-------------------------Bölüm 1-------------------------------
//Üçüncü şahıs bakış açısı//
Güneş ışığı odanın köşesindeki aynaya yansıyarak her yere dağılıyordu. Rüzgar, dışarıdaki ağaçların yapraklarını dans ettiriyor bazılarını koparıyordu. Hava çok soğuk sayılmazdı hatta bunaltıcı ağustos günlerinden biriydi. Esmer ellerini başında birleştirerek esnedi ve ağzından tatlı bir ses çıkardı. Gözlerini odadaki ışığa alıştırmaya çalışıyordu ama bu zordu. Uzun bir uyku çekmişti buda kendine gelmesini zorlaştırıyordu. Yavaşça doğruldu ve siyah gözleriyle odayı süzdü. Etraf cidden dağınıktı ama bunu umursamadan uzun zamandır ertelediği eylemi yapıp ayağa kalktı.
Odanın kapısına gelince duraksadı ve gözlerini derince ovuşturdu, yoluna devam edip sonunda banyoya gitti. Başını kaldırınca aynadaki görüntüsüyle karşı karşıya geldi. Yüzündeki tek geçici kusur, uzun bir uyku çekmesi nedeniyle gözlerinin şişmesiydi. Onun dışında siyah saçları, beyaz teni, pembe dudakları ve mükemmel vücuduyla o kusursuzdu, bir kişinin ona aşık olmamasına imkan yoktu. Musluğu açıp ellerini birleştirdi ve yüzüne çarptı. Yandaki asılı mavi dantel detaylı havluyla kuruladı. Dişlerini de fırçalayıp orayı terk etti. Evin beyaz merdivenlerinden aşağıya indi ve karşısındaki Amerikan mutfağa ilerledi. Ada tezgaha yaslanıp cebindeki telefonu çıkardı.
*Sapnap kişisinden yeni bir mesaj*
Her zamanki gibi arkadaşı Sapnap'ti. Mesaj sayfasına girip atılan yazıyı okudu.
"Selam dostum! Müsait olduğunda beni ara sana bir sürprizimiz var."
"Sürprizimiz?" dedi kendi kendine. Acaba neydi?. Mırıldanarak buzdolabına yöneldi. İçindeki cam sürahiyi aldı .Oldukça soğuktu. Dolaptan da çıkardığı bardağa yavaşça doldurdu ve bir yudum aldı. Havanın sıcaklığını daha az hissediyordu artık. Kahvaltı yapmayı sevmezdi genel olarak. Sabahları acıkmazdı. Bir anda hatırlayarak telefonunun ana ekranından saate baktı. 09:17.Genelde bu saatlerde uyanırdı, kendi için alışkanlık haline gelmişti.
Odasına geri dönüp kıyafetlerini değiştirme kararı aldı. Dolabını açıp uzun süre baktı, karar verdikten sonra kıyafetleri alıp hemen soyunmaya başladı. Beyaz düz bir tişört ve siyah, renkli yazı detaylı olan şortunu giydi. Hava gerçekten çok sıcaktı. İngiltere'de bu sıcaklıklar nadiren görülürdü. Ve oyuncu masasına geçti. Arkadaşını armayı tercih etti oyun oynamaktansa.
"Alo?"
"Naber dostum?"
"İyiyim yine sıkıcı ve yalnız bir gün geçiriyorum"
"Umm..sana artık yalnız geçirmeyeceğini söylesem?"
"Nasıl yani?"
"Ah...söyleyeceğim ama sakin ol"
"Sapnap meraktan çatlayacağım söyle artık!"
Aynı anda arkadaşı Sapnap ve Dream'in bağırış seslerini duydu telefondan.
"DOSTUM AMERİKA'YA GELİYORSUN!"
"NE!"
Esmer şaşkınlıktan ne yapacağını bilemedi. Bu onun için çok güzel bir haberdi. Şoku atlattıktan sonra çocuktan sevinç çığlıkları gelmeye başladı.
"TANRIM ÇOK MUTLUYUM BU CİDDİ Mİ!"
"Evet George senin sıkıldığını biliyorduk. Bide uzun zamandır Twitch yayınlarına da katılmıyordun bizde senin için bir uçak bileti ayarladık. Uçağın yarın akşam kalkıyor. Artık yalnız olmayacaksın!"
"Çocuklar ben teşekkür ederim!"
"O zaman görüşürüz George"
"Görüşürüz çocuklar!"
Sabah uyandığında bozuk olan morali artık iyiydi. Heyecanlanmıştı hem de aşırı derecede.
Bu demek oluyordu ki Dream'in gerçek yüzünü görecekti. Bu gerçek miydi, yoka bir rüya mıydı? Rüya olup olmadığını anlamak için kafasını iki yana salladı. Evet,değildi. Oraya gidince neler yapacağını hayal etti, bu onu daha da heyecanlandırdı. Bavulunu şimdiden hazırlamaya karar aldı. Kırmızı siyah oyuncu sandalyesinde kalkıp dolabına yürüdü ve bavulunu çıkardı. O kadar heyecanlıydı ki eline gelen belli belirsiz bütün kıyafetlerini bavula tıkadı. Herşeyini koyduğuna emin olduktan sonra bavulu zor bir şekilde kapattı ve eski yerine geri döndü. Monitörünü açtı. Zamanını hızlı geçirmek için biraz oyun oynamaya karar aldı. Ve Minecraft'ta girdi.
Ana sunucuda kimse yoktu ama bu bir kaç dakika içinde değişti.
*Callahan join the game*
Oyuna biri girdiği için yüzünde minik bir tebessüm oldu. Ve oyunun chatinden yazışmaya başladılar.
"Selam Gogy"
"Merhaba dostum naber!"
"İyiyim, Dream haberi verdi!"
"Ne haberi?"
"Amerika'ya geliyormuş sun!"
"Desene, Dream bütün ekibe duyurdu."
"Sanırım öyle oldu"
"Biraz madene inelim mi?"
"Peki hadi gel!"
Esmer, normal oyun oynama saatinden daha fazla oynamıştı. Bütün odağını oyuna verdiği için aşağı kattan kapı çalma sesini duymadı.
"Ah dostum kapı çalıyor ben birazdan dönerim"
"Peki Gogy"
Kulaklığını başından çıkarıp masaya bıraktı ve kapıyı açmak için odadan çıktı. Merdivenleri de aştıktan sonra kapıya geldi. Açtığında sadece yerde bir kutu gördü, evet yine kargoydu ama bu sefer bir şey sipariş ettiğini hatırlamıyordu. Eğilip kutuyu aldığında üstündeki yazıyı fark etti.
"Georgie için"
Üstündeki lakabı okuyunca zaten kimin gönderdiğini anlamıştı. Kapıyı geri kapatıp odasına çıktı. Masasına geri döndü ve kutuyu açtı. İçinde kendi Minecraft karakterinin bir minyatürü ve mavi yeşil bir bileklik vardı. Gencin dudağının kenarı kıvrıldı. Evet bunu Dream göndermişti. Hızlıca masanın kenarındaki telefonu alıp onu aradı.
"Selam Georgie!"
"Hey! Dream bunları sen mi gönderdin?"
"Neyi?"
"Kargoyu!"
"Ha- ah evet ben gönderdim! Nasıl beğendin mi?"
"Tanrım evet! Bu figür çok tatlı. Bileklikte bizim renklerimizde"
"Özellikle o renkte aldım. Beğenmene sevindim dostum. Bu arada uçaktan indiğin zaman seni havaalanında bekliyor olacağım :)"
"İyide ben nasıl seni göreceğim?"
"Benim olduğumu anlaman için bir işaret gösteririm merak etme"
"Oh tamam cidden şimdiden bile çok heyecanlıyım!"
"Seni hayal kırıklığına uğratmayacağıma şüphen olmasın"
"Neden sana çirkin demişim gibi konuşuyorsun?"
"Ah...boş versene neyse görüşürüz Georgie :)"
"Görüşürüz Dream :)"
Esmer telefonu kapattı. Yanaklarının yandığını hissetti. Odadaki aynada kendine baktığında yüzü kıpkırmızı olmuştu. Neden böyle hissediyordu? Dream ile her zaman konuştuğunda değişik hissederdi. Bu düşünceleri bir kenara bıraktı ve Oyununa geri dönmeye karar verdi.
Oyunda uzun süre afk kaldığı için ölmüştü ama sinirlenemiyordu, Dream'in sesi onu o kadar rahatlatmıştı ki...
Saate baktığında 19.49 olduğunu fark edince bilgisayarını kapadı. Artık acıktığını hissedebiliyordu. Kendine yemek hazırlayamayacak kadar bitkin hissediyordu, nedenini bilmiyordu. Mcdonald's'tan yemek söylemeyi tercih etti.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sabah telefonuna gelen bildirim sesiyle uyandı esmer.
*Dream kişisinden yeni mesaj*
Telefonun ekranını bulanık görüyordu halen. Gözlerini ovuşturdu, uykuya alışmış bedenini kendine getirmeye çalışıyor bir yandan mesajı okumaya çalışıyordu.
*Fotoğraf*
*Bu uçak biletinin fotoğrafı, kaçta kalkacağın yazıyor Georgie*
________________________________________________________________________________
818 kelime...