Skeur

By esin-ti

484 21 3

Hera, üniversiteli bir gençtir. Hayata tek başına tutunmaya çalışır. Hayatında pek fazla insan yoktur yeni i... More

1.bölüm
2.bölüm
3.bölüm
4.bölüm
6.bölüm
7. Bölüm
8.bölüm
9.Bölüm

5.bölüm

47 3 1
By esin-ti

Yüzüme çarpan serinlik uyanmama sebep oldu. Uykumu almışım. İlk defa daha fazla uyumak istedim. Sırtımı geri atıp gerinmek istedim. Ama bir anda saplanan acı buna izin vermedi. Bir anda her şeyi tekrar hatırladım. Üstümdeki adamın kokusunu,nefesini.. Eve gelişimizi, duş alışımı, sırtımdaki pansumanı..Alistair'i... Baş ucumdaki çalar saate baktım. Daha saat altıydı. Ama hava kapalı olduğundan gece gibiydi. 1-2 saate güneşin yüzünü göstermesini umut ettim. Uzun beyaz ceketimi geceliğin üstüne geçirdim. Saçlarımı özensizce topladım. Pofidiklerimi giyip aşağıya indim. Lidya etrafta yoktu.
Mutfağa doğru ilerlerken salondaki büyük koltukta yatan Alistair'i farkettim. Sağ kolunu alnına koymuş uyuyordu. Tüm gece orada uyumuş olmalıydı. Parmak ucuma basa basa salondaki dolaptan yumuşak battaniyelerden en büyüğünü seçtim. Örttüm anca yetmişti. Parmak ucunda açık mutfağıma doğru ilerledim. Kısık sesle sabah haberlerini açtım.Bir teşekkür kahvaltısı hazırlamalıydım. Mümkün olduğunca sessiz hareket etmeye çalışıyordum.

...Alistair...
Hera 'nın kalktığını hissettim. Minik adımlarla yanıma geldi. Battaniyeyi üstüme örttü. Sanki benim üşüme gibi bir ihtimalim mi vardı?! Kendine has bir kokusu vardı. Daha önce almadığım ama bana tanıdık gelen bir kokuydu. Portakal ve tarçın karışımı bir şeydi.
Mutfaktaki minik şaklabanlıkları çok komikti. Poposuyla buzdolabını kapattı. Yumurtaları sallayıp kulağına yaklaştırıp dinledi. Sanki bir şeyler duymayı bekler gibi.. Müthiş bir ustalık ile salatalık ve domatesleri doğradı. Portakalları sırayla koklayarak seçti. Özenle sıktı. Arada bir bana bakmayı ihmal etmiyordu. Son tostu da havada çevirdikten sonra bir zafer gülüşü yaptı. Sanırım hazırdı. Bunca hazırlık için kalkma vaktiydi.

....Hera...
Eveet .. Müthiş kahvaltı sofram hazırdı. Çok da sevimli olmuştu. Ups! Portakal suyu için bardak koymayı unutmuşum. En üsteki dolabı açtım. Parmak ucunda yükseldim. Ve bardağa ulaşmaya çalıştım. Ama benden önce biri iki bardağı kaptı. Arkamı döndüm ve yine bir çift lacivert göz ve ek olarak çarpık bir gülümseme..

_ Teşekkür ederim. Oturmaz mısın? Çay mı kahve mi ?

_ Çay lütfen.

İlk defa evimde bir misafir ağırlıyordum. Sevmiştim bu hissi. Çok fazla konuşmasa da arada bir konuşmama eşlik etti. Havadan sudan muhabbetler yaptık. Ailesi sehir dışındaymış ve buraya çalışmaya gelmiş. Yeni açılan Big Mac 'de çalışmaya başlamış.

... Alistair...

Kendimi çok fazla açıklamak bana huzursuzluk verse de sorularına cevap vermeye çalıştım. Gözleri parlıyordu sanki küçük bir çocuk gibi. Çok saf,çok narindi. Ailesi olmadan büyümüş birine göre kendine güveni vardı. Ben sormadan her şeyi anlatmıştı.

Vancouver 'da sabah haberlerinde son dakika !! Yeni açılan bir barda ölü bulunan iki gencin kimliği daha belirlenemedi. Birinin boynu kırılarak diğerinin de karnına saplanan cam parçası yüzünden öldüğü saptanan cinayet için soruşturma devam ediyor..

...Hera....
Haberi izledikten sonra kafamı çevirdim. Alistair beni izliyordu. Ne tepki vermeliydim? Benim yüzümden iki adamı öldürmüştü. Tek kelime etmeden tabağımı alıp lavaboya yöneldim.Korkunç bir olaydı ve suçlu bendim. Ne yapmalıydım? Aramızda bir sır olarak kalabilirdi belki de..
Gömleğine kan bulaşmıştı. Sanırım benim yüzümden olmuştu.

_ Bu halde işe mi gideceksin?

_ Şey galiba evet çünkü yanımda başka bir kıyafet yok.

_ O zaman beni takip et.

Birlikte yatak odasına çıktık. Büyük bir gururla dolabımı açıp en büyük mavi erkek gömleğini seçtim.

_ İşte bu! Sanırım sana olur.

_ Sevgilin var demek?

_ Hah ! Ben ve sevgili hiç sanmıyorum. Gecelik ve ev kıyafeti olarak erkek gömleklerini tercih ediyorum,rahat oluyorlar.Banyoya geçi-

Sözümü tamamlamadan üstündeki gömleği çıkardı ve verdiğim gömleği giydi.

_ Pekala ben de hazırlansam iyi olur yoksa yine geç kalacağım.

Odanın kapısını kapattım. Dar siyah bir kot ve üstüme sırtımı örten bol ve yumuşak bir şeyler aradım. Askılı olabilirdi belki .. Beyaz bir askılı giydim.
Alistair beni okula bıraktı. Sonrasında onu görmedim. Öğle arası Big Mac' e gittik ama orada da değildi. Sanırım etrafta görünmek istemedi.

Okul çıkışı kelebek fotoğrafı çekmek için ormana çıktım. Lidya da dolanmaya başladı. Hava durumuna bakarak çıktım bu sefer. Yağmur gözükmüyordu. Ormanda ilerlemeye başladık. Bu seferki amacım sarı mağara kelebeğini bulmaktı. Bu bölgede çok ünlüydü. Gün ışığında altın renginde parlar karanlıkta ise kızıl renge döner. Muhteşem bir şey. Ama şimdiye kadar hiç rastlamamıştım. Irmağın üstündeki taşlardan zıplayarak geçtim. Lidya hiç tınlamadan suya atlayıp gösteriş yapa yapa poposunu sallaya sallaya karşıya geçti.O da yetmezmiş gibi üstüme doğru silkelendi. Etrafta bir sürü kelebek vardı. Ama hepsini tanıyordum. Karşıdaki patikayı gözüme kestirdim. O bölgeye daha önce girmemiştim.

Su kenarına yakın yerde bir mağara farkettim. İçerisi karanlıktı fotoğraf makinesinin flaşını açtım. Rastgele çekip yolu aydınlatarak ilerledim. Soğuktu ve adımlarım yankı yapıyordu. Bir yerlerde su damlıyordu. Sesin geldiği yere doğru ilerledim. Lidya arkamda duruyordu. Sağ taraftan bir ışık süzülüyordu. O tarafa yöneldim. Karşılaştığım manzara büyüleyiciydi. Su üstünde bir sarı mağara kelebeği hem de siyah benekli...Sol kanadı su içine batmış suyun ışımasıyla mağarayı kızıla boyamış;sağ kanadı dışarıda güneş ışığı eşliğinde altın gibi parlıyordu. Hemen fotoğraf makineme yöneldim ve çekmeye başladım. Enfesti. Mağara duvarındaki yansımaları da çektim. Son fotoğrafa baktım kırmızı üstünde sarı nokta vardı fotoğrafta.Makineye baktım hiç bir leke yoktu sonra bir hırlama ile kafamı kaldırdım. Kocaman bir hayvan!Neydi bu ayı mı kurt mu? Neyse ne şu an bana doğru geliyordu.

_ Koş Lidya kooş!!

Ne kadar koştuğumu hatırlamıyorum ama bir zaman sonra nefes alamadım ve durdum. Lidya çoktan gitmiş olmalıydı. O anda bilekliğimin olmadığını farkettim koşarken düşürmüş olmalıydım.En değer verdiğim şeydi. Ama geri dönecek cesaret yoktu bende. Kaybolmuştum. Hemen telefonumu çıkarıp haritayı açtım konum belirlemesi yapıp navigasyonu devreye soktum.

_ Yaşasın teknoloji!!

Koşarak yolu takip ettim. Bir daha o patikaya geçersem ne olayım?! Arka bahçe kapısından eve girdim. Lidya çoktan gelmiş kulübesine kurulmuştu. Fotoğraf makinesini açıp hafıza kartını çıkardım. Laptopa takıp fotoğraflara baktım gerçekten nefes kesiciydi. Son fotoğraftaki kurt silüeti irkilmeme sebep oldu. Gerçekten korkmuştum ama değmişti. Fotoğrafın parlaklığını arttırdığımda daha bir panik oldum. Sarı gözlerin arkasında bir de kızıl renk bir çift daha göz vardı. İki kocaman kurt! Tanrım!!

Hemen Vancouver Orman İşleri'ni tuşladım.

_ İyi günler ben Hera Stinson.

_ İyi günler Bayan Stinson. Ben Mike nasılsınız?

_ İyiyim Mike.Ben şey için aradım. Bugün yine ormana çıkmıştım. Irmağın karşısındaki patika-

_ Bayan Stinson o bölge bize bağlı değil başka kasabaya ait !!

_ Farkettim. Mike girdiğim mağarada iki tane kocaman kurt vardı. Devasa büyüklükteydi.

_ Bayan Stinson siz iyi misiniz? Acil yardım ekibini arayayım mı?!!

_ Ben iyiyim Mike . Teşekkür ederim. Sadece uyarı ya da tabela asmalısınız diye aradım.

_ Dediğim gibi Bayan Stinson o bölge bizim sınır dışı ama karşı kasabaya haber veririm. Teşekkür ederiz.

_ Ben teşekkür ederim Mike. Hadi kolay gelsin size.

_ Size de Bayan Stinson. Projenizde başarılar..

İçim rahatlamıştı. En azından birilerinin zarar görmesini engelleyebildim. Fotoğrafları kaydettim. Ve duşa girdim. Üstüme bir beyaz gömlek geçirdim saçlarım hala ıslaktı ama kurutmaya üşenip küçük bir tokayla tutturdum. Aşağı inerken büyük bir gürültü koptu. Gök yarıldı adeta..

_ Meteoroloji yine hata yapmıştı. Yine mi yağmur. Tanrımm!!! Mutfağın terasa açılan kapısını açtım. Lidya koşarak geldi. Yağmur yağdığı zaman onu dışarıda bırakamıyordum. Çok da rüzgar vardı yıkılıyorduk sanki. Lidya içeri girer girmez merdiven altındaki minderine kuruldu. Ben de kendime tarçınlı salep yapıp salona geçtim. Işıkları kapattım.Şömineyi yaktım.Kendimce romantik takıldım işte.Yağmurdan olsa gerek ev soğumuştu. Tam koltuğa kurulacakken kapı çaldı.Pizzacı olamazdı pizza söylememiştim. Bizim çocuklar olmalıydı. Çok yorgundum. Hiç çekemezdim. Ayaklarımı sürüye sürüye kapıyı açtım.. Karşımda ay ışığı altında bir gölge belirdi...

Continue Reading

You'll Also Like

592K 24K 55
Kadına baktım. Baya afetti, fıstık gibi daş daş. Bu adam, kadını nasıl tavlamış acaba? "Ne bakıp duruyorsun karıma" diye konuşan dayıya baktığımda ka...
443K 19.2K 37
Arkadaşınız yerine okulun sahibine mesaj attığınızı bir düşünün...
172K 11.3K 34
Elçin ŞAFAK, okulunda onun tabiriyle 'mafya babası' gibi takılan gruptan arada konuştuğu Ufuk ÇOŞKUN'a yazmak istemiştir fakat birşeyler ters gitmişt...
107K 8K 26
Sen: Lazım olur diye düşündüm. (Görüldü) 0545***: ? Sen: ??? 0545***: Yanlış Numara Sen: Yanlış mıı??? Burada tek yanlış varsa o da senin kalın...
Wattpad App - Unlock exclusive features