MADALYON 2

By MerveArslan993

24.1K 1.3K 952

1. Kitabın devamı niteliğindedir. Yeni olay ve karakterler vardır. ••••••••••• 14.04.2015 •••••••••• Gerçek... More

GİRİŞ
BÖLÜM 1
BÖLÜM 2
BÖLÜM 3
BÖLÜM 4
BÖLÜM 5
BÖLÜM 6
BÖLÜM 7
BÖLÜM 8
BÖLÜM 9
BÖLÜM 10
BÖLÜM 11
BÖLÜM 12
BÖLÜM 13
BÖLÜM 14
BÖLÜM 15
BÖLÜM 16
BÖLÜM 17
BÖLÜM 18
BÖLÜM 19
BÖLÜM 21
BÖLÜM 22
BÖLÜM 23
BÖLÜM 24
BÖLÜM 25
BÖLÜM 26
BÖLÜM 27
BÖLÜM 28
BÖLÜM 29
BÖLÜM 30
BÖLÜM 31
BÖLÜM 32
BÖLÜM 33
BÖLÜM 34
BÖLÜM 35
BÖLÜM 36
BÖLÜM 37
BÖLÜM 38
BÖLÜM 39
BÖLÜM 40
BÖLÜM 41
BÖLÜM 42
BÖLÜM 43
BÖLÜM 44
BÖLÜM 45
BÖLÜM 46
BÖLÜM 47
BÖLÜM 48
BÖLÜM 49
BÖLÜM 50

BÖLÜM 20

347 20 10
By MerveArslan993

NESSA'NIN AĞIZINDAN
Fotoğrafları kutuya geri koyarak dolabın içine koydum.Emir'e tekrar baktım.Durumunda bir değişiklik yoktu.En azından son 1 saattir daha kötüleşmemişti.Derin bir nefes alarak odadan çıktım ve banyoya yöneldim.Üzerimdeki kıyafetleri çıkartarak ılık suyun altına girdim.
****
Kabinin kapısında asılı havluyu vücüduma sararakkabinden çıktım.Aynanın karşısına geçtiğimde daha önce görmediğim bir benle karşılaşmıştım.Gözlerimin altında siyah halkalar oluşmuştu ve solgun gözüküyordum.Aynanın önündeki kremlerin kapağını açtım ve yüzüme sürdüm.Vücut kremininde kapağını açarak kollarıma ve bacaklarıma sürdükten sonra ikisininde kapağını kapatarak Kabın içinde duran taraklardan birini elime alarak saçlarımı taradım.Şimdi daha iyi gözüküyordum işte.Banyodan çıkarak odaya yöneldim.İç çamaşırı , beyaz askılı üzerinde kırmızı ve siyah ile bir şeyler yazılı olan bir T-shirt , buz mavisi bir kot short ve siyah sandaletlerimi elime alıp banyoya yöneldim.Elimdekileri nişin üzerine koydum ve çamaşırları hızla üzerime geçirdim.Kot Shortuda giydikten sonra nişin üzerindeki t-shirti elime aldım.Tam giyecekken omuzumda hissettiğim nefesle çığlık atarak arkamı döndüm.Emir yarı baygın bakışlarıyla arkamda duruyordu.Öylece kalmıştım.Sanki kıpırdarsam yok olacakmış gibime geliyordu.
-'' Emir ?'' diye fısıldar bir tonda konuştuğumda tebessüm ederek
-'' Selam güzellik '' dedi.Tanrım o yaşıyordu ! Gülerek boynuna atladığımda bir iki adım gerilesede ellerini nazikçe belime koydu
RİLEY'NİN AĞIZINDAN
Kapının çalmasıyla oturduğum koltuktan kalkıp kapıya ilerledim. Sophia ve Oliver birbirlerine bakıyorlardı. Dur biraz. Bu cidden Oliver mıydı? Nedense gözüme bir tuhaf görünmüştü. Belkide her zamanki rengi olan mavi ve bwyazdan vazgeçip siyah takılması ve gözlüğünü takmamasıydı.
Ben kapıyı açınca Sophia birden başını bana çevirdi ve gülümseyip "Ben geldim." dedi neşeyle. Gülümseyip "Hoş geldin prenses." diyerek onu içeri çektim ve Oliver'ın bir şey demesine fırsat vermeden kapıyı suratına kapattım.
"Seni içeride bekleyenler var." dememle Sophia bana dönmüştü. "Şusabah bahsettiğin kişiler mi?" diye sirduğunda başımı salladım ve omzundan tutup salonda oturan ağabeylerimin yanına götürdüm. Ah tanrım. Sanki hâlâ yedi yaşıdalar. Yalnızca beş dakika onları başbaşa bıraktım ve şu manzaraya bak. Sanırım şöyle tarif edebilirim. Caleb kozalakları ağzına sokmaya çalışırken, Li kürdanları dişlerinin arasına sokmuştu, Diego ise Kara Kurt'la beraber el kızartmaca oynuyordu ve sanırım bizim geldiğimizi farketmemişlerdi. Sahte bir öksürükle geldigimizi belli ettigimde Li ağzınsaki kürdanları tikirmeye, Caleb ağzındaki kozalakları çıkartmaya çalıştı ve Diego da Kara Kurt'u kucağına yatırdı ve bize baktı. Caleb hızla "Vay be! Bize bahsettiğin küçük Sophia bu mu?" dedi. Hemen onun arkasından da Diego "Dostum alınma ama bu kiz küçük falan degil." dedi. Diego'dan sonra da Li "Bende küçük derken yedi sekiz yaşlarında bir şey bekliyordum." dedi. Sophia şaşkınlıkla onlara bakarken Li hızla Sophia'yı kendine çekti ve kucağına aldı. Sophia ona korkak gözlerle bakarken öne br adım atıp "Beyler beyler. Sizin kim olduğunuzu daha söylemedim. Onu korkutmayın." dedim. Caleb bir an şaşkınlıkla ona baktıktan sonra sırıtarak "Ben kimim cidden hatırlamıyor değil mi? Halbu ki senin bebekken bezlerini ben degiştirirdim ufaklık." dedi. Sophia kocaman gözlerle bana bakıp "Baba." dediğinde "Caleb. Oyun oynama da söyle kim olduğunu." dedim. Caleb bıkkın bir şekilde "İyi be. Sophia. Küçük olmayan ufaklık. Ben babanık ağabeyiyim." dediğinde Sophia saşkınlıkla ona bakıp sonra da diğerlerine döndü ve "Peki ya onlar?" diye sordu. Birden Li "Biz de babanın çok sevgili, en saydı duyduğu diger agabeyleriyiz." dedi.
••••
Sophia yaklaşık bir saat önce yatmıştıda bu rezilliği görmek zorunda kalmamıştı. Bizimkiler sırf zevk olsun diye aldıkları bir düzine içki şisesini içip kafayı bulmuşlardı. Bense onların b halini göze alıp içmemiştim ve bence haklıyımda. Su an Caleb avazı çıktığı kadar bağırıyor ve tuhaf bir dans yapıyor, Li sanırım duvarın köşesine kusuyordu. Diego ise... Dur! O Kara Kurt' a ne yapıyordu öyle!
"Diego! Bırak köpeği!" diyerek yanına gittim ve kolundan tutup onu uzaklaştırmaya çalıştım. Ellerini Kara Kurt'tan çekince Kara Kurt merdivenlere koştu ve yuları çıkmaya başladı. Bence bu anın uzunca etkisinde kalacak.
Diego'yu kollarından tutup kullanmadığımız ama misafir odası adını almış olan odaya sürükledim ve yatağa atıp kapıyı kapattım. Li'yi kolundan tutup pesimden sirükledim ve onu da Diego'nun yanına atıp kaçmasın diye kapıyı kilitledim. Caleb'inde kolundan tutup çekiştirmeye başladığım sırada yanından geçtiğimiz korkuluğa tutundu ve harfleri yuvarlayarak "Hanım efendi. Daha önce sizi burada görmedim. Yeni misiniz?" dedi. Kolundan hozla tutup kedime cektiğimde el sallayıp "Sizi sonra arayacağım!" diye bağırdı.
Onu da odaya attım ve "Burada uslu uslu oturun." diyerek yukarı kata, odama çıktım.
Oh be. Kendime not;sakın bir daha onlara alkol kullandırma. Cidden hiç ugraşılacak gibi değil. Altıma sadece alt pijamamı giyip yatağa kendimi attım. Birden rahatlamıştım.
•••
Islık calarak yolda gidiyordum. En sonunda eve gidip kendimi ona borakacaktım. Bunun düşüncesi bile rahatlamamı sağlıyordu. Tam sola dönüp yokuşu çıkacaktım ki birden cebimde duran telefonun çalmasıyla durdum.
"Evet melek?" diyerek telefonu açtığımda Chloe kıkırdayarak "Şöyle deme. Cidden utanıyorum Riley." dediğinde "Olmaz. Ne oldu söyle bakalım." dedim. Sankı sorıtarak "Şey isteyecektim. Canım çok fena cilek istedi. Çilek alma sansın var mi?" dedi. Sankı utanıyoemuş gibi gelmişti sesi."Sen istersin de ben almaz mıyım da,çileği nereden bulacağım ben?" dedim. Mahçup bir şekilde "Üzgünüm. Neyse. Bebeğimiz çilek yemese olur. Se-" konusmaya devam ederken sözünü kesip "Tabiki de hayır. Ben çilek bulurum." dedim ve telefonu kapatıp manavların olduğu sokaga geri gittim.
Sanırım on besinci manavda bulmuştum çileği. İki kilo isteyip beklerken yeniden telefonumun çalmasıyla elimi cebime attım.
"Evet melek?" diye konuştugumda Chloe bu sefer "Riley. Kızma ama. Çilek istemiyorum. Canım balık çekti. Bana balok al olur mu? Lütfen." dediğinde "Balık? Ama ya cilek?" diye şaşkınlıkla sordum. "Hayır cilwk istemiyorum. Zaz önce televzyonda kanalları dolaşorken reklamda balık kozartması gördüm. Çok gizeldi. Çitor çıtordı. Kim bilir o nasil lezzetlidir." dediğinde adam bana çilekelrle dolu olan torbayı uzattı. Paasını verio çileği aldım ve balıkçıya yürümeye basladım. Telefonu kapatıp cebime attım ve balıkçının önünde durdum. İki kilo balık aldım ve parasıno verip eve kosmaya basladım. Eger bir daha ararsa yanarım.
••••
Birden gözlerimi actığımda karanlık odayla karşılaştım. Aglamama engel olamıyordum. Sürekli aklıma gelmesi yetmezmiş gibi bir de riyalarıma girmeye baslamıştı. Yatakta doğrulduğumda kapının girişinde bana bakan Sophia'yı gördüm. Gözlerini ovuşturup "Sadece rüya baba. Gecti." dedi. Basımı sallayıp "Evet. Sadece rüya." diye morıldandım . bana yaklaşıp yataga oturdu ve "Yanında yatabilirim istersen." dedi. Gülümseyip yatakta yana kaydım ve ona ywr actım. Hafif tebessüm edip yanıma yattı ve bana yaklaşıp sarıldı. Bir kolumu onun kafasınin altına koyup. Diğer kolumu da onun sortına koydum ve onu sardım. Onu benden almasınlar. Tek hayatta kalma sebebim o. Ve kimse onu benden alamaz. İzin Veremem. Veremem...
EMİR'İN AĞIZINDAN
Sabahtan beri Nessa'ya iyi olduğuu anlatmaya çalışıyordum.Pek başarılı olduğum söylenemezdi.
-'' Emir doktora falan gidelim bak hala rengin bembeyaz ''
-''Nessa doktor benim bünyemi anlamaz benim ne olduğumu bilmeyen birine beni iyileştir nasıl diyebilirim '' dudaklarını büzerek kollarını önünde birleştirdi ve arkasına yaslandı.
-'' Ya bari şu Lundy'yi çağırayım ''
-'' O asla olmaz dedim ''
-'' O hayatta olmaz dedim '' diye sesimi yükseltince
-'' Nedenki '' diye masumca sordu. Oda ilk defa bu masumluğu görüyordum.Genelde bana karşı bile tırnaklarını çıkarmaya çekinmezdi.Şimdi ise yaklaşık 2 saattir doktor ve Lundy arasında mekik dokuyor beni onlardan birine göstermeye ikna etmeye çalışıyordu
-'' Çünkü onun bana neden yardımcı olduğunu bilmiyorum kesin bir çıkarı vardır aramız pek iyi değil sebebsizce hayatımı kurtarmaz o ''
-''Pekala öyle olsun '' diyerek başını önüne eğdiğinde yerimden kalkarak yanınna gittim. Kolundan tutarak onu kaldırdım.
-'' Tamam asma suratını daha iyi olacağım '' diyerek dudaklarından hafifçe öptüğümde başını kaldırarak
-'' Söz mü '' diye sordu.
-'' Sen neden benim için bu kadar endişeleniyorsun ki '' kaşlarını hafifçe çatarak
-'' Endişelenemez miyim ''
-'' Bilmem beni önemsemediğini sanıyorum '' diye alayla konuştuğumda göğsümden iteleyerek kendinden uzaklaştırdı.
-'' Pisliksin sen ya nasıl endişelenmiyim ki ödüm koptu sana bir şey olacak diye tabiki seni önemsiyorum '' Gülerek ona yaklaştım
-'' Tamam tamam sakin ol herşeyi duydum baygınken '' şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırd
-'' Ciddi misin nasıl ''
-''Bilmem buraya gelen giden herkesi biliyorum. Hepinizin ne konuştuğunuzu ve ne düşündüğünüzü duydum ''
-'' Bu harika '' diye endişeli biçimde konuştuğunda gülümseyerek ona yaklaştım ve elimi beline koyarak kendime çektim.
-'' Demek senin bana olan sevgini ben görmüyorum öylemi '' İlk defa kızardığını görüyordum.Bu bana ayrı bir zevk vermişti.
-'' Görüyormusun '' diye fısıldar bir tonda konuştuğunda başımı yavaşça sallayarak dudaklarından yavaşça öptüm.
-'' Görüyorum ''
*****
Sabahın ışıkları gözüme vurunca zorlukla gözlerimi açtım.Nessa uyanmış bana bakıyordu.Tebessüm ederek
-'' Günaydın '' dediğinde
-'' Günaydın '' diyerek yataktan kalktım ve öperek yataktan doğruldum.
-'' Bir yere mi gidiyorsun '' dediğinde ona baktım
-'' Sophia'yada bir görüneyim dedim '' kaşları çatılmıştı.
-'' Peki '' dediğinde ona dönerek elinden tuttum ve ayağa kaldırdım.
-'' Aslında senden bir şey isteyeceğim ''
-'' Neymiş o ''
-'' Sophia'yı ara ve benim artık yaşamadığımı söyle ufaklığa küçük bir oyun oynamak istiyorum '' diyerek gülümsedim. Nessa'nın bu durumdan hoşlanmadığı belliydi ama bana karşı gelemezdi.
SOPHİA'NIN AĞIZINDAN
Gözlerimi brinin yalamasıyla açtım. Kıkırdayarak onu üstimden itmeye calışsam da başaramıyordum. Kara Kurt havlayarak yataktan indiğinde bende yatakta dogruldum. Babam yanımda değildi. Sanırım aşağoya inmişti. Bende yataktan kalkıp kendi odama ilerlerdim ve odama girip arkamdan kapıyı kapatıp dolabıma ilerledim. İcinden beyaz olan dizime kadar olan bir elbise alıp giyindim. Asağıya indiğimde babam ve agabeyler kahvaltı masasında oturmuş bir şeyler yiyordu. Yanların agidip masadan rastgele şeyler ağzıma atıp "Baba ben Oliver'la gezebilir miyim?" diye sordum. Ben bunu diyince hızla başını kaldırdı ve "Oliver mı?" dedi. Başımı salladığımda "Olmaz." dedi. İzgün bakışlarımı attığında kahve saclı olan agabeyi "Tabi kide gidebilir." dedi ve bana göz kırptı. Ona heyecanla baktıgımda babam kaşlarını çatıp "Olmaz dedim." dediginde bu sefer diger agabeyi, siyah saçlı olan "Tabiki de gidebilirsin Sophia." dedi ve tabağındaki sosisten bir osırık aldı. Babam yeniden "Olmaz.".dediğinde bu sefer masanın başında durmus olan sarışın agabeyi "Elbette olur." diywrek cebinden bir miktar para aldı ve bana uzatıp "Al bunuda. Gez istediğin gibu erkek arkadasınla." dedi göz kırparak. Erkek arkadaş mı. Onu hiç bu sekilde düşünmemiştim. Oliver'la sevgili olmak? Babama bakıp bir şey demssini beklediğimde "İyi git. Ama en ufak bir seyde beni ara." dedi. Sevinçle çığlık atıp ona sarıldım ve "Teşekkürler!"diyerek bir şey demesine fırsat tanımadan kapıdan dışarıya kendimi attım.
Dışarıda Oliver direğe yaslanmış, siyahlar icindeydi ve siyah bir güneş gözlüğü takıp beni bekliyordu. Vay. Cidden yak8şıklı olmus kabul.
Yolda yürümeye baslamıştık. İleride bir restoranı isaret edip "Girelim mi?" diye sordu. "Olur." diyerek basımo salladıgımda oraya yürümeye başladık. Tam restorana girecektik ki birden telefonum calmaya başladı. Ebimden çıkardıgımda tepede büyük harflerle EMİR yazısını görmemle heyecanla actım ve "Alo Emir! İyisin. Cidden çok korktum senin icin." diye heyecanla konuştum. Ama karsı taraftan Emir yerine Nessa'nın sesi gelmişti. Ses tonu aglıyormuş gibi geliyordu.
"Sophia." dediğinde "Evet?" dedim.
"Emir... O..."dediginde birden korkmustum. Bir şey mi olmuştu? "Emir ne?"fiye korkuyla konuştuğumda "Öldü." demesiyle korkuyla "Ne?" diye bağırdım. Gözlerim dolmaya başlamıştı. "öldü mü?"diye aglamaya basladığımda Oliver bana anlamayan bakoşlar atıyordu.
"He-hemen oraya geliyorum." diyerek kosmaya basladığımda "Güzellik merkezinde degiliz. BOLLY mezarlığındayız." dedi. Telefonu kapatır kapatmaz koşmaya baslamıştım. Oliver'da arkamdan "Nereye?" diye bağırıp koşmaya başlamıştı.

EMİR'İN AĞIZINDAN
Nessa telefonu kapatı bana uzattığında elinden alarak
-'' Teşekkürler güzellik '' dedim ve hızlıca öperek çıkışa yöneldim. Kapının önündeyken
-'' Burada kal '' diyerek dışarı çıktım ve bahsettiği mezarlığa yürümeye başladım. Mezarlığın kapısından girdim ve biraz arkalara giderek ağaçlardan birinin arkasına geçtim. Sırtımı duvara yaslayarak çıkışa baktım ve Sophia'yı beklemeye başladım.
****
Demir kapı gıcırdayarak açılınca başımı kaldırdım. Sophia dolmuş gözleriyle etrafa bakıyordu.
-'' Nessa'' diye hıçkırıklar arasından bağırıp içlere doğru yürümeye başladığında bir süre daha ona baktım. Arkasından Oliver denen çocuğun gelmesini bekliyordum ama bu daha iyi olmuştu. Sophia titrek adımlarla içlere doğru yürümeye devam ediyor aradada sesli bir şekilde hıçkırıyordu. Ağacın arkasından dolanarak arkasından yavaşça yürümeye başladım. Sophia ilerde bir mezarlığın önünde durup sesli bir şekilde ağlamaya başlayınca adımlarımı biraz hızlandırıp arkasıından yaklaştım. Kollarımı beline dolayıp kendime çekince çığlık atmıştı. Elimle ağzını kapatarak kulağına eğildim
-'' Şşş sakin ol bağırma benim '' hareket etmeyi aniden kesmişti. Elimi ağzından çektiğimde
-'' E-emir ''diye korkak biçimde sordu. Kollarımı ondan çektiğimde yavaşça arkasını döndü
-'' Süprizz '' diyerek biraz alayla konuştuğunda bir süre şaşkınca baksada kaşları çatılmıştı
-'' Sen bana şaka mı yaptın '' diyerek bir adım yaklaştığında
-'' Aaa şu anda sesinden korkuyorum ''diyerek gülümsedim.
-'' Aklım çıktı be ne kadar üzüldüm haberin var mı '' diyerek omuzuma vurduğunda kahkahama engel olamamıştım. Bu onu iyice sinirlendirmişti.
-'' Salak birde gülüyorsun '' diyerek vurmaya devam ettiğinde gülmemi sakinleştirme çalışıyordum ama başaramıyordum
-'' Bir dakika bir dakika '' diyeyerek kahkalarımın arasında konuştuğumda
-'' Gülmesene ya gerizekalı '' diyerek vurrmaya devam ettiğinde elini tutup endime çektim. Vücudu bana çarptığında hareket etmeyi kesmişti
-''Bu kadar korkacağını tahmin etmemiştim kusura bakma '' diyerek hafifçe tebessüm ettim. Kalbinin hılzanan sesini duyuyordum.
SOPHİA'NIN AĞIZINDAN
Gözlerimi onun gözlerinden hızla ayırıp bir adım geri gittim ve elimi ondan kurtardım. Tamam sakin ol, sakin ol. Derin bir nefes alıp yaşaran gözlerimi ve ıslanan yanaklarımı sildim. Burnumu çekip "Ne kadar korkuttun haberin var mı? Bir daha böyle bir şey yapma. Asla." dedigimde alayla burnumu sıkıp "Tamam ufaklık. Yapmam. Asla." dedi aslanın üstünü basmıştı.
Burnumdaki elini itip "Ne zaman iyilestin?" diye sordum. Ellerini boynuna götürüp gerindi ve "İşte... Sanırım birkaç saat falan olmuştur." dedi. Elimi gözlerime bastırıp "Tamam." dedim. Etrafıma bakınıp "Buradan gidelim olur mu? Biraz ürkütücü burası." dedim. Basını sallayıp yürümeye basladığında etrafıma bakınıp "Orada arkamdan yaklaşıp beni kollarınla sarmak da neydi öyle. Cidden orada kalbime inecekti ve ölecektim." dedim. Braz durup sanki düşündü ve birden yaniden kankaha atmaya basladı. Kahkahalarının arasında "Ama yüzün çok komikti." diyerek ellerini havaya kaldırdı ve sesini inceltip hafif bir şekilde bağırdı, yeniden kahkaha atmaya devam etti. "Ha ha ha! Çok komik Emir çok komik. Cidden." diyerek mezarlıktan cıktım ve caddeye dogru yürümeye basladım.

EMİR'İN AĞIZINDAN
Caddeye çıktığımızda tam birkaç adım atmıştık ki arkamızdan gelen sesle başımı çevirdim. Aman ne güzel. Devin çatık kaşlarıyla bize bakıyordu. Yanındada şu dört göz vardı. Çocuk oldukça değişmiş gözüküyordu.İnek öğrenci kıvamından çıkmıştı. Devin sinirli ama alaylı bir sesle
-'' Bak sen burada kim var ''
-'' Selam Devin beni özledin mi '' alayla konuştuğumda kaşları biraz daha çatılmıştı
-'' Ah hemde nasıl saklandığın delikten çıkmakla ne iyi yaptın seni bulmamı kolaylaştırdın. '' Kaşlarım çatılmıştı.
-'' Gizleme büyüsüne iihtiyacım yok seni ve arkandaki yağcıları yenebilirim '' kaşlarını hava kaldırarak
-'' Öyle mi '' Sophia endişeyle bize bakarken
-'' Devin amca '' dedi. Devin ona dönerek
-''Sen sus '' dedi ve tekrar bana baktı.
-'' Gücünün henüz yerine gelmediğinin farkındasın değil mi Emir Sophia'yı görmek için çıktın ordan itiraf et hadi beni görmeyi ummuyordun''
-'' Kapa çeneni '' dediğimde alayla gülümseyip biraz daha yaklaştı.
-'' Edina ölürken yaptığın hatada buna benzemiyor muydu? yaralı olmana rağmen onu kouyabilceğini düşündün ve evden çıkardın '' Nefes alış verişim hızlanmıştı.Sakin olmalıyım
-'' Sus ! '' diye bağırarak ona yumruk attığımda pek fazla etlenememişti. Sadece bir iki adım geri gitmişti.
-'' Ordan ayrılırken kendine söz verdin değil mi Emir kimseye güvenmeyeceğim diye ama ironiye baksen karşında iki genç bayan var '' Ellerimi yumruk yaptığında devam etti
-'' Nessa yı pek saymamak gerek gerçi insan olmasına rağmen senin iyiliğin için asla hata yapmayacak bir potansiyele sahip ve sende onu pek takmıyorsun ama Sophia onu korumak istiyorsun değil mi tıpkı Derin'i mutlu etmek istediğin gibi onuda mutlu etmek istiyorsun ''
-'' Devin tek kelime daha edersen seni öldürmekten çekinmem ''
-'' Hata yaptın dostum yeniden önemsemekle hata yaptın ayrım yaparak hata yaptın ya Sophia'yı da Nessa gibi takmayacaktın yada Sophia'ya verdiğin değeri Nessa'ya da verecektin hala peşindeyim Grey ve bu sefer seni kıskançlık duygusu ile vuracağım ''diyerek Sophia'ya baktı. "Kaybedeceğim kişiler umrumda değil. '' dedi

Continue Reading

You'll Also Like

265K 18.3K 35
( Kurt adam ve gerçek ailem kurgusu) Wattpad'da ilk... ~~~~ Daha 17 yaşında bir kız çocuğu annesinden yıllardır öldüğünü bildiği babasının yaşadığı...
558K 19.2K 40
Anna Neden bu kadar huzursuz hissediyorum Ava Ava Çünkü eşimiz şu an başkasıyla sevişiyor Anna... Kralın ruh eşi hizmetçi bir OMEGA çıkarsa ne olur ...
1K 180 13
Fantastik başka bir evrende tavşan ve kurt adamların olduğu bir başka boyutta geçiyor kitap konusu Bir sürü kurt adam kitabı okudum ama gerçekten hoş...
17.8K 1.2K 27
Bir operasyon gereği evli rolü yapan Delta Taehyung ve Alfa Jungkook. - enemies to lovers ~ Cherry3st🍒
Wattpad App - Unlock exclusive features