Herkese yeniden merhaba güzel kızlarımm. Bugünkü bölümümüzde de Kader ve Kadir'in arasında soğuk rüzgarlar olacaktır. Bunu bende istemezdim ama kurgu böyle devam ettiği için yapacak bir şeyim yok. Ben çocuklarımın ayrı kalmasına izin vermem merak etmeyin. O zaman vakit kaybetmeden bölümümüze geçelim.
Ha birde şunu unutmadan söyleyeyim. Yakında Patron Çocuğu adlı bir serimiz olacaktır ve bu serimiz de 3 kitaplık olacaktır. Ve bununda dosyasını oluşturup 1. Bölümü sizlerle paylaşacağım. Kitabımız;
1- SOĞUK RÜZGARLAR
2- GRİ BULUTLAR
3- SAĞANAK YAĞMURLAR
Bu şekilde kitabımız 3 serilik bir Patron Çocuğu adlı serimiz olacaktır. Bu Patron Çocuğu tamamiyle benim kendi kurgumdur. Bu kurgumuz da şu an yazma aşamasında olan kurgum Özge Naz'ın kurgusuyla aynı değildir! Benim onun kitabına tamamen sonsuz saygım var. Asker kurgusu olduğuna da sonsuz saygım var. Asker kurgusu değil Öğretmen-Öğrenci kurgusudur benim kurgum.
Bu kurgu da şiddet, argo, tecavüzler gibi uyarılar vardır. Eğer kitap size uygun değilse lütfen çıkın. Eğer okumak isterseniz orası size kalmış. Duyurumuzu da yaptığımıza göre artık bölümümüze geçelim..
----
7.Bölüm
Karanlıkta Yanan Ateş
"Çok karanlık bir yerdeydim ve o ateşi yalnızca biz yakabilirdik.. Bir başkası değil..."
Kadir'in babaannesi beni zorla Şafak konağına yerleştirdi. Orası da benim evimdi fakat ben orda yaşayabilir miydim bilmiyordum? Gece durmadan midem bulanıp durdu. Gece doğru düzgün uyuyamamıştım. Sadece durumum için kalkan tek kişi Kadir'in babaannesiydi. Kadir'in odasına bakıp durdum benim için endişelenmesi için ama Kadir benden soğumuş muydu, Muğla'ya gittiğim için? Sabahın ışıkları yüzüme vururken gözlerimi açıp odama giren güneşin ışığıyla karşılaştım.
Yataktan kalktığımda yanımda duran telefonumdan saate baktığımda 09.34'tü. Normalde bu kadar erken kalmazdım. Okul da olduğu için mide bulantımdan gitmek istememiştim. Mutfağa doğru ilerleyince domates doğrayan Kadir'i gördüm. Geldiğimi bile fark etmemişti. Orda öylece durdum ve Kadir'in menemen yaptığını anlamıştım.
"Kadir.. Niye erken kalktın? Hizmetçilerin hazırlaması gerekmiyor muydu kahvaltıyı?" dedim sırtımı tezgaha yaslarken.
"Kendi kahvaltımı kendim yapmak istedim. Hem ben sana hesap mı soracağım?" dedi tavadaya doğradığı domatesleri koyarken.
"Sordum sadece.." diyip önüme döndüm. Ben yokken hani harap olmuştu?! Hani odadan çıkmıyordu bu çocuk? Soğudu mu şimdi benden?, Muğla'ya gittiğim için?
"Bugün okula niye gitmedin? Okulda olman gerekiyordu." dedi kepçeyi tezgaha koyarak. Bakışlarımı ona döndürdüğümde atletiyle yanımda durdu.
"Gece midem bulandığı için gitmedim. Bahane mi bu?" dedim sabrım taşarak.
"Midenin bulanması bahane değil." dediği anda donup kaldım yanında. "Oradaki dersleri kaçırırsın."
"Ya sen misin benim velim?! O mide bulantısı ile nasıl okula gideyim söyler misin?!" dedim sesimi yükselterek. "Sen niye gitmedin onu söyle?"
"Benim canım sıkkın biraz." dedi dolaptan yumurta alınca.
"O zaman canının sıkkınlığı da bahane değil Kadir!" dedim kollarımı göğsümde birleştirerek.
"Sen bana karışamazsın."
"Neden? Aylar önce annem öldüğü için hep yanımda olacaktın! İçindeki sorunları içine atma gel anlat dedin. Şimdi ne oldu?! Soğudun mu?" dedim içimdeki öfkeyle. Bana, yanında olacağına söz veren Kadir Ahlas Şafak benden uzaklaşmış mıydı?
"Susar mısın Kader? Dinlemek istemiyorum seni." Ne? D-dinlemek istemiyor musun? Derin bir nefes verdiğimde yutmaya çalıştığım o sözler, o cümleler canımı yakmıştı. "Benim için bir şey değilsin artık."
Kadir'in söylediği o cümleler o kadar canımı yakmıştı ki gözlerim dolmuştu. Dolan gözlerimle Kadir'e baktığımda burnumu çektim. Kafamı aşağı yukarı sallayarak.
"Öyle olsun.." dedim ve Kadir'in yanından ayrılıp kimseyle karşılaşmadan odama gidecek iken Kadir'in babaannesiyle karşılaştığımda görmezden gelip odama kapandım.
Sırtımı kapıya yasladığımda yavaş yavaş yere oturdum. O sözler öyle canımı yakmıştı ki.. Kalbim bile buna dayanamamıştı. Gözlerimi kapattığımda yanaklarımdan gözyaşları akmıştı. Hani beni bırakmayacağına söz vermişti? Sonsuza kadar sevecekti? Ne yâni bunların hepsi birer yalan mıydı?
Yatağımın üstündeki telefonumu alınca kilit ekranında olan fotoğrafımızı yaşlı gözlerimle baktım. O kadar özel bir anımızdı ki bu anının hiç bitmesini umdum ama beni bırakmayacağına dair söz veren Kadir Ahlas Şafak gitmişti sanki yerine başka bir Kadir Ahlas Şafak gelmişti. Elimi fotoğrafın üzerinde gezdirirken gözlerimden bir yaş elime damladı. .
Şifreyi girdiğimde ana ekranda yine fotoğrafımız vardı ama bu sefer Kadir benim elimi tutup çekmişti. Bu ikimizin ana ekranında vardı ama Kadir benim için bitmedi ama ben onun için bitmiştim. Derin bir nefes verdiğimde yutmaya çalıştığım o kelimeler sanki boğazımda dizilmişti de ben onlardan kurtulamıyormuşum gibi hissediyordum.
(1 Saat Sonra)
Kadir'in babaannesinin ricasıyla kahvaltı salonunun yolunu tutmuştum. Salona girdiğimde bütün Şafak ailesi masa da oturmuş kahvaltılarını yapıyorlardı. Kadir'in babaannesi masadan kalkıp beni masaya davet etti.
"Gel Kader kızım. Sende bu aileden bir parçasın artık." dedi ve beni Kadir'in yanına oturttuğunda Kadir'le aramızdaki soğuk rüzgarlar beni ürpertiyordu ve üşütüyordu. Her Kadir'e baktığımda o soğukluk sanki tek yüzünde değil de bedeninde de vardı..
❄
Kadir bu kadar dili nasıl öğrenmişti ya? Fransız var, ingilizce var, korece var. Var da var. Kesin Ömer de 10 dil biliyordur da söylemiyordur. Fransız kelimelerin ne anlama geldiklerini çözmeye çalışıyordum ama ne edatları, ne de zamirleri öğrenebilmiştim. Beynim bu kadar kelimeyi nasıl depolayacaktı belli değildi. Oflayarak türkçe çeviriden bakmamak için zor duruyordum.
Bazı kelimeleri gram bilmiyordum. Bu fransız kelimeleri türkçe karşılıklarıyla eşleştirmem gerekiyordu ama hangi cümle hangi cümlenin karşılığıydı onu bile bilmiyordum? Kafamı fransız kelimeleriyle boğuştururken kapım çalındı. Kapıya baktığımda Kadir'in babaannesi Seray ablanın kapı aralığından bana baktığını gördüm.
"Kader? Gelebilir miyim müsait misin?" dedi içeriye gelmek için izin isteyerek. Yatağımın üzerindeki kağıtları ve defterleri bir kenara toplamıştım.
"Gelebilirsin Seray abla." dedim ve Seray abla odamın kapısını kapatıp yanıma oturdu. "Nasılsın daha iyi misin?"
Derin bir nefes vererek "Yâni.. İyi olmaya çalışıyorum." dedim.
"Kadir ne oldu da böyle oldu inan hiç bilmiyorum?" dedi Seray abla. Sanki bakışlarında bir mahçupluk ifadesi vardı.
"Senlik bir durum yok ki Seray abla. Asıl sorun bendeydi. Muğla'ya gitmeseydim belki böyle olmazdı." dedim elimi Seray ablanın omzuna koyarak.
"Şu aranızdaki buzları eritseniz yine eskisi gibi olacaksınız ama olmuyor.. Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor." dedi yüzündeki hüzün ifadesi ile.
"Seray abla.. Lütfen kendini böyle üzme. Biz eninde sonunda bu buzları eritiriz öyle yada böyle." dedim Seray ablanın üzülmesinden dolayı gözlerim dolmuştu. "Kadir seninle hiç olmadığı kadar mutluydu ama gittiğini öğrenince.."
"Seray abla, ben de üzülüyorum sen böyle oldukça. Lütfen yapma bunu kendine. Ben Kadir'le konuşurum." dedim elini sıkıca tutarken.
"Yâni sizi böyle görmeye dayanamıyorum. Ayrı, aranızdaki buzlar bunlar beni harap ediyor." dedi ve boşta kalan eliyle yanaklarımdan süzülen yaşları sildi. "Bir an önce barışın. Ayrı kalmak size yakışmıyor."
"En kısa zamanda konuşacağım." dedim Seray ablanın yüzünde tebessüm ederek. "Hatta şu an boşum gidip konuşabilirim."
"Çok iyi olur Kader kızım. Lütfen şu aranızdaki soğukluğu ısıtın." dedi acılı bir gülümsemeyle. Odadan çıktığımda yan odanın karşısında durup kapıyı birkaç kez çaldım ama içerden ses gelmemişti. Kapının kolunu aşağı indirince Kadir'in odasında kimsenin olmadığını gördüm.
Odanın kapısını kapatınca nerde olduğuna dair biraz düşündüm. Merdivenlerden inen Ömer'i görünce Kadir'i aradığımı farketmişti.
"Abim aşağıda spor yapıyordur muhtemelen." dedi Ömer merdivenlerin aşağısını göstererek. Askılıktaki lacivert ceketini ve ayakkabılarını giyince motor kaskısını alıp dışarı çıktı.
Merdivenlerden aşaği inince sanki bir şeye vurma sesi geliyordu. Kapının önüne geldiğimde sanki beynim o kapıyı açmaman gerektiğini bana bas bas bağırıyordu ama bir taraftan kalbim bu halde olmamızı istemiyor gibiydi. Derin bir nefes bırakıp kapıyı açtım. Karşımdaki kum torbasına vuran ve her türlü yorgunluğa rağmen pes etmeyen bir Kadir vardı.
Kum torbasına vurmayı bırakınca alnından ve kaslı kollarından ter aktığı belliydi. Kenara bıraktığı havluyla terini silince beni farketti. Biraz baktıktan sonra geri kum torbasına vurmaya başladı. Her bir vuruşundaki o kaslarındaki damarlar belli oluyordu. Ve bu iddialı Kadir'in görünüşü müydü? Bu eski Kadir değildi.. Kendini yorduğunu anlayınca kum torbasına vurmayı bıraktı.
Yanıma gelince "Ne istiyorsun?" diye sordu.
"Konuşmamız lazım." dedim kapıyı kapatıp kilitledim.
"Konuşacak bir şey yok Kader." diyip kilitlediğim kapıyı açmaya çalıştı ama yüzü yüzüme yakındı. Hadi Kader yap hamleni. Eski Kadir'i getirmek senin elinde. Seray abla için, senin için, aranızdaki buzların daha da artmasını istemiyorsan yap. Aniden onun bile beklemediğinden dolayı dudaklarımı dudaklarının üzerine kapattım.
İlk önce beklemedi ama sonradan bana karşılık verdi. Kadir'i daha da çok kendime bastırınca eli belime gidip beni kendine bastırdı. Özel bölgesi tam özel bölgemdeydi ve ateş gibi yanmaya başladı. Üst bacaklarımdan tutup kucağına aldı ve zemin tom adı verilen davul parçasının üzerine oturturdu. Ellerimi omzuna koyduğumda daha bir karşılık vermeye başladım..
Boşta kalan elini tişörtümün içine sokunca tişörtümün altında sütyen olmadığını hatırladım. Kadir elini göğsüme getirince tişörtümün altından ucunun dik olduğunu hissettim. Eliyle sıktığını hissedince dudaklarının arasından inledim. Dudaklarını dudaklarımdan ayırıp boynuma yöneldi dudaklarıyla.
Dişleriyle hem ısırıyor hem de emiyordu. Benim istediğim eski Kadir'i geri getirmekti ve sanki yavaş yavaş aramızdaki buzlar eriyip gidiyordu. Ve o aramızdaki ateşlerin içinde cayır cayır yanıyorduk. Boynumda diş izlerini bıraktığında tişörtünün ucundan tutup tişörtünü çıkarmak istedim. Kadir sanki kalbimin isteğini ve benim isteğimi duymuş gibi tişörtünü çıkarıp bir yere attı.
Kafamı geriye atınca özel bölgem ıslanmıştı artık. Kadir dudaklarını boynumdan ayırıp üzerimdeki tişörtü çıkarıp göğüslerimle buluştu. Göğüslerimi elleriyle sıkarken zevkin doruklarındaydım. İkimizde terden sırılsıklam olmuştuk ama ben bu anın zevkini sonuna kadar yaşamadan gitmezdim.
"Ah.. Kadir.." dedim nefeslerimin arasına inlemeler karışırken.
Kadir bacaklarımı iki yana açtı ve altımdaki taytı yırtıp bir köşeye attı. Sadece altımda iç çamaşırım vardı. Kadir'in o özel bölgesini o kadar çok istiyordum ki. Özel bölgeme dokunsam ateş gibi yanıyordu. Elini iç çamaşırımdan içeri sokunca ister istemez inledim. Elim Kadir'in eşofmanının altındaki özel bölgesine gidince avuçlarımla doldurmak istedim.
Kadir isteğimin üzerine altındaki eşofmanını çıkarıp bir yere attı. İç çamaşırının altından özel bölgesine dokununca semsert olduğunun farkındaydım. Kadir iç çamaşırımı çıkarınca parmaklarını daha bir ileriye soktu özel bölgemden. Küçük bir çığlık çıktı dudaklarımın arasından. Bedenim cayır cayır yanarken beklemediğim bir anda Kadir içime girdi.
Her gelgitlerinde daha bir zevkin doruklarına ulaşıyordum. Babam sadece bana acı yaşatırken, zevki yaşatmaz iken Kadir beni zekvin doruklarına kadar çıkarmıştı. Benim istediğim Kadir buydu. Beni ben olduğum için seven, acılarıma rağmen göz yummayan ve beni önceki kişiden daha farklı birisine dönüştürmüştü. Beni Kadir, Kadir'i de ben değiştirmiştim.
Biz birbirimizi değiştirmiştik. Gülmeyi öğrenmiştik birbirimiz sayesinde. Aras Kolejine böyle birisi geleceğini aklımın ucundan geçmemişti ve beni değiştirip gülmeyi öğreteceği de. Her şeye rağmen beni ben olduğum gibi seven bir aşk vardı onda. Aşk buymuş demekki. Aşk her şeydi. Ben aşkı beni ben olduğum için seven, kabuslarıma yenildiğim halde yanımda olan, sönmüs olan kibritleri onunla birlikte yakmayı öğreten Kadir'den öğrenmiştim..
İkimizde boşalınca alnımızdan terler akmıştı. Boşalır boşalmaz Kadir'in kucağına yığıldım. Nefes nefeseydim ama bir o kadar zevkin doruklarına ulaşmıştım. Yorgunluktan gözlerim kapanmıştı ve her an uyuyacaktım. Kadir çıkarttığı tişörtünü bana giydirip iç çamaşırımı da giydirmişti. Bir elini dizlerimin altına ve bir elini de boynuma koyunca kucağına alıp olduğumuz yerden çıkıp beni yumuşak yatakla buluşturdu.
Yorgunluktan halim kalmadığı için kendimi uykuya bıraktım.
❄
(1 Saat Sonra)
Gözlerimin yorgunluğuyla gözlerimi açtığımda kendi odamda olmadığımı farkettim. Bedenimi oturur pozisyona getirdiğimde kendimi Kadir'in odasında bulmuştum 1 saat önceki olanları aklıma getirince ellerimle yüzümü kapattım. 1 saat önce biz ne yaşamıştık? Kadir'le konuşmam gerekirken fantezi yaşamıştık! Hem de baterinin üstünde! Bateri, sıradaki ney masa mıydı?, tezgah mıydı? En azından kırmamıştık.
Yatağın yanındaki şifonyerin üzerine baktığimda telefonum yoktu. Bir anda kendi odamda olduğunu farketmiştim. Herkes nerede? diye düşünürken yataktan kalktım ve kimsenin duymayacağı şekilde kapının kolunu indirip sessizce odadan çıktım. Sanırım herkes kendi odalarındaydı. Etrafıma baktığımda ne gelen vardı ne de giden? Odama girdiğimde yatağın üzerinde olan telefonumu gördüğümde 2 tane arama bir de 9 tane mesaj vardı? Bu nasıl olabilmişti?
Önceden 0 mesaj olmasıyla mesaj sayısı 9'e çıkmıştı. Şafak konağına girdiğimden beri telefonuma bir şeyler olmuştu. Mesajlara girdiğimde hem Kadir, hem Seray abla hem de Aras Kolejinden mesajlar vardı. En çok Aras Kolejiydi. Umarım çat diye sınavları başlatmazlar. Çünkü ben daha hiç bir şeye çalışmadım!!
İlk önce Seray ablanın mesajlarına girdim ve Kadir'le konuşmamızı sormuştu.
*Kadir'le konuşabildin mi kader kızım?
Ne konuşması? Ben o 1 saat önce neler yaptığımı bile bilmiyordum? Sadece inlemelerimi hatırlıyordum. Ne bahane bulacaktım şimdi ben? Konuştum desem ne konuştunuz diye sorar mıydı?
*Konuştum Seray abla.
Seks yaparak konuştuk. Böyle dersem bir anda ağzı açık kalabilirdi.
*En azından aranızdaki buzlar erimiştir.
Benim kadar en çok Seray abla aramızdaki buzların erimesini istiyordu. Çünkü bizim mutluğumuz onun mutlu olması demekti.
*Bakalımm.
Seray ablaya gönderdiğim mesajla çevrimdışı olmuştu. Seray ablayla mesajlaştığımız yerden çıkıp Aras Kolejinin mesajlarına girdim. 20 tane mesaj vardı bu kadar yazılacak ne bulmuşlardı da yazmışlardı?
*Aras kolejinin 11-D sınıfı 04.09 tarihinde Coğrafya, Edebiyat ve matematik sınavları vardır.
*Konuları ders grupların hocalarından öğrenebilirsiniz. Ve ilerleyen tarihlerde sınavlarınız olacaktır.
*Bütün sınavlarınıza sınav yapan hocalarınız girecektir. Sınavlarda kopya vs. Gibi şeyler olacağı için telefonlar toplanıp öyle sınav yapılacaktır.
*Aras Kolejinin 11-H sınıfı 09.10 tarihinde Kimya, Edebiyat ve Tarih sınavlarınız vardır.
*Konuları ders grupların hocalarından öğrenebilirsiniz. Ve ilerleyen tarihlerde sınavlarınız olacaktır.
*Bütün sınavlarınıza sınav yapan hocalarınız girecektir. Sınavlarda kopya vs. Gibi şeyler olacağı için telefonlar toplanıp öyle sınav yapılacaktır.
*Sınav tarihlerini sınıf hocalarınız ders gruplara atacaktır. Bilginize.
Eyvah. Sınavlarda başlamak üzereydi. Hemde 1 günde 3 sınav! Neyse en azından Kadir beni matematikte çalıştırırdı. Aklımdaki düşüncelerden ayrılıp Kadir'in nerde olduğunu aramaya başladım. Dışarıya adımımı attığımda önümdeki merdivenlerden inip Kadir'in oturduğu bahçe salıncağının yanına gittim. Bu seksten sonra hâlâ benimle konuşur muydu?
"Kadir.." dedim kağıtlarıyla ilgilenen Kadir'e. Bakışlarını kağıtlardan ayırıp bana sabitledi.
"Gel otur güzelim." dediğinde şaşırdım. Kadir yana kayınca yanına oturdum. Omuzlarımız birbirine değiyordu. Aramızdaki sesler sadece kuş cıvıltılarıydı.
"Hâlâ bana soğuk musun?" dedim yazdığı kağıtlara bakarken. Bakışlarını bana çevirdi.
"Değilim. Beni öptüğün an hayatımın kızı zaten karşımdaymış. Bencilce davrandım." dedi kucağımda duran elimi tutunca. "Bir an kafamdaki sesler susmadı. Ben de kafamdaki seslere kulak işitince olanlar oldu."
"O kafandaki sesler her neyse onları birlikte susturacağız. Her karşımıza çıkan engelleri birlikte yerle bir edeceğiz.." dedim kafasını göğsüme yaslayarak. Kollarını belime doladı ve bir süre gözlerini kapattı. "Ben soğuk yapan Kadir'i sevmiyorum.. Ben göğsümdeki Kadir'i seviyorum."
"Ben de göğsüne yaslayan Kader'imi seviyorum." dedi ve yüzüme bir tebessüm kondu. Parmaklarım Kadir'in saçlarında dolaşırken bir anda kalkıp dudaklarımın üzerini dudaklarıyla örttü. Ellerimle yüzünü kavrayınca o dokunuşum bile özeldi ona.
Dudakları dudaklarımın üzerinde hareket ederken elleri ellerimi tuttu ve parmaklarını parmaklarımın arasına geçirip sıkı sıkı tuttu elimi. Dudaklarımız ayrılınca alnını alnıma yasladı.
"Seni çok seviyorum umut ışığım.." dedi gözleri kapalı halde. Bu an her şeye bedeldi.
"Bende seni çok seviyorum kibritteki ateşim." Bütün dertlerim, acılarım gitmişti sanki. Aşk birbirini değiştirmekti. Bir insan bir insanla değişmeyeceğine inansa da o insan sevdiği insanla değişirdi.
Birbirimizden ayrılınca Kadir kağıtlarına geri döndü. Sınav kağıtlarını hazırlamakla meşguldü. Bir tane sınav kağıdına bakacakken direk elimden aldı.
"Niye aldın ya? Bakıyordum." dedim şaşkınlıkla.
"Sınav sorularına önceden bakarsan soruları bilmiş olursun." dedi kağıda sınav sorusunu yazınca. Oflayarak önüme döndüm. Koleje yeni bir kız öğrenci gelecekmiş acaba kim gelecekti? Kadir sınıf hocası olduğu için ona sorabilirdim.
"Kadir?" dedim dizlerimiz birbirine değerken.
"Efendim alın yazım?" dedi bana bakmayarak.
"Sınıfa yeni öğrenci gelecekmiş biliyor musun hangi öğrenci olduğunu?"
"Yâni.. Batuhan hoca bana söyledi de ne zaman geleceği belli değil." dedi ve kaşlarını çatarak hatırlamaya çalıştı.
"Adını biliyor musun?" Biraz düşününce konuştu.
"Betül'dü sanırım ama tam hatırlamıyorum." Kafamı tamam anlamında salladım. Küçükken Betül diye arkadaşım vardı. İlk defa 5 yaşımda iken kendime arkadaş bulmuştum ama.. Babamın tecavüzüyle onu da kaybetmiştim.
❄
(3 Gün Sonra)
Nihayet koleje geri dönebilmiştim. Sınavlar gitgide yaklaşıyordu. Ve benim bir odaya kapanıp öyle çalışmam gerekirdi. İlk sınav Edebiyattı. Ve ben ne yapacağımı bilmiyordum. Anlamadığım yerleri Kadir'e sorsam da bazı bildiği konuları bana anlatmıştı. Stresten bedenim titriyordu. Kalbim hızlı hızlı atarken stresten ne yapacağımı şaşırmıştım.
Derse sadece 10 dakika kalmıştı. Herkes kopya derdindeyken ben çalıştığım konulara göz atıyordum. Bütün konulara da bakmam gerekirken önceki bakmam gereken konuları unutuyordum. Çalıştığım her konuya bakmak istiyordum ama birisine bakınca önceki baktığıma tekrar bakmak istiyordum.
Derin bir nefes verdiğimde tamamen hazır olduğuma iddia edebilirdim. Hazırım sanırım.. Yok! Değildim! Sınav stresinden bile korkuyordum. Ortaokulda aldığım sınavdan dolayı babam zorla t*şşaklarını boğazıma sokmuştu. Düşündükçe midem kalkıyor boğazım acıyordu.
Edebiyat kitabına son kez baktığımda, son değildi bin kere bakmıştım ama yine de bakmak istiyordum unutmak istemiyordum. Sınıfa Pelin hoca girince direk olarak telefonları adını bile bilmediğim bir kıza toplatırıp telefonumu getirdiği kutuya koydum.
Pelin hoca tek tek sınav kağıtlarını dağıtınca ilk sorunun cevaplarını yazmaya başladım. Umarım kötü geçmezde ortaokuldaki gibi 39 notunu almam.
❄
Sınavdan çıktığımda direk olarak kendimi lavaboya attım. Sınavı bitenler kağıdını verip telefonunu alabiliyordu. Sınav boyunca streslenip durmuştum. İnşallah düşük not almazdım. 1 saat boyunca hiç bir şey yemediğim için kantine indim. Katinin üstündeki yemeklerden hangisini yesem diye karar vermekte zorlanıyordum.
Kaşarlı sucuklu tost almaya karar vermiştim yanında ayran alacaktım. 100 liramı ceketimin cebinden çıkarınca Musa abiyle biraz konuşunca istediğim yemeği söyleyince hemen hazırlamaya başladı. Musa abinin ve katinci ablanın olduğu yere girince buraya girmek aşırı eğlenceliydi.
"Sınavınız vardı Kader nasıl geçti?" dedi tost ekmeğini tost makinesine koyarken.
"İyiydi. Fena değildi. Kopya hazırlayanlar vardı yine." dedim boş bir sandalyeye otururken.
"Kaç bekliyorsun?" dedi İlkay abla sucukları tek tek keserken.
"Aslında geçme notu 50 de.. Yâni 50 notunu geçsem iyidir. Çok yüksek bir not da beklemiyorum."
"50'yi geçsem kârdır diyorsun." dedi ilkay abla tost ekmeğini tost makinesinden koyarken.
"Evet." diye mırıldandım ve Musa abinin sorusuyla bakışlarımı Musa abiye çevirdim.
"Sırada hangi sınavınız var Kader?" dedi dolaptan kaşar alıp ince ince doğrarken.
"Ya Coğrafya ya da matematik.. İkisinden birisi."
"Kopyaya yine yakalanlar olmuştur." dedi gülerek.
"Oldu tabi ki de. Musa abi İlkay ablaya kestiği kaşarları İlkay ablaya verdi ve tost ekmeğinin arasına koyup tekrar tost makinesiyle bastırdı.
"Al bakalım ayranını da." dedi Musa abi içecek köşesinden ayran ve pipeti önüme koyarken. "Hadi bakalım kovuyorum şimdi seni."
"Ya Musa abi! Daha yeni işe girdim." dedim güldüğümde. Musa abi yerine oturunca cebinden bir dal sigara çıkartıp çakmakla yaktı. Sigaranın dumanını hiç sevmiyordum. Hem kötü bir kokusu hem de zararlı olduğu için. "Musa abi sigara niye içiyorsun ki?"
"Öyle çok içmem. Boş olduğum zamanlarda. Matematiğe Kadir hoca girecek değil mi?" dedi Musa abi dudaklarının arasından çıkarttığı dumanla. Kafamı evet anlamında salladım.
"Ama Kadir hocadan çok korkuyorum. Kopya bulduğu an kükrüyor." dediğim an Kadir'in sesini duydum ve İlkay abla tostumu peçeteye sarıp bana verdi.
"Kim benden korkuyormuş?" dedi ve kantine gelip karşımda durdu. "Ooo Kader yeni işe mi başladın kantinde.
"Evet.." Bir şey daha diyecektim utanmama sebep olacak diye söylemeyip içime attım. "Ne verelim?"
1-2 dakika boyunca düşününce enerji içeceği istediğini söyleyip içecek rafından Energy Drink yazan içeceği alıp Kadir'e uzattım. 50 lirayı verince Musa abiye uzatinca geri kalan para üstünü verip Kadir'e verdim.
"Kader.. Sınav benim dersimde olacak. Ona göre iyi hazırlanın. Kopyacılarda yakalanmasın yoksa ben yakalaması iyi bilirim." dedi ve enerji içeceğini alıp hocalar odasına gitti. Tostumu bitirince ayranımı yudumladım. Tamamen doymuştum. Çünkü aç karınla sınava giremezdim.
Oturduğum yerde ayranımı içerken 11-F'nin iki kız öğrencisi geldi.
"Iyy.. Senin burda ne işin var? Buraya girmek hem yasak. Kadir hoca nasıl sana kızmıyor hiç anlamıyorum." dedi iğrenerek. Kadir bana kızamaz hem karısıyım hem de hayatının kadınıyım! "Neyse.. Musa abi nasılsın?"
"Allah'a şükür iyiyim Elisa sizin sınavlar ne zaman?" dedi ve ayranımdan son yudumumu da içip kantinin içindeki çöpe attım. Musa abi 10-F'nin kızlarıyla konuşurken İlkay ablaya görüşürüz diyip acele ile sınıfa çıktım.
❄
Sınıfa Cemal hoca girdiğinde herkes kopyalarıyla birlikte hazırdı. Benim hâlâ bakmak istediğim konulara tekrar bakmak istiyordum. Cemal hoca tek tek sınav kağıdı alan kişiye verip yerine oturuyordu. Kağıdı bana uzatıp aldım ve vakit kaybetmeden sınavıma başladım.
(23 Dakika Sonra)
Soruların cevaplarını takır takır bulurken Cemal hoca kalorifere yaslanmış kitap okuyordu. Bazı kişiler kopya çekmek için Cemal hocayı kontrol ediyorlardı. Sınav kağıdıma geri dönünce zamanın nasıl aktığını anlamamıştım.
(34 Dakika Sonra)
Son soruya geldiğimde son soru baya zordu. Bunun cevabı seçeneklerde yoktu. Soruyu tekrar tekrar okumama rağmen cevap seçeneklerde yoktu. Kendi yöntemlerimden yola çıkarak cevabı bulmuştum ama seçeneklerde yoktu. Seçeneklerde olmayan cevabı yazıp yuvarlak içine aldığımda verdiğim soruların cevaplarından emin olmak için tekrar baktım.
Bazı cevaplardan emindim ama bazı cevaplardan emin değildim. Artık ne puan verdiyse diyip içimdeki sesi geçiştirdim. Derin bir nefes alıp yerimden kalktım. Benimle beraber adını dahi bilmediğim bir erkek kalkıp ilk önce kendi sınav kağıdını sonra kendi sınav kağıdımı bırakacaktım ki kağıda bakmadan duramıyordum.
Kesin bir yerde yanlış yapmıştım ve o yanlışım bilmem kaç puanı götürecekti. Kağıdı masaya bırakınca son bakışlarımla verdiğim kağıda bakınca o streslikle yerime oturdum. Cemal hoca kağıdımı alıp arka sayfayı çevirince başını hafifçe aşağı yukarı salladı. Son sorudan etkinlenmiş gibi görünüyordu. Allah'ım lütfen yanlış olmasın yoksa bütün çözdüğüm yöntemler boşa giderdi.
❄
Teneffüse çıktığımızda deli gibi korkuyordum. Sorular zor ama bir o kadar da kolaydı. Kaç alacağım düşüncesi bile stresten strese sokuyordu. Stresten bir an önce kurtulmak istiyordum. İnstagram'a girip bazı kişilerin gönderilerine baktım. Kadir hikaye attığı için hemen girip bakmak istedim.
(Hikaye) 12 Dakika önce
Yazdığı cümleleri, kelimeleri o kadar güzel ve düzgün yazmıştı ki ben bile yazısından etkilenmiştim. İnsanın böyle güzel, okunaklı yazı yazan sevgilisi olunca yerinde duramıyor. O kişi heves ediyor. Yanına gitmek istedim ama hocalar odasında olduğu ihtimaliyle geri çeviriyordum isteği. En iyisi yazmaktı.
*Umut ışığımm..
Yazıp göndermiştim. En son aktif oluşu 23 dakika önceydi. Tekrar İnstagram'a girdigimde wattymagazinden gönderi almıştım. Okuduğum paragraf ile şok olmuştum. Bu gönderiye inanmak istememiştim ama Wattpad Play Store'den de kaldırılmıştı! Nereye gidecekti bizim sonumuz? Onca kişilerin yazar hayalleri yarım mı kalmıştı?! Gecelere kadar okuduğumuz evimizi neden bizden ayırıyorlar?
Daha fazla Wattpad'in kapanması ile ilgili haberler görmek istemiyordum. Çünkü Wattpad'in kapanmasına daha çok üzülürdüm. Hadi Tiktok kapanabilir, X -Twitter- kapanabilir, Facebook kapanabilir ama Wattpad asla! Bizi evimizden kovamazlar! Telefonu masanın üzerine koyunca bildirimin sesiyle telefona döndüm.
*Efendim ay ışığımm.
*Stresten kurtulamak için yazdım da yeni sınavdan çıktım.
*Nasıl geçti? İyi miydi?
*Fena değildi ama son soru biraz zordu. Onun dışında iyi geçti.
*En azından çalıştığım yerlerden geldi.
*Daha zoruna hazır ol bence. Benim yapacağım sınav beynini yorabilir.
*Yüksek alırsam yormaya değer.
*Tabi ki de. Yüksek bekliyorum senden.
*50'den aşağı alırsan ceza veririm.
*Ben korkuyorum senden..
*Daha yolun başındayız gülüm. Bu daha başlangıç.
*Almam inşAllah.
*Aminn.
*İNŞALLAH KADINIMMM
Kadınım demesiyle kafamı sıraya gömdüm. Utancımdan bedenim yere düşecekti. Ellerimi yanaklarıma koyup mutluluğumu yaşadım. Varya bu çocuğu alıp mıncıra mıncıra bir kedi gibi seveceksiniz veya bir kavanoza koyup öyle onu orada tutacaksınız ki kaçmasın.
❄
Kadir'in gelmesiyle bütün telefonları bana rica ederek toplattırmıştı ve bazı kişilerin yerlerini değiştirmişti. Kadir arkalara bakarken beni yerimden alıp Kadir'in oturduğu öğretmen sandalyesine oturturmuştu. Şu an bile kendimi hoca gibi hissetmiştim. Masaya göz attığımda İnstagram hikayesine koyduğu defteri vardı.
Telefonu da defterin üzerindeydi. Kadir tahtanın önündeyken hâlâ birilerinin yerlerini değiştiryordu. Telefonunun ana ekran tuşuna basınca parmak izimi tanımadığı için şifreyi açtı. Şifreden çıktığımda ikimizin olduğu fotoğraf vardı.
Öyle saf, öyle masum çıkmışız ki. Bunu hep saklıyordu telefonunda. Paylaşmak isterdi ama okulda bizi kimse bilmediği için paylaşamıyorduk. Özellikle zorba gruplar beni zorbalarlar endişesiyle paylaşamıyorduk ve bu da çok kötü bir durumdu. Telefon kendi kendine kapanınca Kadir herkesin yerini ayarlamıştı.
Sınav kağıtlarını elden ele verince bana hâlâ vermemişti. Yerimde sessizce beklerken son olarak bana verdi ve ufak bir duyuru yapıp kaloriferin önünde durup sınıfı kontrol etti. Sıraların etrafında dönüp duruyordu. Yanıma geldiğinde ona baktım ve kadınım dediğini hatırlayınca önüme döndüm.
Kitabını alınca sayfasını açıp okumaya başladı. Kitabın adına baktığımda Harper Lee'nin yazmış olduğu 'Bülbülü Öldürmek' kitabıydı. Klasik okumayı sevmeyen ben Kadir'in okuduğu kitapla merak etmiştim kitabı. Kadir kafasını kitabından kaldırınca birinin kopya çektiğini farketti.
"O ne?!" diyerek kükredi. Kadir'in gür sesiyle birlikte korkmuştum. İşte bu yüzden Kadir ne zaman sınav yapsa ben o gün Kadir'den korkuyordum. "Ver onu! Alp ver dedim! Uğraştırma beni!"
Herkes dikkatini Alp denen çocuğa verirken Kadir ilk kopyacıya acımamıştı bile. "Sınavınıza dönün" diyerek herkes Kadir hoca korkusuyla sınava geri dönmüşlerdi. Alp denen çocuk Kadir'e kopya kağıtlarını verdiğinde sınav kağıdını alıp kopya kağıtlarını da buruşturup çöpe attı.
"Hadi bakalım biriniz daha kopya çekin görelim." dedi ve olduğu yerde durdu. Gerçekten konu kopya olunca Kadir kükreyen bir aslana dönüşüyordu. "Alp sözlü notun -5 bunu da bilmiş ol."
Ben gitgide Kadir'den korkmaya başlamıştım. İyiki kopya çekmiyordum yoksa o kükreyen sesiyle beni korkutabilirdi. Sınavıma geri döndüğümde 8. Soruya geçmiştim bazı sorular oldukça kolay, bazı sorular ise gereğinden zordu.
Kadir 3-4 kişiden kopya yakalayınca hepsinin sözlüsüne -6, -0, -2 gibi notlar verdi. Eğer Kadir hoca'dan sınav oluyorsanız veya olacaksanız asla kopya çekmeyin derim yoksa aslan gibi kükrer ve hiç acımaz size. Sözlü notunuza direk -1, -3 gibi sözlü notlarını verebilir. Bu da aklınızda bulunsun.
❄
Teneffüse 10 dakika kala Kadir herkesten sınav kağıtlarını toplamıştı. Son sorunun da cevabını bulmama az kalmıştı. Kadir herkesin sınav kağıdını alıp masaya koydu. Son sorunun cevabını bulup seçeneklerden C seçeneğini işaretleyip kağıtların üstüne koydum. Derin bir nefes verip hafifliğimin tadını çıkardım. Nihayet 3 sınav da bitmişti. Geriye kaldı 4 sınav onlarında henüz tarihleri belirlenmemişti.
4 sınavda bitince 2 haftalık bir tatil bizi bekliyordu sonra yine konular, sınavlar, okula gelmeme günleri ve en sonunda 4 aylık bir tatil!! Ama sorun şu ki 2. Dönem bitince mezun olacaktık ve bu da bizi üzüyordu. Boşver üzülme Kader Kadir hep seninle olacak. O saf, masum kalbini asla bırakmaz o. Elimi kalbime götürdüğümde bütün benliğimle kalbime teşekkür ettim.
Hem çok güzel, hayallerimdeki gibi bir üniversiteye giderim ve orda Kadir müdür olur. Müdür ve Öğrenci.. Kulağa çok değişik geliyordu. Hocamdı kocam olacaktı. Teneffüse 5 dakika kalınca Kadir dikkatle sınav kağıtlarına baktı. Ne cevapları verdiklerini düşününce bakışlarındaki o ateşiyle bana baktı. Bakışlarımı başka yere çevirince teneffüs çalıp herkes eşyalarını toparlayıp sınıftan çıkmıştı.
Yerimden kalkıp kalemlerimi kalemliğime koyup çantamın olduğu yere doğru gittim Çantama kalemliğimi koyup fermuarı çekip tek koluma aldım. Herkes telefonunu almıştı ama tek benimki kalmıştı. Kutudan telefonumu alıp uçak modundan çıkardım. Ve Seray abladan 2 arama ve 4 mesaj vardı. Seray ablayla olan mesajlarımıza girecektim ki bilinmeyen bir numara gözüme çarptı.
Bilinmeyen numaranın mesajına girdiğimde bir başkasının oturduğu sıraya oturup bilinmeyen numaranın mesajını okudum.
*05..
*Eğer Kadir'le sevgili olduğunuzu Aras Kolejine söylemek istemiyorsan atacağım konuma gel.
*Konum.
Bu kimdi şimdi? Beni Kadir'le ayırmak isteyen şahıs kimdi? Kafamı telefondan kaldırdığımda Kadir'in eşyalarını topladığını gördüm. Acaba bunun kim olduğunu söylesem bana yardımcı olur muydu? Olur tabi salak! Sevgilin o senin! Beynim bile bana küfrederken umursamıyordum. Tüm cesaretimi toplayıp Kadir'in yanına gittim. Acaba hiç mi söylemesem? Söylemediğimde de 'neden bana söylemedin?! Birlikte hallederdik!' Gibi şeyler söyleyebilirdi.
"Kadir.." dedim içimdeki korkuyla.
"Efendim gülüm?" Nasıl diyeceğimi veya nasıl söyleyeceğimi hiç bilmiyordum? Boğazımdaki kelimeler sarmaş dolaş olmuştu.
"Şeyy.. Bana birisi mesaj attı da.." dedim ve Kadir bana dönüp telefonuma baktı.
"Tamam ben bunu hallederim. Sen merak etme tamam mı? Korkma ben yanındayım." dedi ve yanağımı okşadı. Kafamı kalbine getirecek şekilde sarıldı. Çenesi saçlarıma dokununca güvende hissettim. Saçlarımın üstüne öpücük kondurup saçlarımı okşadı.
Bedeninden ayrılınca eşyalarını toparlayıp sınıftan çıktık. Bazı öğretmenler hâlâ çıkmamıştı. Kadir öğretmenler odasında iken ben de onu bahçede beklemeye karar verdim. Birkaç dakikadan sonra Kadir yanıma gelip elimi tuttu.
"İyisin değil mi?" dedi Audi arabasının yanına giderken. Başımı evet anlamında salladım. "Ben o kişiyi halledeceğim. Eğer babansa ona hayatı boyunca unutamayacağı bir dava açarız."
Dedi ve gülümsedim. Kadir benim hayatımda görebileceğim en iyi öğretmen ve sevgiliydi. Bilinmeyen numarayı kendim çözmek yerine Kadir'e söylemiştim. Eğer söylemeseydim hayatım boyunca 2. bir ayrılık yaşardık. Ve daha yeni kavuştuğumuz için bunu da istemiyordum. Telefonumu elime aldığımda arabanın yan camıyla birlikte elimi çekmiştim. İnstagram'a atmazsam olmazdı.
@KadrrKlic20
KadrrKlic20: 🌺☀️
bendnzz2: O eli bana uzatsan?
↪KadrrKlic20: Çok beklersin.
Bazı yorumları o kadar yavşaktı ki. Yorumları kapatma ihtiyacı duydum. Bazıları yavşamak yerine bilekliği veya üstümdeki siyah okul formasını soruyordu ve arabanın markasını tabi bende tek Audi markasını bildiğim için Togg diyip geçirmiştim. Togg'un markası nasıl bir şeydi onu bile bilmiyordum.
❄
Bu sıralar fazla ödevimiz olmadığı için mutluydum. Çünkü daha diğer 4 sınavın tarihi açıklanmamıştı. Onlar da yeri geldiğinde açıklanacaktı. Odamdan çıkınca Kadir'le annesinin bağırıştıklarını duydum. Sessizce odasının önüne geldiğimde.
"Kader'le aranda ne var? Onu öğrenmek istiyorum?" demişti Serap hanım.
"Benim Kader'le aramda hiçbir şey yok anne!" Vardı ama söylemek istemiyordu sanırım.
"Var! Ben biliyorum. Gözlerinden açıkça belli oluyor!" Bir süre durdu ve sözlerine devam etti. "Senin Kader'le aranda bir şeyler söylemiuorsun çünkü haklıyım sen Kader'e âşıksın!"
"Evet! Aşığım ben Kader'e! Onu seviyorum!" dediği yerde gülümsemeden edemedim.
"Bunu bana neden söylemedin?" Sesinde durgunluk bir üzüntü vardı.
"Daha kendime bile söyleyemiyorum sana nasıl söyleyeyim?!"
"Ya Kadir bu olmaz! Sen bir öğretmensin! Olmamalı!"
"Sen ne edersen et anne.. Ben o kızı seviyorum o kimsesiz. Kanatları kırılmışken nasıl bırakıp gideyim ha?" Kapıyı dinlemediğimi anlamasinlar diye uzaklaşmak istedim ama.. Hiç bir şey onsuz olmuyordu. "Kader.."
Adımlarımı durdurup öylece durdum. Arkamı dönünce bağırmaktan ve kükremekten gözleri yaşlı bir Kadir vardı. Ona dönünce biz konuşamadık hep bakışlarımız konuştu. O geceyi özleten gözler sanki geceyi özletmiyordu artık. O geceyi özleten gözlerde sanki yağmur yağıyordu.
Gece de ağlayabilirdi ama gözyaşlarını kimseye göstermek istemediğinden dolayı hep gizli gizli ağlardı..