Birazcık geç geldik ay :((
Artık yorum sınırı falan koymayacağım. Bitirdikçe atarım ben size bölümleri. Koyduğum minik sınırlar geçilmiyor. Boşu boşuna beklentiye girmek de istemiyorum o yüzden artık sınırla, yorumla uğraşmayacağım.
Ig; themeeryy_
***
Annem tarafından daha önce hiç böyle bir hayal kırıklığı yaşamamıştım.
Yanımda huzurla uyuyan adamın yüzüne yaşlı gözlerle bakarken tek yaptığım annemin sözlerini hazmetmeye çalışmaktı. Bir an önce eve dönüp nedenini sormak istiyordum. Annemin derdi neydi? Serhat'a nasıl öyle bir mesaj atabilirdi?
Dudaklarımı yanağına bastırıp geri çekildiğimde kıpırdanmıştı. Gözlerimde ki yaşları görmesin diye hemen geri çekildim. O ise başını boyun girintime yasladı. Boynum sıcaklığıyla yanarken ondan uzak kalma düşüncesi geldi kuruldu içime.
Yapamazdım. Serhat'tan uzak kalamazdım. Kısa süren görevlere gittiği zamanlarda bile özlüyordum deli gibi. Annem ne yapmaya çalışıyordu Allah aşkına?
Gözlerimi kapatıp kendimi uyumaya zorladım ama olmuyordu. İhtimaller karnımı ağrıtıyor, beni uykusuz bırakıyordu. Kıpırdanıp durduğum içinde kendime sövdüm içten içe.
Serhat'ın boynumda ki başı yüzünden terlemiştim. Birkaç saç teli yanağıma yapışmıştı. Elimi kaldırıp saç tellerini oradan çekerken aniden Serhat elimi elinin içine hapsedip hızla pozisyonumuzu değiştirdi.
"Rahat durmuyorsun," dediğinde sesinde ki erkeksi ton, yutkunmama neden oldu. Uykulu olduğu belliydi. Sesi kalın ve vurgulu bir şekilde çıkmıştı öpmek istediğim dudakları arasından.
Gözlerimde ki kızarıklıkları görmemesini dilerken, "Uykum kaçtı," diye yalan söyledim. Yani çok da yalan sayılmazdı.
"Hiç uyumadın ki. Hangi uykun kaçsın?" İlk andan beri anlamış mıydı gerçekten?
"Hayır," diye yeniden yalanlasam da Serhat ağırlığını vermeden başını göğsüme yasladı. Bacaklarımın arasında duran bedeni bana pek iyi şeyler düşündürmüyordu. Bir ateş yandı içimde. Tüm bedenimde kol gezen yangın, kasıklarımda son buldu.
Alt bedenlerimizin teması iyice sıcaklatmıştı beni.
"Neye ağlıyordun?" Sorusuna cevap veremedim. Dualarımızı büzüp, "Hiçbir şeye," dedim çocuk gibi.
"Aynen," dediğinde bana inanmadığını belli etmişti. Ağlamak istemiyordum yeniden. Sadece Serhat'ın varlığını hissetmek istiyordum. Ellerimi ensesinde birleştirip, dudaklarına doğru içli bir nefes verdiğimde, elleri saçlarımın arasına karıştı.
Saçlarımı okşarken hissettiğim güven ve şefkat öyle yoğundu ki, duygusal anımdayken bunu yapmamalıydı. Hüngür hüngür ağlayabilirdim her an.
"Seni ağlarken görmekten nefret ediyorum." İtirafı kalbimin hızını arttırdı. Maraton koşmuş gibi atan kalbimin sesini duymasından korkmadım. Sakıncası yoktu. Ona ait olan kalbim, onun için atıyordu ne de olsa.
Dudaklarını sol şakağımdan sürterek alnıma getirip, alnıma üst üste öpücükler bıraktı. Saçlarımı okşarken, "Seni kim ağlattı, neden ağlattı bilmiyorum ama eğer sorun bensem, sırf sen ağlama diye kendimi senden, seni üzecek her şeyden uzak tutarım," demesini beklemediğimden gözlerimde akmayı bekleyen yaşlarla onun karanlıkta bile parlayan ela gözlerine baktım.
Hiçbir şey demeden dudaklarına yapışmama verdiği karşılık yumuşak öpücüklerdi. Kendisini yan tarafıma atıp beni göğsüne çekti. Saçlarımın kokusunu içine çekip, ensemden öptü. Ensemi öperken dudaklarını o noktadan uzunca bir süre ayırmamıştı.
Kollarını karnıma sarıp, kulağıma ninniler fısıldayarak uyutan bu adamdan nasıl vazgeçilir ben, bilmiyordum. Ve bilmediğim bir şeyi yapamazdım.
**
Yazar Anlatımı.
Serhat kızıl saçların yüzünü örttüğü, sevdiği kadına bakarken içli bir nefes vermişti yüzüne karşı. Onu üzen şeyi deli gibi merak etse de, sorup onu daha fazla üzmek istemiyordu.
Şimdilik. Sonrasında anlatması için zorlayacaktı.
Saçlarına, her an kırılacak bir şeye dokunuyormuş gibi narince okşayıp, yüzünün önünden kaldırdı. Beyaz tenine dokunurken hissettikleri bir dağ olup, üzerine devrilecek, o dağın altında kalacak sandı. Ne kadar çok sevebilirim derken her seferinde daha fazla seviyordu.
İçinde ki daralma yüzünden nefes alamadığını düşündü. Üstünde bir tişört yoktu ama o yinede yanıyordu. Düşünceleri ve vereceği kararlar onu ya büyük bir felakete sürükleyecekti ya da sonsuz bir kalp ağrısına neden olacaktı.
Hümeyra Bozkaya çocukluğundan beri onu sevmezdi. Nedeninin sadece Gamze olmadığına emindi Serhat.
Anneleri çok iyi anlaşırdı. Yıllardır mahallede hep bir arada yaşayan insanlardı. Serhat'ın anılarının içinde Hümeyra daima onu sevmeyen, mahallenin gıcık kadınları arasında yer alıyordu.
Üzerine bir tişört ve mont giydikten sonra sigara paketini alıp dışarı çıktı. Otelin hemen ön kısmında, karların arasında ki banka oturup, sigarasını yakarken oldukça çaresiz görünüyordu.
Daha önce bu denli sıkışmış hissetmemişti.
Sigarasından çektiği dumanları öyle uzun aralıklarla çekiyordu ki, çoktan külü uzamıştı. Sigarayı yere atıp yeniden bir sigara yaktı. Dudakları arasında dengelediği, yeni yakmış olduğu sigara aniden çekilince dalgınlık haliyle irkilip anında arkasını döndü.
Sigarasını alan kişi abisi Levent'ti. Abisinin bordo bereli reflekslerini sorgulama işini çok önceden bırakmıştı.
Abisi onun yaktığı sigaradan içine zehir çekerken, "Neyin var lan?" diye sormuştu.
İki kardeş ne zaman canları sıkılsa yaptıkları gibi şimdi yine yan yana oturmuş, sessizce sigara içiyorlardı.
Serhat sigarayı tutmadığı eliyle yüzünü sıvazlayıp, "Kafayı yiyeceğim abi," diye çaresizce söylendi. Levent kardeşinin durumuna içten içe üzülse de neye üzüldüğünü tam olarak bilmiyordu.
Serhat abisinin cevap vermediğini görünce, "Aydan yengemle mi tartıştın?" diye sordu. Levent sessiz kaldı. Aydan'la tartışmışlardı yine.
Konuları ise hiç değişmiyordu. Aydan'ın evlendikten sonra iki yıl boyunca çocuk istememesiydi. Levent ilk duyduğunda müstakbel karısının kendisini trollediğini düşünmüştü ama Aydan ciddiydi.
Bir çocuğun dünyaya ne zaman geleceğini bilmeden böyle anlaşmalar yapması onu üzüyordu. Aydan'ın endişelerini de korkularını da çok iyi anlıyordu Levent.
Askerdi o. Beklenendi. Belki de geri dönüşü olmayandı.
Levent sigarasının külünü silkip, "Yine çocuk konusu," dediğinde Serhat göz devirip, "Evlenmeden konuştuğunuz konuya bak," diye söylendi.
Levent keyifsizce gülümsedi. Serhat'ın derdinin ne olduğunu tahmin edebiliyordu. Sesini çıkarmak istemedi. Abi kardeş o soğuğun altında art arda sigaralar içip en sonunda kalkacakları vakit Levent kardeşinin omzunu tutarak kendisine odakladı.
Serhat abisinin ne diyeceğini merakla beklerken Levent konuştu. "Sorunu bilmesem bile kardeşim, halledilmeyecek kadar zor olmadığından eminim. Sakın Serhat, her şeyi yap ama korkaklık yapma. Geri adım atma. Ne olursa olsun cesur ol abiciğim. Sen cesur ol ki karşında ki ciddiyetini anlasın."
Serhat otele geri dönen abisinin arkasından bakıp Gamze'nin yanına gitti tekrar. Üzerinde ki montu ve tişörtü koltuğun üzerine atıp yatağa geçti. Sevgilisini kendisine çekip, ona sıkıca sarılırken, saçlarına rahatsız etmeyecek öpücükler bırakıyordu.
"Bırakamam ki," diyordu saçlarının kokusunu soludukça. "Sensizliği bilmeyen bana, yokluğun cehennem olur."
Serhat o an bilmiyordu ama sonradan sevdiğin için, birçok şeyini feda etmeyi sevdiği kadından öğrenecekti.
***
Sınavlarım hemen bitebilir miii??? Çünkü aklımda dönüp dolanan sahneleri hemen yazmam gerekkk.
Ay bugün edebiyat sınavım varrr. Şans dileyin canlarr. Umarım sizlerinde sınavları çok iyi geçerrr😽