ARAL(+18)

Por AyNuR7a

13.2M 357K 495K

Gerilen çenesi ve hızlı hızlı aldığı nefeslerle tenimi keşfe çıkıp belime indiğinde kısa bir süre duraksadı "... Más

#ALINTI#
KORKUNÇ
PAZARLIK
ALIŞMA
DÖVME
TEMAS
MEDCEZİR
REGL
ŞART
İTİRAF
EPOCH NİGHT CLUB
AÇLIK
CADASIL
KARŞILIK
HAMLE
HAZ
DOZ
ESCAPE
İKİLEM
GÜVEN
TUTKU
CİNAYET
SİL BAŞTAN
ÖZÜR
İLİŞKİ
DAVETSİZ MİSAFİR
HEDİYE
CEZA
TAKİP
KAÇKIN
SINAV
KAÇIŞ
FİTNESS
ÖDÜL
KOR
PARTY
SENİNLE BİTSİN
ACEMİ
YIKIM
BEDEL
DOĞUŞ
ÖLÜMLE DANS ETMEK İSTEYENLERİN PİSTİ
BÖCEK
ATAK
XP(AY'IN ÇOCUKLARI) ☆
NEFES
MASAL
KÖŞK
DENİZ
KISKANÇLIK
ÖFKE
ADIM
ÖZLEM
DÖNÜŞ
YENİLGİ
TELAFİ
SESSİZ CENNET
ŞİDDET
GEÇMİŞ
PARS
VAKİT
KARAKTERLER
VEDA
HESAP
HAZIRLIK
ESİR
KARAKTERLER 2
ÖZEL BÖLÜM
DESTEK
KARŞILAŞMA
OYUN
HÜKÜM
YANGIN
SON
BİTTİ
SERÇE KUŞU
PARMAK İZİ
DÜĞÜM
MİLAS
SERÇE PARMAK
YENİLİK
CANIM
-ALDİ BENİ Bİ DARLUK!
ZİRAAT
DÜNYA
YALNIZLIK
BABAM
KARAYILAN
RÜYA
PROVA
EZA
TOKYO
FELAKET
AFFET
ZEUS NIGHTCLUB
YILDIZLARIN ALTINDA
DÜNYAYI TAŞIMAK
YEM
CİNNET
ÂLÂ
عجز Acz
ŞEYTANIN ÇOCUĞU
YASAKLI SINIRLAR
AZALAN MESAFELER
LALE ZÂRİM
TEPETAKLAK
YENİDEN
ESKİLER
KÜÇÜK MEZARLIĞIM
YILLANMIŞ İZLER
VE BELKİ YİNE YENİDEN
DUYURU
UMUTLARIN ALTINDA
YALNIZ SEN GEL
BİTİŞİN BAŞLANGICI
ISLAK İMZA
KAR ELMASI
VELÂDET
KARINDAŞ
KAMER

KAR KÜRESİ

42.6K 1.5K 864
Por AyNuR7a

Ayy selamlar hellolar xjxjxjxjxj

Ben geldim loğğğ👀💃

Nabersiniz?

Bende iyiyim. Önce okuduğunuz saati alayım😍

Oy butonuna basar mısınız?

Ve çokça yorum alayım 🔥

Şimdide okuYun. Çok beğenin emi 🤲

İyi okumalar❣️

İnstagram:  aynur7_a

Bölüm duyuruları için wattpad hesabını takip edin canlarım💕

♕♕

Yanımızdan geçip giden abimin görüntüsüne baka kalırken hızla Aral'ın kolunu tutup bizi mutfağa çektim ve iki elim ile ağzımı kapatarak az önce şahit olduğumuz manzarayı anlamaya çalıştım.

Onun Sude'ye karşı bir şeyler hissettiği zaten aşikar, bunu onların tavırlarından da anlamak zor olmasa da şimdi tamamıyla beraber olmaları ve buna tenlerinide dahil etmeleri ne kadar ciddi olduklarının kanıtı gibiydi.

Aral'ında en az benim kadar şaşkın ama benim aksime keyifli olması sinirimi daha çok bozuyor, kalçamı tezgaha dayayıp öylece duruyordum.

*"İdil" attığı adımlarla önümde dikilerek yüzüme bakmaya çalışırken ben bakışlarımı kaçırmış ve onunla da göz göze gelmemek için büyük bir çaba sarf etmiştim.

*"Hey benimkisi" yavaş yavaş çeneme doğru yol alan parmakları usulca okşamış, gözlerine bakıp o keyifli ifadeyi izledim. "Ne oldu sen bir bozuldun?"

-"Ne alakası var ya? " hızla çenemdeki elini indirerek yüzümü çevirmişken bir adım daha geriledim.

*"Bana bak sen abini mi kıskandın? "

-"Aral! " çatılan kaşlarım ve somurttuğum yüzümle ona sert bakışlar attığımda gülmesi daha da yoğunlaştı.

*"Ne aral? Yavrum bu onun hayatı. Onun olması seni bırakacağı anlamına gelmiyor ki? "

Söyledikleri içine düştüğüm ikilemde düşünecek mantıklı bir şey bırakmazken gözlerinin içine baktım ve iki elimide önümde birleştirip devam ettim.

-"Bencillik belki biliyorum"  deyip dudağımı ısırdım. "Ama, ama Aral. Ya beni unutursa yine? ya yine..."

Cümlemi tamamlamama izin vermeden dudaklarımın üstünü kapayarak uzunca öptü.

*"Bak seni yerim anladın mı beni? Saçmalama. Ne demek unutmak? "

Yanaklarımı sıkıca tutan elleri üstüne ellerimi koyup sıkıca bastırdım.

-"Saçmalıyorum"

Güldüm. Gördüklerimi hatırıma her geldiğinde abimin ve Sude'nin uykudan uyanış şekilleri, benim aptalca düşüncelerim gülmeme neden oluyordu.

*"Yalnız nasıl sıçradılar öyle? " dedi Aral kahkahamı arttırıp.

-"Çok ayıp oldu " dedim bende. "Keşke hiç gelmeseydik. Keşke haber verseydik.Keşke seni dinleseydim"

*"İyi ki vermemişsin"

Ben ne anlamda söylediğini merakla beklerken açıklaması beni çok daha fazla güldürdü."Abinin kalçası gerçekten yayık mış teyit ettim"

-"Aral" kolunu baş ve işaret parmağım arasına alarak mıncıkladığımda birden açılan kapı ile ikimiz kapıya dönmüş ve önce abim gri kazak, siyah kot pantolon ile içeri girdi arkasındanda Sude başı önünde yanakları al al olmuş, mavi kot ve beyaz kazağı ile geldi.

~"Tekrar hoşgeldiniz " dedi abim gözlerim eline kayıp Sude'nin elini tuttuğunu görünce utanmasını engellemek amacıyla yaptığı ne kadar da aşikardı.

-"Hoşbulduk" dedim bende yanıt olarak. Aral sadece gülümsemiş Sude ise yüzümüze bakamasada yinede konuşabildi.

"Hoşgeldiniz"

-"Teşekkür ederim " utanması ve başı önünde dolu dolu gözlerle durması içimi bir tık kötü etsede abimin bunu anlamasıyla tuttuğu elini öpmesi onu bir tık daha mutlu etti.

Birbirlerine kayan gözleri aşkla parlıyor,bu kez beklentimin aksine birde Aral'ın kurduğu cümle abimin Aral'a ters ters bakmasına, Sude'nin de daha çok utanmasına neden oluyordu. Bende susması yönünde hızla kaş göz yaptım.

*"Çalışanlarımın gün içinde ne yaptıklarını hep çok merak etmiştim."

Sanırım hem benim hemde abimin yaptığı sessiz uyarılar işe yaramış olacak ki Aral başını yana eğip sessizce gülümsedi. Cümlesini tamamlamak mı işte ona hiç yeltenmedi bile.

~"Niye hazırlamaya başlamadın kahvaltıyı" dedi abim konuyu değiştirmeye çalışarak. Aral'ın kurduğu cümle hala soğuk rüzgarlar estiriyor bende araya girme zorunluluğu duyuyordum.

-"Şey" parmaklarım gezindi saçlarımda ve gözlerim Sude'yi bulurken o hala bakmamış ve sanırım Aral'ın söylediğinde takılı kalmıştı. "Ben birlikte hazırlarız diye bekledim.Sude isterse siz içeri geçin biz hazırlarız"

Ona uzattığım zeytin dalı başını kaldırıp bana bakmasına neden olduğunda gülümseyip, minnet duymuştu.

"Olur"

-"Tamam" dolaptan küçük bir tepsi çıkararak içlerine dört adet çay bardağını altlıkları ile dizdiğimde tepsiyi Aral'ın eline verdim. "Salonda yemek masası var bırakır mısın?"

Onu şuan ortamdan uzaklaştırmak dışında hiç bir amaç taşımıyor ve Sude'nin kendini biraz daha iyi hissetmesini istiyordum.

*"Bırakırım" gözlerim içine baka baka verdiği yanıt ve giderken dudağını ısırması ile ben mesajını çoktan aldım.

Abimin ısınmaya bıraktığı suyun kaynamasını beklerken Aral'ın içeri gidip hala neden gelmediğini bilmesemde çok takılmadım.

Sude'nin ne yapacağını bilemez bir şekilde bana baktığını, abime bakmamak adına büyükçe bir çaba harcadığını ağladığım an tekrar devam ettim. "Sen domates ve salatalıkları doğra ben de diğer eksikleri hazırlayayım"

Gülümsedi.Gülüşü her ne kadar kassada kendini abime baktığı an daha da büyüdü.

Abimin onun gülmesinden bile mutlu olduğunu gördüğüm an anladığım kadarı ile bizi yalnız bırakmak istemiş ve arkama geçip başıma bir öpücük bıraktı.

Ben yüzümü ona dönüp yaptığına tebessümle karşılık verince aynısını Sude ye de yaparak çıktı odadan.

Ya kendini kötü hissetmemesi ya da onu rahatlatmak için yaptı bilmiyorum ama işe yaradı. Üzerindeki utangaçlığın biraz gittiğini ve daha iyi göründüğünü söyleyebilirdim.

Abime bakmasada kapanan gözleri, hızlanan nefesinden iyi olduğunu anlıyordum.

"Ben"  dedi birdenbire elindeki bıçağı tezgaha koyarak bana dönünce yüzüme bakmama gayreti içerisinde konuştu. "Az önce gördükleriniz. Yani o gördüğünüz..."

-"Sevgili olduğunuzu biliyorum " dedim sözünü tamamlamasına izin vermeden.

Kaçırmak adına binbir oyuna başvurduğu masmavi gözleri bana çevrilince önce derin bir nefes aldı sonrada gözlerinden bir kaç damla yaş düştü.

"Eğer beni ona yakıştırmazsan. Onun daha güzeline layık olduğunu söylersen ben..."

-"Sen çok güzelsin" bir kez daha kestiğim cümlesi ile şaşkınlıkla bana bakıyor ve titreyen ellerini sıkıca birbirine geçirip cümlemi devam ettirmemi bekliyordu."Neden ağlıyorsun?"

"O gördüğünüz adam yüzünden eğer Çağdaş'a zarar gelebileceğ..."

-"Sude" sesim birazcık yükselip cümlesini üçüncü kez kesince hızla yanına yürüyüp ona sarıldım ve onun duyduğum ağlama sesi eşliğinde bende ona eşlik ettim.

Kolları sıkıca sırtımı sarıp sığınacak bir şeyler aramış, aylar öncesindeki İdil Yörük profiline ne kadar da benzetmiştim.

Kimsesiz savunmasız ve sadece güveneceği birilerini arayan.

-"Abimle" kollarımı yavaşça gevşeterek onu kendimden bir tık uzaklaştırdığım an bana utanarak bakan gözlerine daldım.

O kadar güzel bir maviye sahiptiki sanki gök küçültülmüşte gözlerine sığdırılmıştı. "Onunla sevgili olmanıza çok sevindim inan bana."  dedim güven vererek. "Ne senden daha güzelini ne de daha iyisini bulabilir. Utanma"

"O çok güzel"  uzattığım parmaklarımla yaşlarını silen bana baka baka tamamladı cümlesini. "Karakteri, kendisi."

Ben okyanus mavisi gözlerinde  cebelleştiğim dalgaları anımsarken tamamladı cümlesini."O benim hak etmediğim kadar güzel bunu da biliyorum"

-"Kendine haksızlık ediyorsun" sağ yanağıma düşen saçlarımı kulağımın arkasına tarayıp ekledim. "Sende onun hayal edemeyeceği kadar güzelsin.Birbirinizi hak ediyorsunuz.Az önce olanlar için de üzülme lütfen. Seni çok iyi anlıyorum"  her iki elim karnım üstüne düşüp ufak hareketlerle okşadığında onunda gözleri karnıma kayıp ne demek istediğimi çok iyi anladı.

"Ben ondan hep kaçmak istedim" dedi gözlerimin içine baktı. "O gece son diye geldim ama ona rağmen utanmıyorum. Bana Çağdaş'ı kazandırdı."

-"Seni rahatsız ediyor mu? " kalçamı tezgaha dayayarak onunda aynısını yapıp gözlerini mutfak camına dikmesini izledim.

"Hayır. Aral bey'in kapıya bıraktığı adam, yaptığı uyarılar işe yaradı sanırım. Artık gelmiyor"

-"Biz hep yanındayız" başımı yana eğerek ona baktım. "Üzülme lütfen"

"Size minnettarım."  gülümsedi. Belirgin elmacık kemikleri al al olmuş yanakları ile birleştiği an ne kadar da güzel bir manzara dikiyordu.

-"Öyle düşünme" tamamı ile yönünü ona çevirince elini sıkıca tuttum. "Bende sana minnettarım. Abimi ilk kez bu kadar mutlu görüyorum. Senin sayende."

Yüzünü hızla inceleyen gözlerim kazağının açıkta kalan boynuna kaydığı an gördüğüm diş izlerinin dün geceden kalan bir anı olduğunu anladım.

Kazağın boynu az çok kapatabilsede tamamına yetmemişti. İzler hala ortadaydı.Onun bunu anlamaması için hızla çevrildi gözlerim. Onu buldu ve onda durdu.

Annem yaşadığı müddetçe devamlı bir kız kardeşim olmasını ne de çok dilemiştim. Ve bugün anladım ki ona baktığım an korumam ve sahip çıkmam gereken birini görüyordum. Bir kız kardeşi. Güneş, Eylül, Aliya üçünün yeri bende ziyadesiyle farklı iken şuan Sude'ye baktığımda üçünden de ayrı bir kefe de duruyordu yanımda.

Herkesten farklı ve herkesten farklı olması gerekiyormuş gibi.

Dalgın bakışlarımı olağanüstü bir hızla toparlayıp tekrar konuşma hakkını kendim de gördüm.  "Hadi bir an önce kahvaltımızı hazırlayalım. Su da kaynadı"

Başını olumlu anlamda sallayarak bana minnetle bakan gözleri önündeki salatalıklara kaymış ve doğramaya devam etmişti. Hala o kadar utanmış ve hala o kadar heyecanlı duruyordu ki titreyen eller ile bunu yaptığının farkında bile değildi.

Dakikalarca çıkarıp hazırladığımız kahvaltılıklar ve artık kendini daha iyi hissettiğini fark ettiğim Sude'yle kaynaşmamız olağanüstü bir hızla ilerleyince kapı açılıp çeri giren abime bakmıştım.

~"Bitti mi kahvaltı?" tezgah üstünde tamamlanan kahvaltılıklarda gezinen gözleri  birden ikimize kaydı.

-"Bir tek çay kaldı" dedim cevaplayarak.

"Ben hallederim"  onu da Sude üstlenip suyu çaydanlığa boşalttığı an bende abime döndüm. "Abi Aral nerede?"

~"İçerde"

-"Ben bir bakayım"

Siyah metal tepsi üstüne bir kaç çeşit kahvaltılık koyarak ikisine bıraktığım gülümsemeyle odaya yöneldim.

Beklediğim tavırın aksine  gördüğüm manzara beni fazlasıyla şaşırtırken ikili koltukta oturup elinde tuttuğu metal kar küresine dalarak bakan Aral'ı gördüm.

Gördüğü bibloya o denli dalmış olmalıydı ki ne benim içeri girdiğimi nede onu gördüğümü fark etti.

Bir elinin avucuna yerleştirip diğer eli ile de ufak dokunuşlar yapıp çoğu zamanda hareket ettirerek içindeki karların etrafa dağılmasını izliyordu.

Tepsi parmaklarım arasından yavaşça bırakılıp masa üstündeki yerini alınca ona doğru yürüyüp koltuğun arkasına geçerek iki elimi de boynuna doladım.

Hareketimle irkilsede belli etmemiş, kürenin içerisinde yer alan tek katlı evin önünde hem o erkek çocuğunun hemde evin üstüne yağan karları birlikte izledik.

-"İyi misin?" dudaklarım sert bir dokunuşla öpücüğünü boynuna bıraktığında devam ettim. "Hımm?"

*"Senin miydi bu? "

-"Evet" gülümsedim. Önce boynunu tutan ellerimi sıktım sonrada yüzümü boynuna gömerek konuştum. "Annemden kalan en güzel şey."

Geçen anne lafı beni gülümsetsede onda bir hüzün bıraktı. Boynundaki ellerimi çekerek koltuğun yanından dolanıp  yanına oturdum. O elindeki küreye bende ona baktım.

-"Sevdiysen alalım mı? "

Küreyi parmakları arasından usulca orta sehpa üstüne koymuş, gözlerim içine bakmadan tüm odağını ona vererek konuşmuştu. "O kadının beni bıraktığı, evden gittiği gün arkasından çıkıp saatlerce o kapının önünde bekledim."

Boğazıma oturan yumruyu yutkunmaya çabalamam hiç bir işe yaramamış o acı dolu tadı atamamıştım.

*"Annen öldü" sıkıntılı bir nefes verip bu kez acıyla gülümsedi. "Ölümün ne olduğunu bilmiyordum ki. Ben..." eğilip baş parmağı ile kürenin camını okşayıp devam etti. "Bir yere gittiğini sandım önce. Çünkü onların her zamanki hallerinden bir farkı yoktu.Hep kavga gürültü. Önce saatler geçti sonrada günler. Gelmedi. Gittiği yer uzak diye avuttum kendimi. Başka ne düşünebilirdim ki. Bir anne çocuğunu nasıl bırakabilir? Sonra bir gün o herif beni kapının önüne yaka paça attı"

Yanağımı yakacak damlalar gözlerim içindeki son debelenişlerini verince ne olur şimdi akmayın dedim içimden. Ben ağlamak değil onu dinlemek istiyorum.

*"Bir oyun sandım önce. Bekledim, bekledim, bekledim " onunda gözlerinin dolduğunu irisini kaplayan kalın su tabakasına baktığımda fark ettim. "Devamında anladım bu benim oynadığım oyunlara benzemiyor. Ben saklanırım onlar beni bulduğunda oyun biter ama şuan bir yanlış var.Garip bir yanlış, ben saklanmadım. Ben zaten ortadayım. Beni bulan kimse yok. Biz oyun oynamıyoruz"

-"Aral" uzanıp elini avuçlarım arasına alınca bana bakmasını dilesemde yapmadı. Tek bir kez dönüp bakmadı.

*"Beklemekten sıkıldığım ve o üşüyen ellerimle o kapıya vurmaktan yorulduğum an tamamıyla anladım.Bu bir oyun değil,kimse eğlenmiyor onlar benden vazgeçti."

Tuttuğum elini bırakmadan boşta ki elim ile de çenesini tutarak kendime çevirdim. Bana bakan gözleri, göğsüne ağır gelen o koca ağrıyı yüklenmek ti amacım. Ona ortak olmak ve onun acısını yok etmek.

Konuşmak için aralanan ağzım birden bire açılan kapıyla toparlanmamıza neden olmuş, abim ve Sude ellerinde tuttukları kahvaltılık dolu iki tepsiyle bize bakıp dizmeye başladılar.

Sude'nin Aral dan mı çekindiğini veya hala gördüğümüz fotoğrafın sonucu mu olduğunu anlamadığım bir hızla yine mutfağa gittiğini gördüğüm an abim de bir şeyler unutmuş olacak ki peşinden gitti.

-"Aral"

Ayak tabanlarımdan aldığım güç şu anı bozacak hiç bir şeye izin vermeme isteğimle aceleyle ayağa kalkınca ona elimi uzattım. "Hadi kalk.Ben hep yanındayım"

*"Sadece sen ol yanımda" elimi tutarak ayağa kalktı, alnıma ise dudaklarını dokundurdu. "Sadece sen"

Dördümüzün ve bir miladın başlangıcı sayılacak tabloda edindiğimiz başrollerle  kavga gürültü olmadan etmeye başladığımız kahvaltıdan daha huzurlu ne olabilirdi ki.

Bir kaç dakika öncesine kadar gördüğüm Aral'ın dalgın ve üzüntülü hali ilk kez hastalığına teşekkür edeceğim bir şekilde hızla değişirken sanki bir kaç dakika öncesinde üzülen, üzgün olan o değildi.

Unuttu ve ya unutmayı tercih etti bunu anlamasam bile ama mutluydu.

Abimin dik, güçlü tavrı söz konusu Sude olunca su aşağı çekiliyordu. Bana bakabilsede konu Aral olduğunda başını önüne eğiyordu.

~"Gebeliğin nasıl idil? " konuşmak adına açtığı konu dünyanın konuşulacak en güzel konusu ve kurulacak en güzel cümleleri iken hevesle karşılık verdim.

-" İyi gidiyor, bir sıkıntı yok"

~"Şu an kaç aylıklar?"

*"Dört tamamlandı beşe girdik" ellerimin refleksle karnımı bulduğunu görünce hızla çekip saçlarım ile oynadım.

~"Bundan sonrası daha hızlı geçecek. Alıştın artık."

-"Aslında hiç geçsin istemiyorum" Aral'a dönüp onun hayran hayran bana baktığını gördüm. "Her anın tadını çıkarmak istiyorum."

~"Annemden sonra gördüğüm en güzel hamilesin"

Annemin hamileliğimden kastı bana gebe olduğu anlar olmuş, bu sözcükleri onun ağzından işitmekten daha güzel ne olabilir diye düşünmüştüm. Bir insanın bu cümleyi abi ve babasından duymasından daha güzel bir şey olur mu emin değildim.

Sevinçle dolan yüzüm ve heyecanlanan elim kolumla Aral bendeki değişimi fark etmiş, masanın altından ayağını ayağıma vurup daha çok kıvranmama neden oldu.

Bir şey söylemek istesem de heyecanım buna el vermedi. Ne denli mutlu olduğum da abime verdiğim en güzel yanıttı.

~"Biraz daha kalacağınızı sanıyordum Rize de"

-"Aslında doyduk zaten. Görmediğimiz pek bir şey kalmadı. O yüzden iyi ki döndük"

Aral'ın ağzına attığı bir dilim peynirden sonra bana dönüşüne baktım ve devam ettim. "Sana bir şey getirdim"

Abimin bir yanıt vermesini dahi beklemeden aceleyle ayaklandımki Aral'ın arkamdan kurduğu cümleyi işitti kulaklarım. "İdil düşeceksin yavaş"

Mutfak masasında paketlenmiş halde duran hediyesini sıkıca tutup bir kez daha salona gelince önce abime uzattım sonrada oturup açmasını bekledim.

-"Seçim Arala ait ama renk bana "

Aral dediğim an abimin Aral'a kayan bakışları ve Aral'ın da hiç bir çekinge duymadan ona bakması acaba yine bir sıkıntı olur mu diye bana düşündürtse de abim açtığı paketle içinden çıkan çakıya gülerek baktı ve ortamı neşelendirecek o cümleyi kurdu.

~"Tam kendine yakışır bir hediye almışsın" dedi Aral'a dönüp.

*"Çay alsam daha mı iyi di?"

Benim ve Sude'nin üzerlerinde gezinen bakışları ile abim önce çakıyı çıkardı kutusundan, sonrada parmağını yavaşça gezdirdi üzerinde.

~"Rize den başka ne alınır?Zahmet etmişsiniz teşekkür ederim "

-"Beğendin mi? " dedim bende atlayıp.

~"Beğenmesem çay mı getirecektiniz? "

Aral gözlerini devirip gülümserken  onun keyiflenmesi ben ve Sude dahil olmak üzere ikimizi de mutlu etti.

*"Sen çay mı getirmemizi tercih ederdin? Süs o, koy ünitene kalsın" dedi Aral verdiği yanıtla ikimizi de tedirgin etti.

-"Sude çayın bitmiş" dedim henüz yarıladığı bardağına uzanıp almaya kalktığımda Sude'nin verdiği yanıtla kırdığı pot hepimizi deli gibi güldürdü.

"Hayır bitmedi"

~"Abim otur endişelenme artık" dedi abim gerildiğimi anlamış olacak ki içime bir miktar su serpti. "Takılıyorum. Çay getirmenizdense bu daha iyi"

Aral'a dönüp, onunda keyifle abime baktığını görünce tabağıma uzanarak ağzıma bir zeytin attım.

Ettiğimiz kahvaltıdan sonra beraber sofra kaldırma işini hepimiz birlikte üstlendik. Abim ve Sude'nin bir kaç dakikadır mutfakta tek olması meraklanmama neden olmuş, duyduğum sesle odağımı tekrar topladım.

*"Kalkalım mı artık" dedi Aral benim devamlı kapıyı izleyen halime bakarak konuştu.

-"Sıkıldın mı? "

*"Hayır ama seni bir yere götüreceğim"

-'Nereye"

Sağ el işaret parmağı uzanarak burun ucuma dokunmuş, biraz daha yanıma sokularak konuşmuştu. "Karım olmak istiyor musun?"

-"Ne? yıldırım nikahı mı yaptıracaksın bize? "

Kahkaha attı ve çenemi tutup dudağımı öptü. "Hayır tabiki. Sana gelinlik bakacağız"

Kitlendim. Öylece durup saniyelerdir ona baktığımı şıklattırdığı parmaklarından anlarken tekrar yüzüne odaklandım. "Bugün gelinlik mi alacağız?"

*"Hayır. Asıl gelinliğini alacağız ama bugün başka modeller denemeni istiyorum. İstediğin güzel bir şey var mı? Belki iyi bir şey buluruz"

-"Hayır" dedim omuz silkerek parmakları arasından kurtuldum. "Düğünden önce beni gelinlikle göremezsin"

*"Niyeymiş o? "

-"Bilmiyorum uğursuzluk getiriyor diyorlar"

*"Kim diyor? Söyle saçmalamasınlar" dediğin de öyle bir kahkaha attım ki benim gülmem onu da güldürdü.

-"Banane ya gelinliğimi Aliya ile beraber seçeceğiz. Hem Sude de gelir. Kız kıza"

*"İdil"

-"Hiç uzatma sen gelmeyeceksin"

*"Geleceğim"

-"Gelmeyeceksin. Biz kız kıza seçeceğiz" dedim karşı koyup"

*"Yavrum benimle evleneceksin.Onlardan daha çok söz hakkım var benim."

-"Tamam sen ayarla biz yarın gideceğiz. Sen gelmiyorsun"

*"Neden bugün değil?"

~"İdil"

Açılan kapı ile Aral istediği yanıtı alamadan ikimizin de gözleri abimi ve gitmek için hazırlanan Sude'yi buldu.

~"Sude gidiyor" beklediğim sorunun cevabını sormama gerek bulmadan abim zaten vermiş bende ikisinde gözlerimi gezdirip bir yanıt bekledim.

"Gitmem gerekiyor kusura bakmayın"

-"Kalsaydın biraz daha"

"Başka zaman. Akşamda kulüp var zaten. Gitsem iyi olur"

-"Peki"

Aral'a bakmamış ama gelip benim boynuma sarılmıştı. Sıcakkanlığına aynı şekilde verdiğim karşılıkla ona kapıya eşlik etmeyi abime bırakınca tekrar Aral'ın yanına yürüdüm.

Dağılan konumuz abimin içeri girmeye başlaması ile tekrar toplanmış ikili koltuğa oturarak bana elini uzattı.

Aral'ın bundan hoşnut olmadığını gözlerini devirmesinden anlayarak abimin yanına oturup başımı göğsüne yasladım.

~"Kal bugün burada" dedi abim mırıldanıp.

Cümlenin muhattabı ben olmama rağmen odağım Aral'ı buldu. Bana bakıyor ve ne söyleyeceğimi bekliyordu.

~"Özledim seni" diye devam etti. Bir yanıt bekliyordu biliyorum. Saçlarım arasına bıraktığı dokunuşları benden almayı beklediği cevabın uyarıları iken Aral'a baktım.

Kararsız kaldığımı ve beni o ikilemden çıkaracak yanıt öne eğdiği başı olmuş bende başımı kaldırıp abime dönmüştüm.

-"Yarın hastaneye gidecek misin? "

~"Evet"

-"O zaman akşama kadar kalırım. Sonra Aral alır beni"

~"Tamam"

Her defasında bana sen olmadan uyuyamam diyen adamın başını öne eğmesinin tek nedeni akşamı bensiz geçirmesinin ihtimali olduğunu biliyordum. Ayarladığım plan ikisinin de gönlünü kırmamaya dikkat etmeye yönelik oluşturulmuş ve buna en çok Aral sevinmişti.

*"Bende kalkayım" birden bire ayaklandığını gördüğümde acaba bana mı kızdı diye düşünmeden edemedim.

~"Biraz daha otursaydın"

Abimin ona karşı kurduğu nazik cümle ve Aral'ın da sıcak tavrıyla verdiği yanıt her şeyin gerçekten rayına oturduğunu gösteriyordu.

*"İşlerim var sağ ol.Belki başka zaman"

-"Aral"

Ayağa kalkarak yanına yürüdüm. Bir şey söylememe gerek kalmadı çünkü o biraz daha oturmasını istediğimi çok net fark etti.

*"Akşam alırım seni. Biraz abi kardeş yalnız kalın"

Abimin hiç bir şey demeden odağını açık ama aslında hiç kimsenim izlemediği televizyona diktiğini fark edince Aral kapıya yürümüş bende arkasından gitmiştim.

-"Kızdın mı? "

Çıkış kapısın da ayakkabılarını giymesini ve bana dönerek konuşmasını dinledim. "Hayır saçmalama. Dedim ya yalnız kalın diye"

-"Gelinlik? "

*"Yarın, tamam" sağ elimi tutup avuç içime dudaklarını bastırdı.

-"Tamam. "

Dışarı attığı adımla peşinden bende çıkıp, onun anlamayarak bakmasına da açıklayarak devam ettim. "Seni geçireceğim"

*"Yavrum gerek yok hadi geç sen. "

-"Var hadi"  peşinden bir adım atıp ev kapısını da aralayarak açıp bırakıp peşinden çıktığımda boş sokakta arabasına doğru yürüdük.

-"Aklın bende kalmasın"

*"Biliyorum, içim rahat zaten." Parmaklarını parmaklarıma geçirerek gözlerimin içine baktı. "Dışarı çıkarsanız haberim olsun. Telefonunu da tek dakika ayırmıyorsun yanından"

-"Merak etme. Sen ne yapacaksın?nereye gidiyorsun? "

*"Önce otele gideceğim. Bakalım ne var ne yok. Akşamda kulübe geçerim"

-"Haberleşiriz" başımı yana eğip sokak dönemecine diktiğim gözlerim takılı kaldı. Çünkü orada gördüğüm yabancı bir suretin bizi izlediğine neredeyse emindim.

*"Ne oldu? "

Sağ el işaret parmağımı dönemece yönelterek konuştum. "Sanki bir kadın vardı orada. Bize bakıyordu"

*"Nerede? "

Onunda gözleri benimle beraber parmağımın işaret ettiği yöne doğru yol alırken bakışlarımı kaçıramadan konuştum. "Şu duvarın arkasında"

*"Bekle sen burada"

Yanımdan geçmek için hareketlenmiş ama bende kolunu tutarak engel olmuştum ona.

-"Dur gitme"

*"Yavrum bakacağım sadece "

-"Hayır yanlış gördüm sanırım. Dur" dedim gitmesine engel olup.

*"İyi tamam"  başımı göğsüne yaslayarak kollarımı boynuna dolayınca gözlerimin tekrar oraya kaymasına engel olamamıştım.

Ya yanlış gördüm ya da kafamda oluşturduğum senaryolar,Mert'in hala bulunamayan çoğunluğun tahminine göre ölü bedeni böyle düşünmeme neden oluyordu.

Bir kaç dakika boyunca ne ellerimi gevşettim nede onun benden gitmesine izim verdim.

*"İdil" bel kenarlarımdan tutup beni yavaşça göğsünden uzaklaştırıp aramıza yarım metre bıraktı. "Yavrum iyi olduğuna emin misin? Hadi gel benimle. Sonra kalırsın"

-"Yok" gülümsedim ve kendime gelmeye çalışıp onada güldüm "İyiyim Aral. Yanlış gördüm büyük ihtimal. Hadi git sen"

*"Emin misin? "

-"Evet " ellerini boynuma sararak dudaklarım üstüne kondurduğu öpücüğe bende aynı şekilde karşılık verince ayrılıp aracına binmesini bekledim.

*"Hadi git"

-"Önce sen git"

*"İdilll! "

-"Tamam ya" son kez dönemece kayan gözlerim hiç kimseyi görmemiş ve yanlış gördüğüme artık neredeyse eminken kapıya doğru yürüdüm.

Aral'ın hala araç içinde durarak önce benim eve girmemi beklediğini fark ettiğimde el sallayıp kapıyı kapattım.

-"Abi" onu hala salonda oturduğu koltukta bulunca yanına geçtim.
Gülmemek adına kendimi kastığımı görebiliyordu ve baştan uyarma ihtiyacı hissetti.

~"Sakın gülme. Bir şey de söyleme"

-"Gülmüyorum, bir şey de söylemiyorum ama anlatırsan dinlerim" dedim konuşarak.

~"Gördüğün gibi"

-"İlerlemişsiniz çok."

Güldü. Ellerini saçlarım arasında gezdirip bozulmasına neden olunca tekrar konuştu. "Utandığı için gitti biliyorsun değil mi?"

Bende güldüm. İki elimle yüzümü kapatıp derin bir nefes soluklandım.
"Biliyorum"

~"Ben şimdi ne yapayım sana"

-"Ne? " elleri karnıma kayıp gıdıklamaya başlayınca deli gibi gülüyor ve kahkahalarımı tutmaya çalışıyordum.

-"Abi. Abii. Abi yapma dur"

Attığım kahkahalar odada yankı bulurken bir yandan da nefesim durmasın diye uğraş veriyordum.

-"Dur abi lütfen" iki elinide sıkıca tutup yaptığına engel olduğumda duraklamış ve gıdıklamayı kesmişti.

Ben derin derin nefesler alarak kendime gelmeye çalışırken, o da her taaruzda saldırmayı bekliyor gibi duruyordu.

~"Nereye götüreyim seni şimdi? "

-"Bir yere mi gideceğiz? "

~"Evde mi oturmak istiyorsun? "

Verdiği yanıtla başımı olumsuz anlamda sallayınca nereye gideceğimiz önemsiz olmasına rağmen sadece onunla olma fikri tepemde ki umut ışığını yaktı.

~"O zaman çıkalım mı? "

-"Olur çıkalım ama önce bir lavaboya gideyim"

~"Tamam"

Banyoya ulaşan adımlarımla kapıyı kapatıp telefonumu çıkararak mesaj yazmak üzere Aral'ın numarasını tuşladım.

"Abimle dışarı çıkıyoruz.Haberin olsun"
Gönderen: İdil
11.03

Telefonu elimden bırakıp aynadaki görüntüme döndüm ve saniyeler sonra gelen mesaj sesi ile yazdığı yanıtı okudum.

"Nereye???"
Gönderen: Aral
11.03

"Bilmiyorum. Gittiğimiz yerde yazarım yine."
Gönderen: İdil
11.04

"Tamam dikkat et."
Gönderen: Aral
11.04

"Sende. Seni seviyorum 😘"
Gönderen İdil
11.05

"Akşam bu öpücüğün gerçeğini istiyorum haberin olsun 👩‍❤️‍👨👙"
Gönderen: Aral
11.05

Şaşkınlıktan ısırdığım dudaklarım, acaba yanlış mı gördüm ya da o yanlış mı gönderdi diye düşündüğümde gerçeğin hiç de öyle olmadığını fark ettim. Basbaya hem birbirini seven çift hemde iç çamaşırı takımı emojisi atmıştı.

Ona karşılık olarak ne atabileceğimi bir kaç saniye boyunca emojiler arasında gezerek karar vermeye çalışsam da hiç birini atamayıp tek bir emoji atmakla yetindim.

"😲"
Gönderen: İdil
11.06

"Tamam akşam açarsın böyle ağzını. Bu pozisyonu da  seviyorum ben 😍"
Gönderen: Aral
11.07

"Kes ya sapık "
Gönderen: İdil
11.07

Yüzümden bir an bile  eksik olmayan gülümsemem gönderdiği mesajlara tekrar bakmama sebep oluyor ve gerçekten onunla yaşayacağım şeyler içimin kıpır kıpır olmasına yetiyordu.

"Sustum ❤"
Gönderen: Aral
11.08

Cevap yazmadan son bir kez iyi olduğuma kanaat getirerek aynaya bakmış ve çıkış kapısında ayakkabılarını giyinmiş elindeki telefonda bir şeyler yazan abimi gördüm.

-"Hazırım ben"

~"Hadi o zaman"

Sağ eli uzanıp kapıyı açtığında önce benim çıkmamı bekledi sonra da kendi çıktı. Yöneldiğimiz araç kapısıyla binmek için yeltenmiştim ki bir kez daha sokak dönemecinde sanki bizi izleyen biri olduğunu fark ettim.

Yüzünü ve cinsiyetini tam olarak seçemesemde bir gölge gördüğüme neredeyse emindim.

Abimin de baktığım yere kayan gözleri üzerimde toplanarak konuşmaya dönünce bende bir gariplik olduğunu sezdi.

~"Ne oldu abim,bir sıkıntımı var? "

-"Sanki şurada biri vardı." dedim konuşup.

~"Nerede? "

-"Şu duvarın arkasında" işaret parmağımla gösterdiğim yere abim hiç bir tereddüt duymadan yürümeye başlayınca korku ve endişe içinde bekledim onu.

Sokağın başına gidip merakla baktı ve bir şey görememiş olacakki tekrar bana doğru yürüdü.

~"Kimse yok. Yanlış gördün herhalde"

-"Herhalde"

Biraz bile olsun üstümdeki endişe azalmamış ikinci kez acaba yanlış görmüş olabilir miyim diye düşündüm.

Abiminde şoför koltuğuna oturmasını izleyip aracı çalıştırana kadar bakışlarımı oradan o dönemeçten ayırmadım.

Araç çalışmaya başladığı an az da olsa rahatladı içim. Gideceğimiz yer neresiydi bilmiyorum ama onun hiç bir önemi yoktu zaten. Asıl mühim olan abimle yan yana olmamdı.

Dakikalar boyu sürecek yolculuğumuz beş katlı kocaman dev bir alışveriş merkezi önünde durduğumuz da araçtan çıkmadan abime baktım.

~"Önce güzel bir film izleyelim. Sonra biraz alışveriş yaparız, yemek yeriz"

Bir kaç dakikada kurduğu planlara zevkle eşlik etmiş iki saat sürecek komedi dolu bir filmden çıkarken abime baka baka güldüğüm bir anın başrolündeydim.

-"Neden beğenmedin ki sen? Gayet güzeldi film"

~"Ergen aşkı izlemekten daha eğlenceli onlarca film sıralayabilirdim sana." dediğinde ben hala gülmeye devam ediyordum.

-"Ne gibi? "

~"Mesela sırf korkuyorsun diye izlememize izin vermediğin uzaylı filimleri gibi"

-"Abi ne işimiz var bizim uzaylılarla" deyince  onunda güldüğünü gördüm.

İki elim karnım üstünde gezip yavaşça okşuyor, şaşkınlık verici olsada iki saat içinde sanki aylardır yemek yememiş gibi hissediyordum.

Acıkmamla beraber yolumuz yemek yiyebileceğiniz bir lokanta olmuş, karnım tıka basa dolana kadar lokmaları irili küçüklü yemeye başladım.

O bana çoğunlukla gülüp ve dalga geçerek takılsada hiç birini ciddiiye almadım.

Onun tabağına uzanan elim lokmalarını ağzıma da alırken bir yerden sonra dayanamayıp onunda yedirmeye başladığını fark ettim.

Elim tamamı ile şişip daha fazla yiyemeyeceğim tabağa kaydığında tabağı ittim ve çatalıda içine koyup konuştum. "Doydum ben"

~"Emin misin? Bir porsiyon daha isteyelim mi? "

Kıkırdamaya başladım. Benle dalga geçtiğini bana takıldığını biliyor ve açıkçası bu tür şakaları ciddiye bile almıyordum.

Elime aldığım peçeteyi katlayarak önce dudaklarımı silip sonra da abimin istediği tatlı ve portakal suyunu içtim. Hala midemde boş bir yer olduğuna inanmak güç gelse de demek ki hala yiyebiliyordum.

Aral'ın sık aralıklarla araması ve benim tüm gerek yok sözcüklerime rağmen abimin giymem için aldığı kıyafetleri bagaja koyup günün devamını benim isteğimle sahip park olarak seçtik.

Aracı park etmesini beklediğim süre zarfında gözlerim çevremde gezinip kafa dinlemek adına gelen insanlara takıldı. Herkes çoğunlukla ya sevgilisi ya da ailesiyle gelmişti.

Kalbim Aral diye diye tutturmuş, aklım ise abim olduğu gerçeğini yüzüme tokat diye vurmuştu. Biraz yürümek istememle onun attığı ufak adımlara bende koluna girmekle eşlik ettim.

Çay satan seyyar satıcılara yakın oturduğum bankta abim bize içecek bir şeyler alacağını söyleyerek bir kaç adım uzaklaşınca Aral dan herhangi bir mesaj gelip gelmediğine baktım.

En son konuşmamız kafede yediğimiz tatlılar esnasında olmuş,bir daha da haber almamıştım.Mesaj atmak için yeltenip harfleri yan yana getirsem de onları silmek yazmaktan daha kolay oldu. Rahatsız etmek istemeyip müsait olduğunda onun zaten arayacağını düşünerek telefonu kapatıp başımı kaldırdım ve bir kaç metre ilerimdeki çam ağacının arkasında bugünden beri üçüncü kez gördüğüm suretle karşılaştım.

Bir kadın...

Görüntüsü itibariyle fazlasıyla genç olduğuna kanaat getirdiğim alımlı ve fazlasıyla bakımlı suretine eşlik eden yorgun gözleri,tokayla tutturulup omuz bitimindeki siyah saçları.

Endişe ile abime çevrilen gözlerim tekrar kadını bulunca hareketlenmek için kalkmıştım ki hızla arkasına dönüp seri adımlarla uzaklaştığını gördüm.

Aklımdan birden bire geçen milyonla düşün beynimin içini meşgul ederken telefonu elime alıp Aral'ı armaya kalktım ama  abimin sesiyle durakladım.

~"İdil abim iyi misin? " elindeki geri dönüşümlü bardaklarda ki çayı bankın üstüne koyarak kolumu tutunca  sık aldığım nefeslere baka baka konuştu."İyi misin? Yüzün sapsarı"

Gözlerimi hızla çevremde gezdiriyor, ona söyleyip söylememek konusunda kararsız kalıyordum. Kalbim ondan hiç bir şey gizlemeyip hemen söylemem gerektiğini vurguluyor, aklım ise zaten yeni yeni Aral'a güvendiğini hatırlatarak tekrar endişelendirmemem gerektiğini anlatıyordu.

Olurda eğer anlatırsam yanında kalmam için yapacağı baskı beni Aral dan uzak tutmakla kalmayacak, beni koruyamadığını ileri sürerek onlarca yeni kavganın fitilini ateşleyecekti.

~"İdil, abim sana söylüyorum"

Tekrar ağacın arkasına kayıp kim olduğunu bilmediğim o kadını arayan gözlerim abime çevrilince titreyerek konuştum. "Ne?"

~"İyi misin ne oldu? "

-"İyiyim sadece biraz kötü hissediyorum. Eve gitsek olur mu?"

~"Hastaneye gidelim mi? Neyin var? "

-"Yok" yüzümü sıkıca kavrayan ellerini yavaşça indirip  devam ettim. "Hayır biraz uyusam geçer"

~"Tamam gidelim" içi çay dolu bardaklardan birini bana uzatınca tekini kendine aldı ve ona en çok karşı koyamadığım o şeyi yaptı. Parmaklarını benimkime dolayıp elimi tuttu.

Çevremi kontrol ede ede attığım adımlarla elimdeki çay soğumaya yüz tutana kadar aklımdan geçen sorulara bir cevap bulmaya çalıştım.

O kadın kimdi?

Beni nereden tanıyor?  Ya da benden ne istiyor?

Beni neden  takip ediyor?

Hala gördüklerim bir tesadüf olabilir mi?Eğer öyleyse ben onu fark ettiğimde neden hızla uzaklaşıyor?

Bana yakın olmadığı için yüzünü tanıma şansına erişemedim ama garip ve ilk kez gördüğüm bir sima olduğuna yemin edebilirdim.

Aracın yanına yürüyene kadar abimin devamlı konuştuğunu ve benim onu kafamı meşgul eden sorulardan ötürü duymadığımı en son dayanamayıp önüme dikilmesinden anladım.

~"Neyin var senin? "

-"Ben" dedim elimdeki içi çay dolu bardağı hemen bitişiğimdeki çöp kutusuna attım. "Benim bir şeyim yok. Sadece yorgun hissediyorum."

~"İdil bak bana yalan söylüyorsan..."

-"Hayır abi" dedim gülümsemeye çalışarak. "Sadece eve gitmek istiyorum. Sana sarılıp uyumak istiyorum bu kadar."

~"Tamamda  çıktığımızda mutluydun ne oldu şimdi. Onunla mı alakalı? "

-"Kim? " sesim beklediğimden de yüksek çıkarken bahsettiği kişinin Aral olduğunu anlamam uzun sürmedi.

~"O, Aral işte"

-"Hayır henüz konuşmadım bile. Biraz yorgun hissettim o kadar. Ayrıca hamileyim ben" dedim karnımı tutup. "Duygu değişiklikleri göstermem normal değil mi?"

~"Pekala öyle olsun." güldü ve beni de güldürecek soruyu sordu. "Tekme atıyorlar mı?"

-"Evet arada o dayaktan nasibimi alıyorum."

~"İyi bakalım hadi bin"  aracın kapısını açıp binmemi bekleyince oda binmiş ve hareket ettirdiği araçla yirmi dakika sonra ev kapısından içeri girmiştim.

Üstüme oturan endişe gömleğini atmak çok kolay olmasa da biraz daha iyi hissettiğim söylenebilir.Tabiki eve girene kadar belki onlarca kez arkama dönüp bizi izleyen birileri olup olmadığına baktım.

Eve attığım ilk adımda ilk işim pencerenin yanına gidip sokağı kontrol etmek olmuş, beklediğim gibi birilerine rastlamadan hızla perdeleri çektim.

~"Sen geç uzan bende birazdan geliyorum " abimin sesiyle telefonumu elime alarak onun odasına yönelince önce camdan dışarıyı kontrol edip sonrada perdeleri çekerek yatağa oturdum.

Aral'ın hala bile aramadığı ve tek bir mesaj bile atmadığını fark ettiğimde hızla numarasını bulup tuşlamaya başladım.

Çaldı.

Çaldı..

Çaldı...

Yaklaşık üç defa üst üste çevirdiğim ve açılmayan telefonla bütün kötü düşünceler zihnimin içinde tek tek yer edindi.

Aklıma gelen onlarca düşünce binlerce kötü fikir nefeslerimi düzeninden çıkarırken hızla Yağız'ın numarasını bulup aradım.

Çaldı.

Çaldı ama onda da açan kimse olmayınca  artık elim telefonu zar zor tutuyor ve rehberde Emir'in numarasını bulamayacak hale bürünüyordum.

Kendimi kasa kasa aradığım numaranın gözlerim önünde olup aslında benim görmediğimi fark ettiğimde bir umut kulağıma bırakarak açmasını diledim.

Yüzüm yanıyor, kollarım işlevinden düşerken parmaklarım tutmuyordu.

Çaldı...

Sadece bir kaç saniye sonra açılan telefonla o sesi duyunca kulağıma gelen sözcük ağlamam için yeterliydi.

"Yenge"

Ağladım.Ne ağzımdan dökülen hıçkırıkları nede gözyaşlarımı tutabildim.

"İdil iyi misin? Neden ağlıyorsun?"

-"Aral." dedim yutkunarak. "Aral. Aral telefonlarımı açmıyor. Emir nerede iyi mi?"

"İdil bir sakin ol önce. Sen buna mı ağlıyorsun?"

-"Aral nerede? "

"Açamaz tabiki çünkü toplantıda. Aniden gelişti. Hemen girdi o da. Telefonu yanında değildir ondan açmıyordur"

-"Yağız'ı da aradım" dedim burnumu  çekerek. "O da açmadı."

"O da Aral ile birlikte. Sen bir sakin ol. Söz iki dakikaya arayacak seni. Bekle  tamam mı?"

-"Tamam"

Kapanan telefonla ellerim arasından kayıp gitmesine seyirci kalmış ve akmaya başlayan gözyaşlarımı durdurmaya çalışmadan daha fazla akıttım.

Ekranda beliren saat, bir elimle karnımı bir elimle de sol göğsümü sıkıca tutup bir haber gelmesini beklediğim de yaklaşık olarak iki buçuk dakika sonra ekranda beliren isim ve çalan telefonla irkildim. Çalacağını, arayacaklaını bilmeme rağmen ürkdüğümü düşününce yaşadığımız olayarın hala bile etkisini bu denli üstümüze bıraktığını kabullenmek istemiyordum.

Zoraki de olsa elimi çalan telefonun üzerinde kaydırıp kulağıma götürünce ağlamam daha da şiddetlendi.

-"Aral"

*"Bebeğim"

Ağzımdan dökülen hıçkırık ve inlemeleri diğer elimle kapamaya çalışıyor, sesimin abime gitmemesi için çabalıyordum.

*"İdilll. İdil yavrum dinle beni. "

Ağlıyor ve ne yaparsam yapayım az önce yaşadığım korkuyu bastıramıyordum.

*"Lanet olsun haber vermeyi unuttum sana. İdil"

Cevap vermeden akan yaşlarımla birden bire içeri giren abimle göz göze geldiğimde o önce ağlayan bana baktı sonrada beni kendime getirecek onlarca cümle kurdu.

Telefondan gelen son ve benim işittiğim tek ses Aral'ın "geliyorum bebeğim" demesiydi.

Sonrası uçup gitti aklımdan. Abimin bir kaç saniye Aral la konuşmasından tutta telefonu kapadığı an beni sakinleştirme çabaları hiç bir işe yaramazken yanıma oturup beni göğsüne çekti ve başımı omuzuna yasladı.

~"Tamam abim. Tamam geçti " başım omuzunda dakikalar sonra düzene giren nefeslerim ve yüzümde kuruyan yaşlarımla bekledim.

Zamanın bu kadar yavaş ilerlediği ve bizim gün telaşı içinde aslında fark bile etmediğimizi acıda olsa kabullendim.

Çalan zil sesi ile abim yerinden doğrularak saçlarım arasına dudaklarını kondurunca fısıltıları geldi kulağıma.

~"Tamam abim, kalkma sen"

Başımı yastığa koyup ikinci kez çalan kapı zilini dinlediğimde bilincimi açık tutmaya çalıştım.

Gürültüyle açılan kapı ve içeri giren surete bakınca kıpkırmızı yüzü, kızaran gözleri ve titreyen elleriyle Aral'ı gördüm.

*"Aşkım"

Hızla yatağa doğru ilerleyip beni kolları arasına aldığında başıma,boynuma, yanaklarıma ve alnıma onlarca öpücük bırakarak iyi olduğunu bana anlatmaya çalışıyordu.

*"Özür dilerim. Özür dilerim haber vermedim sana. Aptal kafam unuttum."

İki elim göğsünde duruyor ve vücudum tirtir titrerken beni sarmasını hissediyordum.

Emir ve Yağız'ın da burada olduğunu abimle kulağıma gelen konuşmalarından anladım.

*"İdil" gözlerimin kapanmasına, omuzlarıma ağır gelen yükle halsiz düşmelerine engel olamamış, abimlerin ne zaman çıktığını bilmesem de Aral'ın kollarında kendimi uyurken buldum.

Yaşadığım korku ve stresi her zaman için unutmanın en kolay yolunu uyumakta bulduğum gerçeği bu kez beni daha da ürkütecek, kollarına sığınıp göğsünde uyuya kaldığım adamın yuvasından sıçrayacağım o şeyi gördüm.

Kapkaranlık bir ormanın içerisinde üstümdeki bembeyaz ve büyüyen karnımı tamamıyla belli eden bir elbisenin içindeki ben.

Karanlık, sadece kulağıma gelen rüzgar sesinin hareket ettirdiği ağaçların kımıldanışlarına eşlik eden onlarca karga ve tek bir insan sesi.

Bir kadın...

Tamamen siyahlar içine bürünen bedeni, üzerinde kargalar tarafından yırtıldığına inandığım siyah elbisesi paramparça olmuş, baktığım ve döndüğüm her yerde can bulan suretiyle ağzından çıkan hep aynı cümle.

"Bana yardım et"

-"Kimsin sen? " dedim etrafta yankı bulan sesimle bağırdım.

Bir var olup birde yok olan görüntüsüyle ben anlamamış gözlerle ona korkuyla bakıyordum ki, gözlerim daha demin beyaz ve tertemiz olduğunu gördüğüm elbisemin onun üzerinde ve benimde  çırılçıplak şişkinliği yok olan karnımla kalmamla açılınca hızla içinde olduğum rüyadan sıçradım.

Görüntüler değişse de ses ve cümle hep baki kaldı.

"Bana yardım et"

#Bölüm Sonu"

Ayyyy hellolar💃

Bölüm nasıldı?

En sevdiğiniz sahne?

Geleyim kritik soruya. İdil'in gördüğü o kişi kim? Tahmini olan?

"Bana yardım et" ne demek? Kim İdil'den ne gibi bir yardım isteyebilir?

Aral🥺

Çağdaş ve Aral ship xjxjxjxjdnxn

Sude'yi çok sevdim ben👄

Öneri ve istekleriniz?

Oy butonuna basar mısınız? Zor değil ya.

İnstagram: aynur7_a

Bölüm duyuruları için wattpad hesabını takip edin canlarım💕

kendinize hoşça bakın❣️

Seguir leyendo

También te gustarán

861K 41K 57
Asena; geçmişi kayıplarla dolu, hayata tutunmayı bırakmış genç bir ressam. Kutay; korkuyla anılan, sert kurallarla yaşayan bir adam. Birbirlerinin ka...
840K 39.9K 38
16 yaşında deli dolu kızımız hiç beklemediği anda ailesinin yalan olduğunu sıradan bir İstanbul kızıyken, Trabzonlu TÜFEKÇİ aşiretinin tek kız çocuğu...
Wattpad App - Desbloquea funciones exclusivas