25 Şubat 1970
Amerika, North Carolina, Wilmington
Elijah kitaplığın önündeki koltuğunda oturmuş çay içerek kitap okurken koşma seslerini duydu yüksek işitme gücüyle ve Eliana'nın ayak seslerini tanıdı.
"Baba!" diye bağırarak içeri girmişti kızı. Rebekah bu sabah saçlarını tepeden bir at kuyruğu yapmıştı ve küçük yüzü açığa çıkmıştı bu sayede. "Christine bugün de gelecek mi?"
Aradan geçen dört ayda bazı şeyler değişmişti Mikaelson ailesinde. Kol, Klaus ile büyük bir kavga ederek evi terk etmişti ve dört aydır ortalarda gözükmüyordu.
"Sizi de o aptal yemininizi de umursamıyorum!" diyerek gitmişti. Rebekah, Kol'un gidişi üzerine Klaus'a sinirlenmişti ve dört aydır onların da arası kötüydü.
Eh, uzun bir süre Mikaelson kardeşlerinin sakin sakin oturması mümkün değildi. En fazla on yıl dayanabilmişlerdi birbirlerine, bu on yılda birden fazla birbirini öldürme girişiminde de bulunmuşlardı elbette.
Başka bir değişiklik ise Christine'di. Christine adındaki cadıyı Elijah bulmuştu, Eliana'ya büyü eğitimi vermesi için.
Bir cadıya güvenmek bir vampir için, özellikle bir Köken vampir için çok zordu ancak Christine ile konuştuktan sonra bir ay onu bir gölge gibi takip etmişti Elijah, bir yanlışını da görmemişti.
Christine'e gitmesinin en önemli sebebi ise yaralanan kurt adamlara gizli panzehirler yaparak onlara verdiğini öğrenen cadı meclisinin bu cadıyı meclisinden kovmuş olmasıydı.
İnsanlara insan oldukları için yardım ediyordu, gerekirse bunun için kendi türüne sırt çeviriyordu ve bu, Elijah'ın aradığı şeydi. Eliana'ya böyle yardım edecek biri lazımdı ona.
Ve Eliana, Christine'i seviyordu. Onunla çalışmaktan ve sihirler öğrenmekten keyif alıyordu. Elijah için de Eliana'nın keyfi önemliydi, eğitmeniyle kurduğu bağı önemsiyordu.
"Gelecek." dedi. Eliana oldukça hevesli gözüküyordu. "Ne bu heyecan?"
"İki yeni şey öğrendim ona göstermek istiyorum!" Eliana babasına yaklaşıp önünde durdu ve ellerini onun dizine koyarak hevesle "Sana gösterebilir miyim?" diye sordu.
Eliana cadılıkta oldukça ilerlemişti. Dört ayda bu kadar ilerlemesi Elijah'ı hem şaşırtmış hem de gururlandırmıştı. Hem büyü yapmayı çok sevdiği için bunun üzerine çalışmaktan da hoşlanıyordu.
İki aylık temel eğitimden sonra Elijah zamanının geldiğini düşünüp Eliana'yı Esther'in büyü kitaplarıyla tanıştırmıştı. Elbette kara büyüleri barındırmayanlarla başlamıştı.
Neyse ki annesi zeki kadındı da çocuklarının ileride cadı olabilme olasılığını düşünerek büyük kitaplarını numaralandırmış ve başlangıçtan ileri seviyeye kategorilemişti. Annesinin beş kitabı vardı ve Eliana şimdiden ikinci kitaba geçmişti.
"Göster bakalım." dedi Elijah kitabını kenara bırakarak.
Eliana ondan iki adım uzaklaşıp yerinde dikleşti ve babasının gözlerine odaklandı. Elijah merakla kızının ne yapacağını beklerken başına giren keskin ağrıyı hissetti ve gülümsedi. Eliana ona bir beyin kanaması yaşatmaya çalışıyordu.
Yeni bir vampirde oldukça etkili olabilecek bu büyü Elijah'ı etkilemezdi çünkü o çok yaşlıydı, çok daha dayanıklıydı.
"Güzel bir beyin kanaması." dedi Elijah ve Eliana ona sorarcasına baktı.
"Ama sana niye bir şey olmadı? Kitapta bayılman gerektiği yazıyor!" Bir anda omuzları düşmüştü, başarısız olduğunu düşünmüştü.
"Normal bir vampir için evet, bayılması gerekiyor." dedi Elijah kızına. "Ama ben çok yaşlı bir vampirim küçük yıldız, çok şey gördüm ve yaşadım. Bunlar beni etkilemeyi bırakalı çok oldu."
Dudaklarını büzdü Eliana ve "Bir tane daha var!" dedi. "Bunun için bana kızmazsın umarım babacığım."
Elijah daha ne olduğunu soramadan Eliana bir kase tutuyormuş gibi parmaklarını büktü ve bileğini sertçe sağa döndürdü. Eliana bileğini döndürdüğü an Elijah bir karanlığa gömülmüştü.
Çünkü Eliana onun boynunu kırarak kısa bir uyku vermişti babasına.
Bu sefer başarılı olduğunu gören kız tatmin olmuş bir şekilde gülümsedi. Onun beş dakika sonra gözlerini açacağını biliyordu ancak Elijah geçen zamana rağmen gözlerini açmıyordu.
Eliana endişeyle "Baba?" diye seslendiğinde ondan bir yanıt alamamıştı ve kalbi korkuyla kasılmıştı. "Baba?"
Babasına yaklaşıp onun koluna dokunduğu an Elijah gözlerini açtı ve vampir hızıyla yerinden kalkarak kızını bacaklarından tutup omzuna attı. Eliana beklemediği hareketten ötürü bir çığlık atmıştı.
Elijah etrafında dönerek "Boynumu kırdın demek ha?" derken Eliana, Elijah'ın az önce şaka yaptığını fark ettiğinden kıkırdıyordu. Etrafı babası hala döndüğü için bulanık görüyordu ancak keyfi yerindeydi.
Birkaç tur daha Eliana'yı döndürdü Elijah. Kızının neşeli gülüşleri ve gülüşlerinin arasındaki "Baba, dur!" deyişleri onu da gülümsetiyordu.
Nihayet dönmeyi bıraktığında Eliana hala dönen başıyla "Başardım değil mi?" diye sordu.
"Başardın Eliana, aferin." dedi Elijah ve onu omzundan hafifçe indirerek kucağına aldı. Eliana kollarını babasının boynuna sararak ona bakarken Elijah on yaşındaki kızını hiç zorlanmadan taşıyordu.
Kapı zili duyulduğunda Eliana "Christine geldi!" diye bağırdı ve babasının kucağından inmek için hareketlendi. Elijah da onu bırakıp odadan koşarak çıkmasını izledi yüzünde bir gülümsemeyle.
Eliana koşarak dış kapıya vardı ve kapıyı hevesle açtığında Christine'in yüzündeki korkmuş ifadeyi gördü, aynı anda Christine "Eliana kaç!" diye bağırmış ve bağırdığı gibi boynu yana dönerek kırılmıştı.
Christine yere yığıldığında arkasındaki iki kadın göründü ve Eliana korkuyla çığlık atarak iki adım geriye gitti, elini kadınlarla arasındaki boşluğa uzatıp "Incendia." dedi ve aralarında alevler yükseldi. Alevler artarak kadınları çevrelerken kadınlardan birisi elini oynatarak alevleri söndürdü.
Cadıydı onlara zarar vermek isteyenler.
Eliana'nın çığlığını duyan Elijah vampir hızıyla yanlarına vardığında neler olduğunu çözmek için durmadı bile, Eliana'nın korkmuş sesi karşısındaki kişilerin tehlike olduğunu anlamak için yetmişti ona.
Birine arkasından yaklaşıp boynundan tuttu ve dişleriyle atar damarını söküp attı. Kadın ölürken diğer cadı Elijah'ın geldiğini fark etmiş, ona zarar vermek için bir büyü yapacakken Eliana onun büyüsünü görmüş ve kadını bir el hareketiyle havaya kaldırıp, dış kapının ötesine itmişti.
Çimlere düşen kadına uzaktan bakarken vakit kaybetmedi, kapının önüne Christine'in öğrettiği koruma duvarını koydu.
Bu duvarı koyan cadı dışında kimse aşamazdı, sınırlama büyüsünün en güzel yanı buydu.
Duvar şeffaf olsa da dalgalar halinde hareket ederek varlığını belli ederken Elijah yüzüne bulaşmış kanla Eliana'ya baktı. "İyi misin?" diye sordu.
Hala korku dolu olsa da başını salladı hafifçe Eliana. Kendini koruyabilmek hoşuna gitmişti, yalan söyleyemezdi. Güçlü ve yenilmez hissediyordu.
Elijah peş peşe uğradıkları saldırılar neticesinde artık burada kalamayacaklarını anlamıştı. Herkes Kökenlerin burada olduğunun farkındaydı ve gelmelerini engelleyemiyorlardı.
Tek bir yol kalmıştı, kaçmak zorundaydılar.
"Eliana, odana gidip gerekli eşyalarını topla." dedi Elijah. "Ben Klaus ve Rebekah'ı bulacağım."
Kardeşlerinin ikisi de evde değildi saldırı esnasında.
Eliana merakla "Ne yapacağız baba?" diye sordu. Yerde yatan ölü kadını umursamıyordu bile o anlığına. Görmezden geliyordu çünkü olur da bakarsa aylarca rüyasına gireceğini biliyordu.
"Gidiyoruz." dedi kızına. "Bir an önce."
Eliana'nın doğduğu topraklara dönme vakti gelmişti.
●
2 Mart 1970
İngiltere, Bristol
İngiltere'ye apar topar gelişlerinin üzerinden beş gün geçmişti ve beş günde denizi gören bahçeli bir eve yerleşmişlerdi.
Rebekah ve Klaus olanları duyunca Elijah'a katılarak kaçmanın en doğrusu olduğuna karar vermişlerdi. Bu hareketliliğin Mikael'ın dikkatini çekmemesi gerekiyordu, bu yüzden de engel olamadıkları hareketliliği arkalarında bırakarak gitmeyi tercih etmişlerdi.
Bristol deniz kenarındaki bir şehirdi ve oldukça lükstü, Eliana burayı ilk gördüğünde hayranlıkla izlemişti. Wilmington da çok güzeldi elbette ama Bristol'de güneş bile bir başka parlıyordu.
Ev beş odalıydı ve yine iki katlıydı. Geniş bir salonu, mutfağı, banyosu ve misafir odasıyla alt katı ve dört odanın bulunduğu üst katı ile tatlı bir evdi.
Her şeylerini Amerika'da bıraktıkları için tüm eşyaları tekrar almaları gerekmişti ancak Eliana yeni eşyalarına da oldukça hızlı alışmıştı.
Artık odasında piyano yoktu, piyano büyük salonun bir köşesindeydi ve çalınmayı bekliyordu.
Eliana gelir gelmez büyülerle tekrar çalışmaya başlamıştı ve Esther'in kitabında bulduğu basit birkaç koruma büyüsü yapmıştı evin etrafına. Ne kadar etkili olurdu bilmiyordu ama hiçbir şey yapmamış olmamak için çabalamıştı.
Elijah'ın İngiltere'ye gelmesi ise öylece verilmiş bir karar değildi. Eliana'nın bir cadı olarak doğduğu topraklarla doğal bir bağı olduğunu biliyordu. Hiç görmemiş olsa bile her cadı kendi toprağına bağlanmış olurdu.
Eliana'nın güçlerinin daha da parlaması ve onları daha iyi kullanabilmesi için kızının doğduğu topraklarda olması gerektiğini düşünmüştü.
Birkaç zamandır bu fikir aklından geçiyordu zaten, İngiltere'ye dönme fikri. Ancak Klaus ve Rebekah'ın bir düzeni olduğu için onların rahatını bozma hakkını kendisinde bulmamıştı.
Etki altına aldığı aşçı geniş mutfakta Eliana'nın en sevdiği yemeği pişirirken Rebekah "Tüm kıyafetlerimin Amerika'da kaldığına inanamıyorum!" diye söyleniyordu salonda.
Elijah kız kardeşine baktı, gerçekten elbiseleri konusunda endişeli duruyordu. "Yenilerini alırsın Rebekah." dediğinde Rebekah başını iki yana salladı.
"Sürekli bir yerlere kaçmak zorunda olmamızdan nefret ediyorum. Burada ne kadar süre kalabileceğiz acaba?" dedikten sonra etrafına bakındı. "Ayrıca Nik nerede?"
"Dışarı çıkıp etrafa bakınacağını söyledi." dedi Elijah. "Sanırım kendine yeni bir uğraş arıyor."
Rebekah kafasını koltuğun arkasına yaslayarak "Dua edelim de o uğraş daha sonra başımızı ağrıtmasın." dedi.
İkisi de Klaus'u tanıyordu neticede, bunun yaşanması çok olasıydı.
"Böyle bir şey olursa onu hançerlerim." dedi Elijah. Bir süre kaostan uzak kalmak istiyordu ve arzusu bu yöndeydi.
Ama çalan kapı Elijah'ın arzularını umursamıyordu.
Salondaki koltuğundan kalktı Elijah ve kapıyı açmaya gitti. Açtığında ise karşısında gördüğü kişiyle kaşlarını çattı. İlginç bir görüntüydü doğrusu.
Yaşlı, beyaz saçları ve beyaz sakalları uzun bir adam vardı karşısında. Üzerinde pelerin gibi bir şey bulunuyordu, beyaza yakın bir mavi rengindeydi ve adamın yarım ay şeklindeki gözlerinin arkasındaki mavi gözleri parlıyordu.
Elijah yerinde dikleşerek sertçe adama baktı. "Kimsiniz?" diye sordu.
"Eliana Mikaelson'ı arıyorum." diyen adamla Elijah'ın kahverengi gözlerinden endişe geçti ve yaşlı adamı boynundan tutmak için elini uzattı.
Tam kavrayacaktı ki bir güç elini geri itti ve adam "Buna hiç gerek yok Bay Mikaelson, kızınıza zarar vermeye gelmedim." dedi. Elinde ince, uzun bir çubuk tutuyordu ancak çubuğun şekli oldukça değişikti.
"Kalbini eline vermeden önce konuş." dedi Elijah otoriter bir şekilde.
Yaşlı adam karşısındaki vampire hafifçe gülümsedi, Mikaelson ailesinin tehdit savurmayı ve tehditlerini hayata geçirmekten hoşlanan bir aile olduğunu duymuştu.
"Ben, Albus Dumbledore." dedi adam nihayet kendini tanıtarak. "İçeri geçmeme izin verirseniz Eliana'nın güçleri hakkında konuşmak istiyorum."
Adam, Eliana'nın bir cadı olduğunu biliyor muydu yani? Elijah bir şeylerin tehlikeli ve yanlış olduğunu hissetmişti.
"Albus," dedi ciddiyetini koruyarak. "Gırtlağını parçalamama iki saniye kaldı."
Dumbledore bu kadar zor olacağını düşünmemişti açıkçası. İç çekerek "Ben Hogwarts Büyücülük ve Cadılık Okulu'nun müdürüyüm." dedi. "Eliana hakkında konuşmak istiyorum."
Elijah kaşlarını çattı ve hala şüpheleri devam etse de kapının önünden çekilerek "İçeri geç." dedi. Nihayetinde Rebekah da evdeydi, iki Köken bir cadıyı halledebilirlerdi.
Ağabeyinin salona peşinde bir adamla geldiğini gören Rebekah kaşlarını çatarak ikisine baktı. "Bu kim Elijah?" diye sordu.
"Aynı şeyi ben de öğrenmeye çalışıyorum." Elijah kollarını göğsünde kavuşturarak Dumbledore'a döndü. Üzerindeki beyaz gömleğin kolları kasılmıştı bu hareketiyle ve Elijah'ın kaslarını gözler önüne sermişti.
"Hogwarts, sihir yeteneği olan çocuklara eğitim verdiğimiz bir okul." dedi Dumbledore vakit kaybetmeden. "Onlara sihirlerini kullanmayı ve büyü yapmayı öğretiyoruz."
Rebekah "Bir cadı meclisi mi?" diye sordu.
"Sayılmaz, Bayan Mikaelson." Dumbledore burnundan aşağı düşmüş gözlüklerini hafifçe ittirdi. "Hogwarts yalnızca bir okul, oldukça güvenli bir okul."
"Eliana'nın bir büyü okuluna ihtiyacı yok." dedi Elijah.
"Ama korunmaya ihtiyacı var." Dumbledore'un zekayla ışıldayan mavi gözleri Elijah'ı bulmuştu. "Kızınızı korumak için çabaladığınızı duydum, Hogwarts bunun için ideal bir yer."
Elijah kibirle gülümsedi. "Dünyadaki hiçbir yer Eliana için benim yanımdan daha güvenli değil." dedi, sesi kendine güvenir çıkmıştı.
Rebekah ise işin başka bir boyutundaydı. "Bu Hogwarts nasıl işliyor?" diye sordu tam bir fikir edinebilmek için.
"Öğrenciler on bir yaşını doldurduğunda eylülün başında eğitim yılımız başlıyor ve haziranın sonuna kadar devam ediyor." dedi Dumbledore. "Bu esnada öğrenciler kendi binalarında yatılı kalıyorlar, bir tek Noel ve Paskalya tatilinde evlerine dönme izinleri var. Sihrin farklı dalları hakkında gelişkin bir eğitim alıyorlar."
Elijah, Rebekah'a baktığında kız kardeşi "Eliana'nın buna ihtiyacı var." dedi. Elijah tam itiraz etmek üzereydi ki sözlerine devam etti Rebekah. "Bir sürü kendisi gibi çocuk olacak, Eliana'nın kendi yaşıtlarıyla ve kendi türünden insanlarla vakit geçirmesi lazım. Sonsuza kadar onu yanımızda kafese tıkamayız."
"Biraz daha yetenekleri geliştiğinde kafese ihtiyaç kalmayacak."
"Bunu kast etmediğimi biliyorsun Elijah." dedi Rebekah yavaşça.
Eliana, her daim tetikte yaşamak zorunda olacaktı ve bu durum başlı başına bir kafesti, Mikaelson kardeşler bunu gayet iyi biliyordu.
"Üstelik," diyerek dikkatleri üzerine çekti Dumbledore. "Muggle dünyası ile büyücülük dünyası birbirinden ayrı olduğu için kimse Mikaelson ailesini ve geçmişlerini bilmiyor."
Elijah işte o noktada durup düşünmeye başlamıştı. Mikaelson ailesinin ve onların itibarının hiç bilinmediği bir yerde Eliana huzurlu olabilirdi sahiden.
"Buna inanacağım ne malum?" diye sordu yine de. "Sen bizi biliyorsun mesela."
"Büyük bir alçakgönüllülükle söylemek isterim ki, ben sıradan bir büyücü değilim Bay Mikaelson." dedi Dumbledore. "Çok fazla tanıdığım ve irtibatım var. Muggle dünyasında yaşayan insan dışı canlılar arasında bile. Ve muggle dünyasında yaşayan insan dışı canlılar arasında aileniz oldukça popüler."
"İki kere söylediniz, muggle ne?" diye sordu Rebekah.
"Büyü yapamayan normal insanlara biz muggle deriz." dedi Dumbledore. "Kendimizi güvende tutmak için mugglelardan uzak yaşarız, onlarla irtibata nadiren geçeriz. Bu yüzden Mikaelson ailesini benim haricimde kimsenin tanımadığına oldukça eminim."
Elijah düşünceli bir şekilde bakışlarını salonda gezdirdi. Eliana için en iyi kararı vermek istiyordu ve bu yüzden düşünmesi gerekiyordu.
"Kızınız bizim öğrencilerimizden daha farklı." dedi Dumbledore ve dikkatleri tekrar üzerine çekti. "O asasız büyü yapıyor, onun doğası bu yönde. Ancak bizler asa kullanıyoruz büyü yapabilmek için."
"Asa?"
Rebekah'ın sorusuyla Dumbledore elindeki çubuğu kaldırdı. Demek o bir asaydı.
"Hogwarts öğrencileri büyülerini yönlendirecek bir nesneye ihtiyaç duyuyor ama Eliana'nın buna ihtiyacı yok."
"Onun farklı olduğunu diğerleri de fark edecek." dedi Elijah.
"Asa kullanabilir." Dumbledore sakallarını sıvazladı yavaşça. "Asaya ihtiyacı yok ama asa kullanmayı öğrenebilir, böylece diğerlerinden farkı olmaz. Kimse anlamaz bile."
Rebekah ile bakıştı Elijah. Ne yapması gerektiğini düşünüyordu.
Hogwarts iyi bir şeye benziyordu görünen o ki. Ancak Elijah tamamen güvenemiyordu. Zihninden birbirinden farklı senaryolar geçiyordu ve bu senaryoların her birinde Eliana acı çekiyordu.
Eliana'nın acı çekmesine asla katlanamazdı.
"Kendi yaşıtlarıyla olmaya ihtiyacı var Elijah." dedi Rebekah tekrardan.
Bu da doğruydu, Elijah buna da katılıyordu. Eliana sonsuza dek onlarla vakit geçiremezdi, kendi yaşıtlarıyla etkileşime girmesi gerekiyordu.
"Tek şartla." dedi Elijah, Dumbledore'a. "İstediğim an Eliana'yı ziyarete gelmek istiyorum."
Böyle içi daha rahat olurdu.
"Ayarlanabilir." dedi Dumbledore itiraz etmeden. "Hogwarts'ta karmaşa çıkarmadığınız sürece."
Mikaelson ailesinin itibarını duymuştu neticede ve öğrencilerini güvene alması gerekiyordu bu konuda.
"Merak etme Dumbledore." dedi Elijah. "Hogwarts'ta sıkıntı çıkarmayacağım. Söz veriyorum."
-
-
-
BİZ GİDELİM HOGWARTS'A HEY HOGWARTS'AAAAA
Son cümleyi Elijah'ın ikonik "you have my word" şeklinde hayal edin lütfen 🥵
Eliana'nın Hogwarts eğitimi alabilecek olması aslında Mors Vincit'e dayanıyor biraz. Oradaki büyücülük tarihçesine.
Yani aslında tüm cadılar ilk başta asasız büyü yapabiliyor ama kendilerini asaya alıştırıyorlar. Eliana da bir nevi o tarz olacak.
Christine ballı lokumum yalnızca iki paragrafta vardın ama seni seviyordum, RIP😔
sonraki bölüm bu kısmın son bölümü olacak ve sonrasında trenimiz kalkıyor diyelim.
Oy ve yorumları unutmayın, sizi öpüyorummm.
21.06.2022