Başladığınız tarihleri alalım..
Lia gözlerini açtığında odası hala karanlıktı ama pencereden süzülen ay ışığı eşyaların siluetlerini belirginleştiriyordu yatağından kalkarken ahşap zemin gıcırdadı. Lavaboya doğru yöneldi ve yürümeye başladı.
Aynaya yaklaştığında yeşil gözlerindeki endişeyi fark etti kızıl saçları dağınıktı ve yüzü uykusuzluktan solgundu elini yüzünü yıkadıktan sonra hızlıca saçlarını taradı ve ördü.
Ailesinden kalan kolyeyi eline aldı bu gümüş renkli çiçek şeklinde bir kolyeydi kolyenin üzerinde küçük bir taş vardı ve ışığı yansıtıyordu Lia onu boynuna yavaşça taktığında kendini daha güçlü hissetti.
Aşağı kata mutfağa doğru yürümeye başladı. Lia mutfağa indiğinde annesinin pişirdiği taze ekmek kokusu burnuna çarptı masada bal peynir ve zeytinin yanı sıra Lia'nın en sevdiği reçel de vardı annesinin özenle hazırladığı çayın üzerinden buhar çıkıyordu.
Masaya oturduğunda sandalye hafifçe gıcırdadı Lia babasının okuduğu gazetenin hışırtısını duydu babası gazetesini indirip kızına baktı gözleri hem gurur hem de endişeyle bakıyordu.
Annesi Lia'nın elini tuttu eli sıcacıktı ve güven veriyordu annesi konuşmaya başladı:
"Kızım içindeki gücü her zaman hissettik bugün onu keşfetme zamanın geldi senin özel olduğunu biliyoruz."
Babası da başını sallayarak onayladı ve ekledi:
"Biz her zaman seninleyiz Lia ne olursa olsun"
Lia lokmasını çiğnerken ailesinin sözleri zihninde yankılanıyordu çayından son bir yudum aldı fincanı masaya bırakırken hafif bir tıkırtı duyuldu ayağa kalktı ve son bir kez ailesine sıkıca sarıldı.
"Teşekkür ederim sizi seviyorum ama bir yandan aklıma takılan bir şey var.Sizce ben hangi güce sahip olabilirim ya da gücüm yok mu?"
Babası gülümseyerek ayağa kalktı ve Lia'nın omzunu sıktı "Kızım" dedi "senin içinde muhteşem bir güç var bunu hep hissettik hangi güç olduğunu bilmiyoruz ama eminim ki çok özel olacak"
Annesi de söze girdi:
"Evet canım belki de gücün diğerlerinden farklı olabilir ama bu seni özel kılan şey"
Lia düşünceli bir şekilde başını salladı "Peki ya gücümü bulamazsam?" diye sordu.
Babası kararlı bir sesle "O zaman bile gurur duyacağız" dedi "Önemli olan elinden gelenin en iyisini yapman."
Lia ailesine tekrar sarıldı gözleri dolmuştu ama içinde yeni bir umut filizlenmişti "Sizi seviyorum" dedi "Artık hazırım, sanırım gitme vakti geldi. Biraz dışarıya çıkıp gücümü ortaya çıkartmayı deniyeyim"
Kapıya doğru yürürken içi hem heyecan hem de korkuyla doluydu ama ailesinin desteğiyle güçlü hissediyordu kapıdan çıktığında serin sabah havası yüzüne çarptı. Büyük bir nefes aldı ve kasaba meydanına doğru yürümeye başladı.
Kasaba meydanına yaklaştıkça kalabalığın uğultusu artıyordu heyecan havada adeta görünür gibiydi Lia kalbinin hızla attığını hissediyordu acaba bugün her şey değişecek miydi?
Kasaba meydanı renkli bayraklarla süslenmişti her yerde yarışmayı simgeleyen altın renkli semboller asılıydı havada heyecan ve tatlı bir gerginlik vardı.
Meydanın ortasında büyük bir çeşme vardı suyun şırıltısı insanların konuşmalarına karışıyordu çeşmenin etrafında çiçekler açmıştı rengarenk görüntüleri insanın içini ısıtıyordu.
Etrafta ahşap evler sıralanmıştı bazılarının pencerelerinden meraklı gözler bakıyordu meydanın bir köşesinde tezgahlar kurulmuştu satıcılar yarışmacılara şans getireceğine inandıkları tılsımlar satıyordu.Bazıları ise yarışma için gerekli olacak kılıçlar, bıçaklar gibi eşyalar satıyordu.
Gökyüzü yavaş yavaş aydınlanıyordu pembe ve turuncu tonlar bulutları boyuyordu uzaktan dağların silueti görünüyordu Lia oraya doğru bakarak derin bir nefes aldı ve dağa doğru yürümeye başladı.
Lia patikada ilerlerken ayaklarının altındaki toprağın yumuşaklığını hissetti etrafındaki ağaçların yaprakları rüzgarda hışırdıyordu kuş sesleri ona eşlik ediyordu. Etraf resmen bir harikaydı.
Yavaş yavaş yükseldikçe manzara değişmeye başladı kasaba giderek küçülüyor dağlar daha net görünüyordu Lia gözlerini kapattı derin bir nefes aldı temiz dağ havası ciğerlerini doldurdu. Gözlerini açtığında.
Birden önünde bir geyik belirdi Lia şaşkınlıkla durdu birden geyiğin karşında çıkması korkutmuştuda geyik ona bir süre baktıktan sonra ormanın derinliklerine doğru kayboldu Lia bunun bir işaret olabileceğini düşündü ve peşinden ilerledi.
Geyiğin yürüdüğü patika giderek zorlaşıyordu Lia dikkatli adımlarla ilerliyordu taşlara tutunarak tırmanırken içinde garip bir heyecan hissetti sanki her adımda gücüne biraz daha yaklaşıyordu. Etrafına kısa bir bakış attı ve yoluna devam etti.
Güneş tepeye yaklaşırken Lia yorgun ama kararlı bir şekilde ilerlemeye devam etti içindeki ses ona doğru yolda olduğunu fısıldıyordu. Bu gün yarışmaya ismini yazdırması gerekiyordu son günüydü..
Ağaçların arasından geçerken dallar yüzünü çiziyordu hatta bir tanesine kıyafetini taktırmış bu yüzden kıyafeti yırtılmıştı ama umursamadı. Yoluna devam etti.
Geyiğin izlerini takip ederken patikadan çıktığını fark etti ama geri dönmek istemedi içinde bir şey onu ileriye doğru itiyordu nefes nefese kalmıştı ama durmadı.
Birden ağaçlar seyreldi ve önünde büyük bir kaya duvarı belirdi Lia şaşkınlıkla durdu ve etrafına bakındı geyik ortalarda yoktu ama kayanın dibinde karanlık bir açıklık gördü.
Kalbi hızla atarak mağaranın girişine yaklaştı içeriden serin bir hava geliyordu Lia derin bir nefes aldı ve cesaretini toplayarak mağaraya girdi.
Karanlığa alışan gözleri mağaranın derinliklerinde bir parıltı gördü acaba aradığı şey orada mıydı Lia merakla ilerlemeye devam etti.
Işığın kaynağına doğru ilerlerken onun bir yüzük olduğunu farketti. Yüzük Küçük bir oyuğun içerisindeydi tereddütle elini yüzüğe doğru uzattı.
Yüzüğü eline aldığında tüm vücudunu bir enerji kapladı yüzük parmağına tam oturdu ve parlamaya başladı Lia şaşkınlıkla yüzüğe bakarkeqn bir yandan ne olduğunu anlamaya çalıştı.
Birden mağaranın duvarlarından garip sesler yükseldi ve sesler son bulduğunda mağaranın duvarında eski yazılar belirdi Lia gözlerini kısarak okumaya çalıştı yazılar ona yüzüğün gücünden bahsediyordu.
Lia derin bir nefes aldı içinde yeni bir güç hissetti yüzüğe baktı ve gülümsedi artık aradığı gücü bulmuştu şimdi ne yapacağını öğrenme zamanıydı. Yavaşça duvarların yanında gezinmeye başladı daha demin yaşadı şeyin şokundan çıktıktan sonra duvardaki yazıları okumaya başladı.
Lia, yüzüğün verdiği şaşkınlığı üzerinden attıktan sonra duvardaki yazılara odaklandı. Gözlerini kısarak eski harfleri çözmeye çalıştı.
Yazılar şöyle diyordu:
"Bu yüzük doğanın gücünü taşır. Taşıyanına bitkileri ve hayvanları kontrol etme yeteneği verir. Ama dikkat et, bu güç büyük sorumluluk gerektirir."
Lia yazıları okudukça heyecanı arttı. Demek ki o özel bir güce sahipti. Ama aynı zamanda içine bir korku düştü. Bu gücü nasıl kullanacaktı?
Lia yazıların devamını okumaya devam etti. Yüzüğün sadece bitkileri ve hayvanları kontrol etmekle kalmadığını öğrendi. Aynı zamanda doğal afetleri yönlendirme, hava olaylarını etkileme ve iyileştirme güçleri de vardı. Lia bu yeni bilgilerle hem heyecanlandı hem de sorumluluğunun arttığını hissetti. Şimdi bu güçleri nasıl kontrol edeceğini öğrenmesi gerekiyordu.
Yazıların devamında "Yüzüğün gücünü kullanmak için önce doğayla uyum içinde olmalısın. Kendini açmalı ve doğanın sesini dinlemelisin." yazıyordu.
Lia derin bir nefes aldı ve gözlerini kapattı. Etrafındaki doğayı hissetmeye çalıştı. Birden rüzgarın sesini daha net duyduğunu fark etti.
Yavaşça gözlerini açtı ve elindeki yüzüğe baktı. Artık yeni macerasına hazırdı ama önce ailesine haber vermeliydi.
Hızlı adımlarla geldiği patikadan geri dönmeye başladı. Bir yandan da bugün yaşadıklarını düşünüyordu. Düşüncelere dalmışken kasabaya vardığını fark etti. Bu gün yarışma için son gündü ve son günde bulmuştu gücünü. Artık her şey bitti dediğinde gelmişti ona. Yavaş yavaş yarışmalar için gerekli olan kayıt formunun olduğu yere geldi ve gerekli bilgileri doldurdu. Oradan ayrılıp evin yolunu tuttu. Evin kapısının önüne geldiğinde heyecanla derin bir nefes aldı. Ailesine şaka yapmayı düşündü. Yüzüne üzgün bir ifade yerleştirip eve girdi.
Lia eve girdiğinde ailesi oturma odasında olduğunu farketti babası televizyondan bir şeyler izlerken annesi elinde meyve tabağı ile bir şeyler yiyordu. Bu tabloya tebessüm etti ve hemen ifadesini toplayıp yürümeye başladı.
Ailesi onu farkettiğinde bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Annesi ile babası birbirlerine baktı ve gözleri ile kendi aralarında anlaştılar. Farketmişlerdi kızlarının yüzündeki üzüntüyü. Annesi babasının yanından biraz kaydı ve ortaya boşluk bıraktı, kızının oturması için boşluğa bir kaç kez vurdu.
"Otur kızım," dedi.
Lia oturdu, ailesinin bu üzgün bakışlarına dayanamadı, artık söylemenin zamanı gelmişti. Yavaşça kafasını yere eğdi ve kocaman gülümsedi.
Kafasını kaldıracakken saçlarının üzerinde bir el hissetti, babası saçlarını okşayıp konuşmaya başladı:
"Canım kızım, her ne olursa olsun her zaman yanındayız. Bulamamış olabilirsin ama bu bir şey etkilemez ki," dedi.
Lia babasının bu düşüncesini duyunca daha da mutlu oldu. Hızlıca kafasını kaldırıp babasının boynuna sarıldı.
"İyi ki varsın baba, seni seviyorum." dedi.
Annesi arkadan sarıldığında konuşmaya devam etti.
"Ve yarışmaya katılmaya hak kazandım. GÜCÜMÜ BULDUM!" diye sevinçle bağırdı. Ailesi anlık bir şok geçirdikten sonra duydukları bu habere çok sevindiler ve küçük bir kutlama yaptılar. Kutlamanın ardından Lia uyumak için odasına çekildi.
Üzerini değiştirip lavaboya girdi. Yüzüne baktığında mutlu ve gururlu bir gülümseme yerleşmişti dudaklarına. Elini yüzünü yıkadı, ardından saçlarını açıp arkadan bağladı ve yatağına geçti.
Yatağına uzandığı sırada aklında onlarca düşünce geçiyordu ve hepsi 1 hafta sonra olacak olan o yarışmadaydı. Yarın sabah erken kalkacak, ilk iş güçlerini ortaya çıkarmak için denemeler yapacaktı. Bu yüzden gözlerini kapatıp uykuya daldı..
İlk bölümün sonu..
Siz olsaydınız o geyiğin peşinden gider miydiniz? Ya da son gün diyerek pes eder mıydınız?
Vote vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.
Yanlış gördüğünüz yerleri yazabilirsiniz..
İlk kitabımın ilk bölümünden 1355 kelime..