SELAAAM
gece uyumadan önce kurguladığım sahneleri kitaba çevirmeye geldim OEJFOĞPISHFGOISHRGĞOHO
tam karıştırılma sahnesinden başlayacağım arkadaşlar yoksa çok karışır ve sıkıcı olurr.
hastanedeyizzzzz.
-------------------------------------------------------------------------------------------
Ne? nasıl olabilirdi? bunca yılım yalan mıydı? ya ailemin bana olan o güzel tavırları? hepsi mi? nasıl kucaklayabilir babam o kızı?
en son doktorun karıştırıldığımızı kesin olarak söyledikten sonra annemin ecrin denen kızı göğsüne çekip sarıldığını gördüm
"o bizim kızımız mehmet. bir anne yavrusunu nerede görse tanır ben hissediyorum. deniz'de hissettiklerimden çok daha farklı ve güzel şeyler hissediyorum"
diyordu annem babama. babamın yüzünde uzun zamandır görmediğim bir gülümseme vardı. meğer ne kadar da samimi olabiliyormuş isterse.
ecrin ne yapacağını şaşırmış dona kalmıştı resmen. gözleri dolu doluydu. aynı şekilde eski anne ve babasınında gözleri dolu doluydu yanlarında iki çocuk vardı biri benimle aynı boylarda biri ise benden biraz daha uzundu. işin garip yanı uzun olan çocukla çok benziyorduk şuan da bu odada bana bakan tek kişiydi bakışlarında ne neşe vardı ne hüzün. diğer çocuk ise çok sinirliydi ecrini annemin ellerinde çekip sarıldı gözlerinden ateş çıkıyordu adeta anneme bakarken.
daha fazla katlanamadım bu görüntüye. sessizce çıktım odadan zaten kimse fark etmemişti. kapıyı kapatır kapatmaz koştum. olabildiğince koştum. kendimi açık havaya atar atmaz nefeslendim biraz. bir bank gördüm biraz uzaktaydı oturdum beklemeye başladım. bekledim bekledim. beynimdeki düşünceleri bile anlayamıyordum çok ses vardı kafamda.
kafamı ellerimin arasına alıp yere bakmaya başladım. belki on dakika geçti belki beş. daha sonra yanımda bir hareketlilik hissettim.
baktığımda bana benzeyen çocuktu. sigara çıkardı bir tane ve içmeye başladı ben ona bakarken.
'efe ben ikizin'
'deniz'
ve evet ikiz olduğumuzu tahmin etmiştim. bu yüzden çok şaşırmadım.
'ister misin' bana bir dal sigara uzattı.
'astımım var'
dediğimde geri çekti. aptal mı bu çocuk yanımda da içerse rahatsız olacağımı bilmiyor mu.
'yanlız ha içtim ha sen yanımda içiyorsun ne farkı var?'
'sigara içmek için dışarı çıktım senin için söndüremem.'
'Allah Allah'
'niye bu kadar önemsiyorsun ki aileni? onlar yüzünden göz yaşı akıtacak kadar.'
buruk bir tebessüm ettim o anda. 'benim ailemle özellikle annemle aram çok iyiydi. asla beklemezdim onlardan bu davranışları. biraz hayal kırıklığı galiba.'
gözlerimden yaşlar akarken on dönerek cevap verdim.
biraz kırılmamıştım. çok kırılmıştım. hatta çoktan daha fazlaydı. tarif edemeyeceğim kadar kötüydü. içimde savaş vardı. içim cayır cayır yanıyordu.
'bu yüzden kimseye güvenmeyi sevmiyorum' gibi bişeler söyleyerek geveledi ağzında. daha sonra devam etti.
'ecrini çok severler benim ailem. özellikle abilerim çok düşkündür ona. yani demek istediğim affedersin ama ailem seni bok gibi karşılayabilir. neyse hadi gidelim arabada bekliyorlarmış.'
ben dedikleri karşısında şoka girerken o telefonuna gelen mesajı görmüş ve ayaklanmıştı. tepemde dikilip beni bekliyordu.
bu dediklerinde asla sevgi yoktu asla. insanın ses tonundan anlardın o sanki yolsan geçen bir yabancıyla konuşuyor gibiydi. gerçi ne farkım varsa. fazla kabaydı çok fazla umursamazdı. sanki duyguları yok gibiydi 16 yılını geçirdiği ikizi gözü önünde başka bir aileye verilmişti umursamamıştı bile. o ailenin nasıl birileri olduğunu sorgulamamıştı bile. ya ecrinin hayatını bitirecek kadar kötülerse? hiç mi umrunda değildi?
'kalksana neyi bekliyon?'
daha fazla dinlemeden ayağa kalktım ve peşinde gitmeye başladım. arabaları son modellerde bir dolmuştu açıkçası çok komiğime gitmişti çünkü eski ailemin istediği şeylerden birisiydi bir dolmuş almak.
arabaya girdim arka koltuklar 4 kişilikti 2si öne bakıyor 2si ize karşınızda olacak şekilde tersti birde ön koltuklar vardı işte aslında zorlasan çok kişi sığardınız içeride televizyon bile vardı. gerçekten son model bir arabaydı. yolda kimseyle konuşmadım önce eski evime gittik eşyalarımı toparlamam için bir valiz verdiler büyük koyu mor renkte bir valizdi. sadece ben arabadan indim ve binadan içeri girip yukarı çıktım.
kapıyı annem açtı
'tek kelime etme eşyalarımı toplamaya geldim.'
'babanın sana aldığı eşyalara muhtaç mı kaldın?' dedi ben tam içeri girerken.
'ne?' gerçekten şok olmuştum burada benim anılarım olan bir çok şey vardı en basitinden kurbağa oyuncağım kendimi bildim bileli benimdi anı kutum kitaplarım her şeyim...
'evet doğru duydun hem trip atıyorsun hem de sana aldığımız eşyaları almaya gelecek kadar gurursuz musun?' diyerek kahkaha attı zorla atılan bir kahkahaydı. sadece beni sinir etmek için atılan bir kahkahaydı.
'NEFRET EDİYORUM SENDEN, SİZDEN, BABAMDAN, HEPİNİZDEN!' diyerek avazım çıktığı kadar bağırdım. kafam sağa doğru düşünce ne olduğunu ilk baş anlayamadım fakat sonra beni susturmak için tokat attığını anlamıştım. o an şokla ona bakıyordum bir yabancı gibi gelen ama aslında her şeyimi bilen kadına bakıyordum, zor zamanımda yanında olan, benim isteklerim için çabalayan anneme bakıyordum.
ne değişmişti? ben ne yaptım ki bu kadar nefret ediyordu benden?
kapıyı çarpıp çıktım oradan biraz aşağı doğru inip sakinleşmeyi bekledim gözlerim biraz daha normale dönmüştü Allah'tan parmak izleri saçımın tam dibindeydi ki saçımla örtebiliyordum. yüzüme sahte bir gülüş koyup aşağı doğru yavaş yavaş indim. on beş dakika geçmişti buraya geleli. sakin bir şekilde arabaya bindim.
'evde yoklarmış biraz bekledim ama hala gelmediler o yüzden geldim. daha sonra gelsek olur mu?'
diye sordum annem ile babam olacak kişilere beni onaylamışlardı ve yola çıkmıştık. yalanıma valizi koymayı unuttuğum için kendime küfrediyordum o sırada. valiz de onların evinde kalmıştı. yeni aklıma geliyordu.
bir yarım saat daha gittik kimse kimseye bakmıyordu ortam çok sessizdi şuan. fırtına öncesi sessizlik gibiydi.
en son bir villa gibi evin önünde durduk kapıları açan çalışanlar vardı. anlaşılan artık zengindim tabi o parayı da benden esirgemezlerse, ki şu hayattaki şansımla bu da olurdu.
beyaz bir girişi vardı evin herkes arabadan inmişti en son ben indim daha sonra efe kimseye bakmadan bahçeye doğru gitti. belki de dışarı çıkmıştı arka kapıdan bilmiyordum. efenin kendi duygularını asla göstermediğini ve umursamazlık maskesi taktığını düşünüyordum ama şu an konumuz bu değildi. etrafımdaki kişilere baktım 4 kişi kalmıştık benden küçük olan çocuk beni öldürecekmiş gibi bakıyordu onun haricinde şuan sorun yoktu.
seda hanımın yönlendirmesi ile eve doğru gitti ve kapıyı çaldılar. yine bir hizmetli açtı.
'hoş geldiniz seda hanım.'
'hoş bulduk serpil sağol.'
dedi ve serpil hanım gitti. daha sonra içeriden uçarcasına bir çocuk geldi bende daha büyük duruyordu.
'annem hoş geldiniz. şu aptal karışıklık çözüldü değil mi hani nerde ecrinim!'
sesinde sevgi vardı ecrine duyduğu sevgi daha sonra içeriden bağırmayı kesti ve kapıya yetişti.
beni görünce ki yüz ifadesini görmeniz gerekiyordu baya şoktu ve nefretle bakmaya başladı
ne hikaye ama eski evinden kovulan deniz gerçek ailesinde de istenmiyor şok haber.
---------------------------------------------------------------------------------
AY NASILDIIIIIIII
hemen devam edeceğim diğer bölümler çok hızlı gelecek emin olunnnn. ( güven verme seviyem ŞSEJGOIERGŞOHESRHGOH)
şuraya bizim aileyide yazıp kaçıyımm
seda keskin (45)
yusuf keskin (49)
poyraz keskin (24)
rüzgar keskin (21)
mete keskin (19)
deniz keskin (16)
efe keskin (16)
berkay keskin (14)
*************************
HADİ ÖPTÜMMM