içtiğinde kanaması başlamış hastaneye yetiştirememiş Daniel, kollarında can vermiş Lin."

Melike şaşkınca baktı Sarpa. Sarp devam etti.

"Cenaze hazırlanırken Daniel kendini o havuzda boğmaya çalıştı."

"Aman Tanrım."

"Yaşananlar kolay değildi onun için dahası var da boşver kendisi anlatsın sana. Tabi anlatırsa."

"Korkunç bu arada."

"Değil. Ben direk sıkardım kafama."

"Bunu konuşmayalım."

Lokantanın önünde çalışır vaziyette bıraktı arabayı Sarp genç kızın kapısı Volkan tarafından açılırken Sarp çoktan inmiş elini uzatmıştı Melikeye. Daniel kapıya çıktı elinde su şişesiyle. Sarp ve Melike Daniele ulaştıklarında Daniel suyu Melikeye uzattı.

"İyi misin?"

"Ağzıma sıçıldı ama olsun."

Daniel sadece tebessüm etti ardından eliyle içeriyi işaret etti.

"Bu taraftan masa hazır."

Melike Sarp'ın koluna girdi. Yemek için masaya yerleşti gençler. Sessizce geçen yemekte ansızın bir kadın çığlığı bozdu Melike ve diğer iki genç sese döndüler. Kadın hamileydi ve suyu gelmişti. Melike direk ayağa kalktı ve kalabalıklaşan masaya gitti bir yandan da Çince şekilde insanlara açılmalarını söylüyordu. Kadının yanına diz çöküp kocasına hitaben konuştu Melike.

"Ben Ebeyim size yardım edebilirim."

Adam kaşlarını çatıp Melikeyi itti.

"Ona sakın dokunma Türk!"

Melike kalçasının üzerine düştüğünde Sarp adamın üzerine yürüdü Daniel Sarpı tuttu. Melike şaşkınca yerden kalkmaya çalışırken Volkan hızla Melikeyi yerden kaldırdı ama bu sefer adamı ensesinden o yakalamıştı. Volkan'ın elini Melike tuttu. Olumsuz anlamda başını salladı Volkan adamı bırakırken ortam buz gibi olmuştu. Melike Sarp'ın önüne geçti.

"Gidelim mi ben doydum."

Sarp ne yapacağını bilmez şekilde baktı Melikeye. Daniel ambulans çağırmaya gitmişti. Melike kocasının elini tutup dışarıya çekti. Vale arabayı getirdiğinde Melike koltuğa yerleşti ardından Sarpı bekledi genç adam arabaya binip kökledi gazı. Arabanın içinde ölüm sessizliği vardı. Melike bozdu sessizliği.

"Ankaraya dönelim mi?"

"Ufak tefek işlerim var onları halledeceğim hızla sonra dönelim."

"Tamam. Ne kadar sürer?"

"Bir hafta sürmez."

"Tamam."

"Melike..."

"Konuşmayalım. Benim hatam diyeceğim ama yemin ettim ben. Din, dil, ırk ayırmaksızın kadın ve bebek sağlığını koruyacağım diye. Eğer yardım teklif etmeseydim kendime olan saygımı kaybederdim."

"Özür dilerim sevgilim."

"Neden? İkimizde bunu beklemiyorduk."

Araba eve ulaştığında Melike duş alıp yatağa girdi direk Sarp da aynısını yapacaktı ama kapının sesiyle çıktı yatak odasından. Daniel elinde bir buket çiçekle konuştu.

"Sarp, Melikeyi görebilir miyim?"

"Uyuyor."

Daniel gözlerini kapattı ardından burun kemerini iki parmağıyla sıkıştırdı.

"Kahretsin gerçekten."

"Senin hatan değildi. Kimsenin değildi. Daniel..."

Melike'nin gelmesiyle Sarp'ın konuşması bölündü.

"Daniel..."

Daniel derin nefes alıp konuşmaya başladı.

"Melike ben gerçekten..."

"Sorun değil Daniel. Son iki aydır yaşadığım bir şeydi zaten. Ben buraya uygun değilim."

"Orada yaptığın şey... paha biçilemez şekilde değerliydi. Onun gibi birinin restoranımda olması beni ne kadar utandırdı anlatamam. Lütfen..."

"Daniel. Sorun değil. Herkes sen değil. Olamaz da. Dediğim gibi buraya ait değilim hiç olmadım. Eve döneceğim. Tüm bu süre boyunca misafirperverliğin için sana minnettarım ama dayanamıyorum lütfen beni yanlış anlama buradaki süremiz çoktan doldu. İzninle bu gün benim için çok zor bir gündü."

"Melike..."

Melike çiçeği almadan arkasını döndü ve odaya geri girdi. Daniel mahcup bir şekilde Sarpa döndü.

"Kardeşim ben çok üzgünüm gerçekten."

"Sıkma canını. Birkaç işim var sonra eve dönmek istiyoruz her şey teşekkürler Daniel."

Daniel bir şey diyemedi. Ardından baş selamı verip evine yöneldi Sarp da kapıyı kapatıp odaya döndü. Karısıyla birlikte uyudular ertesi gün erken saatlerde Melikeyi uyandırmadan çıktı Sarp. Lee Günayı bulmuştu. Sarp da Günayı görmek için çıktı evden.

Melike Sarp'ın gidişinin iki saat sonrasında uyanmıştı. Önce banyoya gitti ardından sabahlığını giyip oturma odasına gitti. Karşılaştığı kişiyle rengi anında attı. Kaçacak bir yeri yoktu odaya geri koşmalı mıydı yoksa onu konuşarak oyalamalı mıydı? Melike Günay'ın elindeki silahı ve enjektörü gördü. Kaçarsa sıkar mıydı. Volkan neredeydi. Aklından binlerce şey geçerken Günay konuştu.

"Rengin attı kuzen. Kuzenimin karısısın yani sende kuzenim oluyorsun herhalde. Bilmiyorum her neyse."

"Babana benziyorsun."

"Öyle söylerler. Kocan sıkısıyla çıksın karşıma demiş. Bende seni bulayım ki kendisi çıksın karşıma dedim. Nasıl fikir ve ona bir sürprizimiz olacak."

"Ne demek bu?"

Günay ayağa kalktığında Melike geriye adımladı.

"Açıkcası kocanı zeki bir şey sanırdım. O kimseye güvenmeyen Sarp gitmiş yerine pamuk gibi bir Sarp gelmiş."

"Beni öldürünce ne geçecek eline."

"Yo yo yo seni öldürmeyeceğim."

Günay elindeki enjektörü gösterdi.

"Şimdi bunu sende deneyeceğiz. Bir damlası sanırım sana yetecektir. Önce başın dönecek sonra bedenin yanmaya başlayacak. Sana dokunmayacağım ama sen kendini benim kollarıma atacaksın. Aa biliyor musun bunu SOYKANDAR'ın karısına enjekte etmiştim. Tam olarak aynı şeyleri yaşayacaksınız ama aynı olmanız için seninde Nesrin gibi kan kusman gerek."

Melike'nin kalbi hızlandı.

"Nesrin mi? Sen... Onu sen mi..."

"Aaa kuzen hikayeyi bilmiyor musun? Eğer uslu olursan sana anlatırım eğleniriz."

Günay adımladıkça Melike geriye adımlıyordu.

"Bu SOYKANDAR'ın sattığı uyuşturucunun bir formülü. Ben yaptım. Bunu Nesrine enjekte ettiğimde kız azgınlıkla attı kollarıma kendini. Ben bir şey yapmadım kendisi tecavüz etti bana sayılır aslında. Sonra kan kusmaya başladı."

Melike gerisini dinlemedi kaçmak için kapıya koştu ama Günay daha hızlıydı. Melike kapıyı tam açacakken Günay kızın omzuna enjektörü enjekte etmişti. Kızı kolundan tuttu ve koltuğa attı.

"Daha yeni başlıyoruz kuzen nereye?"

🍷🍷BÖLÜM SONU 🍷🍷

SEVGİLERLE

MELİKE

Tiktok: olumculagah

Weiterlesen

Das wird dir gefallen

3.4M 102K 53
Uğur ve Masal'ın hayatında olanları hâlâ merak ediyor muyuz? :)
SAKALLI Von feristahwatpad

Aktuelle Literatur

1.4M 67.2K 37
Elindeki yüzüğe baktı genç kız. Mahallede her zaman dalga geçtiği, adını insandan bozma koyduğu, yıllarca aşağıladığı adam ile nişanlıydı artık. Bol...
9.9K 1.6K 32
Ankara'da geçen, ailesini korumak için kendisini öldü gösteren adamın geri döndüğünde hem kendi taşıdığı hem de geride bıraktığı yaralarla yüzleşmesi...
2.7M 97.3K 32
Eski bir köy kurgusudur. İnsanların bilinçsiz ve cahil olduğu "dönem" kurgusu olduğunu unutmadan okumanızı rica ediyorum. Bu bir kitap, gerçek hayata...
Wattpad-App - Exklusive Funktionen freischalten