Gecenin bir saati neden oturmuş Berk'i düşünüyorum hiçbir fikrim yok.Okulda ki ilk yılımızdı,Aslıyla ev telaşı,alışma aşamaları derken sürekli bir koşturma halindeydik bundandır ki aylarca ben nereye gitsem gölge gibi beni takip eden Berk'in hiç fark edememişim.
Bir gün okul çıkışı eve giderken yolda bir çocuk yanıma gelip elime balon tutuşturup kaçmıştı ucunda da bir not vardı 'Bir gün kendi ellerimle getirmek umuduyla' Hiçbir isim yoktu,herhalde yanlış oldu deyip yoluma devam ettim,sonra başka bir balon daha 'Bir düşündüm de;sanırım yeterince bekledim' bir başka çocuk bir başka balon'Bütün sorularının cevabını alacaksın Prenses' O kadar çok şaşırmıştım ki sadece notları alıp yoluma devam ediyordum,köşeyi dönüp apartmanın önüne geldiğimde yerde bir sürü çakıl taşı vardı,ortasında da son bir balon 'Bu gece benimle bir yemek yeyip,aklında ki soruların cevabını almaya ne dersin?'.
Yetim bir çocuğa bakan insanların gözünde ister istemez bir acıma duygusu olur,en azından yetişkinlerde böyledir,çocuklar ise daha acımasız ,bu eksikliği kendilerinin üstünlüğü olarak görüp dalga geçebilir,çocuk işte kendince intikam alır.İşte benimde hayatım bu şekilde ilerlediği için,normal bir insanla arkadaşlık yapmak bile çok zor olduğu için sevgili gözüyle birine bakmak imkansızdı,hep uzak durdum erkeklerden arkadaş bile edinmedim.Ama o gün elimde balonlarla sokakta dikilirken hayatımda ilk defa kendimi özel hissetmiştim,o an kapıda dikilirken ve sokaktan geçen insanlar hayran hayran beni gösterirken,ilk defa normal olduğumu hissetmiştim.
O gece Berkle yemeğe gittim sonra diğer gecede diğer ve diğer gecede...Aslında her şey güzel gibiydi ama o zamanlar bile kendime itiraf edemediğim şey Berk'i sadece arkadaş olarak gördüğüm gerçeğiydi,her şey çok güzeldi ama sadece güzeldi işte,ortada hiç heyecan yoktu bir kere,Berkte zamanla bunu fark etti ve hırçınlaşmaya başladı,sürekli neden böyle soğuk olduğumu sorgulamaya başladı her gece kavga eder olmuştuk en sonunda dayanamadım ve ayrılmak istediğimi söyledim.Olayı kabul etmedi,kavga çıkardı,peşimi bırakmadı en sonunda da ailesi olaya el attı ve yurt dışına okumaya gönderdi.
Kısa süreli aşk hayatım başlamadan bitmiş oldu,böylece bir kez daha anladım lanetli bir insan olduğumu.Sağlıklı bir insanla yapamıyordum ben,düzgün olan bir şeyi bünyem kabul etmiyordu.
Gözlerimi kapattığımda siyah bir piercingin bana doğru yaklaştığını gördüm,hayalimde hevesle gözlerimi kapatırken gerçekte hızla gözlerimi araladım.Ne bir çift yeşil göz nede piercing li bir dudak vardı.
Sanırım şuan bunları düşünüyor oluşumun nedeni buydu,Berk'in bana kendimi en özel hissettirdiği zamanlarda bile vücudumda böyle bir etkisi yoktu,peki bir kaç gün önce tanıştığım çocuğun torpili nereden geliyordu?
Daha fazla düşünmeye dayanamadım ve kendimi kabusların daha katlanılır olmasını umduğum bir uykuya teslim ettim.Sabah geç saatte kalktığımız için öğle vakti güzel bir Pazar kahvaltısı keyfi yaptık sonrada market alışverişi için Aslıyla dışarı çıktık.
Sevgili babam her ne kadar beni hiçbir zaman kabul etmese de,annem sevgisini de parasını da benden hiç esirgememişti,öldükten sonra eğitim hayatımı güvenceye almak için biriktirdiği bütün para bana kalmıştı ve babamda onun anısına saygısızlık etmek istemediği için sesini çıkarmamıştı.Lisedeyken çalıştığımız part-time işler sayesinde de biriktirdiğimiz paralarla,kendimizce rahat bir hayatımız vardı,tabi ki sınırlı ölçülerde.
Markete girdiğimizde Aslı büyük bir araba almıştı ve servetimizin bir kısmını markete bağışlamaya başlamıştık.Listedeki her şeyi alıp kasaya geldiğimizde Nutella almadığımızı fark ettim.
-Gerçekten bizi kınıyorum nasıl Nutella almayız,hemen geliyorum ben.
Artık ezbere bildiğim markette tam Nutellanın olduğu rafa doğru döndüğüm sırada öpüşen bir çiftle karşı karşıya kaldım.Hadi ama bir insan bunu markette yapabilecek kadar ne travma atlatmış olabilirdi ki?
Reyonun önünden çekilmeleri için dünyanın en yapmacık öksürüğünü yaptığımda delik bir kaşla karşı karşıya kaldım,Muğla küçük bir yerdi evet doğru ama bu kadarı sence de biraz fazla değil mi sevgili Evren?
Pamir tüm karizmasıyla karşımda duruyordu,beni fark ettiğinde önce şaşırdı sonrada alttan alttan sırıtmaya başladı.
-Oo kimleri görüyorum,nasılsın dövmeli Prenses
-Seni görene kadar iyiydim aslında,ama şuanda nedense ortamdaki oksijen yerini mide sizliğe bırakmış gibi bir bulantı hissettim.
-Ahlak bekçimiz Meryem Ana konuştu.
Bu lafın üzerine çakma sarışın olan,son derece sevimsiz kız gülmeye başladı.
-Gerçekten seninle uğraşacak zamanım yok Pamir çekilir misin şuradan
İkisini de iteleyip Nutellayı aldım ve artık son eşyaları geçiren kasiyere elimdekini de uzattım ve Aslı'nın yanına geçtim.
-iyi misin kuzum rengin bir tuhaf olmuş sanki
-İyiyim iyiyim merak etme.
Aslında ağzımdan bunlar çıkıyordu ama yapmak istediğim tamda o kızın boyalı saçlarını tek tek yolup eline vermekti.Derdim neydi benim,neden bu kadar çok sinirlenmiştim ki?
Akşam yeni aldıklarımızın da etkisiyle kendimize harika bir yemek hazırladık ve Aslı'nın Aliyle maceralarını anlattı güzel bir akşam yemeği yedik.
Odama geçtiğimde telefonumun bildirim sesini duydum ve yanına gittim.Tanımadığım bir numaradan whatsapp mesajı vardı
'Yarın sabah saat 8 de klinikte ol,bekletilmekten hiç hoşlanmam!'
Bir çocuk düşünün ki mesajda bile sizi sinir krizine sokabilme yeteneğine sahip.İyi ama numara mı nereden bulmuştu?
'Yarın o saatlerde Sosyoloji Bilimleri var ama?' Mesajı gönderdiğim de sanki bunu bekliyormuşcasına çevrimiçi oldu ve yazmaya başladı.
'Bölüm dersinden daha önemli olduğunu düşünüyorsan,keyfin bilir tabi hocaya açıklamayı sen yaparsın'
'Her neyse 8 de görüşürüz'
Yazdıklarımı okuduktan sonra cevap verme tenezzülünde bulunmayıp çıkmıştı,bir süre ekrana baktıktan sonra merakıma yenik düşmüştüm.
'Numara mı nereden buldun?' Ama çevrimiçi olmadı,bir süre girmesini bekledim tam umudumu kesip kilidi kapatacağım sırada cevap sesi gelmişti.
'Ben istediğim her şeyi elde ederim prenses'
Sanki sadece bana yazmak için girip çıkmıştı,o kadar öz güveni yerindeydi ki vereceğim cevabı umursamıyordu bile,benimde zaten yazacak güzel bir karşılığım yoktu onun için sinirle telefonu kapatıp film izlemeye başladım.
Gece 2 de daha fazla merakıma engel olamadım ve Pamir'in whatsappını açtım,çevrim içiydi ve sanki kendimi yakalanmış gibi hissettiğim için hemen kapattım.Kesin o çakma sarışınla konuşuyor,erkek işte ne sandın senden etkilendiğini filan mı diyen uyuz tarafımı susturup saatini 7.00 ye kurup uyudum.
Ne kadar zamandır,siyah kot eteğim beyaz badimle burada dikilmiş bekliyordum hatırlamıyorum ama sonunda Pamir bey köşeden döndüğünde içimdeki sinire hakim olamadım.
-Keşke bekletilmekten hoşlanmadığın gibi bekletmekten de hoşlanmasan!
-Ben önemli işleri olan birisiyim ufaklık,beni bekleme şerefine eriştin fena mı?
-Gerçekten tanıdığım en ukala insansın.
Sözlerim karşısında sadece göz kırptı ve içeri girdi bende mecburen peşinden gitmek zorunda kaldım.
Danışmada duran 30 yaşlarında,kısa saçlı ve adete ben evde kaldım diye bağıran kadının yanına gidip okuldan geldiğimizi söylediğimizde kadın;
-Ama geç kalmışsınız,hocanız geç gelen grupları bildirmemiz gerektiğini söyledi üzgünüm çocuklar dedi
Pamir kadına biraz daha yaklaşıp
-Bence sizin gibi güzel bir kadın bu durumu görmezden gelebilir ne dersiniz?
Ne yapmaya çalıştığını fark ettiğimde midemin bulandığını hissettim.Kadın iltifat karşısında sanki Pamir'i yeni fark ediyormuş gibi yüzünü incelemeye başladı,gördükleri hoşuna gitmiş olacak ki birden o sevimsiz suratında şapşal bir gülümseme oluşmaya başladı.
-Gerçekten ısrar etmeyin,olmaz.
Ağzından bunlar çıktı ama yüzü sanki daha fazla ısrar et,iltifat et diye yalvarıyordu resmen.
Pamir'de elini kanının üstüne koyup biraz sıktı ve
-Gerçekten çok önemli bir işimiz olduğu içi gelemedik,bir kerelik görmezden gelseniz olmaz mı Sibel Hanım?
Yaka kartından adını da öğrendiğimiz Sibel iyice kendinden geçmişti,
-Sanırım bu aramızda sır olarak kalabilir,gelin sizi hastanızla tanıştırayım.
Pamir ukala ukala sırıtarak Sibel'in arkasından gitmeye başladı.
-Gerçekten midemi bulandırıyorsun.
-Ne oldu prenses kıskandın mı yoksa?
-Kıskançlık öldüm burada,gömenim yok.
-Bu kadar belli etme duygularını ama sana da yazık.
-Ukala şey!
Biz kendi aramızda atışırken,Sibel bir odanın önünde durdu ve bize bakmaya başladı,ikimizde susup onu dinlemeye başladık.
-Hastanızın adı Ece,17 yaşında,babasını başka bir kadınla görünce bileklerini kesip intihar etmeye kalkışmış,buraya geldiğinden beri çok hırçın davranıyor,kimseyle konuşmuyor,tedaviyi de reddediyor,işiniz biraz zor yani gerçi sizde bu çene olduktan sonra halledersiniz deyip çapkın çapkın Pamir'i izlemeye başladı.
-Gerisini biz halledebiliriz,sağ olun Sibel hanım.
Kadın hiç gitmek istemese de,son bir kez Pamir'e bakıp işine döndü.
-Hadi artık içeri girelim.
Kapıyı tıklatıp,tek kişilik yatağın kenarın da bir tane dolap ve koltuk olan son derece sade,beyaz odaya girdik.Ece koltukta oturmuş dışarıyı izliyordu.
-Demek kendileri baş edemedi şimdide sizi gönderdiler.
Yüzünü bize döndüğünce,inceleme fırsatım olan Ece kumsal saçları omzunun hizasında ,ela gözlü ufak tefek bir kızdı,gözlerim bandajlı bileklerine kaydığında sanki mümkünmüş gibi kendi bileklerimde de acı hissettim.
Yetimhaneye ilk gittiğim yıllardı,her gece aynı kabusu görmeye dayanamadığım yaşlardaydım ve kendimi uyumazsam kabus görmeyeceğime inandırmıştım.İlk gece her şey kolaydı ama ertesi gece artık uyanık kalmaya çalışmak çok zordu bende o an için çok mantıklı gelen bir şey yapmıştım,küçük aynamı kırıp parçasıyla bileğime çizikler atmıştım.Amacım kesinlikle kendimi öldürmek değildi,çocuk aklı işte sadece uyanık kalmaya çalışıyordum.En fazla 3 gece direnebildim,sonunda yurttaki ablalar gözlerimdeki kırmızılıklar dan şüphelenip beni doktorun yanına getirdi.Daha sonrası klasik tedaviler ve yaptığımın ne kadar yanlış olduğunu dinlemekle geçti.
Daldığım düşüncelerimden beni Pamir'in sesi çıkardı.
-Merhaba Ece biz sadece seninle arkadaş olmaya geldik.
-İlk geldiğinde herkes aynı şeyi söyler,daha sonra beni nasıl tedavi edebilecekleriyle ilgili konuşmaya başlarlar,sanki ben hastaymış gibi!
-Biz sana bunu yapmayacağız söz veriyoruz,biz sadece arkadaşın olmak istiyoruz.
-Neden böyle bir şey yaşayacakmışsınız?
-Çünkü son derece sıkıcı bir dersi olan hocamız bize kendimize buradan yeni arkadaşlar edinmemiz gerektiğini söyledi bizde eğer kabul edersen seninle arkadaşlık etmek istiyoruz?
Ece söylediği şeylerin doğruluğunu tartarmış gibi Pamir'in yüzünü izliyordu,Pamir'de tüm ciddiyetiyle bakışlara karşılık veriyordu.Ben mi ne yapıyordum?
Bir köşede hayran hayran kurdukları iletişimi seyrediyorum.
Ece sonunda ikna olmuş olacak ki,
-Peki sanırım size bir şans verebilirim dedi.
Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle Eceye elini uzatan Pamir,
-Merhaba Ece ben Pamir,ve köşede duran suratsız da Sıla
Adımın söylenmesiyle,artık konuşmam gerektiğini fark ettim ve
-Sensin suratsız,sen ona bakma Ece ,ben Sıla tanıştığımıza memnun oldum.
Ece ikimize bakıp sırıtmaya başladı.
-Siz ikiniz sevgili falan mısınız?
-Tabi ki HAYIR!
O kadar saçma bir tonda bağırmıştım ki bu hem Eceyi hemde Pamir'i daha fazla güldürmüştü,sanki daha fazlası mümkünmüş gibi!
-Öyle bir şeyi hayal etmesi için daha 40 fırın ekmek yemesi gerek deyip göz kırpan Pamir Ece'nin kalbini bir kez daha çalmıştı.
Bu çocukta gerçekten şeytan tüyü vardı,kadınlar tarafından sevildiği gerçeğini göz ardı edemezdim sanırım.sanırım. Geri kalan 1 saatte Pamir'le sohbet eden Ece halinden çok mutlu gibiydi,Pamir'de söz verdiği gibi hiç hastalık lafı etmemişti,bende köşede olası bir durumda konuşmalarını onaylı yordum.Süremiz bittiğinde Eceye bir daha ki gelişimizde film getireceğimizin sözünü verip yanından ayrıldık.
-Küçük bir çocuğun duygularıyla oynuyorsun resmen.
-Pardon?
-Ece sorunları olan bir çocuk ve yaşı da senden küçük fazla yakın davranarak kafasını karıştıra bilirsin.
-Ama senin bu kıskançlığında fazla olmaya başladı,şimdide 17 yaşındaki bir çocuğu mu kıskanıyorsun.
-Seninle ciddi bir şey konuşmaya çalışanda kabahat zaten!
Tam hızla yanından geçerken Pamir kolumdan tuttu ve beni kendine çevirdi.Nasıl olur da bir erkeğin kaşları benden daha düzgün olabilirdi,o şeyi kaşıma ben taksam Aslı 3 gün 3 gece yemez içmez benimle dalga geçerdi ama Pamir de sanki zaten var olması gerekiyormuş gibi duruyordu.
-Ben kimseye zarar verecek şekilde bir yakınlık kurmam,helede 17 yaşındaki bir çocukla!
Söylediği her kelimeyle kolumu biraz daha fazla sıkıyordu sanki,gözleri tüm o soğukluğu bir kenara bırakmış,kızgınlıkla benimkilerle buluşuyordu.Nedense içimden bir ses bu konunun onun için hassas olduğunu söyledi ve daha fazla üstelemedim,olayı şakaya vurmaya çalıştım.
-Tamam canım,her zaman ki klasik kıskanç ben işte dedim.
Pamir çabamı fark edip kolumu bıraktı ve
-Merak etme hala benim için bir numarasın dedi.
-Hadi acele edelimde derse yetişelim,hoca belki soru sorar konuyla ilgili.
-Emrinize amadeyim prenses,hemen sizi derse yetiştiricem.
Artık alıştığım kaskı kafama geçirip,yerime oturdum ve Pamir'i beklemeye başladım.
-Bakıyorum da çabuk adapte oldun olaya.
-Hızlı öğrenirim.
-Dikkat et prenses,fazla hız felaket getirir.
İşte hep bunu yapıyordu, aramızda alaydan en uzak,hatta sıcak sayılabilecek bir diyalog geçmeye başladığında kendisinin ne kadar yanlış bir insan olduğunun altını çiziyordu.Ne kadar sorunlu birisi olduğumu fark edemiyor muydu acaba?
Okula geldiğimizde Pamir motoru durdurdu,bende kaskı çıkartıp ona verdim.Beraber okula doğru yürümeye başladığımızda insanların yüzümüze bakıp konuştukları hissine kapılmaya başladım.Her zaman izlendiğimi hissederdim ama bu sefer ki farklıyı,insanlar açık açık Pamir'le beni işaret edip aralarında konuşuyordu.
-Kısmetimi kapatıyorsun prenses!
Pamir'in alaycı sesini duyduğumda,insanlara olan hıncımı ondan çıkardım.
-Hadi ya,çünkü ben çok meraklıyım senin o ukala gülümsemenle okula girmeye,insanların saçma bakışlarını üzerimde hissetmeye.
Abart tığımın farkındaydım,klasik Pamir alaycılığıydı ama nedense insanların arkamdan konuşmasına dayanamamıştım.Hızla yanından uzaklaşıp beni fark eden Aslıya doğru gittim.
-Tamam hiç soru sormuyorum merak etme.
-Seni seviyorum.
Ders başladığında sinirim hala geçmemişti,Pamir'den olabilecek en uzak köşeye oturmuştum,gerçi yanındaki çakma sarışınla sırıtmaktan beni gördüğü filan yoktu oda ayrı konu.Neden bu kadar çok takıyordum ki,sonuçta hiç bir şeyim değildi!
Hoca aceleyle dersten çıktığı için,ödev hakkında hiç bir şey soramamıştı,bizde çantamızı alıp kapıda bizi bekleyen Ali'nin yanına gittik.Aslı hemen gidip Ali ye sarıldığında bir kez daha anladım,her ne kadar ben bulamamış olsam da bu hayatta karşılıksız sevgi vardı.
-Ihım ıhım bende buradayım deyip gülümsedim.
-Pardon Sıla, nasılsın?
-İyiyim Ali sen nasılsın?
-İyiyim bende,bakın size ne diyicem kızlar akşam ev arkadaşımın doğum günü,beraber gidelim mi ne dersiniz?
Yüzüme hevesle bakan Aslı ya ne diyeceğimi hiç bilemedim
-Hadi ama Sıla biraz eğlenmek bizimde hakkımız.
-Eh seni mi kırıcam güzellik.
Aslı sevinçle bana sarılırken,Pamir'in yanımızdan geçip gittiğini gördüm,sanki bir şeylere morali bozulmuş gibi bir hali vardı,çakma sarışından istediğini alamamıştı herhalde.
Annem küçükken her banyodan sonra saçlarımı tarardı ve hep ipek gibi uzun saçların var,çok güzeller kuzum derdi,ondandır herhalde yıllardır kırıklarını almak dışında hiç kıyamadım saçlarımı kestirmeye.
Aynın karşısına geçmiş kendimi inceliyordum.Siyah mini elbisem ve sandaletlerimle güzel olmuştum sanırım,kalem çekip,rimelimi de sürdüğümde hazırdım.
-Sıla hadi hazırsan çıkalım Ali geldi!
-Geliyorum.
Çantamı alıp telefonumu içine koydum ve Aslıya yetiştim.Geldiğimiz mekan Muğla'nın sayılı güzel mekanlarından biriydi,herkes o kadar iç içeydi ki nasıl dans edebildiklerini anlamıyordum.
Ali bizi bir köşeye doğru götürdüğünde onu takip ettik.
-Kızlar bu doğum günü çocuğu aynı zamanda benim ev arkadaşım Can,
-Biz zaten tanışmıştı,merhaba Can doğum günün kutlu olsun deyip el sıkıştı Aslı. Can'ın gözleri hemen bana kaydı ve önce bakışlarıyla beni bir süzdü sonra elini uzattı
-Merhaba bende Sıla,doğum günün kutlu olsun Can.
-Teşekkür ederim Sıla
Tanışma faslını bitirince yerlerimize geçtik.Aslı ve Ali kendi aleminde takılmaya başlamıştı bile,Can da bana göre fazla olan bir yakınlıkta dibimde oturuyordu,daha ilk dakikada geldiğime pişman olmuştum.
Aslı ayağa kalktı ve Aliyi dans pistine sürükledi,böylece bizde Can'la baş başa kalmış olduk.Sürekli bana bakmasından rahatsız olduğum için çevreyi incelemeye başladım bende.
Yok artık bu kadarı da fazlaydı,Pamir tam karşımda yanında yine son derece yapay bir kızla oturuyordu,kız ilgisini çekmek için uğraşıyordu ama onun gözleri şuan bendeydi tıpkı benimkilerin de onda olması gibi.Gözlerini ilk kaçıran Pamir oldu,yanındaki kızı daha fazla görmezden gelmedi ve sanki susmasını istermiş gibi kızı öpmeye başladı.İşte yine oluyordu saçma bir sinir beni ele geçiriyordu bende daha fazla dayanamadım ve bakışlarımı Can'a çevirdim.
-Ee Sıla sen ne okuyordun?
Sırf Pamir'e bakmamak için bir 20 dakika Can'ın sıkıcı sohbetine katlandım.
-İstersen daha sessiz bir yere gidebiliriz ne dersin?
-Yo bence burası gayet iyi
Can hayırı cevap olarak almamış gibi,daha fazlası mümkünmüşcesine bana yaklaşmaya başladı
-Hadi ama buradan daha çok eğleniriz söz veriyorum.
-Biraz çekilir misin Can!
Sanki söylediğim şeyleri duymuyor gibiydi,şimdide elini yüzümde gezdirmeye başlamıştı.
-Çek şu elini deyip yüzümdeki elini uzaklaştırmaya çalıştım ama bu dahada çok sıkmasına neden oldu.
-Kız sana elini çek diyor,dinlesene oğlum!
Pamir'in sesiyle ikimizde ona doğru baktık.O kadar sinirli bakıyordu ki,Can'ın biraz aklı varsa elini çekerdi.Ama zaten daha tanıştığımız anda olmadığını kanıtlamıştı!
-Sen kimsin lan?
-Kim olduğumu mu merak ediyorsun?
-Evet çok merak ettim doğrusu.
-Tamam Pamir,sen karışma daha fazla bende gidiyorum zaten.
-Asıl sen karışma Sıla.Kimim söyleyeyim aslanım,eğer o elini bir daha Sıla'nın 5 santim yakınına yaklaştırır san kıracak olan adamım.
-Hadi ya nasıl yapacakmışsın onu,
-Gel de gösteriyim
-Yeter ne yapıyorsunuz Allah aşkına ayrılın deyip ikisinin arasına geçtim bu sırada bizi fark eden Aslı ve Ali de yanımıza geldi.
-Ne oluyor burada diye sordu Ali sonra Pamir'i fark etti
-Pamir abi! Senin ne işin var burada,bir sıkıntı mı var yoksa?
Pamir abi mi? Bu Muğla'da ne haltlar dönüyordu böyle?
-Siz ikiniz tanışıyor musunuz?
Kimse bana cevap verme gereği duymamıştı.
-Yok bir mesela Ali,arkadaş bir şeyleri anlamakta biraz zorlanıyordu bende anlattım,şimdi Sıla ve ben gidiyoruz zaten siz eğlencenize bakın.
Az önce Sıla ve ben gidiyoruz mu demişti o?
-Gidiyor muyuz benim neden haberim yok?
-Hadi Sıla ikiletme beni al çantanı gidelim.
Gözlerinden ateşler çıkararak bana bakıyordu,Canda durumu fırsat bilip;
-Kız seninle gelmek istemiyor işte bas git dedi
-Hadi ya gitmezsem ne olur deyip Can'ı itledi Pamir,Can beklemediği tepki karşısında sendeledi böylece mekandaki çoğu insanda bize bakmaya başladı.Can ayağa kalkıp Pamir'e doğru yürümeye başlayınca olay daha fazla büyümasin diye tekrar ikisinin arasına girim.Ali Can'ı tutunca bende fırsatı değerlendirdim ve Pamir'in yanına gittim.
-Hadi çıkalım buradan dedim ama sanki beni duymuyordu,bakışları Candaydı bende ilgisini çekmek için eline uzandım ve tutup çıkışa doğru çekmeye başladım.Elimin temasıyla ilgisi bana geçen Pamir önce ellerimize baktı sonrada yönlendirdiğim yere gelmeye başladı.Arka mı dönüp Aslıya bağırdım
-Beni merak etme,eve geç kalmam telefonum açık seni seviyorum.
Aslı gözlerime şaşkın şaşkın bakıyordu,oda en az benim kadar Pamir'in elini tutuşuma anlam verememişti,içimden bir ses gece bu konu hakkında sorguya çekileceğimi söylüyordu!
Mekandan bakışlar ve mırıltılar eşliğinde el ele ayrıldık ve serinlemiş olan havayı vücudumuzda hissettik.İkimizde önce garip garip birbirimize baktık,sonrada ellerimize ve aynı andan bıraktık.
-Derdin ne senin,neden olay çıkardın şimdi?
-Bıraksaydım da işine devam mı etseydi o it?
-Bu seni hiç ilgilendirmez,ben senin kiminle ne haltlar karıştırdığına karışıyor muyum?
-Benim kiminle ne yaptığım seni ilgilendirmez de ondan.
-Hadi canım,benim hayatıma karışma hakkını kim veriyor peki sana?
-Küçük bir baş belasısın gerçekten,bıraksaydım da uzaktan kurtulmaya çalışmanı izleyerek eğlenseydim keşke,senin yüzünden kızdan da oldum.
-Hah merak etme etrafta çakma sarışın bol bulursun bir tane daha.
-Havada yine mi kıskançlık kokusu var ne?
-Sen gerçekten egoistin tekisin,hem sen kendine bak gelip yanımdaki adamı tartaklayan sensin,sen beni kıskanmış olmayasın!
-Kendini fazla önemseme prenses.
-Ne halin varsa gör ya gece gece seninle uğraşamıcam
Gece vakti o karanlıkta önümü bile görmezken,o hızla dönüp yürürsem tabi ki bir taşa takılıp düşerdim işte,gerçekten çok salaktım.Pamir hemen yanıma gelip bacağıma bakmaya başladı.
-Küçük bir baş belası olduğunu söylemiş miydim?
-O zaman uğraşma benimle,ben mi çağırdım seni?
-Daha fazla konuşup başımı ağrıtma lütfen kalk hadi mikrop kapacak yaran,motorda ilk yardım eşyaları olacaktı.
Ellerimden destek alıp kalkmaya çalışmıştım ama yaram gerçekten çok acıyordu 2. denememde de başarısız olunca Pamir ofladı ve tek hamlede beni kucağına aldı
-Ne yapıyorsun sen ya!
-Daha fazla gürültü kirliliği yaratma artık ve sus!
O kadar sinirli bir tonda söylemişti ki cevap vermeye korktum,göğsüne yaslanıp artık tanıdık olan o parfümle karışık mürekkep kokusunu içime çektim.Motorun yanına geldiğimizde beni üstüne oturttu ve yaramı temizlemeye başladı,dokunduğu yer mi yanıyordu, yarının kendi acısı mıydı emin olamadım ama işi bittiğinde bacağımı güzelce sarmıştı.
-Teşekkür ederim.
-Kulaklarıma inanamıyorum,prenses ilk defa minnet duyuyor.
-Aman hiç bir fırsatı kaçırma
-Neyse al şu montu bacaklarına sar da gidelim artık,geç oldu sende dinlen biraz.
Uzattığı montu aldım,kaskımı taktım ve yine Pamir'i beklemeye başladım,artık aramızda ritüel gibi bir şey olmuştu.
Yaşadıklarımız saçma ama bir o kadarda mantıklıydı ki anlam veremiyordum artık,bende bırakmıştım artık kendimi mantıksız hayatımda mantık aramaya başladığım günden beri mantık kavramının ucunu kaçırır olmuştum.