Ölü Gibi

By alaranazben

5.9K 1.9K 329

-Ölü Gibi hissediyorum Serhat. +Ölüler hissedemez. -Ölü değil, ölü gibi arasındaki farkı anlaman gerek. +B... More

1.Her Zamankinden Farklı
2.Hepimizin Suçu
3.Ölmek mi Öldürmek mi
4.Sözünden verdiğin kişi için dönmek
5.Kabullenmek
6. Toprağına gömülmek
7. Gözlerin...
8.Sakin Ol
9.Korkmayı hatırladım
10.Kaçmadım,kaçmamda...
11.Gözüm gerçekten kapandı..
12. Kusursuz
13.Deniz Gözlü Yabancı
14. Dördüncü
15. Sır dostu
16. Bir yanlış üç doğruyu götürür
17.O bana kıyamazdı...
18. Sen bizdensin..
19. Ecrin...
20. Çünkü senin gözlerine benziyor.
21. O kendine Yeter
22. O küçük kıza unutturduğun kişinin yerine geçtin...
23. Sürpriz!
24.Anne...
25. O benim için kimdi?
26.İlk ama asla son değildi...
27. Gitme,hiç gitme...
28. Şurası...
29.Senin kalbinin rengi Mavi.
30. Korkaklık
31. Birbirni dirilten iki ölü gibi ruh.
32. Sen o ışığı söndürdün Mavi.
33. Kimsesizlik
34.Korkularınızı kendinizden korkutun
35.Seni seviyorum...
36. Bu benim meselem!
37. Ümid misin yoksa Ümidin katili mi?
38. Dua et kardeşimsin.
39. Yuvam...
40.Affet beni...
41. Sevgilim,
42.Yaşam kanunu.
43. Acı
44.Yakından bakmak daha güzel olacak.
45. Yangın
46. Toprak yağmura, ben sana...
47. Yalan.
48. Veda mektupları.
49. Ölü Gibi.
51. İkiz
52. Manolya
53. 6 siyah kar maskeli insan
54. Dinmeyen acılar
55. Dalga
56. Ben seni terk etmedim ki Mavi.
57. Tek kurşun çift kalp
58. En büyük korkum
59. Hep de yorgun.
60. Ben senin için ölürdüm bile.
61. Çift çizgi
62. Her şeyimsin.
63. Aşk, mutluluk, tatlılık
64. Her şeyin başladığı yer. (Ecem Ve Özgür Özel Bölüm)
65. (Mavi ile Ulaş özel bölüm)
66. (Serhat Ve Yağmur Özel Bölüm)
67. Bebek
68. Ruh eşi;
69. En soğuk sonbaharın. (Final part 1)
70. Ölü Gibi ruhlarımıza...(Final part2)
(Yağız ve Mavi özel bölüm)

50. Suskunluğun sesi. (1. Perde Final)

67 29 6
By alaranazben

Merhaba sevgili okurlarım. Ben Alara Naz...
Bu kitabı yazmaya başlayalı kısa bir zaman oldu.
Fakat beklediğimden daha büyük bir kitleye ulaştım.
500'ü geçtik ve bu benim için çok kıymetli.
Kitabımızın 1. Perdesinin sonuna geldik...
Benim için çok duygusal ve anlamlı açıkçası.
Yine kısa bir süre içerisinde 2. Perdeyi yayınlamaya başlayacağım.
Sizleri çoook seviyorum!
Ayrıca bu gün bayram ve her birinizin bayramını en içten dileklerim ile tebrik ediyorum.
Hayatınızda Maviliklere Ulaşmanız dileğiyle...
Her öyle olsun da Öyle zaten ;) denmesidileğiyle...
Denizlerin aslında ne renk olduğunu anlamanız, siyahın içinde ki tek açık rengi görmeniz dileğiyle...
Ölü Gibi ruhlarınızı diriltmeniz dileğiyle...
İyiki varsınız, hep olun güzellerim.
Birinci kitabımız mutlu ve sağlıklı olsun!
♾️
(2 ay sonra Mavi'nin Anlatımıyla)
Bu gün tam 2 ay olmuştu.
Bu cehennemde yanmaya başlayalı tam 2 ay.
Onların yüzünü göremeyeli tam 2 ay.
Bir odaya yerleştirilmiştim.
Ama genelde burada olmuyordum.
Sözleşme imzalamam için işkenceler ve psikolojik şiddete maruz kalıyordum.
Buna rağmen karşılarında ağlamıyordum.
Her odama atıldığımda kendi kendime ağlıyordum.
Gök yüzüne bakıp anneme ağlıyordum.
Ama onlara karşı gülüyordum.
Çünkü ben gülüyorsam onlar tam kazanmamış demektir.
Ve ben hep gülüyorum,güleceğim.
Yüzüm mosmor, dudaklarım patlak ve vücudum ağrıdan uyumama bile izin vermeyecek şekilde.

Şimdi odadayım. Uzun zaman sonra.
Yaklaşık 4 buçuk saattir işkence ve ondan önce psikoloji bozan konuşmalar içerisindeydim.
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri beni onlara götüren iki koruma girdi.
Yüzlerine bakıp güldüm.
"Yine mi?" Dedim alayla.
"Patron seni çağırıyor, farklı bir işleri varmış."
Kaşlarımı çattım.
Kollarımdan tutarak beni yatağımdan kaldırdı.
Ve uzun merdivenlerden aşağı inmeye başladık.
Salona beni adeta fırlatıp kapıdan çıktı ve kapıyı kapattı.
Karşımda yine o vardı.
Ali Tekin
"Hoşgeldin güzel kızım." Dedi yine yapmacık tavrıyla.
"Ne işimiz var?"
Güldü.
"Seni o tüm işkencelerden arındıracak bir çözüm buldum." Dedi ve koltuğa oturmam için işaret yaptı. "Oturmayacağım."
"Oturmazsan canın yanar."
"Ne diyorsun?"
Bana doğru yaklaştı. Kolumdan tutup koltuğa oturtturdu. Eline bir şırınga alıp ilaç şişesinden çekmeye başladı.
"Hayır." Dedim korkmuş sesimle.
"O da ne?" Cevap vermedi.
"Sana o ne dedim!"
"Her şeyin çözümü."
"Ne diyorsun sen be!" Kapıya doğru baktı.
Ardından "Alaracım." Diye seslendi.
Kapıdan gelen yaklaşan topuklu ayakkabı sesi ve içeri giren Alara.
"Sana biraz ihtiyacım olacak." Dedi ve şırıngayı gösterdi.
Alara gülümsedi.
"Zevkle." Dedi ve bana doğru yaklaştı. Oturduğum koltuktan tam kalkacakken iki kolumdan tuttu ve beni koltuğa sabitledi.
"Bırak! Ne vereceksiniz bana!"
"Şşş! Çok acımayacak."
Koluma iğneyi yaklaştırdı.
Çırpınmaya çalıştım.
Yapamadım.
İğne koluma yavaş yavaş girdi.
"Bırak!"
Gözlerimi sıktım.
Ve iğne derimden çıkınca başım dönmeye başladı.
"Ne verdiniz bana." Dedim sersemlemiş bir sesle.
Yine cevap vermediler.
"Allah sizin belanızı versin! Geberin! İkinizde geberin!" Sesim sitemli, bir o kadar da halsiz di
Gülmeye başladılar.
"Ah, ah Mavi ah"
Yavaş yavaş bilincimi kaybettim.

(3 gün sonra)
Karşımda beyaz önlüklü bir adam vardı.
Bana sorular soruyordu.
"Anlat bakalım." Dedi ve önünde ki kahvesinden bir yudum aldı.
"Buraya gelmeden önce kiminleydin?"
"Arkadaşlarımla."
"Adları?"
Yutkundum. "Ulaş,Özgür,Ecem,Yağmur,Serhat,Armağan." Dedim kısık bir sesle.
Adam kendine çeki düzen verdi.
"Sen buraya gelmeden önce yalnızdın ve boş bir evde kalıyordun Mavi."
Kaşlarımı çattım. "Ne?"
"Sana, senin hakkında bilgiler vereceğim fakat sakin olmaya çalışacaksın."
"Ne diyorsunuz? Ne bilgisi?"
"Sen orta düzeyin biraz üzeri seviyesinde bir şizofren hastasısın Mavi."
Kaşlarımı daha fazla çattım.
"Gördüğün çoğu şey birer hayal."
Güldüm. "Buna inanacağımı mı sandınız?"
"Sonuçların ve gözlemlenen hayatın bu şekilde."
Bana doğru yaklaştı ve ellerimi tuttu.
"Bak." Dedi ve devam etti. "Annen senin böyle hastalıklı biri olduğunu biliyordu. Ve öldükten sonra bu daha ileri seviyeye gitmiş anlaşılan."
Ellerimi hızlıca elinden çektim.
"Benim arkadaşlarım, sevgilim...hepsi gerçek."
Yutkundu.
"Değil."
"Gerçek!"
Tekrar yutkundu. Zorlanıyordu.
"Mavi-"
"Siz ne dediğiniz farkında mısınız! Beni kandırmazsınız!"
"Bir sonraki görüşmemizde daha anlayışlı yaklaşman için sana ilaç vereceğim."
"İstemiyorum ilaç falan! Kendin iç o ilaçları! Sen delirmişsin!"
Hızlıca odadan çıktım ve kapıda bekleyen Ali Tekin ile karşılaştım.
Odama çıkmak için yöneldiğimde kolumdan tuttu.
"Babacım."
"SEN BENİM BABAM DEĞİLSİN!"
"ANLA ARTIK! DE-ĞİL-SİN!"
"Mavi, kendine gel."
"ŞİZOFREN DİYOR YA! HAYAL DİYOR! ONLAR GERÇEKTİ!"
"Mavi.... Sen hasta bir adama aşık olacak kadar hastaydın..."
Yutkundum.
"HEPİNİZDEN NEFRET EDİYORUM!"
♾️
(5 ay sonra)
5 ay olmuştu.
Artık yavaş yavaş inanmaya başlıyordum sanırım.
Onlar bir hayaldi.
Ben koca bir hayal dünyasında yaşıyordum.
Koca bir hayale aşık oluyordum.
Bu süre içerisinde artık uyuyamıyordum.
Bir gece görevlendirilen bir koruma  odama sarhoş bir şekilde girdi.
İlk baş elinde ki birayı bana uzattı.
Ondan kaçmaya çalışırken de-
Neyse.
En çok canım o an yandı.
Onlardan korkmadığımı dile getiriyordum.
Ama o günden ve bir sonraki gecelerden sonra başlamıştım korkmaya.
Yüzlerine söylemiyordum tabi ama korkuyordum.
Yağmuru şimdi daha iyi anlıyordum.
Keşke anlamasaydım.
Sahi ya o Yağmur gerçekten varmıydı?
Bunu bile bilmiyordum.
Belki de benim hayal dünyamda ki yanlız bir kadındı.

(5 ay sonrası Ulaş'ın Anlatımıyla)
"Abi." Uyuklayan bedenimi Özgür dürtüyordu.
İrkilerek uyandım.
"Noldu?"
"Bir...bir gelişme var." Sesi titriyordu.
Ayağa kalktım.
"Ne oldu?"
Özgür yutkundu.
"Abi..."
"Söyle Özgür."
"Bir ceset daha bulmuşlar, göl kenarında. Bıçaklanmış."
Bu haberi 3. Kez alıyordum.
5 ay da tam 3. Kez
Yine vücudumu buz kesmişti.
"Gidelim." Diyebildim sakin tutmaya çalıştığım sesimle.
                                         ♾️
Yine o morg kapısının önündeydim.
Kapının altından yine soğuk bir hava geliyordu.
Solumda Özgür vardı.
İçeri yine ben girecektim.
"Buyrun beyefendi." Dedi morg kapısında ki adam.
Gözlerim dalmış hala morg kapısına bakıyordum.
"Beyefendi?"
"Ulaş."
Özgür'ün beni dürtmesiyle ona baktım.
"İyi misin?"
Yutkundum. "İçimde bu sefer çok kötü bir his var Özgür."
Sırtıma dokundu.
"Girebilirim?"
"Hayır." "Gireceğim." Dedim ve ayağa kalktım.
Bu kapıdan 3. Kez giriyordum.
Gözümün önüne her seferinde annesi için giren Mavi geliyordu.
Elleri titreyen.
Sesi titreyen.
Dolaplardan birini açıp kadının üzerinden bembeyaz örtüyü kaldırdı adam.
İlk başta gözümün önüne Mavi geldi.
Sonra gerçek olan başka bir kadın.
"Değil." Dedim ve hızlıca morgdan çıktım.
Buraya. Bu soğukluğa tahammül edemiyordum.
Özgür kapıda merakla bana baktı.
"Gidelim." Dedim olmadığını belli ederek.
Önden yürümeye başladım. O da peşimden geldi.

Arabaya bindiğimizde sağ camdan bakıyordum.
Ve bir şarkı çalıyordu.

İstedim hayatına dahil olmayı,
Ve beni uzaklaştırdın bir hainsin.
Benim kalmadı mecalim,
Yerden bakınca anladım gök yüzüne sahipmişsin

Aklıma Mavi'nin o dizeleri geldi.
"Sen bana "deniz gözlü yabancı" dedin, oysaki denizler şeffaftı. Denizler hangi gök yüzüne bakarsa o renk olurdu."
"Benim gözlerim gök yüzüne benziyor."
Gözlerim doldu.
Özlemiştim.
Çok özlemiştim.

Şarkılar sokaklara ait,
Tamam bu bir ilk.
Ve sen ilklere sahipmişsin.
Solan çiçeklerim mavi,
Bedenim elimde 20 senedir,
Ve sadık kalbim.
♾️
(10 ay sonra Mavi'nin Anlatımıyla)
Bu gün 12 Eylül.
Ve ben dün, 12 Eylül  gecesi yine tecavüze uğradım.
Ondan önce tam 10 ay yine her gün şiddet gördüm.
Bu gün 20. Yaşıma bastım.
Bundan tam 1 sene önce hayali arkadaşlarım ile doğum günümü kutlarken annemin ölüm haberini almıştım.
Ne acı değil mi?
Geçen sene hayali sevgilime sarılırken bu sene bir insanın bile bana dokunmasından korkuyorum.
Kendimden iğreniyorum.
Her geçen gün insanlardan nefret ettiğim kadar kendimden nefret ediyorum.
Her geçen gün daha da iğrenç bir insana dönüyorum.
Her canım yandığında keşke var olmasaydım diyorum.
Ne acı değil mi?
Şimdi ölsem ne olur ki?
Ölü Gibi biri ölürse ne olur?
Ne değişir?

(Ulaş'ın Anlatımıyla)
Bu gün Mavinin doğum günüydü...
12 Eylül.
O şu an 20 yaşındaydı.
10 aydır hiç bir olumlu sonuca varamamıştık.
Pes ediyorlardı yavaş yavaş.
Ben etmeyecektim.
9 gündür uyumuyordum.
Umrumda değildi.
Canım çok yanıyordu.
Ona kim bilir neler yapmışlardı.
Her bunu düşündüğümde kendime daha çok kızıyorum.
Her şeyi her duyguyu boşverin de,
Çok özlemiştim.
Kokusunu
Gözlerini
Yüzünü
Ellerini
Saçlarını
Gülümsemesini
Ağlamasını
Sarılmasını
Uyurken sayıklamasını
Her şeyini çok özlemiştim.
Bazen olmadığını unutup "ya bunu da Maviye sorarım." Dedikten sonra ki çaresizliği hissettiğimde canımın ne kadar yandığını kimse bilemezdi.
Onu bulana kadar pes etmeyecektim.
O benim her şeyimdi.
İnsan her şeyini kimseye vermezdi.
Ben vermezdim.
Odamdan çıktım, artık o odada solumak istemiyordum.
Koridorda Mavi'nin odasının kapısına baktım.
Belki 2 belki 3 belki 5 dakika.
Kapıdan çıkmasını bekledim.
Çıkmadı.
Elimi kapı kulpuna yaklaştırdım.
Yavaşça kapıyı açtım.
Yüzüme vuran bebek kokusu ile ilk baş huzur buldum.
Sonra acı.
Kokusu buradaydı ama oburada nefes almıyordu...
Yatağına baktım.
Atkısı orada kalmıştı.
Küçük adımlarla yatağa oturdum.
Elime atkıyı aldım.
Ve burnuma yaklaştırdım.
O kokuyordu.
Çok güzel kokuyordu.
O gün göz yaşlarım o atkıya değdi.
Onun boynuna değil.
Atkısına değdi.
Bu çaresizliği anlıyor musunuz?
Onun olan bir şeye değil.
Ona muhtaçtım ben.

(1 yıl 9 ay sonra Mavi'nin Anlatımıyla)
O kağıt tekrar önümdeydi.
Tekrar yanında tükenmez mavi bir kalem vardı.
Karşımda tekrar Alara ve Ali Tekin vardı.
Ve ben tekrar bu sözleşmeyi imzalamayacaktım.
"Kararın nedir?"
Nefesimi dışarı verdim.
Nefesim bile acıyordu.
Gözlerimi onlara çevirdim.
"Onursuz bir şekilde prenses gibi yaşamaktansa, onurlu bir şekilde acı çekip ölmeyi yeğlerim."
Ali Tekin masanın üzerinde ki yumruğunu daha çok sıktı.
Alara iç çekti.
"Daha ne kadar onursuzlaşacaksın?" Alara hiddetle elini masaya vurdu ve bana doğru yürüdü.
"Bana bak." Dedi dişlerinin arasından.
"Defalarca kez tecavüz edildin, aylardır şiddet görüyorsun, ayrıca bir şizofrensin! Daha ne kadar gururun incilecek! Kalmayan gururunu korumaya mı çalışıyorsun!"
Yutkundum.
Gerçekten ya,
Aylardır ben neler yaşamıştım.
Gururumu ayaklar altına almıştım bile çoktan.
Kalan bir gram gururu korumaya çalışıyordum.
Olsundu.
"Masum çocukları öldürmek çok mu gurur işi Alara?"
Yüzüme tekrar tokat attı.
Gülmeye devam ettim.
"O taraf hissizleşti, acımıyor artık." Dedim tebessümümün arasından.
"O SÖZLEŞMEYİ İMZALAYACAKSIN!"
"İmzalamayacağım."
"ÖLMEK Mİ İSTİYORSUN!"
"Daha ne kadar ölebilirim söylesenize?"
Gözlerimi Ali Tekin'e çevirdim.
"Ben senin kızınım ya." Gözlerim dolmuştu.
"Bir insan kızına bunu nasıl yapar? Neden yapar?"
Güldüm.
"Sahi ya, para için değil mi?"
Bana gözlerinden alev çıkarcasına bakıyorlardı.
Onlara doğru yaklaştım, ve fısıldadım.
"İkinizde birbirinizin yanında para için kalmıyor musunuz? Paranın köpeği olduğunuz için bunları yapmıyor musunuz?"
Kahkaha attım.
"Bu gurur muydu şimdi?"
Nefes aldım.
Ve onlara karşı ellerimi masaya koydum.
Ardından konuşmaya devam ettim.
"Ben defalarca kez tecavüz edildim, doğru.
Sizden bir çok kez okkalı şiddet de gördüm, bu da doğru.
Belki bir şizofrenim, hayal dünyasında yaşıyorum." Güldüm.
"Tabi eğer bu sizin uyduruk oyunlarınızdan biri değilse.
Neyse, bu da doğru." Yutkundum.
Bu yutkunuş onların canını yakacaktı.
"Ama hiç bir zaman can yakan olmadım. Canım yandı, dayandım. Ama hiç bir zaman masum insanların canını yakmadım.
Hele ki bir kağıt parçası için."
Tekrar güldüm.
"Tabi ben sizin gibi o kağıt parçasına tapacak kadar gurursuz değilim, o ayrı konu."
Sustu.
İkisi de sustu.
Çünkü haklıydım.
Ve ben adalet olmayan bu dünyayı şerefsiz insanların daha da adaletsizleştirmesine izin vermeyecektim.

(2 yıl 11 ay sonra)
Tam 1 dakika 38 saniye önce vücuduma ağır yükte elektirik verilmişti.
Bacaklarımı hissetmiyordum.
Ara sıra koptular mı acaba diye bakıyordum.
Neredeyse 3 yıldır bu cehennemdeydim.
22 yaşımdaydım.
Ve canım artık yanmıyordu.
Bir yeriniz kesilirdi,
Üç gün içinde kabuk bağlardı,
Soyarsanız kanardı.
Peki ya o yarayı 3 gün içerisinde 29 defa aynı yere açarsanız ne olurdu?
Kabuk bağlar mıydı?
Soyarsanız kanar mıydı?
"Mavi hanım." Gözlerim buğuluydu.
Karşımda kim vardı göremiyordum.
Bana doğru geliyordu.
"Yaklaşma bana!"
Geriye doğru çekildim.
"Yemeğinizi getirdim."
Yutkundum.
Artık hava da uçan sinekten bile korkuyordum.
Kılıma bir hava değse arkama bakıyordum.
Eskiden korkudan titrerdim sadece.
Şimdi titremediğim dakika kalmıyordu.
Panik atağım ileri seviyeye gitmiş olmalıydı.
Sırtımda ki kırbaç izleri sızladığında yatağa kendimi daha da bastırdım.
Uzun zaman içerisinde şunu anlamıştım.
Yaraya ne kadar bastırırsanız acısı o kadar sönerdi.
Taki o yataktan sürüklenerek kaldırılana kadar...

(Ulaş'ın Anlatımıyla)
Bu gün 29 Aralıktı.
Doğum günüm.
Mavisiz geçen 3. Doğum günüm.
Bu gün 22 yaşıma girmiştim.
Çok da umrumda değildi.
Bence bir insanın doğum günü en mutlu olduğu ve gerçekten doğduğunu hissettiği andı.
Ecem bir zeytinli tostun üzerine mum yakarak kutlamıştı doğum günümü.
Yağmur yine ağlamıştı.
Kimse yine gülmemişti.
Ve ben yine o zeytinli tostu yiyememiştim.
Ekip pes etmek için izin istemişti.
3 yıldır her gün aralıksız pes etmeyen bana sormuşlardı bunu.
Özgür insanlara yazık olduğunu ve dinlenmeleri gerektiğini söyledi.
En güvendiğim bir ekip hariç hepsi aramayı bırakmıştı.
3 yıl olmuştu.
Bir gün sesini unuturum diye çok korkuyordum.
Veya kıyafetlerinden kokusu gider diye...
Gider miydi?
Anneminkiler gibi gider miydi?
...
(3 yıl 8 gün sonra Mavi'nin Anlatımıyla)
Gözlerimden yine yaşlar geliyordu.
O lanet yataktaydım yine.
Ve yine kendimden iğreniyordum.
"Bırak artık! Canım yanıyor!"
"Daha yeni başlıyoruz güzelim."
Sinirle İnledim.
"Senden iğreniyorum!"
O çirkin gülüşü yüzünden düşmedi.
Kapı bir anda açıldı.
"Kalk! Kalk!" Elinde silahlarla bir ekip girdi.
Ve onu üstümden kaldırdılar.
Üzerimde sadece sütyenim ve pantolonum vardı.
Bir köşede yırtık gömleğim duruyordu.
İki kişi omzundan tutup adamı sabitlediler.
"Ya ölürsün ya da acı çekersin! Sen seç!"
Silahın namlusunu şakağına yaslamışlardı.
"Ölmek istemiyorum!"
"Şerefsiz! Haysiyetsiz!"
"Lütfen! Lütfen çok korkuyorum!"
"Bir daha seni bir kadının 1 metre yakınında bile göremeyeceğim!" Saçından daha çok çekti.
"Duydun mu beni!"
Yatağın bir köşesine sığınmış sessizce ağlıyordum.
"Götürün şunu!" Dedi siyah maskeli adamlardan biri.
Hepsi odadan çıktı.
Odada tek o ve benim hıçkırıklarım kaldı.
Bana doğru bir kaç adım attı.
"Yaklaşma!" Dedim ve daha çok geri çekildim.
"Tamam. Sakin ol"
Bir adım daha attı.
"Yaklaşma lütfen! Nolur yaklaşma!"
Bu sefer durdu.
Ve maskesini çıkardı.
Yeşil gözleri kumral saçları vardı.
Sakalları yavaş yavaş çıkmış saçları da darmadağın olmuştu.
Ya benden bir kaç yaş büyük ya da aynı yaştaydık.
"Benden sana zarar gelmez." Dedi ve kollarını iki yana açtı.
"Seni buradan kurtarmaya geldim."
"Sen...kimsin?"
"Ulaş'ı tanıyorsun...değil mi?" Yutkundum.
Ben hasta değildim...
Onlar gerçekti.
Bu adam bana onu soruyordu.
O yaşıyordu.
O hayal değildi.
O nefes alıyordu.
"Ulaş..." dedim ve gözlerimi kaçırdım.
Arkasına baktı. Sesler geliyordu.
"Mavi...gitmemiz gerek."
"Beni ona mı götüreceksin?"
Yutkundu.
"Evet." Sonra bir adım daha attı.
Alışkanlıkla irkildiğimde geri çekildi.
"16-32 Mavi..."
Ona şaşkınlıkla baka kaldım.
"Sen...ne?"
"Ayaz ben." ... "Ayaz Altay"

Continue Reading

You'll Also Like

2M 76.6K 60
(Bu isimle yazılmış ilk kitaptır.) Girdiği depresyon sonucu gittiği bir barda birlikte olduğu adamdan hamile kalan Hira, hayatında bir çocuğa yer ver...
707K 43.9K 19
"Tekrar söyle, Alvina." Yerimde rahatsızca kıpırdandım. Ağzımdan kaçırdığım için zaten pişmandım, tekrar edemezdim. Çok utanıyordum. "Ben... Bir...
632K 23.9K 48
O konuşmadı. Kimse sormadı. Çünkü burada herkes susar töreler konuşur.. Bir berdel... Bir sakat ağa... Ve ölü bir ev gibi duran konağın içindeki sırl...
9.2M 386K 62
Her şey abimin düğününde beğendiğim çocuk yerine abimin arkadaşının numarasını almakla başladı. Liya; Analar neler doğuruyorr Liya; Kaynanam abartmı...
Wattpad App - Unlock exclusive features