Geçmişten bir kesit
Yıl: 20 Nisan 2016
Eve taşınalı 1 aydan fazla olmuştu, ancak evde garip şeylerin döndüğünün farkındaydı. Hem kocası hem de kızı gözlerinin önünde değişiyor, agresif bir hal alıyorlardı. Bu durumu, psikolog olan en yakın arkadaşı Ela'ya danışmaya karar vermişti. Evden çıkmadan önce kızıyla kocasına baktı. Kızı masada resim çiziyordu, kocası ise onu seyrediyordu. Aslı çıkarken kocasına evden çıktığını ve iki saat sonra geri geleceğini söyledi, arabaya binip oradan uzaklaştı.
Bir saatlik yolculuğun ardından, yağmurlu bir havada Ela'nın çalıştığı yere gelmişti. Hemen çalıştığı rezidansın altında bulunan otoparka girdi. Yağmur hafiflemişti, ancak hala yağıyordu.
Aslı, kendisi de çocuk doktoruydu, ancak Aden doğduktan sonra mesleğini yapamamıştı. Ela ile liseden beri arkadaştı, en yakınıydı ve tek sırdaşıydı. Şimdi ise onun bilgisine ve yardımına ihtiyacı vardı.
Aslı, asansör beklerken yanında orta yaşlarda bir kadın durdu. Birlikte asansöre bindiler. Her ne kadar çok dikkat etmese de, kadın Aslı'nın dikkatini çok çekmişti. Bir hippi tarzında giyinmişti. Aslı içinden hala hippiler var mı diye geçirmişti. Altmışlı yıllarda çok modaydı, ama şimdi bu tarz hippi giyim hiç görmüyordu. O sırada kadın başını kaldırdı ve Aslı'ya bakarak, "Dikkatinizi çektim anlaşılan," dedi. Aslı o an biraz utandı, kadını bu kadar dikkatlice incelediğinin farkında bile değildi. "Çok özür dilerim, giyiminiz bir hippi gibi olduğundan görüp öyle geçmişe gitmiş gibi oldum," dedi. Kadın altın gibi camları olan gözlüklerini çıkardı ve Aslı ile göz teması kurdu. "Doğru," dedi, "hippiler artık çok yok, ama ben yine de yaşatmaya çalışıyorum." Aslı gülümsedi, elini tokalaşmak için uzattı, "Merhaba, ben Aslı," dedi. Kadın ise Aslı'ya karşılık vermek üzereyken duraksadı, yüzündeki gülümseme bir anda kaybolmuştu. Aslı'ya korku dolu gözlerle bakıyordu. Aslı ne olduğunu anlamamıştı, kadına anlamsız bakışlarla baktı. "İyimisiniz?" dedi. Kadın ise Aslı'nın elini sıkmaya başladı. Acıdan elini çekmeye çalışsa da bunu başaramıyordu. O an asansörün kapısı açıldı, ineceği kata gelmişti. Hemen bir hışımla kadından kurtuldu ve asansörden çıktı. Kadına taraf baktı, kadın Aslı'ya şaşkın gözlerle bakıyordu. Asansörün kapısı kapanırken kadın iki elini de asansörün kapısına vurdu. Aslı, ne yaşadığını anlamamıştı. Korkuyla elanın seans odasına doğru yürüdü.
Elanın ofisinin kapısını tıklayıp içeriye girdi; ikisi de birbirini görünce çok sevmişti. Ela masadan kalkıp Aslı'ya doğru koştu, "Canım arkadaşım, hoş geldin!" dedi. Aslı, asansörde yaşadığı anı Ela'yı görünce unutmuştu. Yüzündeki gülümsemeyi tekrar kazanmış ve arkadaşına sımsıkı sarılmıştı.
İkisi de ofisin duvar tarafında duran mavi kanepelere oturdu ve Türk kahvesi eşliğinde konuşmaya başladılar. İkisi de geçmişten ve şimdiki hayatlarından bahsedip duruyorlardı; öyle ki Aslı o an gerçek derdini unutmuş, sadece Ela'nın heyecanına ortak oluyordu. Ela, yakın bir zamanda liseden beri aşık olduğu çocukla evlenecekti: Can Karagöz. Ela bunları anlatırken biraz çekingendi, ancak Aslı'nın sakinliği ve mutluluğuyla mutlu olduğunu görünce içi rahatlamıştı.
Aslı, lise çağlarında en popüler kızdı. Zeki biriydi, ama serseri bir tipti. Erkeklerle sevgili olmak istemezdi, ancak Can farklıydı; ilk defa bir erkeği hayatına almıştı. Ancak bilmediği şey Ela'nın Can'ı sevdiğiydi.
Ela, Aslı'ya göre daha silik bir karakterdi. Gözlük taktığı için "dört göz Ela" diye sesleniyorlardı. Ancak Aslı, bu duruma güzel el koyuyordu. İnsanlara güzelce kafa tutuyordu. Can ise serseri erkeklerden biriydi. Her okul çıkışı arkadaşlarıyla motorsikletleriyle gelir ve takılmak için kız ararlardı. Aslı ile işte öyle tanışmışlardı. Bir okul çıkışında Ela'ya bulaşan iki erkeği dövmek için sıkıştırmıştı. Can, Aslı'yı ilk orada görmüş ve aşık olmuştu. Başta Can, ne kadar uğraşsa da Aslı yüz vermemişti, ama sonra garip bir olay olmuştu. Aslı'yı takip eden beş adam bir anda yolda sıkıştırmıştı ve onu kurtaran Can olmuştu. Sonra sevgili olmuşlardı. Ancak uzun süren ilişki lise sonunda bitmiş ve ayrı yollara düşmüşlerdi. Şimdi ise en yakın arkadaşının eski sevgilisiyle evlenecek olması, her ne kadar garip olsa da Aslı, ikisinin de mutlu olmasını hak ediyordu.
Aslı, bir saat sohbet ettikten sonra artık yaşadığı olayları anlatması gerektiğini biliyordu. Ela, Aslı'nın durgunluğunu anladı ve sakin bir ses tonuyla "Neyin var, senin?" dedi. Aslı, derin bir nefes alarak anlatmaya başladı.
"Aslında başımda şu an garip bir dert var. Bilmediğim, anlayamadığım bazı olaylar dönüyor. Anıl ve Aden ikisi çok garipleşti. Başta her şey köpek öldüğü için oldu sandım. Anıl, onu yaşlı bir ağacın yanında bağırsakları dışarıda bulmuştu. Ormana yakındık, o yüzden yırtıcı bir hayvanın yaptığını düşündük. Ama bu olaydan sonra daha garip şeyler olmaya başladı. Anıl her gece bodruma iniyor ve sabah uyandığımda çarşaf hep çamur oluyordu. Bunun sebebini Anıl'la her seferinde konuştum, ne yaptığını sordum ama benimle hep kavga etti. Şimdi ise bodrumdan yukarı bile çıkmıyor. Bir keresinde onunla konuşmak için bodruma indim. Evin bodrumunda eski bir kuyuya eğilmiş, sanki biriyle konuşuyordu. 'Hayır, yapamam' diyordu. Anlam veremedim. Telefon ile görüştüğünü sandım, çok üstünde durmadım ama..."
Aslı bir an duraksadı, devam etmek edip etmemekte kararsız kaldı. Ela meraklı gözlerle Aslı'ya baktı, sanki devam et der gibiydi. Aslı derin bir nefes daha aldı ve devam etti:
"İşler garip bir hal aldı. İşe gitmemeye başladı, her gün gece ya bodruma ya da ormana gidiyor ve bu beni korkutuyor. Artık eski Anıl değil."
Ela, Aslı'nın elini tuttu. Peki ya Aden? Nasıl dedi?
"Hayali bir arkadaşı var. Babasının durumu onu da değiştirdi. Sürekli duvarın arkasında biri var, arkadaşım sıkışmış birinden bahsediyor," dedi. "Bir ara gerçekten de inanıp odasına gittim. Aden duvara vurdu, ama o dediği duvarın arkasında biri var. Tabii ki de yalan çıktı."
"Belki senin dikkatini çekmeye çalışıyordur," dedi Ela. Aslı başıyla onayladı. "Zaten bu yüzden sana geldim. Sen psikologsun, ne yapmam lazım?" dedi.
Ela düşünmeye başladı. "Evet, bir şeyler yapabilirim, ancak Aden'i görmem ve gözlemlemem lazım," dedi. Aslı bunu duyunca çok sevinmişti. Arkadaşının elini sıkıca tuttu. Biraz daha konuştuktan sonra aklına asansördeki kadın gelmişti. Belki Ela biliyordur diye, ona kadını sorma kararı aldı.
Ela düşündü, kim olduğunu anlamaya çalışıyordu. "Ah, evet!" dedi, "O bayan Alice kendisi. Altıncı hissi çok kuvvetli bir kadın," diyerek ekledi. Aslı o an anlamıştı: o garip bakışları ve davranışları bundandı. Ela, Aslı'nın dalgınlığını bozmaya çalışır gibi elini salladı. Aslı, o dalgınlıktan başını sallayarak kurtuldu.
"Neden sordun ki, canım?" dedi Ela. Aslı, anlatmak istememişti. Sadece giyinişi hippi gibi olunca çok merak ettim. Şimdi ki zamanımızda pek yok, diyerek yalan söyledi.
Ela'nın ofisinden çıkmış, arabasına doğru ilerliyordu. Ela, yarın erken saatlerde Aslı'nın evine gelecekti ve Aden'in durumuna bakacaktı. Tabii, bu Anıl için de geçerliydi.
Aslı, otoparkta arabasına doğru ilerliyordu. Kimse yoktu, tek tük arabalar vardı. Geldiğinde böyle değildi, ama ne kadar uzun oturduysa artık çoğu araba gitmişti. Yürürken otoparktan ayak sesleri yankılanıyordu ve tek duyduğu şey, elinde tuttuğu anahtarın şıngırtısı ve kendi ayak sesleriydi. Garip bir durum vardı, arkasından sanki onu takip eden biri varmış gibi hissediyordu. "Belki kendim kuruntu yapıyorum," diye düşündü ve durdu. Ancak kendisi durduğu halde ayak sesi birkaç saniye sonra durmuştu. Hayır, bu kuruntu değildi. Arkasına hızlı bir şekilde döndüğünde kimse yoktu, ama yine de bir huzursuzluk hissediyordu.
Hızlı adımlarla arabasına doğru ilerledi, kulağı hep diğer ayak sesindeydi, o da hızlanıyordu, bunu duyabiliyordu. Anahtarıyla arabanın kilidini açıp oturdu ve kapıyı sert bir şekilde kapattı. Arabadaydı, etrafı görebiliyordu. Geldiği yöne doğru baktı, kimse yoktu. Derin bir nefes aldı ve tam arabayı çalıştıracağı sırada yan koltuğun camından onu birinin izlediğini gördü. İki elini de arabanın içini görebileceği şekilde tutmuş, yüzünü iyice yakınlaştırmış birisi Aslı'ya bakıyordu. Bu, asansörde gördüğü kadındı. Aslı'yı çıkana kadar takip etmişti.
Yabancı kadın Aslı'nın göz hizasından kaybolmadan ön cama doğru ilerledi. Aslı direksiyon koltuğunda korku dolu gözlerle onu seyrediyordu. Yabancı kadın bir anda arabanın ön kaputuna sert bir şekilde vurmaya başladı, sanki Aslı'yı içerden çıkarmaya çalışıyordu. Ama hayır, Aslı bunu aklından bile geçirmek istemiyordu. Bunun yapmayacaktı. Hemen kontağı çalıştırdı. Yabancı kadının yüzüne arabanın farları yansımıştı. Sürekli Aslı'ya dur işareti yapıyordu, ama Aslı burada durmak istemiyordu.
Yabancı kadın panik halinde çantasından bir şey almaya çalıştı. Ön kaputun üstüne bir defter ve siyah kömüre benzer bir şey çıkardı. Bir şeyler yazmaya başladı. Aslı meraklı gözlerle ne yaptığını anlamaya çalışıyordu. Elleri titreyerek çizdiği kağıdı yırtıp arabanın sileceğine koydu ve Aslı'ya umutsuz ve kırgın gözlerle bakıp oradan uzaklaştı.
Aslı ne yaşadığını anlayamamıştı, kadının ne yazdığını bilmiyordu, ama burada inişte bakmak istemiyordu. Eve geçtiğinde bakmaya karar verdi ve oradan hızlıca uzaklaştı.
"Ne yaşadığını bilmeden evin yolunu tuttu. Kadın kimdi ve neden musallat olmuştu anlayamamıştı. Üstelik bir de not bırakıp gitmişti. Arabayı otoparktan çıktığından beri terk etmeyip de bakmamıştı. Belki de bir tehdit notuydu ya da sapıktı. Aslı, bu düşünceler içinde boğuşurken cesaret edip de arabadan inemiyordu. Evi çok uzaktı ve akşam olmuştu. Bir yağmur damlası ve gök gürlemesiyle çok yağışlı bir gece olacağının haberini veriyordu. Önündeki not ıslanıp yazılanlar yok olabilirdi, ancak bulunduğu yer şehirden uzakta bir otobandı. Ama bu bilmecenin de kaybolmasını istemiyordu, bu yüzden dörtlüleri yakıp arabadan inmeye karar verdi. Yağmur şiddetini artırıyordu. Bu yüzden notu alıp hemen arabaya geri döndü.
İki saniye bile olsa üstü sırılsıklam olmuştu. Silecekleri var gücüyle çalıştırdı, ancak arabayı sürmüyordu çünkü kadının yazdığı notu okumak istiyordu. Evde yaşadığı şeylerden sonra burada görecekleri veya okuyacakları artık onun için sıradan geleceğinin farkındaydı, ama tanınmayan birinden bu not gelince olay garip bir hal alıyordu. Notu dikkatlice açtı.
"Kuyu""
Aslı, bu notu okuduğunda dehşete düşmüştü. Evin altında yapıldığından beri eski bir kuyu vardı ve kocası o kuyuya gidip konuşuyordu. Ancak bunu bu kadın nasıl bilebilirdi ki? Aslı'nın aklı çok karışmıştı ve korkuyordu. Yazı tam ortada kalacak şekilde bir yıldız çizmişti. Bu beş köşeli yıldızdı. Ne anlama geldiğini bilmiyordu, ama kuyu ile bir bağlantısı olabilirdi. Notu çantasına koydu ve hızlanan yağmuru aldırmadan eve doğru gitti.
Arkadaşlar bir bölümün daha sonuna geldik. Geçmişten kesiti tamamen vermiyorum ki heyecanı kalsın diye ama bence çoğu şeyin sır perdesi aralanıyor ve karanlık günler bölümününde sonuna geldik 4.bölüme geçiyoruz.
- Son bölümü nasıl buldunuz?
- Sizce Aslı sır perdesini aralayacak mı?
- Anıl ile Adene ne olmuş olabilir?
- Alice neden Aslı'ya not bıraktı?