Sofrayı kurduk, yemeklerimizi yedik şimdi çaylarımızı içiyoruz. Çaykolik bir insan sayılırım aslında. Tek başıma 1 demliği bitirebilecek bir kapasiteye sahibim. Ama yanında senin gibi birileri varsa tabi o demlik sayısı 3'e katlanır. Karadenizli olmak ve çaydan anlamakta benim için ayrı bir güzellik oldu. Taze çayın o mis gibi kokusu gerçekten harika bir şey. Birkaç kez yaz tatillerinde çay toplamaya Rize'ye gitmiştik. Rize başlı başına harika bir yer zaten. Çaylarıyla daha da harika olmuş sanki.Özledim oraları ya gitmek lazim yine. Hiii ! Gitmek dedim aklıma geldi. Doğum günüm için Selim ve Fatih'i ikna etmem lazım insallah kabul ederler
"Ee anlat Derunum" diyen Suzan Teyze'yle kendime gelip ona dönüyorum. İyi oldu sorduğun Suzan Teyzeciğim söyle bakim sen nasıl dayımı üzersin ?
"Valla sen anlat Suzan Sultan gelininle tanıstın ne düsünüyorsun ?" diyorum arkama yaslanıp çayımdan bir yudum alırken. "Aman sus kizum ne gelini öyle gelin mi olur da ?" diyerek çay bardağını masaya vurduğunda "A a neden bence çok tatlı bir kız" diyerek üstüne gidiyorum.
"Tatliluk karın doyurmaz kizum. Sen biliyorsun da bunların hepsi nasıl miğdelerine düşkinler. Ne yedircek ogluma ha bu kiz, nasıl doyuracak ?"
Haçan bu da laz kadinudur da laz damarı var nasil ikna edecegum ben buni ?
"Hersey yemek de degil ki teyzem. Hem sonucta kız okumus mimar olmus az sey mi ?" diyip bende bardağımı masaya vurduğumda "Tamam evet güzel okumis etmis, ama bu kiz kadınlıkta yapamaz da " dediğinde olduğum yere mıhlanıyorum.
Bak ya kadının aklı nerelere çalışıyor. Tövbest
Kendime gelip "Bırak onu da onlar düsünsün teyzem ya" diyip güldüğümde "Aynen anne nereye gittin sen öyle" diyerek dayım atlıyor olaya. Utandı canım ya .s
"Oglum ben senin iyilugun icun diyrum da niye anlamaysun ?" diyerek bu sefer dayıma dönen Suzan Teyze'yle bende o tarafa dönüyorum.
Dayım : Benim iyiligimi düsünerek beni üzüyorsun anne! Mutlu gibi mi görünüyorum sana
Selim : Sadece bunlar mı yani sorun ? Cok sacma anne !
Suzan Teyze : Oglum o kiz ailemize de yakismaz
Dayım : Ailemizden kastın kim anne ? Bizim ailemizde hiç kimse bu konu hakkında bir yorum yapmaz. O yüzden elalem ne der diye düsünemem ben! Evlenen benim kime ne ya!
İyi hoş diyon da dayıcığım burada da hayati tehlikemiz var yani biraz daha mı uysal davransak acaba ? Suzan Teyze şimdi içerden çalı süpürgesini alıp hepimize vurcak valla
Suzan Teyze : Ama oglum..
Dayım : Aması falan yok !
İdris Amca : Suzan artık uzatma da cocuklar birbirini seviyler iste görmiymisun ?
Fatih : Anne biz hepimiz abimin yanındayız
Selim : Aynen anne, sende gel inat etme artık
Birkaç ikna edici sözlerden sonra sonunda yumuşadıgını düşündüğümüz Suzan Teyze "Seviy misun gerçekten ?" diyerek dayıma dönüyor. Dayım hızla yerinden kalkıp anasının dizinin dibine oturdugunda "Çok seviyorum görmüyor musun ?" diyor gözlerinin içine bakarak. Vay be aşka gel !
Derin bir nefes alıp dayımın saçını okşayan Suzan Teyze "Tamam öyle olsun o bakalum! Ama ilerde laf söz gelur tüm sorumluluklarını al oglum" diyip sitem etmeyide unutmuyor.
"Sen merak etme annem benim. Ben gerekene cevabını da veririm" diye sarılıyor dayım annesine. Sonunda bıraktı inadını çok sükür! Dayımın gözlerinin ici parlıyor resmen. Onu böyle mutlu görmek beni de öyle mutlu ediyor ki..
Biraz daha yanlarında oturduktan sonra Selim ben ve Fatih odaya geçiyoruz. Herkes bir şeyle ilgilenmeye başladığında fırsat bu fırsat diyerek hemen konuya giriyorum
"Fatih, Selim.." diye küçük bir çocuk edasıyla seslendiğimde Fatih "Hıı ?" diyor umursamaz bir şekilde elindeki telefona bakıp. Bu çocuk manita falan mı yaptı acaba ? Yaptı da bana mı söylemiyor acaba ? Günahını mı alıyorum yoksa ? Telefonda konuştuğu kız mı ? Kızsa o kız kim ? Sevgilisi mi, değilse sevgilisi var mı ? Sevgilisi değilse kim ? Bu kızın adı ne şimdi ? Kaç yaşında ? Okuyor mu, nerde okuyor, ne okuyor ? Onları ayırabilme ihtimalim var mı ? Yoksa neden yok ? Ay durun ! Konudan saptım. Neyse sakinim.
"Şey..." diye mırıldandığımda "Ney ?" diye soruyor Selim bilgisayar sandalyesini bana çevirip yüzüme bakarken.
Gör Fatih Bey gör ! İnsanlık gör ! Bak hala telefona bakıp sırıtıyor. Bi dakka ? Ne ? Telefona bakıp sırıtıyor mu ? Ay bu çocuğun kesin sevgilisi var !!!
"Şimdi benim dogum günüm geliyor ya.. Hani artık 18 oluyorum" diye söze başladığımda "Abicim şu 18 de ne var ya ? Bizde girdik değişen bir şey olmadı yani" diyerek sitemle başını kaldırıyor sonunda Fatih Bey ! Hiç rahatsız olmasaydın ya sen takıl SEVGİLİNLE !
Gözlerimi devirip Selim'e döndüğümde "40 gün için adam yerine konulmamak nedir bilir misiniz siz ?" diye soruyorum kendimi acındırarak.
S: Ne 40 günü ?
"Şu seçimler varya. 40 gün için oy kullanamıyorum"
F : Aman çok lazımdı
Sen bir susup dönsene telefonuna ya ! Noldu sevgilin uyudu mu yoksa ? Hıhh
"Lazım olduğundan değil zaten. Adam yerine koyup aile fertleri arasında bile saymadılar beni"
S : Nasıl yani ?
"Geçen gün evdeyim kapı çaldı işte geldiler evde kimin yaşadıklarını sayıyorlar. Hakan Toprak, Selin Toprak. Derin Toprak... Yok !"
Bak aklıma geldi yine sinirlendim. O ailede bende yaşıyorum lan ! Ne demek beni saymazlar ?
"Ahaha garibim yaa" diyerek kahkaha atan Fatih'e ters ters bakıp tekrar Selim'e dönüyorum.
"Nasıl koydu varya ! Hadi onu da geçtim. YGS kayıt zamanı kimlik fotoğrafımın değismesi gerekiyordu. Eskiydi benim fotoğrafım değiştir dediler. Gittim nüfus müdürlüğüne dedim işte fotoğrafı değistircem diye. Kadın kaç yasındasın dedi 17 dedim. Git velini al da gel dedi bana"
Bana bana ! Git dedi ! Velini dedi ! Al dedi ! Öyle gel dedi ! Yelloz karı ! Gidip saçını başını yonmak vardı da.. Yemedi yani
Kahkahayla yatağında iki büklüm olan Fatih'e istemsizce gülümsediğimde "Ağır konuşmuş" diyen Selim'in sesiyle kendime geliyorum. Gevşeme Derin, triplisin sen ona. Yalnız çocuğun tripli olduğumdan bile haberi yok, bu nasıl bir trip atmaksa bendeki de
"Ağır mı ? Tokat gibiydi be ! Sonra babamla geldik değistirdik işte" dediğimde yerinde düzelip gözündeki yaşları silerken "Yazık ya" diyor Fatih hala sırıtmaya devam edip.
"İşte bu yüzden canlarım benim için çok önemli bir gün olacak. Ben yaşımı kutlamıyorum özgürlügümü kutluyorum öyle düşünün. O yüzden bu sefer farklı bir şeyler yapmak istiyorum" diyorum oturduğum yere sinerken. "Ne yapalım mesela ?" diye soran Selim'e bu bekliyormuşum gibi (zaten bunu bekliyordum) "Mesela tatile cıkalım 1 haftalığına. Gezelim, eğlenelim hep beraber.. 18. yaşımı kullanabileyim yani" diyorum hızlı hızlı. "Vaay barlar diskolar diyosun yani" diye lafa atlayan Fatih'e dönüp "Yok yine evde çay içeriz, maksat manzara farklı olsun" diyorum sitemle. Dengesiz mi bu çocuk diycem de İkizler burcu yani ne bekliyoruz ?
"Espirili kız" diyip samimiyetsiz bir gülücük attığında onu es geçip Selim'e dönüyorum.
"Şimdi biz Şeyma'yla beraber kutluyoruz biliyorsunuz. Ama biz 3 sapı tek başımıza bir yere göndermeyecekleri için sizde gelirseniz belki izin verirler bize diye düşünüyorum. Ne dersiniz ?"
F : Bizi kullanacaksın yani
"Sende kârlısın. Tatil, deniz, kum, güneş, kızlar.. He? Birde bu yönden bak "
F : Teklif baya cazip
Kızlar var ya işin içinde tabi caziptir. Seni sevgiline söyliycem oğlum ! Bakim onun yanında da böyle konuşabilcen mi ?
"O zaman kabul ?" diyerek yerimde doğrulduğumda Fatih "Bana uyar" diyip tekrar telefonunu eline alıyor. Geç kalmıştın ! Gözlerimi devirip Selim'e baktığımda "Aslında bende size bunu söyleyecektim" diyor yerinde geri yaslanıp. "Neyi ?" diyip merakla kaşlarımı çattığımda "Benim proje ödevlerim için Sedlec Ossuary gitmem lazımdı. Fatih sana söylüyordum zaten Kaan Hoca çok önerdi hatta kendi gönderecekti diye.. Bende işte düşündüm hazır prensesimiz 18 yaşına girecek, oraya gidebiliriz. Çek Cumhuriyetin de, Prag da gider 1 hafta tatilimizi yaparız. Gezeriz eğleniriz. Ablamlara da söyledim izin aldım sana doğum günü süprizi yapacaktım aslında. Sen şimdi plan yapınca söylemek zorunda kaldım" diyerek açıklama yapıyor. Ya ama ben seni yerim kiii
F : Ben yanlıs mı hatırlıyorum yoksa orası insan iskeletlerinden olusan müze degil miydi ?
Oha insan iskeleti mi ? Oğlum gezme ayağına mezara mı götürüyon lan sen bizi ?
S : Aynen orası kardesim
"Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim"
S : Ön yargılı yaklasmayın ya.. Hem sonucta gittigimiz yer Çek Cumhuriyeti gezilecek görülecek bir sürü yer var. 1 hafta müzede durmayacagız ya
"Ya öyleyse cok güzel. Ben istedim bir göz Allah verdi iki göz" diyip gülerek el çırptıgımda "Güzel olabilir ama ben yinede bakmak istiyorum" diyerek yerinden kalkan Fatih'le bende ayağa kalkıyorum. Bilgisayara girip Çek Cumhuriyeti hakkında birkaç araştırma yaptıktan sonra "Karl Köprüsü / Eski Kent Meydanı / Prag Kalesi / Astronomik Saat Kulesi" vs yerler sayarken "Aaa Dans Eden Ev bile varmış" diyip gülüyorum. "Clementinum / Trosky Kalesi / Karlovy Vary / Nerudova Sokagı bir sürü yer var gezilip görülecek" diyerek devam ediyor Selim.
Bir süre saha inceledikten sonra "Güzel görünüyor aslında. Ay Selim çok teşekkür ederim yaaa" diyerek boynuna sarılıyorum. "Sen yeter ki mutlu ol canım benim" diyip o da bana sarıldıgında "Şimdi benim hediyem sönük kalacak yanında" diyerek dudak büzüyor Fatih. Selimden ayrılıp ona döndügümde "Benim en büyük hediyem sizsiniz canlarım benim gelin buraya" diyerek sarılıyorum ikisinede. Canlarım benim yaa çok seviyorum valla öyle böyle degil ! Ama Fatih'e şu an tripliyim çaktırmayın.
Biz sarmaş dolaş birbirimize sarılırken "Hey ne oluyor burda ?" diyerek dayım içeri giriyor. Onlardan ayrılıp "Çek Cumhuriyeti yolcusu kalmasıııın !" diye bağırıyorum kollarımı iki yana açarak. Anlamayarak "Ne ?" diye sorduğunda "Mavişimiz büyüdü dayısı" diyerek kolunun altına alıyor Selim beni. Olduğum yere sığındığımda "Dimi ya.. Artık o 18 yasında" diyerek koluma vuruyor Fatih. Acııtı hayvan ! Dul karı mı alcan lan ? Ay yok bayanlar için söyleniyordu galiba..
"Dalga mı geçiyorsunuz siz ?" diyerek hafif geri çekilip Selim'e baktığımda "Ne münasebet" diyerek tekrar kendine çekiyor.
Hala ne olduğunu anlayaman dayıma "Selim Sedlec Ossuary gidecekti ya bizde onunla gidip Derin'in dogum gününü orada kutlayacagız" diyerek Fatih sonunda bir açıklama yaptığında "Ablamlar ?" diye soruyor dayım. Selim "Söyledim ben" dediğinde hala nasıl bizimkilerin izin verdiğini düşünüyorum. Ben Avşa'ya nasıl gideriz diye yakınırken Cumhuriyet değiştiriyorum vay be !
"Yani yeni yaşına bizsiz gireceksin öyle mi ?" diye dudak büzen dayımla kendime gelip Selim'in kolundan çıkıp dayıma sarılıyorum
"Yaa dayı öyle deme"
"Şaka yaptım şaka siz eglenmenize bakın güzelim benim geldiginde de beraber kutlarız" diyerek başımın üstünden öptüğünde "Ben çok seviyorum sizi yaa" diyerek daha sıkı sarılıyorum.
"Bizde seni cok seviyoruuuz" diyerek Fatih'te bize sarılınca Selimde geliyor arkasında.
Ne kadar da sevgi dolu bir gün.. Ve ben hala rezil olmadım inanabiliyor musunuz ? Ben inanamıyorum da. Bu hiç hayra alamet değil valla
"Neyse cok şey yapmayalım domuz gribi, kuş gribi vs bulasıcı hastalıklar var yani birimizden digerlerine de gecebilir. Gecerse iyi olmaz ölümcül sonuclar dogurabiliyor sonuc olarak. Gecen yıldan beri kac insan hayatını kaybetti bu illet hastalık yüzünden. Şimdi bir de kene davası başladı. Hic iyi olmadı bu da yaz mevsimi sonucta çoluğumuzla çocuğumuzla piknige gidiyoruz, parka gidiyo...." diyerek Selim ardı ardına konusurken hep bir agızdan "Doktooooor !" diye bagırdıgımızda dönüp bize bakmaya başlıyor. Aile de doktor olması hiç öyle düşündüğünüz gibi iyi bir şey değil. Üzülmeyin yani
.....
hahahahahaha
F : Aay gözümden yaş geldi gülmekten ahaha
S : Derin fenasın yaa ahaha
"Gülmeyin yaa !!!"
F : Göz kamaştırmak deyiminin reeldeki karsılığı gibisin civcivim :D
S : ahah karnıma kramp girdi
Evet ben bugün rezil olmadım demistim ya.. Sözümü geri alıyorum rezilliğin dibine vurdum şu an! Allah'ım reva mı bu bana ? Bu gece burada kalacağım için Suzan Teyze bana kendi geceliklerinden birini verdi. Fatih'inde dedigi gibi gercekten göz kamastırıcı, civciv sarısı geceligimle adeta ben burdayım diye bagırıyorum. Bu gecelikle kaybolmam da ben. Karanlıkta bile parlıyor! Dizimin tam altında biten, yarım kollu, önünde dantel deseni olan ve bana neredeyse 4 beden büyük olan geceliğimle beni tam yatarken yakalayan Fatih ve Selim tam 18 dakikadır bana gülüyorlar. Hayır komik olan ne diyeceğim ama başkası giyse bende gülerim! Yok yok benim rezil olmadan geçirebileceğim bir günüm yok !!!
"Sırıtmayın !" diyerek kollarımı önümde bağladığımda "Hahah gül gül sende gül" diyerek daha da fazla kahkaha atmaya başlıyor Fatih. Önce ters bir bakış atıp biraz daha direndikten sonra dayanamayıp bende kahkaha atmaya başlıyorum. Bazen kafama taktıgım salak şeyler için hayret ediyorum. Kendisiyle dalga geçen bir insan başkasını takar mı hiç ?