YENI YAZMAYA BAŞLADIĞIM PARANORMAL VE ROMANTIK OLAN BİLİNÇ ALTI ADLI HIKAYEME BI GÖZ ATABILIR MISINIZ? SIMDIDEN TEŞEKKÜRLER ♥
Ji Sung'un cevabını bekliyordum...
Aslında onu bir anda söylemiştim ama verdiği cevabın beni bu kadar üzeceğini tahmin etmemiştim.
"Hayır saçmalama. " dedi.
Bi süre bir şey söylemedim daha sonra.
"İyi... O zaman ben gidiyorum. " dedim ve telefonu alıp odadan çıktım.
Derin bir nefes aldım ve otelin bahçesine indim. Ayy! Sinirlerim bozuldu cidden!
Saate baktım kahvaltıya inme vakti gelmişti. Bende yavaşça kahvaltı yapacağımız salona yöneldim. Yine yemekleri kontrol ediyordum. Müdür Min Ho'da salondaydı. Tuhaf gelen bir şey vardı. Bu adam Buranın sahibi zaten niye kendini bu kadar yoruyor ki? Turistler masaya oturmaya başlamışlardı. Tam masaya oturacağım zaman. Tanımadığım adam çığlık çığlığa salona geldi. Sinir krizi geçiriyor gibiydi ama asıl kötü olan elinde bıçak tutuyordu. Aynı zamanda herkese ve herşeye zarar veriyordu. Ben bi kaç saniye yaşadığım şoktan sonra. Aklıma nihayet turistleri kontrol altına almak gelmişti. Lanet olsun ki adam onlara çok yakındı. Malesef gitmek zorundaydım ben onlardan sorumluydum bir kaç adım attım ama Min Ho beni tutup bir kaç adım uzaklaştırdı.
"Üzgünüm ama gitmem lazım. " dedim.
Adam hâlâ bağırıyordu ona yaklaşanları elindeki bıçakla korkutuyordu.
"Hayatından önemli bir şey mi var?" Dedi.
Başımı salladım ve Min Ho kolumu bıraktı. Tabiki de sözünü dinlemeyecektim çünkü kolumu bırakır bırakmaz koştum. Ji Sung'ta salona girmişti. Adam tam benim müşterilerimden birine , eline aldığı bardağı fırlatacaktı ki. Hızla turisti ittim. Bardak bana geldi ama sorun yoktu. Adam sinirlenmiş olacak ki bana doğru yürümeye başladı. Tam benim üstüme yürürken birisi adama iğne batırdı. Sanırım sakinleştiriciydi. Korkumdan kimsenin sesine kulak veremiyordum. Ama sonunda derin bir nefes almıştım. Taa ki.. Tam sinir krizi geçiren adama yaklaştıkları sırada adam tekrar yerinden kalkarak bana yaklaştı. En son gidebileceğim kadar köşeye sıkıştım ve yüzümü kapattım. Bir şey olmamıştı. Önüme döndüğümde Ji Sung adamı itiyordu. Yere çömeldim ama adam son gücüyle Ji Sung'un kolunu bıçaklamıştı. Sanki bıçaklanan kişi benmişim gibi hissettim. Ciğerlerime öyle bir acı doldu ki hiç bir kelimeyle ifade edememiştim. Ben Ji Sung'a koşarken diğer adama sakinleştirici iğne batırıyorlardı. Etraftakilerin ke dediklerini bile duyamıyordum. Ji Sung rahat görünüyordu canı acıyor mu? Bilmiyorum fakat belkide bunu belli etmek istemiyordu. Kolunun üstünü tutuyordu sadece.
"Ji...Ji Sung?..." diyecekken devamını getirmeden ne demek istediğimi anlamış olacak ki.
"Sorun yok." Dedi boğuk bir sesle.
O sırada salona gelen ilk yardım görevlileri Ji Sung'u da alıp gitmişlerdi. Ben de gitmek istiyordum ama bu durumda mümkün değildi. Turistleri topladım ve odalarına yolladım. Çünkü bu olaylardan sonra bir açıklama yapmalıydım ve bunun için zamana ihtiyacım vardı. Çok büyük bir olay olmadığı için , aslında bunu çok büyük bir olay gibi göstermek istemedikleri için fazla gezeteci yoktu hatta hiç yoktu. Hatta sadece meraklı müşteriler vardı. O kalabalıkta herkes Min Ho'nun başına üşüşmüştü. Sonuçta sorumlu kişi oydu. Ben ise sadece bir an önce turistlere bir açıklama yapıp Ji Sung'u görmek istiyordum.
O kalabalığı yararak Min Ho'nun yanına geldim. Derin nefes aldım ve
"Kusura bakmayın ama benim sorumluluğumda olan müşterilerim bir açıklama bekliyor. Otel Yönetiminin bu konuda sorumsuz davrandığı düşünülüyor." Dedim.
Min Ho yine herkese karşı gülümseyerek bunu bastırmaya çalışıyordu. Dik bakışlarıma rağmen bana da gülümsedi.
"Tabi Zoe. En yakın zamanda bir açıklama yap...." sözünü böldüm ve;
"Hayır! Şimdi yapın lütfen! " dedim. Sesim titremişti ve aşırı derecede sinirlerim bozulmuştu.
"Biraz dışarıda konuşalım istersen." Dedi.
Bahçeye doğru indik. Bu arada sinirden ellerimi sıktığımı yeni fark ediyordum.
"Bir problem mi var? Lütfen beni arkadaşın gibi düşün. Bana anlatabilirsin." Dedi Min Ho yumuşak hir sesle.
"Sorun mu? Ha! İşe başladığımdan beri yaşamadığım sorun kalmadı! İlk görevimde yaşanan olaydan sonra başka bir grup verildi. Şimdide otelde yaşadıkları sorunlardan dolayı ben suçlu tutulacağım! Çünkü oteli ben seçtim! lanet olsun bana!" Dedim.
"Üzgünüm... Daha dikkatli olmalıydım. Merak etmeyin halledeceğim." Dedi.
"Hayır hayır ben patladım birden.. gitmem lazım. " dedim ve ordan uzaklaştım ciddi anlamda sinirlerim bozulmuştu. Ji Sung'a mesaj attım.
"Önemli bir durum var mı? İstiyorsan gelebilirim." Yazdım.
Cevap gelmedi.
Canım sıkılmıştı bu duruma. Telefonuma mesaj geldi , sevinçten uçacaktım ama mesajı açınca
Bunun Ji Sung olmaması beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Mesajı atan Min Ho'ydu.
"Bayan Zoe; Lütfen müşterilerinizi toplayıp 10 dakika içinde konferans salonuna geliniz. ..Kim Min Ho.." yazıyordu.
Şu an iş yapmak istemiyordum. Sadece Ji Sung'un durumunu öğrenmek istiyordum. Bütün sorumluluklarından kaçmayı diledim fakat işe yaramadığını biliyorum.
Ağır aksak adımlarla yukarıya çıktım , teker teker odalarda ki turistleri topladım. Grubu sayma işlemim bittikten sonra konferans salonuna çıktık.
Bütün turistler aralarında dedikodu yapıyorlardı , ciddi anlamda sinir bozucuydu.
Salona geldiğimizde herkes koltuklara oturdu. Ben ise ayaktaydım. Müdür Min Ho yine tebessümle kürsüye çıktı. Konuşmaya başlayınca çok şaşırdım çünkü çok iyi bir aksanı vardı ingilizce konuşuyordu.
"Öncelikle hepinizden Özür dilerim. Benim otelimde yaşanan bu olay benim sorumluluğumdadır. Umarım ki kendi rehberinizle bir problem Yaşamazsınız , ayrıca bu otelde kalmaya devam etmeniz bizim için çok önemli. " dedi.
Konuşmasını sade ve özenle yapmıştı. Turistlerden olumlu tepkiler bekliyordum fakat tabi ki olumsuz bakanlar da vardı. Min Ho sözüne devam etti.
"Tabi ki içinizde bu otele güvenmeyenler olacak. Bunun hakkında bir oylama yapabilirsiniz. Yani benim düşüncem bu. Bu gün ki olanlar için tekrardan Özür diliyorum." Dedi.
Benim bir cevap vermeme gerek yoktu sanırım. Zaten oraya odaklanamıyordum , etrafa baktığımda sanırım herkes beni bekliyordu.
"Peki.. O zaman diğer rehber de aramıza katıldığında oylama yapabiliriz , tabi hepiniz kabul ediyorsanız. " dedim.
Olumlu tepkiler çoktu.
Yavaşça herkes salondan çıktı ve odalarına geçtiler. Bazıları otelde dolanacağını belirtti. Bu gün gezi yapabileceğimi düşünmüyordum zaten. Ayrıca Min Ho benim yanımda kalan kişi için de boş bir oda bulduğunu belirtmişti.
Üzgünce odama doğru yürürken birisi;
"Yara alan benim ama niye sen Üzgünsün?" Dedi.
Bunu söyleyen Ji Sung'tu odamın kapısına yaslanmış ve kolu sargılıydı. Şaşkın bir şekilde
"İyi misin? Niye hastanede değilsin? " dedim.
"Şaka mı yapıyorsun? Alt tarafı kolumda bi yara var o kadar. Abartma!" Dedi gülerek. (Cidden gülebiliyormuş.)
Cevap vermeden kendimi anlamsızca ona bakarken buldum. Ciddi derecede yorgundum. Sadece sakince
"Kim Min Ho açıklama yaptı. Ben biraz yorgunum ondan dinlesen daha iyi olur." Dedim.
Ve odamın kapısını açıp içeri girdim.
Gerizekalı aptal hiç bir şeyi umursamıyor!! Belki de yaranın izi kalacak! Neyse sonuçta bu onun eşinin problemi! Ahhh!!!! Deliricem !! Kısa olan Saçımı karıştırıp kendimi yatağa attım.
Aslında keşke Ji Sung'a ben anlatsaydım. Sonuçta Min Ho'yu pek sevmiyor gibi görünüyor. Onunla kavga etmesini istemem , neyse olan oldu....
Bu günlerde , bu kadar çok düşünmek sinirlerimi bozmuştu.
Kahvaltıda yapmamıştım Karnım açtı. Lanet olsun! Turistlerde kesin açtır. Neyse onlar aşağıda yemişlerdir. Bende odamdaki buzdolabında olan şeylerden bi şeyler atıştırdım. Yaklaşık yarım saat kadar sonra telefonum çaldı. Ji Sung arıyordu.
"Turistleri topladım oylama için otelin bahçesindeki çardakta toplanıyoruz geç kalma! " dedi. Ve telefonu kapattı. Bir şey söylememe izin vermedi. Üstüme uzun salaş bir hırka alıp aşağıya indim. Beni bekliyorlardı. Ben de yanlarına gelince Ji Sung hemen konuya girdi.
"Kim Min Ho size gerekli açıklamayı yapmış. Bence herkes şu an görüşlerini belirtsin ve çoğunluğa göre hareket edelim." Dedi.
Herkes kafasını olumlu anlamda salladı. İçlerinden orta yaşlarda sarışın ve güler yüzlü bir kadın;
"Bence çok büyütülmemesi gerekiyor. Min Ho bize açıklama yaptı. Otele giren herkesin içini bilemez ki." Dedi sakince.
"Bencede haklısınız. Ben otelde kalmaktan yanayım." Dedim.
"Daha kötü sonuçlar olabilirdi ben otelden ayrılmaktan yanayım. " dedi Ji Sung.
Yaşlı ve güzel giyinimli olan amca ise;
"Ben şahsen otelden kalmaktan yanayım." Dedi.
Ji Sung mutlu görünmüyordu.
"O zaman otelde kalmak isteyenler el kaldırsın. " dedi Ji Sung.
2 kişi hariç herkes el kaldırdı.
O iki kişiden biri Ji Sung'tu zaten.
"O zamannn oy çoğunluğuyla otelde kalıyoruz. Bu arada bu gün bir gezi yapamadığımız için akşam Gangnam'a gidip gezeceğiz akşam yemeğini de orada yeriz." Dedim.
Onayladılar ve yanımızdan ayrıldılar. Ben de kalkacağım sırada " Bu otelde kalmak seni çok mu mutku ediyor? " dedi.
" ha? Neden ki?" Dedim.
"Önemli bir kaza olabilirdi neden hâlen burada kalmak istiyorsun? Çok mutlusun herhalde." Dedi.
"Evet. Evet çook sevdim bu oteli aaaşırı mutluyum!!!" Dedim ve yanından ayrıldım.
Sinirlerimi bozmuştu. Hem beni sevmediğini söylüyor hem de benim düşüncemi sorguluyor! ! Aisshh sinir bozucu!
Takmamaya çalıştım ve Gangnam için hazırlanmaya başladım. Beyaz sıfır kol tişörtümün üstüne uzun bir siyah hırka aldım ve kot pantolon giydim. Ayakkabı olarak her zamanki gibi spor Ayakkabı giydim. Yaklaşık bir saat içinde turistlerde hazırdı ve herkesin otobüse bindiğini kontrol ettikten sonra Ji Sung ile ben binecektik ki Min Ho beni durdurdu.
"Nereye gidiyorsunuz? " dedi.
"Ah... Biz Gangnam'a gezmeye gidiyoruz. " dedim.
"Sakıncası yoksa bende katılabilir miyim?" Dedi.
"Siz...? Ah tabi ki tabi!" Dedim şaşkın bir ifadeyle.
"Teşekkürler. " dedi ve otobüse bindi. Ji Sung da onun arkasından otobüse bindi.
Ben ve Ji Sung görevli olduğumuz için en başta beraber oturuyorduk. Min Ho ise boş bir yer bulup oturmuştu.
Yolculuk boyunca Ji Sung ile konuşmadım.. Neyseki yol kısa sürmüştü ve biz otobüsten inebilmiştik. İlk olarak gidip bir deniz ürünleri lokantasına girdik.
Mütevazı bir lokantaydı. Çok kişi olduğumuzdan yarısını biz kaplamıştık.
Masaya menüdeki çoğu şeyden istedik. Böylece turistlerde her şeyden tadabilecekti. Ji Sung yemek boyunca da konuşmadı.
Min Ho sürekli benimle konuşmaya çalışıyordu. Min Ho'nun kulağına eğilip.
"Acaba... Bu gün Ji Sung'la kavga mı ettiniz?" Dedim.
"Hmm. Büyütülecek bir mesele değil. " dedi.
Ahh! Sinir bozucu! O yüzden Ji Sung bana trip atıyor.
Zar zor yemeğimi sindirmeye çalışırken telefonuma bir mesaj geldi.
"Dikkatlice beni dinle! Eğer yaşamak istiyorsan yavaşça dışarıya gel!" Yazıyordu. Ayaklarım yere çivilenmiş gibi hissettim kal gelmişti. Ji Sung bile farketmiş olacak ki o bile konuştu.
"Ya! Zoe sorun ne?" Dedi.
Brn hâlen olayın etkisinden cevap vermemiştim. Kendime gelmeye çalışarak.
"Ha! Yok bir şey. " dedim.
Min Ho bir şeyler soruyordu ama onu dinleyemiyordum.
Tuvalete gidip geleceğim dedim ve masadan kalktım. Tabi ki de dışarıya çıkmayacaktım. Sadece tuvalete gidip düşünecektim. Ne yapmam lazımdı? Ne yani? Dışarıya çıkmazsam bu kalabalıkta biri beni öldürebilir miydi? Peki bu mesaj gerçek miydi? Ji Sung veya Min Ho'ya söyleyebilir miydim? Elimi yüzümü yıkadım ve tuvaletten çıktım. Ji Sung tuvaletin önünde dikiliyordu.
"Telefonunu ver!"dedi ciddi bir tonda.
Söylediği tam bir emir cümlesiydi ve ben ölesiye korkuyordum ki hemen telefonu uzattım ona.
Telefonda bir şeyler kurcaladıktan sonra bana verdi ve
"Zoe! Sen iyi misin? " diye sordu.
"Mesaja baktın değil mi? Bu konuyla alakan mı var?" Dedim endişeyle.
"Sadece bekle biraz." Dedi ve gitti. Neydi şimdi bu? Ve Ji Sung ile ne ilgisi var? Sadece bekledim. Ji Sung yanında Min Ho ile geldi.
Ji Sung aşırı endişeli ve sinirliydi aynı zamanda çok kararlı konuşuyordu.
"Kim Min Ho! Şu an başka çarem olmadığı için yardımına ihtiyacım var. Siz Zoe ile grubu yemekten sonra tekrar otele götürün! Ama asıl isteğim Zoe'nin yanından ayrılmaman! Bir saniyeliğine bile yanlız bırakmaman lazım!" Dedi derin bir nefes aldı ve devam etti. " Rica ediyorum gece Zoe'nin odasında bekler misin?" Dedi.
Min Ho çok şaşkındı ama ben bayılabilirdim.
"Ne? Ne oluyor? Bir saniye! Şaka değil mi? Ben tehlikede miyim?" Dedim.
Ama beni takmadan Min Ho da soru sordu.
"Sen ne yapacaksın? Neden gelmiyorsun? Ve bunun Zoe ile ne alakası var?" Dedi.
"Sadece beni dinleyin yeter her şeyi anlatıcam! " dedi ve gitti.
İnme inmiş gibi duruyordum.
"Zoe! Endişelenme sorun yok. Hadi gidelim." Dedi Min Ho.
Endişelenmemen mümkün değildi ve şu an hiç Bilmediğim bir sorunum da vardı....
Oylama>> MIN HO MU? JI SUNG MU? YAKISIKLI? MULTIMEDYA> ZOE - JI SUNG VE ALTTAKI DE MIN HO
ARKADAŞLAR UMARIM BEGENMISSINIZDIR FAKAT BEN VOTE VEYA YORUM GOREMEYINCE GERÇEKTEN YENI BÖLÜM YAZMAK İSTEMIYORUM LUTFEN KÖTÜ/IYI TUM FIKIRLERINIZI YAZIN!