Dark House

By mervedede34

16.1K 2.4K 913

Dark House, olasıdışı yaşanmışlıkların olduğu karanlık bir labirentti. Ve onlar için her gün belki de ölüme... More

1.Bölüm - Aramıza Hoşgeldin
2.Bölüm ♧ Bunu sevdim
3. Bölüm ♣ Kütüphane
Okuyuculara soru??
4. Bölüm ♧Gizemli Çocuk
5. Bölüm ♣ Testler
6. Bölüm ♧ Sessiz Göz Yaşları..
7. Bölüm ♣ Merak mı, korku mu?
8.Bölüm ♧ Bana güven
9.Bölüm ♣ Yanındayım
Okuyuculara soru?
10.Bölüm ♧ Arama
11.Bölüm ♣ Yakalandım?
Dark House vs. Karanlık Ev
12. Bölüm ♧ Gölge
13.Bölüm ♣ Gülümse
14.Bölüm ♧ Son/başlangıç?
15.Bölüm - Karanlık
16.Bölüm- Laboratuvar
17. Bölüm - Anahtar
18. Bölüm - Dejavu
19.Bölüm - Kabus
20.Bölüm - Emily
Duyuru - okuyun lütfen
22.Bölüm - Sembol
23.Bölüm - Çıkış
24.Bölüm - Aşağıya bakma Ashley

21.Bölüm - İsyan

131 11 15
By mervedede34

Bahçe, tüm sessizliğiyle beni büyülerken dakikalardır izlediğim görüntüden ayırdım gözlerimi.


Adımlarımı yatağıma doğrultarak elimde ki kitabı, düzensizce toplanmış olan yatağımla buluşturdum. "Olivia?" Uyumaya devam eden arkadaşıma karşın saçlarımı tepemde toplarken konuşmamı ilerlettim. "Beş dakika içinde kütüphanede ol." Homurdanma sırasını Olivia kaparken ayaklarımı odanın dışına sürükledim.


Kütüphaneye ulaştığımda derin bir nefes alarak kapıyı araladım. Masanın kenarında oturan Lisa, geldiğimi fark ederek kitap yığınının arasından kalktı. "Biraz erken geldim sanırım." Dedi pantolon paçalarını sirkelerken. Hafifçe gülümseyerek kitapların bir kısmını hemen yanımda ki rafa sıralamaya başladım. "Sanırım bayağı erken geldik." Bana katıldığını mırıldanırken kapının açılmasıyla dikkatim o noktayı buldu.


"Selam." Diyerek içeri adımını attı Sky. Hemen peşinden de Luke ve Jacob geliyor, kütüphaneyi süzüyorlardı. "Selam." Lisa onları karşılayarak birkaç adımda yanıma ulaştı.


"Evet, şu gizemli odayı ne zaman göreceğiz?" Dedi Sky; sesinde ki alay, yüzüne yansıdıktan hemen sonra. Odayı gördüğünde ki yüz ifadesini kendime hatırlatarak son sabır kırıntılarını kullandım.


"Olivia geldiğinde." dedim sakin olmamı kendime fısıldarken.


Cevabımdan hemen sonra ellerini birbirine sürterek onayladı. Ve diğerlerine uyarak duvara yaslanırken elimdeki kitapları yerlerine koymaya devam ettim.


Çoğu eski tarihlerden kalma kitaplardı ve burda formalite icabı konularak, yalnızlığa terk edilmeleri sinir bozucuydu. Bizi yansıtıyordu sanki. Bir ayna misali gerçekleri gösteriyor, yalnızlığı mırıldanıyordu kulaklarımıza. Anında kitaplar kadar tozlu hatıralar gözümde canlanırken bir kenara ittim onları. Acıdan başka bir şeye yaramıyorlardı işte.


Kafamı tamamladığım işimden kaldırarak, düşünce karmaşamı bölen sese baktım.


"Merhaba."


Kapı, dördüncü kez Olivia tarafından açılırken önümde ki raftan ayrılarak, hızlı adımlarıyla bize ulaşmasını bekledim. "Hadi, gösterin artık şu odayı." Dedi Lisa heyecanla. Bıkkınca derim bir nefes verdim. "Pekala, benimle gelin."


Beni nelerin bekleyeceğini düşünmek için fazlaca zamanım olmuştu elbet. Ve son karar, beklentinin aleyhimize işleyeceğiydi. Buradan kurtulmamız için tek açık kapı buydu belkide..


Benimle birlikte rafların arasında ilerleyen grup merakla olacakları beklerken durdum.


"Bunun aramızda kalacağını söylememe gerek yok sanırım?" dedim kaşlarımı hafifçe kaldırarak. Luke heyecanını gizlemeye gerek duymaksızın atıldı söze.


"Kesinlikle gerek yok."


Jacob ise, gözleriyle onaylamakla yetinince Olivia ya kısa bir bakışımın ardından aralıkta ki düğmeye bastım. Raf, herzaman ki gibi yerini küçük bir kapıya bırakırken gözlerim yüz ifadelerinde dolanıyordu.


Beklediğim üzere en dikkat çekici yüz ifadesini Sky üstlenmişti. Üzerinde fazla durmayarak hızla içeri giren Lisa ya baktım.


"Hey!"


Olivia dikkatimi ona verdiğimde bir adım yaklaştı. "Ben burada kalıyorum. Önlem alsak iyi olur." Diyerek beni odaya yönlendirdiğinde itiraz hakkımı kullanmaya gerek duymadım.


İçeri adımımı attığımda herkes bir yana çekilmiş, odayı inceliyordu. Merak duygusu parlıyordu gözlerinde. Heyecanla atan kalp seslerini duyuyordum. Belki hayali, ya da gerçek. Ne fark ederdi ki? Aynı duyguları hissedende bendim, izleyende. Ne yapacağını bilemiyordu insan. Ne hissedeceğini, düşüneceğini kestiremiyoru işte.


"Bunların her birinde, bize ait belgeler var." dedim solumda kalan küçük çekmeceleri göstererek. Jacob, isminin yazılı olduğu çekmeceyi hafifçe çekerken çatılan kaşları hepimizin odağındaydı.


Dosyalardan birini çıkarmasının hemen ardından içinde ki fotoğraflar, ağır bir göz baskısı altında kalmıştı.


Kısa bir duraksamadan sonra bana dönerek her birinin içinden geçen soru işaretini yönellti. "Bu ne anlama geliyor?"


Onlara biraz daha yaklaştıktan hemen sonra düşüncelerimi sıraladım. "Tesadüf değil." dedim her birini gözlerim dikkatle izlerken. "Hiç birimiz kötü bir şans sonucu buraya getirilmedik."


Sesime yansıyan bu tonu sevmiyordum. O soğuk ve sert sesi. Yabancı geliyordu bana. Ama bu Dark House'un sesime yansıyan tonuydu. Soğuk ve sert..


Hemen yanımda bulunan dolaba yönelerek dosyaların arasına sıkıştırdığım kağıt parçasını aldım. "Burada ise Dark House un planı var."


Herkesin görebileceği bir şekilde kağıdı açarak, ortalarına geçtim. "Bu yazılar çok karmaşık." diyerek suskunluğuna son verdi Sky. "Hangi dil bu?"


Saç tutamımı, kulağımın arkasına iterken "Bilmiyorum." diye mırıldandım sessizce. Bu benim de merak ettiğim konular arasındaydı. Hemen yanımda olan Jacob, kağıt parçasını eline alarak gözlerini bir süre yazılar üzerinde gezdirdi. "Kendi oluşturdukları bir alfabe olabilir mi?"


Sunduğu fikrin hemen ardından tepkimizi izlerken, düşüncelerime sızan fikirle elimi cebime daldırdım.


"Zaten ne olduğunu anlamadım ama sanırım bir alfabe olmalı."


Emily'nin sesi kulaklarımı doldururken katlı olan kağıdı açarak, diğer elimle Jacob'da ki planı kavradım. "İşte bu!" dedim gözlerim iki kağıt arasında giderken. "Bu yazılarda kullanılan alfabe bu kağıtta işte."


Sevinçle Olivia ya seslendikten hemen sonra Emily'yi düşünerek yüzümü avuçladım. "Ah! Emily." Gitmeden önce yaptığı son iyilik parmaklarımın arasındaydı, bir kez daha minnetarlığımı hissettim kalbimde. Özlemimi hatırladım, yine.


"Harika bir haber bu." Dedi ne zaman yanıma geldiğini fark edemediğim Olivia. Yüzünde ki gülümseme eşliğinde kağıt parçalarını bana verdi. Ve ardından kolunda ki saate baktı. "Sanırım artık gitmeliyiz. Kahvaltı saati yaklaşıyor, dikkat çekmemiz iyi olmaz."


Elimdekileri dolaba yerleştirdikten hemen sonra, hızla kapağını kapatarak önümde ki gruba döndüm. "Bence de artık gitmeliyiz."


Cevap vermek yerine kütüphaneye doğru adımlarken, onları takip ederek sessizce yürüdüm. Düğmeye basmamla birlikte raf hareketlenerek, küçük kapıyı gizledi. Eski halini almasıyla çıkışa yöneldik. "Sanırım artık bir kaçış planı yapmamız gerekiyor." dedi Jacob kütüphane kapasını arkamızdan kapatırken. "Peki sizce kaçmamız için bunlar yeterli olacak mı?" diyerek devam ettirdi Lisa.


"Bence bunları konuşmak için bir zaman ayarlamalıyız."


Olivia'yı desteklediğimi ifade eden sözlerimden sonra adımlarını yavaşlatmasıyla, bende ona uyarak Olivia'nın yanına geçtim.


Önümüzde, yemekhaneye giren grubun ardından bakarken "Sence de onlara güvenmekle doğruyu mu yapıyoruz?" diyerek sorusunu yöneltti Olivia. Sesi sadece benim duyabileceğim bir fısıldamadan ibaretti. "Umarım." dedim yemekhaneye adımımı atarken. Doğru yolda olduğumuzu umuyordum.


***


"Ah! Çok bunaldım." dedi Olivia dakikalardır oynadığı saçlarını serbest bırakarak. "Bahçeye çıkmaya ne dersin?" Camdan attığım kısa bir bakıştan sonra gözlerimi arkadaşımda buluşturdum.


"Olur derim."


Hızla ayaklanarak kapıya uzandı. Ve Olivia nın hem adımlarına, hem de heyecanına yetişmeye çalışırken bahçede buldum kendimi. "Sanırım yine bankta oturacağız."dedi ve gözüne kestirdiği banka ilerlemeye başladı. Omuz silkerek onu takip ettim. O ise çoktan köşede ki banklardan birine geçmişti. Hemen yanına oturarak gözlerimi bahçede gezdirdim. Sanırım bu bahçeyi seviyordum.


"Dark House' a getirilmeden önce neler yapıyordun?" diyerek Olivia ya döndüm. Gözlerini kısarak bir süre bahçeyi izlemesinin ardından cevapladı. "Pek eğlenceli bir hayatım olduğu söylenemezdi. Sen?"


Gülümseyerek kafamla onayladım. "Benimde öyle. Biliyor musun? O sıkıcı hayatımı özleyeceğim aklıma gelmezdi."


Olivia da kısa bir gülüşün ardından gözlerini parmaklarına indirdi. "Kesinlikle katılıyorum." Daha sonra tekrar bana baktı. "Eğer buradan çıkabilirsek sıkıcı bir günün ardından şikayet edeceğimi hiç sanmıyorum."


Ayaklarım zeminde, anlamsız şekiller çizerken onayladım. "Kesinlikle."


Duyduğum seslerle, yerde ki hayali şekillerden bakışlarımı alarak hızla büyüyen karmaşaya baktım. Kaşlarım anında çatılırken hızla kalkarak kalabalığa doğru yürüdüm.


Çoğunlukla bizi sessizlikle karşılayan bahçeyi, şimdi hakaret dolu sözler sarmıştı. "Canınız cehenneme!" dedi kızlardan biri önünde ki siyah giyinimli adama. İki kişi daha kızı durdurmaya çalışırken o, içinde ki tüm kini kusarcasına bağırıyordu. "Sizi öldüreceğim!" İki adamın arasında güçsüzce çırpınan kızdan gözlerimi alarak yanımda ki kıza yöneldim. "Neler oluyor?" dedim bir şeyler bildiğini umarak.


Sesimi duyduğunda gözlerini bana çevirerek kısa bir süre bekledi. "Biri intihar etmiş." dedi zorlukla. Duyduklarımın bende bıraktığı o ağır etkiyle duraksadım. Kız ise yutkunduktan hemen sonra sözlerine devam etti. "Sabah doktorlardan biri ile tartışmış duyduğuma göre. En son sinirle odasına çıktığını görmüştüm."


Hemen yanımda sessizce dinleyen Olivia'ya baktığımda ise benden pek bir farkı yoktu. Duygu karmaşası içerisinde olanları çözümlemek için uğraşıyordu o da.


"Sizin yüzünüzden öldü!" Diyerek bağrışlarına devam eden kıza döndüm. Gözlerinden süzülen yaşları onu zayıf göstermek yerine, çektiği duyguları damla damla hissettiriyordu bana.


Bağırışları uzun bir süre devam etti. Ta ki hakaretlerin hedefi olan siyah giyinimli adam belinde ki silaha uzanana kadar. Tüm karmaşa susmuş, doğrultulan silahının hedefini bulmasını izliyordu. Hepimiz olası bir cinayetin daha şahiti olmayı kabulleniyoruk şimdi de.


Ve gerçek şuydu ki bu tüyler ürpertici sahne bir film değildi, ya da bir rüya. Karşımızda oynanan oyunların hepsi gerçeğin ta kendisiydi.


Ve silah, sadece bir kişiye değil hepimize çekilmişti. Bende bana doğrultulan bir silaha sessiz kalamazdım.


Bazılarının aptallık, bazılarının ise cesaret olduğunu düşündüğünü yaptım o anki karmaşayla. Bu savaşta hiç birimizin yalnız olduğunu düşünmüyordum. Hepimiz bir katilin kurbanlarıydık. Ve yalnız bir kurban, yenilmeye daimi hazırdı.


Hızla silahın doğrulduğu yönü kavradı parmaklarım. Bir anlık şaşkınlığını fırsat bulurken hedefini değiştimiş, yeni yönünü bana bahşetmişti şimdi.


Damarlarımda ki tüm güç parmaklarımın ucundayken hiç bir kuvvet göstermiyor, önümde ki adama bakıyordum. "Bunu yapamazsın." dedim sesimin en sert, en soğuk tonu eşliğinde. "Yapamayacaksın. Çünkü o çekilen tetiğin sesi, isyanımızın ilk çığlığı olacak."



Merhaba dark readers,


Son zamanlarda oy ve yorumların ciddi anlamda düştüğünü söylemiştim özellikle son bölümde. Bu yüzden moralim biraz bozuldu ve dolayısıyla gelmeyen ilhamla size bu geç gelen bölümü sunuyorum. Hikayenin hakettiği konumda olmasınını istiyorum sadece. Belki de budur tabii. Herneyse..


Aceleye geldiği için de kötü olmuş olabilir, hatalarımı belirtirseniz sevinirim. Bir daha ki bölümün güzel ve erken gelmesi size bağlı gibi. Size bırakıyorum. Ve iyi kötü eleştirilerinizi bana 'uygun' bir dille söyleyin lütfen. Özellikle uzun yorumların beni ne kadar mutlu ettiğini bilemezsiniz! Ve yanımda olan tüm okuyucularıma teşekkür ederim. Görüşmek üzere:))


Dark writer



Continue Reading

You'll Also Like

861K 9.3K 27
Kim bilir, belkide o gün hayatımın aşkıyla karşılaşmıştım... Anonim: *Fotoğraf gönderildi* Anonim: Günaydın;) Ateş: Hassiktir Anonim: Ooo bu kadar ça...
2K 218 35
Ölülerin dirilip, dünyanın tersine döndüğü günden beri Lyra Miller, küçük kız kardeşi ile ortalıkta dolanıp duruyordu. Lyra Miller'ın kız kardeşi M...
88.9K 4.4K 33
17 yaşına kadar Fransada yaşayan Elodi Nazay Şervan 17 yaşında babasının ölümünden sonra annesi Ayşe Şervan ile Türkiyeye döner. 17 yaşında annesi...
Wattpad App - Unlock exclusive features