HAPPENS TO YOU H.S

By sweetiebow

92 12 2

Başına gelene kadar bilemezsin acı duygusunu Başına gelene kadar bilemezsin nefreti Ve başına gelene kadar bi... More

2

1

53 6 0
By sweetiebow

30/12/2014 Sabah saat; 09:30

Güzel bir güne uyandım. Çünkü bugün yılbaşı ve ailem Londra'ya gelicek. Yılbaşı partileri yerine muzip insanların bulunduğu küçük konser salonun da Çello çalmayı seviyorum. Önceki her 2 yılda olduğu gibi küçük bir salon da gösteri yapacağım.
Bu yıl çalacağım parçalar baya bi zor. Ama kendime güveniyorum.

Bu güvenim 30 saniye sonra düşüyor ellerimin avuç içi terliyor ve kalbim hızlı atmaya başlıyor. En kötüsü de olumsuz düşünüyorum. Ama kendime hep şunu hatırlatıyorum " Elsa Grace eğer hayatta utangaç olup yeteğenin kimse tarafından görülmesini istemiyorsan tamam! Ama eğer hayallerine kavuşmak istiyorsan o kıçını yatakdan kaldırıp prova yapmaya başla..."

Fakat tam yataktan kalkmıştım ki odama Hanna girip bana sıkıca sarıldı. Ve "Mutlu Yıllar" diye bağırdı. Bende sarılışına karşılık verip " Sanada" dedim. Hanna benden ayrıldıktan sonra yüzümü inceledi...Çenemi tutup sağa sola çevirdi. " Yüzün neden bu kadar bembeyaz ve neden bu kadar endişeli gözüküyorsun? "Hanna nın elini çenemden çekip,  "Çünkü her Yılbaşında olacağı gibi yine küçük bir gösteri vereceğim. Fakat çalacağım parçalar oldukça zor. Karıştırırım diye çok endişeliyim. Ya rezil olursam. Hanna ne yap-" Hanna sözümü kesip sinirli bir şekilde "Bak önceki her 2 senede olduğu gibi o kendini beğenmiş insanların önünde çok güzel bir performans sergileyeceksin." Diye yatıştırmaya çalıştı beni.

Ama ben hemen itiraz ederek " Çalacağım parçalar oldukça zor Hanna!" Diye yakındım. Hanna ise "Hangi besteleri çalacaksın?" Diye sordu. Açıkçası adlarını söyliyeceğim bestelerin bir tanesini bile bilmediğine iddia ya girebilirim. Ama lafı uzatmadan cevabı verdim. "Shostakovich'in bir konçestosu nu, Bach suiti, Pezzocapriccioso ve The Mission" Hanna kafasını anlamışçasına aşağı yukarı salladı ve "Dediklerinin  hiç birini anlamadım Elsa. Ama bu parçaların isimleri kendi ismimden de havalı. Neyse bu parçaların hepsini çok güzel çalacağına eminim. Çünkü sen çok yetenekli bir çellistsin. Bu yüzden seninle daha fazla konuşmam saçma. " diyip odadan çıktı. Ve arkadan "Kahvaltı hazır çayını soğutmak istemezsin sanırım." Ve, yoluna devam etti. Bende kendi kendime onun arkasından gülüp kafamı sağa sola salladım. Ve odamdaki küçük banyoya girdim.

Musluğu açıp elime su doldurdum ve o suyu yüzüme çarptım. Bunu iki kere daha yaptıktan sonra musluğu kapattım. Ellerimi lavabonun kenarlarına koyup, yüzümü aynaya döndüm. Çenemde ki ve alnımda ki su damlacıkları yolunu bulup yüzümden kayarak lavoboya düştü. Ve "Bunu başaracaksın çünkü sen iyi bir çellistsin" aynadaki yansımama fısıldadım. Kirpiklerimde ki su damlacıkları ağır gelmeye başladığında havluyla kuruladım.

Banyo kapısını açtıktan sonra küçük mavi odamda ki klasik gardırobun karşısına geçip içinden siyah pantolan üstüne de siyah t-shirt geçirdim. Altına da siyah konservelerimi geçirdim. Makyaj masasının üstünde ki tarağı alıp uzun kahverengi saçlarımı taradım. Tarama işi bitince önden iki ince saç tutamı bırakıp kalan tutamı ise arkadan tel toka ile sabitledim. İşim bitince ise makyaj pek fazla sevmediğim için dudaklarıma bir parlatıcı , gözlerime ise rimel sürüp göz kalemi çektim. Boy aynasının karşısına geçip yansımama baktığımda güzel görünüyordum.

Hanna koridor da bağıra bağıra "Elsa iki saattir seni kahvaltı da bek-" odanın kapısını açıp bana baktı. "Bir çellist için fazla siyah giyorsun" diye söyledi. Buna karşılık kıkırdadım. "Ama gözümü korkutmaya çalışman benim sinirimi azaltmıyacak. Şimdi küçük Hanım önüme düşün ve direk mutfağa gidin" diye emir verdi. Emrine uyup mutfağa indim, arkamdan da Hanna. Masaya oturduktan sonra kahvaltıya büyülenmiş gibi bakıyordum. "Yılbaşı kahvaltısı! Nasıl olmuş?" Diye sordu Hanna. "Çok güzel." diye mırıldandım. Hala şoktaydım. Çünkü Hanna kolay kolay kahvaltı hazırlayacak birisi değildi. Üstelik her sabah kahvaltı hazırlayacak kadar üşendiğinden, okulda yemek yemesi buna bir kanıttı. Boğazımı temizleyip şaşkınlığı bir kenara fırlatıp, kahvaltı etmeye başladım...

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Saat; 10:20

Kahvaltımızı edip, bulaşıkları makinaya dizdik. Şimdi ise prova yapmak için gösteri alanın yapılacağı alana gidicem. Orada bir kaç alıştırma yapacağım. Bunun için ise Hanna arabası ile beni oraya götürecek. Odama çıkıp üstüme siyah deri montumu giyip, çellomu aldım. Aşağıya indiğimde ise Hanna elinde hediye paketi ile duruyordu. Benim geldiğimi farketmiş olmalı ki yanıma gelip "Mutlu Yıllar Elsa. Umalım ki sana çok güzel süprizler karşına çıkar" diyip paketi bana verdi. Paketi almadan önce izin isteyip çellomu koltuğun kenarına dikkatlice bırakıp,salonda ki Yılbaşı ağacının altında ki paketi eğilerek aldım ve Hanna nın yanına gittim. "Sana da Mutlu Yıllar Han. Umarım 2015 yılı senin yılın olur."  paketi ona uzattım. O da benimkini uzattı.

Paketi açtığımda neredeyse sevinçten bayılacaktım. Bunu fark eden Hanna bana gülümsedi. Bana iki kişilik Yo- Yo Ma konser bileti almıştı. Ben ise ona Eminem konser bileti almıştım. Hanna Eminem hayranıydı ben ise Yo- Yo Ma, biz ikimiz çok farklı kişilikleriz. Ama ne kadar birbirimizden farklıysak o kadarda birbirimizi seviyorduk. Hanna paketi açtıktan sonra küçük bir çığlık atıp, bana sarıldı. Bana teşekkür etti, bende ona teşekkür ettim.

Hediye faslı bittikten sonra gösterinin olacağı alana geldik. Hanna bana dönüp "Provan bittikten sonra beni ara ben gelip seni alırım El". Bende onu kafamla onaylayıp, Teşekkür ettim. Arabadan çıktıktan sonra karşımda ki ne çok büyük ne de çok küçük olan kapalı konser alanına yürümeye başladım. Dönen kapıya girdim. Çıktıktan sonra ise danışmanın yanına gittim. Danışma da iki tane bayan vardı. Orta yaşlı , sarışın bayana " Pardon. Ben saat 20:00 'da gerçekleşicek Yılbaşı gösterisi için prova yapmaya geldim" dedim. Kadın bilgisayardan kafasını kaldırıp beni süzdü. Ve " Adınız Nedir?" Hemen cevaplayıp "Elsa Grace" dedim. Kadın kafasımı hafifçe aşağı yukarı sallayarak, "2. Katta sağdan 3. odada gösteriniz gerçekleşicek. Orada prova yapabilirsiniz." Dedi kadın. Ona hemen teşekkürlerimi iletip. Asansöre doğru ilerledim.

Düğmeye basıp, gelmesini bekledim. Geldiğine karşı 'ding' sesi çıkarttı. Asansörün kapısı iki yana doğru açıldı. İçeriye girip 2 tuşuna bastım. İlk önce hafif sallandı ve çıkmaya başladı.

Durunca asansörden çıkıp. Sağa döndüm 3. Odanın kapısında "Yılbaşı Gösterisi" yazıyordu. Kapıyı açıp içeriye geçtim. İçerisi baya bi büyüktü. Kapıyı kapatım sahne yerine ilerledim. Buraya girdiğim kapı arka kapı olmalıydı. Çünkü karşımda sandalyelerle kaplı bir alan vardı. Yukarıya baktığımda ise bi kat daha vardı orasıda sandalyelerle döşenmişti. Her yıl değişiyordu gösteri yapacağım yer. Önceki her iki yılda bu sahnenin yarısı kadar bir yerde gösteri yapıyordum. Fakat bu sefer ki baya bi büyüktü alan. Bu düşünceleri bir kenara atıp, sahnenin ortasında bulunan sandalyeye doğru adımladım.

Çellomu sırtımdan çıkarıp kenara aldım ve sandalyeye oturdum. Çellomu kılıfından çıkardım. Bacaklarımı iki yana açıp çellomu sabitledim ve uzun deneği alıp, çellomun telleri üzerinde haraket ettirdim. Sırasıyla Shostakovich'in bir konçestosunu, Bach suiti, Pezzocapriccioso ve The Mission çaldım. Bu parçaları bi kaç kere daha üst üste çaldım. Bu parçaları çok seviyordum. Çünkü hani birisine aşık olup midenizde ki kelebekler uçuşur ya, işte bende çellomu çaldığımda o kelebekler içimde çırpınıyordu. Müzik benim hayatım, bi tek onda huzur bulabiliyordum.

Sözcüklerimi uzun değneğimi çellomun üzerinde gezdirip çıkan notalarla anlatabiliyordum ben. Müzik benim vazgeçemediğim bir tutkuydu.

Kolumda ki saate baktığımda 14:15 olduğunu gördüm. Çellomu bacak aramdan çıkarıp kılıfına soktum ve sandalyenin kenarına özenle bıraktım. Arka cebimde ki telefonumu çıkarıp, Hanna yı aradım ilk çalışta açtı. " Selam Han. Benim provam bitti işin yoksa beni alıcak mısın?"  Hanna ,"Geliyorum El. 20 dk. Ordayım" dedi. Onla vedalaşıp, çellomu sırtıma asıp, salondan çıktım. Asansöre binip, aşağıya indim. Danışmanın yanından geçerken bayan "Nasıl geçti?" Diye sordu,  "Baya iyi geçti" diyerek sıcak bir gülümsemeyle binadan çıktım saate baktığımda 15 dk. sonra Hanna nın buraya geleceği için bende karşıda ki kahve dükkanına girdim.

Sıraya girip bana gelmesini bekledim, önümde 5-6 kişi vardı...

Sıra bana gelince 2 tane kahve istedim. Bayan kahvelerimi verdikten sonra cebimde ki parayı çıkartıp, kasiyere verdim. Ve dükkandan çıktım. Plastik kaptan gelen sıcaklık benim soğuk elime nüfus etti. Yoldan gelen Hanna nın arabasını görünce el salladım. Kahvelerin altına koydukları karton tepsi gibi şey gerçekten işe yarıyordu. Hanna beni görünce önümde arabayı durdurdu. Hemen Hanna nın kapısını açıp kahveleri ona verdim. Sonra ise son hızla çellomu sırtımdan çıkarıp arka koltuğa yatırıp önde ki yolcu koltuğuna geçtim

Emniyet kemerimi bağlayıp Hanna dan kahvemi aldım o da kendi kahvesini yudumluyordu. Arabayı çalıştırıp evin yolunu tuttuk. Hanna bana "Eee... nasıl geçti provan?" Diye sordu."İyiydi Han." Diye sorusuna cevap verdim. Araba da yükselen telefon melodisiyle arka cebimden telefonumu çıkardım. Ekranda 'Annem' yazısını görünce gülümsedim. Bunu gören Han "Ne bu gülümseme yoksa bizim kutsal bakiremizin sevgilisi mi oldu diye sordu" onun omzuna şakacıktan vurup, telefonu cevapladım. Annemle konuştuktan sonra telefonu kapattım. Hanna " Ne oldu ne zaman geliyorlarmış!" Diye sordu. Ben ise "Gösterim başlamadan burada olurlarmış." Diye cevap verdim. Araba durunca eve geldiğimizi anladım. Arabadan inip, çellomu arka koltuktan çıkardım. Ve sırtıma astım. Yakında ki çöp kutusuna bitmiş kahve kutusunu attıktan sonra arkama Hanna baktım. O ise arabayı kilitleyip eve doğru yürüdü ben ise arkasından. Eve girdimde duvar saatine baktım 14:30 olduğunu gördüm. Yani gösteriye beş buçuk saatim vardı. Gösteriye son iki saat kala hazırlanmaya başladık o zamana kadar Han ile film izleyip sohbet ettik. Yukarı odama çıkıp duşa girdim. Duştan çıktıktan sonra ise gardırobumun önüne geçip içinden diz üstümde biten ve yakaları omzuma düşen bordo bir elbise çıkarıp giydim. Altına da siyah stelettolarımı giydim. Saçımı düzleştirdim makyayıjımı ve saçımı sabahkinin aynısını yaptım. Boy aynasının karşısına geçip kendime baktığımda çok güzel görünüyordum. Odamdan çello mu aldım. Ve siyah deri kılıfını sırtıma astım. Odamdan çıkıp koridordo biraz yürüdükten sonra merdivenlerden indim. Hanna beni görünce ayağa kalktı ve "Muhteşem görünüyorsun El" dedi. O da muhteşem görünüyordu giydiği siyah elbise ona çok yakışmıştı ve sarı saçlarını salık bırakmıştı. Ben de ona "Sende Harikasın Han" dedim. Ve salonda ki masanın üstünde bıraktığım telefonumu Hanna ya verdim. Evden çıkınca arabaya bindik. Gösteriye 45 dakika kalmıştı. Çok heyecanlıydım. Notalar beynimde dönüyordu. Araba durunca geldiğimizi fark ettim binanın yanında arabalar vardı ve otopark tıkabası doluydu. Binaya adımlayıp dönen kapıdan geçtik. Sırtımda ki çellonun ağırlığı uçup gitmişti heyecandan. Binanın ortasında Hanna beni durdurdu ve " El ben normal girişten gireceğim sen ise arka kapıdan. Bak sen hayatımda gördüğüm en iyi çelistsin" dedi. Bende ona " Hayatında kaç tane çelist gördün Han" diye bağırdım endişeyle. Etrafımızdan geçen insanlar bana bakınca biraz utanmıştım. Hanna soruma " sadece bir tane o da sensin fakat eğer hayatımda bir sürü çelist görseydim emin ol aralarından yine seni seçeedim. Şimdi o sahneye çıkıp çellonu çalıp çok güzel bir performans sergileyeceksin. "Dedi Han. İkna olmuşçasına kafamı tamam anlamında salladım. O da şimdi ben gidiyorum çıkışta görüşürüz deyip gitti yanımdan. Bende sanki bebek doğururcasına nefes alıp verdim hızlıca ve 'Hadi kızım bunu yapabilirsin' dedi içsesim. Ona hak verip yoluma devam ettim. Asansöre binip 2. Kata çıktım. Sağa dönüp 3. Odaya girdim. Arka kapıdan girince bi kaç insan vardı. Onlara selam verip sahnede ki sandalyeme oturdum. İçimden kendime 'yapabilirsin' diye tekrar ettim. Büyük perde iki yana açılınca şok oldum çünkü çok fazla insan vardı. İçlerinden Hanna yı bulunca gözlerimiz kesişti ve bana gülümsedi. Annemi babamı ve küçük kardeşimi bulamıyınca içime bi hüzün kapladı. Ama bozuntuya vermeden iki bacak aramda duran çelloyu iyice yerleştirip uzun ince değneği çellomun üzerinde bulunan tellerin üstünde gezdirdim. Teker teker tellerin üzerinde haraket ettikçe sanki gevşemişim gibi heyecanım uçup gitmişti. Sırasıyla bestelerin hepsini çaldıktan sonra derin bir nefes alıp değnemin telin üstünde son bir defa kaydırıp The Mission parçasını bitirdim. Gözlerimi kapattığımda bir alkış tufanı duyup gözlerimi tekrardan açtım. Herkes ayağa kalkmış bir şekilde beni alkışlıyorlardı. Aralarında annemi babamı ve kardeşimi bulmaya çalıştım ama yoklardı onun yerine Hanna ayağa kalkmış bir şekilde gurur duyarak alkışlıyordu. Ona gülümsedim ama hala içimde bir burukluk vardı. Perdelerin arkasından birisi çıkıp çellomu alarak perdelerin arkasına gitti. Ben de sandalyeden kalkıp eğilerek selam verdim ve perdeler kapandı. Yüzümde aptal bir gülümsemeyle arka kapıya doğru gittim vardığımda ise tebrik ettiler ve şimdiden yılbaşımı kutladılar bende onlarınkini. Çellomu adamdan alıp teşekkür edip deri kılıfına koyup sırtıma astım. O anda arka kapıdan içeriye telaşla Hanna girdi gözleri dolu doluydu ve dünyamı başıma yıkacak o kelimeleri söyledi " Elsa ailen t-t-rafik k-azası geçirmiş ve d-urumları a-a-ğırmış" Hanna ağlayarak cümlesini söylediğinde ise ben yanığımda ki ıslaklıktan ağladığımı farkettim. Ağzıma aralayıp bir şey söyleyecekken tuzlu bir tat geldi dilime ve yüzümü buruşturdum bi tek şunları söyliyebildim "Nasıl beni bırakıp gidebilirler nasıl!?" Diye fısıldamak oldu

Merhaba! Bu benim ilk hikayem ve sizin düşüncelerinizi merak ettiğim için yorum yapın ve vote yapmayı unutmayın...
Sevgilerimle ve içinizde ki iyilik gün geçtikçe büyüyerek kalın, Saygılarımla Zeynep...

Continue Reading

You'll Also Like

5.8K 580 26
Güneşin yıllar önce doğmayı bıraktığı bir dünyada, sessizliğe mahkûm edilmiş çocuklar ve baskı altında yaşayan halk, hayatta kalmanın yollarını arıyo...
AURORA By a d a l i a

Science Fiction

1.8M 147K 45
(Aurora Serisi'nin 1. kitabıdır. Seri iki kitaptan oluşmaktadır.) Özel güçlere sahip 12 insanı başka bir gezegene sürgün etmek ve onları bunun bir...
7.2K 518 9
Gözlerimi açtığımda doğru düzgün hareket edemiyordum ellerimi kaldırdım lan! bir saniye ellerim niye bu kadar küçük? (Reenkarnasyon hikayesidir!)
328 78 13
"Piyano tuşlarından yükselen o son melodi, yerini barut kokusuna ve et yiyen yaratıkların hırıltısına bıraktığında hayatım sonsuza dek değişti. Ben E...
Wattpad App - Unlock exclusive features