Yorum yapmayana yb yok!! Umarım bölümü beğenirsiniz iyi okumalar cigerleriiim 💓💓
...
Yollar altımızda akıp giderken Yiğit'in ciddi bir şekilde önündeki yolu izleyen yüzüne baktım. Uzun parmakları direksiyonu kavramış dururken konuşup konuşmama konusunda kararsızdım.
Arabaya bindiğimizden beri tek kelime etmemiş nereye gittiğimizi bilmeden beni peşinde sürüklemişti.
Hayır yani öldürecek falansa haber versin bari aq.
E konuş o zaman, diyen zihnimdeki sese hak vererek nasıl konuşma başlatacağımı düşündüm.
"Dayıoğlu adam öldürme işleri nasıl gidiyor?" Yok bu çok saçma oldu başka bir şey deneyelim.
"Gerçekten zeytinin kendine has bir tadı var bili-" Ben zeytin sevmem ki?
Of! Biraz daha düşünsem kafayı yiyeceğim bir noktadaydım. Hem beni niye uğraştırıyordu ki? O konuşsun bir kere de!
Derince bir kez daha ofladığımda güldüğünü duydum. Başımı hızla ona doğru çevirdiğimde gülmemek için dudaklarını dişlediğini gördüm.
"Hayırdır niye kendi kendine konuşup of'layıp duruyorsun zeytin güzeli?" diyerek gözlerini hafifçe birkaç saniye bana çevirdi. Sesli konuştuğumu anladığımda gelen utançla konuyu değiştirmeye çalıştım.
"Hıııh! Nasıl benim tarafıma birkaç saniye gözlerini kaydırırsın? Yoldayız yolda! Çok günah çok, ya kaza yapsaydın??"
Yine güldüğünü görmemle üstümdeki beyaz montun koluna kafamı gömdüm.
Yok olmayı bile dilerdim şu an.
"Ya kızı-" Bana bir şey demek üzere ağzını araladığında bir telefon sesi arabanın içini doldurdu.
Kendi direksiyonda olduğu için telefonu ben elime aldım. "Kim arıyor?" dediğinde ekrandaki yazıya baktım. "Yabancı numara."
Bakışlarımı tekrar onun yüzüne çevirdiğimde hızla direksiyonu kırarak arabayı yolun kenarına çekti. Telefonu elimden alarak arabadan indiğinde kaşlarım çatıldı.
Hissediyorum, ekşın geliyor!
Öfkeli bir bağırışma yaşadıktan arabaya geri bindi. Yüzüme bakmıyor, burnundan soluyordu. Bir anda bağırarak direksiyona sert bir yumruk attı. Ben yerimden bir anda sıçradığımda bakışları bana döndü. Varlığımı hatırlar gibi bir anda sakinleşti.
"Beril soru sormanı istemiyorum, bir yere gitmemiz gerekiyor ama zerre güvenli bir yer değil. Seni eve bırakmak isterdim ama belki en fazla 10, bilemedin 15 dakikamız var. O yüzden bana güven tamam mı?" Lafını kesmeden ben onu dinlerken o da bir yandan konuşup bir yandan arabayı çalıştırmıştı.
Suratından ve boynundan soğuk terler akıyor, bu da beynimin alarm verip vücudumdaki adrenalinin artmasına neden oluyordu.
"Sen nasıl istersen kaptan!" diyerek elimi dudaklarımın üstünde fermuar çekermişçesine yönlendirmiştim.
Stresin yerleştiği suratında gergin bir gülümseme belirdi. Onun dışında yol ürpertici bir sessizlikle son buldu.
Geldiğimiz yer depo tarzı bir yerdi. Hava soğuk olmasa bile bu deponun görüntüsü insanı titretirdi. Yiğit arabayı bir kenara çekerek bana döndü. Bulunduğumuz yerde araba görünmezdi muhtemelen. Deponun her yerinde siyah giyinen, koca cüsseli adamlar vardı.
Yiğit bana doğru döndü. Ellerini yüzümün etrafına koyarak son kez yüzüme bakıyormuş gibi yüzümü inceledi. Bakışları dudaklarımdayken yutkundu. Gözlerini gözlerime çıkararak ağzını araladı. "Güzelim bak... Sana zarar gelmesini istemiyorum. Sakın arabadan çıkma tamam mı? Eğer 20 dakikadan fazla orada kalırsam telefonumdan Sarp Karaoğlu'nu ara."
Duraklayarak derin bir nefes aldı. Gözlerimin rengini ezberlemeye çalışırcasına derin bakıyordu. "Yiğit ne oluyor? Neden ölecekmiş gibi bakıyorsun!" Sesim içimdeki korkuyla istemsiz yükselirken elini dudaklarımın üstüne koydu.
"Şşhhtt. Beril, güven bana tamam mı? Şimdi gitmem gerekiyor." Son kez bana bakarak, alnımdan kokumu derince içine çekerek bir buse kondurdu. Daha sonra da, daha fazla bir şey dememe izin vermeden arabadan indi.
Ve geri sayım başlamış oldu.
18, 19 ve 20.
Tam tamına 20 dakikadır bu arabada duruyordum. Meraktan ve korkudan kafayı yiyecektim. Dudaklarımı dişlerken hızla Yiğit'in bıraktığı telefonu aldım. Söylediği şifreyi girerken arabanın camının tık'lanmasıyla durdum. Bakışlarım camdaki ele kaydığında gözlerim birkaç saniye titredi.
Karşımdaki adam bana çürük dişleri ile sırıttığında ortamı açıklayacak tek cümle, boku yemiş olduğumdu.
Adam hızla kapıyı açacakken kapıyı kilitlemek üzere bende harekete geçtim. Fakat adam kapıyı açmakta benden hızlıydı bu nedenle ikimizde kapıyı iki yandan çekiştiriyorduk.
Neden bilmiyorum ama zaten her türlü beni yakalayacak olmalarına rağmen adamla kapı kavgasına girmiştim. Ben içeriden o dışarıdan çekiştirirken, şerefsizlik perileri aklıma doluştu.
Kapıyı sertçe çeken adama öncelik tanıyarak kapıyı bir anda bıraktım. Adam 'şak!' diye yere düştüğünde koca bir kahkaha atıp üstüne basarak kaçmak üzere koşmaya başladım.
Tabii bu planım tek bir kişi için geçerliydi. 100den fazla klon için değil.
Karşımda duran adamlar hızla üstüme gelerek beni yakaladı.
Çığlık çığlığa adamın sırtında tepiniyordum fakat hiçbir şey fayda etmiyordu. Enerjimi boşa tükettiğimi anladığımda, pes ederek olacakları baş aşağı seyretmeye başladım. (Adam beni baş aşağı tutuyordu da...)
Deponun içindeki yerlerden birine beni soktuklarında Yiğit'in adımı bağırdığını duydum. Adam beni bir sandalyeye oturtarak kollarımı ve bacaklarımı bağlarken Yiğit'e baktım. Elleri ve kolları demir kelepçelerle havada bağlanmıştı.
Alnı kan içindeydi ama hiç acı çekiyor gibi görünmüyordu.
"Sana arabadan inme demiştim aptal!"
"İnmedim zaten salak! Arabanı düzgün yere koyamaman benim hatam mı?"
Biz birbirimizle bağırışırken içeriye tanımadığım bir adam girdi. Beyaza doğru dönen saçları vardı. Yiğit'e bakıp gülümsediğinde altın dişleri meydana çıktı.
"Yuh." İstemsizce yuh dediğimde adamın bakışları beni bulmuştu.
Kendimi anlık Karayip Korsanları'nda hissetmişsem ben ne yapabilirdim ki?
"Bak bak bak... Küçük bir kız ve Yiğit Akbay..."
"Kaptan Yiğit Akbay." dedim kahkaha atmamak için kendimi kasarken.
Adamın kaşları çatıldığında kafasını iki yana salladı. "Ne kaptanı?"
Allah aşkına, hiç mi Karayip Korsanları izlemedin be amca?
Şimdi 'ananın kaptanı' demek vardı ama kedi gibi dokuz canlı olmadığım için o şıkkı eledim. Kafamı boşver dercesine sallayarak yüzümü çevirdim. Kafamı çevirdiğim yer Yiğit'in yüzüydü. Bana gülümseyerek bakıyordu.
Kimse anlamamıştı belki de muhteşem esprilerimi ama o anlardı.
Zalımın oğlu anlardı.
...
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfenn! Yorum yapmadığınızda cidden yazasım gelmiyor diriririiiim...
AAAAAAAAAA
yiğiti sevmedigim gunlere yaziklar olsun
tirt sandik adam cikti iste goruyonuz mu??
Bölüm diger bölümlere göre uzun olduuuuu doya doya okumussunuzdur insalllaah!
Birkac gündür bölüm yazmayi deniyorum ama su siralar cidden değersiz bir hayat okudugum icin agir depresyondayim... O yuzden Beril'in muhtigrenc esprilerini yapabilmesi icin biraz güç toplamam gerekiyordu.
Sizin icin cok sey feda ettim
...
CKMWVŞALVKWLVPAŞCLS GORUSMEK ÜZERE ASK BAHCEMİ SÜSLEYEN İNCİ CICEKLERİM