* * * ESLEM * * *
Odama pat diye dalınmasıyla yatağımda yerimden sıçrayarak oturur pozisyona geldim. Kafamı çevirdiğimde odama dalan kişiyi gördüm. Tabi ki o idi. Başka kim olabilirdi ki?
" Daha hazırlanmadın mı sen? "
" Ödümü kopardın İris. Birde kapı çalmayı öğrensen... "
" Onu bunu bırakta neden hazırlanmadın sen? Çabuk, Ares'ler bekliyor. "
" Siz gidin ya. Ben gelmeyeceğim. "
" Yapma ama üç aydır dışarı bile çıkmıyorsun. "
" Olsun ya, gelirsem somurturum. Sizin de keyfinizi kaçırırım. "
" Saçmalama, çabuk hazırlan. "
" Yok, ben gelmeyeceğim. " bu sırada Gece ve annem şen şakrak bir şekilde odama girdiler. Gece
" Hadi, çabuk. Neden hazır değilsin Eslem? "
" Ben gelmeyeceğim. Siz gidin. " İris, anneme dönüp sitem etti.
" Ya İpek teyze, senin bu kızın tutturdu yine 'gelmeyeceğim' diye. Bir şey söyle şuna ya... "Annem bana baktı. Gözlerime bakarak bile anlıyordu beni. Gelip yanıma oturdu. Ellerimi o sıcacık ve sevgi dolu ellerinin arasına alıp dolan gözleriyle gözlerime baktı.
" Canım kızım... Neden böyle yapıyorsun? Üç aydır yanımdasın. Dışarı çıkmıyorsun. Kimseyle iletişim kurmak istemiyorsun. Her işe koşuyorsun. Ben yorulmayayım, ben üzülmeyeyim diye elinden geleni yapıyorsun. Ama sen çok yoruluyorsun. Üzülüyorsun. İşte beni üzen tek sebep bu... Senin üzülmen. Her zaman babanın fotoğrafını alıp, bakıp, bakıp ağlıyorsun... " dedi başucumdaki babam ve benim fotoğrafımıza bakarak.
" Onu çok özlüyorsun, biliyorum. İnan onu bende çok özlüyorum. Her gece yatağına girip ağladığını bilmediğimi mi sanıyorsun? "Gözlerimi zorlayan yaşlar sonunda sözümü dinlemeden akıp gitmişti.
" Bazen nefes aldığından bile şüphe ediyorum. Evet, baban gitti. Öldü o. Ama hep yanımızda olacak o. Biz hep onu yanımızda taşıyacağız. Tam buramızda... " derken bir eliyle kendi kalbini, diğer eliyle de benim kalbimi tuttu. Annem gözü yaşlı bir şekilde bana bakıyordu. Tebessüm etti ve gözlerimden akan yaşları sildi.
" Yiğit senin böyle kendini eve kapatmanı istemezdi. O senin mutlu olmanı isterdi. Böyle üzülmeni değil. Senin bu sümüklü hallerini görmek istemezdi. Sen çok güçlü bir kızsın Eslem. Benim kızımsın. Yiğit'in kızısın. Bizim kızımızsın. Üç ay boyunca bana çok yardımcı oldun canım kızım. Teşekkür ederim. Ama artık dışarı çık. Nefes al. Nefes aldığını göster ki ben de mutlu olayım. Biraz hayatını yaşa. Seni böyle gördükçe ben kahroluyorum. Lütfen... Artık bu kadar üzülme. Mutlu ol. Tamam mı? "Bir şey söylemeye gücüm olmadığı için başımı 'tamam' anlamında salladım. Annem gülümseyerek bana sarıldı. Bende sımsıkı ona sarıldım. Gece'nin sesi oldu bizi ayıran. Gece ve İris'te ağladıklarını belli eden gözlerle bize bakıyordu.
" Aa, kıskanıyorum ama ya... İpek teyzem bizi bayağı boşladın. Bende sarılacağım. " dedi ve hemen yanımıza gelip ikimize birden sarıldı. İris,
" Yeter ama ya, sap gibi kaldım burada. Bende sarılacağım. "dedi ve o da hızla gelip sarılınca yatağa devrildik. Kahkahalarımızın arasında
" Yeter artık. Yatağımı kıracaksınız. Kalkın yatağımdan. " diye yapmacık bir sinirle homurdandım. Herkes geri çekildi. İris
" Geliyor musun? " diye sordu. Gülümseyerek konuştum,
" Geliyorum başımın belası, geliyorum. " İris
" Oley " diye bağırıp o saçma sevinç dansını yaptıktan sonra kendini toparladı.
" O zaman geldik en eğlenceli kısma. " diye devam etti. Gece
" Kıyafet! " diye çığırdı. Annem,
" Ooo, bir savaş çıkmadan ben kaçayım. " der demez kendini odamın dışına attı.
" Olamaz... " diye inledim. İris dolabıma gidip kapağını açarken
" Oldu bile. "dedi.
" Ya abartmayın lütfen. Sade bir şey olsun. " Gece ve İris ellerindeki kıyafetlere bakarlarken
" Hayır, hayatta olmaz " dediler aynı anda. Onlar kıyafetlere dalmışken sessizce yatağımdan kalktım ve yere çömdüm. Emekleyerek kapıya doğru gittim
' Hadi Eslem. Az kaldı. Başarabilirsin bunu kızım' diye cesaretlendirdi iç sesim beni. Giderek kapıya yaklaştım.
' Hadi kızım. Az kaldı. ' Evet. İç sesim haklıydı. Çok az kalmıştı. Tam kapıdan çıkıyordum ki kolumdan tutulup ayağa kaldırılmam bir oldu. İris bir koluma, Gece diğer koluma girdi ve beni kaldırdılar.
" Nereye gidiyorsun Eslem? " dedi İris. Yaramazlık yapmış küçük çocuklar gibiydim şu an.
" Iııı, şey, ben mi? Hiç canım. Sadece küpemi düşürdüm. Onu arıyordum. "İris ve Gece bana inanmayan gözlerle bakıyorlardı.
" Tamam. Pes ediyorum. Yeter ki bana şöyle bakmayın. Çok ürkütücü. " dedim yüzümü buruştururken.
" Ha şunu bileydin. "
" O zaman kendimi sizin sihirli ellerinize bırakıyorum. " dedim yatağıma otururken. Kızlar yarım saat ne giyeceğime karar veremedi. Gece abartılı bir tulumu elinde tutmuş, onu giyinmemi istiyordu. İris ise yine abartılı bir elbiseyi elinde tutmuş onu giyinmemi istiyordu. Kavga etmeye başladılar. Bu olaya bir el atmalıydım. Yoksa kan çıkacaktı. İkisinin de ellerinden elbiselerimi aldım ve geri askıya astım. İris ve Gece
" Hey, ne yapıyorsun? " diye çığırırken kendime bir elbise bakıyordum dolaptan.
" Ya kan çıkaracaksınız, ya da ben çıkaracağım. Ben kıyafet seçerim. "
" Ama... " konuşmalarına izin vermeden
" Susun ve oturun şuraya! " diye çığırırken yatağımı gösteriyordum. İkisi de ürkmüş bir şekilde sessizce yatağa oturdular. Bende dolaba dönüp elbiselerime göz attım. En sonunda beyaz geniş ve derin sırt dekolteli, kalın askılı, diz kapağımda bir elbisede karar kıldım. Askıdan çıkardım ve kızlara döndüm.
" Bunu giyiyorum, tamam mı? " diye sordum. İkisi de ses çıkarmadan hızlıca başlarını olumlu bir şekilde salladılar. Altına da siyah platform topuklu ayakkabılarımı alıp, siyah düz ve sade el çantamı alıp yeniden onlara döndüm. İkisi de aynı anda yeniden olumlu anlamda kafa sallayınca güldüm. Soyunma odasına gidip giyindim. Ardından gidip masama oturdum. Upuzun ve kestane rengi olan saçlarımı tepeden bir atkuyruğu yaptım. Çok hafif bir makyaj yaptığımda hazırdım. Boy aynamın önüne geçip kendimi süzdüm. Gerçekten güzel olmuştum. Bembeyaz tenim elbiseyle mükemmel bir uyum sağlarken, siyah çantam ve ayakkabım tenim ve elbiseme zıt bir uyum sağlıyordu. Atkuyruğu yaptığım saçlarım sırt dekoltemi gözler önüne seriyordu. Çok makyaj yapmadığım için gayet sade ve şıktım. Mavi gözlerim ortaya çıkmıştı. Takılarımın arasından gözlerimin rengindeki mavi-siyah ince ve zarif olan bilekliğimi taktım. Bunu bana babam almıştı. Mavi rengi tıpkı gözlerimin renginin aynısıydı. Çok severek almıştı babam bunu bana. O yüzden gözüm gibi bakıyordum. Bilekliğe dalıp gitmiştim. İris elimi tuttuğunda bende düşünce dünyamdan çıkmıştım. Gözlerimdeki hüznü ne kadar belli etmek istemesem de İris anlamıştı.
" Seni çok seviyordu... "dedi.
" Biliyorum... " diye yanıtladım hızlıca. Ardından onların keyfini kaçırmamak adına ruh halimin aksine şen şakrak bir şekilde sordum.
" Nasıl? Güzel miyim? "
" Evet. Kırk yıl araştırsak dolabını seni bu kadar güzel yapamazdık. " gülümsedim.
" Tamam. Harika. Hadi gidelim... "Birlikte odadan çıkıp aşağıya, annemin yanına indik. Annem gözlerindeki ışıltıyla bana bakarak,
" Canım kızım çok güzel olmuşsun... " dedi.
" Teşekkür ederim annem... Çok geç kalmam... "
" Tamam kızım. Güle güle. Telefonun açık olsun."
" Tamam annecim..."Anneme sarıldım. Evden çıktık. Kendi arabama bindiğimde kızlarda mesajı alarak arabamın yanına gelip bindiler. Motoru çalıştırıp yola çıktık. Arabayı sürerken İris'e bakıp,
" Nereye gidiyoruz? " diye sordum.
" Sen devam et. Ben sana söylerim. "
" Ares'ler biliyor mu geleceğimi? "
" Hayır. Sürpriz olsun. "
" Bence de. " kısa bir sürede bir gece kulübünün önüne geldik. Arabayı vale'ye verip içeri geçtik. İçeri çok kalabalıktı. Gözlerim hemen Ares ve Uras'ı aradı. Sonra bir köşede oturduklarını gördüm. Gülümseyerek oraya ilerledim. Sonunda yanlarına vardığımızda henüz beni fark etmemişlerdi.
" Selam." Dedim yüksek bir sesle. İkisi de bana döndü. Önce gözlerinde şaşkınlık ardından mutluluğu gördüm. Aynı anda
" Eslem..." dediler gülerek.
" Ta kendisi. " Uras hemen oturduğu yerden kalkıp sıkıca bana sarıldı. Ve beni etrafında döndürdü kahkahalarla.
" İnanmıyorum... Buradasın... "
" Evet, buradayım..." Sonra geri çekilip Ares'in yanına gittim. Ayağa kalktı. Donmuş, kalmıştı.
" Ne o? Bir merhaba yok mu? " Ares İris'e döndü ve
" Eslem'i 'Koyun Dolly' gibi kopyalayıp kopyasını mı getirdiniz? Yoksa bilmediğimiz bir ikizi mi vardı? "suratımı astım.
" Aşk olsun! Koyunda yaptın beni! " diye sitem ettim. Gülerek beni kollarının arasına almadan önce:
" Gel buraya deli kız..." dedi. Sıkıca sarıldık.
" Özlettin kendini. "
" Bende sizi özledim. " oturup bir süre sohbet ettik. Zaman su gibi akıyordu. Geç saatlere doğru kızlar dans etmeye çıkınca Ares ve Uras'ta onlara eşlik etmek için piste çıktılar. Ne kadar ısrar etseler de ben gitmedim. Kendime içecek bir şeyler almak için bar bölümüne ilerledim. Sonunda bar taburesine oturdum. Barmen yanıma geldi.
" Buyurun. Ne içersiniz? "
" Bir meyve suyu alabilir miyim? "
" Alkolde koyayım mı? "
" Hayır, sadece meyve suyu. " yanımda birinin oturduğunu attığı kahkahasından anladım.
" Peki. Hemen getiriyorum. " Bir süre sonra garson meyve suyunu önüme koydu.
" Teşekkürler. "
" Rica ederim. "Meyve suyumu içerken piste baktım. Kızlar coşmuşlardı. Uras ve Ares'te onlara ayak uyduruyordu. Gülümseyerek önüme döndüğümde yanımda oturan çocuk bağırmaya başlamıştı. Müzik durmuştu ve herkes o çocuğa bakıyordu.
" Sen ne işe yarıyorsun? İki saattir içki bekliyorum burada! " barmen kafası önünde:
" Özür dilerim efendim. " dedi.
" Çabuk müdürünü çağır. Bu arada kovulduğunu söylememe gerek yoktur sanırım. "
" Ama efendim..."
" Çabuk dedim! " Barmen içeriye doğru ilerlerken
" Dur " dedim. Aslında bu işlere karışmam. Ama dayanamadım. Barmen bana baktı. Yanımdaki çocuğa dönüp
" Özür dile ondan. " Dedim.
" Ne? "
" Özür dile dedim. Buranın ne kadar kalabalık olduğunu kör olsan da seslerden anlayabilirsin. Ama galiba sen hem kör hem de sağırsın. Şimdi özür dile. "Çocuk bir kahkaha patlattığında şaşırmıştım. Çok sevgili iç sesim: ' Çocuk delirdi! Kaç kızım Eslem! Manyak gibi bakıyor bu! ' dese de onu dinlemedim. Bizimkiler yanıma gelirken onları elimle durdurarak fazla yaklaşmalarını engelledim. Çünkü bu çocuğun ne yapacağını kestiremiyordum.
" Ben... " dedi.
" Ben, bir garson parçasından özür dileyeceğim, öyle mi? " diye sordu.
" Evet sen... " dedim. Garson.
"Hanımefendi tamam. Büyütmeyelim olayı " dediğinde çocukla gözlerimizi birbirimizden ayırmadan aynı anda
" Sen karışma " dedik.
" Özür dile " diye direttim. Tam o sırada çocuğun telefonu çaldı. Ekrana baktı. Sıkıntılı bir şekilde elini saçlarının arasından geçirdi. Etrafına bakındı. Sonra gözleri gözlerimi buldu.
" Tamam. Bu telefondan kurtulmam lazım. Kurtulmamı sağla, bende ondan özür dileyeyim. " Telefonu açıp elime tutuşturdu. Şaşkınlıkla ona bakıyordum. Telefondan gelen sesle telefonu kulağıma dayadım.
" Bumin? Bumin neredesin sen? Çabuk eve gel. Duyuyor musun? "Telefondaki adam çok sinirliydi. Telefonu kulağımdan uzaklaştırıp ekrana baktığımda ' Peder ' yazısını gördüm.
" Iııı, şey, merhaba " dedim ne diyeceğimi bilemeyerek. Adam bir süre susup ardından sordu.
" Sende kimsin? "
" Ben... Ben... Ben oğlunuzun bir arkadaşıyım." Bumin sırıtarak bizi izliyordu. ' Sen kaşındın' dedi içsesim. Ben de haliyle hak verdim iç sesime.
" Ona söyle hemen eve gelsin! " dedi sinirle.
" Tamam, söylerim. Hemen şimdi yola çıkacak. Merak etmeyin. Birazdan orada olur. " Bumin telefonu elimden çekip
" Hayır gelmeyeceğim! " dedi. Ardından telefonu elime alıp
" Evet gelecek. Ama önce ufak bir özür işi var. Onu halleder halletmez gelecek. İyi geceler. "Telefonu kapattım ve Bumin'in önüne koydum.
" Ne yaptığını sanıyorsun sen? Sana bu hakkı kim verdi?! "
" Sen verdin. Telefonu kucağıma attığında." Dedim gülerek. O da güldü.
" Saçmalık bu." Deyip ayağa kalktı. Arkasına döndü. Gidecekken kolunu tuttum. Soru soran gözlerle bana döndü.
" Özür dile."
" Saçmalıyorsun."
" Hayır saçmalamıyorum. Ben sözümü tuttum. Sıra sende. Ha sen yok illa ' ben pislik, adi, sözünde durmayan bir herifim. Bunu da herkese göstermek istiyorum' diyorsan tamam. Yapabilecek bir şey yok. Umutsuz vakasın." Bumin derin bir nefes alıp etraftaki insanlara baktı. Sonra barmene dönüp
" Özür dilerim!" Dedi. Gülümsedim. Çantamı alıp kulüpten çıkmak üzere kapıya yöneldim. Çıkmadan önce Bumin'e bakıp,
" Babana iyi davran. Sonra kaybedersen geri dönüşü olmaz." Dedim. Tam çıkacaktım ki
" Senden nasihat alacak değilim sürtük! Eminim baban senin gibi bir kızı olduğu için utanıyordur!" diye seslendi arkamdan.
' SENİN GİBİ BİR KIZI OLDUĞU İÇİN UTANIYORDUR...' bu ses aklımda yankılanıyordu. O'na doğru dönerken gözlerimin dolmasına engel olamadım. Uras
" Ne diyorsun lan sen?!" deyip üzerine atlamıştı.
" Uras dur!" diye bağırdım. Uras ne olduğunu anlamak istercesine bana döndü. Bumin'e doğru yürüyüp tam karşısında durdum. Hırsla bana bakıyordu. Durdum... Ve birden yüzüne sert bir tokat geçirdim. Suratı sağa doğru savruldu. Durdu ve kafasını çevirip bana baktı. İşaret parmağımı sallayarak ve dolu dolu olan gözlerimi umursamayarak,
" Sakın! Sakın babam hakkında konuşma! Sakın!" dedim ve hızla kulüpten çıktım. Vale arabamı getirdiğinde bizimkilerde yanıma gelmişti. Arabama binerken onlara sadece,
" Sonra ararım sizi" dedim. Arabama bindim ve arabayı sert bir şekilde kaldırdım. Hız yaparak kısa sürede eve ulaştım. Eve girdiğimde ses yoktu. Annem uyumuştu. Kendimi odama attım. Aylar sonra dışarı çıktım. Başıma gelmeyen kalmadı. Üzerimi değiştirip kendimi yatağıma attım. Ağlamadım ve ağlamayacaktım. Zor şeyler atlattım. Ne kadar yıkılsam da her seferinde yeniden ayağa kalktım. İşte bu yüzden ben güçlüydüm ve hep güçlü kalacaktım. Çünkü babam bana bunu öğretmişti. Ben babam gibiydim... Güçlü. Babam gibiydim... Yıkılmaz. Babam gibiydim... Fedakâr. Babam gibiydim... Boyun eğmez. Ben sadece babam gibiydim... Sadece 'Babam gibi'...
* * *
Merhaba votecanlar :))
bölüm biraz, hatta bayağı geç geldi. üzgünüm :( inanın bende yazmak için fırsat kolluyorum.
diğer bölümler hakkında bilgi vermek istiyorum.
ilk olarak kesitler gelecek ileriki bölümlerden.
ikinci olarak ise bölümleri biraz farklılaşırdım. kimin ağzından yazdıysam ( bölümde belirtilecek) o bir bölüm olacak. tamam kısa gelebilir ama eğer kısa olursa iki bölüm birden yayınlayacağım.
birde yorum yapmanızı istiyorum. iyi yada kötü. yorum istiyorum ki kendimi geliştireyim :)
sizi seviyorum :::)
yorumlarınızı ve votelerinizi bekliyorum.
güle güle votecanlar :)