Program başlangıç tarihi; 04.12.2021 🖤
Okumaya(dinlemeye) başladığınız tarih....
***
Eveeeettt.... Yağmurlu ve rüzgarlı bir geceden herkese selamlar...
Burası 109.8 Frekans FM. Ben programcınız Altemür... Altemür Üstün. Şuan saatlerimiz 21:01'i göstermekte... İki saatlik birlikteliğimizin ilk dakikalarındayız. Bu sizlerle ilk buluşmamız. Benim ilk programın olmasa da bu frekansta ilk programım. Heyecanlı mıyım? Evet. Oldukça fazla hem de. Çok heyecanlıyım. Kalbimin sesine mikrofon tutsam davul çalınıyor zannedebilirsiniz. O kadar heyecanlıyım yani. Neyse biraz abarttım sanki. Heyecan kısmında değil de, heyecanı anlatma kısmını abarttım...
Program akşam yayını olduğu için ve geceye doğru biteceği için program ismini özenle seçtik, Değil mi? Kübra... Evet dedi. Siz şimdilik duymuyorsunuz ama ben duyuyorum ve el sallıyor şuan. Kübra kim diyeceksiniz; Kübra, yayın arkadaşlarımdan birisi. Birazdan kendisi de selam verecektir. Öncelikle biz tanışalım dedim:))
Bu arada program ismini söylemeyi atlamışım. Uyardılar şimdi, Program benim kimse uyaramaz da, formalite işte:) Program ismi;
"Gecenin İzleri"
Sadece gece için değil gün içinde yaşadığımız izler için de bu isim seçildi aslında. Gece denmesinin sebebi; Hani insan başını yastığa koyar, günün tüm analizini yapar ya... Hah işte o anlar da aklımıza gelen şeyler gün için de iz bırakanlardır. Bu yüzden programın adı "Gecenin izleri"
Çok dokunaklı değil mi?
Bu bir soru değil. Cevaplamayın sakın:))
Cumartesi ve salı gecelerinin vazgeçilmez frekansı olacağına eminim. Sizlerle. Çok kalp.
Peki bu program da neler yapacağız? Bu bir soru bunu cevaplayabilirsiniz:)) Hatta yayının canlı akan konuşma bölümü var oraya da yazabilirsiniz. Bu program da; ne isterseniz onu yapacağız. Çok da havalanmayın, emirler yağdırmayın, programın benim olduğunu unutmadan yazın, ona göre cevaplayın:)) Uslu uslu ricalar edin, başımın üstünde yer edinin...
Neyseeeee... İlk programdan bütün esprilerimi ve tüm sempatikliğimi bitirmeden, bitmez ama olsundu, programa devam edelim, sizin için ilk açılış şarkısı gelsin bakalımmm...
Eskilerden bir parça... Yalın... Hadi seni sevdik diyelim bir daha...
Gelip de bitanem olmaya ne hakkın var...
Ah Yalın... Üniversite yıllarımın şarkısı ile açılış yaptık. Geçmişe yolculuk gibi. Neden bu parçayı seçtiğimi de bilmiyorum. Demek ki iz bırakmış bende. Siz de de iz bırakan şarkılar vardır. Akışa yazabilirsiniz...
Programın ilk gecesin de şiir gecesi yapalım diye düşündüm. Gecemiz yıldızlarla donatılasın. Şiir nedir diye başlayalım. Şiir; Duygu, çağrışım ve izlenimlerin dizeler halinde dile getirildiği söz sanatıdır şiir. Hiçbir zaman kesin ve tam bir tanımına ulaşılamayan türlerden biridir ve çok genel olarak şiir, düzyazı dışında kalan bir anlatım biçimi olarak nitelendirilebilir. Ama şiiri düzyazıdan ayıran yegâne özelliği, dizeler halinde yazılması değildir. Diğer yazınsal türlerden farklı olarak şiirde çağrışım, imge, sezgi, duyular, duygular önemli bir yer tutar.
Çağlara ve toplumlara göre şiir beğenileri, mükemmel şiirin ölçüleri değişse de, iyi şiirin nitelikleri hemen hemen her dilde ve kültürde yukarıda belirttiğimiz ortaklıkları taşır. Destanlar, ninniler, türküler, ağıtlar, insanoğlunun ilk sözlü sanat ürünleri ve ilk şiirleridir aynı zamanda.
Ahmet Haşim, "Şiir, bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır" diye tanımlar şiiri;
J. Cocteau "Ne masayı anlatacağım diye masa kelimesini kullanacaksınız, ne kuşu anlatacağım diye kuş kelimesini, ne de aşkı anlatacağım diye aşk kelimesini" der;
Salah Birsel'se Şiirin İlkeleri'nde aynı konuda şunu söyler: "Doğrusu şiirin hiçbir anlamı olmaması değil, şiirin o anlamı bağırmaması gerekir."
Bu tanımlardan, şiirin işlevinin anlatmak değil, duyurmak yani hissettirmek olduğu sonucuna ulaşabiliriz.
İlhan Berk de "Anlamla Yola Çıkılmaz: Şiir Bir Şey Anlatmaz. Anlaşılmak İçin de Değildir."
Şiir üzerine bilgilendirme yaptıktan sonra biz de bir şiir paylaşımı yapalım, İlk şiir de benden gelsin;
Yaş otuz beş yolun yarısı eder
Dante gibi ortasındayız ömrün
Delikanlı çağımızdaki cevher
Gözünün yaşına bakmadan gider...
/Cahit Sıtkı Tarancı
Yaş otuz beşe, beş adım kalası.... Hayatım için etkileyici bir seçim oldu bu programı yapmak. Yolun yarısında mıyız? Bilemem... Sonunda mıyız? Onu da Bilemeyiz ama delikanlılık çağımızın en cevher kısmındayız.
Bir telefon varmış. Yayına bağlanan ilk konuk
"Hayırlı geceler..."
"Hayırlı geceler. İsmini alabilir miyiz?"
"Ahmet."
"Geceye hoş geldin Ahmet."
"Hoş bulduk."
"Biliyorsun, yayını başından beri dinliyorsan eğer, bu gece şiir gecesi yapıyoruz."
"Biliyorum."
"O zaman senden ilk şiiri alalım mı? Bakalım geceye hangi izi bırakacaksın!"
"-Otopsi istiyorum, hayallerim kendi eceliyle ölmüş olamaz...-"
"Owww. Ahmet. Sert bir giriş oldu bu. Biz senden şiir istedik. Sen kamyon arkası yazısı paylaştın." (Kahkahalar)
"Öyle oldu biraz."
"Yok muydu şöyle güzel bir şiir falan. Sen de iz bırakan."
"En iz bırakan kamyon arkası yazılar değil mi abi. Ömrü bir yol olarak kabul edersek, geçtiğimiz yollar yaşadığımız yıl, şoför de hayat. Hayatı da en iyi onlar bilir. En etkili şiir de bu değil midir?"
"Ahmet. (Alkış sesi) Hayatın felsefesini çizdin iki dakika da... Etkileyici."
"Teşekkür ederim."
"Başka var mı peki."
"Beni öldüren onca şeyin arasında insanların dikkatini çeken tek şey sigara içmem oldu."
"Peki, Ahmet sigara içiyor musun?"
"İçmiyorum." (Kahkahalar)
-Bu arada sigara sağlığa zararlı, içmeyin.- kamu spotumuzu da yapalım, programa devam edelim.
"Ahmet, madem içmiyorsun gece gece ne diye sigara dumanı yapıyorsun."
"Düşünün işte içmeden bile hayaller duman, gerçeklerim kül. Savruluyorum."
"Ahmet. Seni baya dertli gördük."
"Gördüğüne emin misin?"
"Görmedik de duyduk. Ahmet, ne bozuyorsun programı..."
"Pardon abi."
"Tamam tamam. Olur öyle, Affettik hadi. Senin gönlün olsun. Mutlu ol."
"Kuşlar da mutluluktan uçmuyor zaten."
"Nerdesin Ahmet?"
"Köprü de abi!"
"İnşAllah atlamıyorsundur?"
"Yok atlamıyorum. Çekilecek çilem var daha acısını yaşıyorum."
"Neymiş o?"
"Trafik." Acıklı Kahkaha... "Ölümden beter."
"Köprü de trafikte misin?"
"Evet abi. İlerlemiyor. 10 dakikadır aynı yerdeyim. Durdu. Tıpkı hayatım gibi."
"İnşAllah ölmeden eve ulaşırsın Ahmet. Ne diyim?"
"Ben de bir şey diyemiyorum abi."
"İyi bakalım, benden de bir kamyon yazısı gelsin o zaman; Gittiğin yol yol değil ama manzara güzel.
Bak ne diyeceğim. Başını çevir camdan dışarı bir bak bakalım ne görüyorsun?"
"Araba."
"Ahmet. Hayattan soğuttun. Hayatın da hiç mi güzel bir şey yok."
"Var da. Trafik tüm güzel şeyleri siliyor, sinir stres yapıyor."
"Hiç mi umut yok?"
"Trafik için soruyorsan... Bence şimdilik yok ama benim içinse ben umutluyum abi. İşte sıkıntıyı stresi bu gece senin programla atıyoruz."
"Bize atmış gibi oldun. Akşam akşam girmediğim trafiğin stresini yaşattın valla..." Kahkaha.
"Kusura bakma abi."
"İşte o son kusura bakacaktık. (Kahkaha) Ahmet. Kamyon arkası yazı söyleye söyleye bizi de kendine benzettin. Neyse hadi baştan alalım. Camdan dışarı bak bakalım ne görüyorsun?"
"Işıklandırılmış köprü kenarlığı görüyorum, deniz, ışığı yanıp sönen vapur, rumeli hisarı, parıldayan evler, kafeler..."
"Ahmet, ne güzel manzaran varmış öyle. Trafiğe giresim geldi valla."
"Valla abi böyle bakınca bana da cazip geldi şimdi. Meğerse ne güzel yoldan gidiyor muşum, haberim yokmuş."
"Hep önüne bakıyorsun da ondan."
"Başka nereye bakacağım abi, yola bakmayıp."
"O anlamda söylemedim. Söylemek istediğim. Sürerken tabi önüne bakacaksın ama durduğun da etrafına bakmayı ihmal etme, çok güzel manzaralar var."
"Haklısın abi."
"Haklıyım tabi. İşte hayatta böyle. Hızla akıp giderken hiç bir şeyin farkında olmadan akıntıya kapılıp gidiyoruz. Bazen kenarda durdurduğun da bile hala gideceğimiz yere bakıp yoruluyoruz, hayatı kaçırıyoruz. Oysa durduğumuz da nefes alsak, etrafımıza baksak, ne kadar güzel şeyler oluyor, ne güzel anlar yaşamışız...
Şimdi tüm dinleyicimizle şöyle yapalım; hepiniz bulunduğunuz yerden etrafınızı bakın. Derin bir nefes alın ve uzunca nefesinizi verin(Gül koklayın, çorba üfleyin) Hiç bir şey düşünmeden sadece izleyin... Her bir ayrıntıyı... Her bir hareketi... her bir sesi...
Bakın hayat akarken neler kaçırıyor muşuz..."
Bir kaç dakika sonra...
"Ahmet. Orda mısın?"
"Burdayım abi, trafik de etrafı seyre daldırdın. Ne güzel manzara izliyordum. Korna sesiyle yerimden sıçradım." (Kahkaha)
"Çok da dalmamak lazımmış demek ki."
"Yok abi bir daha arkam da bulunan arabaya da diyecem senin programı dinlesin. Sadece ben değil o da sakinlesin de sakin sakin evimize gidelim." (Kahkaha)
"İyi ki katıldın programa Ahmet. Geceye renk kattın."
"Sen de öyle abi. Yayın hayatın hayırlı olur inşAllah."
"İnşAllah Ahmet. Neyse seni daha fazla tutmayalım. Hayatın güzelliğini fark edelim derken trafik aksamasın. Var mı bir istek parçan diyeceğim korkuyorum, sen şimdi ismail yk Allah Belanı versin falan istersin diye..."Kahkahalar
"Yok abi."
"Hadi iste o zaman."
"Ziynet sali, Efkarım var." Kahkaha
"Senden de başka türlüsü beklenemezdi zaten. Neyse Allah'tan, Allah belanızı versin demedin."
"Yok demek abi. Niye deyim öyle."
"Demezsin biliyoruz. Yayına katıldığın için teşekkürler. Hayırlı akşamlar Ahmet."
"Hayırlı akşamlar abi."
Telefon kapanır.
"Gider ayak efkarı da yükledi gitti. Yapacak bir şey yok. Çalacağız artık. Bu arada Kübra; sen de bir şeyler söylemek ister misin?
Kübra; "Benim için çok değişik bir program oldu. Ahmet ile de çok eğlenceli anlar yaşadık. Ben de Altemür abi ile aynı heyecanı yaşadım. İlerleyen yayınlarda tekrardan buluşmak dileğiyle. Sevgiyle kalın..."
"Teşekkür ederiz Kübra. Şimdi şarkımızla sizi baş başa bırakıyorum.
-Her tekrarında yıkıldık aşk etrafın da
Üzülme diyorlar birde hiç dokunma
Bırak efkarım var... Diyor ve geceyi Ziynet Sali ile kapatıyoruz. Yarın tekrar aynı saatte buluşmak dileğiyle hayırlı akşamlar diliyorum herkese. Kendinize iyi davranın. Hayatınızın başrolü sizsiniz, sinirle stresle kaybolmayın... Geceye izler bırakan anlar yaşayın...."
***
Yeni bir kurgu ile herkese merhaba.
Normal de yeni bir kitap yazma düşüncem yoktu. Olsa bile böyle komedi olarak hiç düşünmemiştim. Bir an da aklıma geldi ve hayatın sıkıntıların da tebessüm etmek tebessüm ettirmek istedim.
Umarım beğenirsiniz.